TESEV’de yaptığım
konuşma metni1997 Diyarbakır’daki sempozyum yoksulluk üzerineydi
Diyarbakır’da yaşayan Kürtler şu tercihi yapmak zorundadır:
1.Avrupaya mı ait olacaklar Ortadoğu’ya mı ait olacaklar?
2.Siyasi çözümü mü öne alacaklar yoksa bireysel ve insani hakları mı?
Bunları şimdi açalım.
1.Bölgede yaşayan Kürtler Avrupaya dahil olmak istiyorlarsa T.C. yıkma anlayışından vazgeçmeliler çünkü Avrupa’ya ancak T.C.ile girebilirler. Avrupalı bakış açısı insani hakları, kadın haklarını ve bireyi öne alan anlayıştır. Bu bakış kadını ikinci sınıf olarak gören Ortadoğu’nun feodal ve geleneksel anlayışıyla taban tabana zıttır. Doğu ve Güneydoğunun erkekleri kadına bakışlarını değiştirmeden bölgede gerçek bir değişim sağlayamazlar. Ortadoğu’ya dahil olmanın bedeli ise kadınların ezilmesi ve kabile savaşlarını sürdürmektir.
2.Siyasi çözümü öne alan anlayış yanlıştır. Bu sürekli olarak insani olanı ,bireysel olanı ertelemekte ve ikinci plana atmaktadır. Şu tip anlayışlar totaliter zihniyeti beslemekte ve örgütsel baskıların kaynağı olmaktadır. Önce devrim olsun kadın haklarını sonra düşünürüz, önce bağımsızlık ve özgürlük kazanılsın sosyal ve ekonomik haklar nasıl olsa çözülür, önce kurtuluş sonra bireysel haklar . Bu anlayışlar güncel ve insani olanı ertelemeye ,örtmeye yarayan bir perdedir. İran’da devrimi yapan kadınlar İslam devriminin kendilerine özgürlük vermesi için 18 yıl beklediler ve bugün oylarıyla bu talebi ezici bir şekilde teblig ettiler.Gençler ve kadınlar haklarını istiyor ve özgürlük istiyorlar yani Batınının değer normlarını ,normalleşmeyi özlüyorlar. Ama İslami açıdan siyasi çözüm öne alındığı ve başarıldığı halde insani haklar, kadın hakları ve birey açısından yine sıfırdan başlanıyor İran’da bugün.
Önce siyasi çözüm isteyenler ideolojik ve siyasi inançları öne alarak yaşayan insanları göz ardı etmektedirler. Devlette aynı hatayı işlemiştir bölgede. Oysa Siyasi çözümün önüne alınması gereken burada yaşayan insanların dertleri , sıkıntıları ve yaşamlarıyla ilişkili her şeydir.
Ancak siyasi çözümü öne alan zihniyet yalnızca devlette değil bölgede de yaygın olarak savunulmaktadır.Bu bölge insanlarının gerçek sorunlarının öne alınmasını , öne çıkarılmasını engellemektedir. Oysa günümüzde gelinen nokta gerçekten insanı merkeze alan bir anlayışın politikasıdır. Bölgede günlük yaşam zenginliştirilmeli, kadın ve gençler yaşama katılmalılar.Kadın ve gençlerin haklarını öne alan bir mücadele yürütülmelidir.Bireyin özgün hakları siyasi çözümün önündedir. Bunun için önce zihniyetin değişmesi gerekir. Diyarbakır’da yaşayan Kürtler kafalarını değiştirmeden bölgede gerçek bir değişim mümkün değildir. Bölgedeki tüm ülkelerde İran’da, Irak’ta , Suriye’de görüldüğü gibi kafa yapısı siyasetten daha önemlidir.
