<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>NevvalSevindi.com &#187; Zaman</title>
	<atom:link href="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/category/zaman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 05:53:21 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Laleler</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/26/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/26/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman CumaErtesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[69]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lale&#8217;ye dair </p>
<p>Evet yine lale mevsimindeyiz. Nisan ve mayısın o nazlı rüzgârının o narin çiçekleri tatlı tatlı salladığı mevsim. Londra&#8217;da, Osmanlı dönemine ait bir lale kitabı müzayedeye çıkmıştı 1996&#8217;larda. 1720&#8217;lerde basılmış olan bu kitabın eşi benzeri yok. <span id="more-2228"></span></p>
<p>Çünkü kitapta, hat sanatı ve olağanüstü lale desenleriyle tek tek o dönemin laleleri anlatılıyor. Hepsinin özellikleri sayılıyor. Kitabın müzayede açılışı 60 milyar lira civarındaydı. Uzmanlar kitabın, Osmanlı&#8217;nın laleye verdiği önem ve değerin eşsiz bir kanıtı olduğunu belirttiler.<br />
1718&#8217;lerden 1730 Patrona Halil isyanına kadar yaşanan devir tarih kitaplarında Lale Devri olarak geçer. Bu dönemin belirgin özelliği İstanbul&#8217;da olağanüstü bir lale kültürünün varlığı, gelişimi. Avrupa&#8217;nın ortaçağı yaşadığı bu dönemde, Osmanlılar şiiriyle, şarkısıyla, raksıyla laleyi benzersiz bir kültür hazinesine dönüştürmüş. Dünyada tek bir çiçeğin etrafında böylesine zengin bir ekonomik sektör yaratılmasına ve kültür üretilmesine bir daha rastlanılmamıştır. </p>
<p>Lale sıradan bir çiçek değil. Biçiminde tasavvufun tanrısal gizemini, yaprağında bir dönemin ince şiirini, al renginde boynu vurulan zevklerin feryadını saklar. Yapraklarının dibindeki yanık lekede Türkiye tarihinin günümüze dek uzanan gizli çelişkisi tüter. Laleyi böylesine seven ve yücelten bu topraklarda lalenin kıymetini niye bilemedik diye sorarsanız cevabım gece ile gündüzün kavgası. Onu Avrupa&#8217;ya, Hollandalılara kaptırdık. Şimdi Hollanda dünyanın her yanına lale ihraç ediyor, evrensel lale şenlikleri düzenliyor. İnsanın içinden sormak geliyor: Hollandalılar, sizin hiç lale devriniz oldu mu? Lale üstüne şiirler, şarkılar yazdınız mı? Kızlarınıza Lale adını hiç verdiniz mi? Lale yetiştiren sadrazamların boynunu vurdunuz mu? Lale bahçelerini talan edip, lale yetiştirmekten korktuğunuz dönemler oldu mu? Siz laleyi, lale sevdasını, lalenin ahını bilir misiniz? Bunların hepsini biz yaptık. Bizler, bu toprağın ince, soylu, hırçın, kaprisli ve kanlı çocukları. Laleyi çok sevdik ve sevdiğimiz çok şey gibi öldürdük. </p>
<p>Hollanda&#8217;da lale merkezi Kökınhof&#8217;a her yıl nisan ve haziran aylarında tam 1 milyon turist lale seyretmeye gidiyor. Al sana milyonlarca dolar getiren lale turizmi. Lale sanki Hollandalının kimliği olmuş. Oysa Batı dillerinde &#8220;Tulip&#8221; ismi bile soğanı gibi Türkiye&#8217;den gitmedir. Şimdi 21. yüzyılda bir &#8216;Lale Rönesans&#8217;ı düşlüyorum. Lale Devri 2010, bu projenin adı. Lale turizminin yönünü İstanbul&#8217;a çevireceğiz. O hayran bakan turistlerin eline her dilden lalenin tasavvufa göre Tanrı&#8217;nın göründüğü çiçek olduğunu anlatan kitaplar tutuşturacağız. Nedim&#8217;i ve o dönem şairlerini çevireceğiz. Dünyanın her yanına o Osmanlı mimarisinin ince zevkini taşıyan güzelim saksıları &#8220;lalelikleri&#8221; ihraç edeceğiz. Sonra lale şenliğinin doruğunu gökyüzüne lazerle çizilmiş bir lale bahçesiyle noktalayacağız. Biz bu sırrı yeniden anlatabiliriz. Yeter ki kendi kültürümüzün değerini bilelim ve gönül kapılarımızı laleye yeniden açalım. Her ne kadar genetik olarak Osmanlı lalesi yok olduysa da yeni Türk lalelerini üretelim. Maalesef, ideolojik körlük, zevk ve incelik bırakmadı, insanların ruhunu harap etti geçti. Greyder sonrası kalan bir avuç dağınık toprak gibi ruhlar. Çamur içinde, bata çıka yürü yürüyebilirsen. İnsanlar açken lale mi düşünülür diyenlerin cehaleti sonsuz. Biz bugün 16.-17. yüzyıldan daha yoksul, daha açgözlü müyüz? O zaman da yoksulluk vardı ancak insanların ruhları daha inceltilmişti. Güzellik ve zarafet, herkes için gerekli görülen bir hasletti. </p>
<p>Bugün İstanbul&#8217;da laleler yeniden zuhur etti parklarımızda, çevremizde. Renk renk çiçeklerin arasından boy veriyor nazlı nazlı. Her ne kadar Osmanlı lalesini kaybettiysek de laleyi yeniden sevmeye başladık galiba.<br />
Sayı: 73<br />
Bölüm: Yazarlar</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2228&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/26/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Trafik</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/17/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/17/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[60]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşamın Değeri<br />
Biri, kültürü, öğrendiğimizi unuttuktan sonra bizde kalan şeydir, diye tarif etmiş. İnsan topluma bakınca onlara kalan şeyin &#8220;ölüm&#8221; olduğuna karar verebilir. Ölümle ilgili her durum ve duygu toplumun en çok ilgili olduğu kavramlar dizisi sayılabilir.<br />
<span id="more-2587"></span></p>
<p>İnsan, toplumunun acılarını, sevinçlerini ya da umutlarını içinde hisseder. Biz toplumumuzun ölüm duygusunu her an içimizde hissediyoruz. Toplumda ölüme bir güzelleme var artık.<br />
Üç otobüsün arka arkaya çarpışmasıyla yaşanan kazaya gazete &#8220;cinayet&#8221; adını verdi haklı olarak; çünkü böyle kör kör gözüm parmağına kaza olamaz. Trafik ekibinin &#8220;haberleşme eksikliği&#8221; içinde bulunduğu yani organizasyon dışı bir kurum olduğu bile hayret verici değil. Gürün Bölge Trafik yetkilisinin söylediği mazeret yanında; &#8220;Tabii o şartlarda her şeyi düşünmek mümkün olamayabilir.&#8221; Zaten Bölge Trafik teşkilatları beyaz eşya satış bürosu olarak kurulmuştur da bu arada da kaza olursa gidip insanların yüzüne bakıverir acaba nasıl can çekişiyorlar diye! Bu şartlarda dediği adamın &#8220;kaza mahalli&#8221; yani trafik ekibinin çalışma alanı ve var olma nedeni. Kaza mahallinde önlem almaktan ve ne yapacağını bilmekten aciz bir devlet organizasyonu insanı ölümle akraba yapmaz da ne yapar? </p>
<p>Yolcular ise hız yapan şoförü uyarıyor sayısız kez; ama durduramıyor. Tıpkı seçim sandıklarında siyasileri sürekli uyardıkları; ama onların aldırmadan yoluna devam etmesini engelleyememeleri gibi. Ona görevi hatırlatan bir irade koyup otobüsü sağa çektiremiyor ya da bir kuruma, Bölge Trafik teşkilatı gibi, başvuramıyor ve göz göre göre ölüme gidiyor. Şoföre gelince iş kurumsal vahametten bireysel felakete kayıyor. Adamın sorumluluk duygusu ve görev bilinci diye bir şeyden haberi yok. Sollama edebiyatının en güzel örneklerini vererek yaşadığı şoförlük hayatına devam ediyor. O otobüsüyle bütünleşmiş, onun yerine hız yapan bir araç sadece. Bu araç dünyaya ve topluma tüm hırsını ve isyanını otobüsüyle bütünleşerek gösteriyor. Koca koca kamyonların neden birbirini solladığını ve iki metre öne geçmek uğruna trafikte tehlike yarattığını kişisel yetersizlikler açıklayamaz. Bu aşağılık kompleksi sola yapışıp ve orayı hiç bırakmadan iri gövdesini herkese korku salmak amacıyla kullanan bir ruh hastalığı. Ufak tefek, göbekli şoförlerin dünyasını bir anda koca koca kamyonla, otobüsle özdeş olma hali sarıyor. Bu bütünleşme, öldürme güdüsünün aracı oluyor. Bu toplumda ölüme de bile bile gidiliyor. </p>
<p>Memlekette ölüm kutsal, yaşam değil. Yaşamak küçümsenen ve başarılamayan bir durum olunca ölüm ulvi bir noktaya yükseliyor. Canlıyken herkesin aşağıladığı, hakkını alamayan, devleti ve kurumu olmayan toplum ölümle bütünleşerek &#8220;şehit&#8221; duygusuyla başka bir dünyaya göçmeye hazırlanıyor. Toplum ölümü öğrendi ve onu biliyor. Türk kültürü esaslı bir dönüşüm geçirmekte ölüm kültüyle birlikte. Ölmek yaşamanın yerini ikame ediyorsa ahlak yozlaşmasını ve &#8220;boşver abi&#8221; edebiyatını kabullenmek zorundayız demektir. Herkes kendisinin de bir parçası olduğu toplumun alın yazısı hakkında bir duygu taşır. Bu duyuş ve anlayış, bireylerin tek tek ızdıraplarından ve umutlarından oluşur. Bu, toplumun kendi gölgesidir. Gölgeye bakılırsa aslının itibarı kalmadığından toplum gerçeklerle ilişkisini ölüm kültü üstüne oturtmaktadır. Bu totaliter dünyanın psikolojisine denk düşen bir tasarım. Totaliter zihniyeti ölüm besler. Bu, kültürün bütünleşme prensibidir. </p>
