<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>NevvalSevindi.com &#187; Zaman</title>
	<atom:link href="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/category/zaman/zaman-zaman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 17:57:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Trafik</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov -0001 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[60]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşamın Değeri<br />
Biri, kültürü, öğrendiğimizi unuttuktan sonra bizde kalan şeydir, diye tarif etmiş. İnsan topluma bakınca onlara kalan şeyin &#8220;ölüm&#8221; olduğuna karar verebilir. Ölümle ilgili her durum ve duygu toplumun en çok ilgili olduğu kavramlar dizisi sayılabilir.<br />
<span id="more-2587"></span></p>
<p>İnsan, toplumunun acılarını, sevinçlerini ya da umutlarını içinde hisseder. Biz toplumumuzun ölüm duygusunu her an içimizde hissediyoruz. Toplumda ölüme bir güzelleme var artık.<br />
Üç otobüsün arka arkaya çarpışmasıyla yaşanan kazaya gazete &#8220;cinayet&#8221; adını verdi haklı olarak; çünkü böyle kör kör gözüm parmağına kaza olamaz. Trafik ekibinin &#8220;haberleşme eksikliği&#8221; içinde bulunduğu yani organizasyon dışı bir kurum olduğu bile hayret verici değil. Gürün Bölge Trafik yetkilisinin söylediği mazeret yanında; &#8220;Tabii o şartlarda her şeyi düşünmek mümkün olamayabilir.&#8221; Zaten Bölge Trafik teşkilatları beyaz eşya satış bürosu olarak kurulmuştur da bu arada da kaza olursa gidip insanların yüzüne bakıverir acaba nasıl can çekişiyorlar diye! Bu şartlarda dediği adamın &#8220;kaza mahalli&#8221; yani trafik ekibinin çalışma alanı ve var olma nedeni. Kaza mahallinde önlem almaktan ve ne yapacağını bilmekten aciz bir devlet organizasyonu insanı ölümle akraba yapmaz da ne yapar? </p>
<p>Yolcular ise hız yapan şoförü uyarıyor sayısız kez; ama durduramıyor. Tıpkı seçim sandıklarında siyasileri sürekli uyardıkları; ama onların aldırmadan yoluna devam etmesini engelleyememeleri gibi. Ona görevi hatırlatan bir irade koyup otobüsü sağa çektiremiyor ya da bir kuruma, Bölge Trafik teşkilatı gibi, başvuramıyor ve göz göre göre ölüme gidiyor. Şoföre gelince iş kurumsal vahametten bireysel felakete kayıyor. Adamın sorumluluk duygusu ve görev bilinci diye bir şeyden haberi yok. Sollama edebiyatının en güzel örneklerini vererek yaşadığı şoförlük hayatına devam ediyor. O otobüsüyle bütünleşmiş, onun yerine hız yapan bir araç sadece. Bu araç dünyaya ve topluma tüm hırsını ve isyanını otobüsüyle bütünleşerek gösteriyor. Koca koca kamyonların neden birbirini solladığını ve iki metre öne geçmek uğruna trafikte tehlike yarattığını kişisel yetersizlikler açıklayamaz. Bu aşağılık kompleksi sola yapışıp ve orayı hiç bırakmadan iri gövdesini herkese korku salmak amacıyla kullanan bir ruh hastalığı. Ufak tefek, göbekli şoförlerin dünyasını bir anda koca koca kamyonla, otobüsle özdeş olma hali sarıyor. Bu bütünleşme, öldürme güdüsünün aracı oluyor. Bu toplumda ölüme de bile bile gidiliyor. </p>
<p>Memlekette ölüm kutsal, yaşam değil. Yaşamak küçümsenen ve başarılamayan bir durum olunca ölüm ulvi bir noktaya yükseliyor. Canlıyken herkesin aşağıladığı, hakkını alamayan, devleti ve kurumu olmayan toplum ölümle bütünleşerek &#8220;şehit&#8221; duygusuyla başka bir dünyaya göçmeye hazırlanıyor. Toplum ölümü öğrendi ve onu biliyor. Türk kültürü esaslı bir dönüşüm geçirmekte ölüm kültüyle birlikte. Ölmek yaşamanın yerini ikame ediyorsa ahlak yozlaşmasını ve &#8220;boşver abi&#8221; edebiyatını kabullenmek zorundayız demektir. Herkes kendisinin de bir parçası olduğu toplumun alın yazısı hakkında bir duygu taşır. Bu duyuş ve anlayış, bireylerin tek tek ızdıraplarından ve umutlarından oluşur. Bu, toplumun kendi gölgesidir. Gölgeye bakılırsa aslının itibarı kalmadığından toplum gerçeklerle ilişkisini ölüm kültü üstüne oturtmaktadır. Bu totaliter dünyanın psikolojisine denk düşen bir tasarım. Totaliter zihniyeti ölüm besler. Bu, kültürün bütünleşme prensibidir. </p>
<p>Toplumun ve bireyin kaderinin sinema filmi gibi izlendiği, ama bir araştırma ve bilimselliğin parçası olmadığı Türkiye düzeni savaşı akla, inadı aklıselime tercih edecek. Üstelik bu ortak bir talebin anatomisi. İçi kaynayan toplumun deşifre edilmemesi ve kültürel formların tıkalı olması ruhsuz bir taraftarlık yaratır. Ne şiirde, ne romanda kendini bulamayan toplum onu anlatacak mecralardan uzak. </p>
<p>Türkiye&#8217;de ölüm yaşamdan güçlü ve itibarlı ise herkes düşünmeli. </p>
<p>*Bu yazı 1996&#8242;da yayınlandı. İzmirli çocuklar için yeniden yayınlamak istedim. </p>
<p>*DYP&#8217;de siyasete girip, yıllardır sürdürdüğüm sivil toplum çalışmalarını TBMM platformuna taşımaya çalışacağım. Bu nedenle size bu son yazımla veda ediyorum.</p>
<p>17 Nisan 2007, Salı<br />
>Konu:</b> trafik yazınız<br /><b>Mesaj:</b> ben baba mesleği şöförlük olan bir insanım. bu günkü yazınızı okurken düşündüklerimi sizinle paylaşmak istedim.babam karadenizde şöförler isimleri ile sayılrken bu mesleği icra ediyordu.onun bu iş ayağa düştü sözünü hatırladım.haklı.ben 1992 den 1998 yılına kadar şehirler arası çalışan otobüsde şöförlük yaptım. kamu yönetmi mezunuyum ama baba mesleği diye bu işi yaptım.06.07.1998 de akkuş (ordu)-niksar (tokat) yolunda pkk nın ilk karadeniz eylemi olan bir olayda bana ait olan otobüsü yakdılar bu olaydan sonra bu işi bırakıp 1999<br />
yılında bir yıl kadar da kamyon da çalışdım.şimdi ise ist da fırın işi ile ilgileniyorum.yazınızda anlatdığınız tipik otobüs kamyon hatta minibüs şöförleri o kadar çok ki ben bile tesadüfen hayatda kaldığımızı düşünüyorum.bu kafa ile biz otobüs kamyon ehliyetlerini vermeye devam ettikçede tesadüfen yaşamaya devam edeceğiz.benim yeterliliğime bir yıl önce b tipi ehliyet almış bir okul müdürü onay verdi.oysa bu mesleğe yıllarını vermiş oda temsilcisi ve yanında bir emliyet görevlisi ve bu konuda eğitim almış bir uzman olmalı kurulda. eskiden (derler ya) üç yıldızlı komserler veriridi. tabi alabilirsen.çünkü onlar gerçekden hak edene onay verirlerdi.ve bence otobüs gibi toplu taşıma araçlarının şöförleri mutlaka lise eğitimli olmalı. hatta bu konuda bir meslek okulu olmalı.siz yazınızda çok haklısınız.daha adil denetleme daha dürüst ehliyet kursları olmadıkca bu kafayla biz daha çok dizimizi döveriz.son olarak siyasi tercihinizi kutlarım.bence doğru yol dasınız.başarılarınızın devamı dilerim.saygılarımla necmettin<br /><b>Gönderim Zamanı:</b> 17-04-2007 12:13:39 </p>
<p>Nevval Hanım merhaba. Öncelikle belirtmeliyim ki, çoğu yazınızı okumaya<br />
çalışıyorum. Özellikle, dünkü &#8216;ölüm, yaşamdan değerli ülkemizde&#8217; başlıklı<br />
yazınızla ülkemizdeki vahim durumu gözler önüne serdiniz. Fakat, yazınızın<br />
sonunda veda edeceğinizi belirtmişsiniz. Gerçekten buna çok üzüldüm. En kısa<br />
zamanda dönmenizi ümit ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.</p>
<p>Mustafa</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2587&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zaman&#8217;a Veda</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov -0001 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[60]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beş yıldır köşe yazarlığı yaptığım ve çalıştığım Zaman gazetesinden ayrıldım.<br />
Siyasi çalışmalarımla, son siyasi yorumlarımla ve haberlerle ilgili her şeyi sitemde size aktarmaya devam edeceğim. Buradan yine haberleşeceğiz kısacası.Bana yazmaya devam edin. Gördüğünüz eksiklikleri, toplumsal sorunları ve siyasette kimleri görmek istediğini he ryerden yazın. Türkiye&#8217;de siyasetin yapısını değiştirmeliyiz.Halkın sesi Meclis&#8217;te olmalı.Bu hamaset şeklinde bir talep değil. 17 yıldır sivil toplumda çalışan biri olarak söylüyorum. Akıl ve gönül beraberliğini siyasete taşıyalım. <span id="more-2588"></span></p>
<p>Bunca bina yıkıldı, yol çöktü, kanalizasyona veya açılan çukurlara insanalr düştü ölüd hatta arabayla düşüp boğuldu!Kim müteahidliği yasakladı?Aklından bile geçmez&#8230;. Okul otobüsü devrildi diye okul gezileri yasaklanıyor.İşte siyaset yapma bilgisi bu kadar koltuklarda oturanların.Topluma kuralları uymayı öğretmek yerine yasaklamak.Cezalandırılması gerekenler değil gezenler suçlu!!! Kim okul gezilerinde öğrendiklerini unutur ki?Bu bir yöntem Batı&#8217;da.<br />
Ben akıldışı,yasakçı siyasete karşı yeni bir siyaset üretmek için sahaya iniyorum. Siz de destekleyin lütfen. Kötüler kolay ittifak yapar ,bu kez iyilerin ittifakını gösterelim.<br />
NOT:Zaman`´dan neden ayrildigimi soran cok sayida mektup egldi.Gazete yönetimi böyle uygun görmüs ve bildirdi diyelim.<br />
Ayrilmam dolayisiyla samimi üzüntülerini bildiren herkese derin tesekkürlerimi sunuyorum.<br />
sevgiler<br />
nevval sevindi</p>
<p>ilgi ile takip ettiğimiz, fikir dünyamıza farklı pencereler açan, sivil<br />
toplum olduğumuz bilincini bize en doğru şekilde aktaran severek okuduğumuz<br />
yazılarınızdan bizleri mahrum edeceğinizi maalesef bugün kü yazınızdan<br />
öğrenmiş bulunuyoruz ancak vedanızı tekrar gözden geçireceğinizi Sevindi<br />
olan soyadınızın artık bizi Sevindi rdi olarakta neşet etmesini arzu<br />
ediyoruz&#8230; En derin sevgilerimizle ve muhabbetlerimizle&#8230;<br />
smmm</p>
<p>Saygıdeğer Hanımefendi,<br />
Yeni kararınız hayırlı ve uğurlu olsun,yolunuz ve bahtınız açık olsun.Size bu yakışırdı ve çok şükür oldu.Vizyonunuz daima size ve Türk halkına hayırlı hizmetler yaptıracak yeterliliktedir.Doğrusu gönül şunu isterdi.Nevval Sevindi Cumhurbaşkanlığına talip,aday önerilmesini bekliyor haberine muhatap olmanızı isterdi ve ona layıksınız.Aday olmaya layıksınız,seçilmeye ise Yüce meclisin iradesinde olduğu için dışarıdan aday adayları arasında bir sıralama yapılsa ilk sırayı alacak seviyedesindedir şahsi görüşüm.<br />
Bu ilk adım siyasi arenada,çevreniz inşallah size olumlu katkılar sağlar.Allah utandırmasın. </p>
<p>Saygı ve Sevgilerimle,<br />
Yusuf Yıldırım </p>
<p>Bugün SALI , Nevval&#8217;n yazısını okuyayım dedim. VEDA<br />
ETMİŞSİN! </p>
<p>Hüzünlendim ister istemez!  Tabii ki doğrusunu yapıyorsun. Ama<br />
alışmıştım gerçekten. Yeni hayatına  zaten başlamıştın<br />
 şimdi de bir adım daha attın.  Kimbilir daha ne adımlar<br />
atacaksın?  Hadi hayırlısı olsun bakalım.<br />
Senin  gerçekten çok yararlı işler yapabileceğine inanıyorum. </p>
<p>S.</p>
<p><b>Gönderen:</b> yakuptutum<br /><b>E-Posta:</b> yakuptutum@gmail.com<br /><b>Konu:</b> merhab<br /><b>Mesaj:</b> merhaba abla </p>
<p>uzun y&yacute;lalrd&yacute;r sizi takip ediyorum zaman\&#8217;dan ayr&yacute;ld&yacute;&eth;&yacute;n&yacute;za üüzldüm. sebebini aça&yacute;klaman&yacute;z mümkün mü, sitenizde&#8230; selamlar&yacute;m&yacute; gönderiyorum. in&thorn; güzel yaz&yacute;lar&yacute;n&yacute;zdan bizi mahrum etmezsiniz. sayg&yacute;lar&yacute;mla.<br /><b>Gönderim Zaman&yacute;:</b> 19-04-2007 01:52:23 </p>
<p>ZAMAN GAZETESİNE OLAN KATKILARINIZ VE BELLİ DÖNEMLERDE YAPILAN SALDIRI TARZINDAKİ ELEŞTİRİLERE RAĞMEN ONURLU DURUŞUNUZDAN DOLAYI ZAMAN AİLESİ ADINA TEŞEKKÜR ETMEK İSTİYORUM..YUVAYA(YUVANIZA) TEKRAR DÖNMENİZ TEMENNİSİYLE BAŞARILAR.<br />
Akbulut</p>
<p>iyi günler nevvval han&yacute;m<br />
