ŞIHLIK KURUMU

Nisan 20 2003Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

Şıhlık çok önemli bir kurum kültürel yapıda. O da aşiret gibi yavaş yavaş çözülme sürecine girmekle beraber geleneksel ruhta süren hükmü nü görmemezlikten gelemeyiz.Şanlıurfa bölgesindeki tasavvuf kültürü , tarikatlar ve zahidler çok eski bir geleneğin temsilcisi. Sabah namazından sonra ve akşam namazından sonra zikir ayinleri var. Kapalıçarşı esnafının işe başlarken yaptığı toplu duadan farklı değil birlikte zikir. Balıklı göl’ün insana huşu veren atmosferinde insanlar Hz.İbrahim’in güllerinin kokusuna karışan bir zikirde yenileniyorlar. Belki bu nedenle sanat tarihçisi Cihat Kürkçüoğlu’nun anlattığı yaşayan Urfa Kent platosu- Balıklı göl yapımında istimlak edilen evlerden hiç kimse dava açmamış, projeye halk,mimarı,kamu görevlileri ve Valisi sahip çıkarak başarılması çok güç bir işi başarmış.
Urfa tarih boyunca bir kavşak noktası . Emevilerden Osmanlı dönemine kadar tekkeler halkın ve padişahların siyasi anlaşmazlıkların siyasi arabulucu diplomatları, sırdaşları olmuş bölgede. Halkın her konuda başvurduğu tarikat ehli kadar şıh kurumu da önemli.
Bölgedeki tarikatların tarihsel listesi şöyle: Kübrevi, Sühreverdi, Ekberi, Şazeli, Bektaşi, Mevlevi, Bedevi, Desuki, Halveti , Nakşibendi. Ama tarikatların bir çok şubesi de vardır.En çok tarikat üreten Halveti dergahıdır örneğin.Nakşibendilerin ise Kaznaviler Suriye’den el alan Nakşiler, Arvasiler Van’a bağlı Arvas köyünden gelen Seyyid Ali Arvasi nakşiliği, Menzil şıh’ın etkin olduğu bir Nakşilik de var. Nakşilerden Şıh Mehmet Seyyidoğlu ile görüşmek istemedim olmadı. Onun üzerine Kızıldoruç köyünde Şıh Ahmed’e gittim . Şıh Ahmet şafi mezhebinden, seyyid sülalesinden.Ama en önemlisi şıh’ın mutlaka bir kerameti olmalı. Kerametsiz şıh olmak mümkün değil. Şıh Ahmed’in kerameti yılan sokan, akrep sokanları kendi okuduğu suyu içirerek iyileştirmek ve zehir içirilen Kaymakam beyin köpeğini hayata döndürmek. Akrep sokan insanın müthiş bir sancısı olur şıh ona bu sudan verince içer içmez ağrısı geçiyormuş hastanın. Köpeğin öyküsü ise; yedigün şişesine konan şıh’ın suyunu köpeğin ağzına sıkar sıkmaz köpeğin iyileşmesi.İki dakikada köpeğin kuyruğunu sallar hale gelmesi. Şıh Arapça konuşuyordu. En çok kadınlar ve çocuklar geliyor. Çocuğu olmayan kadınlar,erken doğum yapanlar ya da çocuğu ölenler, hasta olanlar mutlaka şıh’a başvuruyor.Bunalım geçiren bir yüzbaşının hanımı Ankara’dan gelmiş ve iyileşmiş. En son bir başkomiser çocuğunu getirmiş. Kağıt yapıyor ve okuduğu kutsal sudan veriyor. O musluklu su bidonu da odanın ortasında duruyor. Ortaasya’da da kutsal insanın yanında mutlaka kutsal su bulunuyor. Su kültü..
Geceleri kabus görenler gelirmiş. Korku nedeniyle en çok gelen kadınlar şıh’a. Şıhlar asla para almıyor,gelenler hediye getiriyorlar. Gönüllerinden ne koparsa, elinde ne varsa. İki kilo çay bir çuval pirinç gibi.Evlerinin ihtiyacı karşılanıyor ve geriye kalan takas yöntemiyle diğer ihtiyaçların karşılanmasında kullanılıyor. Şıhlar hep eski ailelerden. Şeyh müridi olmak saygınlık anlamı taşıyor ve bir ayrıcalık. Şıhlar sosyal organizasyon ve danışma merkezi gibi çalışıyor. Toplumsal ve kişisel psikolojik analizlerle insanları yönlendiriyor, tedavi ediyor, terapi yapıyor. Şeyhliğin bir güç merkezi olduğu gerçeği de göz ardı edilemez. Bölgede aşiret gibi bir güç odağı.
Siverek’de ocak diye anılan üç yer var. Ocaktan el almak eski bir gelenek.Buradakiler Hanefi mezhebinden.Viranşehir şafi ve namazları değişik olurmuş. Şıh’ın fanatik dini yaptırımları yok. İnsanın topluma uyumunu sağlıyor.Şıhlar günün şartlarına göre değişiyor, bilgi tazeliyor. Sohbet toplantıları yapıyorlar. İnsanları dini ibadetlerini yapmaları konusunda yönlerdirip, bilgilendiriyorlar.
Eskiden en büyük hikaye şıhların kerametlerinin anlatılmasıymış.Şimdi pek keramet hikayesi yok. Şıh Keko Mevlo’nun kerameti görüldüğü için askerlik yapmadığı anlatılıyor eskilerde. Arabayla giderken bir kayaya çarpacağız diyor ve sonra çarpıyorlar, şıhlar geleceği görür diyorlar. Kız istemeye karar verince önce şıh’a danışıp onun onayını alıyorlar. Onay vermezse evlenilmez.
