<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>NevvalSevindi.com</title>
	<atom:link href="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Sep 2010 05:19:16 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Cemaat ile iş dünyasının yakınlaşması</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/cemaat-ile-is-dunyasinin-yakinlasmasi/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/cemaat-ile-is-dunyasinin-yakinlasmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 05:19:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=3687</guid>
		<description><![CDATA[
Milliyet&#8217;te Serpil Yılmaz yazdı

Bu sene iftar davetleri, sanki hiç olmadığı kadar “mesaj” yüklü&#8230;
Son günlerde iki iftar yemeği davetine katıldım; Süzer Grubu Başkanı Mustafa Süzer’den başlamalıyım.
Süzer, uzun süren tedavi süresince Amerika’da kalmıştı; o nedenle verdiği davetler buluşmanın bir vesilesi haline de geliyor.
İstanbulluların “Gökkafes” olarak andıkları Süzer Grub’un yatırımı olan The Ritz Carlton’daki iftar daveti; Özallı yıllardan kopan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<h1 id="divAdnetKeyword">Milliyet&#8217;te Serpil Yılmaz yazdı</h1>
<h1><span id="more-3687"></span></h1>
<h1><a onmouseover="showAd('26971','101215','a56f912f' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>Bu</strong></span></a> sene iftar davetleri, sanki hiç olmadığı kadar “mesaj” yüklü&#8230;<br />
Son günlerde <a onmouseover="showAd('26678','100182','b37edf69' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>iki</strong></span></a> iftar yemeği davetine katıldım; Süzer Grubu Başkanı <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Mustafa%20Suzer" target="_blank">Mustafa Süzer</a>’den başlamalıyım.<br />
Süzer, uzun süren tedavi süresince <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Amerika" target="_blank">Amerika</a>’da kalmıştı; o nedenle verdiği davetler buluşmanın <a onmouseover="showAd('27057','100086','74ee1ea5' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>bir</strong></span></a> vesilesi haline de geliyor.<br />
İstanbulluların “Gökkafes” olarak andıkları Süzer Grub’un yatırımı olan The Ritz <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Carlton" target="_blank">Carlton</a>’daki <a onmouseover="showAd('26980','104613','49a66c8c' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>iftar</strong></span></a> daveti; Özallı yıllardan kopan sararmış bir yaprak gibi düştü önüme&#8230;<br />
Önceki yıllardan <a onmouseover="showAd('26805','101191','b82015eb' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>farklı</strong></span></a> olan yalnızca salonun girişindeki masalarda konuk edilen <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Senegal" target="_blank">Senegal</a>’den, <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Endonezya" target="_blank">Endonezya</a>’dan ya da Güney <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Afrika" target="_blank">Afrika</a>’dan gelen öğrencilerdi.<br />
<a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Turkiye" target="_blank">Türkiye</a>’de bu manzaranın tek bir karşılığı vardır; Fetullah Gülen cemaatinin kurduğu Türk okulları!<br />
Süzer kürsüden yaptığı konuşmada bu durumun altını “Türk okullarından gençlere destek veriyoruz. Aile olarak vakıf kurduk, gıda bankacılığı yapacağız” sözleri ile çizdi&#8230;<br />
<a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Istanbul" target="_blank">İstanbul</a> Valiliği görevinden sonra Kamu Güvenliği Müsteşarlığı’na atanan <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Muammer%20Guler" target="_blank">Muammer Güler</a> uzak kaldığı hemşerileri ile tek tek ilgilendi.<br />
Masamızı paylaştığımız, Hac ve <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Umre" target="_blank">Umre</a> turlarını düzenleyen Eman Tur’un sahibi Bilal Özcan’a gösterilen ilginin yoğunluğu gözden kaçacak gibi değildi. Özcan’ın turları medyaya Ankaralı işkadını Nadire İçkale ile yansıyor&#8230;<br />
Anlıyorum ki, salonun yarısı Hac ya da Umre arkadaşı&#8230;</p>
<p><strong>Hanefi Avcı’ya serzeniş</strong><br />
İkinci iftar notlarıma geçeyim: Salı akşamı <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Conrad%20Otel" target="_blank">Conrad Otel</a>’de Onursal Başkanlığı’nı <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Fethullah%20Gulen" target="_blank">Fethullah Gülen</a>’in yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın (GYV) “Renklerin Ortak Dili” temalı iftar yemeği vardı.<br />
Ekranda Gülen’in kayda alınmış “konuma saygı” talep eden konuşmasını dinledik. Gülen’in konuşmasından, yazdığı kitapla kendisini hedef alan Hanefi Avcı’ya çok belirgin bir meydan okumadan ziyade; serzeniş hissediliyordu.<br />
<a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Eskisehir" target="_blank">Eskişehir</a> Emniyet Müdürü Avcı’nın (Merkeze tayinini istedi)  “<a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Halic" target="_blank">Haliç</a>’te Yaşayan Simonlar” kitabında öne sürdüğü “devlet içinde kanunsuz olarak örgütlenen <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/cemaat" target="_blank">cemaat</a>” olgusu, “eski dostları” incitmiş.<br />
Aynı hassasiyet, GYV Başkanı Mustafa Yeşil’in konuşmasında da karşımıza çıktı.<br />
Sevgi sözcüklerini söyleyenlerin samimiyetini sorgulayan Yeşil, “Peşine düşülen; ‘herkesi konumunda kabul’, ‘farklılıkları zenginlik görme’ ve ‘uzlaşı kültürü’ çok emek ve yürek ister” dedi.<br />
GYV’nin 16 yıldır devam eden iftar yemeği davetlerine ilk kez katılıyorum. O nedenle Avcı’nın kitabının cemaat üzerindeki etkilerini gözlemek için elimde ancak iki veri var.</p>
<p><strong><a href="http://www.milliyet.com.tr/index/BBP" target="_blank">BBP</a> liderine alkış&#8230;</strong><br />
Bunlardan birisi <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/medya" target="_blank">medya</a> arşivleri, diğeri de <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/DYP" target="_blank">DYP</a>’den siyasete atıldığı için <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Zaman%20gazetesi" target="_blank">Zaman gazetesi</a> ile ilişkisi kesilen yazar Nevval Sevindi’nin izlenimleri&#8230;<br />
Arşivlere bakılırsa, bundan önceki yıllarda GYV’nin iftar yemeklerine katılan bakanlardan; bir değil iki hükümet çıkarmış. Önceki akşam ise tek bakan yoktu. Milletvekili olarak da <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Ak%20Parti" target="_blank">AK Parti</a>’den Nursuna Memecan’ı gördüm.<br />
İktidar kanadından; Milli Eğitim Bakanı <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Nimet%20Cubukcu" target="_blank">Nimet Çubukçu</a>, <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/IBB" target="_blank">İBB</a> Başkanı <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Kadir%20Topbas" target="_blank">Kadir Topbaş</a> ve <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Uskudar" target="_blank">Üsküdar</a> Belediye Başkanı <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Mustafa%20Kara" target="_blank">Mustafa Kara</a>’dan başka kutlama mesajı gönderen de yoktu.<br />
Siyasi parti liderlerinden ise yalnızca BBP Genel Başkanı <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Yalcin%20Topcu" target="_blank">Yalçın Topçu</a>’nun mesajı okundu. Zaten salondan da tek alkışı Topçu aldı. </p>
<p><strong>Tarikatla dayanışma</strong><br />
İftar için hazırlanan barkovizyondan; Mehmet Kırkıncı’dan (Nurcu), Mustafa İslamoğlu’na (Kadiri); Selahattin Özgündüz’den (Caferi), Metin Tarhan’a  (Alevi) kadar farklı <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/tarikat" target="_blank">tarikat</a> ve mezhepler de mesaj gönderdiler. <br />
GYV’nin anons görevlileri salonda meşhur bulma gayretini sürdürdü. İşadamlarından sözcü olarak seçilen <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Ramsey" target="_blank">Ramsey</a>’in sahibi Remzi Gür’e mikrofon uzatıldı. Medya patronlarından <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Sabah%20gazetesi" target="_blank">Sabah gazetesi</a> ile <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/ATV" target="_blank">atv</a> televizyon kanalının sahibi <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Ahmet%20Calik" target="_blank">Ahmet Çalık</a>, <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Star%20Gazetesi" target="_blank">Star gazetesi</a> ve <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Kanal%2024" target="_blank">Kanal 24</a>’ün sahibi <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Fettah%20Tamince" target="_blank">Fettah Tamince</a> ve <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/ITO" target="_blank">İTO</a> Başkanı Murat Yalçıntaş; salonda yerlerini alan yerli ve yabancı “din adamları” ile “kanaat önderleri” arasına yerleştirilmişlerdi.<br />
Sanatçı ilgisi de yüksek değildi; Gönül Yazar, Hakan Peker, Serdar Gökhan; sporculardan <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Hakan%20Sukur" target="_blank">Hakan Şükür</a> göze çarpıyordu.<br />
Cemaati yakından tanıyan Sevindi; kendisine sorduğumda şu karşılaştırmayı yapıyordu:<br />
“Bundan önceki iftarlarda siyaset ve sanat çevresinden daha fazla katılım olurdu. Özellikle sanat camiası, siyasetin içine müdahil olan kadrolaşmayı görünce cemaatten uzaklaştı. Siyasetçiler açısından da, cemaatin her partiye eşit mesafede durduğu algısının bozulduğunu görüyoruz. Gençler iktidardan nemalanmayı öğrendi.”<br />
Bana sorarsanız, renklerin ortak dili fazla dünyevi olmaya başladı. Başta medya sektörü olmak üzere işadamlarındaki iştah bunu gösteriyor.</h1>
<p>02 Eylül 2010</p>
</div>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=3687&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/cemaat-ile-is-dunyasinin-yakinlasmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vicdan Sahibi Olmak</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/vicdan-sahibi-olmak/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/vicdan-sahibi-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 10:30:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=3684</guid>
		<description><![CDATA[Adalet duygusu gelişmemiş bireyde vicdan da olmaz. Vicdan yoksunu insanın neler yapabileceği konusunda kimsenin hayalgücü yeterli değildir sanırım.
Vicdanı olmayan insanların meslekleri dahil her şeyi suistimal ettiği ortada. Atılan iftiralar kişinin yanına kar kalıyor.

Çünkü çetelere bölünmüş, politize gruplara sığınmış insanlar  birbirlerini tutmaları gerektiğine inanıyor. Haklı haksız kavramıyla, adaletle, meslekte etikle ilgilenmiyor. Ben de 28 Şubat’ta ağır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adalet duygusu gelişmemiş bireyde vicdan da olmaz. Vicdan yoksunu insanın neler yapabileceği konusunda kimsenin hayalgücü yeterli değildir sanırım.</p>
<p>Vicdanı olmayan insanların meslekleri dahil her şeyi suistimal ettiği ortada. Atılan iftiralar kişinin yanına kar kalıyor.</p>
<p><span id="more-3684"></span></p>
<p>Çünkü çetelere bölünmüş, politize gruplara sığınmış insanlar  birbirlerini tutmaları gerektiğine inanıyor. Haklı haksız kavramıyla, adaletle, meslekte etikle ilgilenmiyor. Ben de 28 Şubat’ta ağır iftiralara uğramış, medyanın bu gün şikayetçi kalemlerinin hiç birir tarafından meslek ahalkı dahilinde korunmamış biriyim. Meslek örgütü olan Basın Konseyi ve de başkanı gazetecilere özgürlük istemiş!! Demek adalet her eve lazım…. Ancak çuvaldız size dönünce bağırmanın bir yaraı yok. O günlerde iftira atan, yalan yazan gazetecieri durdurmayan, yayınlara set çekmeyen ve meslekten birini rahatça harcayanlar bu gün yangır yas!!!</p>
<p>O gün haksız saldırıların odağında olanların yanında olan kalemim ve vicdanım şimdi adaletsiz ve tahakkümcü tavrın karşısında elbette.</p>
<p>Ülkemizde herkes haksızlığa uğradığına inanıyor, ben dahil adalet duygumuz zedelenmiş durumda.</p>
<p>Bu yüzden bireyler arası güven olmadığı gibi, bireyle kurumlar arası güven de yok. Güven duygusunu yitiren insanda sağlık sorunları dahil bir çok alanda kaygı gelişir.</p>
<p>Toplum paranoyalar ve kaygı arasında bölünmüş bir ruh halinde.</p>
<p>Adalete ve hakka olan ahlaki kaygılarla yaptığınız her davranışta karşınıza çıkan sorular şunlar:</p>
<p>“senin ne işine yarayacak ki?”</p>
<p>“sen ne kazanacaksın bundan?”</p>
<p>Suça karşı çıkmak için illa bir çıkar gerekir gibi algılayan insanlar suça iştirak ederler.</p>
<p>1950’lerde bu konuda bir çok film yapıldı Amerikan kaynaklı. Medya ve medya çalışanları tehdit altındaydı. Çeteler ve zenginleşmiş güçler baskı  kuruyordu. Medya yargısız infazlar için satın alınıyordu. Bizim son 10-15  yılımıza çok benziyordu. Buradan adil yargılama, kurumlaşma ve hukukun üstünlüğünü sağlayarak çıktılar.</p>
<p>Ufak organize suç olmaz.</p>
<p>Küçük gayri ahlaki yazı,tavır ve duruş olmaz.</p>
<p>Bizim çocuk yapmış bir hata suçunu örtelim olmaz.</p>
<p>Suç suçtur.</p>
<p>Ahlaksızlık ahlaksızlık.</p>
<p>Suçu görmezden gelmek ahlaksız bir tutumdur.</p>
<p>Bir emekçi olarak benim hakkımı çalan adam istediği kadar namaz kılsın dinsiz ve imansızdır. Emekliliğimizi çalan yöneticiler, haberiniz olmadan her ay sizi işe yeniden sokan ve çıkaranlar, tazminat vermeden atmayı marifet sananların ahlakla en ufak bir ilişkileri yok.</p>
<p>Bu da suçtur.İnsanların özel hayatına girip manipüle etmek de suçtur.</p>
<p>Gazetecilik,aydın olma, insan olma ve iyi Müslüman olmanın gereği  suça suç demek, ahlaksızlığa</p>
<p>Ahlaksız demektir.</p>
<p>Yoksa bizden olanlarla,olmayanları ayırıp çifte standart uygulamak vicdan sahibi olmayan varlığa özgüdür. Vicdansız insan ne gazeteci olur, ne hakim, ne polis, ne başbakan…..</p>
<p>Ruh sağlığı hızla bozulan ülkemizde adalete,hukuka ve vicdana acilen ihtiyacımız var.</p>
<p>Yarın çok geç…</p>
<p>Bugün…</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=3684&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/vicdan-sahibi-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu akşam 20.45&#8242;de</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/bu-aksam-20-45de/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/bu-aksam-20-45de/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 16:43:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=3681</guid>
		<description><![CDATA[Bugün Televizyonunda &#8220;Aile BAğları &#8221; programındayım.
