Bush, önündeki seçimlerden yenilerek çıkarsa ve yeni başkan Iraktan çekilme kararı alırsa Türkiye ne yapacak?
Bush seçimleri kazanırsa ve Ortadoğuda kalacağını dünya aleme yeni projeleriyle duyurursa Türkiye ne yapacak?
Strateji oyunlarında her olasılık üzerinden yapılan tahminler ve projelendirmeler zihin açmak için kullanılır.
Türkiye her olasılıkta nasıl bir pozisyona düşeceğini ya da ne yapacağını önceden planlamak zorunda. Bu konuda kervan yolda düzülmüyor, olsa olsa soyuluyor.
Ortadoğuda üç ana akım daha ateşli bir yarışın içine girmektedir:
Vahabilik, Şiilik ve modernize olan Sünni gelenekle Osmanlı medeniyeti ve kültür sürecinden çıkan Türk İslam anlayışı.
Vahabilik bugün ABD tarafından bile terörizmin yetiştiği bataklık olarak kabul görmektedir. Vahabilik, Osmanlı döneminin de en saldırgan ve gerici akımıdır. Türklere ve Türk Müslümanlığına saldırıları 1800lü gazetelerde belgelenmiştir. Vahabilik asla global hoşgörü içermez, hatta kendine benzemeyen Müslümana bile Müslüman demez. Bölgede bana bu çok söylendi.
Şiilik ise Ortadoğuda yayılma politikası güden ve politize olmuş bir akımdır. İrandaki Humeyni politikalarıyla düşman kazanmıştır.
Türk İslam anlayışı dünya sahnesine çıkmak bir yana, Ortadoğuda bile sahneye çıkmamaktadır. Türkiyenin yerim dar diye oynamayan yeni gelin misali utangaçlığı artık anlamsız hale gelmiştir. Batının bile farkına vardığı ve Amerikanın konuştuğu Türk İslam anlayışı bizim aydınlarımızda hâlâ ayıplı bir konu!
Avrupada Avrupa İslamı diye teoriler geliştiren, projeler yapanlar bile Türk İslam anlayışını göz ardı ederek örnek olarak Fası göstermektedir. Fasın model olmasının imkansızlığı tarihsel bir tespittir.
Milyonlarca Türkten ve onun aydınından, politikacısından, kültür üreticisinden tık yok!
Bugün ana sorun Iraka asker gönderip göndermemek değil. Türkiye, Ortadoğunun modernleşmesinde ne kadar rol alacak? sorusu önemli.
Hem ülke içi modernleşmeyi omuzlamaya, hem Ortadoğu ve Arap dünyasındaki değişime önayak olmaya çalışan AKP yıllardır ertelenen reformları yapmaya çalışıyor. Diğer yandan da tarihin ve milletin kendine verdiği modernleşmeci rolle kendisinin oynamak istediği muhafazakar rol arasında sıkışıyor.
Batı Osmanlıdan beri Türkiyeye modernleşmenin, taleplerinin girmesi için uğraşırken Atatürk bunu dayatmayla değil, Türk milletinin kendi talebi olarak gerçekleştirdi. Modern yaşamın içselleşmesinde bu talep yeterliydi. Bugün Batı ile bizim bu konuda menfaatlerimiz örtüşmektedir. Ortadoğuda zalim hükümdarlar, açlık, yoksulluk ve eza, cefa olması politik olarak da insani açıdan da istemediğimiz bir durum.
Türkiyenin modernleştirmeci rolü Batılılara vermek yerine kendi alması gerekir. Çünkü bu topraklarda yüzlerce yıllık Türk kültürü, Anadolu yaşam tarzı ve kültürü içinde modernleşme sağlanmış. Bunun kökleri burada. Türkiye modern İslamın temsilcisi, global hoşgörüye sahip.
Bu modernleşmeci rolüyle Türkiye öncülük yapmalıdır.
İzolasyon politikasının kimseye bir yararı dokunmayacaktır. Zaten böyle bir dünyada izolasyon mümkün değildir. Türkiyenin Iraka asker göndermesi tartışılacak gibi değil, zaten askerlerimiz on yıldır K.Iraktalar.
Demek zaruriyetler sınırları deliyor. K.Irak kaderine terk edilemez. Kürt gruplarla çatışma değil, işbirliği gerekiyor. Türkiye bütün bölgede bir arada yaşama projesinin de mimarı olmalıdır.
AntiAmerikancılık uzun vadede Türkiyenin çıkarlarını zedeler.
Cesaretle kendimize ve kültürümüze güvenelim. Sahnede yerimizi görelim.
Çünkü Ortadoğu kolay durulmayacak.