<p>Toplumun ve bireyin kaderinin sinema filmi gibi izlendiği, ama bir araştırma ve bilimselliğin parçası olmadığı Türkiye düzeni savaşı akla, inadı aklıselime tercih edecek. Üstelik bu ortak bir talebin anatomisi. İçi kaynayan toplumun deşifre edilmemesi ve kültürel formların tıkalı olması ruhsuz bir taraftarlık yaratır. Ne şiirde, ne romanda kendini bulamayan toplum onu anlatacak mecralardan uzak. </p>
<p>Türkiye&#8217;de ölüm yaşamdan güçlü ve itibarlı ise herkes düşünmeli. </p>
<p>*Bu yazı 1996&#8242;da yayınlandı. İzmirli çocuklar için yeniden yayınlamak istedim. </p>
<p>*DYP&#8217;de siyasete girip, yıllardır sürdürdüğüm sivil toplum çalışmalarını TBMM platformuna taşımaya çalışacağım. Bu nedenle size bu son yazımla veda ediyorum.</p>
<p>17 Nisan 2007, Salı<br />
>Konu:</b> trafik yazınız<br /><b>Mesaj:</b> ben baba mesleği şöförlük olan bir insanım. bu günkü yazınızı okurken düşündüklerimi sizinle paylaşmak istedim.babam karadenizde şöförler isimleri ile sayılrken bu mesleği icra ediyordu.onun bu iş ayağa düştü sözünü hatırladım.haklı.ben 1992 den 1998 yılına kadar şehirler arası çalışan otobüsde şöförlük yaptım. kamu yönetmi mezunuyum ama baba mesleği diye bu işi yaptım.06.07.1998 de akkuş (ordu)-niksar (tokat) yolunda pkk nın ilk karadeniz eylemi olan bir olayda bana ait olan otobüsü yakdılar bu olaydan sonra bu işi bırakıp 1999<br />
yılında bir yıl kadar da kamyon da çalışdım.şimdi ise ist da fırın işi ile ilgileniyorum.yazınızda anlatdığınız tipik otobüs kamyon hatta minibüs şöförleri o kadar çok ki ben bile tesadüfen hayatda kaldığımızı düşünüyorum.bu kafa ile biz otobüs kamyon ehliyetlerini vermeye devam ettikçede tesadüfen yaşamaya devam edeceğiz.benim yeterliliğime bir yıl önce b tipi ehliyet almış bir okul müdürü onay verdi.oysa bu mesleğe yıllarını vermiş oda temsilcisi ve yanında bir emliyet görevlisi ve bu konuda eğitim almış bir uzman olmalı kurulda. eskiden (derler ya) üç yıldızlı komserler veriridi. tabi alabilirsen.çünkü onlar gerçekden hak edene onay verirlerdi.ve bence otobüs gibi toplu taşıma araçlarının şöförleri mutlaka lise eğitimli olmalı. hatta bu konuda bir meslek okulu olmalı.siz yazınızda çok haklısınız.daha adil denetleme daha dürüst ehliyet kursları olmadıkca bu kafayla biz daha çok dizimizi döveriz.son olarak siyasi tercihinizi kutlarım.bence doğru yol dasınız.başarılarınızın devamı dilerim.saygılarımla necmettin<br /><b>Gönderim Zamanı:</b> 17-04-2007 12:13:39 </p>
<p>Nevval Hanım merhaba. Öncelikle belirtmeliyim ki, çoğu yazınızı okumaya<br />
çalışıyorum. Özellikle, dünkü &#8216;ölüm, yaşamdan değerli ülkemizde&#8217; başlıklı<br />
yazınızla ülkemizdeki vahim durumu gözler önüne serdiniz. Fakat, yazınızın<br />
sonunda veda edeceğinizi belirtmişsiniz. Gerçekten buna çok üzüldüm. En kısa<br />
zamanda dönmenizi ümit ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.</p>
<p>Mustafa</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2587&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/17/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zaman&#8217;a Veda</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/17/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/17/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[60]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beş yıldır köşe yazarlığı yaptığım ve çalıştığım Zaman gazetesinden ayrıldım.<br />
Siyasi çalışmalarımla, son siyasi yorumlarımla ve haberlerle ilgili her şeyi sitemde size aktarmaya devam edeceğim. Buradan yine haberleşeceğiz kısacası.Bana yazmaya devam edin. Gördüğünüz eksiklikleri, toplumsal sorunları ve siyasette kimleri görmek istediğini he ryerden yazın. Türkiye&#8217;de siyasetin yapısını değiştirmeliyiz.Halkın sesi Meclis&#8217;te olmalı.Bu hamaset şeklinde bir talep değil. 17 yıldır sivil toplumda çalışan biri olarak söylüyorum. Akıl ve gönül beraberliğini siyasete taşıyalım. <span id="more-2588"></span></p>
<p>Bunca bina yıkıldı, yol çöktü, kanalizasyona veya açılan çukurlara insanalr düştü ölüd hatta arabayla düşüp boğuldu!Kim müteahidliği yasakladı?Aklından bile geçmez&#8230;. Okul otobüsü devrildi diye okul gezileri yasaklanıyor.İşte siyaset yapma bilgisi bu kadar koltuklarda oturanların.Topluma kuralları uymayı öğretmek yerine yasaklamak.Cezalandırılması gerekenler değil gezenler suçlu!!! Kim okul gezilerinde öğrendiklerini unutur ki?Bu bir yöntem Batı&#8217;da.<br />
Ben akıldışı,yasakçı siyasete karşı yeni bir siyaset üretmek için sahaya iniyorum. Siz de destekleyin lütfen. Kötüler kolay ittifak yapar ,bu kez iyilerin ittifakını gösterelim.<br />
NOT:Zaman`´dan neden ayrildigimi soran cok sayida mektup egldi.Gazete yönetimi böyle uygun görmüs ve bildirdi diyelim.<br />
Ayrilmam dolayisiyla samimi üzüntülerini bildiren herkese derin tesekkürlerimi sunuyorum.<br />
sevgiler<br />
nevval sevindi</p>
<p>ilgi ile takip ettiğimiz, fikir dünyamıza farklı pencereler açan, sivil<br />
toplum olduğumuz bilincini bize en doğru şekilde aktaran severek okuduğumuz<br />
yazılarınızdan bizleri mahrum edeceğinizi maalesef bugün kü yazınızdan<br />
öğrenmiş bulunuyoruz ancak vedanızı tekrar gözden geçireceğinizi Sevindi<br />
olan soyadınızın artık bizi Sevindi rdi olarakta neşet etmesini arzu<br />
ediyoruz&#8230; En derin sevgilerimizle ve muhabbetlerimizle&#8230;<br />
smmm</p>
<p>Saygıdeğer Hanımefendi,<br />
Yeni kararınız hayırlı ve uğurlu olsun,yolunuz ve bahtınız açık olsun.Size bu yakışırdı ve çok şükür oldu.Vizyonunuz daima size ve Türk halkına hayırlı hizmetler yaptıracak yeterliliktedir.Doğrusu gönül şunu isterdi.Nevval Sevindi Cumhurbaşkanlığına talip,aday önerilmesini bekliyor haberine muhatap olmanızı isterdi ve ona layıksınız.Aday olmaya layıksınız,seçilmeye ise Yüce meclisin iradesinde olduğu için dışarıdan aday adayları arasında bir sıralama yapılsa ilk sırayı alacak seviyedesindedir şahsi görüşüm.<br />
Bu ilk adım siyasi arenada,çevreniz inşallah size olumlu katkılar sağlar.Allah utandırmasın. </p>
<p>Saygı ve Sevgilerimle,<br />
Yusuf Yıldırım </p>
<p>Bugün SALI , Nevval&#8217;n yazısını okuyayım dedim. VEDA<br />
ETMİŞSİN! </p>
<p>Hüzünlendim ister istemez!  Tabii ki doğrusunu yapıyorsun. Ama<br />
alışmıştım gerçekten. Yeni hayatına  zaten başlamıştın<br />
 şimdi de bir adım daha attın.  Kimbilir daha ne adımlar<br />
atacaksın?  Hadi hayırlısı olsun bakalım.<br />
Senin  gerçekten çok yararlı işler yapabileceğine inanıyorum. </p>
<p>S.</p>
<p><b>Gönderen:</b> yakuptutum<br /><b>E-Posta:</b> yakuptutum@gmail.com<br /><b>Konu:</b> merhab<br /><b>Mesaj:</b> merhaba abla </p>
<p>uzun y&yacute;lalrd&yacute;r sizi takip ediyorum zaman\&#8217;dan ayr&yacute;ld&yacute;&eth;&yacute;n&yacute;za üüzldüm. sebebini aça&yacute;klaman&yacute;z mümkün mü, sitenizde&#8230; selamlar&yacute;m&yacute; gönderiyorum. in&thorn; güzel yaz&yacute;lar&yacute;n&yacute;zdan bizi mahrum etmezsiniz. sayg&yacute;lar&yacute;mla.<br /><b>Gönderim Zaman&yacute;:</b> 19-04-2007 01:52:23 </p>
<p>ZAMAN GAZETESİNE OLAN KATKILARINIZ VE BELLİ DÖNEMLERDE YAPILAN SALDIRI TARZINDAKİ ELEŞTİRİLERE RAĞMEN ONURLU DURUŞUNUZDAN DOLAYI ZAMAN AİLESİ ADINA TEŞEKKÜR ETMEK İSTİYORUM..YUVAYA(YUVANIZA) TEKRAR DÖNMENİZ TEMENNİSİYLE BAŞARILAR.<br />
Akbulut</p>
<p>iyi günler nevvval han&yacute;m<br />
demek ki -in&thorn;allah k&yacute;sa süreli&eth;inedir- aram&yacute;zdan ayr&yacute;l&yacute;yorsunuz.. &thorn;imdiye kadar yazd&yacute;&eth;&yacute;n&yacute;z yaz&yacute;lar&yacute; be&eth;eniyle takip ediyorduk.bundan sonraki hayat&yacute;n&yacute;zda ba&thorn;ar&yacute;lar dilerim.. ama aç&yacute;kça söyleyeyim ki siyasi hayata at&yacute;lman&yacute;z bizi üzdü.. ama gene de sa&eth;l&yacute;k olsun.. bekliyoruz sizi ..en yak&yacute;n zamanda aram&yacute;za tekrar ho&thorn;geldin yaz&yacute;s&yacute;yla..</p>
<p>çal&yacute;&thorn;malqar&yacute;n&yacute;zda ba&thorn;ar&yacute;lar..</p>