Bugün TV Digitürk33
DSmart 75
Uydu yayında var
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün Televizyonunda &#8220;Aile BAğları &#8221; programındayım.</p>
<p>Bugün TV Digitürk33</p>
<p>DSmart 75</p>
<p>Uydu yayında var</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=3681&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/bu-aksam-20-45de/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>88 yıl sonra ben de Selanik&#8217;te dua etmek istiyorum!</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/88-yil-sonra-ben-de-selanikte-dua-etmek-istiyorum/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/88-yil-sonra-ben-de-selanikte-dua-etmek-istiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 07:48:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=3665</guid>
		<description><![CDATA[88  yıl sonra Yunanlılar Sümela Manastırı’nda, Ermeniler Van Akdamar Kilisesi’nde sevinçle yeniden ibadet ettiler. Ben kovulduğum topraklara vizesiz giremiyorum zaten. Vakıflar Genel Müdürü de, Başbakan da bilmiyor mu ki mütekabiliyet esası nedir?

Neden Yunan hükümeti veya Bulgar devleti bu şansı vermiyor?
Neden Sofya&#8217;da Fatih Sultan Mehmed&#8217;in güzelim camisinde oradan kovulan ve öldürülen Türkler için dua edemiyoruz.
Neden ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>88  yıl sonra Yunanlılar Sümela Manastırı’nda, Ermeniler Van Akdamar Kilisesi’nde sevinçle yeniden ibadet ettiler. Ben kovulduğum topraklara vizesiz giremiyorum zaten. Vakıflar Genel Müdürü de, Başbakan da bilmiyor mu ki mütekabiliyet esası nedir?</p>
<p><span id="more-3665"></span></p>
<p>Neden Yunan hükümeti veya Bulgar devleti bu şansı vermiyor?</p>
<p>Neden Sofya&#8217;da Fatih Sultan Mehmed&#8217;in güzelim camisinde oradan kovulan ve öldürülen Türkler için dua edemiyoruz.</p>
<p>Neden ben Ohri’de, Müslüman damgasının Türklükle bezendiği Selanik’te, dedemin topraklarını ve her şeyini terk ettiği Midilli ve Rodos’ta, Türklerin soykırıma uğradığı Rumeli’nde, Balkanlarda yerle bir edilen hangi camide ben 88 yıl sonra davet ediliyorum ki Rumlar ve Ermenilere ibadet hakkı vermek demokratlık oluyor?</p>
<p>Evinin kapısına çivilenen bebeler, karnı deşilen analar,tecavüz edilen gelinler ve şehitler benden hesap sormaz mı?Sizlerden soracaktır. Ecdadını ve uğradığımız soykırımı unutanlara soracaktır.Namuslu Hıristiyanların, tarihçilerin kitaplarını okuyun ve soykırım nasıl uygulandı Türklere ve nasıl unutturulmaya çalışıldı öğrenin.</p>
<p>Demokratlık yapacaksan çokkkkk yol var. Sen daha eleştirilince mahkemeye koşan, eleştiri ile hakareti ayırt etmeden “haklı” olmaktan övünen kibirli siyasetçi, bürokrat… Sen demokratlık adına bölücülük yapan….sen Türklüğü aşağılayınca dudaklarına kan gelen  ama yüzü kızarmayan, milliyetçiliğin vatanı olan Avrupayı vatanı sayan milliyetçiliğe sövenler….</p>
<p>Sen 600 yıllık imparatorluğun tümünü medeniyetsiz diye aşağılayan…. Ya da ulvi diye kulaktan dolma bilgiyle yücelten nerede senin bilginlerin… nerede….</p>
<p>Ey halkım, biz soykırıma uğradık. İngiliz belgeleri yazdı, açılmayan Alman belgeleri yazdı, İtalyanlar yazdı, Fransızlar yazdı Yunan soykırımını, Bulgar, soykırımını,Rus soykırımını, Amerikalılar yazdı ama Türkler yazmadı.Eyvah…kimliksiz profesörlere, yazarlara,gazetecilere, edebiyatçılara eyvah… Kimliksiz insan medeniyetsiz millet sloganını hayata geçirenlerin ellerim iki yakasında  olacaktır.</p>
<p>Hem yasadışı iş yapılıyor,hem alkış tutuluyor!!</p>
<p>Ne çok ilerledik kardeşlik yolunda yarabbi,ama evin içini kan götürüyor kan&#8230;</p>
<p>Nerede kardeşlik?</p>
<p>6-7Eylül bizde sakız oldu,film oldu.Yunanlıların B.Trakya&#8217;da yaptığı hem de polis nezaretinde yaşanan 6-7 Eylül&#8217;ü bilen var mı? Takipçisi olan?</p>
<p>Ben de Tuna kıyısında köyüme gitmek, batırılan Tuna adasındaki ADA da yok edilen camilere,kütüphanelere ağlamak istiyorum.Ben Bosna’da 1900’lerin başında ve sonunda soykırıma uğrayan Boşnaklara ağlamak istiyorum.</p>
<p>Gözyaşlarımı siliyor Yahya Kemal “demek daha kötü zaman” diyor.</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=3665&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/88-yil-sonra-ben-de-selanikte-dua-etmek-istiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser olmamda medyanın rolü var!</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/kanser-olmamda-medyanin-rolu-var/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/kanser-olmamda-medyanin-rolu-var/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2010 08:30:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=3661</guid>
		<description><![CDATA[ 
GAZETECİLER.COM  (ÖZEL) Zeynep Kurtbay
Nevval Sevindi gün ağarana dek süren efsane Siyaset Meydanı programlarının değişmez yüzüydü. Aktüel’e kapak olan o fotoğrafları bugün bile hala hafızalarda. Fethullah Gülen’le röportaj yapan ilk gazeteci oldu. Bu röportaj yüzünden çok eleştirildi; kendi deyimiyle saldırılara, iftiralara uğradı. Şimdi bu ‘linç sürecinin’ kendisine çok pahalıya patladığını söylüyor, &#8220;Öyle derin bir acı yaşadım ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><strong>GAZETECİLER.COM  (ÖZEL) Zeynep Kurtbay</strong></p>
<p>Nevval Sevindi gün ağarana dek süren efsane Siyaset Meydanı programlarının değişmez yüzüydü. Aktüel’e kapak olan o fotoğrafları bugün bile hala hafızalarda. Fethullah Gülen’le röportaj yapan ilk gazeteci oldu. Bu röportaj yüzünden çok eleştirildi; kendi deyimiyle saldırılara, iftiralara uğradı. Şimdi bu ‘linç sürecinin’ kendisine çok pahalıya patladığını söylüyor, &#8220;Öyle derin bir acı yaşadım ki bu bana kanser olarak geri döndü’’  diyor.</p>
<p><strong><span id="more-3661"></span></strong></p>
<p><strong>Siyasete de atılmıştı Nevval Sevindi; Mehmet Ağar’ın çekildiği dönemde DP’nin genel başkanlığına soyundu. İkinci darbeyi de siyasetten aldı; 11 yıl aradan sonra ikinci kez karşılaştı kanserle. İki memesinden de oldu. Şimdi başından geçenleri anlatırken &#8220;Bağımsız bir aydın olmak çok acılı bir şey; Allah bu acıya eşlik etsin diye bana bir de kanser verdi&#8221; diyor.</strong></p>
<p>Saçları uzamış; sarıya boyamış yine. Vücudu kanserden temizlenmiş. Tırnaklarında pembe ojeleri, pembe ruju ve gülümsemesiyle karşıladı bizi evinde. Televizyonda iki yeni programa başlamış. Anneannesinin adını taşıyan Pembe Hanım Derneği’ni kurmuş; yıllardır köşe bucak gezip sürdürdüğü kanserle mücadele ve hastaların bilinçlençlendirilmesi çabalarını artık burada sürdürüyor. İşte hikayesi…</p>
<div id="ndImages">
<div><img src="http://www.gazeteciler.com/data/news_detail/1281339254-dsc07164.jpg" alt="" /></div>
<div>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="360"> </td>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><a id="ncPrev" onclick="getNdImages(20703, 8, 8);" href="javascript:;"><img src="http://www.gazeteciler.com/data/template/ndArrow_1.gif" alt="" /></a></td>
<td>1 / 8</td>
<td><a id="ncNext" onclick="getNdImages(20703, 8, 2);" href="javascript:;"><img src="http://www.gazeteciler.com/data/template/ndArrow_2.gif" alt="" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
</div>
<p> </p>
<p><strong>İkinci kez yakalandığınız kanseri eski bir sevgiliyle karşılaşmak gibi tanımlamışsınız yazınızda… Ne zaman oldu bu karşılaşma? Nasıl öğrendiniz?</strong></p>
<p>11 yıl önce sol mememde kanser bulunmuştu. Radyoterapi; kemoterapi, ameliyatlar… 10. Yılı bitirmek önemliydi. Doktorum ‘’bundan sonra yüzde 1 ihtimal’’ demişti.</p>
<p><strong>11 yıl önceki teşhiste memeniz alınmamıştı değil mi?</strong></p>
<p>O zaman alınması modaydı. Ben bunun için mücadele etmiştim. ‘’Benim kararım önemli, doktorun değil’’ diyerek vermemiştim mememi. 11. yıl olunca biraz da Türk olduğumdan kontrolleri geciktirmiştim. Batın kontrolü gerekti.</p>
<p><strong>6 ayda bir mi kontrole gidiyordunuz?</strong></p>
<p>Yok 5 yıldan sonra yılda 1 gidiliyor. Safra kesemde 4 taş çıktı ‘’hemen alınması gerek’’ dediler. Doktor Sevil Öz var onkolog; çok da iyi arkadaşımdır. Mehmet Öz’ün kuzeni. ‘’Sen bu sene kontrollerini yaptırdın mı’’ dedi. ‘’Ben de yaptırırım daha vakit var’’ dedim. ‘’Nasıl böyle bir şey dersin’’ diye kızarak tuttu beni mamografiye götürdü ve kocaman bir tümörümüz olduğunu gördük. Bu sefer sağ memedeydi. Onkologum Süalp Tansan; hem safrakesesindeki hem memedeki tümörün alınması gerektiğini söyledi. Gen testi yaptırdık. Aynı gene meme ile yumurtalıklar da bağlı. Aynı gen yüzünden kanser oluşuyor. Sonuçta kemoterapi oldum ve iki memeyi aldık. Rekonstrüksiyonda (yeniden meme yapımı) sorun çıktı; sol göğsüm daha önceki radyoterapiler yüzünden reddetti ve patladı.  </p>
<p><strong>Memelerinizi kaybetmek bir kadın olarak neler hissettirdi?</strong></p>
<p>Onu kabullenmek; aynada görmek benim için çok travmatik oldu. Ben zaten buna itiraz eden biriydim; bedenimden organların alınmasına karşıydım. Ama Allahın takdiri yapacak bir şey yok. Hiç değilse 11 yıl bana izin verdi; şartları zorlamıştım.</p>
<p><strong>Patlayan memenizi yeniden yaptıracak mısınız?</strong></p>
<p>Biri yapıldı ama kabul etmeyen eksik olan göğsüme yeniden yaptıracağım. Şimdi karnımdan yağ ve deri alarak Kasım başı gibi yapacaklar.</p>
<p><strong>‘SEN İKİNCİYİ DE YENERSİN, GÜÇLÜSÜN’ DEDİKLERİNDE SİNİRİME DOKUNUYOR </strong></p>
<p><strong>‘SEN İKİNCİYİ DE YENERSİN, GÜÇLÜSÜN’ DEDİKLERİNDE SİNİRİME DOKUNUYOR</strong></p>
<p><strong>Eninde sonunda bu illetle yeniden karşılaşacağınız hissi var mıydı peki?</strong></p>