Şeyh Mevlo elini öptürüp dörtlük okuyor herkese farklı farklı. Eğer geleni sevmezse, içine sinmezse ona elini öptürmüyor. Hıristiyanlıktaki, özellikle Güney Amerika’daki tutum ve davranışlarla çok yakın bir benzerluik gösteriyor.Orada da azizler ve azizeler,Meryem Ana idolü böyle bir güce sahip.Dizlerinin üstünde yürüyerek tavaf ettikleri kutsal mekanları düşününce bizdeki şıhlık kurumunun nasıl bir toplumsal ihtiyaca cevap verdiğini anlamak zor değil.
Bölgede Kadiriler ve rıfailer de fazla. Ama gazeteciyle konuşmaktan kimse hoşlanmıyor, güvenmiyor.
Menzil’deki meşhur şıh ve oğlu ise Batılı giysilerle dolaşan insanlar dediklerine göre. Dışarıdan bakınca şıhların hiç bir farkı yok sıradan insandan.Bölgede gerek aşiret,gerek ağa gerekse şıh hep kolay ulaşılır ve danışılır kimlikler. Bunların özelliği halktan gelen her sınıf insana eşit muamele etmeleri ve yardımcı olamları, onları maddi ya da manevi olarak rahatlatmaları, umut dağıtmaları hatta diyebiliriz. Şıhlar dini semboller kullanmakla birlikte sürekli ibadet eden biri değil.
Bunlar genelde çok kadınlı evlilik yapıyor ve çok çocuklu. En çok başlık parası şıh kızlarına ödeniyor.
Anlatacak daha çok şey var Urfa biter gibi bir destan değil. Ben orayı araştırmanın ne kadar hayati olduğuna bir kez daha inandım. Kırlar aşireti beni aramış bizi unutmuşsunuz diye. Bölgede sadece on gün geçirdim malesef.
—————————————————————————————–
Viranşehir Kaymakamı Ahmet Saraç bana bölgedeki farklı dinlerin nüfusu sayıyor: Hıristiyan- Ermeni -Gregoryan bir erkek , bir kadın, Ermeni -Katolik 16 kadın 13 erkek ,Yezidi 3975 kadın 3858 erkek, sünnetsiz Süryani 30 erkek, 21 kadın, Keldani 3 kadın 5 erkek ama şu anda oturan Keldani yok. Bu tablonun gösterdiği gibi Urfa ve civarı tüm dinlerin, kültürlerin birbirini selamladığı, oturup konuştuğu bir toprak. Doğudan Batıya ,Batıdan Doğuya büyük göçler yaşamış, hala da Hicaz yolu,Hac yolu üstünde buralara uğranıyor. Yezidilerden çok fazla hane Almanya’ya göçmüş. Yezidiler Ramazan’da sadece üç gün oruç tutarlarmış.Ermeni tehcirinde Süryani olan Ermeni çok olmuş. Bölgede bu dönme Süryaniler de var. Bölgede Milli aşireti bir konfederasyon gibi 22 alt aşiretetn oluşuyor. Yezidiler de bu aşiretten. Yezidi köyü Burç’a gidiyorum. Kürtçe konuşuyor Yezidiler. Basından hoşlanmıyorlar ama muhtar beni ağırılyor. Yok bir farkımız kimseden diyor ısrarla. Hep birlikte kuzu tandır yiyoruz ve kuzunun kafasını konuğa ikram ediyorlar. Kuzunun küçücük diline takılıyor gözüm. Mutlaka tepsinin ortasında kelle geliyor çünkü bu koyunun yeni kesildiğinin, sizin şerefinize kesildiğinin ispatı. Bu nedenle size ikram ediliyor. Viranşehir’de kahvaltı yemeği de pilav üstü et. Kelle paça ise çok makbul. Şelengo ve ayran var yanında. Şelengo buraya özgü bir tat.Salatalıkla kelek arası bir biçimde ve tatta.İzmir’in acurunu andırıyor.Ben kadınlarla konuşmak istiyorum .Muhtar gelip kadınlara Kürtçe ona fazla bir şey anlatmayın diyor. Yüzü ve elelri dövmeli karısının mavi gözleri ışıl ışıl. Kızları Almanya’da yaşıyormuş.Kızlar yerel giysilerle fotoğrafları çekilsin istemiyor.Babah güneş doğarken ve akşam gün batımında dua ettiklerini söylüyorlar. Tabutla birlikte gömülüyorlar,altın dişleri,yüzükleri alınmıyor.Ziynet eşyasıyla gömülme geleneği var. Taziye yemekleri kırk gün süren bir seremoni. Onların şeytana taptığı söyleniyor ve şeytana “Melek Tavus” diyorlar. Biri diyorki annem bize çocukken tembih ederdi onların yanında şeytan demeyin diye. Birlikte yaşama kültürürnün en güzel inceliklerini görüyorum bu insanlar arasında. Nemrut’un Tahtı denilen tarihi yerde Süryani kilisesi var. yezidiler şıhlarına para verip cennetten yer alırmış eskiden. Çocukken bir Yezidi’nin etrafına daire çizerdik ve biz onu silene kadar oradan kıpırdayamazdı diye anlatıyorlar.
Muhtar İbrahim Burç Mesekkan aşiretinden.Eskiden şıh çoktu şimdi hepsi Almanya ‘ya kaçtı diyor.

