İçişleri Bakanı teşhis edemiyor
İçişleri Bakanı Atalay dün İnegöl ve Hatay’daki olaylar için “siyasi ve ideolojik değil” diye konuştu. Teşhis yanlışsa, tedavi mümkün değildir. Sayın Atalay’ın teşhisi yanlıştır. Çünkü PKK’nın talimatlarını uygulayan BDP’nin her davranışı siyasidir. BDP yeni ilan ettiği “özerlik” siyaseti için her yerde Türk-Kürt çatışmasını körüklüyor. Bunun kökeninde ideolojik olarak BDP’nin “ayrılıkçı milliyetçilik” politikası var. AKP’nin hedefsiz “Açılım” politikası, Kürt ayrılıkçılarını cesaretlendiriyor, çatışma ortamını körüklüyor.
Kerem Çalışkan-Euractiv.com.tr Yayın Yönetmeni
Türkiye Türk-Kürt çatışmasına sürükleniyor.
AKP Hükümeti farkında değil.
AKP Hükümeti’nin İçişleri Bakanı Beşir Atalay dün konuştu.
İnegöl’de yaptığı açıklamada İnegöl ve Hatay olayları için “Siyasi ve ideolojik değil” dedi.
Atalay fena halde yanılıyor.
Çünkü olaylar hem siyasi hem ideolojik.
Siyasi, çünkü PKK ve BDP’nin “Kürtlere demokratik özerklik” siyaseti tarafından kışkırtılıyor.
İdeolojik, çünkü arkasında PKK ve BDP’nin “ayrılıkçı milliyetçilik” ideolojisi var.
Atalay bu iki konuda yanıldığı için AKP Hükümeti olaylara doğru teşhis koyamıyor.
Ne olduğunu anlamıyor.
Teşhis yanlışsa, tedavi mümkün değildir.
AKP Hükümeti’nin teşhisi yanlış, zaten tedavi de edemiyor.
Çünkü AKP hükümeti, hedefsiz, belirsiz ve muğlak “açılım politikası” ile Kürt ayrılıkçılarının değirmenine su taşıyor.
Attığı her adım PKK ve BDP’yi cesaretlendiriyor.
Açılım politikasının verdiği cesaret ile BDP’liler Türkiye’de yaşayan Kürtler için “demokratik özerklik” ilan etme aşamasına geldiklerini düşünüyorlar.
Bu anlayışın sonucu olarak “iki taraf da silah bıraksın” gibi abuk bir söylemle sözde barış çağrıları yapan Diyarbakır’daki STK’ların temsilcisi Diyarbakır Baro Başkanı “Ordu, silahlı grupların olduğu yerde gezinmesin” gibi taleplerde bulunuyor.
İşte BDP’nin “demokratik özerklik”ten anladığı tam da budur.
PKK’lı çetelerin kontrolünde “Kürt özerkliğinin yaşandığı ve ilan edildiği bölgeler” yaratmak.
AKP sınırı ve çizgisi belirsiz “Açılım politikası” ile Kürt Siyaseti’nin parlamentodaki temsilcisi BDP’de bu tür bir “Kürt özerkliği” umudu yaratmıştır.
Bunu kendi PKK’lı milisleri ile kurup savunacakları güce ulaştıklarını düşünüyorlar.
Bu düşüncenin bile ne kadar tehlikeli olduğunu fark etmiyorlar.
Ne yazık ki, anlaşılan Hükümet temsilcileri de fark etmiyor.
Şimdi İnegöl’de, Hatay’da patlak veren yerel çatışmaların ardında BDP’nin körüklediği bu umut ve cesaret vardır.
PKK’nın körüklediği politika budur.
Her basit olayda, Ege’de, Anadolu’nun herhangi bir yerinde kız meselesinden, kumardan, borçtan, mahalle maçı kavgasından, bahçeye tavuk girdi kavgasından çıkabilecek herhangi bir çatışma, PKK ve BDP’liler tarafından Türk-Kürt çatışması yönünde körüklenmektedir ve körüklenecektir.
Neden?
Nedeni bellidir.
Türkler ve Kürtler bugüne kadar tüm kışkırtmalara rağmen, karşıt kamplar haline gelmemiştir.
Birbirine düşmanca bakan kamplar oluşmamıştır.
İşte şimdi bu kamplaşma yaratılmak isteniyor.
Anadolu’nun küçük kasabalarında ve ilçelerinde bu ayrımcılık ve kamplaşmayı körüklemek daha kolay olabilir.
Kürt mahallelerinin olduğu her küçük veya büyük kentte, beldede, ilçede bu çatışmayı yaratabilecek bir potansiyel vardır.
Bu ortam giderek olgunlaşmaktadır.
Türkiye’nin İnegöl veya Hatay gibi herhangi bir yerinde patlak veren Kürt-Türk çatışması da bu ortamı körüklemektedir.
Bu yüzden konunun uzmanı bazı köşe yazarlarının satır aralarında bile ilk kez panik işaretleri belirmiş ve “Aman bu çatışmayı önleyin” çağrıları yükselmeye başlamıştır.
Hiç kuşkunuz olmasın ki, Türkiye’yi bölmek, zayıflatmak ve güçsüz düşürmek isteyen, dış güçler ve bazı ülkelerin istihbarat güçleri de devrededir.
Onlar şimdi harıl harıl, yeni çatışma çıkaracak yerleri, noktaları ve olayları arıyorlar.
Ege’nin hedeflerinde olduğu sır değildir.
Ege’de patlak verecek bir Türk-Kürt çatışmasında hele kan dökülürse, olaylara Doğu’dan gelecek ve kışkırtılacak tepkilerle, Türkiye çapında çatışma ve kaos görüntüsü verilebilir.
Bugün kışkırtılan senaryo budur.
Hükümete “Bunu fark edin ve önleyin” demek gerekir.
Ancak İçişleri Bakanı Atalay’ın “Olaylar siyasi ve ideolojik değil” sözleri AKP Hükümeti’nin ne olduğunu anlamadığını ortaya koymuştur.
Durum vahimdir.
Türkiye’de Türk-Kürt çatışması sistemli, planlı ve organize bir şekilde körüklenmektedir.
Bu planı bozmak için önce bu planı doğru anlamak gerekir.
Bugün Türkiye’de Türklerin ve Kürtlerin aklı eren insanlarına ve aydınlarına yapılabilecek tek çağrı vardır:
Ne olduğunu anlayın!
Türkiye’de Türk-Kürt çatışmasına dayalı bir “iç savaş senaryosu” sahnelenmek isteniyor.
PKK ve BDP bu senaryoyu körükleyen bir rol üstlenmiş durumdadır.
Bu oyunu bozalım.
Elele verelim.
Türk-Kürt çatışmasına hayır!
Türkiye’de iç savaşa hayır!