<p>Yazdığım kitabın adını ‘’Kanserle Yaşıyorum’’ koymuştum. Bitti dense bile vücudunuzun her hücresinde yeniden meydana gelme kabiliyeti olduğunu; kansere bitti gözüyle bakılamayacağını yazmıştım; biliyordum. Ama bunu bilmeniz başka başınıza gelmesi başka. Yani ikinci kez kanser olduğunuzda daha travmatik oluyor. Kendinizi psikolojik olarak daha zorlanmış ve güçsüz hissediyorsunuz. Herkes ‘’sen ikinciyi de yenersin çok güçlüsün’’ diyor ama bunlar hiç tatmin etmiyor hatta sinirinize bile dokunabiliyor. Yeniden 8 ay mücadele etmek; aylarca yatmak; birçok acıya katlanmak; ‘’acaba bu bitmeyen bir çile mi olacak’’, ‘‘üçüncü beşinci de mi olacak’’ diye düşünmek; bunlar hep moral gücünüzü zayıflatıyor. Bu morali de sizden başka ayağa kaldıracak hiç kimse yok.</p>
<p><strong>Çok yakındakiler de mi moral olamıyor?</strong></p>
<p>Onlar da veremiyor. Bu gücü bir kere elinizden kaçırırsanız size denilenler de aksine daha çok canınızı sıkıyor.</p>
<p><strong>Yani yakınlarınızın; sevenlerinizin moral vermek için söylediği onca söz daha çok acıtıyor sizi? Bu soruyu hasta yakınları için soruyorum. </strong></p>
<p>Devamlı olumlu söylemek; ‘sen zaten yaparsın’ demek sizin zaafiyetinizi dikkate almamak demek. ‘’Sen yaparsın’’ cümleleri aksine daha çok canımı sıktı. ‘’Sana bir şey olmaz’’ demek yerine belki ‘’seni anlıyorum çok zor bir şey’’ demek daha doğru. Hasta yakını olarak bizimkiler eğitimli. Annem hala meme kanseri tedavisi  görüyor. Babam 6 ay önce oldu; boğazında bir tümör çıkmıştı; onu daha kolay kurtardık. Teyzem geldi 8 ay benim yanımda kaldı bana baktı.</p>
<p><strong>Şu an tam temizlenme oldu mu?</strong></p>
<p>Temizlik yapıldı. Şimdi kanseri durdurduk; herhangi bir sorun görünmüyor. </p>
<p><strong>Toplam kaç ameliyat geçirmiş oldunuz bu dönemde? </strong></p>
<p>2 ameliyat oldum önce. Sonra kemoterapi. Zatürre geçirdim bu arada; 1 ay yattım.  Nihayet Nisan’da uygun bulundu vücudum memeleri aldık ve rekonstrüksiyon yaptık. 5. Hafta memelerden biri reddedince yeniden ameliyata girdim; birini tekrar aldılar. 4 ameliyat oldum sonuçta. D vitamini değerim çok düşmüştü. Depresif de olduğum için doktorum güneş ve deniz tedavisi verdi. Deniz yaraları da iyileştiriyor. Bundan sonraki ameliyatım Kasım’da olacak.</p>
<p><strong>Peki bırakalım söylenenleri. Tedavi döneminin ardından siz asıl kendinizi nasıl hissediyorsunuz? 11 yıl aradan sonra baktığınızda kendinizi nasıl görüyorsunuz?</strong></p>
<p>Birincide ben meseleyi bireysel olarak almamıştım. Toplumsal bir sorunun parçası olarak görmüştüm. Kanserle ilgili bilgi yoktu. Dernekler azdı. Hasta hakları yasası çıkmamıştı. Hastalar da hiçbir şeyin farkında değildi. Çok yoğun çalışıyordum bir de o zaman. Gazetede yazıyordum. Belgesel çekiyordum. ‘’Başıma geldi; mücadele ederim ve kurtulurum’’ gibi bir projelendirmeydi birincisi. Ve başarıyla bitirmiştim. Fakat ikincisinde kendimi çok daha kötü hissettim. Yeniden önüme gelmesi bir başarısızlık algısı getiriyor insana  tabii.</p>
<p>‘<strong>’SEN ZATEN AMAZONSUN BIRAK ÖYLE KALSIN’’ DEDİ AMA  </strong></p>
<p><strong>Gazeteci eşiniz Kerem Çalışkan’ın bu süreçte size yaklaşımı nasıl oldu?</strong></p>
<p>Çok destek oldu. Meme alımında özellikle eşlerin tavırları önemlidir. Kerem ‘’İstersen yaptırmayabilirsin. Sen gene de güzelsin. Zaten çok Amazon’sun; daha iyi böyle Amazon gibi kalsın. Benim için hiç önemli değil. Ben sana aşığım’’ dedi hep; seviliyor; beğeniliyor olmanız çok önemli tabii. Ben de ‘’Zaten ben kendim için yaptırıyorum’’ dedim. Göğüs ve saç kaybetmek kadınlığa büyük darbe tabii. Hastalar ikiye ayrılıyor; bir kısmı ‘Ne varsa alsınlar yeter ki kurtulayım’ diyor; diğer kısmı da benim gibi ‘’İyi ama güzelliğim ne olacak’’ diye düşünüyor. Ben organ kaybından doğan yas tutma süreci  yaşadım aslında.</p>
<p><strong>Kızınız Ulduz bu sürece nasıl yaklaştı? Kanser hikayesi olan bir anne olarak kızınızı nasıl koruyorsunuz?</strong></p>
<p>Allah göstermesin ama anneden kıza geçen bir hikaye olması insanı çok zorluyor. Koruyucu tıpla kontrol ediyoruz. Sevil Öz düzenli kontrollerini; çekimlerini yapıyor. İbrahim Saraçoğlu’nun bitki kürlerini uyguluyoruz. Birincide çok küçüktü. Boşanmış bir anne olduğum için babadan sonra bir de annenin yok olacağını düşünmek onu çok ağır etkiledi. Şimdi o da ‘anne sen yaparsın’ diyor.</p>
<p><strong>Peki gelelim medya serüveninize?</strong></p>
<p>Yazmak; gazetecilik yapmak çok küçük yaşlardan beri hayalimdi. Selim İleri’nin Argos’unda başladım ilk. Cumhuriyet’in ikinci sayfasında yazılar yazıyordum. Sinema sektörüne girdim. İstanbul’a geldikten 1yıl sonra uzun metrajlı film dalında ödül kazandım. Ama ne yazık ki her konuda olduğu gibi bunda da dünyaya 10 yıl önce gelmişim. Atıf Yılmaz Memduh Ün gibi birçok isimle çalıştım. Sektör çok zayıftı ne yazık ki o dönemde, geri dönüşü yoktu. Cumhuriyet’ten ayrılanlar Yeni Yüzyıl’a geçmişti; ben de orada başladım. Çok liberal bir gazeteydi Yeni Yüzyıl. Öyle bir gazete, yönetim, öyle bir ekip bir daha gelmediği için hala konuşuluyor. Kim gazete çıkarmaya kalksa bugün bile Yeni Yüzyıl gibi olması hedefleniyor. Zaman bile beni ilk çağırdığında öyle dedi.</p>
<p><strong>Neden peki? Yeni Yüzyıl neden hala model alınıyor sizce?</strong></p>
<p>Bir kere sadece tarafların olduğu bir medyada ‘taraflar yok; sadece gazetecilik vardır’ dedi. Şimdi herkesin safları belli. Önyargı yoktu. Refah Partisi ile akademik anlamda bile hiç kimse ilgilenmemişti. Ben Refah kadınlarını dizi yaptığımda ilgi ile karşılandı. Kimse bana sormazken garip kıskançlık var Türkiye’de; ama yurtdışından gelip soran çok oldu.</p>
<p><strong>AKP’Lİ OLMADIĞIM HALDE BİR YIĞIN HAKARETE UĞRADIM</strong></p>
<p><strong>Siz aynı zamanda Gülen’le röportaj yapan ilk gazetecisiniz. Yaptığınız Gülen yorumları nedeniyle çok tartışıldınız. O dönemde hakaretlerin havada uçuştuğu 32. Gün programı da gündem yaratmış; hafızalara kazınmıştı. Bugün baktığınızda pişmanlık duyduğunuz oldu mu hiç? ‘’O hakaretleri ağzıma almasaydım keşke’’ ya da ‘’kendimi savunamadım ’’ dediniz mi hiç?</strong></p>
<p>Cumhuriyet Gazetesi ‘nde Hikmet Çetinkaya benim aleyhime iftira atan yazı yazmıştı. Ben hayatımda bu kadar iftirayı alt alta görmedim. Bütün pişmanlığım onların avukatları Fikret İlkiz’in beni davadan vazgeçirmesidir. Ben davadan vazgeçtim çünkü karşılığında o sayfada ‘’Nasıl Gazeteci olunur’’ başlığıyla bir yazı yazacaktım. Yazıyı gönderdim; Fikret İlkiz ‘’bu ne’’ dedi, koymadı. Bu olay bana yalanı öğretti. <strong>Çok aşağılık işler yapıldı gerçekten. Manipüle edildi yayın. Ben 500 kere köpek diyorum mesela o manipüle yayınlarda. Ama önce kim dedi; o yok. AKP’li olmadığım halde bir yığın hakarete ve mahkemelere maruz kaldım. Bireysel olarak çok üzüldüm. Dehşete düştüm. Ondan sonra da kanser oldum zaten. Kanser olmamda etkendir.</strong></p>
<p><strong>BASIN KONSEYİ ‘’SANA FAHİŞE DE DESELER  DE HERKES SUÇSUZDUR’’ DEDİ</strong></p>
<p><strong>Ve beni bir Gülay Göktürk savundu bir de Can Dündar. Başka da savunan bir gazeteci olmadı koca medyada. 20-30 kişi bana hakaret etti; o kadar dava açmam gerekirdi, hepsi ayrı para. Basın Konseyi’ne başvurdum hiç değilse o suçlu bulsun bu insanları diye. Basın Konseyi ise ‘’Sana fahişe de deseler herkes suçsuzdur’’ dedi. Basında  gazetecinin ne kadar yalnız olduğumu anladım. Mesleki dayanışmadan yoksunsunuz. </strong></p>
<p><strong>19. YÜZYIL ROMANI OKUR GİBİ TRAJEDİYİ YAŞADIM VE BU BANA KANSER OLARAK DÖNDÜ</strong></p>
<p><strong>Zengin bir kocam yok. Tek başına doğruyu söyleyen bir kadın gazeteci olmanın bir anne olmanın Türkiye’de ne kadar acımasızca ezildiğini; olağanüstü fitne iftiranın üzerinize salındığını 19. Yüzyıl romanı okur gibi yaşadım. O dönem iftira büyük bir kurumdur; hep de kadınların başına gelir. Ben de o trajediyi yüreğimde yaşadım; öyle derin bir acı verdi ki bu bana kanser olarak geri döndü</strong>.</p>
<p><strong>Bugün bakınca medyada; siyasette birçok isim var, Fethullah Gülen’le hukuku olan. Ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Hiç kimsenin savunmadığı; saldırdığı yere ben o günlerde bir alan açmıştım. Onlar da artık eskisi gibi çekingen değiller; araçları büyüdü. STV gibi Zaman gazetesi gibi tamamen iktidara yandaş kurumlar gelişti. Beni yerden yere vuran laik kesim de bu konuda nerelere geldi; bugün onları izlemek zaman zaman sinirlendirse de beni bu sürece adım atan biri olmaktan mutluluk da duyuyorum. Bu konuda da 10 yıl önce gelmişim ne yazık ki dünyaya.Onlar şimdi yazabiliyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de bağımsız aydın olmak çok acılı bir şey;                                                                                                       Allah bana bu acıya eşlik etsin diye bir de kanser verdi</strong></p>
<p><strong>Siyasete de atıldınız siz; genel başkanlık yarışına varana kadar. Nasıl oluştu siyasete girme fikri? Hala DP’ye üye misiniz? </strong></p>
<p>Ben çok gezdim; çok halkla iç içe oldum. Sosyalbilimci gözüyle çok ciddi birikim elde ettim.  Bütün bu birikimimi siyasette özgün olarak kullanmak istedim. Yine demek ki 10 yıl erkenmiş. Türkiye özgün olana kuşkuyla yaklaşıyor. Yöneticiler bazında ama. Halk öyle değil. Ben yüzlerce konferans verdim Anadolu’da. Çok farklı fikirlere hitap ettim . Hiçbir zaman bir tarafın adamı olmadım . Bağımsız bir aydın olmak Türkiye’de çok acılı bir şey; her gelen vuruyor her giden vuruyor. Belki de Allah o yüzden bana eşlik etsin diye bir de kanser verdi. ‘’Ruhsal acıyı duymak yetmez bedeni acıyı da duysun’’ dedi.</p>
<p><strong>Öyle mi düşünüyorsunuz gerçekten zaman zaman?</strong></p>
<p>Evet kanserle duyduğum ruhsal acı arasında bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Çok derin bir acı duydum gerçekten o zaman. Kanser acısı kadar derin bir acı neredeyse. Medyanın ardından siyaset de benim ikinci bir kanser nedenim oldu. Siyaseti bıraktım 6 ay sonra kanser oldum. Yalan dolan iftiralarla dolu bir alanı yaşamak çok derin bir acı veriyor insana. O medya linci sırasında Aktüel’de bir yazı yazmıştım. ‘’Bu nefret tohumlarının ağaçlar haline geleceğini göreceksiniz. Bu yaptığınız bana değil sadece; bireysel olarak alındığım bölüm çok küçük bölüm; nefret yayıyorsunuz; sevgisizlik yayıyorsunuz ve nefret kültürünü yerleştiriyorsunuz’’ demiştim medyadakilere. Yazık ki bugün bu öngörüm ortaya çıktı.</p>
