DEV ATLASIN SIRTINDAKİ KRALLIK :FAS
Dünyanın en güzel sedir ormanlarını koynunda büyüten Atlas dağları Akdenizle Atlas okyanusu arasında bir duvar gibi uzanır.Bu dağlarda bin yaşının üstünde çam ve ardıç ağaçları vardır.Şelaleler,nehirler,kaynak sularıyla dolu yüksek platolar ve göllerle zengin bir doğa dağların süsüdür.Atlas dağları Fasın bilinen en eski zamanlardan günümüze mitolojik bir yerleşim bölgesidir.Yüksek Atlaslar denilen bölge Fenikeliler ve eski Yunan döneminden beri bilinen bir efsanenin de kaynağıdır.Dünyayı omuzlarında taşıyan dev Atlasın dağların dağı olarak anılmasına neden olmuştur.Afrikanın kalbine kadar inen Atlas dağları bir çok halkın ve etnik grubun evidir.
Atlantik okyanusundan Agadir liman kentine oradan Büyük Sahraya uzanan panorama kayalık bir plato olarak Cezayire uzanır ve yüzlerce değişik manzara sunarak Afrikanın sıcağında kaybolur.
Lacivert bir gökyüzünde ışıldıyan parlak yıldızlara eşlik eden ziller ve davullar üstümüze Afrika tozu serpiyor.Kıvrak Arap atlarının üstünde beyaz giysileriyle Berberi erkekleri silahlarını aynı anda ateşlediler.Bu gösterinin başladığını anlatan girişten sonra atlarını dolu dizgin koşturdular.Barut kokusunun arasından çıkan yüzü kapalı Berberi nöbetçiler ellerindeki meşalelerle ortalığı aydınlattılar.Atlarının üstünde binicilik hünerlerini gösteren Berberiler arasından küçük bir çocuk sıyrıldı. Koşan attan yere inip binerek karnına yapışarak terleyen çocuk binici sonunda yere atladı ve atına yatmasını emretti.At yere serilerek emri dinlediğini bize anlattı.At ,silah ve Berberi erkeğinin içiçe yaşamına süzülen bir deve karanlıkta aheste aheste biri sır kübü gibi yürüdü.İpeklerle örtülü bu sırdan bir Arap kızı çıktı ve dansetmeye başladı.LoLoLooLo çeken bir grup def,zil ve davul sesleriyle ortalığa bir vaveyla saldı ki sormayın.Buhurdanlıktan yükselen bir rayiha ile dans çoştu.
Afrikanın gökyüzü bir Arap ezgisiyle yere indi sanki.İşte burası Marakeş.
Marakeş yüksek surların ardındaki eski kent tüm otantik havasıyla sürüyor. Paytonlarda cilbalarıyla arabacılar,kırmızı ponponlu kocaman kenarlı şapkalarıyla sucuların durmayan çıngırağı,maymun oynatıcıları,seyyar satıcılar ve yiyeceklerin kokusu medineyi size biraz anlatabilir.Marakeş ışığın ve rengin kenti sanki.Binbir renk ve koku Cema El Fna denilen ünlü meydanın tanımı olabilir.Hikaye anlatıcısını dinleyenler,pişen yemeklerin ve kebapların buharı,plastik tabak bardaklar,yılan oynatıcısı,kelle paça yiyenler,akrobatları seayredenler ve fotoğraf çekerseniz para istemekte ısrarcı olanlar bir zaman tünelinden çıkmış doğu fotografı gibi.Bu meydan sözlü kültürün bir labratuarı gibi.Meydan souk denilen kapalı çarşılara giriş görevi de görmekte.Yüzlerce insanın çalıştığı küçük küçük dükkanlardan oluşmuş gizemli ve kalabalık çarşı kocaman bir labirent sanki.Bir dükkan sahibi çekiştirerek bizi içeri sokuyor ve yüzlerce otun nimetini anlatırken afrodizyak özellikleri olanları anlatıyor hararetle.Hepsi düzgün Fransızca konuşuyorlar.Çoğu iki üç dil konuşuyor.
Baharat satan dükkanın önünde sandalyesini atmış olan adam sanki 19.yüzyıl İstanbulundan bir kartpostal.İleride başka bir satıcı bana sesleniyor ve nereli olduğumu soruyor.Türk yanıtını alınca şaşırdı ve askılı giysimi gösterip nasıl müslümansın dedi.Bizde Atatürk ve demokrasi var dedim.O da Atatürkü herkes biliyor o sizi Batılı yaptı dedi.Pazardaki bir dükkan sahibinin bana Fastan verdiği en önemli bilgiydi bu.Tüm müslümanlar ve üçüncü dünya ülkeleri Atatürkü önemli bir lider olarak kabullenmişler.
Marakeş karlı Atlas dağlarından beslenen şırıl şırıl suları ve hurma ağaçlarıyla çok sıcak olmayan hoş bir sıcaklık sunuyor.Berberi dilinden bir sözcük olan Marakeş Fransız terbiyesinde planlanmış düzgün bir kent,Parizyen kafeleriyle sevimli. Kent kültürü Fransız ve sömürge etkisi taşımakta.Bu etkiyi silen daracık sokaklar,nefis ahşap kapılar ve kerpiç küçük,düz damlı evler.Beyaza boyalı bu sokaklardan geçen kukuletalı kaftanlarıyla kadınlar,beyaz örtülerle kapanmış yaşlılar ve cilbalı erkekler fesleriyle Fas kültürünün tanıklığını yapıyorlar.Müslüman ve dindar olan halk genç bir nüfus barındırıyor.
Bir derginin kapağında Kral Hasan ellerini göğsünde kavuşturmuş ve sağ elinin işaret parmağı kendisini gösteriyor.Haberin başlığı:Demokrasi benim!
Geçen sekiz yılda Fas bile modernizm ve demokrasi konusunda epey yol aldı. Kral hasan’ın oğlu tahta geçti ve modern eğitim görmüş eşiyle birlikte yeni bir görüntü edindi Fas. hatta o kadar ki, Avrupa’da müslümanlar için yapılan projelerde Fas model alınsın diyenler var. Fas için bunu demek için tarih cahili olmak gerekir. osmanlı İmp.nun küçük bir parçası olan Fas yerine 700 yıllık tarihi ve 80 yıllık demokrasi deneyimiyle Türk modeli tek. Bunu görmezlikten gelmek isteyen Avrupa ve onunla çalışan Türk menşeli akademisyenler “Türk modeli” lafından rahatsız oluyorlar.
Fas’ı gidip görün ve siz de anlayın.