demek ki -in&thorn;allah k&yacute;sa süreli&eth;inedir- aram&yacute;zdan ayr&yacute;l&yacute;yorsunuz.. &thorn;imdiye kadar yazd&yacute;&eth;&yacute;n&yacute;z yaz&yacute;lar&yacute; be&eth;eniyle takip ediyorduk.bundan sonraki hayat&yacute;n&yacute;zda ba&thorn;ar&yacute;lar dilerim.. ama aç&yacute;kça söyleyeyim ki siyasi hayata at&yacute;lman&yacute;z bizi üzdü.. ama gene de sa&eth;l&yacute;k olsun.. bekliyoruz sizi ..en yak&yacute;n zamanda aram&yacute;za tekrar ho&thorn;geldin yaz&yacute;s&yacute;yla..</p>
<p>çal&yacute;&thorn;malqar&yacute;n&yacute;zda ba&thorn;ar&yacute;lar..</p>
<p>Ali</p>
<p>merhabalar.bugün zaman gazetesindeki son köşe yazınız okudum ve sisyeste atıldığınız öğrendeim.Neden Dyp&#8217;yi seçtiniz? Bunu soruyprum çünkü 18 yaşındaki siyasetle fazla haşir neşir olmayan bir genç olarak hangi partyie oy vereceğime karar veremiyorum.Ailem içlerinde en iyisi AKP diyerek ona vercek ama sizin Dyp&#8217;den aday olcağınızı öğrenince bir de size danışayım dedim ve bir size ek olarak bir iki yazımı gönderiyorum.Okyup görüşlerinizi bildiririseniz çok sevinirim.Siyasette amacınıza muvaffal oluesunuz inşallah kolay gelsin</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Almanyadan Merhabalar,</p>
<p>Nevval Hanim yillarca nazik ve edebi üslupla yazdiginiz yazilari okuduk.. Sizi, yazarligin hakkini veren olarak tanidik. Herhangi bir partide siyaset yapacak olmaniz yazarliga engel olmamali bence tabii yazilariniza kendi siyasetinizi katmadiginiz sürece <img src='http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' />   Hangi partiden olursaniz olun biz sizi NEVVAL SEVINDI olarak tanidik okuduk ve takdir ettik , bundan sonrada öyle olacaktir.<br />
Memlekete hizmetin baska boyutu olan siyasette , calismalarinizda Allah yardimciniz olsun ..</p>
<p>Saglicakla kalin<br />
Hakan ALTUN<br />
Krefeld / Almanya</p>
<p>Nevval Hanım<br />
 siyasete girecenizi yazıyorsunuz iki kere düşünün bu arada gönlüm isterdiki AKP DE siyaset yapsaydınız.<br />
daha verimli olabilirdiniz yinede size sonsuz başarılar.<br />
ARA SIRA YİNEDEYAZARSINIZ  ÇÜNKİ SYASET YAPMAK SU ÜSTÜNE YAZI YAZMAK GİBİ BİR ŞEY<br />
AMA YAZI YAZMAK ?Yüksel</p>
<p>Merhaba<br />
Zaman gazetesini,tesadüfen karıştırırken sizin yazılarınızı gördüm , o andan<br />
itibaren sadece sizin yazılarınızı takip edebilmek için zaman gazetesi<br />
almaya başladım,yanlızlığımda bana zamanı doldurmamı ve  sizin yazılarınızı<br />
en az yazılarınız kadar hoş resminize bakarak zevkle hazla okuduğumu ifade<br />
etmeliyim,bundan dolayı size teşekkürlerimi sunuyorum,iyiki varsınız,<br />
en içten duygularla<br />
saygılar<br />
Nevzat S</p>
<p>Öncelikle siyasi yaşamınızda başarılar dilerim.Zaman gazetesinde ara sıra yazılarınızı okurdum.Son yazınızda gazeteye karşı bir kırılganlık hissettim gerçi.Bilemiyorum belki aktif siyasetle gazete yazarlığını birarada götürmek de pek kolay değildir.Sonra tarafsızlığı yada en azından bütün siyasi partilere sayfalarında yer vermeyi kendine şiar edinmiş bir gazete için böylesi belki de gerekliydi.Nihayetinde insan belli siyasi görüşlerin etkisinde olabilir Buda gazetedeki yazılarına yansıyabilir ve dışarıda gazete hakkında spekülasyonlara sebebiyet verebilir.zaman gazetesinin okurlarını temsil ettiğim iddiasında olamam ama bimenizi isterim ki gazetede yazsanızda yazmasanızda bir aydın ,iyi bir insan ve entellektüel olarak hatırlanacaksınız.Belli olmaz belki ileride tekrar zamanda yazmaya devam edersiniz.Bizde geniş yaşam kültürünüzden,perspektifinizden faydalanmaya devam ederiz.<br /><b>Gönderim Zamanı:</b> 24-04-2007 19:03:11<br /> <br />
neden gittiniz<br /><b>Mesaj:</b> neden gittinizki zamandan..biz en zor döneminizde zaman okuyucuları olarak sizi bağrımıza basmadıkmı? sabah dan ayrıldığınız zaman y. aktüel nasıl da sizin üzerinize geliyordu neval abla.<br />
bilmem bahane sunmayın politika falan..üç günlük dünya değilmi biz sizi zaman okurları olarak çok sevdik..bakıyorum medyaya çok seviniyorlar sizin zamandan ayrılmanıza..sizde onlara fırsat verdiniz ama.sebebi ne olursa olsun gerçek sevginin olduğu bu ortamlar sizi canı gönülden seviyordu&#8230;unutmayın bu dünya sultan süleymana bile kalmadı&#8230;.dönün abla&#8230;&#8230;.sevildiğiniz yere..zoır biliyorum ama biz sizi bekleyeceğiz<br />
<br /><b>Gönderim Zamanı:</b> 23-04-2007 19:33:17<br /> <br />
Sayın Navval hanım hayatınızın yeni döneminde demek istorum. Bu dönemde size başarılar diliyorum Yüce Allah yardımcınız olsun sizleri yakından takip ediyorum insanlık için yapmış olduğunuz çalışmaların karşılığını alacaksınız bu büyük lütufla yaşama şevkiniz dahada artcaktır sizinle beraberiz unutmayın HOŞÇAKALIN <br /><b>Gönderim Zamanı:</b> 23-04-2007 12:54:00<br /> <br />
Omar</p>
<p>Selam Nevval abla Zamandaki yazılarını okuyurdum neden yazmayı bıraktın<br />
anlayamadım yani siyaset için değermiydi neyse hayırlısı artık seni sitenden<br />
takip etmeye çalışacağım hoşçakal. </p>
<p>ferdi</p>
<p> Merhaba nevval hanım;<br />
Zaman gazetesindeki görevinizden ayrılmanıza üzldüm.Sizi ilgi ile takip ediyorduk köşenizden bundan sonraki hayatınızda başarılar<br /><b>Gönderim Zamanı:</b> 23-04-2007 11:25:05 </p>
<p> Allah Allah !<br /><b>Mesaj:</b> İlk defa bu siteyi tıklıyorum ve güzel bir yapılanma olmuş da gazeteden ayrıldınız sözleri yüreğime oturdu bir şey anladığımı söyleyemem. Tabi Allah\&#8217;tan hayırlısını dilemek lazım da ıııııııı neden ayrıldınız anlamadım. şoktayım ve üzgünüm. Ben size alışmıştım<br /><b>Gönderim Zamanı:</b> 22-04-2007 18:32:43<br /> Muharrem</p>
<p> halilsevindi42@hotmail.com<br /><b>Konu:</b> TEBRİK<br /><b>Mesaj:</b> Yıllardır çalışmalarını izlemekteyim.Aynı soyadını taşımaktan gurur duyuyorum.Allah Yolunu açık etsin. Siteni gezdim yakışanı yapmışsın.Sağlık ve mutluluklar dilerim.<br />
Halil SEVİNDİ </p>
<p>Merhabalar nevval hanım memleket gazetesindeki yazılarınızı<br />
ilgiyele ve sabırsızlıkla takip ediyorum.<br />
Başarılarınızın devamını dilerim.<br />
Saygılarımla&#8230;<br />
Ereğli&#8217;den Ömer.. </p>
<p>Merhaba Nevval Hanım,<br />
Yazılarınızı takip etmeye çalışıyorum.Siyasete girdiniz,tebrik ediyorum.Ak Partide 5 yıl başkanlık yapmış birisi olarak partimizde siyasete girmenizi çok isterdim.Ancak bir başka parti de olsa başarılı olmanızı ve meclise milletvekili olarak girmenizi ve hatta bakan olmanızı çok sterim.Bakarsınız mecliste yan yana oturuz.Sizi yazar ve siyasetçi olarak değil,bir dost ve arkadaş olarak görüyor,saygı ve sevgilerimi gönderiyorum.<br />
<br /><b>Gönderim Zamanı:</b> 07-04-2007 14:08:29 </p>
<p>sevgili nevval hanım.kan mı çekti bilemem ama sizi görmeden çok sevdim.yaşım<br />
47.mersin anamurda doğdum büyüdüm.akdeniz aşığıyım.köklerimin akdenizden<br />
gelmesi galiba beni bağlayan.mucizelere inanırım ve çok mucizevi olaylar da<br />
yaşadım.içimden bir ses köklerimi tanıyan birilerine rastlayacağım<br />
yönünde.sizi gıyaben de olsa tanımaktan onur duydum.hakkınızda okuduklarıma<br />
göre siz de bir amazonsunuz.görünmeyen ellerin bizi bağlamasıda bir<br />
mucize.ben ve iki kızım yeğenlerim tipik birer akdenizli.bende<br />
öyle.uzaklarda bir yerlerde bir atan kalpler var.daha sonra sıkılmazsanız<br />
eğer size yine yazarım.sevgilerimle sağlıkla kalın</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2588&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Barzani</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov -0001 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[60]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Irak&#8217;ta büyük oyun<br />
  Saddam&#8217;ın devrilişinin 4. yılında ve Amerikan birliklerinin Bağdat&#8217;a girişinin yıldönümünde Mukteda el-Sadr, Şiileri gösteriye çağırdı. Dün on binler toplandı ve &#8220;Amerika&#8217;ya hayır, Sadr&#8217;a evet&#8221; diye bağırdı.<br />
<span id="more-2586"></span></p>
<p>Amerika, Irak&#8217;ı işgal ettiğinde bayram ilan edilen 9 Nisan artık sıradan bir çalışma günü. Irak hükümeti bayramı sildi. Irak birliğine yönelik en büyük tehdit olarak Amerika, El-Sadr&#8217;ı görmekte. Şii-Sünni çatışmasını körüklediği söylenen El-Sadr, İran&#8217;ın desteğini alıyor. İran-Amerika savaşı Irak üzerinden sürüyor kısacası. Ve bu savaş önümüzdeki dönem giderek şiddetlenecek. </p>
<p>Bu açıdan bölgedeki &#8220;büyük oyun&#8221;a ve şu andaki &#8220;aktör&#8221;lerin sözlerine daha geniş bir açıdan ve uzun vadeli senaryolara göre bakmak gerekiyor. El-Sadr&#8217;ı tanımlayan Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri Şeyh Haris ed-Dari, Sefir gazetesinde şöyle diyor: &#8220;Sadr Grubu ve lideri Seyyit Mukteda el-Sadr ile ilişkilerimiz başlangıçta federasyon, siyasi süreç ve işgali reddeden milli duruşu nedeniyle iyiydi. Ancak o geri çekildi, ordusunu Hükümet Ordusu&#8217;na dahil etti ve askerî operasyonlara katıldı. Mehdi Ordusu adındaki gruba bağlı milisler etnik temizlik operasyonlarına karıştı. Bunlar işgalcilerin, İran istihbarat servisinin ve Bedir Tugayları&#8217;nın yönlendirdiği bir araç haline dönüştüler. Ki bunlar Mehdi Ordusu&#8217;nu yüz binlerce Iraklının kaybedilmesine yol açan aşağılık etnik temizlik projelerinde yer almaya iterek ve yönlendirerek saflarında gedik açtılar.Buna rağmen Seyyid Mukteda Sadr işlenen bu suç eylemlerini açıkça kınamadı veya lanetlemedi; bunlara çağrıda bulunmadı. Böylece aramızdaki ilişkilerde güvenin kaybedilmesi ve kötüye gidişat söz konusu oldu. &#8220;&#8221; </p>
<p>Barzani&#8217;nin, Türkiye&#8217;nin Kerkük&#8217;e müdahalesi halinde kendilerinin de Diyarbakır&#8217;a müdahale edeceği, Türkiye&#8217;deki 30 milyon Kürt için harekete geçecekleri şeklindeki açıklamalarına Ankara&#8217;dan farklı tepkiler geldi. Önce Barzani&#8217;nin bugüne kadar Türkiye&#8217;ye sırtını dayayarak ayakta kaldığını hatırlatalım. Barzani ordusunu da Türkiye kurdu. Şimdi Amerikalıları güçlü sanıp sırtını ona dayadığı için dayılanan Barzani ya bu gücü kaybederse? Amerika&#8217;da Demokratlar iktidara gelirse çekilme planı da gündeme gelecek. ABD Irak&#8217;tan çekilirse Barzani sırtında hangi elin hançerini bulur acaba? Onun ayakta kalma başarısı kendine ait değil. ABD gidince yalnız kalan Kürtler, Barzani&#8217;ye bu tahrikleri hatırlatır mı sizce? Barzani&#8217;ye cevabı aslında Güneydoğu&#8217;daki yerel belediye başkanları vermeli. Acaba bir açıklama yapacaklar mı diye bekliyorum. Yapmazlar ise bu, Barzani&#8217;nin Türkiye Kürtleri üzerinde otorite talebine sessiz bir boyun eğiş mi olacak? Cevap vermemek bir cevap olabilir mi? </p>
<p>Barzani&#8217;nin tahrik dozunu görmek lazım. ABD hazır bölgedeyken tahrik planı uygulamaya koymak ne anlam taşıyor acaba? Daha önce de &#8220;Kuzey Irak, Türk ordusuna mezar olur.&#8221; diyen Barzani, gerginlik politikasını sürdürmekte kararlı. Bölgede PKK terörünü tırmandıran ve ona destek veren güçler şunu hiç unutmamalı. Türkiye&#8217;de buna karşı yükselmekte olan milliyetçi tepki dalgasının, kimi nasıl süpüreceği hiç belli olmaz. </p>
<p>Bu yüzden bölgede oluşabilecek yeni yapılanmaların, karşılıklı uzlaşma ve bölgedeki güçlerin kendi arasında kuracağı ittifak ve platformlarla sağlanması daha barışçı çözümler getirebilir. Aksi halde bölgede zaten sürekli oynanan &#8220;kanlı oyun&#8221; yeni senaryolarla daha da şiddetlenebilir&#8230; Kuzey Irak&#8217;ta Bağdat bir yana İran, Suriye ve özellikle de Türkiye&#8217;nin dahil edilmediği bir yapılanmanın bırakın ayakta kalabilme ihtimalini, gerçekleştirilme ihtimali bile zayıf. ABD&#8217;nin terörle mücadele ortamında Kuzey Irak&#8217;ta Türkiye&#8217;yi kendisine yabancılaştıracak arayışlar içine girmesi pek akla yatkın değil. O nedenle ABD&#8217;den ses verenlerin durumu daha iyi analiz etmesi gerekiyor.<br />