<p>Ali</p>
<p>merhabalar.bugün zaman gazetesindeki son köşe yazınız okudum ve sisyeste atıldığınız öğrendeim.Neden Dyp&#8217;yi seçtiniz? Bunu soruyprum çünkü 18 yaşındaki siyasetle fazla haşir neşir olmayan bir genç olarak hangi partyie oy vereceğime karar veremiyorum.Ailem içlerinde en iyisi AKP diyerek ona vercek ama sizin Dyp&#8217;den aday olcağınızı öğrenince bir de size danışayım dedim ve bir size ek olarak bir iki yazımı gönderiyorum.Okyup görüşlerinizi bildiririseniz çok sevinirim.Siyasette amacınıza muvaffal oluesunuz inşallah kolay gelsin</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Almanyadan Merhabalar,</p>
<p>Nevval Hanim yillarca nazik ve edebi üslupla yazdiginiz yazilari okuduk.. Sizi, yazarligin hakkini veren olarak tanidik. Herhangi bir partide siyaset yapacak olmaniz yazarliga engel olmamali bence tabii yazilariniza kendi siyasetinizi katmadiginiz sürece <img src='http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' />   Hangi partiden olursaniz olun biz sizi NEVVAL SEVINDI olarak tanidik okuduk ve takdir ettik , bundan sonrada öyle olacaktir.<br />
Memlekete hizmetin baska boyutu olan siyasette , calismalarinizda Allah yardimciniz olsun ..</p>
<p>Saglicakla kalin<br />
Hakan ALTUN<br />
Krefeld / Almanya</p>
<p>Nevval Hanım<br />
 siyasete girecenizi yazıyorsunuz iki kere düşünün bu arada gönlüm isterdiki AKP DE siyaset yapsaydınız.<br />
daha verimli olabilirdiniz yinede size sonsuz başarılar.<br />
ARA SIRA YİNEDEYAZARSINIZ  ÇÜNKİ SYASET YAPMAK SU ÜSTÜNE YAZI YAZMAK GİBİ BİR ŞEY<br />
AMA YAZI YAZMAK ?Yüksel</p>
<p>Merhaba<br />
Zaman gazetesini,tesadüfen karıştırırken sizin yazılarınızı gördüm , o andan<br />
itibaren sadece sizin yazılarınızı takip edebilmek için zaman gazetesi<br />
almaya başladım,yanlızlığımda bana zamanı doldurmamı ve  sizin yazılarınızı<br />
en az yazılarınız kadar hoş resminize bakarak zevkle hazla okuduğumu ifade<br />
etmeliyim,bundan dolayı size teşekkürlerimi sunuyorum,iyiki varsınız,<br />
en içten duygularla<br />
saygılar<br />
Nevzat S</p>
<p>Öncelikle siyasi yaşamınızda başarılar dilerim.Zaman gazetesinde ara sıra yazılarınızı okurdum.Son yazınızda gazeteye karşı bir kırılganlık hissettim gerçi.Bilemiyorum belki aktif siyasetle gazete yazarlığını birarada götürmek de pek kolay değildir.Sonra tarafsızlığı yada en azından bütün siyasi partilere sayfalarında yer vermeyi kendine şiar edinmiş bir gazete için böylesi belki de gerekliydi.Nihayetinde insan belli siyasi görüşlerin etkisinde olabilir Buda gazetedeki yazılarına yansıyabilir ve dışarıda gazete hakkında spekülasyonlara sebebiyet verebilir.zaman gazetesinin okurlarını temsil ettiğim iddiasında olamam ama bimenizi isterim ki gazetede yazsanızda yazmasanızda bir aydın ,iyi bir insan ve entellektüel olarak hatırlanacaksınız.Belli olmaz belki ileride tekrar zamanda yazmaya devam edersiniz.Bizde geniş yaşam kültürünüzden,perspektifinizden faydalanmaya devam ederiz.<br /><b>Gönderim Zamanı:</b> 24-04-2007 19:03:11<br /> <br />
neden gittiniz<br /><b>Mesaj:</b> neden gittinizki zamandan..biz en zor döneminizde zaman okuyucuları olarak sizi bağrımıza basmadıkmı? sabah dan ayrıldığınız zaman y. aktüel nasıl da sizin üzerinize geliyordu neval abla.<br />
bilmem bahane sunmayın politika falan..üç günlük dünya değilmi biz sizi zaman okurları olarak çok sevdik..bakıyorum medyaya çok seviniyorlar sizin zamandan ayrılmanıza..sizde onlara fırsat verdiniz ama.sebebi ne olursa olsun gerçek sevginin olduğu bu ortamlar sizi canı gönülden seviyordu&#8230;unutmayın bu dünya sultan süleymana bile kalmadı&#8230;.dönün abla&#8230;&#8230;.sevildiğiniz yere..zoır biliyorum ama biz sizi bekleyeceğiz<br />
<br /><b>Gönderim Zamanı:</b> 23-04-2007 19:33:17<br /> <br />
Sayın Navval hanım hayatınızın yeni döneminde demek istorum. Bu dönemde size başarılar diliyorum Yüce Allah yardımcınız olsun sizleri yakından takip ediyorum insanlık için yapmış olduğunuz çalışmaların karşılığını alacaksınız bu büyük lütufla yaşama şevkiniz dahada artcaktır sizinle beraberiz unutmayın HOŞÇAKALIN <br /><b>Gönderim Zamanı:</b> 23-04-2007 12:54:00<br /> <br />
Omar</p>
<p>Selam Nevval abla Zamandaki yazılarını okuyurdum neden yazmayı bıraktın<br />
anlayamadım yani siyaset için değermiydi neyse hayırlısı artık seni sitenden<br />
takip etmeye çalışacağım hoşçakal. </p>
<p>ferdi</p>
<p> Merhaba nevval hanım;<br />
Zaman gazetesindeki görevinizden ayrılmanıza üzldüm.Sizi ilgi ile takip ediyorduk köşenizden bundan sonraki hayatınızda başarılar<br /><b>Gönderim Zamanı:</b> 23-04-2007 11:25:05 </p>
<p> Allah Allah !<br /><b>Mesaj:</b> İlk defa bu siteyi tıklıyorum ve güzel bir yapılanma olmuş da gazeteden ayrıldınız sözleri yüreğime oturdu bir şey anladığımı söyleyemem. Tabi Allah\&#8217;tan hayırlısını dilemek lazım da ıııııııı neden ayrıldınız anlamadım. şoktayım ve üzgünüm. Ben size alışmıştım<br /><b>Gönderim Zamanı:</b> 22-04-2007 18:32:43<br /> Muharrem</p>
<p> halilsevindi42@hotmail.com<br /><b>Konu:</b> TEBRİK<br /><b>Mesaj:</b> Yıllardır çalışmalarını izlemekteyim.Aynı soyadını taşımaktan gurur duyuyorum.Allah Yolunu açık etsin. Siteni gezdim yakışanı yapmışsın.Sağlık ve mutluluklar dilerim.<br />
Halil SEVİNDİ </p>
<p>Merhabalar nevval hanım memleket gazetesindeki yazılarınızı<br />
ilgiyele ve sabırsızlıkla takip ediyorum.<br />
Başarılarınızın devamını dilerim.<br />
Saygılarımla&#8230;<br />
Ereğli&#8217;den Ömer.. </p>
<p>Merhaba Nevval Hanım,<br />
Yazılarınızı takip etmeye çalışıyorum.Siyasete girdiniz,tebrik ediyorum.Ak Partide 5 yıl başkanlık yapmış birisi olarak partimizde siyasete girmenizi çok isterdim.Ancak bir başka parti de olsa başarılı olmanızı ve meclise milletvekili olarak girmenizi ve hatta bakan olmanızı çok sterim.Bakarsınız mecliste yan yana oturuz.Sizi yazar ve siyasetçi olarak değil,bir dost ve arkadaş olarak görüyor,saygı ve sevgilerimi gönderiyorum.<br />
<br /><b>Gönderim Zamanı:</b> 07-04-2007 14:08:29 </p>
<p>sevgili nevval hanım.kan mı çekti bilemem ama sizi görmeden çok sevdim.yaşım<br />
47.mersin anamurda doğdum büyüdüm.akdeniz aşığıyım.köklerimin akdenizden<br />
gelmesi galiba beni bağlayan.mucizelere inanırım ve çok mucizevi olaylar da<br />
yaşadım.içimden bir ses köklerimi tanıyan birilerine rastlayacağım<br />
yönünde.sizi gıyaben de olsa tanımaktan onur duydum.hakkınızda okuduklarıma<br />
göre siz de bir amazonsunuz.görünmeyen ellerin bizi bağlamasıda bir<br />
mucize.ben ve iki kızım yeğenlerim tipik birer akdenizli.bende<br />
öyle.uzaklarda bir yerlerde bir atan kalpler var.daha sonra sıkılmazsanız<br />
eğer size yine yazarım.sevgilerimle sağlıkla kalın</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2588&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/17/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kökler</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/14/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/14/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman CumaErtesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[69]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Refah isteyen, köklerine baksın </p>
<p>Türk şirketleri ve yöneticileri insan kaynaklarını seçmeyi ve kullanmayı henüz bilmiyorlar. Yönetimden anlaşılan &#8220;emir komuta&#8221; zinciri devamlılığı, sadece yöneticiler değil çalışanların da inisiyatif kullanımına, yaratıcılığa yakın değiller.<span id="more-2227"></span></p>
<p> Böyle eğitilen insan kaynakları yeni gelenlerin önünü de tıkamakta. Dünyada gelişen olayları, bilimsel yöntemleri okumayan ve inanmayan &#8220;paralı&#8221; adam sadece &#8220;kâr&#8221; etmekle hem de kısa vadede sonuç almakla ilgili. Yakın çevresi de onun başarısını alkışlayanlardan! Bu nedenle toplum yararına, kültüre para ayırmayı &#8220;boşuna&#8221; olarak değerlendirmekte. Japonlardan &#8220;kalite çemberi&#8221;ni bire bir alarak, Avrupalılardan insan kaynakları değerlendirme soru formlarını tercüme ederek ekonomik gelişme sağlamak imkansız. Kendisi ülkenin kültürünü bilmeden insanını çalıştıramaz ve verim elde edemez, başka ülke kültürlerini tanımadan da rekabet yapamaz halde artık şirketler. Türkiye, bilgiye inanmak ve kendini tanımak zorunda. Dinozor yönetici anlayışı bütün alanları işgal etmekte. Zihinsel gelişmenin kültürel üretim olduğunu idrak etmeli.<br />
