Medyada yer almak için ölmek lazım!

Haziran 2 2009Yorum Yok Kategori: Güncel

Türkiye’de ikiyüzlülüğün son örneği maalesef kaybolan Fransız Havayollarında hayatını kaybeden Ceren Necipoğlu haberlerinde!
Ceren Necipoğlu gibi sanatçı, nitelikli “rol model” ler neden medyada canlıyken yer bulamıyor?

Brezilya açıklarında radardan kaybolan Fransa Havayollarına (Air France) ait uçağın içindeki 216 yolcudan birinin Anadolu Üniversitesi öğretim görevlisi Fatma Ceren Necipoğlu olduğu bildirildi.

Anadolu Üniversitesi (AÜ) Devlet Konservatuvarı Piyano bölümünün çok başarılı görevlisi Fatma Ceren Necipoğlu’nun (37) ne kadar değerli bir sanatçı olduğunu ancak ölünce öğrenebildik!

Brezilya’da düzenlenen 4. Rio Arp Festivali’ne davet üzerine katılıp iki resital veren Necipoğlu’nun
Hiç konserini veren bir kanal duydunuz mu?
Yoksa ünlü röportajcılar onu buldular da Pazar eklerinde bize tanıttılar mı diye soralım. Hemen ellerinin altında, ahbap çavuş ilişkisi içindeki adamları/kadınları tanıta tanıta beynimizi köreltenler neden Türkiye’nin Ceren’lerini görmezden geliyor?

Necipoğlu’nun sanatının baharında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sürmeli:
”Başarılı bir sanatçı olarak öğrencilerine kol kanat geren bir arkadaşımızdı. Öğrencilerin başarılı olmaları için gece gündüz çalışan eğitime ve sanata düşkün bir insandı. 24 Mayısta başlayan ve 1 Haziranda sona eren 4. Rio Arp Festivali’ne katılmak için davetli gitti, iki resital verdi.”

Ne zaman arp konserlerine hazırlanan çocuklarımız, Pazar günü arka arkaya yayınlanan magazin programlarından fırsat bulup milletle tanışabildi?

Adam kesenler,tecavüzcüler,ruh hastaları,çocuk doğrayanlar, kitle halinde katliam yapanlar, meydan savaşları,saldırgan portreler çocuk ve gençlerimize “rol model” olmak için daha fazla görünüyor ekranlarda.Bunun dengesi asla gözetilmiyor,tam tersine beyne çivi çakar gibi “az sonra” edebiyatıyla nesiller zehirleniyor.Sanatçı diye kendini satışa sunanların aşk meşk hikayeleriyle dolu ortalık.

Çocuklarınıza arp sanatçısı olmanın erdemine,arp dinlemeye, müzik denince radyo dışında milli veya uluslar arası alanda başarı örneklerimizi öğretmeye ne zaman başlayacağız?

Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı, medya ve entelektüel geçinen ki ellerinde bir çok iktidar bulunduğu halde bunu toplum yararına kullanmayanlar, utanacak mı acaba?

Ceren Necipoğlu’na Allah’tan rahmet ve ailesine baş sağlığı diliyorum. Kısa yaşamında ülkesi ve milleti için gurur kaynağı olduğu için müsterih olunuz.
Necipoğlu’nun özgeçmişi

Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda 2001 yılından beri öğretim görevlisi olarak görev yapan Fatma Ceren Necipoğlu, İstanbul Pendik Merkez İlkokulu’ndan 1984 yılında mezun oldu.
İstanbul Alman Lisesi, İstanbul Belediye Konservatuvarı arp bölümü, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı arp bölümünde eğitim alan Necipoğlu, 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Yarı Zamanlı Arp Bölümü ileri devresi ile Boğaziçi Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık Bölümüne devam etti. 1997 yılında buradan mezun olan Necipoğlu, Louisiana Devlet Üniversitesi Müzik Fakültesi Arp Sanat Dalında 1999′da, Indiana Üniversitesi Müzik Fakültesi Arp Sanat Dalında da 2001 yılında yüksek lisans eğitimi aldı. Fransızca, İngilizce ve Almanca’yı iyi derecede bilen Necipoğlu, 2001 yılında AÜ Devlet Konservatuvarı’nda öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı.
Üniversitede Arp sanat dalının kurulmasına öncülük eden bekar Necipoğlu, 61 sanatsal etkinlikte yer aldı.
Anne ve babası İstanbul’da yaşayan, AÜ’nün ulusal ve uluslararası üç projesinde görev alan Necipoğlu’nun ”World Harp Congress” adlı Uluslararası Dünya Arp Kongresi Birliği ile Arp Sanatı Derneği’ne üyeliği bulunuyor.