derin oyun ise, Demokratların 2008&#8242;de çekilme kararı yüzünden Barzani  Türkiye&#8217;yi kışkırtıp saldırtmak istiyor.Böylece ABd korumak zorunda kalsın ve çekilme olsa bile K.Irak&#8217;ta ABD askeri kalarak oyuna devame tsin istiyor Barzani. Bu tutar mı sizce?<br />
Bölgede herkes kendi takvimini bekliyor. Bu takvimin ucunda da ABD&#8217;nin Irak&#8217;tan çekilmesi duruyor. Türkiye, serinkanlılıkla durumu değerlendirip ne yapacağını ve bunu tayin edecek zamanı belirleyecektir elbette. Türkiye, bölgedeki oyunun kısa vadeli olmadığını, yüzyıllardır sürdüğünü ve devam edeceğini iyi bilen bir devlet. Bu büyük oyunda kendi hamlelerini çıkarları doğrultusunda yapacak deneyime sahip bir devlet Türkiye.</p>
<p>10 Nisan 2007, Salı<br />
Syn. Nevval Sevindi</p>
<p>10/04/2007 tarihli yazınızı okudum.<br />
Tahlil ve mesajlarınızın bilhassa isabetliliğini tebrik eder selam ve<br />
saygılar sunarım.</p>
<p>                                                                     Nevzat<br />
Ayvacı</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2586&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigara</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov -0001 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[60]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>21. yüzyılda 1 milyar insan sigaradan ölecek<br />
1-7 Nisan, Kanser Haftası olarak kutlanmakta. Sağlık Bakanı Recep Akdağ&#8217;ın açılış yaptığı Ulusal Kanser Haftası bu sene önemli konukları ağırladı. Amerika Ulusal Kanser Enstitüsü Başkanı Joe Harford ve Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı Başkanı Peter Boyle.<br />
<span id="more-2585"></span></p>
<p>21. yüzyılda 1 milyar insan sigaradan ölecek<br />
 İlginç olan her iki bilim adamının sigara ve kanser ilişkisine çok yer vermeleri ve vurgulamalarıydı. Sadece dünyadan örnekler vermekle kalmadılar, Türkiye&#8217;de yapılan araştırmalara da yer verdiler sunumlarında. 2000-2025 arası 150 milyon insanın sigaradan öleceği hesaplanmış. Bunu yüzyıla çevirdiğimizde 21. yüzyılda 1 milyar insan sigaradan ölecek. 20. yüzyılda ise 100 milyon insan ölmüş. Çünkü ABD&#8217;de 1920&#8242;de kişi başına günde 1 olan sigara dağılımı 1990&#8242;da 10 sigaraya yükselmiş. Bu, Çin&#8217;de 1952&#8242;de 1 sigaradan 2000&#8242;de nasıl fırladığını ve Çin&#8217;in sigara devleri için nasıl bir pazar olduğunu gözlüyorsunuz rakamlara bakınca. Bugün kanserden ölüm 7 milyon, yeni vaka 11 milyon ve 25 milyon insan da kanserle yaşamakta. Kanser hız kesmeyecek maalesef. Mucize bir buluş da yok. Alışkanlıklar değiştirilmedikçe kanser artacak. İşte 2030 tahminleri: 27 milyon yeni vaka, 17 milyon ölüm ve 75 milyon insan kanserle yaşamaya devam edecek. Türkiye&#8217;de de 2020&#8242;de kanser vakaları % 24 artış gösterecek. Erkeklerde akciğer kanseri hızla yayılmakta ve en büyük sebebi aktif veya pasif sigara içicisi olmak. Sigara kadar tehlikeli değil diye aldatıldığınız diğer ürünler ise; puro, sarma tütün, pipo ve nargile olarak sıralanıyor. Bunlar hep tütün tuzağı diye nitelendirildi. Dünyada 1 milyar çocuk pasif içici. Türkiye&#8217;de ise 21 milyon çocuk bu durumda. Sigara içici anne ve babalar kapı-pencere açarak kendilerini aldatmakta. Çünkü sigara kesinlikle çocukları etkiliyor. Ya tamamen dış mekanda içeceksiniz ya da bırakacaksınız. Ankara&#8217;da yapılan bir araştırmada öğretmenlerin %90&#8242;ının sigara içtiği ortaya çıkarılmış. Annelerin yine % 90&#8242;ı tiryaki ve siyasilerin % 100&#8242;ü sigara içiyor!!! Size &#8216;içme&#8217; derken sigara içen bir doktor veya öğretmene kim inanır? </p>
<p>2004&#8242;te &#8220;Tütün Kontrol Çerçeve Anlaşması&#8221;nı imzalayan Recep Akdağ nezdinde Sağlık Bakanlığı çok önemli bir adım attı bu konuda. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ile İl Kanser Koordinasyon Merkezi başka bir kampanya başlattı.&#8221;Tütün ve tütün mamullerinden arındırılmış kurum sertifikası&#8221;. Hastane kantinlerinde de içilmesi yasaklanan sigarayı sağlık kuruluşlarından uzaklaştıran kurumu ödüllendirmeyi amaçlayan program çok başarılı. Şu ana kadar tüm kuralları yerine getiren 41 kuruluş başvurdu. Özel ve kamu sağlık kurumları dışında başvuran 2 kurum var. Bunun bir tanesi gururla belirtmek gerekir ki Zaman Gazetesi. Yarın yapılacak bir törenle sertifikasını alacak olan Zaman Gazetesi tamamen sigaradan arındırılmış bir kurum. Ancak kurallara uyulmazsa sertifika kurumlardan geri alınacak. Kontroller sıkı tutulacak. </p>
<p>Bir diğer önemli konuda iki bilim adamı açıklama yaptı. &#8216;Rahim ağzı kanserine aşı bulundu&#8217; diye kıyamet koparılmasını anlamadıklarını, bu konuda cevaplandırılmadık çok soru olduğunun altını çizdiler. Örneğin 3 kez aşılama yeterli mi? Bilinmiyor. 9-26 yaş aralığında ne zaman aşılama geçerli? Bilinmiyor. Ayrıca Türkiye&#8217;de aşı, ABD&#8217;deki aşı fiyatının iki katı. Neden acaba? Üstelik rahim ağzı kanserinde Türkiye 8. sırada. Bunun yerine ulusal tarama programlarına devam edilmesinin mutlaka gerektiği anlatıldı. &#8216;En son ne söylersiniz?&#8217; dediğimde Peter Boyle: &#8220;Sakın sigara içmeyin!&#8221; diye tekrarladı. Kanserin üç ana nedeninden biri olan sigarayı, beslenme ve enfeksiyon takip ediyor. </p>
<p>Sigarayı bırakan ve rahim kanseri taramasında gönüllü çalışan Selda Alkor sigara içtiği dönem için herkesten özür diledi. Siz de dilemek ister misiniz?</p>
<p>03 Nisan 2007, Salı<br />
Largest Tobacco Companies<br />
COMPANY GLOBAL MARKET SHARE (%) 1999 TOBACCO SALES ($BIL)<br />
China National Tobacco Co. (CNTC) 32.7 $0.023<br />
Altria Group, Inc. (USA) 17.3 $47<br />
British American Tobacco PLC (BAT, UK) 16.0 $30.4<br />
Japan Tobacco 9.0 $29.9<br />
R.J. Reynolds Tobacco (USA) 2.0 $7.6<br />
Imperial Tobacco (UK) 2.0<br />
Altadis (France and Spain) 2.0<br />
PT Gudang Garam (Indonesia) 1.4<br />
TEKEL (Turkey) 1.3<br />
ITC (India) 1.0<br />
Fortune Tobacco Co. (Philippines) .9<br />
Eastern Company (Egypt) .8<br />
Thailand Tobacco monopoly .8<br />
Lorillard Tobacco Co. (USA) .7<br />
ITC (Iranian Tobacco Monopoly Company) .5<br />
LCWGS (Australia) .2<br />
(2000, Euromonitor, Tara Parker-Pope) </p>
<p>[edit] Production by Country<br />
The United Nations Foreign Agricultural Office estimates the following production by country in 2000. (Figures are in thousands of tonnes.)</p>
<p>China 2,298.8<br />
India 595.4<br />
Brazil 520.7<br />
United States 408.2<br />
European Union 314.5<br />
Zimbabwe 204.9<br />
Turkey 193.9<br />
Indonesia 166.6<br />
Former Soviet Union 116.8<br />
Malawi 108.0 </p>
<p>Approximately 5.5 trillion cigarettes are produced globally each year by the tobacco industry, smoked by over 1.1 billion people, which is more than 1/6 of the world&#8217;s total population.</p>
<p>HER PAKET ORTALAMA 2 DOLAR ETSE </p>
<p>TOPLAMDA YILLIK 10 TRİLYON DOLAR CİRO&#8230;..</p>
<p>ABD NİN YILLIK GSMH 2005 DE 13 TRİLYON DOLAR&#8230;.</p>
<p>Smoking Prevalence by Gender<br />
 PERCENT SMOKING<br />
REGION MEN WOMEN<br />
Africa 29 4<br />
United States 35 22<br />
Eastern Mediterranean 35 4<br />
Europe 46 26<br />
Southeast Asia 44 4<br />
Western Pacific 60 8<br />
(2000, World Health Organization estimates) </p>
<p> sigara içmesinler&#8230;. demek kolay&#8230;.ama aslında bu insanlar bir sistem tarafından sigara içmeye mecbur bir duruma getirtiliyorlar ve daima öyle durumda bırakılıyorlar&#8230;..</p>
<p>dünyadaki sigara firmaları sahiplerine bakınız. %80 i aynı gruptan&#8230;. ve bunların dinince sigara yasak&#8230;</p>
<p>aynı şekilde diğer işleri de incelerseniz&#8230;.gerçekleri göreceksiniz&#8230;</p>
<p>fazla kasmayın&#8230;.sanırım siz zaten biliyorsunuzdur&#8230;.hatta belki de onlardansınız&#8230;..</p>
<p> <img src='http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Merhaba<br />
Sigara içmesin ne yapsın garibim? Eli, kolu bağlı&#8230; Neye elini uzatsa elinde kalıyor. Yeterli eğitim almamış, verimli çalışma ortamı yok, araştırma geliştirme imkânları yok hükmünde. İçinde bulunduğu toplum derin uykuda&#8230; İş arıyor yok. İş kuracak engel çok. En iyisi ölmek deyip, sigaraya sarılıyor garibim.<br />
Saygılar<br />
Ahmet Bektaş </p>
<p> Selam ben 26/03/1957 Amasya dogumluyum,Bursada oturuyorum,Newyork\&#8217;ta cocuklarimin yaninda kaliyorum su an ,2005 Temmuz da pankras kanseri teshisi konulan kisiyim, 11 gun Amerikada kaldim, Agustos 05 de Turkiyede Istanbul Cerrahpasada tedavi gordum 6 kur ilac aldim son ilacimin tarihi 09 aralik 2005 cuma gunu idi ,cumartesi biletimi aldim ve cocuklarimin yanina Amerikaya Pazar gunu uctum, cok sukur sagligim simdi cok, cok iyi cocuklarimin sayesinde bu gunlere kavustum. Bence Morelin cok etkisi var herkese tavsiyem hayata baglansinlar ve sevsinler&#8230;&#8230;&#8230;..Selamlar<br /><b>Gönderim Zamanı:</b> 11-04-2007 01:20:58</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2585&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dindar</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov -0001 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[60]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yükselen dindarlık mı?!<br />
   Yukarıdaki soru geçen hafta sonu Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Kolları&#8217;nın panel başlığıydı. Bu panelde çok değerli konuşmacılarla birlikteydim.<br />
Kelam hocası Prof. Saim Yeprem ve Prof. Şaban Ali Düzgün, Galatasaray Üniversitesi&#8217;nden felsefe profesörü Kenan Gürsoy ve ben tartışmacıydık. <span id="more-2584"></span></p>
<p>Bu konuyu işlemek isteyen Kadın Kolları Başkanı Ayşe Sucu, çok isabetli bir karar almıştı. Açış konuşmasında; &#8220;Bugün de din/dindarlık adına konuşulan her yerde ahlakî yozlaşmadan hareketle sitemkâr ifadeler işitiyoruz. Yaptığımız çalışmalar gereği bulunduğum ortamlarda, dindar veya dindar olmayan insanların yaşadıklarından hareketle dine ya da dindarlığa itirazların yükseldiğine pek çoğunuz gibi ben de sıkça tanık oluyorum. Ne yazık ki dindar olan insanlar üzerinden dini ya da dindarlığı sorguladığımız zaman çok ciddi problemlerle karşılaşıyoruz. Halbuki dindarlık arayışı huzur arayışıdır. Dindar (mümin) güvenen ve güvenilendir. Helalinden kazanan, tevekkül sahibi, kanaatkâr, iyi işler yapan, elini ve dilini koruyan, anaya-babaya iyilik eden, akrabayı ziyaret eden, sözünde doğru olan, hakka riayet eden, emanete hıyanet etmeyen, kendini büyük görmeyen ve asla yalan söylemeyendir. Dindarlığın ölçütü olan bu kavramlar, Kur&#8217;an&#8217;ın en temel kavramları ve Peygamberimiz&#8217;in şahsında tatbik ettiği ve etmemizi istediği bir insanî değerler manzumesidir. Bugün bunun tam tersi cereyan ediyorsa; ya da dindarlık arzu edilen sonuçları doğurmuyorsa bunu dindarlar olarak sorgulamak zorundayız.&#8221; </p>
<p>İşte bu sorgulamaya bazılarının tepki koyduğunu görmek de dindarlıkla bilginin arasının ne denli açıldığını gösteriyordu. Dindarlığı sadece bir kabuk ve şekilcilik olarak gören anlayışın acımasız baskın tavrı insanları sorgulamadan uzak tutuyor. Sadece namaz ve oruçla, giyimle sınırlandırılmış dindarlık; özünü, şeklin ardındaki manayı kaybedince adap ve edepten nasıl uzaklaşıveriyor Allah&#8217;ım! Şeklî İslam&#8217;a Kur&#8217;an-ı Kerim izin vermez. Bunun nedeni de imanın içi boşalacağı içindir. İnsanlar iç dünyalarını, iç seslerini kaybetti. Gönül gözü kayboldu, gözler budak deliğine dönüştü. Gönül olmayınca neresi mabedindir? Nerede Allah ve Peygamber sevgisini ebediyen hatırlayacağın çatı? Evde dedikodu programlarını gizli gizli izleyene gönül gözü mü gerekir? Namazdan kalkar kalkmaz kul hakkı yiyene gönül ne lazım? İdeolojik düzlemde sadece şeklî olana itibar edilince nezaket, estetik ortadan kalktı. </p>