Servetleri yaratan değer sistemlerini ve kültürleri inceliyorlar Batı&#8217;da. Biz ise devletten zengin etmeyi marifet sanıyoruz. Amerika&#8217;da &#8220;sifon çekme&#8221;, Türkiye&#8217;de &#8220;hortumlama&#8221; denilen yolsuzluk kaygı verici bir toplum için. İtalya bununla mücadele sonucu itibar kazandı. Kişi başına geliri 20.000 doları geçti. </p>
<p>Ekonomik başarılarımız, ticarî ilişkiler sürdürdüğümüz ülkelerin temel güdülerini ne kadar iyi anladığımıza bağlı. Kendi benliğimizde bile tanımakta güçlük çektiğimiz karmaşık davranışları ve istekleri çözümlemek için ülkelerin dillerini konuşmak ya da törelerini bilmek yeterli değil. Her toplumda bireyin olağan saydığı bazı inançlar vardır ve bunlar neredeyse bilinçaltında kalmış gibidir; bu nedenle farkına varıp algılamak pek kolay olmaz. Bu inançlara meydan okumaya kalkışıldığında, yabancılar tarafından altüst ediliyormuş duygusuna kapılıp adeta bir &#8220;kültür şoku&#8221; ve düşmanlık yaşanır. </p>
<p>Servet yaratmanın ahlaka dayalı bir eylem olduğunu, kültürel tercihler ve değerlerin ulusal kimliğin temel taşları olması nedeniyle ekonomik açıdan da güçlü ve zayıf noktaların kaynağı olduğunun altı çizilmekte Batı&#8217;da. Kolayca köşeyi dönme fikri, birçok kültürde kesinlikle saygı uyandırmamakta. Ülkenin kültürü ekonomik gelişmeyi belirleyici. Çünkü ülkeler uzun vadeli çıkarlarıyla ilgili olmalı. Malezya sermaye kontrolleri uyguladı ve IMF tarafından eleştirildi. Hiçbir şey olamazsınız denen Malezya, çok az borçla güvenilir bir ekonomi yarattı. Macaristan, yavaş değişim dönüşüm politikası izledi, başarılı oldu. Polonya &#8220;şok tedavi&#8221; uyguladı, sonuç hiç parlak olmadı. </p>
<p>Kültürel değerleri nasıl uygularız ekonomide? Ekonomik modeller yaratmada kendi köklerimizi nasıl kullanabiliriz soruları çok önemli. Yabancılaşma, başarısızlığın temelidir. Unutmayın. Ruhsal zenginliği olmayanın refah seviyesi artmaz. Refah isteyen kendini bulsun. </p>
<p>Evde bakım hizmetleri </p>
<p>Bakım sigortası ile birlikte bu hizmetlerin farklı ülkelerdeki ve Türkiye&#8217;deki mevzuatı, uygulaması bir arada. Kitabı İskenderun Belediyesi yayınlamış. Kitabın yazarı, Dr. Sema Oğlak, Sağlık Meslek Lisesi mezunu bir hemşire. Daha sonra doktora yapmış ve evde bakımla ilgili çalışmalar yürütüyor. Aile içinde manevi tatmin yaşanarak iyileşmeye katkı sağlanıyor. Adres: bilgi@iskenderun.bel.tr<br />
Sayı: 72<br />
Bölüm: Yazarlar</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2227&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/14/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Barzani</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/10/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/10/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[60]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Irak&#8217;ta büyük oyun<br />
  Saddam&#8217;ın devrilişinin 4. yılında ve Amerikan birliklerinin Bağdat&#8217;a girişinin yıldönümünde Mukteda el-Sadr, Şiileri gösteriye çağırdı. Dün on binler toplandı ve &#8220;Amerika&#8217;ya hayır, Sadr&#8217;a evet&#8221; diye bağırdı.<br />
<span id="more-2586"></span></p>
<p>Amerika, Irak&#8217;ı işgal ettiğinde bayram ilan edilen 9 Nisan artık sıradan bir çalışma günü. Irak hükümeti bayramı sildi. Irak birliğine yönelik en büyük tehdit olarak Amerika, El-Sadr&#8217;ı görmekte. Şii-Sünni çatışmasını körüklediği söylenen El-Sadr, İran&#8217;ın desteğini alıyor. İran-Amerika savaşı Irak üzerinden sürüyor kısacası. Ve bu savaş önümüzdeki dönem giderek şiddetlenecek. </p>
<p>Bu açıdan bölgedeki &#8220;büyük oyun&#8221;a ve şu andaki &#8220;aktör&#8221;lerin sözlerine daha geniş bir açıdan ve uzun vadeli senaryolara göre bakmak gerekiyor. El-Sadr&#8217;ı tanımlayan Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri Şeyh Haris ed-Dari, Sefir gazetesinde şöyle diyor: &#8220;Sadr Grubu ve lideri Seyyit Mukteda el-Sadr ile ilişkilerimiz başlangıçta federasyon, siyasi süreç ve işgali reddeden milli duruşu nedeniyle iyiydi. Ancak o geri çekildi, ordusunu Hükümet Ordusu&#8217;na dahil etti ve askerî operasyonlara katıldı. Mehdi Ordusu adındaki gruba bağlı milisler etnik temizlik operasyonlarına karıştı. Bunlar işgalcilerin, İran istihbarat servisinin ve Bedir Tugayları&#8217;nın yönlendirdiği bir araç haline dönüştüler. Ki bunlar Mehdi Ordusu&#8217;nu yüz binlerce Iraklının kaybedilmesine yol açan aşağılık etnik temizlik projelerinde yer almaya iterek ve yönlendirerek saflarında gedik açtılar.Buna rağmen Seyyid Mukteda Sadr işlenen bu suç eylemlerini açıkça kınamadı veya lanetlemedi; bunlara çağrıda bulunmadı. Böylece aramızdaki ilişkilerde güvenin kaybedilmesi ve kötüye gidişat söz konusu oldu. &#8220;&#8221; </p>
<p>Barzani&#8217;nin, Türkiye&#8217;nin Kerkük&#8217;e müdahalesi halinde kendilerinin de Diyarbakır&#8217;a müdahale edeceği, Türkiye&#8217;deki 30 milyon Kürt için harekete geçecekleri şeklindeki açıklamalarına Ankara&#8217;dan farklı tepkiler geldi. Önce Barzani&#8217;nin bugüne kadar Türkiye&#8217;ye sırtını dayayarak ayakta kaldığını hatırlatalım. Barzani ordusunu da Türkiye kurdu. Şimdi Amerikalıları güçlü sanıp sırtını ona dayadığı için dayılanan Barzani ya bu gücü kaybederse? Amerika&#8217;da Demokratlar iktidara gelirse çekilme planı da gündeme gelecek. ABD Irak&#8217;tan çekilirse Barzani sırtında hangi elin hançerini bulur acaba? Onun ayakta kalma başarısı kendine ait değil. ABD gidince yalnız kalan Kürtler, Barzani&#8217;ye bu tahrikleri hatırlatır mı sizce? Barzani&#8217;ye cevabı aslında Güneydoğu&#8217;daki yerel belediye başkanları vermeli. Acaba bir açıklama yapacaklar mı diye bekliyorum. Yapmazlar ise bu, Barzani&#8217;nin Türkiye Kürtleri üzerinde otorite talebine sessiz bir boyun eğiş mi olacak? Cevap vermemek bir cevap olabilir mi? </p>
<p>Barzani&#8217;nin tahrik dozunu görmek lazım. ABD hazır bölgedeyken tahrik planı uygulamaya koymak ne anlam taşıyor acaba? Daha önce de &#8220;Kuzey Irak, Türk ordusuna mezar olur.&#8221; diyen Barzani, gerginlik politikasını sürdürmekte kararlı. Bölgede PKK terörünü tırmandıran ve ona destek veren güçler şunu hiç unutmamalı. Türkiye&#8217;de buna karşı yükselmekte olan milliyetçi tepki dalgasının, kimi nasıl süpüreceği hiç belli olmaz. </p>
<p>Bu yüzden bölgede oluşabilecek yeni yapılanmaların, karşılıklı uzlaşma ve bölgedeki güçlerin kendi arasında kuracağı ittifak ve platformlarla sağlanması daha barışçı çözümler getirebilir. Aksi halde bölgede zaten sürekli oynanan &#8220;kanlı oyun&#8221; yeni senaryolarla daha da şiddetlenebilir&#8230; Kuzey Irak&#8217;ta Bağdat bir yana İran, Suriye ve özellikle de Türkiye&#8217;nin dahil edilmediği bir yapılanmanın bırakın ayakta kalabilme ihtimalini, gerçekleştirilme ihtimali bile zayıf. ABD&#8217;nin terörle mücadele ortamında Kuzey Irak&#8217;ta Türkiye&#8217;yi kendisine yabancılaştıracak arayışlar içine girmesi pek akla yatkın değil. O nedenle ABD&#8217;den ses verenlerin durumu daha iyi analiz etmesi gerekiyor.<br />
derin oyun ise, Demokratların 2008&#8242;de çekilme kararı yüzünden Barzani  Türkiye&#8217;yi kışkırtıp saldırtmak istiyor.Böylece ABd korumak zorunda kalsın ve çekilme olsa bile K.Irak&#8217;ta ABD askeri kalarak oyuna devame tsin istiyor Barzani. Bu tutar mı sizce?<br />
Bölgede herkes kendi takvimini bekliyor. Bu takvimin ucunda da ABD&#8217;nin Irak&#8217;tan çekilmesi duruyor. Türkiye, serinkanlılıkla durumu değerlendirip ne yapacağını ve bunu tayin edecek zamanı belirleyecektir elbette. Türkiye, bölgedeki oyunun kısa vadeli olmadığını, yüzyıllardır sürdüğünü ve devam edeceğini iyi bilen bir devlet. Bu büyük oyunda kendi hamlelerini çıkarları doğrultusunda yapacak deneyime sahip bir devlet Türkiye.</p>
<p>10 Nisan 2007, Salı<br />
Syn. Nevval Sevindi</p>
<p>10/04/2007 tarihli yazınızı okudum.<br />
Tahlil ve mesajlarınızın bilhassa isabetliliğini tebrik eder selam ve<br />
saygılar sunarım.</p>
<p>                                                                     Nevzat<br />