<p><strong>Fethullah Gülen’e danıştınız mı siyasete girerken?</strong></p>
<p>Danışma değil de bir konuşmamız olmuştu. ‘’Siyasette yer almak için her şeyden emin olmak lazım; sonra girmek lazım’’ demişti. Siyasette her şeyin garanti altına alınması gerektiğini çok doğru söylemiş; o zaman ben çok daha romantik bakıyormuşum meseleye.</p>
<p><strong>Zaman’dan ayrılmanız nasıl oldu?</strong></p>
<p>Siyasete girerken Ekrem Dumanlı’nın tercihi o yönde oldu. Bir yığın siyaset yapan; yapmakta olan, başkanlara, başbakanlara danışmanlık yapmış olan çok isim var Zaman’da. Ama tercih; diyebilecek bir şey yok. Bağımsız yazılar yazıyordum; hükümetin hoşuna gitmeyen yazılarım da vardı.</p>
<p><strong>Fethullah Gülen röportajının ardından Aktüel’e verdiğiniz pozlar ki bugün bile hala tartışılıyor. O an ne hissediyordunuz o pozları verirken; şimdi kadınlığınızı öne çıkaran o tür pozları verir misiniz gene?</strong></p>
<p>O zaman bana hakaret eden kadın gazetecileri daha sonra en azından 10-15 dergi kapağında bacakları havada gördüğüm için çok mutluyum. Demek ki herkes çok istiyormuş. ‘’Kadın gazeteci böyle poz verir mi’’ dediler. Askılı elbiseyle  poz vermişim. O kapak olsun diye verilmiş bir poz değildi. ‘Bitti’ dedikten sonra ayakkabımı çözmek için eğildiğim son kareydi. O beğenilip kapak yapılmış. Medyada ‘’Nevval Sevindi soyundu’’ diye haber oldu. Alev (Er) genel yayın yönetmeniydi  ve dedi ki düşünün: ‘’Bu yazılanları görünce dehşete kapıldım; nasıl bir düşmanlıktır bu’’.  Sonra ikinci kez yine kapak yapıldım; o saldırıların ardından.</p>
<p><strong>Şimdi yine poz verir misiniz?</strong></p>
<p>Fotoğraf hayatımın çok  içinde. Dergiye kapak olacak gibi hissederim tabii ki yine neden olmasın. (Gülüyor) Fotoğrafçı bana en uygunu seçer zaten. Orada o pozun kullanılmasını istemezdim. Benim iznim olmadan kullanılmasına bugün de olsa itiraz ederim. Gerek estetik olarak gerek kadınlığımı ne kadar kullanacağıma ben karar veririm. Ben o fotoğrafları anlatmak için  bir ömür geçirdim. </p>
<p><strong>Mektup:</strong></p>
<p>Asrımızın hastalıklarından birisi olan kansere yakalandığınızı duyunca çok üzülmüştüm.<br />
Kanseri bir an önce yenebilmeniz için dualar etmiştim.<br />
Çünkü siz en zor zamanlarda &#8221; Doğru olanı.&#8221; tüm medyayı karşınıza alarak  yazmış ve savunmuştunuz. O zamanları az çok hatırlayan insanların size saygı duymaması mümkün değildi.<br />
Yıllarca insanlar hocaefendiyi ile ilgili soruların cevaplarını sizin röportajınızdan öğrenmişti.Böyle de bir hizmete vesile olmuş oldunuz.<br />
Ayrıca siyasete girişinize hem sevinmiş hem de burukmuştum. DYP gibi kendime yakın hissettiğim bir partide olmanız sevindirici bir durumdu ancak zaman akp zamanı idi. Görünürdede akp ye rağmen iktidar olmak zordu.Ayrıca milletimiz yıllarca süren koalisyon hükümetlerinden bıkmış kısmen de olsa akp yi başarılı buluyordu ve sol cenah birleşmiş akp yi yıkmak için her türlü senaryoyu devreye sokuyordu.(mhp yi desteklemek gibi)<br />
Böyle bir ortamda DYP den siyasete girmeniz ve peşinden  ZAMAN gazetesinden ayrılmanıza üzülmüştük.</p>
<p>Şimdi sağlınıza kavuştuğunuzu öğrenince çok sevindiğimi ifade etmeyi bir borç bildim kendime.<br />
Belki yinde Zaman da yazmaya başlarsınız kim bilir&#8230;</p>
<p>Gökhan</p>
<p>Mektup2:</p>
<p>Merhabalar,</p>
<p>Sizi ilk defa gordum. <a href="http://www.internethaber.com">www.internethaber.com</a> da bugun yayinlanan bir roportajinizi okudum ve takdir ettim. Rabbim insALLAH sagliginizi ve sihhatinizi hic eksik etmesin. Omrunuz uzun olsun. Resim galerinizi inceledim. Ayrica yasiniza ragmen halen guzelliginizden birsey eksilmemis. Tekrar tebrik ederim. Bu mucadele azmi oldukca insALLAH hic mutsuz olmazsiniz.</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=3661&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/kanser-olmamda-medyanin-rolu-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah bana yazacak zamanı versin!</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/allah-bana-yazacak-zamani-versin/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/allah-bana-yazacak-zamani-versin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Aug 2010 14:50:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=3656</guid>
		<description><![CDATA[KÜBRA&#38;BÜŞRA İLE İKİDE BİR
Ölümcül hastalığa iki defa yakalanmış biri Nevval Hanım. Bu tür durumlarda soru sormak risklidir. Çünkü hastalık insanın bam telidir, ıssız bir limandır, kimsenin görmesini istemediğiniz bir boşluktur. Ama Sevindi, güler yüzü, sempatik tavırları ve kendine olan güveni, herşeyiyle bir güç abidesi gibiydi. Onu diğer kansere yakalananlardan farkı, hem hastalığı atlatmaya çalışması hemde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span><strong><a href="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-content/uploads/2010/08/kanserolmam5f0589bb5eff7015by.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3657" title="kanserolmam5f0589bb5eff7015by" src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-content/uploads/2010/08/kanserolmam5f0589bb5eff7015by-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>KÜBRA&amp;BÜŞRA İLE İKİDE BİR</strong></span></p>
<div><span>Ölümcül hastalığa iki defa yakalanmış biri Nevval Hanım. Bu tür durumlarda soru sormak risklidir. Çünkü hastalık insanın bam telidir, ıssız bir limandır, kimsenin görmesini istemediğiniz bir boşluktur. Ama Sevindi, güler yüzü, sempatik tavırları ve kendine olan güveni, herşeyiyle bir güç abidesi gibiydi. Onu diğer kansere yakalananlardan farkı, hem hastalığı atlatmaya çalışması hemde toplumu bilinçlendirmesi. Yaptığı projlerle bir çok insanın hayatını kurtardı ve şimdi yaşamayı öğrendiğini söylüyor. Bu röportaj, büyüteci kendi hayatlarımıza doğrultarak bize ıskaladıklarımızı gösterdi. </span></div>
<div><span><strong><span id="more-3656"></span></strong></span></div>
<p><span><strong>11 yıl önce kansere yakalandınız. Öncesine dönelim, ne yapıyordunuz? </strong>Çok yoğun bir tempoda çalışıyordum. Televizyon programı, gazete, bir derginin genel yayın yönetmenliği, uluslararası işler&#8230;</p>
<p><strong>Nasıl ortaya çıktı? </strong>Beş yıllık kontratım varken ev sahibi &#8220;oğlum geliyor&#8221; diyerek evden çıkmamı istedi. Benz de bir ay içinde taşınma kararı aldım. Bu olay benim kurtuluşum oldu. Çünkü ev taşırken şiddetle göğsümü vurdum. Yağın içindeki tümör çepere fırladı ve görünür hale geldi. Böylece erken teşhis konulabildi. Şer olarak gördüğüm olay hayatımı kurtardı.</p>
<p><strong>Her hangi bir fiziksel belirti var mıydı? </strong>Hayır. Hiç ağrım sızım olmadı. Doktor mamografi yaptırmamı söyledi. O yıl yaptırdım ama ikinci yıl yoğun olduğum için yaptırmadım. Bu dönemde oluşmaya başlamış.</p>
<p><strong>Varlığını nasıl kabullendiniz? </strong>&#8220;Kansersin&#8221; denilene kadar hep bir başkasını izliyormuş gibi davrandım. &#8220;Göğüslerini alacağız&#8221; dediler. Yine pes etmedim ve &#8220;Sadece tümörü alacaksınız&#8221; dedim.</p>
<p><strong>Hiç tepki göstermediniz mi? Ağlamak, üzülmek gibi&#8230; </strong>Olmaz mı? Hastaneden dışarı çıktım yağmur yağıyordu. Ben de yağmurla beraber hüngür hüngür ağlamaya başladım.</p>
<p><strong>Aklınıza gelen ilk ne oldu? </strong>Ölüm. Sonra kızım için endişelendim. &#8220;Lise balosu olacak ve ben göremeyeceğim&#8221; diye düşündüm. Sanki o an her şey bitmiş gibi geldi.</p>
<p><strong>Haberi ilk kime verdiniz? </strong>Kız kardeşime. Bindiğim taksinin şoförü yaşlı bir amcaydı. Şoför de konuşmamıza şahit oldu. Beni teselli etmeye başladı. Ben de &#8220;Benim teyzem ve halam öldü. Annemde de var&#8221; deyip olayı dramatik boyutlara taşıdım. Adam teselli etmeye çalıştıkça ben sinirlenmiştim. &#8220;Banane işte, öleceğim&#8221; demiştim.</p>
<p><strong>Neler hissettiniz? </strong>Ölüm duygusu, inkar, isyan, sorgulama, suçlama gibi bir yığın şey hissediyorsunuz.</p>
<p><strong>Kendinizi suçladınız mı? </strong>Tabii. Yaptıklarımı gözden geçirdim. &#8220;Acaba yediklerimden mi oldu?&#8221; yoksa &#8220;Çok çalıştığım için mi oldu&#8221; diye düşündüm. Ama kanser çok sofistike bir hastalık. Vücudumuzdaki her hücrenin kanser olma kabiliyeti var. Her şekilde olabilir.</p>
<p><strong>Bunların arasında ihmal var mıydı? </strong>Düşünce biçiminiz önemli bir rol oynuyor. Tabii ki genetik faktörler, beslenme de önemli.</p>
<p><strong>Düşünce biçiminiz nasıldı ki? </strong>Ben mükemmeliyetçi biriydim. Ama hastalıktan sonra kendimi ciddi bir eğitime tabi tuttum. Zaten kadın olduğum için bu sektörde erkeklerden beş kat daha fazla çalışmam gerekiyordu. O da yetmiyordu, ben birde mükemmeliyetçilik adına daha fazla çalışıyordum. Bir süre sonra beden bunu kaldırmıyor. Bu sizde birikiyor. Duygusal olarak ne kadar kendinizi bastırırsanız beden o kadar tepki gösteriyor.</p>
<p><strong>Hastalık hayatınızda neleri değiştirdi? </strong>Öfkemi kontrol edip bastırdım ve mükemmeliyetçilik konusunda psikolojik destek aldım. Düşünce biçimimde çok fazla iş odaklı olmak yerine kendi iç dünyama yolculuk yapmaya başladım. Yapmaya mecbur olduklarımı yapmak yerine, yapmak istemediklerimi yapmayı tercih ettim. Yaşadığımız hayat, yediğimiz yiyecekler, insan ilişkileri, değişen değerlerimiz ve yaşam tarzımız, hırslar, nefsin engellenemez teşviki. Bütün bunlara teslim olduğunuz zaman zaten kanser olmamanız acayip.</p>