Çünkü siyasi çözüm şartlarının doğduğu ortamlarda da insani olanı kadın haklarını, gençlik haklarını yine sağlayamadılar, kabile ilişkileri ve kendi siyasi dayatmaları devam etti. Oysa günümüz dünya sında politikanın gerçek merkezi bireydir ve insandır.Özlenen çağdaş ve modern ortamlar ancak insanı merkeze alan politikalarla sağlanabilir.
İnsan örgütten ve tüm siyasetlerden,ideolojilerden daha önemlidir.Yirminci yüzyıl tüm ideolojilerin, totaliter rejimlerin , herhangi bir siyasi amaçlı kurulan baskı düzenlerinin sonu oldu. 21. yüzyıl ise insan ve birey haklarının öne çıkacağı bir yüzyıl olacaktır.
En büyük ulusal varlığımız insan gücüdür ve bunun %52’si kadındır .
Bir çoğuunuz evde babanızın annenize harçlık verdiğine tanık olmuşsunuzdur.Kadınlar genelde “para verilen” konumdadır.Para kazanan kadın bile parasını aile için harcarken erkek parasını daha bağımsız harcama yetkisine sahiptir.Yapılan araştırmalarada görülen erkeğin para hakimiyeti %49 kadının ise %12 sadece.Kadının aklının paraya, bütçeye ermediğine inanılır,müsrif olduğu düşünülür. Kadın da buna inanır.Para terbiyesi olmayan kadın bütçe hazırlamayı bilmez. Gerçi bütçe için parası olmayana ne ne lazım! Çünkü dünya mal varlığıın bile sadece %1 ne kadınların sahip olması çok anlamlı . Kadınların iş yaşamında da yerleri sınırlı.Ücretlilerin sadece %15.4’ü kadın, ekonomik yaşamda kadınların payı %31,ekonomi dışı alanın %72’si kadınlardan oluşuyor.Yani kadın ekonomiye entegre değil.
Dünyada tüketilen yiyeceklerin yarısını üreten kadınlar gelirinin sadece %10’nu alabilmekteler.
Tarım sektöründe ise her yüz kadından sekseni düşük ücretle çalışıyor.Sektörler içinde en yavaş büyüyen tarım Ziraat bankasındaki tüm mevduatın %26’sı, kredilerin ise sadece %3’ü kadınların. Kadınlara açılan ticari krediler erkeklere oranla çok düşük. Oysa evin yükü kadının sırtında, alış verişi yapan ve aileyi doyuran kadın, bakımını yapan kadın, çocukları yetiştiren kadın. Kadınlar karşılıksız eviçi işlerden dolayı eğitimsiz, yorgun bir gün kapının önünde kalabilmekteler. Boşanan ya da dul kalan kadın çaresiz ve parasız.
Yaşamın dışında tutulduğu için de beceriksiz ve ürkek.
Tarım sektöründe ise her yüz kadından sekseni düşük ücretle çalışıyor.Sektörler içinde en yavaş büyüyen tarım Ziraat bankasındaki tüm mevduatın %26’sı, kredilerin ise sadece %3’ü kadınların. Kadınlara açılan ticari krediler erkeklere oranla çok düşük. Oysa evin yükü kadının sırtında, alış verişi yapan ve aileyi doyuran kadın, bakımını yapan kadın, çocukları yetiştiren kadın. Kadınlar karşılıksız eviçi işlerden dolayı eğitimsiz, yorgun bir gün kapının önünde kalabilmekteler. Boşanan ya da dul kalan kadın çaresiz ve parasız.
Parasız, mülksüz kadının yaşam modeli aile içinde erkeğe bağımlı ve gelecek güvencesi olmayan verimsiz kadındır.
Oysa kültürel ve ekonomik gelişmenin anahtarı kadındır. Ekonomide ve siyasette kadın yoksa o ülkede demokrasi yoktur. Liberal ekonomi yarım yamalaktır.Özgürlük ve demokrasi kadın erkek birlikte yaşatılabilir.Biz özgür değilsek, biz yoksulsak siz de yoksulsunuz.9