Ayvacı</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2586&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/10/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan o şeydir</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/08/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/08/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman CumaErtesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[69]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Göz neyi görürse&#8230;<br />
Yasaklar hiçbir şeyi çözmüyor. Polisle bir şey halledilmez. İnsanın sosyal dokusunda namus, şeref, dürüstlük gibi kavramların nasıl işleneceği önemli. Bu toplum yüzlerce yıl Ahilik modeliyle bunu başarmış. <span id="more-2226"></span></p>
<p>Yazılı ve sözlü kuralları oluşturmuş, yaşama geçirmiş. Almanya&#8217;dan suçlu çocukların Urla&#8217;da meslek edindirilerek rehabilite edildiklerini okudum. Alman suçlu çocuk, &#8220;Gelmeden önce Türkler hakkında çok olumsuz yargılara sahiptim.&#8221; demiş. Tanımadığımız, bilmediğimiz şeylere karşı önyargı geliştirmek çok kolay. Önyargıları körüklemek ondan da zahmetsiz. Herkesin birbirinin ayağını çektiği, çelme taktığı bir ortamda bunu yapmak kolay olan. Zor ise; farklı davranabilme kabiliyeti göstermek. Elimizdeki kültürel hazineden mücevherleri çıkarıp bakalım ve bunlardan nasıl yararlanabiliriz, bulalım. Bunu derken sokak çocuklarının eczane gibi dükkanlara çırak verilerek rehabilite edildiklerini haberlerde gördüm. O gün işe başlamış, sokakta simit satarak geçinen bir çocuk konuşuyordu. Şimdi kendini çok daha güvende hissediyordu, mutluydu.<br />
Bu özgüvene herkesin ihtiyacı var. Sevgi ve güven duygusu gelişmemizi sağlayandır. Senai der ki: &#8220;İnsanlar akıl sahiplerinden rahatsız olmaz/akıldan kaynaklanan sevgi azalmaz.&#8221; </p>
<p>Darmadağın olmaya neden olan şüphe perdesidir. Bütün sıkıntımız boş tamahtan doğar. </p>
<p>&#8220;Bir şeyle arkadaş olan bir şey iki olur. Çift olmanın gerçeğidir: Onunla olursan bir olursun. Onsuz olursan iki iki olursun, üç üç olursun. Ruh bedenden ayrıldığında ise yüz bin olur. Göz bir yana gider, kulak bir yana. Bunlar bir değil miydi niçin dağıldılar, derler biz birdik neden yabancı olduk? Çünkü ruhun arkadaşlığı sayesinde bir olmuştuk.&#8221;* </p>
<p>Ruh olmayınca insan dağılıp gidiyor. Toplumsal ruhumuz, kültürümüzün ruhu bizim toplumsal zamkımız. Onu yok etmeye çalışanlar kendine yabancı zavallı insanlar üretti. Onların tek sorununu da yoksulluk diye önümüze koydu. Oysa hayatta deneyimlerimiz hiç böyle göstermedi bize. &#8220;İnan gözdür, gerisi et ve deri/Gözü neyi görürse insan o şeydir.&#8221; Âşıklık nedir? Kendinden söz etmeyi terk etmek. Başkalarını görelim, fark edelim. </p>
<p>&#8216;Sözümüzü halimizin özü kıl&#8217; diye dua etmek gerek. Bunun için de çocuklarımıza, gençlerimize kendi değerlerimizi bilimsel içeriğiyle öğretmeli, teşvik etmeliyiz. </p>
<p>MEVİPO </p>
<p>2007 Uluslararası Mevipo Proje Olimpiyatı (Mevlânâ&#8217;nın İzinde Barış ve Hoşgörü Proje Olimpiyatı) Konya&#8217;da bu yıl ilk kez düzenlenen bir proje yarışmasıdır. Organizasyon; Milli Eğitim Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı tarafından desteklenmektedir. Öğrenciler bu yarışmaya barış konulu projeleriyle katılmaktadırlar. Bu bir kompozisyon yarışması değil bir proje yarışması. </p>
<p>Mevipo bu yıl öğrencilere ve öğretmenlerine toplam 70 bin YTL net para ödülü verecek&#8230; Olimpiyata başvuran yurtiçi ve yurtdışından öğrenciler 4200&#8217;e ulaştı. ABD, Rusya Federasyonu, Polonya, Hırvatistan, Ukrayna ve Almanya&#8217;nın aralarında bulunduğu çok sayıda ülke katılacak. </p>
<p>Olimpiyat finali 28 Nisan 2007&#8217;de Konya&#8217;da yapılacak. Ödül töreni ise ertesi gün gerçekleştirilecek. Olimpiyatın onur konuğu Kırgız yazar Cengiz Aytmatov. Yarışmalar sırasında Romanyalı ünlü pan flüt ustası Zamfir de bir resital verecekmiş, hiç kaçmaz bence. </p>
<p>2007 Uluslararası Mevipo Proje Olimpiyatı çerçevesinde medya kuruluşlarına da uluslararası barış ödülleri verilecek. Mevipo ile ilgili gelişmeler www.mevipo.orgdan da takip edilebilir. </p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>* Mevlânâ Celaleddin-i Rumi, Yedi Meclis, Ney Yay.<br />
Sayı: 71<br />
Bölüm: Yazarlar</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2226&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/08/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigara</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/03/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/03/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[60]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>21. yüzyılda 1 milyar insan sigaradan ölecek<br />
1-7 Nisan, Kanser Haftası olarak kutlanmakta. Sağlık Bakanı Recep Akdağ&#8217;ın açılış yaptığı Ulusal Kanser Haftası bu sene önemli konukları ağırladı. Amerika Ulusal Kanser Enstitüsü Başkanı Joe Harford ve Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı Başkanı Peter Boyle.<br />
<span id="more-2585"></span></p>
<p>21. yüzyılda 1 milyar insan sigaradan ölecek<br />
 İlginç olan her iki bilim adamının sigara ve kanser ilişkisine çok yer vermeleri ve vurgulamalarıydı. Sadece dünyadan örnekler vermekle kalmadılar, Türkiye&#8217;de yapılan araştırmalara da yer verdiler sunumlarında. 2000-2025 arası 150 milyon insanın sigaradan öleceği hesaplanmış. Bunu yüzyıla çevirdiğimizde 21. yüzyılda 1 milyar insan sigaradan ölecek. 20. yüzyılda ise 100 milyon insan ölmüş. Çünkü ABD&#8217;de 1920&#8242;de kişi başına günde 1 olan sigara dağılımı 1990&#8242;da 10 sigaraya yükselmiş. Bu, Çin&#8217;de 1952&#8242;de 1 sigaradan 2000&#8242;de nasıl fırladığını ve Çin&#8217;in sigara devleri için nasıl bir pazar olduğunu gözlüyorsunuz rakamlara bakınca. Bugün kanserden ölüm 7 milyon, yeni vaka 11 milyon ve 25 milyon insan da kanserle yaşamakta. Kanser hız kesmeyecek maalesef. Mucize bir buluş da yok. Alışkanlıklar değiştirilmedikçe kanser artacak. İşte 2030 tahminleri: 27 milyon yeni vaka, 17 milyon ölüm ve 75 milyon insan kanserle yaşamaya devam edecek. Türkiye&#8217;de de 2020&#8242;de kanser vakaları % 24 artış gösterecek. Erkeklerde akciğer kanseri hızla yayılmakta ve en büyük sebebi aktif veya pasif sigara içicisi olmak. Sigara kadar tehlikeli değil diye aldatıldığınız diğer ürünler ise; puro, sarma tütün, pipo ve nargile olarak sıralanıyor. Bunlar hep tütün tuzağı diye nitelendirildi. Dünyada 1 milyar çocuk pasif içici. Türkiye&#8217;de ise 21 milyon çocuk bu durumda. Sigara içici anne ve babalar kapı-pencere açarak kendilerini aldatmakta. Çünkü sigara kesinlikle çocukları etkiliyor. Ya tamamen dış mekanda içeceksiniz ya da bırakacaksınız. Ankara&#8217;da yapılan bir araştırmada öğretmenlerin %90&#8242;ının sigara içtiği ortaya çıkarılmış. Annelerin yine % 90&#8242;ı tiryaki ve siyasilerin % 100&#8242;ü sigara içiyor!!! Size &#8216;içme&#8217; derken sigara içen bir doktor veya öğretmene kim inanır? </p>
<p>2004&#8242;te &#8220;Tütün Kontrol Çerçeve Anlaşması&#8221;nı imzalayan Recep Akdağ nezdinde Sağlık Bakanlığı çok önemli bir adım attı bu konuda. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ile İl Kanser Koordinasyon Merkezi başka bir kampanya başlattı.&#8221;Tütün ve tütün mamullerinden arındırılmış kurum sertifikası&#8221;. Hastane kantinlerinde de içilmesi yasaklanan sigarayı sağlık kuruluşlarından uzaklaştıran kurumu ödüllendirmeyi amaçlayan program çok başarılı. Şu ana kadar tüm kuralları yerine getiren 41 kuruluş başvurdu. Özel ve kamu sağlık kurumları dışında başvuran 2 kurum var. Bunun bir tanesi gururla belirtmek gerekir ki Zaman Gazetesi. Yarın yapılacak bir törenle sertifikasını alacak olan Zaman Gazetesi tamamen sigaradan arındırılmış bir kurum. Ancak kurallara uyulmazsa sertifika kurumlardan geri alınacak. Kontroller sıkı tutulacak. </p>
