Avrupa Birliğine girmemiz Avrupalı sayılmamız için yeterli mi acaba? Ya da soruyu şöyle soralım: Avrupa Birliğine girmeyi neden istiyoruz?
Avrupalı sayılmak için mi yoksa Avrupada serbest dolaşmak için mi? Yoksa Avrupalı olmak bir üstünlük madalyası mı hayallerimizde?
Başbakan Tayyip Erdoğan daha fazla çoğalmayacağımızı ve serbest dolaşmadan da Avrupalı olabileceğimizi söyledi göl kenarında.
Türkler Osmanlı İmparatorluğu döneminde Avrupalı bir imparatorluk kurdular. Avrupada toprakları oldu. Son iki yüz yıldır da Avrupalı olmak için eğitimde, orduda, hukukta birçok reform yaptık. TCnin kuruluşu reformları radikal bir şekilde yaşam biçimine çevirdi. Elbette, kültürel ve sosyal değişimler elektrik düğmesine dokunmakla oluvermezler. Doğu ve Batı arasındaki topraklarda yaşayan Türklerin kültürel, sosyal yapıları Doğulu felsefeden besleniyordu ve buna Batılı şekiller vermekle iş bitmedi.
Günümüzde Doğu kültürüne baktığımız zaman Batı ile aramızdaki en temel farklılığın kadın meselesinde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Batıda kadınlar kendi mücadelelerini vererek zorlu bir yol aştılar, hukuki haklarını aldılar. Yoksa Batıda ve Doğuda kadına bakış arasında çok fark yok. Tam tersi bile söylenebilir. Batıda kadın bir şeytan ve cadı olarak yakıldı ortaçağda. Bugün kadına yapılan zulüm, eziyet ve haksızlığın en büyük kaynağı olarak din gösteriliyor. Bu konuda en çok suçlanan da İslamiyet. Oysa Budist Çinde kadınlara bakış ve yapılanlar inanılır gibi değil. Bugün bile Çinde tek çocuk yasası yüzünden aileler kız bebeklerini öldürüyorlar. Japonya Şinto dininden ve kadının toplum ve aile içindeki konumu ikincil. Afrikada animist ya da Hıristiyan topluluklara bakın, yine kadın çok aşağılanır. Bunu anlatmakta amacım Doğuda kadının ezilme nedeni din değil, ataerkil gelenekler, yaşam tarzı ve din gibi gösterilen inanışlardır. İslamiyetle hiç ilgisi olmayan birçok gelenek Müslümanlık postu altına gizlenmekte. Erkek iktidarı buna cevaz vermekte.
Bir de; Turhan Selçuk karikatürlerindeki takkeli, tespihli, cübbeli, sakallı gericinin ardında yürüyen dört kadın şablonunu tek İslamcı şablon olarak işlemeye devam eden yazarlar var. Israrla İslamcı formatı gerici şablona tıkıştırmak istiyorlar. Bu konuda bazıları o kadar ileri gidiyor ki Tayyip Erdoğan örtülü bir eşe sahip bir lider olarak nasıl gider de göbeği açık koşan atletimiz Süreyya Ayhanı teşvik eder diye hesap soruyorlar! Pes yani! Kim daha gerici acaba?
Batı ataerkil gelenekleri kadını hukuk devletinin kanatları altına alarak kırabildi. Aydınlar da kadınlara destek verdi. Kadını ülkenin vatandaşı kabul eden, ona olumlu ayrımcılık yaparak toplumda konumunu eşitleyen Batılılar Türkiyeyi bu konuda beğenmiyor… Kadınlar için yeni yasalar hızla çıkarılmalı ve kadınlar sosyal köle olmaktan kurtarılmalı. Çünkü Türkiyenin gelişmesi ve demokratikleşmesi buna bağlı. Erkekler iktidarı kaybetmesin diye Türkiye geleceğini kaybedemez. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, haydi kızlar okula kampanyasını bir rock konserinde kadınlar eğitilmeden çağdaşlaşamayacağımızı söyledi gençlere. Güneydoğuda okumak için ölümü göze alan kızları çok gördüğüm için bu projeye önem veriyorum.
Türkiyenin Avrupalı olma şansı kadına verdiği değerle ölçülecek. Dünyayı izleyen herkes kadın ve erkeğin ortak bir sosyal, ekonomik yapılanma içinde ülkeyi kalkındırdığını görüyor.
ABye girmemiz için kadını toplumsal hayatın içinde daha fazla görmek gerekiyor. Kadınlar kendi hayatları hakkında karar verebilmeliler. Okumak, eş seçmek, istediği yerde yaşamak, çalışmak, kendi iradesi ile giyinmek, her konuda karar vermek, girişimcilik, politik özgür irade sergilemek ve de karar merkezlerinde bulunmak onun hakkıdır. Daha güçlü bir Türkiye için birlikte hayatı kurmalıyız. ABye giden yol kadınlardan geçiyor.