Fethullah Gülen cemaati 9 ilçede yurt yapmış ve hepsinde etüt var.Çünkü lise eğitimi çok yetersiz onları ayrıca yetiştiriyorlar. Urfa merkezde 5 yurt,Feza dershaneleri var.Özel Murat Lisesi,Özel Çağlayan Kız lisesi yeni açılan ve ilk okul var. Urfa il şampiyonları Siverek’den çıkmış.Benim tanıştığım veteriner Osman bey’in köyünden alınıp bu cemaatin bursuyla okuması ilginç bir öykü. Osman beyin kardeşi PKK’ya üye ve çarpışmada öldürülüyor. Bu yoksul ailenin diğer erkek evladı olarak belki bende çıkardım dağa diyor ama cemaat onu veteriner olarak bölgeye kazandırmış.Şimdi kendi ilçesinde görev yapıyor, halkının yardımına koşuyor. Bilecik ilçesinde kuduzdan ölen 16 yaşında bir gencin yasını tutuyordu. Köylüler bilinçsiz,bu çağda hala kuduz var diyor. Bölgede eğitim acil ve bekleyemez bir uygulama. Zeki çocuklar heder olmasın diye okutuluyor. Cemaat bölgede eğitimi ve modernizmin temsilcisi. Geleneksel olanala aynı anda modern dünyanın nimetlerini sunuyor;bilgisayar gibi, ingilizce gibi ….
———————————————————————————————Urfa merkez’de ,Siverek’de Tekel’in şarap fabrikaları var.Bozova’da bağcılık var. Bölgede en çok kaçak viski ve rakı içiliyor. Tatile gitmek çok yaygınlaşmış ailece gidiliyor. Köylüler Mersin’e ,Kız kalesine gidiyormuş.Köklü aileler İstanbul Yalova’ya, Gökçedere’ye. Bekarlar ve ögrenciler Akdeniz’i tercih ediyor. Bir adam ilk kez denizde mayolu kadınları görünce dili tutulmuş, böyle farklı bir kültürü benimseyip şimdi uyguluyor insanlar.Urfa’dan yaz nedeniyle göçenler büyük bir tatil harcamasını dışarıda yapıyor.
——————————————————————————————–

300- 500 kuşu olan insanlar var Urfa’da.Tanesi 500 milyona güvercin satılıyor.Birisi dedesine verilen Kapaklı köyüne karşılık dedesinin kuşunu vermemesinin öyküsünü anlatıyor. Adı Atlas’mış kuşun, soyadı kanunu çıkınca adını Atlas diye almış.Rüyada kuş görülmesi iyiye yorulur.Halk hekimliğinde konuşma güçlüğü çeken çocuklara kuşun içtiği su içirilir, ağzına kuş sokulur ya da kuş eti yedirilir. Şanlıurfa’nın merakı kuşçuluk ,kapalıçarşıda paçalı güvercinlerini besleyen esnafla söyleşip kuşdili muhabbet ettik. Kuş takıları bir alem, ayaklarında halhal,kulaklarında sarı madenden işlemeli küpeler, boyunda duran gerdanlık.Bu takılarla kuşlar damda ya da hayatta yürürken çok güzel sesler çıkartırlarmış.Kuş takaları denen kuş evleri eski urfa evinin gözbebeği.

Yorumunuzu Paylaşın