<p><strong>Kanseri ilk yendiğinizde &#8220;Artık kurtuldum&#8221; dediniz mi? </strong>Dedim. Radyoterapi, kemoterapi, ameliyat gibi çok acılı dönemlerden geçtim. Fakat ben bunların hepsini doğal karşılamıştım. Çok stresli bir iş yapıyorum. Doğama çok uygun değil. Hem yazı yazan eve kapanan biriyim, hem de çok aktivistim. İki dünyayı birden yaşadım. Bir tarafta çok kırılganım ve bunu hiç göstermiyorum; şiire ve edebiyata sığınıyorum. Bir taraftan da çok cevval, mücadeleci, savaşçı bir kişiliğim var; toplumsal bir savaşa soyunuyorum.</p>
<p><strong>Bu savaşçı kişiliğiniz kanseri yenmede işe yaradı mı? </strong>Evet. O yüzden kansere ilk yakalandığımda bireysel bir rahatsızlık olarak da algılamadım. &#8220;Toplumsal bir sorun ve bu hiç konuşulmuyor&#8221; deyip, ilk gazete röportajını yaptım. Gazete üç gününe izin vermişti, on iki günde zor bitirdik. &#8220;Kim okur ki kanseri&#8221; derken bu konuda hiç bir bilgi olmadığı, insanların duygularını anlatmadığı gerçeği ortaya çıktı. Herkes için önemli bir kaynak oluşturdu. İlk defa Can Yücel, gazeteciler, edebiyatçılardan beş kişi kanserdik ve bir dizi yaptık. İnsanlar &#8220;Kanser&#8221; lafını ilk defa telaffuz ediyorlardı. Hep &#8220;sözünü etmek istemediğimiz o hastalık&#8221; diye ifade ediyorlardı.</p>
<p><strong>Siz duanın iyileştirici bir rol olduğunu söylemiştiniz&#8230; </strong>Kıyamet kopmuştu. Bundan on yıl önce insanlar alerji duyuyorlardı. Hastalıkla mücadele etmek için yardımcı dualar var. Amerika&#8217;da bununla ilgili üniversite bile açıldı. Birde doktorlar alternatif tıp sözüne gıcık oluyorlardı. Eskiden karşı olanlar şimdi büyük paralar kazanıyor. &#8220;Hasta hakları yasası çıkmalı&#8221; diye bir mücadele başlattım.</p>
<p><strong>Hayırlı olmuş o halde? </strong>Bir çok okurum bana &#8220;Nevval Hanım bu imtihan size başkalarına moral olun diye verilmiş&#8221; demişti. Çünkü bu hastalıkta moral çok önemli. Ölecek olduğunu hisseden bir hastanın aslında pekala mücadeleye ve çalışmaya devam edebileceğini söylüyordum.</p>
<p><strong>Kansere ikinci kez yakalandığınızda &#8220;Kaybettiğin ve asla ulaşamayacağın aşkınla karşılaşmak gibi&#8221; demişsiniz. </strong>Çünkü ben her şeye doğumdan itibaren aşkla bakılması gerektiğini düşünüyorum. Mevlana ve tasavvufla yakından ilgili olduğum için de bu böyle. Aşk deyince sadece bedeni aşk çerçevesinden bakmıyorum. Tabiata, yaptığınız işe ve ailenize de bakabilirsiniz. Ben hayata aşkla ve sevgiyle baktığım için bu hastalıktan bahsederken &#8220;aşk&#8221; diyorum.</p>
<p><strong>Her şeyde aşk yeterli mi? </strong>İşimi de aşkla yaptım ama yetmedi. Karşı taraf sizi ne kadar anlıyor, o sektör sizi ne kadar seviyor? Aşk içinizde var olan bir kavram. O yüzden ben bunları kendimle ilgili olarak yaptım. Ama onlar beğenmedi, sevmedi. Kimileri kendi ideolojisine göre çekiştirdi. Bunlar tabiî ki canınızı acıtıyor. Haksız yere mahkemelerde süründüm. Kendinizi ve bunu ne için yaptığınızı bildiğiniz zaman ne söyledikleri çok önemli değil. Bütün bunlar karşısında bir olgunluk geliştiriyorsunuz.</p>
<p><strong>Kanserin sizi ikince kez ziyarete geldiğini nasıl öğrendiniz? </strong>Yine tesadüfen erken teşhis kondu. Onuncu yıldan sonra çok rahatlamıştım. On birinci yılda &#8220;Yaptırırım &#8220;diye geciktirdim. Safra kesem de taş olduğu ortaya çıktı. Benim gibi hastalarda risklidir. Mehmet Öz&#8217;ün yeğeni onkolog Sevin Öz&#8217;den yardım istedim. Hemen mamografi çektirdim ve ortaya çıktı.</p>
<p><strong>Gecikmenin faturası ne oluyor? </strong>Kendi zamanında yaptırsaydım, kist daha yeni oluşmuş olacaktı. Üzerinden sekiz ay geçtiğinde kanser hızla yayıldığı için çok tehlikeli oluyor.</p>
<p><strong>İkincisi ilkinden daha mı ağır? </strong>Evet. Kanser bitmeyen bir şey. Yapısını iyi araştırdım ve geçici bir rahatsızlık olmadığını gördüm. Yüzde bir de bir ihtimaldir. Beni o yüzde bir ihtimal gelip buldu.</p>
<p><strong>Aynı süreçlerden mi geçtiniz? </strong>Evet. Tabii bu defa iki ameliyat birden oldum. Yeniden kemoterapi, arkasından memelerimi aldılar.</p>
<p><strong>Aldıktan sonra risk azaldı mı? </strong>Tabii. Bu gen hem meme hem de rahim kanseri yapıyor. O yüzden yumurtalıklarınızı ve memenizi alırlarsa risk azalıyor. Bu genle ilgili risk sıfırlanmış oluyor.</p>
<p><strong>Kadın tarafınız ne hissetti? </strong>Çok kötü. Ben bunun için mücadele etmiş biriyim. Benden organlarımın çalındığını hissettim. Çirkinlik duygusuna kapılıyorsunuz. Beş haftada iki ameliyat oldum. Bir ay boyunca aynaya hiç bakmadım. Beni kimsenin görmesine hala izin vermem. Görmeyi hiç kabullenemedim. Bu halime yeni alışabildim.</p>
<p><strong>Nasıl bir tedavi uyguluyorsunuz? </strong>Deniz ve güneş tedavisi görüyorum. Çünkü vücudumdaki D vitamini seviyesi çok düşmüş. İki ay boyunca anti depresan tatili yaptım. O bana iyi geldi.</p>
<p><strong>Çok pozitif görünüyorsunuz&#8230; </strong>Tatil bana çok yaradı. İki ay önce daha depresif duruyordum.</p>
<p><strong>Başınıza bu olay gelince ilk ne diye dua ettiniz? </strong>&#8220;Allah&#8217;ım bana biraz daha yazacaklarım için zaman ver&#8221; dedim. Ölümle hesaplaşmamı ilk kanser teşhisinde yapmıştım. Ölüm korkum yok. Çünkü ben zaten ölümün bir yer ve zaman değişimi olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>Hastalıktan sonra daha inançlı oldunuz mu? </strong>İnancınız daha bilinçli hale geliyor. İnanıyorsunuz ama bunu çok kullanmıyorsunuz, sorgulamıyorsunuz. Allah&#8217;tan bir şey istediğinizde bu daha maddiyata dayalı oluyor. Böyle olunca başka insanları ve hastaları düşünme şansım oldu. Anadoluda bu konuyla ilgili seminerler verdim. Pembe Hanım adıyla yeni bir dernek kurdum.</p>
<div><strong><span style="color: #bb2222;">KANSERİ MANEVİ EKSİKLİKTEN YENEMİYORLAR</span></strong></div>
<div><strong><span style="color: #bb2222;"><strong>Anneniz de kansermiş. Bu hastalığı atlatma da bir tecrübe oldu mu? </strong>Evet. Kendi kanser olduğu için bana çok yardımcı oldu. Herkesle her şeyi paylaştım, hiç gizlemedim. Doktorlar o zaman kanser hastalarına söylemiyorlardı. Oysa bu hastalıkla mücadele etmeniz için içinizdeki güce ihtiyacınız var. Olumsuz bir bakış açısına sahipseniz başkası sizin için hiçbir şey yapamaz. O yüzden hastalığın söylenmesi gerektiğini düşünüyordum.</span></strong></div>
<p><strong><span style="color: #bb2222;"><strong>&#8220;Kanseri yendim&#8221; cümlesinin nasıl bir anlamı var sizin için? </strong>Birinciyi yendim. Tekrar oldum. İnşallah şimdi de yenmişimdir. Yenebilirsiniz ama kanseri eşittir bir ölüm olarak görürseniz yaşama şansınız düşüyor. Çünkü kabullenmiş oluyorsunuz. Bu hastalık kültüründe çok ciddi bir sorun. Çok büyük bir ölüm korkusu var. Çünkü manevi dünyayı kaybetmişler.</p>
<p><strong>İnsanlar maneviyat eksikliğinden mi kanseri yenemiyor sizce? </strong>Tabii ki. Eskiden mezarlarla evler içiçeydi. Çünkü ölümle insan bir aradaydı. Çocuklar mezarlığa götürülürdü. Şimdi kimse ölümle yüzleşmek istemiyor. Ölümle ve tevekkülle bağınız kopuyor. Geriye korkudan başka bir şey kalmıyor. İnsanlar &#8220;Ölümden konuşmayalım&#8221; diyorlar. Ama ondan daha büyük bir gerçek yok.</p>
<p><strong>Bu hastalık içinizdeki hangi kadını ortaya çıkardı? Hala dominant mısınız? </strong>Çok dominant biriyim o kesin. Genlerimde ciddi bir savaşçı var. Daha önce kadın erkek ilişkisinde de savaşçı durumum vardı. Çok okuyan biri olduğunuzda, çevrenizdekilerin yaptıklarını da eleştiriyorsunuz. Artık o huyumu bıraktım. Daha anlayışlıyım.</p>
<p><strong>Hastalığınızı &#8216;ceza&#8217; olarak gördüğünüz oldu mu hiç? </strong>Doğru. Halk arasında &#8220;Hastalık verilmiş bir cezadır&#8221; algısı vardır. Ama tam tersi inançta Allah sevgili kulunu imtihan eder. Hastalıklarda günahlarımız af olur. Din hastalığa olumlu bir anlam yükler.</p>
<p><strong>Hastalığın sosyal ve kültürel açılımı nedir? </strong>Kitabımda bu konuyla ilgili bir bölüm var. İlk defa bu konuyla ilgili bir şey yazılmış oldu.</p>
<p><strong>Başınızdan geçen imtihanın sebebini hiç sorguladınız mı? </strong>Sağlıkla imtihan edilmemin nedenini düşünmedim. Ama bedenime çok ilgi göstermediğimi sorguladım. Bizde bedenle ilişkisi insanların çok yoğun değil. Elle muayene, erken teşhis için çok önemli. Bir iki kampanyanın içinde oldum. İnsanlar kendilerini muayene etmeyi bilmiyor. Kendinizden başka sizi kimse tanıyamaz. Eğer tanırsanız hastalığın teşhisinde çok önemli bir avantajınız oluyor. Teşhis ciddi bir iş ve kolay konulamıyor.</p>
<p><strong>Kızınız için endişe ediyor musunuz? </strong>İkincisi olunca çok endişe ettim. Dört kardeşiz, dörtte biri piyango bana vurdu. İbrahim Saraçoğlu ona çeşitli reçeteler veriyor. Kızım ara sıra onları kullanıyor. Beslenmesine dikkat etmeye çalışıyor.</p>
<p><strong>Kanserle ilgili yanlış bilinen ya da yapılan şey ne? </strong>Kanserle ilgili yanlışları ikiye ayırmak lazım. Fiziki, sosyal ve kültürel yanlışlar. Kanseri bulaşıcı zannedip, bu yüzden komşuları veya akrabalarıyla ilişkisini kesenler var. Kadın kanserlerinde kocalarının eşlerini hemen boşaması korkunç. Fiziksel yanlışlar da ilaçla tedavi olurken alternatif tedavi yöntemlerini aynı zaman da kullanmak. Çünkü hepsinin ayrı bir yan etkisi var. Bu hastalar için çok tehlikeli bir şey. Ben tedaviler bittikten sonra destek tedavi olarak bağışıklık sistemimi güçlendirmek için aldım.</p>
<p><strong>İlaç kullanmak dışında başka neler yapılabilir? </strong>Ortamınızı değiştirmeniz çok faydalı oluyor. Bir kadınla konuşmuştum. &#8220;Kansersin altı ay ömrün var&#8221; demişler. Onun üzerine İstanbul&#8217;daki evlerini, ne malı varsa satıp bir köye gidiyorlar. Kadın orada on bin ağaç dikmek istiyor. On bin ağacı dikip orman yapıyorlar. Onlarla ilgilenirken bir bakıyorlar ki bir yıl geçmiş. Kontrole gidiyorlar, doktor &#8220;tamamen iyileşmişsiniz&#8221; diyor. Ben bunu iki ay yapabildim. Haber seyretmedim. Televizyon izlemedim. Sadece kitap okudum. Güneş, deniz, organik bitkiler.</p>