<p>14 asır önce İbni Mesud&#8217;dan gelen bir rivayette Peygamberimiz &#8220;Dininizden ilk kaybedeceğiniz şey &#8216;emanet&#8217;, son kalacak şey ise namazdır. (Öyle zaman gelecek) insanlar namaz kılacak; fakat dinleri olmayacak.&#8221; buyurarak dindar insana önemli bir uyarıda bulunmuş. </p>
<p>Mümin; Arapça etimolojisi &#8216;Allah&#8217;ın güvendiği&#8217; demek. Biz bu güvene layık olmalıyız. İslam, iyi insan talep eder. İyi insan olmayı özendirmeli ve özenmeliyiz. Çokkültürlülük, hoşgörü vasıflarını önce kendi içimizde yaşayalım ve hayata geçirelim. İnsan ayırmaktan vazgeçelim. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de geleneği reddiye vardır. Unutmayın. </p>
<p>&#8220;Müslüman, güvenendir. Dindarlık, ufkun fark edilmesidir.&#8221; dedi Kenan Gürsoy. &#8220;Farzı kifaye (toplumsal ilişkiler) önemsiz gösteriliyor, oysa çok önemlidir. Farzı ayın sonuçta bireye aittir.&#8221; dedi Şaban Ali Düzgün. &#8220;Tefekkürde Meşrutiyet&#8217;te ulaştığımız birikime bugün ulaşamadık hâlâ.&#8221; dedi Saim Yeprem. Biz sorumluluğu üstlenelim ve Ayşe Sucu&#8217;nun önerdiği etik ve estetik seferberliğine katılalım. Ele ele verelim, önce kendimizi kandırmayan mümin olalım.</p>
<p>27 Mart 2007, Salı<br />
Günaydın Neval Hanım bugünki yazınız da kaleme aldığınız herşeyi kelime<br />
kelimesine katılıyorum.Dediklerinnizde haklısınız.Peki nasıl tekrar<br />
dediğiniz gibi bir müslüman olabileceğiz onuda söylermisiniz.Yıllarca bu üle<br />
insanalrı bilerek sistemli bir şekilde dinlerinden uzaklaştırılmışlar,<br />
islamiyetin  getirdiği herşeygericilik diye yaftalanarak tu kaka edilmiş en<br />
sonunda artık ahlaksızlıkdiz boyu evlerimizekadar girmiş.Böyle bir<br />
ortamdançıkabilmek bireyin tek başına başarabileceği birşeymi sizce, tamam<br />
herşey önce insanın kendi içinden başlar ama insanlarında bir dayanma gücü<br />
yokmu bizler çok büyük alimler gibi herşeye göğüs gerebilen insanlar değiliz<br />
bir yerde boşvermişliğe teslim oluyoruz.Peki size soruyom insanın dindar<br />
olması, herkesin dediğiniz gibi islamiyeti yaşadığı bir toplumdamı daha<br />
kolay  yoksa şimdi bizim gibi bir toplumdamı?<br />
Malesef dedikleriniz doğru ama ne yazikki bunu  bir iki günde<br />
değiştirebilmek çok mümkün değil bunun için topyekün bir mücadele gerekiyor<br />
lakin ne yaıkki bu mücadele isteği bizlerde şu anda mevcut bulunmuyor</p>
<p>  Selametle kalın</p>
<p>Fatih Demir</p>
<p>Merhaba Nevval Hanım.</p>
<p>Umarım iyisinizdir.</p>
<p>Bugünkü yazınızı okurken çok sıcak duygular hissettim. Çok olumlu, çok<br />
yapıcı buldum.  Gerçekten çok beğendim ve güne güzel başlamama vesile oldu.</p>
<p>- Dindarlıkla bilginin arasının açıldığı,<br />
- Dindarlığın bir huzur arayışı olduğu,<br />
- Dindarın güvenen ve güvenilen, helalinden kazanan, tevekkül sahibi,<br />
kanaatkâr, iyi işler yapan, elini ve dilini koruyan, anaya-babaya iyilik<br />
eden, akrabayı ziyaret eden, sözünde doğru olan, hakka riayet eden,<br />
emanete hıyanet etmeyen, kendini büyük görmeyen ve asla yalan söylemeyen<br />
kişi olduğuna dair tespitlerinize yürekten katılıyorum.</p>
<p>Bu anlayış temelinde bizleri daha güzel günlerin beklediğini düşünmek<br />
istiyor insan.</p>
<p>Ben de bir okur olarak samimi teşekkürlerimi göndermek istedim.<br />
İyi çalışmalar dilerim.</p>
<p>&#8211;<br />
Murat Öziş<br />
Sabancı Üniversitesi</p>
<p>merhaba Nevval Sevindi sizin bugünkü (27.03.07) yazınızı çok beğendim.<br />
tebrik ederim. yazınızda dediğiniz gibi günümüzdeki  müminlerin temel hatası<br />
şekilci bir müslümanlık sürdürmeleridir. temennim o ki inşallah müslümanlar<br />
gerçek manada kuran ve sünnet ekseninde hayatlarını ikame etmeleridir.</p>
<p>   Akif Doğan&#8230;.<br />
   öğrenci<br />
Nevval hanıma sonsuz teşekkürler<br />
 &#8216;Yükselen dindarlık mı?&#8217; yazınız gerçekten çok orjinal tespitlerde bulunuyor<br />
ve bugünümüzü özetliyor.Güzel yazılarınızın devamını diliyoruz.<br />
                                                           Şeref ŞAFAK</p>
<p>Muhterem Muharrir Hanım Efendi,<br />
             &#8220;Yükselen Dindarlık mı ?&#8221;başlıklı yazınızı okudum.Müteşekkirim.Zat-ı alinize tevcih edeceğim sualim belki anında cevaplanamayabilir.Sizi yormak da istemem.Lakin cevabını sizin vereceğinizi umuyorum.<br />
              Soru konusu:Prof.A.İnanın dinlediklerinden oluşturduğu kitabında Atatürk&#8217;ün mevcut seslerin istikbalde dinlenebileceğine dair izahatı olduğundan bahsedilir.Bunun bilimsel ölçülelrle 1966&#8242;da teyid edildiği de dip notta belirtiliyor.Zat-ı aliniz ismini hatırlayanmadığım bir TV programında mevzu ile alakadar bir Hadis-i Şerif zikrettiniz.Bilimsel bir yaklaşımla araştırmadım.Lakin bu Hadisin kaynağının sizce malum olduğu kanaatine sahibim.<br />
              Mümkün ise bu Hadis-i Şerifin mukayyed kaynağına ulaşmama yardımınızı istirham ediyorum.Bunun kolaycılık olduğunu düşünmenizi de istemiyorum.Nasıl bulabileceğime dair bir ip ucu bile yokken.Cevabınızdan müşerref ve ihya olacağım.<br />
              Allah&#8217;ın selamı ile selamlıyorum sizi.<br />
              Allah&#8217;a emanet olunuz.</p>
<p>                                                                                      ŞAKİR ALBAYRAK-Emekli Öğretmen</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2584&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimlik</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov -0001 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[60]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>YEREL TARİHE SAHİP ÇIK<br />
Çanakkale savaşının dillere destan öyküsünü  90 yıl sonra fark eden Türkiye  ruhunu arıyor. Kurtuluş  savaşımızı yaşayan insanlar hakka yürüdükten sonra   kalan on kişiyle Kurtuluş Savaşı belgeseli çekmek ve yayınlamak da ne akıl derken TRT&#8217;nin 1970&#8217;de Kurtuluş Savaşı için sözlü tarih çalışması yaptığını öğrendim. <span id="more-2583"></span></p>
<p>Radyoda çalışanların zor şartlarda kotardıkları,köy köy derledikleri altın kıymetindeki ses kayıtlarının  &#8220;bant yok silin gitsin&#8221; diyen cahil yöneticilerce yok edildiğini dinledim. O çalışmadan montajlanmış suyunun suyu bir derleme var elimizde. Binlerce satan &#8220;Çılgın Türk&#8221; öyküleri bile oradan çıkmış . Dolaplar dolusu ses kayıtlarının sorumsuz yöneticilerce  yok edilmesi sadece TRT&#8217;ye özgü değil elbette. Para yok üç kuruşluk bant alamayız diye  bir çok değerli arşiv malzemesinin çöpe gittiğini gördüm .İnsana ağlama duygusu veren bu uygulamanın en şahanesini taş plakları koyacak yer yok diye askerlere çiğneterek  küçültme operasyonu! Olaya şahit olanlar anlattı buna söz bulamıyorum.<br />
İşte bu nedenlerle yerele,yerel tarihe ve bireyin tarihine sahip çıkmak boynumuzun borcu.  Çankırı Araştırmalar Vakfı kurulalı sadece bir yıl oldu. Başkanı Yüksel Aslan öğretmen asıllı kendi gibi 5 yönetim kurulu üyesi de öğretmenlikten geliyor. Hepsi Osmanlıca okuyup yazıyor. &#8220;Yerel Tarihimize sahip çıkalım&#8221; kampanyası sonucu  Konakların mahzenlerinden, depolardan,farelerin elinden kurtulup gelen el yazması sayısı  15.000 ve 4000 Osmanlıca yazılmış defter. Yüksel bey inanılmaz bir heyecanla hazine dairesi dediği  odanın kapısını açıyor.Bu soğuk odada memleket sevgisi, inanç ve iradenin sıcaklığı hepimizin içini ısıtıyor. Bu çalışmalar sırasında Yüksel bey Ahıskalı olduğunu  Ahıskalıların mezar taşlarını okuyunca öğreniyor. Yönetim Kurulundan biri Boşnak köklerini buluyor Osmanlıca kayıtlardan. Çankırı Belediyesi&#8217;nin resmi kaydı olan kuruluş tarihinin de 1919 değil 1869 olduğu ortaya çıkıyor bu çalışmalar sırasında.<br />
Çankırı Araştırmalar Vakfı&#8217;nın  mekanı yıkılmakta olan eski bir yapıymış her yerde olduğu gibi. Belediyenin kendi öz kaynaklarıyla restore ettiği bina Kurtuluş Savaşı sırasında seyyar hastane olarak çalışmış. Sayıları 5000&#8217;ne varan Çanakkale gazileri burada tedavi  edilmiş. 1937 yılına dek hastane hizmet vermiş. Sonra terk edilmiş. Prof. Kamil Rıfkı Urga adını taşıyan bu güzel Osmanlı yapısı  onurlu geçmişini dillendirir gibi. Bu isim kim diye  merak edince Çankırılı doktor Kamil Rıfkı beyin Afganistan&#8217;da 17 yıl kaldığını, orada sağlık teşkilatı kurduktan sonra  ülkeye döndüğünü öğreniyorum.Bugün Afganistan&#8217;da adına bir sanatoryum var . Mazlum devletlere yetişen   aydınların  Cumhuriyet&#8217;i kurarken  en zor dönemde bile yaptıkları gurur verici.<br />
Bu konağı restore ettiren Belediye Başkanı İrfan Dinç her konuda Araştırma Vakfına destek olduğu gibi  bağımsız çalışmasına da özen gösteriyor.<br />
Ermeni  ve Rumlarla  ortak bir yaşam süren Çankırı&#8217;da tehcir olmadığının belgesi olan Osmanlıca bir mektup var. Ermeni milleti adına diye başlayan bu mektubu 1919&#8217;da bir Ermeni kadın yazmış. Ermeni  Araştırmaları Masası kurmaya hazırlanan  vakıf birlikte yaşamdan bir çok öyküye sahip. Tüm lise öğrencilerine &#8220;Ermeni meselesi nedir&#8221; kitapçığı hazırlayıp dağıtılmış. Çocukların yargı değil bilgi ile düşünmelerinin sağlanması önemli bir adım.  30 kişilik yerel araştırma yapan platformun kurulması Çankırı&#8217;nın yüzünü değiştirmiş. Eski binaların restorasyonu, Çankırı tarihinde önemli isimlerin sokaklara ve bakımı yapılan mezarlığın kapılarına verilmesi yerel kimlik açısından örnek çalışmalar.<br />
80 yaş ve üstü ile sözlü tarih çalışması yapmakta olan vakıf akademisyenlerle de danışmanlık protokolü imzalamış.  Yerel Tarih Müzesini üç ay sonra açacak olan Çankırı&#8217;da  yerele sahiplenme Vali, Belediye Başkanı ve sivil toplum kuruluşlarıyla  birlikte yürütülen  bir proje. Yörük,Türkmen kültürüne sahip Çankırı yaren  dayanışmasını gösteriyor hepimize. İşbirliği bütün sorunların üstesinden geliyor,birlik ve beraberlik sağlıyor.Her hafta köy taramasına giden Vakıf üyeleri ninni, masal gibi etnolojik malzemeyi kaydediyor. Bir vatandaş Melami şeyhinin 60 sayfalık cönkünü getirmiş. Yıkılmış olan Mevlevihane yeniden yapılacak. Gevher Hatun döneminden kalan şifahane  şehir kültürünün simgesi. Hiçbir yerde örneği kalmamış çamaşırhane ise görülmeye değer bir mekan. Bu orijinal yapı kadın mekanı olarak da ilginç. 800 yıl önce Kuşhane Vakfı kuran bu medeniyet bizim. Herkes kendi yerel tarihine elbirliğiyle sahip çıkmalıdır.</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2583&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Demirci</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov -0001 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[60]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hem okur hem dokur Demirci </p>
<p>Papatyaların arasından Demirci&#8217;ye döne döne yol alırken Halıkent markasının ardında yatan dokuma sanatını düşünüyorum. Eskiden &#8220;ya dokuyacaksın ya okuyacaksın&#8221; denirmiş. <span id="more-2582"></span></p>
<p>Şimdi ondan fazla halı fabrikası yüzünden &#8220;ya okuyacaksın ya okuyacaksın&#8221; denir olmuş.<br />
