Politika

TEŞEKKÜR

Temmuz 23 2007Yorum Yok Kategori: Politika

BENİ DESTEKLEYEN VE HEP ARKAMDA DURAN HERKESE ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM. İPSALA’DAN, SİVAS’TAN, ÇORUM’DAN, ANTALYA’DAN, ADANA’DAN, İSTANBUL’DAN VE İZMİR’DEN YAĞAN MESAJLARA SONSUZ MİNNET VE ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM. SPORCU OLARAK KAZANIP KAYBETMEYİ BİLİYORUM. BU ANLAYIŞLA SONUCA BAKIYORUM. POLİTİKA YENİDEN YAPILANMALIDIR.

Öncelikle AKP’yi tebrik ediyorum, başarılarını kutluyorum. Parti ve genel başkanın stratejik eylem planı bilgiye dayalı kullanıldı. Genel Başkan iradesi parti içinde kullanıldı. 200 milletvekili değiştirdi. Yenilendi. Kadınlara ilk sıralarda yer vermese de kadın adayları öne çıkardı. Miting meydanlarında kadın adaylarla göründü. Belediyeleri iyi kullandı. Teşkilatı çalıştırdı ve bilimsel verileri kullandı. Gençlerle ilk kez AKP ilgilendi ve seçimden önce büyük bir araştırma yaptırdı. Gençleri bir araya topladı. Teşkilatta kadınların çalışmasının önünü hep açtı. Yoksullara karşı sol jargonu en iyi kullanan parti oldu. Sol değerleri kendi değerleri olarak benimsedi. Sağ kimlikleri bünyesine aldı. Alevilere yer verdi. Diğer liderlerin hatalarını iyi değerlendiren Genel Başkan AB politikalarına sahip çıktı. Gelişmeyi istediği vurgusunu yaptı. Ekonomik genel göstergeler şanslı bir trend izledi. Batının desteğini aldı. Bir siyasi deprem yanı sıra sosyal deprem yaşandı. Merkez sağ ve sol çöktü. Şu anda Türk politikasında muhalefet kalmadı. Muhalefet ezildi. Değişime ve yenilenmeye direnen muhalefet liderlerine ve parti kadrolarına millet sağlam bir tokat attı. Anlamamakta direnenlere daha ne lazım bilemem. Ruhu olmayan partiler veya partililer yok olacaktır. Halk şeffaf, açık ve net politikalar istiyor. Tepeden tırnağa yenilenme istiyor. Kadını ve kadınların gücünü küçümseyenler cevabını aldı. Kadına bakış açısı yenilenmeli ve her eteklik giyen kadın diye öne sürülmemeli. Seçim bitti. Türk milletinin sağduyusunu kutluyorum. Sınav devam ediyor. mektup:Öncelikle medeni cesaretinizden dolayı sizi kutlarım; Yani dediyiniz gibi, sorun kaybedip kaybedilmemesi deyil o sorun inanın sizi kapsamaz inanınki siz istediyiniz zamanda kazanırsınız. bu bi hata kattiyen olamaz bu bi mcadeleydi kabetmekte kazanmak var bunu heppimizde kabul ediyoruz ; ya ben böyle sıklıkya zazıyorumya sizi sıkmıyorumdur. yazmamı istemezsenizde saygıyla karşılarım ; gönlüm ruhum tüm benliyim ve benliyimiz sizinleydi, onlar düşünsün siz yinede Nevval SEVİNDİ olarak karşımızda olacaksınızya en önemlisi bu ve en güzeli. Bakın tüm samimiyetimle söylüyorum mesela ben doğulu yum Nevval Sevindi olarak bize DP sevdirdiniz bunu kimse göz ardı etmesin bu benim kendi fikrim ne kadar doğru yani doğruluğunu ben ölçemem ama sizin etkiniz çok ama çok oldu ha bide suna ivindi gibi kendisini yetiştirmiş genç medeni bayanların cesareti sakın nevval hanım çıkardığınız oy un arkasında durmasınıda bilin sizin kadar çıkaramayanlarda var. Ama dün ben tv seyretmek istemedim