<div><strong><span style="color: #bb2222;">DOKTOR GÖBEK ADIMI ALİ KOYMUŞ</span></strong></div>
<div><strong><span style="color: #bb2222;"><strong>Bu tarz kadınsal bir hastalığa yakalanınca erkeklerle iletişimde sorun oluyor mu? </strong>Ben her zaman erkek gibi olduğum için bir farklılık olmadı. (gülüşmeler) Erkeklerin beni kızdırmasını hiç tavsiye etmem. Ettiklerinde de cevabı acı oluyor.</span></strong></div>
<p><strong><span style="color: #bb2222;"><strong>Eşinizle diyaloğunuz nasıl? </strong>O da acayip maço! O yüzden iyi anlaşıyoruz. (gülüşmeler) Beraberliğimizi herkes şaşkınlıkla karşılamıştı zaten. &#8220;Senin gibi biri nasıl böyle biriyle beraber olur&#8221; demişlerdi. Büyük bir aşk karşısında maçoluk önemli değildir.</p>
<p><strong>Kaç yıl oldu? </strong>Evliliğimiz üç yıl oldu ama birbirimizi 17 yıldır tanıyoruz. Arkadaş olarak tanışıyorduk sonra aynı gazetede çalıştık. Erkekliği layıkıyla yerine getiren bir adamdır. Ben de kadın gibi uygun davranmayı öğrendim.</p>
<p><strong>Neden? </strong>Çünkü bu geçirdiğim rahatsızlıklardan sonra fıtratını değiştirmeye çalışmanın da doğru olmadığını öğrendim. Ben beş kilo doğmuşum. Doktor da kız mı erkek mi diye bakmadan Ali diye kesmiş. Doktorda kabahat yani! (gülüşmeler)</p>
<p><strong>Hayatınızın bir de Tahran bölümü var. Uzun yıllar orada kaldınız. Oradaki kadınlarla iletişiminiz nasıldı? </strong>Bir dönem çok iç içeydi. Hep sokaktaydım, dilini öğrendim ve iş buldum. Bir süre sekreterlik yaptım. Sekreterlik yaptığım yerin kapıcısına da Farsça öğrettim. (Gülüşmeler) Farsça çok güzel bir dil. Bizim eğitim sistemimizde batı dili odaklı bir eğitim var. Doğu dillerini bilmek de önemli.</p>
<p><strong>İran&#8217;da kadın olmak nasıl bir şeydi? </strong>O yıllarda İranlı kadınlar Türk kadınlarını kendilerinden üstün görüyordu. Beni bir sandalyeye oturttular. Karşıma da yirmi kadın oturdu. Ben daha yirmi yaşındayım onların yaşları benden çok büyük. &#8220;Şimdi İstanbul Türkçesiyle konuş&#8221; dediler. Bende &#8220;kendi kendime mi konuşayım&#8221; dedim. onlarda &#8220;Evet sen konuş, şiir gibi dinleyelim&#8221; dediler. Türkçenin şiir gibi bir dil olduğunu ben onlardan öğrendim. O günden sonra kendi kültürünüzle yabancılaşmanın kanserojen olduğunu düşünüyorum . Kültürünüzden soyutlanıp yabancılaşırsanız, ruh olarak da ölmüş olursunuz.</p>
<p><span><strong>YAYIN TARİHİ: 08.08.2010</strong></span></p>
<p> YENİ ŞAFAK</p>
<p></span></strong> </p>
<p></span></strong>mektup:</p>
<p></span></p>
<p>günaydın nevval hanım. öncelikle çok geçmiş olsun diyorum. bu sabah röportajınızı okudum ve çok etkilendim. sizi kanser hastalığından sonra yine böyle güleryüzlü görmek mutluluk verici. çok çok güzelsiniz.<br />
güzel iyi hafta diliyorum size saygılar&#8230;</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=3656&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/allah-bana-yazacak-zamani-versin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR ERKEĞİ KAÇIRMANIN YOLLARI</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/bir-erkegi-kacirmanin-yollari/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/bir-erkegi-kacirmanin-yollari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Aug 2010 10:16:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=3624</guid>
		<description><![CDATA[ Nereye baksanız göreceğiniz öğütler ;”nasıl erkeği tavlarsınız ve erkeğinizi nasıl elinizde tutabilirsiniz” üstüne .Bu nedenle çok gerekli görülmeyen “bir erkek nasıl kaçırtılır” konusunun işlenmemesi bana eksiklik gibi geldi.Size de kırk yılın başında lazım olabilir. Bir erkeği kaçırtmak istiyorsanız pratik yaşamda zeki olduğunuzu belli edin ,kendinizle gurur duyun.

Her erkek işi sanılan şeye “ben yapabilirim” diye atlayın. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Nereye baksanız göreceğiniz öğütler ;”nasıl erkeği tavlarsınız ve erkeğinizi nasıl elinizde tutabilirsiniz” üstüne .Bu nedenle çok gerekli görülmeyen “bir erkek nasıl kaçırtılır” konusunun işlenmemesi bana eksiklik gibi geldi.Size de kırk yılın başında lazım olabilir. Bir erkeği kaçırtmak istiyorsanız pratik yaşamda zeki olduğunuzu belli edin ,kendinizle gurur duyun.</p>
<p><span id="more-3624"></span></p>
<p>Her erkek işi sanılan şeye “ben yapabilirim” diye atlayın. Entellektüel ortamda söylemek istediğinizi “erkeğinize” göre ayarlamadan özgürce belirtin,herkesin hayranlığını hissedin. Cinsel enerjinizi hiç gizlemeyin,aktif olun.Dekolte ve keyifli görünün. Politik konularda kendi fikrinizi sonuna kadar savunun.Hiç bir fikre ve duruma kavga çıkmasın diye boyun eğmeyin.Kadınca zaaflarınıza yenilmeyin. Parayla tehdit etmeye çalıştığı her olayın karşılığında kendi özgürlük alanınızı genişletin ve asla geri dönmeyin.Taviz vermeyin kolunuz gider. Kazandığı parayı iyilik olarak sizinle harcıyormuş gibi yapmasına itiraz edin,yaptığınız işlere para almaya kalksanız bunun tutarının ne olacağını bir kağıda yazıp mutfak kapısının üstüne asın. Zihinsel ve bedeni yorgunluk nedeni olun,onun isteği dışında kendiniz zamanı belirleyin.Koşulları tartışın. Çok berrak ve net düşünüp konuşarak onun kafasını karıştırın.Aklınıza geleni söyleyecek bir dürüstlükte olun.Dürüstlükten çabuk bıkarlar.İdare edilmek isterler. Çok içten olun asla ayakta ve yatakta numara yapmayın.Kadınca stratejiler izlemeyin,onu çaresiz bırakın.Beklediği hiç bir şeyi yapmayın. Erkeksiz ve tek başınıza da yaşamı sürdürebileceğinizi hissedirin ya da daha güvenlisi, söyleyin.Ona ihtiyacı olmadığını söyleyen eşit davranan bir kadından nefret edeceği için hemen o gece sizi bırakabilir. Onun bir karısı ya da ayrılamadığı bir sevgilisi varsa onun kadınca tüm numaralarını açıklayın.Onu döndürmek için yaptığı şeyler ne kadar basmakalıp olursa ona dönmek için erkek o kadar acele edecektir. Sizden vazgeçmek ve gerçek bir “kadına” kavuşmak için koşacaktır köşeyi dönünce.Emin olun.Kendisini kazanmak için uğraşan kadın değerlidir,yöntemlerin ilkelliği ise sevgi ifadesidir diye düşünecektir. Sadece onu sevdiğinizi çok sık söyleyin hiç inanmayacaktır,bundan kuşku duyacaktır.Varolan hayranlarınızı hiç ciddiye almadığınızı,onu seçtiğinizi bunun yeterli bir sevgi göstergesi olduğunu anlatmaya çalışın,çünkü siz çalıştıkça onun kuşkusu artacaktır.Sonunda sizi kendine layık bulmayacak ve sizi serbest bırakacaktır. Hayatınızda idealler olsun.Her konuda değişik fikirleriniz bulunsun. Hayatta erkekten önemli şeyler bulunduğunu ve onlarla ilgilenmekten çok mutlu olduğunuzu belirtin. Özgürlükten sık sık söz edin.Özgürlüğün önemi üstüne herkesle birlikteyken daha ateşli sohbetler yapın. Yeni bir hayat planından korkmadığınızı,çocuğunuzla yaşayabileceğinizi,elektrik su paralarını artık bankaların otomatik ödediğini, teknik kolaylıkların arttığını ve banka kredilerinin yararlarından söz edin.Kira ödemekten ise hiç çekinmeyeceğinizi laf arasına sıkıştırın.Zaten sizden nefret edecektir.Neyine güveniyor bu küstah diye.Hadi bakalım biraz burnu sürtülsün diyerek gidecektir. Sevinç çığlıkları içinde yaş günü kutlamaları yapın,yaşlanmanın kadının cinsel yaşamını hiç etkilemediğini,ölünceye kadar cinsel olarak aktif olabileceğinizi bu konuda okuduğunuz son makaleyi hararetle anlatın.Kadın olmanın gücünü öğrenmekten ne kadar mutlu olduğunuzu tekrarlayın.Sizi genç gösterecek yeni teknolojilerden, bunların artık satın alınabilir olmasından söz edin.Size buz gibi bakan bir çift göz göreceksiniz,büyük olasılıkla bu son bakışı olacaktır. Genelde kadınların oynadığı Meryem ana rolune asla iltifat etmeyin. Hayatınızda erkek sayısını minimize etmek gibi kurnazlıklara kalkmayın ona gerçeği söyleyin.Abartmanıza gerek yok.Bu yeterli olacaktır.Hayatınız boyunca onu beklediğiniz yalanını artık söylemeyin ve büyüdüğünüzü fark edin.Çünkü o fark edemez ve inanır. Düzeni bozacak en ufak bir tavrınız erkeğin sinirlerini alt üst eder. Evin,iş yerinin ya da odanın düzenini bozacak bir şey yapın sonucu kontrol edin.Bunu o yaparsa siz toplamayın onun yapmasını talep edin hemen kapıyı vurup çıkacaktır.Rutin olarak her zaman yaptığınız şeyleri bir defalık yapmayın bakın neler söyleyecek. Hasta olduğunuz bir gün sabah çayı koymasını isteyin mesela size “hayır” diyecektir.Nedeni sizin böyle lükslere alışmamanızdır. Baştan nasıl alıştırırsanız öyle gider,bütün kadınları sizin davrandığınız gibi davranan insanlar olarak algılar.Erkeğinizi başka erkeklerle kıyaslayın ve ona örnek gösterin sizi bırakacağına garanti gözüyle bakabilirsiniz artık. Bütün bu öğütleri tuttunuz ve adam hala dayanıyorsa size o zaman ona genetik bir test yaptırın.Ya bir bozukluk vardır,ya da size deli gibi aşık demektir.O zaman kimseye anlatmayn nazar değer daha kötüsü hemen elinizden kapmak için ulusal bir yarışma açılabilir.Varlığını gizlemenizde yarar görüyorum.Benden söylemesi&#8230; NEVVAL SEVİNDİ</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=3624&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/bir-erkegi-kacirmanin-yollari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Profesör olmak kolay bilimadamı zor!</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/profesor-olmak-kolay-bilimadami-zor/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/profesor-olmak-kolay-bilimadami-zor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 07:48:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=3619</guid>
		<description><![CDATA[ 
Ülkemizde akademiler ve akademik kariyer askeri nizamda sırası gelince paye almak
halinde maalesef.Batı&#8217;da profesör olmak bilim adamı olmak demek ve çok zor o payeye
erişirsiniz.Kıskançlık ve suistimal en üst düzeyde . Gençlerin anlattıkları ve benim yaşadıklarım yıllardır değişmeden devam ediyor.İşte TUBA rapor hazırlamış.

