DENKTAŞ HAKKA YÜRÜDÜ
Yıllar önce yaptığım Kıbrıs dizisinden Denktaş söyleşisini onun anısına yayınlıyorum.
Yaşadığı ölüm kalım mücadelesini, mücahitliğinin ateşini anlatan Denktaş Hakka yürüdü. Onunla bir devir kapandı.Allah rahmet eylesin.
DENKTAŞ: 40 YIL BOŞA MI GEÇTİ?
Spotlar: *O bir efsane. Kıbrıslı Türklerin anası, babası, atası. İneği sütten kesilen ona koşuyor. 40 yıldır Kıbrıs Türklerini ayakta tutan çadır direği gibi dimdik duruyor. Seçim sanki Denktaş için bir referandum.
*Denktaş’a göre Rumlar 40 yıldır yapamadığı Enosis’i şimdi Annan Planı ile Avrupa üstünden yapmak istiyor. Denktaş haklı olarak soruyor: “40 yıllık direnç boşa mı gidecek?” Bakalım çözüm Denktaş’a nasip olacak mı? * Denktaş’lar aile boyu siyaset yapıyor. Küçük oğul Serdar Denktaş babasına rağmen 23 Nisan’da Rumlara kapıları açtı. Seçimle anahtar parti olarak koalisyona girerse AB kapısını da açacağına inanıyor. Küçücük bir köpek hemen yanımıza koşup kokladı. İki kanarya, biri tepeli ve çok güzel, en baş köşeye kurulmuşlar. Denktaş’ın ofisinde doğanın parçalarını ve bol kağıt görüyorsunuz. Geç saatlere kadar ve her gün çalışan Denktaş adadakilerin babası gibi. Onların her derdine koşuyor. Kızı evlenemeyen, ineği süt vermeyen Denktaş’a koşuyor. O da her isteğe cevap vermeye ve yapmaya uğraşıyor. Çok eski bir gelenek halindeki bu davranış biçimini sorunca Rauf Denktaş’ın yorgun yüzünde buruk bir ifade oluştu: “Ne olursa benden bilirler. Maalesef öyle. Yüreğim yufka her şeyi yapmaya çalışırım. Olmaz diyemiyorum. İşleri olmayınca da yapmadı diyorlar.” İnek süt vermeyince bile size danışırlarmış? diye sorunca gülümseyen Denktaş naif bir aile reisi gibi. 40 yıllık lider ve efsane yaşamın kırgınlıkları. Evi idare edemeyen baba durumuna düşen Denktaş’a öfke biraz da bundan kaynaklanıyor. Herkese iş bulması, işe yerleştirmesi beklenen Denktaş’a öfke var. “Ne yapalım insan tabiatı bu. Değişmez” diyen Denktaş çok müracaat olduğunu vurguluyor. Başbakan Erdoğan’ın konuşmasındaki “Yolumuz AB yoludur. AB tam üyelik stratejik hedefimizdir. Bu vizyona Kıbrıs dahildir” sözünü sordum. Denktaş: “çok güzel,çok doğru bir söz “ diye söze girdi: “Biz de AB’ye girmek istiyoruz. Haklarımıza riayet edilmesi şartıyla girmek istiyoruz. Kıbrıs meselesinin Türkiye’nin önüne konulması haksızlıktır. Engellemek için zorluk çıkaran adam olarak lanse ediliyorum muhalefet tarafından, bu doğru değil. Vizyon aynıdır. Türkiye önce girerse işimiz çok kolaylaşır. Bizim Türkiye ile gireriz dememizin nedeni bu. 1960 anlaşmalarına göre ısrarımız Türkiye’nin girişini çabuklaştırır. Ben de AB’ye girmek istiyorum. Devlet olarak tanınmamız gerekir. Rum’un müracaatı bizi ilgilendirmez. Kıbrıslıların AB’ye girme isteğini muhalefet başlangıçta kullanmaya kalktı. Annan Planını her istediğimizi veren bir anlaşma gibi sundu. Bizim aydınlatma kampanyalarımız sonucunda halkımız gerçekleri görmeye başladı. Şimdi Simitis diyor ki: Türkiye’nin AB üyeliği Helenizm için yeni bir sayfa açma anlamına geliyor. Kıbrıs şimdi AB içinde bizimle beraber. Yani dolaylı Enosis yapıyor adamlar. Bakıyoruz 1989 Konsey kararına ki bu Rum liderleri bağlar. Nedir istekleri: Tek devlet, tek egemenlik, Türkiye garantörlüğünün kaldırılması, bütün askerin çekilmesini sağlamak. Biz ne istediysek hepsini aldık Annan planında diyor Vassiliou bir önceki Cumhurbaşkanı.” Rum tarafı için AB Kıbrıs’ın ve Türkiye’nin sırtında bir sopa mı? soruma Denktaş’ın cevabı şöyle: “Açıkçası acele edin gelin diyor bize, sonra Türkiye’yi dışlarız Kıbrıs bizim olur. Oynanan oyun budur. Biz ısrar etmezsek Avrupa aracılığıyla Kıbrıs’ı alacaklar. Türkiye de uzaktan bakacak. Türkiye’yi hala AB’ye alacaklar mı bilemem.Almayacaklar bence. Bu Hıristiyanlık Müslümanlık meselesi haline geldi. Ben iyi niyet göremiyorum. İnşallah alırlar.” Rum tarafı AB’ye girerse açılan kapıların kapatılacağı söyleniyor Kıbrıs’ta ne olacak? diye soruyorum. 