aklımda hep siz vardınız. bilmiyorum belki doğru olmaz ama başka bi parti de olsaydınız ne bileyim belki bambaşka olurdu ama çıkardığınız oyun arkasında durun lütfen o oylar sizi sevenlerden olduğunu biliniz lütfen. dünyanın sonu deyil hayat tekrar devam ediyor. Sizin o gülüşünüz allah şahittir dünyalara bedelll , Nevval sevindi az deyil bunu bilin haddim deyil ama siz zanediyormusunuz oyların hepsi sayın AĞAR için mi! verildi deyil işte aklımdan çıkmıyorsunuz ne desem artık ne desem az dır sizin için üzüldüyümü söylesem sizi üzmüş olacağımı biliyorum ve üzülmüyorum aksine daha mutluyum çünki siz insanlara çok şey kazandırdınız sizi sevenlerin sizin üzüldüğünü bilmeleri en büyük üzüntüleri olur. saygılarımla özçelik ya sizin tebessümle gülücüyünüz tümüne bedel..
Merhaba, Ama, bu tercih de iyi bir deneyim oldu senin için. Farklı ve yeni bir süreç yaşadın. Belki de yaşamının yönü değişti artık, politikaya bulaşan kolay kolay uzaklaşamıyor. DP’de liderliği mi hedeflersin, yoksa başka bir partide mi devam edersin onu süreç ve şartlar gösterir, ama ben şahsen devam et derim. Senin gibi karizmatik şahsiyetlere politik arenada büyük ihtiyaç var. Sevda Sayın Sevindi, Sizi basından ve bir de denk geldiğim bir konferansınızdan tanıyorum. İnanın hayatınızın bir döneminde belkide fazla kişiye nasip olmayacak kadar teveccühe mazhar oldunuz. İnsanlar sizi hep el üstünde tuttu konferansa çağırmak için sıraya girdi, ağzınızdan çıkan her sözü lal-i güher kabul etti ve belkide hiç sorgulamadan bağrına bastı. İnsanlar sizin simanızda hep doğruluğu, dürüstlüğü inanca saygıyı ve hepsinden önemlisi de kültürümüzle yorulmuş bir hanımefendi portresini gördü. Dudaklarınızdan dökülen kelimeleri ezberlerine kaydedip zihinlerine kazıdılar. İnanın bunların hepsine fazlasıyla layık olduğunuzdan kuşkum yok. Ama devir değişti asır başkalaştı ve biz sizi bambaşka bir serüvenin içinde bulduk. Kandan irinden deryalarrda dolaşan yılanların çiyanların arenasında, siyaset meydanında sizin gördük. Gördük de bir ah çektik derinden ve gönülden. Ne işi vardı bu ablamızın bu arenada dedik ama hep içimize attık ve burada da yine \”vardır bir bildiği\” dedik. Ama sonucu görünce inanın sizin yerinize bizim içimiz kan ağladı. Keşke bu çirkef arenada isminiz hiç yer alamasaydı, keşke kanınızdaki eritrositleri yılanların çiyanların atmosferinde soluyarak üzmeseydiniz. Velhasılı, bu durumdan en çok etkilenenlerden olduğumu belirtmek isterim ve şunu da eklemek isterim ki, sizi bu arenadan uzak eski hizmetlerinizin başında görmek bizleri mesrur edecektir. Allah yardımcınız olsun.