<p>Bir diğer önemli konuda iki bilim adamı açıklama yaptı. &#8216;Rahim ağzı kanserine aşı bulundu&#8217; diye kıyamet koparılmasını anlamadıklarını, bu konuda cevaplandırılmadık çok soru olduğunun altını çizdiler. Örneğin 3 kez aşılama yeterli mi? Bilinmiyor. 9-26 yaş aralığında ne zaman aşılama geçerli? Bilinmiyor. Ayrıca Türkiye&#8217;de aşı, ABD&#8217;deki aşı fiyatının iki katı. Neden acaba? Üstelik rahim ağzı kanserinde Türkiye 8. sırada. Bunun yerine ulusal tarama programlarına devam edilmesinin mutlaka gerektiği anlatıldı. &#8216;En son ne söylersiniz?&#8217; dediğimde Peter Boyle: &#8220;Sakın sigara içmeyin!&#8221; diye tekrarladı. Kanserin üç ana nedeninden biri olan sigarayı, beslenme ve enfeksiyon takip ediyor. </p>
<p>Sigarayı bırakan ve rahim kanseri taramasında gönüllü çalışan Selda Alkor sigara içtiği dönem için herkesten özür diledi. Siz de dilemek ister misiniz?</p>
<p>03 Nisan 2007, Salı<br />
Largest Tobacco Companies<br />
COMPANY GLOBAL MARKET SHARE (%) 1999 TOBACCO SALES ($BIL)<br />
China National Tobacco Co. (CNTC) 32.7 $0.023<br />
Altria Group, Inc. (USA) 17.3 $47<br />
British American Tobacco PLC (BAT, UK) 16.0 $30.4<br />
Japan Tobacco 9.0 $29.9<br />
R.J. Reynolds Tobacco (USA) 2.0 $7.6<br />
Imperial Tobacco (UK) 2.0<br />
Altadis (France and Spain) 2.0<br />
PT Gudang Garam (Indonesia) 1.4<br />
TEKEL (Turkey) 1.3<br />
ITC (India) 1.0<br />
Fortune Tobacco Co. (Philippines) .9<br />
Eastern Company (Egypt) .8<br />
Thailand Tobacco monopoly .8<br />
Lorillard Tobacco Co. (USA) .7<br />
ITC (Iranian Tobacco Monopoly Company) .5<br />
LCWGS (Australia) .2<br />
(2000, Euromonitor, Tara Parker-Pope) </p>
<p>[edit] Production by Country<br />
The United Nations Foreign Agricultural Office estimates the following production by country in 2000. (Figures are in thousands of tonnes.)</p>
<p>China 2,298.8<br />
India 595.4<br />
Brazil 520.7<br />
United States 408.2<br />
European Union 314.5<br />
Zimbabwe 204.9<br />
Turkey 193.9<br />
Indonesia 166.6<br />
Former Soviet Union 116.8<br />
Malawi 108.0 </p>
<p>Approximately 5.5 trillion cigarettes are produced globally each year by the tobacco industry, smoked by over 1.1 billion people, which is more than 1/6 of the world&#8217;s total population.</p>
<p>HER PAKET ORTALAMA 2 DOLAR ETSE </p>
<p>TOPLAMDA YILLIK 10 TRİLYON DOLAR CİRO&#8230;..</p>
<p>ABD NİN YILLIK GSMH 2005 DE 13 TRİLYON DOLAR&#8230;.</p>
<p>Smoking Prevalence by Gender<br />
 PERCENT SMOKING<br />
REGION MEN WOMEN<br />
Africa 29 4<br />
United States 35 22<br />
Eastern Mediterranean 35 4<br />
Europe 46 26<br />
Southeast Asia 44 4<br />
Western Pacific 60 8<br />
(2000, World Health Organization estimates) </p>
<p> sigara içmesinler&#8230;. demek kolay&#8230;.ama aslında bu insanlar bir sistem tarafından sigara içmeye mecbur bir duruma getirtiliyorlar ve daima öyle durumda bırakılıyorlar&#8230;..</p>
<p>dünyadaki sigara firmaları sahiplerine bakınız. %80 i aynı gruptan&#8230;. ve bunların dinince sigara yasak&#8230;</p>
<p>aynı şekilde diğer işleri de incelerseniz&#8230;.gerçekleri göreceksiniz&#8230;</p>
<p>fazla kasmayın&#8230;.sanırım siz zaten biliyorsunuzdur&#8230;.hatta belki de onlardansınız&#8230;..</p>
<p> <img src='http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Merhaba<br />
Sigara içmesin ne yapsın garibim? Eli, kolu bağlı&#8230; Neye elini uzatsa elinde kalıyor. Yeterli eğitim almamış, verimli çalışma ortamı yok, araştırma geliştirme imkânları yok hükmünde. İçinde bulunduğu toplum derin uykuda&#8230; İş arıyor yok. İş kuracak engel çok. En iyisi ölmek deyip, sigaraya sarılıyor garibim.<br />
Saygılar<br />
Ahmet Bektaş </p>
<p> Selam ben 26/03/1957 Amasya dogumluyum,Bursada oturuyorum,Newyork\&#8217;ta cocuklarimin yaninda kaliyorum su an ,2005 Temmuz da pankras kanseri teshisi konulan kisiyim, 11 gun Amerikada kaldim, Agustos 05 de Turkiyede Istanbul Cerrahpasada tedavi gordum 6 kur ilac aldim son ilacimin tarihi 09 aralik 2005 cuma gunu idi ,cumartesi biletimi aldim ve cocuklarimin yanina Amerikaya Pazar gunu uctum, cok sukur sagligim simdi cok, cok iyi cocuklarimin sayesinde bu gunlere kavustum. Bence Morelin cok etkisi var herkese tavsiyem hayata baglansinlar ve sevsinler&#8230;&#8230;&#8230;..Selamlar<br /><b>Gönderim Zamanı:</b> 11-04-2007 01:20:58</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2585&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/03/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Malik olan</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/01/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/01/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman CumaErtesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[69]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cehennem kapıcısı Malik </p>
<p>Kendi kavramlarını neden üretemiyor Türkiye? Bizden sonra yola çıkanlar bizi geçip giderken biz bakakalıyoruz. Bu gerilikten sorumlular da asla hesap vermeden yan gelip yatıyorlar.<span id="more-2171"></span></p>
<p> İmar Bakanlığı kuruluşundan tutun da imam hatip okullarına kadar değişmez bir kader bu.<br />
İlk kurulan imam hatip okulları öğretmen okulu dengi sayılıyordu. Lisenin tüm derslerinden sınava giriliyordu. İmam hatip okulunu bitirince Pertevniyal Lisesi&#8217;ni bitiren Saim Yeprem hoca çift diplomalı. O zaman yabancı dil sadece Fransızca. Din eğitimi yanı sıra tıp, hukuk, sosyoloji veya edebiyat fakültesini bitiriyorlar. Bu arada felsefeye devam edebiliyor. Farklı görüşten hocalarla okuyorlar. Tahir Alangu, hoca olarak tavsiyesi ilahiyat yanı sıra ya edebiyat ya felsefe okuyun! Bu aydın insanların topluma büyük katkıları oldu. Sonra bir sivri zekalı çıktı ilahiyatçıları imam olarak yaftaladı. Dar bir alana sıkıştırdı. Çıkan kar helvasını da beğenmedi! İmam hatipler liseye dönüşünce bire bir edebiyat lise müfredat programı uygulandı. Seçmeli dersler bölümünde de Arapça, Kur&#8217;an dersi konularak bir yıl eklendi. Normal liselerden gelen öğretmenlerle okutuldu müfredat. Sorun yaratmak için akılsızlıktan ötesi lazım, diye düşünüyorum bazı durumlarda. Türkçemizi zayıf bir dil ilan eden YÖK Başkanı, araştırmaya uygun değil, diyen koca yaftalı akademisyenler sonucu bu yargı bir yasaya dönüşüp Resmi Gazete&#8217;de yayımlandı. Kendi dilini bilmediği için küçümseyen akademisyenlerle zihinsel üretim yapmak söz konusu mudur? Yoksa ben her şeyi bilirim, diye cehennem kapıcısı Malik üretme hali midir? Dünya Yabancı Dil Eğitimi Sempozyumu sonucunda; &#8220;herkese yabancı dil öğretmek rasyonel değildir&#8221; sonucu çıksa da ne gam! Ülkemizde insanların en verimli çağları yabancı dil engelini aşmak için bocalamakla geçiyor kim aldırır? Zihinsel üretim engelleniyor ne güzel, diye el ovuşturan çoktur eminim. Bunun insan psikolojisini darmadağın ettiğini ve akademik eğitimi dinamitlediğini ben görüyorum da neden siyasetçiler görmüyor dersiniz? </p>
<p>Akıl, sorumluluğun nişanesi ve temelidir. Verilen aklı kullanmamak kötü niyettir. Suiistimaldir. Amerika&#8217;da sağlık konusunda yaratıcı her şeyi yapmaları için öğrenciler, akademisyenler teşvik ediliyor. Farklı disiplinlerin bir arada çalışması isteniyor. Manevi dünya ile sağlık bağlantısı çok ciddi işleniyor üniversitelerde. Antropoloji bölümünün adını bile değiştirmişler: &#8220;Sosyal bilinç yükseltme&#8221; koymuşlar amaca hizmet etsin diye. Global sağlık diye yeni bölümler açtılar. Biodizayn yanı sıra tıp bilimine entegre sosyal çalışma bölümü kurdular. Üniversiteler yeniden tasarlanıyor kısacası. Yüksek lisans için &#8220;non profit&#8221; kâr getirmeyen çalışmalar bölümü kurdular. Hayatın pratiğiyle akademik ortamı iç içe geçirmeye çalışıyorlar. Kültürel yarışma adı altında Hispaniklere dönük bölüm açıldı. Bunu biz de İslam adıyla yapabiliriz yurtdışında. Bütün programları birbirine entegre ediyor ve geçişliliği sağlıyorlar. Biz hep ayırmaya, set çekmeye çalışıyoruz. </p>
<p>&#8216;Ne kadar malın varsa o kadar iyisindir&#8217; sloganı Amerika&#8217;ya aittir. Neden şimdi Türkler de böyle düşünüyor dersiniz? Neden güç ve paraya tapar hale geldiler? </p>
<p>Sorgulamadan korkan kendini beğenmiş şeytandır vesselam.<br />
Sayı: 70<br />
Bölüm: Yazarlar </p>
<p>Geri kalmışlık! </p>
<p>&#8220;Bizden sonra yola çıkanlar bizi geçip giderken biz bakakalıyoruz. Bu gerilikten sorumlular da asla hesap vermeden yan gelip yatıyorlar.&#8221;<br />
Nevval Sevindi&#8217;nin kişisel gelişim uzmanı ve eğitimci yönü de var. Ahilik ve mesleki teknik eğitim konularında uzman olduğunu biliyorum.<br />