Yetiştirdiği öğrenciler de başarılı

Necipoğlu’nun kendisi gibi yetiştirdiği öğrencilerin de birçok başarısı bulunuyor.
10. Dünya Arp Kongresi Genç Arpistler Konserleri kapsamında Arp Sanat Dalı öğrencisi Elif Güngör (18), 30 ülkeden seçilen 35 genç arpistten biri olarak Amsterdam’da Temmuz 2008′de bir dinleti sundu.
Slovenya Arpistler Derneği’nin Haziran 2007′de düzenlediği 1. Uluslararası Slovenya Arp Yarışması’nın 16-19 yaş kategorisinde Ece Yavaş birinci, 12-15 ve 16-19 yaş kategorilerinde Ceyda Çakır (15) ve Elif Güngör üçüncülük elde etmişti.
İngiltere’de Mart 2006′da gerçekleşen 1. Uluslararası Wales Arp Festivali Arp Yarışması’nın 16 yaş altı gençlik kategorisinde de Ece Yavaş ve Elif Güngör yarı finalist olmaya hak kazanmışlardı.
2 Haziran 2009

NEVVAL SEVİNDİ

Eleştiren herkesi “otur oturduğun yerde” diyerek susturulması, farklı yorumlarla araştırmalar yaparsınız saldırırlar size “otur oturduğun yerde” derler Umur Talu güzel yazmış bu Türkiye’nin baş belası tavrıdır:
Haddini bil, otur oturduğun yerde…
Bu kadar işte.
Neslin baban, ceddin deden… hep aynı işte.
Bu memlekette cumhuriyetçi geçinen kimine neden cumhuriyetçi denemeyeceğini, demokrat geçinen kimine neden demokrat denemeyeceğini anlamak istiyorsanız…
Tabii, söz Meclis’ten dışarı, belki de o bizzat sizsinizdir…
Bu tavra bakacaksınız.

***

Birisi, birilerinin aşağılanmasına tepki koyarken dahi, azıcık bekleyecek, onun dönüp de başkalarını aşağılayıp aşağılamadığından emin olana kadar nefesinizi tutacaksınız.

***

Memleketimizin nice güzide kurumunun bu slogan üstünde ilelebet payidar olmaya çalıştığını, kaç olursa olsun, bu yaşınıza kadar idrak etmişsinizdir.
Muhtemelen de onun, ya “had bildiren” yahut “haddini bilmesi istenen” veya sessiz sedasız “haddini bilen”…
“Oturduğu yerde oturan” ya da açıcık diklendi mi “oturtulan” deneyimlerini, her fani gibi, mutlaka tatmışsınızdır.

***

Hadi bana “En bi cumhuriyetçi” bir kurum söyleyin ki, tüm sistemi amirin “otur oturduğun yerde, haddini bil” şiarı üstüne oturmamış olsun. Ama ister astına, ister astı gördüğü tüm millete.
Hadi!
Hadi bana “En bi demokrat”, ama ister muhafazakârı, ister sosyali, ister liberali olsun, bir kurum söyleyin ki, orada “liderlik” aynen öyle “haddini bil, otur oturduğun yerde” kılıcını kuşanmamış olsun.
Ama ister altındakine, ister altında saydığı tüm millete.
Hadi!
Bana cumhuriyetçiler gösterin ki, halkı aşağılamasın…
Demokratlar gösterin ki, “halkın aşağılanmasına” isyan ederken dönüp kendi de aşağılamasın…
Onun bu tavrına kızan o cumhuriyetçiyi bir daha gösterin ki, kendisi zaten halkın en az yarısını aşağı bulmasın!

***

Bakın, bu rezillik bu memleketin lanet kısır döngüsüdür.
Bunun üstüne hakiki bir insanlık, kardeşlik, cumhuriyet, demokrasi, hukuk devleti, özgürlük, eğitim, akıl, fikir ve vicdan oturtulamaz.
Hadi aile bir yana diyelim…
Okula git, haddini bil, otur oturduğun yerde.
İlk ile lise bitsin, var üniversiteye; haddini bil, okur oturduğun yerde.
Askere git ya da hepten asker ol; haddini bil, otur oturduğun yerde… yürü yürüdüğün yerde, alçak sürün süründüğün yerde.
İstersen en çağdaşından bir işyerine gir, misal bir bankada çalış; haddini bil, otur oturduğun yerde.
Siyasete gir, çaba harca, ağzını aç, az itiraz et; haddini bil, otur oturduğun yerde.
Milletin bir kısmını başbakan azarlasın, bir kısmını komutan fırçalasın…
Ve daha beteri, herkes kendi mikro çöplüğünde bile, borusu öttüğüne, başbakanlık taslasın, komutanlık dayatsın, haddini bildirsin, oturtma çeksin!
Yediden yetmişe yediğimiz içtiğimiz insan ilişkisinin esası ve esansı bu had ve oturtma olsun!

***

Cumhuriyetçilik öyle laiklik ezberiyle olmuyor paşam…
Demokratlık öyle iki buçuk özgürlük talebiyle dolmuyor sultanım.
Açıkçası…
Cumhuriyet varsa, siz paşa değilsiniz zaten!
Demokrasi varsa, siz sultan değilsiniz zaten!
Hukuk devleti filan varsa hele, siz de azcık haddinizi bilin, oturun “millete buyurmak için değil, millete hizmet için geçici süre için” oturduğunuz yerde!
Sabah 4.Haziran.09

Yorumunuzu Paylaşın