İŞte dünyadaki önemli üniversiteler sıralamasında İTÜ dışında tek bir üniversite yok
Neden acaba?Kayırmacılıkla ünvan alanlar utanmadıkça [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>Ülkemizde akademiler ve akademik kariyer askeri nizamda sırası gelince paye almak</p>
<p>halinde maalesef.Batı&#8217;da profesör olmak bilim adamı olmak demek ve çok zor o payeye</p>
<p>erişirsiniz.Kıskançlık ve suistimal en üst düzeyde . Gençlerin anlattıkları ve benim yaşadıklarım yıllardır değişmeden devam ediyor.İşte TUBA rapor hazırlamış.</p>
<p><span id="more-3619"></span></p>
<p>İŞte dünyadaki önemli üniversiteler sıralamasında İTÜ dışında tek bir üniversite yok</p>
<p>Neden acaba?Kayırmacılıkla ünvan alanlar utanmadıkça da olmayacak.</p>
<p>Tıpta her yeri birincilikle bitirmiş,TUSS birincisi gencin özgün makalesini prof. alıyor ve bir türlü prof. olamayan karısı için kullanıyor. Ögrencisine de diyor ki:sen gençsin daha yazarsın!!!Senin karın gidip evde örgü örse diyemiyor çocuk tabii.</p>
<p>ABD bu gencimizi kaptı.Hiç istemeden çok iyi koşullarda çalışmaya gitti. Şimdi dönme niyetinde hiç bir üniversite istekli değil,neden ? Kıskançlık manyaklığı üniversitelerde bir pranga maalesef.</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="50%" align="left">Sefa KAPLAN</td>
<td width="50%" align="right">1 Ağustos 2010</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.hurriyet.com.tr/p/hp/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="5" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div>
<div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div><img src="http://www.hurriyet.com.tr/p/spacer.gif" alt="" width="1" height="3" /></div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" align="right"><!--media başlangıç--><!-- media--></p>
<tbody></tbody>
</table>
</div>
<div><img src="http://www.hurriyet.com.tr/p/newsDetail/spacer.gif" alt="" width="1" height="10" /></div>
<div><img src="http://www.hurriyet.com.tr/p/newsDetail/spacer.gif" alt="" width="1" height="10" /></div>
</div>
<div id="divAdnetKeyword"><strong>TÜBA’nın hazırladığı 2009 Bilim Raporu’nda üniversitelerin yüksekokullardan bile alt düzeyde olduğu, profesörlüğü hak edenlerin bir daha bilimsel çalışma ile ilgilenmediği, kıskançlıktan genç araştırmacıların engellendiği iddia edildi.</strong></div>
<p>TÜRKİYE Bilimler Akademisi’nin (TÜBA) hazırladığı 2009 Bilim Raporu’nda, Türkiye’deki üniversitelerin ve profesörlerin içler acısı durumu gözler önüne serildi. <a onmouseover="showAd('26706','100264','ba4cb24e' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>İlk</strong></span></a> kez yayımlanan rapora göre, mevcut hükümet, öncekilere göre bilim konusunda daha duyarlı. Ancak, bu yeterli değil. Ayrıca, yeni üniversiteler için hiçbir bilim kuruluna danışılmaması da vahim sonuçlar doğmasına sebep oluyor.</p>
<p><strong>Politik kararlarla okul kuruluyor<br />
</strong><br />
TÜBA Başkanı Prof. Yücel Kanpolat imzasıyla yayımlanan rapor, TÜBA’yı da eleştiriyor <a onmouseover="showAd('26625','101217','87254865' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>ve</strong></span></a> yeterince etkili olamamadığını belirtiyor. Rapora göre, politik kararla kurulan üniversiteler, meslek öğretme açısından bir yüksekokul standartını yakalamaktan bile çok uzak. Raporda yer alan eleştirileri şöyle sıralamak mümkün:</p>
<p><strong>Profesörler yerine asistanları giriyor</strong></p>
<p>“Doçentlikten profesörlüğe geçen bazı öğretim üyelerimiz, emekliliğe <a onmouseover="showAd('26628','100331','aeff0373' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>kadar</strong></span></a> uzanan bir dönemde konumunu garanti altına almış olarak; çalışmayı, bilimsel etkinliklerde bulunmayı, yayın yapmayı, kitap yazmayı artık gerekli görmemektedir. Derslere girmeyi dahi çoğunlukla asistanlara, doçentlere bırakmaktadır.”</p>
<p><strong>Kıskançlık yüzünden gençlerin önü kesiliyor</strong></p>
<p>“Araştırma heyecanı taşıyan genç kadrolar, tatmin edici olmayan ücretlere mahkûmdur ve araştırma yapmalarının önünde çeşitli engeller bulunmaktadır. Bu engeller, yetersiz araştırma desteği kaynakları, başarılarının takdir edilmemesi, ödüllendirilmemesi, hatta ‘boynuz kulağı geçmiş’ yaklaşımıyla üstleri tarafından kınanmaları, kıskanılmaları, hor görülmeleridir.”</p>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=3619&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/profesor-olmak-kolay-bilimadami-zor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk atletizmi hatırladı</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/turk-atletizmi-hatirladi/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/turk-atletizmi-hatirladi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 07:20:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=3617</guid>
		<description><![CDATA[


Spor


 







 
»











Trilyonlar dönen futbol sektöründe futbolcularımız dünya şampiyonasına bile gidemediler.Bir tek hakemimiz bile futbol sahasında yer almadı.Oysa zor şartlarda çalışan 2 genç kadın Türkiye&#8217;ye altın madalya hediye ettiler . Yaşayın varolun!
 Tarih yazdı











Milli Atlet Nevin Yanıt Avrupa Şampiyonu oldu



Nevin Yanıt bir günde 2 Türkiye rekoru kırarak kadınlar 100 engellide Avrupa Şampiyonu oldu.

 

31.07.2010 Cumartesi  
Müfit GÜREVİN / VATAN SPOR
24 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center">Spor</td>
</tr>
<tr>
<td height="1" bgcolor="#000000"> </td>
</tr>
<tr>
<td>
<table border="0" cellspacing="1" cellpadding="1" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="33%" align="left"><a href="http://www.gazetevatan.com/haber/nevin-yanit-rekor-kirdi/320374/5/Spor"></a></td>
<td width="33%" align="center"><strong> </strong></td>
<td width="33%" align="right"><a href="http://www.gazetevatan.com/haber/rovanstan-suphem-yok/320425/5/Spor">»</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="2" cellpadding="2" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>
<h5>Trilyonlar dönen futbol sektöründe futbolcularımız dünya şampiyonasına bile gidemediler.Bir tek hakemimiz bile futbol sahasında yer almadı.Oysa zor şartlarda çalışan 2 genç kadın Türkiye&#8217;ye altın madalya hediye ettiler . Yaşayın varolun!</h5>
<h5> Tarih yazdı</h5>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top">
<table border="0" cellspacing="4" cellpadding="4" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://foto.gazetevatan.com/newpics/news/310720102211436063106_2.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><span style="font-family: Arial;">Milli Atlet Nevin Yanıt Avrupa Şampiyonu oldu</span></strong></div>
<div>
<hr size="1" /></div>
<div>
<div><span style="font-family: Arial, Verdana, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;">Nevin Yanıt bir günde 2 <a onmouseover="showAd('26629','100063','043c0c97' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>Türkiye</strong></span></a> rekoru kırarak kadınlar 100 engellide Avrupa Şampiyonu oldu.</span></div>
<div><span style="font-family: Arial, Verdana, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;"><span id="more-3617"></span></span></div>
<p><span style="font-family: Arial, Verdana, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;"> </p>
<p></span></p>
<div><span style="font-family: Arial, Verdana, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;">31.07.2010 Cumartesi <strong> </strong></span></div>
<div><strong><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><span style="font-family: Helvetica,Verdana,Arial; color: blue; font-size: x-small;"><strong>Müfit GÜREVİN / VATAN SPOR</strong></span></span></strong></div>
<div><span style="font-family: Arial, Verdana, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;">24 yaşındaki Mersinli sprinter yarı finalde 12.71’le 16 atlet arasında en iyi dereceyi yaparak <a onmouseover="showAd('26454','100128','46b05d0d' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>son</strong></span></a> 8’e kaldı. Ardından 12.63 koşarak hem Avrupa’nın 1 numarası oldu hem de adını atletizm tarihine kazıdı. Nevin madalyasına ise bugün kavuşacak.</span></div>
<p>TÜRKİYE’Yİ atletizmin sprint dalında en iyi şekilde temsil eden isim, 100 metre engelli kadınlarda yarışan F.Bahçe’nin Mersin doğumlu 24 yaşındaki atleti Nevin Yanıt. Düne <a onmouseover="showAd('26678','100331','47b27a2b' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>kadar</strong></span></a> 12.74’le Türkiye rekorunun sahibiydi. 2007’de Macaristan’da 23 yaşaltı Avrupa Şampiyonu oldu. Ancak buna karşın büyüklerde en önemli başarısı 2008 Pekin<br />
Olimpiyatları’ndaki yarı finali <a onmouseover="showAd('26625','101217','d7af8f86' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>ve</strong></span></a> 2009 Pescara’da 13.08’le elde ettiği Akdeniz Oyunları şampiyonluğuydu..</p>
<p>CÜNEYT Yüksel’in çalıştırdığı Nevin Yanıt <a onmouseover="showAd('26723','101215','098d52fb' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>bu</strong></span></a> yıl bambaşkaydı. Öyle ki 12.74’ü de bu yıl koştu. Kendisini bu Avrupa Şampiyonası’na çok iyi hazırladı ve Türk insanının sprint koşabileceğini tüm dünyaya kanıtlamayı kafasına koydu.</p>
<p>BARCELONA’DA 12.89 koşarak adını yarı finale yazdırmıştı. Üstelik rahat bir tempoyla serisinde 1. olarak çıktığı son 16 içinde en iyi 4. zamanı yapmıştı. Bu Nevin’in madalya hedefinde ne kadar gerçekçi olduğunun göstergesiydi.</p>
<p><strong>EN İYİ ZAMANI YAPTI</strong></p>
<p>DÜNKÜ yarı finalde Nevin’in, bu sezonun en formda isimlerinden biri olan Carolin Nytra (Bu sezon 12.57 koştu ki bu zaman sezonun en iyi 3. derecesi), Derval O’Rourke ve Lisa Urech gibi rakipleri vardı. Amacı ilk 3’e girip final vizesi almak, adını Türk atletizm tarihine yazdırmaktı. Bunu 12.71 koşup, Türkiye rekorunu 3 salise geliştirerek ve serisinde yine 1. olarak başardı. Üstüne üstlük son engeli geçtikten sonra da yavaşlayarak daha iyisini yapabileceğini gösterdi ve madalya için, hatta altın için umut verdi. Final vizesini 16 atlet arasında en iyi zamanı yaparak aldı..</p>
<p>BU şampiyonada bu mesafenin en formda isim olduğu kesindi. Ancak finalde daha iyisini yapmalıydı çünkü bu yıl 12.68 koşan Tatyana Dektyareva ve Nytra yanındaydı. 2009 dünya 4.’sü O’Rourke, 2009 23 yaşaltı Avrupa Şampiyonu C.Vukicevic onu madalya dışına itebilirdi.</p>
<p>ANCAK Avrupa Şampiyonası kadınlar 100 metre engelli finalinde herkesi geçti Nevin, Türk spor tarihinin en büyük başarılarından birini elde etti. 12.63 koşarak, O’Rourke’un 2 salise, Nytra’nın da 5 salise önünde Türkiye rekorunu bir kez daha kırdı, ayrıca Türkiye’ye büyük şampiyonalardaki 4. altın madalyayı kazandırıp, tarihe geçti.</p>
<p>ERKEKLER 5 bin metrede ise Kemal Koyuncu ve Mert Girmalegese başarılı olamadılar. 15 atletin yarıştığı finalde piste çıkan Mert 13:45.25’lik dereceyle 9., Kemal Koyuncu ise 14:17.32 ile 13. oldu.</p>
<p><strong>Rüyada gibiyim</strong></p>