Millet olarak birlik ve beraberlik şuuru ile hareket edip; kendi değerlerimiz ve aydınlarımızla ilerlemek zorundayız. Yoksa Dünya aldı başını gidiyor. Gelişmişlere köle olmayı kimse istemez. Değil mi? Kılını da kıpırdatmaz. Nedense?<br />
&#8216;Ne kadar malın varsa o kadar iyisindir&#8217; sloganı Amerika&#8217;ya aittir. Neden şimdi Türkler de böyle düşünüyor dersiniz? Neden güç ve paraya tapar hale geldiler?<br />
Malı kullanan Milletler başkalarını köle yaptı. Malı kalbine nakşeden zavallılar da köle oldu. Maalesef.<br />
Güzel yazınız için teşekkür ederim.<br />
Sevgi ve saygılarımla. </p>
<p>Ahmet Bektaş</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2171&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/04/01/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dindar</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/03/27/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/03/27/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[60]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yükselen dindarlık mı?!<br />
   Yukarıdaki soru geçen hafta sonu Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Kolları&#8217;nın panel başlığıydı. Bu panelde çok değerli konuşmacılarla birlikteydim.<br />
Kelam hocası Prof. Saim Yeprem ve Prof. Şaban Ali Düzgün, Galatasaray Üniversitesi&#8217;nden felsefe profesörü Kenan Gürsoy ve ben tartışmacıydık. <span id="more-2584"></span></p>
<p>Bu konuyu işlemek isteyen Kadın Kolları Başkanı Ayşe Sucu, çok isabetli bir karar almıştı. Açış konuşmasında; &#8220;Bugün de din/dindarlık adına konuşulan her yerde ahlakî yozlaşmadan hareketle sitemkâr ifadeler işitiyoruz. Yaptığımız çalışmalar gereği bulunduğum ortamlarda, dindar veya dindar olmayan insanların yaşadıklarından hareketle dine ya da dindarlığa itirazların yükseldiğine pek çoğunuz gibi ben de sıkça tanık oluyorum. Ne yazık ki dindar olan insanlar üzerinden dini ya da dindarlığı sorguladığımız zaman çok ciddi problemlerle karşılaşıyoruz. Halbuki dindarlık arayışı huzur arayışıdır. Dindar (mümin) güvenen ve güvenilendir. Helalinden kazanan, tevekkül sahibi, kanaatkâr, iyi işler yapan, elini ve dilini koruyan, anaya-babaya iyilik eden, akrabayı ziyaret eden, sözünde doğru olan, hakka riayet eden, emanete hıyanet etmeyen, kendini büyük görmeyen ve asla yalan söylemeyendir. Dindarlığın ölçütü olan bu kavramlar, Kur&#8217;an&#8217;ın en temel kavramları ve Peygamberimiz&#8217;in şahsında tatbik ettiği ve etmemizi istediği bir insanî değerler manzumesidir. Bugün bunun tam tersi cereyan ediyorsa; ya da dindarlık arzu edilen sonuçları doğurmuyorsa bunu dindarlar olarak sorgulamak zorundayız.&#8221; </p>
<p>İşte bu sorgulamaya bazılarının tepki koyduğunu görmek de dindarlıkla bilginin arasının ne denli açıldığını gösteriyordu. Dindarlığı sadece bir kabuk ve şekilcilik olarak gören anlayışın acımasız baskın tavrı insanları sorgulamadan uzak tutuyor. Sadece namaz ve oruçla, giyimle sınırlandırılmış dindarlık; özünü, şeklin ardındaki manayı kaybedince adap ve edepten nasıl uzaklaşıveriyor Allah&#8217;ım! Şeklî İslam&#8217;a Kur&#8217;an-ı Kerim izin vermez. Bunun nedeni de imanın içi boşalacağı içindir. İnsanlar iç dünyalarını, iç seslerini kaybetti. Gönül gözü kayboldu, gözler budak deliğine dönüştü. Gönül olmayınca neresi mabedindir? Nerede Allah ve Peygamber sevgisini ebediyen hatırlayacağın çatı? Evde dedikodu programlarını gizli gizli izleyene gönül gözü mü gerekir? Namazdan kalkar kalkmaz kul hakkı yiyene gönül ne lazım? İdeolojik düzlemde sadece şeklî olana itibar edilince nezaket, estetik ortadan kalktı. </p>
<p>14 asır önce İbni Mesud&#8217;dan gelen bir rivayette Peygamberimiz &#8220;Dininizden ilk kaybedeceğiniz şey &#8216;emanet&#8217;, son kalacak şey ise namazdır. (Öyle zaman gelecek) insanlar namaz kılacak; fakat dinleri olmayacak.&#8221; buyurarak dindar insana önemli bir uyarıda bulunmuş. </p>
<p>Mümin; Arapça etimolojisi &#8216;Allah&#8217;ın güvendiği&#8217; demek. Biz bu güvene layık olmalıyız. İslam, iyi insan talep eder. İyi insan olmayı özendirmeli ve özenmeliyiz. Çokkültürlülük, hoşgörü vasıflarını önce kendi içimizde yaşayalım ve hayata geçirelim. İnsan ayırmaktan vazgeçelim. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de geleneği reddiye vardır. Unutmayın. </p>
<p>&#8220;Müslüman, güvenendir. Dindarlık, ufkun fark edilmesidir.&#8221; dedi Kenan Gürsoy. &#8220;Farzı kifaye (toplumsal ilişkiler) önemsiz gösteriliyor, oysa çok önemlidir. Farzı ayın sonuçta bireye aittir.&#8221; dedi Şaban Ali Düzgün. &#8220;Tefekkürde Meşrutiyet&#8217;te ulaştığımız birikime bugün ulaşamadık hâlâ.&#8221; dedi Saim Yeprem. Biz sorumluluğu üstlenelim ve Ayşe Sucu&#8217;nun önerdiği etik ve estetik seferberliğine katılalım. Ele ele verelim, önce kendimizi kandırmayan mümin olalım.</p>
<p>27 Mart 2007, Salı<br />
Günaydın Neval Hanım bugünki yazınız da kaleme aldığınız herşeyi kelime<br />
kelimesine katılıyorum.Dediklerinnizde haklısınız.Peki nasıl tekrar<br />
dediğiniz gibi bir müslüman olabileceğiz onuda söylermisiniz.Yıllarca bu üle<br />
insanalrı bilerek sistemli bir şekilde dinlerinden uzaklaştırılmışlar,<br />
islamiyetin  getirdiği herşeygericilik diye yaftalanarak tu kaka edilmiş en<br />
sonunda artık ahlaksızlıkdiz boyu evlerimizekadar girmiş.Böyle bir<br />
ortamdançıkabilmek bireyin tek başına başarabileceği birşeymi sizce, tamam<br />
herşey önce insanın kendi içinden başlar ama insanlarında bir dayanma gücü<br />
yokmu bizler çok büyük alimler gibi herşeye göğüs gerebilen insanlar değiliz<br />
bir yerde boşvermişliğe teslim oluyoruz.Peki size soruyom insanın dindar<br />
olması, herkesin dediğiniz gibi islamiyeti yaşadığı bir toplumdamı daha<br />
kolay  yoksa şimdi bizim gibi bir toplumdamı?<br />
Malesef dedikleriniz doğru ama ne yazikki bunu  bir iki günde<br />
değiştirebilmek çok mümkün değil bunun için topyekün bir mücadele gerekiyor<br />
lakin ne yaıkki bu mücadele isteği bizlerde şu anda mevcut bulunmuyor</p>
<p>  Selametle kalın</p>
<p>Fatih Demir</p>
<p>Merhaba Nevval Hanım.</p>
<p>Umarım iyisinizdir.</p>
<p>Bugünkü yazınızı okurken çok sıcak duygular hissettim. Çok olumlu, çok<br />
yapıcı buldum.  Gerçekten çok beğendim ve güne güzel başlamama vesile oldu.</p>
<p>- Dindarlıkla bilginin arasının açıldığı,<br />
- Dindarlığın bir huzur arayışı olduğu,<br />
- Dindarın güvenen ve güvenilen, helalinden kazanan, tevekkül sahibi,<br />
kanaatkâr, iyi işler yapan, elini ve dilini koruyan, anaya-babaya iyilik<br />
eden, akrabayı ziyaret eden, sözünde doğru olan, hakka riayet eden,<br />
emanete hıyanet etmeyen, kendini büyük görmeyen ve asla yalan söylemeyen<br />
kişi olduğuna dair tespitlerinize yürekten katılıyorum.</p>
<p>Bu anlayış temelinde bizleri daha güzel günlerin beklediğini düşünmek<br />
istiyor insan.</p>
<p>Ben de bir okur olarak samimi teşekkürlerimi göndermek istedim.<br />
İyi çalışmalar dilerim.</p>
<p>&#8211;<br />
Murat Öziş<br />
Sabancı Üniversitesi</p>
<p>merhaba Nevval Sevindi sizin bugünkü (27.03.07) yazınızı çok beğendim.<br />
tebrik ederim. yazınızda dediğiniz gibi günümüzdeki  müminlerin temel hatası<br />
şekilci bir müslümanlık sürdürmeleridir. temennim o ki inşallah müslümanlar<br />
gerçek manada kuran ve sünnet ekseninde hayatlarını ikame etmeleridir.</p>
<p>   Akif Doğan&#8230;.<br />
   öğrenci<br />
Nevval hanıma sonsuz teşekkürler<br />
 &#8216;Yükselen dindarlık mı?&#8217; yazınız gerçekten çok orjinal tespitlerde bulunuyor<br />
ve bugünümüzü özetliyor.Güzel yazılarınızın devamını diliyoruz.<br />
                                                           Şeref ŞAFAK</p>
<p>Muhterem Muharrir Hanım Efendi,<br />
             &#8220;Yükselen Dindarlık mı ?&#8221;başlıklı yazınızı okudum.Müteşekkirim.Zat-ı alinize tevcih edeceğim sualim belki anında cevaplanamayabilir.Sizi yormak da istemem.Lakin cevabını sizin vereceğinizi umuyorum.<br />
              Soru konusu:Prof.A.İnanın dinlediklerinden oluşturduğu kitabında Atatürk&#8217;ün mevcut seslerin istikbalde dinlenebileceğine dair izahatı olduğundan bahsedilir.Bunun bilimsel ölçülelrle 1966&#8242;da teyid edildiği de dip notta belirtiliyor.Zat-ı aliniz ismini hatırlayanmadığım bir TV programında mevzu ile alakadar bir Hadis-i Şerif zikrettiniz.Bilimsel bir yaklaşımla araştırmadım.Lakin bu Hadisin kaynağının sizce malum olduğu kanaatine sahibim.<br />