Sabahtan akşama kadar halı dokuyan kızlar günlük sadece 7 milyon kazanıyor. On bin halı tezgahı bugün iki bine düşmüş. Beni davet eden Üniversitelerarası Kültür ve Edebiyat Platformu adına Yusuf Çopur. Eğitim fakültesi Türkçe öğretmenliği son sınıf öğrencisi. İlk geldiği gün radyo dinlerken bu platforma, telefonunda kalan tek kontörle katılmış. Platformun ilk üyesi Türkiye&#8217;de. Bugün bütün illerde temsilcilikler var. Bu pırıl pırıl genç öğretmen adayı bir bahar dalı gibi açıyor önümde konuştukça. Dalları sürgün veriyor durmadan. 4 yıldır Demirci&#8217;nin kültürel yaşamını değiştiren işler yapan Yusuf, 7 yıldır kapalı olan çocuk kütüphanesini heyecanla gezdiriyor. Görevli yok diye kapatılan 50. Yıl Çocuk Kütüphanesi&#8217;ni açıp bir odasını da Gençlik Derneği yapan Yusuf, &#8220;Bakın bilgisayar, internet ve yazıcı var..&#8221; diye gösteriyor. Yoksul öğrencilerin eğitim masrafını karşılamayı hedefleyen bu projenin adı da: &#8220;Bizim Çocuklarımız Onlar&#8221;. Yusuf Çopur, gelirini sosyal yardımlaşma derneğine bıraktığı ilk kitabını yayınladı. Matbaadan henüz dumanı tüterken aldım. &#8220;Mavi&#8217;nin Sevdası&#8221; yürekle yoğrulmuş bir beyaz lale saflığında. Onu basan matbaanın sahibi Cengizhan Erdem yerel gazete &#8220;Halıkent&#8221;in de sahibi. Babası 1954&#8242;ten beri gazete çıkaran bu aile mürekkep kokusunun onuruna inanıyor. 1954 tarihli gazeteye bakıyorum: &#8220;Robot insan Gülhane parkında halkın ziyaretine arz edilmiş. Yakup Karaosmanoğlu robot insan yapımının Türkiye&#8217;de daha mümkün olmadığını arz etmiş. Bizde Allah&#8217;ın icat ettikleri mevcut. Bilhassa bugünlerde bu tarz insanlara istediğiniz miktarın üzerinde rastlamak kabil. Gülhane parkında teşhirine de gerek yok üstelik. Günlük gazetelerin siyasi makalelerini okursak yüzlerce isim sayabiliriz. Maksat daima emre itaat eden robot insanların ayaküstü durmalarıdır. Buna riayet edenlerin de yüksek mevkilere çıktıkları efkar-ı umumiyenin gözünden kaçmıyor.&#8221; Yazan Namık Kemal Erdem. Size ne hatırlatıyor? </p>
<p>Yerel Tarih Grubu oluşturulmuş fakültede. Demirci eski bir Osmanlı yerleşimi. Yörük Türkmen aşiretlerinden mezar taşlarına kadar birçok kültür malzemesiyle dolu. Maalesef olağanüstü güzellikte mezarlıklardan taşlar çalınmış hep. Horasan erenlerinin tekkeleri olan Demirci eski bir ahilik ocağı. Az göç eden ve göç alan Demirci yüzlerce yıllık geleneklerini değerlerini koruyor. Tertemiz Demirci, şirin evleri ve insanlarıyla sıcacık. 1400&#8242;lerden beri değişmeyen sokak ve mahalle isimleriyle de çok iyi bir örnek ayrıca. </p>
<p>Konuşmam sevgi üzerineydi. İlk kez &#8220;Sevgi&#8221; konulu bir kompozisyon yarışması da düzenlenmiş. İlk üç sıra kızların. </p>
<p>Demirci&#8217;de yetişen öğretmen adayları geleceğe ve eğitime dair umudumu güçlendirdi. Kalitesi düşen öğretmenin nasıl ruh ve kalite bulduğunu gördüm. Bu elbette bir ekip işiydi. Yetenekli öğrencilerin önünü açan akademik kadro, Belediye Başkanı Mithat Erşahin ve genç Kaymakam Kamil Kıçıroğlu el ele Demirci&#8217;nin ruh ve kültür atmosferini değiştirmişler. Dedesi rüştiye mezunu olan Erşahin, elindeki yetkileri toplumun ortak çıkarları için kullanıyor. Bu örnek davranış herkesi olumlu etkiliyor. Ege&#8217;nin kalbinde dağlar arasındaki Demirci Alaçam Türkmen dağlarının gölgesinde sıcak su kaplıcaları var. Demir oranı yüksek Hisar Kaplıcaları piknik alanı aynı zamanda. Burada insanlar güvenmeyi paylaşmayı haşhaşlı ekmeğin kokusunu içine çekmeyi biliyor. </p>
<p>Demirci, adı üstünde, demirci Türklerin yurdu. Elle çan imalatı yaşıyor çanların ağır ve tok sesinde. Demirci&#8217;ye her ay devlet tiyatrosunun bir oyun getirdiğini, eğitim fakültesinin tiyatro grubunun sadece bu yıl 13 oyun oynadığını dinliyorum. Yıllar sonra ilk kez Mevlana Gecesi yapacaklar 22 Mart&#8217;ta. 1884&#8242;te kurulmuş ve bugün yeri boş olan Mevlevi tekkesi de &#8220;Ya Hu&#8221; diyecektir erenlere.</p>
<p>13 Mart 2007, Salı<br />
Merhaba bu benim bir gazete yazarına ilk yazım genlede tercih etmem sebebi ise maillerin sizler tarafından okunup dikkate alınmadıgı düsüncesidir neyse .Ben Atatürk Ünv.Makina Mühendiligi 4. sınıf öğrencisiyim  son yazını okudum ama bence yazıda eksik birseyler var gibi hayat boşluk kabul etmez eger siz bu boşlugu güzel şeylerle dolduramazsanız hayat oraya istedigi şeyi kaoyar.Siz halıcılıktan bahsetmiş ve bir çok tezgahın yok oldugundan bahsetmişsiniz haklısınız belki tarihimize kültürümüze kısmen arkamızı döndük bu insanlarımızın yozlaştıgınımı gösteriyor yoksa bu kaçınılmaz sonmu bence Türkiyenin geçmişten bugune kadar izlemiş oldugu yol bizi bu noktalar getirdi fakir bir ülke olması bu güzel ülkeyi bu yozlaşma ya yönlendirdi maddi boşlugu hayat suni mutluluklar ve kısa dönemli maddi karlarla doldurarak insanların geçmiş kültür lerinden uzaklaştırdı tabi dış güçlerin yeri taryışılmaz bence bu ülkenin insanları öz benliklerini örf ve adetlerini unutmadan sanayileşe bilir ve maddi bakımdan olgunluga erişe bilir bunun şartları iyi yöneticiler ve işin ehli olan insanlarla çalışmaktan geçer ben bu ülke insanın iyi bir bilinçlendirme politikasına ihdiyacı var.sizce yanlışmı düsünüyorum (kusura bakmayın yazım tam bir bütünlük içinde olmaya bilir)şimdiden cevabınıza teşekkür ederim hayırlı çalışmalar dileklerimle<br />
Erkan<br />
Nevval hanım duyarlılığınıza çok teşekkür ederim.Sizlerin elinde kalem ve zemin var.Bunun için sizi rahatsız ettim.</p>
<p>                                      Saygılarımla m.yunusoğlu<br />
Sayın Nevval Hanım Demirci ilçemizi çok sade ve akıcı bir şekilde anlattığınız için teşekkür ederim.Resul Yaraş Merkür Tv VAN</p>
<p>Selamlar Nevval Hanım&#8230; Halıkent&#8217;teki bu haftaki yazım&#8230; Saygılarımla&#8230; Yusuf</p>
<p> GÜN BATIMI </p>
<p>    Yusuf ÇOPUR</p>
<p>    C.B.Ü. Eğit.Fak.</p>
<p>   copuryusuf@hotmail.com</p>
<p> ÇOK SEVİNDİ&#8217;K&#8230;</p>
<p>Nevval Sevindi&#8230; Çiçek yüzlü, sevgi gözlü bir hanımefendi&#8230; Yaklaşık 7 yıldır okuduğum, takip ettiğim, bir çok yazısının altını çizdiğim bir yazar&#8230; Türkiye&#8217;de incinmenin kadınların kaderi olmadığını anlatan, kanserin yenilemeyecek bir düşman olmadığını kanıtlayan bir mücadele âbidesi&#8230; Kadının aslında dinimizde dahi bulunmayan kural! ve kaidelerin! toplumsal anayasa haline  gelmesine baş kaldıran bir aydın&#8230; Toplumuyla, halkıyla, geçmişine ve geleceğine bağlı bir münevver şahsiyet&#8230; Nevval Sevindi&#8217;yi kelimelerle anlatmaya ne hacet?  Atalarımızın sözü &#8220;Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz&#8221; değil miydi nihayet? </p>
<p>11 Mart Pazar Günü ilçemize &#8220;Ne Kadar İlgi O Kadar Sevgi&#8221; konulu bir söyleşi yapmak üzere gelen Sevindi&#8217;yi ilk olarak geçen yıl davet etmiştim. Programının yoğunluğundan dolayı gelemeyeceğini söyleyen ama bir gün muhakkak -daha önce de geldiği ilçemize- gelmek isteğini belirten Nevval Sevindi&#8217;nin &#8220;bir gün&#8221; dediği gün gelip çatmıştı&#8230;   </p>
<p>Tatlı bir esrimeyle, yorucu bir günü haber veren alarmlı saatin sesiyle uyandım Pazar sabahı&#8230; Bu sabahlar ki bitmesini istemediğim günlerin ilk mahmurlukları&#8230; Uyanmadan önce nazlanmayı, mızmızlanmayı o kadar istedim ki ömrümce&#8230; Ama nazlanmak ve mızmızlanmak yok gurbet elin lügatinde&#8230;  </p>
<p>Siyah bir araba yanaştı öğretmen evine&#8230; Sığmayan bir sevinç doldu yüreğime&#8230; Televizyondan görmüş, gazeten okumuştum ama yine de merak ediyordum &#8220;Nevval Sevindi nasıl biri&#8221; diye&#8230; Arabanın kapısı açıldı&#8230; Etrafa sevgi saçıldı&#8230; &#8220;Sevgi&#8221; gelen insanın bir diğer adıydı&#8230; İşte Nevval Sevindi karşımda&#8230; Çiçekleri sevdiğini biliyordum çiçek yüzlü insanın&#8230; Uzattım elimdeki rengarenk buketi&#8230; Şöyle baktı çiçeklere, tebessümüyle okşadı onları ve &#8220;teşekkür ederim&#8221; dedi bizlere&#8230; O çiçekleri Demirci&#8217;den gidene kadar yanından ayırmadığını günün sonunda anlayacaktım&#8230;</p>
<p>Öğretmen evinin insanı ferahlatan balkonunda yudumladık ilk çaylarımızı. Sevgili Ümit Er, Züleyhâ Yüksel&#8217;le beraber&#8230; Temiz havayı içimize çekmenin verdiği huzurla daldık sohbete&#8230; Doymak ne mümkün Sevindi&#8217;ye&#8230; </p>
<p>Demirci&#8217;nin nadide mekânlarından olan Chackra Restourtan&#8217;ta  derin bir sohbet eşliğinde yapılan kahvaltının, ve şöminenin sıcaklığında yudumlanan çayların güzelliğini anlatmak ne mümkün? Tarih, edebiyat, sanat ve hayata dair koyulaşan sohbetin ılıklığında büyülenen yüreğim içime sığmıyordu adeta&#8230; Sevgiydi konuşulan, aşktı, muhabbetti, sevebilmekti aslolan&#8230; Sevebilmek ve sevdiğini hissettirmek işte mutluluğun formülünü arayanlara verilecek tek cevap&#8230; </p>
<p>Sevmenin ve sevilmenin insanoğlunun fıtratında olan bir ihtiyaç olduğunu belirten Sevindi&#8217;nin sözleri çok dikkat çekiciydi: &#8220;  Biz seviyoruz, ama bu sevgimizi göğüs kafesimizde gizliyoruz. Sevmek güvercinin bir kanadıysa sevdiğini hissettirmek de diğer bir kanadıdır.&#8221; Bu sözlere katılmamak mümkün mü? Biz, genellikle sevmemizin yeterli olduğunu düşünüp tek kanatla taşımaya çalışıyoruz hayatı. Ve maalesef çok çok sonradan öğreniyoruz tek kanatla taşınamayacağını hayatın. Baba  sever, belli etmez, bey sever hanım bilmez, hanım sever bey görmez, şu bir gerçektir ki bu ömür böyle geçmez&#8230; Evet sevmeli insan, tabii ki sevilmeli, ama sevdiğini de söylemeyi asla ertelememeli&#8230; Yüreğindeki sevgiyi gizlememeli, fark ettirmeli sevdiğine sevildiğini&#8230; </p>
<p>Halıkent Gazetesi ziyareti Nevval Sevindi&#8217;yi oldukça etkileyen bir bölümdü. Genel Yayın Müdürümüz Cengizhan Erdem Bey&#8217;in eşsiz arşivi büyüledi Sevindi&#8217;yi&#8230; Cengizhan Bey&#8217;in babası Namık Kemal Erdem Bey&#8217;in 54 tarihli bir yazısının günümüze ışık tuttuğunu öğrenince Nevval Sevindi gibi bizler de şaşırdık. Zamanımızın darlığından birkaç dakika kalabildik Halıkent&#8217;te. Teşekkür ettik orta şekerli kahve için Cengizhan Bey&#8217;e&#8230;</p>
<p>Daha sonra Turgut Bey&#8217;in misafiri olduk Zaman bürosunda. Orda da ancak kalabildik birkaç dakika&#8230;</p>
<p>Ve 50. Yıl Çocuk Kütüphanesi ziyareti&#8230; Nevval Sevindi kütüphanenin 7 yıldır âtıl bir vaziyette kalmasına üzüldüğünü ama şu anda çiçeklerle donatılan bu kütüphanenin tertemiz ve nezih bir ortamda çocuklara hizmet vermesinden oldukça memnun olduğunu belirtti. Ve Demirci Gençlik Derneği&#8217;nin gerekliliğinden bahsetti. Tabi hanımlar derneğimizin olup olmadığını sordu.  Ben de İlknur Bursalı Hanım&#8217;ın Kadınlar Derneği başvurusunu yaptığını bir gün önce öğrenmiş olmanın rahatlığıyla &#8220;Kadınlar derneğimiz kuruluş aşamasını tamamlamak üzere&#8221; dedim. .. Vakit çok dardı. Nevval Sevindi&#8217;nin lügatinde her ne kadar &#8220;yorgunluk&#8221; kelimesi olmasa da ben kıyamazdım konuğumuza&#8230; Uğurladık Sevindi&#8217;yi doğa kokulu kaplıcalarımıza&#8230;.</p>
<p>Ve söyleşi saati geldi çattı. İçimdeki hüzün iyice arttı. Hüzün dedim, çünkü günün sonu yaklaşıyordu, birazdan söyleşi bitecek, kitabını imzalatmanın mutluğuyla insanlar evlerine dönecek, ve mutluluk, heyecan ve hüznü yaşadığım bir gün de böyle bitecek&#8230; &#8220;Hüzün cemaatinin mensubu olmak&#8221; kolay değil tabi&#8230; Her anımız hüzündür bizim&#8230;</p>
<p>&#8220;Sevmediği zaman duyamaz insan&#8221; diye başladı Nevval Sevindi söyleşisine&#8230; Bu söz, sadece bu söz bile  anlatmaya yeterdi her şeyi&#8230; Bu söz yetti gözler önüne sermeyi gerçeği&#8230; Toplumumuzda maalesef sevgi sağırı insanların sayısı her geçen gün artmıştı. Aile içi şiddet, &#8220;insan&#8221; demekten imtina edeceğim hemcins olmaktan utandığım kişilerin eşlerine, çocuklarına yaşattığı vahşetin, önceden &#8220;kim önce okul kapısına çıkacak&#8221; yarışmasının heyecanıyla beklenilen okul çıkış zilinin, okullar, sınıflar arası &#8220;düello&#8221; nun habercisi olmasının, nazenin, burcu burcu hayat kokan genç kızların düşürüldüğü tuzakların, gençlere kurulan tezgahların en önemli sebebi de sağırlık değil midir? Sevmeyen insanın, sevmeyen toplumun sağırlığı değil midir bu feci çığlığın kaynağı?</p>