<p>İSPANYA’NIN Barcelona kentinde devam eden 20. Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda bayanlar 100 metre engellide altın madalya kazanan Nevin Yanıt, emeğinin karşılığını aldığını söyledi. Hayâl ettiği başarıya ulaştığını ifade eden Nevin şöyle konuştu: “Resmen delirdim. Gerçekten çok büyük bir mutluluk. İnanmayacaksınız belki, ama 12.63 diye bile yazmıştım. Bu başarıyı hak ediyordum, çok çalıştım.<br />
YARIŞ bittiğinde kazandığımı bilmiyordum. O an sadece finiş çizgisini geçmeyi düşünüyordum. Daha sonra orada ismimi görünce, Cüneyt hocanın havaya fırladığını görünce ve Türkiye bayrağı gelince bir şeyler yaptığımı anladım. İsmimi görünce tamam benim dedim. Keşke şu anda Dünya Şampiyonası yapılsaydı. Sanki rüyadaymış gibiyim. Hocama bana vur da kendime geleyim diyorum. Yarın haberleri görünce inanırım.”</p>
<p><strong>1 saatte 11 salise geliştirdi</strong></p>
<p>NEVİN Yanıt dün 100 metre engelli gibi hem teknik hem de sürat gerektiren zorlu bir branşta Avrupa Şampiyonu olurken, iki kez Türkiye rekoru kırdı. 24 yaşındaki atletimiz 12.74’le bu rekoru elinde bulunduruyordu. Dün ise 1 saat 20 dakika içinde bu rekoru iki kez geliştirdi. Yarı finalde 12.71, finalde ise 12.63 koştu.. Yani 11 saliselik fiziksel bir gelişim sergiledi.</p>
<p><strong>Elvan bugün sahne alıyor</strong></p>
<p>İSPANYA’NIN Barcelona kentinde devam eden 20. Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda bugün 5 Türk atlet daha sahneye madalya için ç›kacak. Yüksek atlamada Burcu Ayhan 20.30’da, 5 bin metre finalinde Elvan Abeylegesse, Meryem Erdoğan, Alemitu Bekele 21.40’da ve bin 500 metre finalinde ise Aslı Çakır 22.15’te piste çıkacak.</p>
<p><strong>SINIF ATLADIK-MERT AYDIN (VATAN SPOR)</strong></p>
<p>TÜRK atletizm tarihinde çığır açacak ve ileride ‘İşte o gün bazı şeyler değişti’ dedirtecek bir gündü. Bugüne kadar orta ve uzun mesafelerle yakaladığımız başarı bu kez 100 metre engelli gibi ‘Yabancı’ olduğumuz bir dalda geldi. Yarı finalde altın madalyanın sinyalini verdi Nevin. Finalde daha ilk engelde ele geçirdiği üstünlüğü sonuna kadar kimselere bırakmadı. Ne Nytra kaldı ne O’Rourke. 2002’de Münih’de Süreyya Ayhan’ın Avrupa Şampiyonluğu ile Türk atletizmi bir üst boyuta geçmişti. Nevin’in zafeniyle hem boyut hem de sınıf atladık. Bu başarıda payı olanlara teşekkürler. Antrenörü Cüneyt Yüksel’e, Nevin’e kol kanat geren F.Bahçe kulübüne, Mersin’de ona imkan sağlayanlara ve yıllarca beraber antrenman yaptığı Esen Kızıldağ’a.</p>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><span style="font-family: Arial;">Bekele birinci olarak <a onmouseover="showAd('26624','100186','5e88b03b' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>altın</strong></span></a> madalya kazandı</span></strong></p>
<div><span style="font-family: Arial, Verdana, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;">5 <a onmouseover="showAd('26678','101883','ce6ffdbe' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>bin</strong></span></a> bayanlarda Alemitu Bekele şampiyona rekoruyla altın alırken, gümüş de Elvan’ın oldu.</span></div>
<p><span style="font-family: Arial, Verdana, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;">Atletizmde tarihinin en iyi Avrupa Şampiyonası’nı yaşayan <a onmouseover="showAd('26737','100063','10dbd39f' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>Türkiye</strong></span></a>, dün de bir başka gurur gecesi yaşadı. Alemitu 14.52.20’yle 1. olurken, Elvan da 14.55.44’le 10 bindeki altın sonrası ikinci madalyasını aldı.</p>
<p>AVRUPA Atletizm Şampiyonası’nda dün koşulan 5 bin metre bayanlar finalinde Türkiye duble yaptı. Aslında <a onmouseover="showAd('26625','101215','8ab25840' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>bu</strong></span></a> bekleniyordu. Ama altını en iyi dereceye sahip olan Elvan Abeylegesse’nin, gümüşü ise 15 dakikanın altına inebilen 5 atletten biri olan Bekele’nin alacağı düşünülüyordu.</p>
<p>YARIŞTA <a onmouseover="showAd('26627','100264','4301bd76' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>ilk</strong></span></a> bin metreyi Mariya Konovalova 2:57.58’le önde geçti. Rus atlet 2 bini de 5:55.55’le lider geçtikten sonra gerilemeye başladı. 3 bini Portekizli Augusto’nun 8:57.08’le 1. geçmesinin ardından ön grup Elvan, Alemitu, Jessica Augusto ve diğer Portekizli Sara Moreira 4’lüsüyle oluştu. 4 bin de ise temposunu arttıran Elvan liderdi</p>
<p></span></p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=3617&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/turk-atletizmi-hatirladi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İçişleri Bakanı teşhis edemiyor</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/icisleri-bakani-teshis-edemiyor/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/icisleri-bakani-teshis-edemiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 05:51:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=3611</guid>
		<description><![CDATA[İçişleri Bakanı Atalay dün İnegöl ve Hatay’daki olaylar için “siyasi ve ideolojik değil” diye konuştu. Teşhis yanlışsa, tedavi mümkün değildir. Sayın Atalay’ın teşhisi yanlıştır. Çünkü PKK’nın talimatlarını uygulayan BDP’nin her davranışı siyasidir. BDP yeni ilan ettiği “özerlik” siyaseti için her yerde Türk-Kürt çatışmasını körüklüyor. Bunun kökeninde ideolojik olarak BDP’nin “ayrılıkçı milliyetçilik” politikası var. AKP’nin hedefsiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-content/uploads/2010/07/l_MhfiplKEkJ.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-3614" title="l_MhfiplKEkJ" src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-content/uploads/2010/07/l_MhfiplKEkJ.jpg" alt="" width="80" height="60" /></a>İçişleri Bakanı Atalay dün İnegöl ve Hatay’daki olaylar için “siyasi ve ideolojik değil” diye konuştu. Teşhis yanlışsa, tedavi mümkün değildir. Sayın Atalay’ın teşhisi yanlıştır. Çünkü PKK’nın talimatlarını uygulayan BDP’nin her davranışı siyasidir. BDP yeni ilan ettiği “özerlik” siyaseti için her yerde Türk-Kürt çatışmasını körüklüyor. Bunun kökeninde ideolojik olarak BDP’nin “ayrılıkçı milliyetçilik” politikası var. AKP’nin hedefsiz “Açılım” politikası, Kürt ayrılıkçılarını cesaretlendiriyor, çatışma ortamını körüklüyor.</p>
<p><span id="more-3611"></span></p>
<div id="bt">
<p><strong>Kerem Çalışkan-Euractiv.com.tr Yayın Yönetmeni</strong></p>
<p>Türkiye Türk-Kürt çatışmasına sürükleniyor.</p>
<p>AKP Hükümeti farkında değil.</p>
<p>AKP Hükümeti’nin İçişleri Bakanı Beşir Atalay dün konuştu.</p>
<p>İnegöl’de yaptığı açıklamada İnegöl ve Hatay olayları için “Siyasi ve ideolojik değil” dedi.</p>
<p>Atalay fena halde yanılıyor.</p>
<p>Çünkü olaylar hem siyasi hem ideolojik.</p>
<p>Siyasi, çünkü PKK ve BDP’nin “Kürtlere demokratik özerklik” siyaseti tarafından kışkırtılıyor.</p>
<p>İdeolojik, çünkü arkasında PKK ve BDP’nin “ayrılıkçı milliyetçilik” ideolojisi var.</p>
<p>Atalay bu iki konuda yanıldığı için AKP Hükümeti olaylara doğru teşhis koyamıyor.</p>
<p>Ne olduğunu anlamıyor.</p>
<p>Teşhis yanlışsa, tedavi mümkün değildir.</p>
<p>AKP Hükümeti’nin teşhisi yanlış, zaten tedavi de edemiyor.</p>
<p>Çünkü AKP hükümeti, hedefsiz, belirsiz ve muğlak “açılım politikası” ile Kürt ayrılıkçılarının değirmenine su taşıyor.</p>
<p>Attığı her adım PKK ve BDP’yi cesaretlendiriyor.</p>
<p>Açılım politikasının verdiği cesaret ile BDP’liler Türkiye’de yaşayan Kürtler için “demokratik özerklik” ilan etme aşamasına geldiklerini düşünüyorlar.</p>
<p>Bu anlayışın sonucu olarak “iki taraf da silah bıraksın” gibi abuk bir söylemle sözde barış çağrıları yapan Diyarbakır’daki STK’ların temsilcisi Diyarbakır Baro Başkanı “Ordu, silahlı grupların olduğu yerde gezinmesin” gibi taleplerde bulunuyor.</p>
<p>İşte  BDP’nin “demokratik özerklik”ten anladığı tam da budur.</p>
<p>PKK’lı çetelerin kontrolünde “Kürt özerkliğinin yaşandığı ve ilan edildiği bölgeler” yaratmak.</p>
<p>AKP sınırı ve çizgisi belirsiz “Açılım politikası” ile Kürt Siyaseti’nin parlamentodaki temsilcisi BDP’de bu tür bir “Kürt özerkliği” umudu yaratmıştır.</p>
<p>Bunu kendi PKK’lı milisleri ile kurup savunacakları güce ulaştıklarını düşünüyorlar.</p>
<p>Bu düşüncenin bile ne kadar tehlikeli olduğunu fark etmiyorlar.</p>
<p>Ne yazık ki, anlaşılan Hükümet temsilcileri de fark etmiyor.</p>
<p>Şimdi İnegöl’de, Hatay’da patlak veren yerel çatışmaların ardında BDP’nin körüklediği bu umut ve cesaret vardır.</p>
<p>PKK’nın körüklediği politika budur.</p>
<p>Her basit olayda, Ege’de, Anadolu’nun herhangi bir yerinde kız meselesinden, kumardan, borçtan, mahalle maçı kavgasından, bahçeye tavuk girdi kavgasından çıkabilecek herhangi bir çatışma, PKK ve BDP’liler tarafından Türk-Kürt çatışması yönünde körüklenmektedir ve körüklenecektir.</p>
<p>Neden?</p>
<p>Nedeni bellidir.</p>
<p>Türkler ve Kürtler bugüne kadar tüm kışkırtmalara rağmen, karşıt kamplar haline gelmemiştir.</p>
<p>Birbirine düşmanca bakan kamplar oluşmamıştır.</p>
<p>İşte şimdi bu kamplaşma yaratılmak isteniyor.</p>
<p>Anadolu’nun küçük kasabalarında ve ilçelerinde bu ayrımcılık ve kamplaşmayı körüklemek daha kolay olabilir.</p>
<p>Kürt mahallelerinin olduğu her küçük veya büyük kentte, beldede, ilçede bu çatışmayı yaratabilecek bir potansiyel vardır.</p>
<p>Bu ortam giderek olgunlaşmaktadır.</p>
<p>Türkiye’nin İnegöl veya Hatay gibi herhangi bir yerinde patlak veren Kürt-Türk çatışması da bu ortamı körüklemektedir.</p>
<p>Bu yüzden konunun uzmanı bazı köşe yazarlarının satır aralarında bile ilk kez panik işaretleri belirmiş ve “Aman bu çatışmayı önleyin” çağrıları yükselmeye başlamıştır.</p>
<p>Hiç kuşkunuz olmasın ki, Türkiye’yi bölmek, zayıflatmak ve güçsüz düşürmek isteyen, dış güçler ve bazı ülkelerin istihbarat güçleri de devrededir.</p>
<p>Onlar şimdi harıl harıl, yeni çatışma çıkaracak yerleri, noktaları ve olayları arıyorlar.</p>
<p>Ege’nin hedeflerinde olduğu sır değildir.</p>
<p>Ege’de patlak verecek bir Türk-Kürt çatışmasında hele kan dökülürse, olaylara Doğu’dan gelecek ve kışkırtılacak tepkilerle, Türkiye çapında çatışma ve kaos görüntüsü verilebilir.</p>
<p>Bugün kışkırtılan senaryo budur.</p>
<p>Hükümete “Bunu fark edin ve önleyin” demek gerekir.</p>
<p>Ancak İçişleri Bakanı Atalay’ın “Olaylar siyasi ve ideolojik değil” sözleri AKP Hükümeti’nin ne olduğunu anlamadığını ortaya koymuştur.</p>
<p>Durum vahimdir.</p>
<p>Türkiye’de Türk-Kürt çatışması sistemli, planlı ve organize bir şekilde körüklenmektedir.</p>
<p>Bu planı bozmak için önce bu planı doğru anlamak gerekir.</p>
<p>Bugün Türkiye’de Türklerin ve Kürtlerin aklı eren insanlarına ve aydınlarına yapılabilecek tek çağrı vardır:</p>
<p>Ne olduğunu anlayın!</p>
<p>Türkiye’de Türk-Kürt çatışmasına dayalı bir “iç savaş senaryosu” sahnelenmek isteniyor.</p>
<p>PKK ve BDP bu senaryoyu körükleyen bir rol üstlenmiş durumdadır.</p>
<p>Bu oyunu bozalım.</p>
<p>Elele verelim.</p>
<p>Türk-Kürt çatışmasına hayır!</p>
<p>Türkiye’de iç savaşa hayır!<img src="fileadmin/template/img/dot.jpg" alt="" /></p>
</div>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=3611&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/icisleri-bakani-teshis-edemiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