              Mümkün ise bu Hadis-i Şerifin mukayyed kaynağına ulaşmama yardımınızı istirham ediyorum.Bunun kolaycılık olduğunu düşünmenizi de istemiyorum.Nasıl bulabileceğime dair bir ip ucu bile yokken.Cevabınızdan müşerref ve ihya olacağım.<br />
              Allah&#8217;ın selamı ile selamlıyorum sizi.<br />
              Allah&#8217;a emanet olunuz.</p>
<p>                                                                                      ŞAKİR ALBAYRAK-Emekli Öğretmen</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2584&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/03/27/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nevruz</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/03/25/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/03/25/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Zaman CumaErtesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[69]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erişdi bahâr oldu yine hemdem-i nevruz </p>
<p>21 Mart, bütün Türk dünyasında ve İran&#8217;da büyük bayramlarla kutlanır. İranlıların 13 gün kutladıkları Nevruz &#8220;yeni gün&#8221; demektir. Eski Zerdüşt bayramı olan Nevruz günlerin uzamasıyla aydınlığın karanlığı yenmesinin öyküsüdür.<br />
<span id="more-2225"></span></p>
<p>Gündüzle gecenin eşit olduğu bu gece ateşten atlanır, dilekler tutulur. Toprağın uyanışıyla takvim değişir. </p>
<p>Orta Asya&#8217;da, Ortadoğu&#8217;da ve Ege&#8217;de Yörükler arasındaki kutlamaları günümüze kadar süren bu ateş kültü Hıdrellez Bayramı&#8217;nda da yankılarını bulur. Ege&#8217;de ve Teke yarımadasında Yörükler &#8220;sultan nevruz&#8221; diye bayram yapar. Bu bayram bizde baharın müjdecisidir. Türk kültüründe kutsal olan beş öğeden biri ateştir. Altay Şamanlarının &#8220;sıcak ateşi yakarak veren Atam Ülgen&#8221; sözleri Ülgen&#8217;in ateşin yaratıcısı olduğunu anlatır. Ateş yakan Türkler ateşin rengine göre yorumlarda bulunurlardı. Bu yorumlara göre alev yeşil olursa kıtlığa, kırmızı ise savaşa, sarı renkte ise salgın hastalığa, siyah olursa Hakan&#8217;ın öleceğine inanırlardı. Kırgızlarda da sönen ateş yakılmaz. Bu coşkuyu Türk kamları dualarında, niyazlarında şöyle ifade ediyorlar: &#8220;Yağız yer, altmış türlü çiçeklerle ilk defa bezendiği, altmış türlü hayvan sürülerinin ilk defa kişnediği ve melediği zaman sen (Türk&#8217;ün Atası) yaradıldın!&#8221; </p>
<p>Ergenekon efsanesinde de demirle ateş birleşir ve Türkler kurtulur. Kürt söylencesinde, Demirci Kawa dağda kocaman bir ateş yakarak zaferini kutlar. İslamiyet öncesi, su kültünün Hızır&#8217;a, toprak kültünün İlyas&#8217;a yüklenmesi tesadüf değildir. Bir kültürün devamıdır hayat. </p>
<p>Kısacası söylenceler, inanışlar ve dinsel inançlarla beslenen Nevruz Bayramı, barış, dostluk, sevgi gösterilerinin yapıldığı törenlerdir çağlar boyunca. Yenilir içilir. Kırlara çıkılır. Dans edilir ve kurbanlar kesilir. Gelen bahar, &#8220;yeni yaşam&#8221; kutlanır. Çok eski bir ateş kültü olan Nevruz Bayramı, Orta Asya&#8217;dan Anadolu&#8217;ya ve Asya&#8217;da birçok kültürün kutladığı bir bayram. Sultan Nevruz ve doğanın yeniden topraktan fışkırması sevinç nedeni. Hayatın nefes almasına izin verelim ve doğuşu kutlayalım. Gelenekler bizden binlerce yıl önce vardı ve binlerce yıl sonra da olacaklar. </p>
<p>20 Mart gecesi Türkiye&#8217;de yaşayan İranlı Sanayiciler ve İşadamları Derneği, Türkiye İranlılar Hayır Derneği, İranlı Doktorlar Birliği ve Türk-İran Sanayiciler ve İşadamları Derneği, Nevruz gecesi düzenledi. Tebriz&#8217;den gelen hanende ve sazendelerle 1386 yılına girdiler. Çiçeklerle donanmış masaların yanı sıra Nevruz masası vardı. &#8220;Heft Sin&#8221; denen barış, sağlık ve mutluluk getireceğine inanılan yeni yıl masasında yedi tane &#8220;S&#8221; harfiyle başlayan yiyecek yer alır. Sümbül kokuları içinde İranlı sanatçıların yaptığı resim sergisini gezdim. Görülmesi gereken eserlerdi. </p>
<p>Onursal Başkan Ali Polat, Azeri lehçesiyle dostluk ve barış diledi herkese. Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de komşusu olan Ali Bey&#8217;in davetlisiydi. Geniş katılımlı bir Azeri gecesi yapmaya söz verdi. Gece 12&#8217;yi vurduğunda daha önce toprağa gömülmüş paralardan büyükler küçüklere verir. Bolluk için yapılan bu hediye alışverişini saz söz izleyecekti. Çünkü yıl dönümü gece yarısından sonraydı. Kırmızı balığın hareketlerini izleyerek şans yakalayabileceğiniz yıl dönümü anını herkes bekler. 21 Mart gece ile gündüzün eşit olduğu ve bundan sonra gündüzün uzayacağı gün dönümüdür. Bu anda bahar başlar ve 92 gün 20 saat, 4 dakika, 27 saniye sürer ve yaza ulaşır. </p>
<p>İranlı şair Furuğ&#8217;un dediği gibi: &#8220;Bir diyardan diğer diyara/ ne zamana değin gitmeli/ yapamam, arayamam/ hep başka bir aşk, başka sevgili/ keşke biz o iki kırlangıç olsaydık/ ömür boyu yolculuk etseydik/ bir bahardan diğer bahara.&#8221;* </p>
<p>Kültürel zenginliğimizin ve onun getirdiği sevginin, dostluğun kıymetini bilelim. Sultan Nevruz hoş geldi sefa geldi. Hadi bir dilek tutalım. Bir bahar daha gördük diye sevinelim. Eski Türklerin sorduğu gibi &#8220;daha görecek kaç baharın kaldı?&#8221; diye düşünelim. *Furuğ Ferruhzad, Ve Yaralarım Aşktandır.<br />
Sayı: 69<br />
Bölüm: Yazarlar </p>
<p> Bir Nevruz<br />
bayramı daha geride kaldı. Kültürümüzde her zaman barış ve sevgiyle<br />
özdeşleşen baharın müjdecisi Nevruz, bu sene, yönlendirmelerden,<br />
kışkırtmalardan etkilenmeden, akıl ve sağduyuyla, toplumsal barışın<br />
sürdürülmesine katkıda bulunularak, ayrılık yaratmak isteyen kötü<br />
niyetlilere izin verilmeden kutlandı. Kürt, Türk hepimiz bundan büyük<br />
memnuniyet duyduk.</p>
<p>     Özellikle daha önceki yıllarda şiddetli<br />
çatışmaların yaşandığı Diyarbakır&#8217;da halk, Nevruz&#8217;u<br />
özüne uygun bir varoluş ve kardeşlik  günü olarak kutladı. Barış ve kardeşlik mesajlarını tüm<br />
dünyaya duyurdu. Barışta ve huzurda ısrar ettiğini sergiledi. Barışçıl bir<br />
ortam sağlanmasının gerekliliğini tüm dünyaya<br />
kanıtladı.</p>
<p>Nevruz öncesi ve Nevruz kutlamaları sırasındaki tüm kışkırtmalara, yaratılan gerginliğe rağmen Diyarbakır halkı bilinç ve sağduyu ile kutlamalara gölge düşmesini engelledi. İstanbul ve Diyarbakır&#8217;da yoğun provokasyon çabaları vardı. DTP&#8217;nin Silvan Belediye Başkanı Nevruz&#8217;da arabasından indirilip dövüldü. Silahlar patladı. Mersin ve Nusaybin&#8217;de kışkırtmalar gerçekleştirildi. Ama halk, son derece akılcı davranarak bu provokasyonların amacına ulaşmasına izin vermedi. Oyuna gelmedi. Nevruz kutlamalarında halk, bir kez daha barışçıl ve demokratik süreç için mücadeleye hazır olduğunu gösterdi. </p>
<p>        Nevruz&#8217;da Kürt halkı demokrasi, barış ve kardeşlik isteğini ortaya koydu. Kutlamaların ana sloganı olan &#8216;Ya demokrasi ya hiç&#8217; cümlesinin yaşamda karşılık bulması gerektiği, tüm kışkırtıcı tutumlara rağmen sağduyulu ve olgun davranışlar ile kendini gösterdi. </p>
<p>          Bir şeyi sadece istemek, onu elde etmek için yeterli değildir. Onu elde edebilecek adım atmak ve adımın sonrasında gelecek diğer sorumlulukları da yerine getirmek gerekir. Negatif düşünerek pozitif sonuç elde edilemeyeceği de değişmez bir kuraldır. Barış ve kardeşlik çabalarına güvenmediğini söyleyerek, yapılanları küçümseyerek bunların sadece göstermelik olduğunu düşünenlerin varlığı ve görüşleri, toplumsal dinginlik ve gelişime hiçbir katkı sağlamayacaktır.</p>
<p>          Bu nedenle Nevruz&#8217;da gösterdiğimiz sağduyu ve olgun hareketleri hayatımızın her anına yayalım ve şiddet isteyenlere karşı uyanık olalım. Kurtlar sofrasında her geçen gün stratejik önemi artan ülkemizde, huzurlu bir şekilde yaşamak için birlik olup, provokatörlere kulak asmayalım.</p>
<p>          Helin Demir</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2225&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/03/25/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