<p>&#8220;Sevginin samimiyeti&#8221;ne dikkat çekti Sevindi. İşte bir sağırlık daha, samimiyetin sağırlığı&#8230; Sevgiyi samimiyetten ayırmak mümkün değildir. Samimiyetsiz sevgi, sevgisiz samimiyet olmaz, olamaz. Ne zaman ki kaybettik sevgiden samimiyeti, işte o zamandır taşıyoruz yanımızda cehaleti&#8230;</p>
<p>&#8220;Sevginin kadir olamayacağı hiçbir şey yoktur&#8221; dedi Nevval Sevindi. Evet, öyle bir güçtür ki güçlüleri, en zayıflara hizmet ettirir sevgi. Güçlünün haklı olduğu bu zamanda, haklının güçlü olmasının tek çaresi o gücün adının sevgi olmasıdır. Gücümüzün kaynağı nükleer silahlar, tanklar, füzeler değil de &#8220;sevgi&#8221; olursa, o zaman ölmez bebecikler kundakta, katledilmez anacıklar yatakta&#8230; Sevginin gücüne olan inancımızı ne zaman ki kaybettik, kendimizi arar olduk dehlizlerde&#8230;</p>
<p>Denilebilir ki böyle güzel bir söyleşi sonrasında bunlar mı yazılır. Haklı olabilirsiniz&#8230; Ama söyleşiden not aldığım yukarıdaki üç cümle bile yaşananları özetlemeye yeter. İşte Nevval Sevindi belki de unuttuğumuz &#8220;sevgi&#8221; nin varlığında, yokluğunda neler olabileceğini hatırlattı bizlere ki yokluğunda neler olabileceğini tecrübe ediyoruz toplumca&#8230; Sevgiye inanmanın, onu hatırlamanın zamanı geldi geçiyor zannımca&#8230;</p>
<p>Ve imza saati&#8230; Okurların belki de en mutlu olduğu anlar. Onları uzaktan izledim&#8230; Yüzlerindeki tebessümü yüreğimin en derininde hissediyordum. Onlar sevdikleri bir yazarın yanında ve yakınında olmaktan, ben ise bu duruma vesile olmaktan dolayı mutlu ve huzurluydum. Oradaki her okurun tebessümü yüreğime dalga dalga mutluluk yayan birer sevgi rüzgârıydı.</p>
<p>Chacra Restorant&#8217;taki akşam yemeğine Başkan Bey&#8217;in tatlı sohbeti vurdu damgasını. Öğretim görevlilerimizden Dr. Bilâl Elbir, Resul Attila, Ertuğrul Erdoğmuş, Yurt Kur müdürümüz Güngör Bey, ve çok sevdiğim değerli bir kaç arkadaşımın katıldığı yemekte yaşanmış ve yaşanmaya dair ne varsa konuşuldu her şey.  Nevval Sevindi Demirci Kebabını oldukça beğendiğini ifade etti.&#8221; Yerel olan güzeldir&#8221; dedi&#8230; İçilen çaylar, söylenen sözler derken zaman ayrılık zamanıydı.</p>
<p>Teşekkürü bir borç bildiğim, bu söyleşide emeği geçen başta Belediye Başkanımız Mithat Erşehin olmak üzere, Sayın Bilâl Elbir&#8217;e, Sayın Kâzım Aysan&#8217;a, sevgili Nevin Aktaş&#8217;a , sevgili Ümit Er, Züleyhâ Yüksel, Akın Akar, Ali Balta, Mustafa Uras&#8217;a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum&#8230;</p>
<p>İşte gelmişti yine veda meleği&#8230; Alıp götürecekti Nevval Sevindi&#8217;yi&#8230; O kadar alışmıştım ki Sevindi&#8217;ye&#8230; Sanki yıllardır aynı ortamı paylaşıyor, aynı mekanda buluşuyorduk&#8230; Evet, yanlış değil bu. &#8220;Sevgi&#8221; ortamında &#8220;sevgi&#8221; mekanındaydık hepimiz&#8230; Bundandı yabancılık çekmememiz&#8230; Beyaz bir lâle masumiyetinde, beyaz bir lâle asaletinde, beyaz bir lâle sadâkatinde geçen o gün de bitiyordu artık&#8230; Gittim evime&#8230; Büründüm mavi nevresimime&#8230; Kapadım gözlerimi&#8230; Tekrar yaşadım günü&#8230;</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2582&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pişman</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov -0001 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[60]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Keşke 1 Mart tezkeresi geçseymiş &#8221;</p>
<p> Geçen çarşamba akşamı CNN Türk&#8217;te Taha Akyol&#8217;un programında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın, 1 Mart tezkeresinin reddedilmesini hata olarak gördüğünü söylemesi, siyasetimizin pişmanlıklar risalesi olarak kayda geçmiştir. <span id="more-2581"></span></p>
<p>O sırada Başbakan olmadığı için mi acaba partisi onu dinlemedi?<br />
Erdoğan, &#8220;Denklemin dışında kaldık. Keşke 1 Mart tezkeresi geçseymiş. Tezkerenin bu şekilde neticelenmesini doğru bulmadım. Bunlardan ibret alıp gelecekte aynı hataya düşmemek gerekir.&#8221; dedi. </p>
<p>Burada önemli nokta, Başbakan Erdoğan&#8217;ın ilk kez altını çizerek kendisini &#8220;tezkerenin reddinden pişmanlık duyanlar&#8221; cephesinde konumlandırmış olması. ABD ile yürütülen pazarlıkların çoğunun içinde olan dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt tezkerenin geçmesinden yanaydı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök de tezkerenin geçmesini savunuyordu. 1 Mart 2003&#8242;te oylamanın hemen ardından yazdığımı yeniden okudum: </p>
<p>&#8220;On gün önceki yazımı şöyle bitirmiştim: </p>
<p>&#8220;Pişmanlıklarla örülü siyasi tarihimiz geleceği yine perdeliyor olabilir mi merak ediyorum.&#8221; </p>
<p>Tayyip Erdoğan &#8220;tam demokratik sonuç&#8221; dediği tezkere için bir gün önce fire vermeden onay alacaklarını söylemişti! Türkiye&#8217;nin yerinin saha olduğunu da vurgulamıştı. Bu bir liderlik zaafıdır. Kendi grubunu tanımamak ve sahip çıkamamak &#8220;demokratik sonuç&#8221; savıyla savsaklanamaz. 363 kişilik tek parti iktidarının üyeleri olan partililer Genel Başkan&#8217;larına üçte bir oranında &#8220;hayır&#8221; demişler. Tek parti iktidarı ne oldu? Bu kadar büyük bir ağırlıkla gelen tek parti iktidarı yıllar sonra beklenen uyumu hükümet olarak yakalayacak denirken sonuç hüsran. Çocuk oyunlarında, &#8220;çanak çömlek patladı&#8221; diye sokaklarda bağırılırdı. Şimdi bunu siyasete transfer edebiliriz. Hükümet anti-amerikancı mirasından dolayı inanmadığı bir konuyu Meclis&#8217;e taşımakla hata etti. İktidar olma zaafı açığa çıktı. Burada siyasi duruş göstermek çok önemliydi. Ya &#8220;hayır, ben ilkelerim ve anlaşmalar doğrultusunda şuraya kadar izin verebilirim&#8221; diyerek hiç para pazarlığını bu kadar ortalığa dökmeyecekti, ya da &#8220;evet, Saddam Hüseyin gelecekte benim için de tehlikelidir işbirliği yapacağım&#8221; diyecekti. Siyasette hem oradan hem buradan topla koy sepete yok. Siyasi duruş gerekli. Oysa aynı partide herkesin ayrı bir pozisyonu var. Meclis&#8217;in kararına Araplar üzülürken Kürt liderler çok sevindi. Şimdi savaştan kurtulduk diye sevinemeyiz, çünkü ekonomik savaş bütün hızıyla üstümüze geliyor. Ekonomik kalkınma modeli olmayan AKP hükümeti ülkenin nasıl zenginleşeceğine dair bir vizyona sahip değil. Başbakan&#8217;ın açıkladığı 9,8 katrilyonluk gelir çok klasik bir modeldir: Sık milletin boğazını, gelir olsun modeli! </p>
<p>Tek parti iktidarı olarak ne isterse yapabilecek güçte olduğu varsayılan AKP iktidarının Anayasa&#8217;yı değiştirmesi, reform paketlerini geçirmesi ve tabuları yıkması bekleniyordu. Nerede iktidar gücü? Türkiye&#8217;ye gereken siyasi önderlik, vizyon ve perspektiftir bugün.&#8221; </p>
<p>Bölgedeki politikaların mimarlarından olabilseydi Türkiye, insanî duyarlılığı bölgeye taşımada, arabuluculukta ve çeşitli yardımlarda başrolde olacaktı. Çünkü bunu hiçbir Batı ülkesinin yapması mümkün değil. İşte bunun belgesi olarak Lahey Adalet Divanı&#8217;ndan çıkan &#8216;Sırbistan soykırım yapmamıştır&#8217; tablosu: </p>
<p>President: Dame Rosalyn Higgins (United Kingdom) HAYIR </p>
<p>Vice-President: Awn Shawkat Al-Khasawneh (Jordan)- EVET </p>
<p>Raymond Ranjeva (Madagascar) &#8211; HAYIR </p>
<p>Shi Jiuyong (China) &#8211; HAYIR </p>
<p>Abdul G. Koroma (Sierra Leone) &#8211; HAYIR </p>
<p>Gonzalo Parra Aranguren (Venezuela) &#8211; HAYIR </p>
<p>Thomas Buergenthal (United States of America) &#8211; HAYIR </p>
<p>Hisashi Owada (Japan) &#8211; HAYIR </p>
<p>Bruno Simma (Germany) &#8211; HAYIR </p>
<p>Peter Tomka (Slovakia) &#8211; HAYIR </p>
<p>Ronny Abraham (France) &#8211; HAYIR </p>
<p>Sir Kenneth Keith (New Zealand) &#8211; HAYIR </p>
<p>Bernardo Sepúlveda Amor (Mexico) &#8211; HAYIR </p>
<p>Mohamed Bennouna (Morocco) &#8211; EVET </p>
<p>Leonid Skotnikov (Russia) &#8211; HAYIR</p>
<p>06 Mart 2007, Salı<br />
bu yorum herseyı anlatır<br />
bu yazınızdan oturu sizi kutluyorum..dıs politikadaki ve milli meselelerdeki hukumetın zaafiyeti..gecenlerde afganistanda nato askerelerıne pusu kuruldu..kuzey ırağa degilde gerek siz yerlere asker gonderıyoruz..peki yarın o nato askerlerinin yerine ya bizm askerlerimiz olsaydı..ay yıldız arması takıyorlarmıs afganlar bızı bılsın dıye..ya yabancı bır asker o turk askeri elbısesını gıyer bır afganlıyı oldururse..ama kuzey ırak bize yakın orda cok malumatımız var..orayı cok ıyı bılen askerlerimiz var..hiçbir ülke türkiye kadar orayı bilemez..sayın neval sevindini su yazıları hukumetimizin zayıflıgını gostemıyormu :Tek parti iktidarı olarak ne isterse yapabilecek güçte olduğu varsayılan AKP iktidarının Anayasa&#8217;yı değiştirmesi, reform paketlerini geçirmesi ve tabuları yıkması bekleniyordu. Nerede iktidar gücü? Türkiye&#8217;ye gereken siyasi önderlik, vizyon ve perspektiftir bugün.<br />
cagrimehmet korkmaz </p>
<p>İktidar olmakla muktedir olmak aynı şeyler değil elbet.<br />
İnsan isterse her becerisizliğine &#8220;geçerli&#8221; bir bahane bulabilir.<br />
Gerçek bir dünyada yaşıyoruz. Gerçekler çıplaktır&#8230;<br />
Nevval Hanımı kutlarım,  güzel yazısı için.<br />
Sevgi ve selamlarımla.<br />
Ahmet</p>
<p>Avrupa Birliği,  USA  veya  Avustralya  gibi gelişmiş bloklar  her nedense, bir kalemde  Türkiye&#8217;yi silmek veya dışlamak istemiyormuş gibi görünüyorlar. Ama kendi blokları veya birlikleri  içine de yaklaştırmayı uygun bulmuyorlar. Herkes  Türkiye&#8217;yi muazzam genç nüfusu ile ve övücü sözlerle birbirine teklif ediyor.  Örneğin Avustralya Dışişleri Bakanı Avrupa Birliğinin Türkiye&#8217;yi hemen alması gerektiğini sürekli her platformada yüksek sesle ifade ediyor. Ama, kendi ülkesinin neden Türk vatandaşlarına karşı acımasız bir vize duvarı uyguladığını açıklayamıyor, dahası, bu engeli kaldırmayı da düşünmüyor.  Aynı şekilde ABD de, Türkiye&#8217;yi Avrupa&#8217;ya teklif ediyor hatta zorluyor, ancak kendisi  Türk vatandaşlarına vizeyi kaldırmaya asla yanaşmıyor. Haklı olarak Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı da ABD&#8217;nin bu kadar ısrarla Türkleri Avrupa&#8217;nın kucağına itmesi yerine öncelikle kendi sıkı vize uygulamalarına son vererek samimiyetlerini ispata davet ediyor.  Anlaşılan herkes bizi uzaktan ( ! ) sevmeyi daha uygun buluyor. İnanıyoruz ki, yakın gelecekte bu durum kesinlikle tersine dönecek ve İlahi bir inayet ile bu inat duvarları metazori kalkacak. Bu aziz milletin gönül selini durduracak baraj bulunmayacak.   </p>
<p>dr.Fatih</p>
<p>Nevval hanım merhaaba </p>
<p>Gazetedeki köşe yazılarınızı severek okuyorum. Özellikle Ermeni Daasporası ve Kuzey Irak ile ilgili derinlemesine yazılarınızı takdir ediyorum. Bu vesile ile saygılarımı sunar Cenab-ı Allahtan sağlıklı günler geçirmrnizi dilerim. </p>
<p>M.Nergiz<br /><b>Gönderim Zamanı:</b> 06-03-2007 10:45:42 </p>
<p>aslında dedıklerınızı ve belkı de dıyeceklerınızı gercekten de bu ıktıdarın<br />
ozellıkle boyle bır ıktıdarın yapması gerekır-di-!ama nedense boyle<br />
ıktıdar(lar)ulke hayrına bısey yapacak olsa yapılanın o ıktıdara aıt<br />
olmaması ıcın her yol mubah goruluyor:((((((((((ınanın su genc yasımda bazı<br />
seylerden bıktım artık hanı şeytan bazen dıyor kı:kalk adam oldur yada ne<br />
