ÖTEKİ
KENDİ KİMLİĞİNİ EKSİKSİZ TANIMLAMAYAN “ÖTEKİ” NE GEÇİT VERMEZ
“Kişisel yada kolektif kimliğin özdeşleştiği değerler sistemi ne kadar belirgin ise, birey kendini ne kadar eksiksiz ve nihai olarak tanımlamışsa, o bireyin yada toplumun kendi dışındakiler ile arasında oluşturduğu sınırlar o kadar kesinleşir. Ayırımlar belirginleşir. Kimlikler birbirlerine geçit sağlamaz olurlar. Kimlik gücünü bu sınırlarla korunmuş aidiyet duygusundan alır.
Ancak kişiyi yada toplum kimliğini tanımlarken bu kimliği statik, değişmez bir yapıya indirgediğinde tehlikeli boyutlar da alabilir, ve yaşadığımız ve gördüğümüz hep almakta da. Kimlik, henüz tanımadığı için yabancı diye tanımladığı hiçbir kimseyi kapısından içeriye sokmayan bir eve yada ev sahibine dönüşebilir. “*
Türkiye çoklu kimliğini kabullenmekte zorluk çekiyor. İdeolojik bölünmüşlükler ve şartlanmışlıklar ,maalesef, kimliğimizin her yönüyle onaylanmasını imkansız kılıyor. Bu da kimliklerin çarpışmasına ve düşmanlığına neden oluyor.
Bu kimlik arayışı sadece bizim sorunumuz değil. Ulus devletten ortak bir Avrupa kimliğine geçmek isteyen AB’nin de ciddi sorunu. Çünkü çoklu kimlik edinmek sanıldığı kadar kolay değil. Avrupa’nın üstelik çok katı ulus devlet anlayışı,sınıf bakışı da buna engel olmakta. Yine de Avrupa ortak kimlik konusunda ısrarcı davranıyor. Bu konuda sayısız siyasi çalışma kadar akademik çalışmalar yapıldı ve yapılıyor. Avrupa “çok kültürlü”lüğü bile henüz sindirebilmiş değil.
KİMLİĞİ COĞRAFİ SINIRLAR DEĞİL KÜLTÜREL SINIRLAR BELİRLER
27milyon kilometre karelik Osmanlı topraklarının kültürel sınırı devam etmektedir. Bu sınırları coğrafi sınırlarımıza indirgememiz mümkün olmamıştır. Olamaz da. Bu kültürel sınırlarımızın farkında olarak politikalar belirlemek zorundayız. İşte , bu nedenle Iraklı Türkmenler bizim gözümüzün içine bakıyorlardı.
Ya birini ya ötekini değil, her ikisini de yan yana barındırabiliyordu bizim kültür yapımız ve değerlerimiz. Bugün ne oldu? Vizyonumuz yok.
“Buna karşılık- bu çok boyutlu kimlikleri yalnız benzerlikleriyle tanımak ve sadece evrensel değerleri onaylamak yerine, farklılıklarıyla da tanımaya çalışmanın ve bunları her yeni bağlamda yeniden değerlendirmenin iletişimi kolaylaştıracağına inanıyorum.”*
Türkiye farklılıkları tanımayı red ederek yol alamayacak olduğunu artık görmelidir. Bu savaş konusunda bile farklı düşünceleri anlamak,düşünmek yerine üstüne yürümek tercih edilen yol. Dikkat edin ,ben farklı düşünceleri onaylamak demiyorum,sadece anlamak ve üstünde düşünmek diyorum. Bu önemli bir eksik Türkiye’de. Ne acıdır ki, entelektüel olması gerekenler de bu konuda insanları yanıltmakta. Ajite etmekte. Hakaret ederek makale yazmayı “aydın”lık bir durum saymakta. Savaş karşıtı olunca tüm dünyayı anlamış olmuyor kimse. Keşke bu işler o kadar kolay olsaydı.
Biz Türkiye’de tartışarak bilgilenmeyi, uzlaşmayı başaramıyoruz. Bunu isteyen de yok. Sadece benden ol yeter mantığı egemen. Bu gelişmenin ve dostluğun önünde engeldir.
*Prof.Şara Sayın’dan alıntı