32. Gün
Sevgili seyirciler iyi geceler bu akşam sizlere yine Türkiye’nin en çok konuşulan konusunu getirdik. Fettullah Gülen basına yansıyan raporlar, siyaset meydanı programında yayınlanan kasetler ve ondan sonra haberlerde yayınlanan kasetler Fethullah Gülen imparatorluğunu sarstı . Fettullah Gülen’in son yıllardaki imajı hoşgörü ve diyalogdan yana ılımlı bir din adamı şeklindeydi. Yurt dışındaki okulları herkes tarafından alkışlanıyordu. Cumhurbaşkanı ve Başbakandan gazete sahiplerine, bilim adamlarından sanatçılara kadar çok geniş bir çevrenin saygıyla izlediği bir insandı. Son kasetler ve raporlar bu görüntüyü birden bire allak bullak etti. Çok kişininde kafası karıştı. Fettullah Gülen’in göründüğü gibi olmayan,laik devleti içinden fethedebilmek için takiye yapan bir tarikat lideri imajı ortaya çıkarıldı. Bu gece tartışmamıza katılacak olanları tek tek tanıtmak istiyorum. Önce araştırmacı yazar Fettullah ile ilgili kitapları olan sayın Faik Bulut. Sayın Nevval Sevindi bundan önce çok incelemeleriniz oldu söyleşileri Fettullah Gülen’le kitap haline getirildi ve Samanyolu TV’de program yapıyorsunuz. Necip Haplemitoğlu çok ilginç Fettullah Gülen’in okullarını UNİCEF bursuyla inceleme imkanı buldu. Yani okullar konusunda gayet birikimli bir insansınız.
Neden 32.Gün sonrası herkes saldırdı sence?
Herkes soruyu böyle soruyor, oysa doğrusu neden önce saldırdı demek gerekir. Cumhuriyet gazetesinden Hikmet Çetinkaya 24. Haziran günü çıkan sayıda hakkımda çok çirkin iftira ve yalan beyanlarda bulundu. Ben Yunus Nadi ödülü sahibi ve birkaç yıl Cumhuriyette çalışmış biri olarak bunu ciddiye aldım. Ne basın ahlak yasasına ne de insan haklarına uyan suçlamalardı.
Cumhuriyet Gazetesine şerefsiz dedin mi?
Elbette hayır. Benim dediğim şuydu: Cumhuriyet gazetesi ve ahlaksız Hikmet Çetinkaya hakkında dava açacağım. Elbette gazetenin yazarına uyarıda bulunmasını gönlüm isterdi, onlara duyduğum saygı sarsıldı.
Programda sadece küfür ettiğin söyleniyor?
Program öncesi gergindim, ayrıca İsmail Nacar yarım saat M.Ali Birand ile pazarlık yaparak tansiyonu iyice yükseltti. Elbette benim küfretmem mümkün değil.Alışkın değilim. Çünkü beş yıldır televizyonda tartışma programları yönetiyorum ve onlarca programa katıldım. Canlı yayın uzmanıyım.Şimdiye kadar başıma gelmiş değil. Burada bir diğer önemli husus Siyaset Meydanı dahil bütün hafta televizyonlar beni ekrana çıkarmaya uğraştı ve ben hepsini reddettim.
NECİP H.:Ben asla konuşurken saldırmıyorum.
NEVVAL SEVİNDİ:Tabi söylediniz konuşurken saldırmassanız,saldırmam
NECİP H.: Bakın Nakşibendiler, rufailer,,kaplancılar, dediğimiz iccb’ciler, mücahideciler, süleymancılar, nurcular ve bunların yurt dışı bağlantıları üzerine çalışıyorum. Her bir cemaate siz bir sosyal fenoman olgu diyerek kabul ettiğinizde ve bunlara yasal dokunulmazlık getirdiğinizde Türkiye’de hukuk devleti olmaz. Bunların hepsi çıkar,aynı görüşte olan insanlar bu devleti yıkma hakkına sahiptir.O açıdan ben şunu söylemek istiyorum
MEHMET ALİ B.: Fettullah’ın bir dokunulmazlığı var diyorsunuz. Fettullah Gülen’in bir dokunulmazlığı mı var?
FAİK BULUT: Var var
NECİP H.:Ben şunu söylemek istiyorum Nevval Hanım bilmediği başka şey var.
NEVVAL SEVİNDİ: siz nerden biliyorsunuz. Siz benim nereden ne bildiğimi bilmeden nasıl hakkımda böyle dersiniz.
NECİP H:Ben 20 yıldır üniversitede ışık evleri ile ilgili bütün öğrencilerle. Bakın ben çok basit bir örnek vereyim eğitim bültenleri, broşürler var bunu çok rahatlıkla gösterebilir. Mesala Nevval Hanım gibi son derece şık bir hanımefendi, bunların istediği düzen geldiğinde karşılaşabileceği bir olay aynen şöyle söylüyor önce tekdir edin, uyarın sonra yatağınızı ayırın, sonra da yatağınızı ayırın sonrada dövün ama döverseniz kemiğini kırmayın, teninde yara açmayın şimdi düşünebiliyormusun bu eğitim bültenlerine broşürlerine inemeden bu eğitimleri görmeden Nevval Hanım bu şıklığı ile bu zerafeti ile aramızda oturabiliyor. Tıpkı Cumhuriyet sayesinde ama böyle bir İslam Devleti geldiğinde bunların istekleri gerçekleştiğinde burada yan yana oturup konuşmamız asla mümkün değil.
NEVVAL SEVİNDİ:Beyefendinin söylediklerine karşı çıkıyorum herhalde çünkü ben onun avukatı değilim onu savunmuyorum benim savunduğum sosyal bir fenomeni olduğu bir sivil hareket olduğu, bir sivil toplum hareketi olarak önemli olduğu ve bu Amerikada 1991’de bir tane olan Carter okul gibi dünya’da ona doğru bir tür trend kayması olduğu 2002 yılında Amerika’da 1 milyon öğrenci Carter okullarda okuyacak ve Carter okullar bugün Amerika tarafından destekleniyor, fakat Türkiyedeki gibi herkes zeki değil. Amerika’da o yüzden Amerikan kongresi bu konuda rapor hazırlıyor ve 1997’de hazırladığı raporda peki insanlar niçin çocuklarını kamu okullarından alıp özel eğitime çok özel eğitime tabi okullara yolluyor. Sorunun cevabını bir kişinin aklıyla değil kendi bilimsel çabayla yapıyor ve Amerikan kongresinin araştırma sonucu çok ilginç mevcut eğitim sistemi günümüz hayatını öğretemeyecek kadar hantal bürokrasi eskimiş standartlara aykırı müfredat, çocuklarada daha yetkin eğitim sağlama güdüsü bütün dünyada sivil toplum ayaklanmış, uyanmış devletin yapısını değiştirmeye çalışıyor organizör devlet diye rolünü değiştirmeye çalışıyor. Totoliter zihniyeti yıkmaya çalışıyor