bıleyım kotu bişey sesını duyur başka turlu olmuyor canım ablacıgım(kusura<br />
bakmayın abla dememe)!bu ulkede sesler cok farklı yollardan<br />
duyurtuluyor:((((ıyı çalışmalar Ramazan</p>
<p><b>Gönderen:</b> aydın <br /><b>E-PostaKonu:</b> teşekkür<br /><b>Mesaj:</b> hayallerime yardımcı olduğunuzdan dolayı<br />
ve toplumumuzdaki insanlara yeni ufuklar açmanız yönüyle de gerçekten sizleri çok takdir ediyorum. lütfen acizane teşekkürlerimi kabul buyurun. sağolun. iyi çalışmalar  </p>
<p>aşağıdaki mektuplar okduğunu anlamamak ve önyargılı dünyalara örnek:<br />
nevval sevindi hanımefendinin bencil kendini çok beğenen, aynı zamanda feminist kokan yazılarından gerçekten sıkılıyorum. özellikle 1 mart tezkeresi geçseymiş yazısındaki hükemeti eleştirdiği dayanakları bana mantık dışı geliyor ve dayanaklarının yersiz olduğunu belirtiyorum. kendimden bir parça olarak gördüğüm zaman gazetesinin ir yazarına bu eleştiriyi yapmak zor geliyor. ama nevval sevindinin yazılarını hiç mi hiç beğenmiyorum.<br />
ÖmerKAya</p>
<p>anlasilan&#8230;<br />
anlasilan yazar 2003 tezkeresi ertesinde yazdigi yazida hukumete esip gurlemis, hukumete bodoslama dalmis. hakli oldugu noktalar vardir lakin biraz da desteksiz elestirmis. akp nin ekonomik modeli olmadigini soylemis. zannedersiniz Alan Greenspan zati alileri. akp nin ekonomideki performansi malum, iyiler. modelleri de var. piyasa ekonomisi, ya da liberal ekonomi. icraatlari genel olarak liberal ekonomiye uygun. peki sayin yazar neye dayanarak o gun 3-5 aylik bir hukumeti boyle topa tutmus. bilmiyorum, zaten makul bir cevabi oldugunu da sanmiyorum<br />
n.kemal<br />
Artik Yazmasaniz<br />
Nevval Hanim&#8217;in tarafsiz yazi yazacagina inanamiyorum, cunku kendisi artik DYP den aktif siyasete baslamis bulunuyor.<br />
mehmetYusuf<br />
Nevval Hanım ben sizi objektif bir aydın sanırdım.Ne oldu DYP ye geçince yorumlarınız değişmeye başladı.Zaman Gazetesi size de artık Nevval Sevindiyi hiç yakıştıramıyorum artık hani tarafsızdınız.Dyp ye üye olan bi kişinin ne kadar tarafsızlığı olabilirki?Artık size karşıda ön yargılı olduğunmu belirteyim ve almıyorum artık sizin gazetenizi.<br />
ErtanCan</p>
<p>Mehaba Neval Hanım,<br />
Medayada göründüğünüz günlerden , Irak halkı için yaptığınız girişimlerden beri<br />
yazılarınızı beğeni ile okuyor, izliyorum. Yaptığınız çalışmalar ve savunduğunuz fikirlerinizle<br />
de kendime yakın buluyorum. Türk İslam kültürünün anlaşılması ve zamanımıza uygun olarak<br />
hayata geçirilmesi konusunda zarif anlatımlarınız var. Kutluyor ve ilgili makamlarca<br />
önemsenmesini diliyorum.<br />
Ayrıca uygun bulursanız sizinle tanışmak isterim.. Bu gün ve her zaman güneşin altın tozları<br />
sizleri bulutsuz gökyüzü ile kucaklasın.<br />
Allah&#8217;a emanet olun. </p>
<p>Seher</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2581&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kahire</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov -0001 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[60]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kahire&#8217;de modernizm<br />
  Üstünde yirmi ada bulunan kilometrelerce uzanan uygarlıklar nehri Nil, sessiz sedasız akıyor. Kıyısında lüks oteller gece pırıl pırıl yanıyor. Gecenin içinde görkemli bir kendine güvenle göz kırpan Kahire&#8217;deyiz.<br />
&#8216;İslam Batı ve Modernleşme&#8217; konulu 12. Abant Toplantısı için El Ehram binasındayız. Mısır&#8217;ın en eski gazetesi olan El Ehram&#8217;la birlikte gerçekleştirilen toplantı ilk kez Arap ve Türk aydınları bir araya getirdi. </p>
<p><span id="more-2580"></span></p>
<p>Mısır ve Türkiye modernleşmesinin benzer ve benzemez yanlarını tartıştık. Yüzde 88&#8242;i Müslüman olan Mısır, modernleşme sürecini Kavalalı Mehmet Ali Paşa&#8217;dan başlatıyor. 200 yıllık modernleşme sürecinin başlangıç noktası olan Osmanlı yönetiminin sağlık konusunda yaptığı hijyen çalışmalarına bile &#8216;Allah&#8217;ın işine karışılıyor&#8217; diye kızıldığı anlatıldı. Bence ana sorun Mısır, Türkiye&#8217;yi sadece Batı basını üzerinden öğreniyor. PKK&#8217;yı bir parti, terörle yapılan mücadeleyi de Filistin savaşına benzeten yaygın anlayış Türkiye&#8217;nin Mısır&#8217;ı çok ihmal ettiğinin de göstergesi. </p>
<p>Abant Platformu Başkanı Mete Tunçay&#8217;ın açış konuşmasında, uzun sakalıyla İslami bir görüntüde olsa da mümin olmadığını vurgulaması, bizim bağımsız aydın tavrımızı açıklayıcıydı. Platformun özgür yapısının altını çizdi. Birbirimize karşı yerleşik yargıların üzerinden baktığımız konusunda hemfikir olduk. Birbirimizin dilini öğrenip bir an önce birinci elden karşılaşmamız gerektiği aşikâr. Batılı formda görünen Abdülmümin Said ise İslam ve Batı konusunda işbirliği yapmamız gerektiğine değindi. Anayasadaki 2. maddenin din-devlet ilişkisini düzenlemesinde sorunlar yaşadıklarını dinledik. &#8220;Türkiye örnek bir deneyime sahip ve onun AB sürecinden heyecan duyuyoruz.&#8221; dedi. &#8220;Tüm alanlarda Türkiye&#8217;nin gelişmesi bizim için değerlidir&#8221; vurgusu önemliydi. Türkolojilere yoğun bir ilgi var. Yeni ekonomik ilişkiler ve yatırımlar Türkçeye ilgide patlama yaratmış. Pratik alanda adımlar atılırsa çok içten bir ilginin Türkiye&#8217;yi beklediği tartışmasız. Mısır, modernleşme tecrübesini başarısız diye niteleyen Vahid Abdülmecid, sentez gerçekleştirememiş olmaktan şikayetçiydi. Kültürün, zihniyetin modernleşmediğini; sadece binaların modernleştiğini söyledi. &#8220;Okul binası yapılır, bu modern binada, nasıl eğitim verileceği düşünülmez.&#8221; diye şikayetçi oldu. </p>
<p>Bu durumda sembollerin önem kazandığı aşikardır. Her iki ülke de semboller, simgeler konusunda tutucu bence. Semboller her zaman modernizme direniş sağlar. Particilik ve aşiret düzeninin modernliğe direndiği vurgulanan toplantıda, başka bir direniş noktası vardı: Kadın. Ne iki günlük toplantıda konuşmacı kadın vardı ne de kadınla modernizmi, Batı&#8217;yı, İslam&#8217;ı ilişkilendiren oldu. Yani kadının adı yoktu kısacası. Bütün dirençlerin odak noktası olan kadın meselesine bu duyarsızlık nasıl anlaşılmalı? Bütün erkeklerin farklı ideoloji ve kültürlerde olsalar da kadına ikincil bakışta ortak duygu ve yargıları demek yeterli mi acaba? Bu körlük, teori üretilmesini engellediği gibi pratik uygulamaların önünde de en büyük engel. Ortadoğu&#8217;da veya Mısır&#8217;da bana söylenen Türkiye&#8217;nin büyük devlet olduğu. Ancak Türkiye&#8217;den gelenlerin bunun tersini genelde iddia etmesi Türkiye&#8217;deki modelle ilişki kurmada zaafları olması özgün modern sentezin yapılmasını engellemektedir. </p>
<p>Mısırlı bir aydının söyledikleri çok önemliydi: Dedelerimiz 1200 yıldır bir arada yaşıyor. Mısır&#8217;da kimin kanına baksan mutlaka Türk kanı bulursun. Hangi Türk evine baksan bir Arap unsur bulursun. Bu yakın tarihi kültürel verileri bugünün politik ışığında değerlendirmenin şart olduğunu düşünüyorum. Arap aydınlarla kucaklaşmaya, birbirimizi anlamaya ihtiyacımız var. Kadın sorunlarının ortak yönleri açısından bu konuda ciddi çalışmaları, iletişimi artırmamız şart. Kadın sivil toplum kuruluşları bir an önce Mısırlı ve Arap kadınlarla bir araya gelmelidir. </p>
<p>Sıvasız kerpiç binaların üzerinde uzanan filizlerle yükselen katlarda asılı çamaşırlar rüzgârda salınıyor.</p>
<p>27/02/2007 </p>
<p>Arap-Türk aydınların ilk karşılaşmasında Arap aydınlar bizim her ideolojiden insanı biraraya getiren platformumuza,her karşıtlığı rahat konuşmamıza ve dostluğun devam etmesine hayranlık duydular. Biz de onların ağzından bilgiyi işittiğimize,kadınla ilgili itirazlarımı yaptığımda yanımda oturan Arap aydın dahil bir çok arap erkek elimi sıktı teşekküre tti. Çünkü kadının boşanma hakkı yok çok sorunlu anayasada örneğin kaıdn kendi boşanmak isterse kocasının yeniden evlenme masraflarını ödemekle yükümlü,dört evlilik yasal &#8230;. Mısır kadınalrının çok sorunu var . Birlikte olmamız anlamlı bir işbirliği olacaktır.<br />
El Ehram gazetesi gn.Yayın yön. verdiği yemekte yaptığı konuşmada Türk olmakla övündüğünü 1950lerde bunun ayıp sayıldığını 1970den sonra yeniden serbest kaldığını anlattı. Osmanlı işgalciydi diye ehr yere yazılmasına rağmen, Fransız-İngiliz propogandasına rağmen gönüller yine de bir. Ayrıca sözünü şöyle bağladı:&#8221; Siz bizden öndesiniz. Sizi deneyimleiniden öğreneceğimiz çok şey var. Siyasi ve ekonımik deneyimlerinizden çok yararlanacağız bu işimize yarayacak.Orta ve uzun vadede sizi destekleyecek. özal bizim için rol model oldu&#8221; Ülkemizdeki aydın geçinenelerin bilmediği,tersini iddia ettiği her şeyi Arap aydınlar söylüyor. Çok şükür&#8230;.</p>
<p>Merhaba Nevval Hanım,<br />
Efendim, bugünkü yazınızı okuyarak güne başlamak gerçekten ferahlatıcıydı. Aslında, yazılarınızı biraz daha geniş tutmuş olsanız daha da doyurucu olabilirdi. Yine de, mevcut haliyle bile umduğum değerlendirmeyi bulduğumu itiraf edebilirim.<br />
Rabbim, hayırlı hizmetlerdeki başarılarımızın artarak devam etmesini nasip eylesin inşaallah. Amin<br />
Selam ve saygılarımla&#8230;<br />
Dr. Sıddık Arslan<br />
Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı</p>
<p>İyi günler. Umarım iyisinizdir. Edward William Said&#8217;i çok şefkatli ve insancıl olmasına karşın yeterince zeki olmamasına rağmen severek okurdum; çünkü hiçbir zaman &#8216;öylesine&#8217; yani &#8216;yazmış olmak&#8217; için bir yazıyı kaleme almazdı. el-Ahram&#8217;daki en sıradan yazılarında bile bir saik ve tarihsel anlam dokusu hissedilirdi.&#8217;Kahirede Modernizm&#8217;. Bu yazınızda ne demiş olduğunuzu, yani anlamın, öznenin tarihsel gerçekleşiminde hangi zeminde yaşandığını çok merak ediyorum. Daha basit bir dille söyleyeyim, siz bu yazınızda insanlara ne söylemiş oluyorsunuz? insanlar bu yazınızı okuduktan sonra hayat ve olgularla diyaloglarında ne tür bir kazanıma erişiyorlar? 18. Yüzyıl Aydınlanması&#8217;nın en basit yazarlarından Condillac&#8217;ı veya Herder&#8217;i ya da 17. yüzyıl felsefesinin en az duyulan isimlerinden Mersenne&#8217;yi okuduğunuzda bile anlamın haklılığı ve gerekliliğiyle başbaşa kalıyor, bir şeyler kazanıyorsunuz. Sizin ve bazı yazarların, hatta Türk yazarların neredeyse hepsinin yazılarında aynı anlam eksikliği, açıkçası aynı arkaplan ve &#8216;bir şeyler söylemiş olma&#8217; eksikliği çok dikkat çekiyor. Melodiden başka bir şey dinleyemediğimiz ve cümleleri aptalca olan şarkıları andırıyor yazınız. Okumanın ne tadını ne de zevkini alabiliyorsunuz. Sadece tartışmak isterim ben bir yazıyı okuduktan sonra çünkü iki farklı insanız ama sizinle tartışmaya itecek bir şey yok yazınıda. Sizce yazık değilmi bu, yani gerçekten yazık değilmi? Veya Karl Marx cidden haklı mı? &#8220;They cannot represent themselves, but they must be represented&#8221; Bence bu konsept yanlış ve önyargılı bir okumanın ürünü, ama sizin yazınız bu iddiayı çok kuvvetlendiriyor. Size Modernlik eleştirisi yapın demiyorum ama en azından Türkiyenin modernleşme deneyimini ve yaşadıklarını, bir düşünür formatına bürünerek, en azından bunu deneyerek, insanlara bir şeyler söylemek için olmasa bile, okuduktan sonra yola çıktıklarında argümantasyonlarında onları yolda bırakmayacak düşünce tutamaklarını içinde taşıyan, esaslı bir analize tabi tutamazmısınız? Alain Touraine veya Jean Baudrillard gibi garibanların kendi toplumları için yaptıklarının az birazını siz kendi toplumunuz için yapamazmısınız?<br />
Cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum.   muhammetozdemir_25 [muhammetozdemir_25@mynet.com]<br />