40 yıldır kapıların kapalı olduğunu, o zaman kendilerinin başka kapılar açacağını öne süren Denktaş şöyle diyor: “Burayı tam serbest liman haline sokarsak daha faydalı olur ve kimse de AB’yi arar olmaz artık. Rum tarafına geçen en fazla 2000’i bulmaz. Muhalefet bunu abartıyor.” 2004 Mayıs’a kadar ne olacak herkes merak ediyor. Bunun Rum tarafına bağlı olduğunu söyleyen Denktaş Klerides’in “Ortaklık cumhuriyetini Rum Cumhuriyetine dönüştürmek için harekete geçtik” beyanatı verdiğini dünyanın duyduğunu anlatıyor hiç bitmeyen enerjisiyle. Söz yine Denktaş’ın: “Rumlar 40 yıl daha meşru hükümet olarak ‘Kıbrıs meselesi 1974’de başladı, göçmenlerin geri gitme meselesi, işgal meselesidir’ yalanını söylemeye devam eder. Bizim de basınımızda ‘mesele 1963’de başlamıştır, mesele uluslararası anlaşmalara uymamadır’ demiyor. Basın gözlerini gerçeklere kapamak kararını aldıysa ben ne yapabilirim? Basın gerçeği arar ve bulur. Burada bir gazetemiz milli çizgideyken bir gecede dönüp Annan planını destekledi. Sonra dedi ki, İngiliz bir gazeteciye: Patron o gece geldi ve bundan sonra Annan planını destekleyeceksiniz dedi. Biz de öyle yazıyoruz!” Seçimlerin önemli olduğunu vurgulayan Denktaş kimin nereye oturacağının değil, devlete inananlar ve savunanlarla, Annan planı çerçevesinde biz Türkiye’den koparak gidelim Allah Kerim diyenler arasında seçimin geçeceğine inanıyor. Seçim nasıl bir çözüm getirecek Kıbrıs’a? soruma cevabı: “Devletim Türkiyem diyenler kazanacak. AB komiseri şimdiden, eğer Denktaş tarafı kazanırsa tanımayacağız dedi. Şu terbiyesizliğe bakın siz. Anti insani! Şimdiden söylüyor. Seçimler şeffaf olmayacak diyorlar bir de. Bu ne ki? Gözleri kararmış halde. Türkiye’nin elinden Kıbrıs’ı çekip alacaklar. Çünkü stratejik olarak kendilerine lazımdır. Eğer biz kazanırsak eğer Türkiye’yi AB’ye almak istiyorlarsa; altını çiziyorum, bizimle gelip anlaşacaklar. Seçimlerden galip çıkarsanız ilk adımınız ne olur soruma cevabı: “İlk adımımız halkımıza teşekkür etmek ve Rum tarafını davet etmektir. Sonra ambargoların kaldırılıp bizim seviyemizin de Rum seviyesine çıkmasını sağlamak. Rumlarla yaptığınız yasaları bir bir gözden geçirelim deriz AB’ye.” Hem AB, hem Rum tarafı ile masaya oturacağını söyleyen Denktaş seçim başarısını bekliyor çözüm için. Bu başarı Kıbrıs’a ne kazandırır ne kaybettirir dediğimde şöyle yanıtlıyor: “Kimliğine sahip çıkan bir devlet olur. KKTC tanınması için bu kafi bir nedendir. Daha önce yasa dışı dedikleri devletimizin tanınması için bu referandum kafidir. Bizim kimliğimizin altının çizilmesi anlamına gelecektir bu.” T.C. kökenlilerle aramızda hiçbir sorun yok diye Denktaş Türk köylerinin biraz yoksul olduğunu itiraf ediyor: “T.C kökenlilerin köyü gerçekten gerektiği gibi kalkınmış değil. Ayrıcalık yapılmadı mı bazı zamanlarda. Yapılmış olabilir. Bu neden değil. Hepimiz Anadolu’dan geldik. 1975’de gelenler yavaş yavaş kaynaşıyor toplumumuzla. Bunların altını çizmek hatadır. Hükümetin kendilerine yardım etmediğini söyleyen T.C. köylerine gittim geçenlerde. Karpaz bu şikayetlerle dolu bir yöre. Toplantı yaptım. Çok acı şeyler göreceğiz sandım. Yapılan hizmetlerin listesini koydu hükümet önüme şaşırdım. İşsizlik hepimiz için geçerli. Dünyanın hiçbir yerinde iç sıkıntılar nedeniyle devletten vaz geçilmez. Muhalefet bunu söylüyor. Ben muhalefeti hep korudum. Demokrasi varsa benim sayemde var. Ama artık burama geldi mecburum halkıma onların yanlış olduğunu söylemeye. Onları destekleyemem.” Sayın Denktaş Annan planına alternatif bir plan üstünde çalıştıklarını söyledi. Seçim yeni şeylere gebe.