____________________________________________________________________________<br />
Aydın </p>
<p>Düşündüm de Aydın kolay yetişmiyor. Aydınlarımıza sahip çıkmıyoruz. Küstürüyoruz&#8230; Çoğu yurtdışında yaşıyor. Oysa millet olarak Aydına ne çok ihtiyacımız var. Özellikle de çok dil bilen kadın Aydına&#8230; </p>
<p>Kahire&#8217;deki toplantıda Müslüman kadın Aydınların etkili konuşmalar yapmasını kim arzu etmezdi? </p>
<p>&#8220;Kadın. Ne iki günlük toplantıda konuşmacı kadın vardı ne de kadınla modernizmi, Batı&#8217;yı, İslam&#8217;ı ilişkilendiren oldu. Yani kadının adı yoktu kısacası. Bütün dirençlerin odak noktası olan kadın meselesine bu duyarsızlık nasıl anlaşılmalı?&#8221; </p>
<p>Kadın olmadan toplum olmaz. Bunun bilincinde olup; kadın Aydınlara destek olunmalı&#8230; </p>
<p>Yazı için tebrikler, </p>
<p>Sevgi ve selamlarımla. </p>
<p>Ahmet Bektaş</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2580&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Devletin</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov -0001 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[60]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hafızasız olan kim? </p>
<p>Yaygın bir yargı vardır; &#8220;Türk toplumu hafızasızdır, çabuk unutur&#8221;. 15.000 insanın öldüğü, daha çoğunun yaralandığı ve acımasız yaşam koşullarına mahkum olan vatandaşlarımız yaşadıklarını unutsun diyen devlet değil mi şimdi?<br />
<span id="more-2579"></span></p>
<p>Kocaeli Depremzedeler Derneği Başkanı Nurcan Taşpınar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, davaların zamanaşımına uğramasının depremzedeleri üzdüğünü ifade etti. &#8221;Depremzedeler yargı erkine karşı inançlarını kaybettiler.&#8221; diyen Taşpınar: &#8221;Ceza davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesi yürekleri bir kez daha yaktı. Binlerce kişinin ölümünden sorumlu olan müteahhit, mimar ve mühendisler bu suçu işlememiş gibi yaşantılarına devam edecekler. Ülkede yargı yavaş işliyor, hatta hiç işlemiyor.&#8221; </p>
<p>Adalet sisteminde infaz indirimi, zamanaşımı gibi şahane yapılandırma varken uğradığınız adaletsizliği unutmazsanız memleketin başına neler gelir acaba? Kaldırımda yürürken insan öldüren iki ayda çıkar, malzeme çalan serbest dolaşır, zamanında vergi ödemeyen affa uğrar, banka boşaltan keyif çatar ve toplum şaşar kalır. Mülkiyet hakkı kutsaldır demokrasilerde, burada devlet istimlak eder çaresiz unutursun. Dükkanları taşımaya karar verir -senin fikrini almadan- elli yıl oturduğun yerden çıkartır. Tarihî eserleri koruma adına çivi çaktırmaz, ev yanar gider, hesap soracak kimse yoktur. Banka, otomatik ödeme talimatını yerine getirmez ya da devlet memuru hata yapar sen faiziyle ödemekle yükümlü olursun. &#8216;Neden?&#8217; sorusuna cevap: &#8220;Önce öde, sonra uğraş&#8221;! </p>
<p>Devlet, arazilerine el koyana tapu verir, mirasını bürokrasiden kurtaramazsın şikâyet edecek yer bulamazsın. Bu liste sonsuz uzayabilir, herkes kendi pratiğinden örneklerle ilerleyebilir. </p>
<p>İşin özü; hata veya suç yapanın yanına kâr kalınca kim adalete güvenir? </p>
<p>Kim suçsuz olmakla övünebilir? Hukuk, adaletin tecellisi için var olan kurallar bütünüdür. </p>
<p>Demokrasi, hesap sorabilmektir. Yoksa derin devlet hakkında konuşana &#8220;akıllı ol&#8221; diye posta atmak değildir. Adalet, hak-hukuk ve ödül-ceza sistemi işlemeyince film yasaklamakla memleket kurtarmak kalır geriye. Demokrasi yasaklamacı değil, denetleyicidir. Bunu başaramayanların hükümet etmesi sonucu şaşkın bir toplum yaratılır. Bu bünyeye karamsarlık yerleştirmek kolaylaşır. </p>
<p>Can Dündar gibi tanınmış bir gazeteciye bile tehdit mektubu yazmanın bu kadar kolay olduğu bir sistemde demokrasi zayıf halka mı? Yasa ve kurallar geçerli olmayınca güç bir mıknatısa dönüşüyor. Okumuş, okumamış birçok insanın güçle manyetize olduğuna tanıklık etmekle ömrümüz geçti. Demokrat kimliği teşvik etmek yerine sadece &#8220;kendinden olanı&#8221; onaylamak güç odakları ve iktidar köleleri yaratıyor. </p>
<p>Bu konuda medyanın bugüne kadar iyi bir sınav vermediğini hepimiz biliyoruz. 1998&#8242;de Aktüel dergisine verdiğim söyleşide medyanın nefret kültürü üreterek taraf olduğunu belirtmiştim. On yıldan fazla bir süredir nefret kültürü yeşerten bu iklimde şiddet üremesine şimdi neden şaşılıyor anlaşılır gibi değil. Şiddetle mücadele, silahla sınırlı bir durum değil. Zihinsel önyargılarla, bozulmasından korkulan ezberle uğraşmak önemli. </p>
<p>Türkiye önündeki çok değerli on yılı değerlendirmek istiyorsa işe ezber bozmakla başlamalıdır. Güç tapınmacılığı yerine bilgi ve hikmetin değerli hale gelmesinin önü açılsın. </p>
<p>Hiyerarşik yapının allı pullu güç sevdası herkese şırınga edileceğine eleştirel bakış ve bilgi desteklensin. Bir okurum ne diyor: &#8220;Sekiz yıldır Almanya&#8217;da yaşıyorum. Bilgisayar mühendisi olarak çalışıyorum. İstanbul ve Türkiye gözümde tütüyor. Fakat işin ilginç tarafı, Türkiye gün geçtikçe bana daha da uzaklaşıyor. </p>
<p>Dışarıdan bakınca görüntü insanı ürkütüyor. Hukukun zerre miktar kıymetinin olmaması, asli kültürümüzün tersine insana değer verilmemesi ve daha niceleri&#8230; </p>
<p>İnsan içinden geçirmeden edemiyor: En temel mevzularda bir tarz geliştirememiş ülkeler nasıl gelişebilir ki? </p>
<p>İnsana önem verme, yetenekleri ortaya çıkarma, problemlere çözüm ararken&#8218; &#8216;ben biliyorum&#8217;dan değil de&#8218; &#8216;ben neyi bilmiyorum?&#8217;dan yola çıkma vs.&#8221; </p>
<p>Gerçeklere her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Gerçek durumu kabul edelim ve ülkede yapılması gereken yapısal değişime destek verelim.</p>
<p>20/02/2007<br />
Sayın Nevval Sevindi Hanımefendi</p>
<p>Ülkenin beni endişenlendiren tarafı altyapı eksikliğimiz,ekonomik geriliğimiz ya da dünya sıralamasındaki şu andaki geriliğimiz değildir çünkü bunlar zamanla aşabilir ve en iyilerden biri olabiliriz ve İnş. olacağız.Çeşitli sıkıntıları belirtmişsiniz evet bunlar doğrudur yalnız nedenlerini incelemek ise vatandaşlık borcumuzdur.Sıkıntı toplumsal tembelliğimizde ve ahlaki,insani ve kültürel değerlerimize sahip çıkmayışımızda ve birilerinin bunları aleyhimizde kullanmasında saklı.Unutmamalı ki ;Osmanlı devleti varlık sahnesine 400 çadırla başlamıştır ama Osmanlıyı sahip çıktığı değerler bütünü büyütmüştür.O değerler özünü dini ve milli değerlerimizden alıyor idi.İngiliz Sömürge Bakanı bunu anlamış ve &#8221;Bunların elinden Kurân&#8217;ı almadıkça bunlara hakim olamayız diyordu&#8221;.Bu arızaların giderilmesinde önce en büyük hazinemiz olan gençliğimize sahip çıkmalı ve eğitimi ile ciddi manada meşgul olmalıyız.Biz de bütün bunları aşacak güç mevcut,lakin ilk önce toplumsal huzuru sağlamalı,insani değerlerle yücelmeliyiz.Şunu da belirtmeliyim ki Türkiye gelişme potasına girdi sanayisi,ekonomisi,teknolojisi ile gelişiyor ve iyi şeyler de oluyor.Yine birileri bundan rahatsız oluyor ve çeşitli tedbirler alıyorlar.Nevval Hanım üniverseteler siyasete kurban ediliyor,doğu terörle felç ediliyor,toplumsal gruplaşma ve çatışma çıkarılmaya çalışılıyor ve bunların çözümü yine gerçek bir eğitimden geçiyor.Türkiye bunun gibi kaos projeleriyle başını kaldırıp önüne bakamadı ama bu kadar acı bu ülkeye yeter.<br />
                                                                                             Esenlikle&#8230;<br />
Abdullah<br />
ıygunler selamlar olsun&#8230;en onemlısı bu gunlerde allahın bereketı ve<br />
rahmetı uzerımıze olsun..</p>
<p>bugunku yazınız cok hosuma gıttı bu yonden sızı bır anlamda tebrık ederım<br />
bır cok yazara yanı ozellıkle zaman gazetesının yazarlarına cok tebrık maılı<br />
gondermısımdır..bır anlamda  yanı ben her zaman her sabah ZAMAN gaztesını<br />
okurum elıme aldıgım zaman cok guzel bılgıler ve ozellıkle yazarlarınızın<br />
bılgısı cok&#8230;&#8230;ozellıkle ekrem dumanlı onun yazılarını cok dıkkatlı<br />
okuyorum..onu cok sevıyorum zaten her sabah ıs yerımıze kadar getırıyorlar<br />
sagolsun zaman gazetesı saygın soforlerı..onların emeklerıde cok bu konuda<br />
her neyse bu kadar tebrık ve sukran yeter&#8230;..:D</p>
<p>bugun ku yazınızda ozellıkle dıkkat ettıgım yerler&#8230;.</p>
<p>adalet artık sankı allahın elıonden alınıyormusta ınsanlara verılıyor..bu ne<br />
kustaklık bız neyız kı bız neyız onun adaletının benzerı dunyada esı benzerı<br />
yok&#8230;.bır ınsan bır ınsanı oldurur 2 ay 3 ay yatar cıkar bu nasıl adalet<br />
allahın verdıgı canı alsın sen bunun adaletını 2 ayla 3 ayla<br />
sınırla&#8230;hırsızlık yap afla sıyrıl hrant dınkı oldur bınbır rezıllık ardı<br />
ardına gelsın bunun adı adalet olsun bu nasıl adalet daha dıgru duzgun bır<br />
ceza bıle verılmedı katıle allah kahretsın..<br />
bır anlamda demokrası hesap sormaktır bu dogru ama bızım ulkemızde ozgurluk<br />
dusuncesı maaalesef bunu kırıyor&#8230;.bır ınsanın sıyaset yapmasına bıle ızın<br />
vermıyorlar ufak olanı dusuruyorlar..bır anlamda el elden<br />
ustundur&#8230;.demokratık bır toplum ıcın bırlık olmak gerek<br />
su amerakıanın yaptıgına ne demelı bızlerın mılletın dunyanın basının gozu<br />
kormus gıbı bırde o kadar petrolun ustune yattı kuluckaya yatan bır tavuk<br />
gıbı&#8230;allah kahretsın<br />
oda yetmezmıs gıbı bzılerı ıcten bolmeye calısıyorlar ama bızım yazarların<br />
dusunce ozgurlugune karsı gelemıyorlar yanı burası bır anlamda turkıye bu<br />
turkıyenın bır koluda basına dayalı&#8230;asla bızı bolemıcekler sunnıyı şii&#8217;ye<br />
dusman etmeye calısanları allah kahretsın..kurtlerıde bır kopegı ınsanın<br />
ustune salar gıbı sunnıyle sıılerın ustune salıyor bu ne kepazelık buda<br />
yetmezmıs gıbı ustune kurtlerın kerkuk referandumu cıktı bır yerede uzanıyım<br />
ugur dundarın tehdıt ıcerıklerı..mektupu&#8230;bu cok ıgrenç&#8230; tehdıt almak cok<br />
kotu bır sey..ben sıze bu tesekkur maılını bır tesekkur  olarak degılde<br />
tehdıt maılı olarak atsaydım ılk once bundan ben utanırdım buda ne ılgınccc<br />
ozgurluk ulkesınde tehdıt,, dusunce ozgurluklerı ulkesınde..tabı bunada<br />
ozgurluk denırse&#8230;.ugur dundara sevgı selamlarımla zaman aılesınde mutlu<br />
olmanız dıleklerımle sunuda kaıle alınız kendınıze cok ıyı bakın&#8230;burası<br />
TÜRKIYE&#8230;301.madde sorunu cozulmedıgıı muddetce&#8230;bız yok gıbıyız&#8230;:(<br />
benım adım Mert Murat</p>
<p>Sayın Nevval Hanım   </p>
<p>   Makalenizi okudum.Her cümlesine yüzde yüz katılıyorum.Ben de demokrasinin,hukukun üstün olduğu ve insana değer verildiği topraklarda yaşamak istiyorum.Bu topraklarda yaşamak istiyorum.Yazınızı arkadaşlarımla paylaşıcağım.Desteğimi uygulamada nasıl göstereceğimi bilmiyorum.Önerileriniz benim Için değerlidir.Teşekkürler</p>
<p>        Saygılarımla</p>
<p>Elif Öztürk</p>
<p>Sn. Sevindi,</p>
<p>Bu gunku Basin toplantisinda ZAdalet Bakani Cemil Cicek depremin oldugu illerin her birinde kac dava acildigini, kacinin sonuclandigini savciliklarin verdigi rakamlardan okudu. &#8220;zaman asimi&#8221; nedeni ile dusen davalar yuzde 2-3 civarinda idi. Ayrica yeni kanunla zaman asimi suresdi 8 yila cikrilmis, ilerisi icin.</p>
<p>Bununla ne depremzedelere adalet verildigi ne iyi isleyen bir hukuk sistemimiz oldugu iddiasindayim.  Fakat yazinizin baz aldigi verilerin bircogunun yanlis oldugunu dikkatinize sunmak istedim.</p>
<p>Bekir L. Yildirim</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2579&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