< Süleyman merhaba abla. Teskin etmek için ya da size birşeyler yazmak için ekranın başında değilim; hani bu sonucu milletvekilliğe soyunduğunuz andan itibaren gördüğümü söylersem umarım bana kızmazsınız.Tabiki bu sonucu eğrisi ve doğrusuyla geniş çapta düşünmüşsünüzdür;ama acaba diyorum neler eksik kaldı da böyle ağır bir faturayla karşılaşmak durumunda kaldı bu parti… Cumhurbaşkanlığı secim sürecinde mağduru oynayanlara destek çıkmamak halk nazarında mı bu partiyi arka plana itti ? Acaba hazırlıksız bir anda kısacık seçim sürecinde yeterince yapılanamamak mı bu sonucu doğurdu? Halkın ekseriyetinin içi boş vaatler yerine (icraate) bakarak artık oy verdiğini görememek mi bu durumda etkili oldu? Sayın Ağar\’ın bir lider olarak medya – iş dünyası – uluslararsı arena troykasında kendini yeterince vizyona sunmak yerine içe dönük politikalarla klasiği aşamayan mert delikanlı bir lider portresine sahip oluşumu % 5\’i doğurdu? sorguladıklarımın geçerlilik payı şu anda sizin cevabınıza bağlı ;ama onuruma dokunan nedir biliyormusunuz ve bunu onlarca gazeteci de dile getirmekte: %46 = Türk halkının 2/1\’i AKP\’li. Abla ben bu demokrasi kavramını anlayamıyorum ve bu halkın bu kadar uyurgezer olmasına da katlanamıyorum ama vaziyet bu :-) … Allaha şükür ki oy kullanmamışım yoksa bu damgayı yemekle değerlerimi reddetmiş olurdum galiba.malum;iktidarsın,ona oy verdin ve onun değerleri artık hayatını sarıp sarmalar diyebilir sokaktaki her iki kişiden biri (!). Ablacım hürmetlerimi sunuyorum ve bu hakikaten cılkı çıkmış arenada olmadığınıza da şimdi seviniyorum.Üzüntüm baraj altında çok değerli yeteneklerin bu ülkeye 4 yıl hizmet veremeyecek olması. Abla siz DP\’li ben se çekimserim; ama biz iki kişiyiz sonuçta; acaba hangimiz AKP\’li?? Allah (cc) yardımcınız olsun. sevgi ve hürmetlerimi sunuyorum Muharrem Sevgili Nevval Hanım, Sizi mücadeleci ve mükemmel performanslı olarak izledim.Moral buldum.Çok mutlu oldum. Nice başarılı işlerde buluşmak dileğiyle Avukat Ayşe merhaba
Mesaj: seçimlerden sonra sizi mecliste görmeyi isterdim açıkcası.. her nekadar akp yi tebrik etsekte tek kale oynanan seçim yerışından aralardan sıyrılıp çıkmak zordu.. yinede cesaretinizdan dolayı kutlarım.. hep böyle güzel bakmanız dileğiyle hoşçakalın..
Gönderim Zamanı: 25-07-2007 18:26:03
Neval hanım bugün sitelerde dolaşırken tesadüfen sitenizi gördüm.Sitenize bir kaç yazınızı okudum ve inanın yüreğinişzdeki o hüzünler aldı beni götürdü Neval sevindinin hüzün bahçelerine doğru.Ben hüzün tarlalarınada hüzün kokan güllerin arasında dolaşırken sizin hastalığınızı öğrenmiş oldum ve o hüzün hokan güllerin dikenleri arasında buldum kendimi.İnanın çok etkilendim ve hemen yazılarınızı bir kenara bırakıp fotoğraf albümünüze baktım.Bir yakın akrabama bakar gibi baktım.Gözlerinizdeki pırıltı hiç ama hiç solmasın.Gözlerinizdeki o dolu dolu bakışlar hiç ama hiç boş bakmasın.Son durumunuzu bilmiyorum ama umarım siz bu hastalığın üstesinden gelmişsinizdir çünkü sizde o gücün ışığını görebiliyorum.Son durumuzunzu belkide sitenizden öğrenebilirdim ama o kadar duygulandımki bir an önce yazmak istedim.Sizi tanımıyorum tabiki sizde beni, tanıumıyorsunuz ama sizi tanımıyan bir elin merhabasıdır bu.Sizi tanımayan bir yüreğin geçmiş olsun dilekleridir bu…Çünkü insanız.Çünkü kardeşiz.Lütfen email adresime son durumunuzu yazınız.Not lütfen öyle hüzünlü bakıp ağlatmayın beni bilirsiniz yazarlar duygusal olur.
Gönderim

TAM dedi:

Temmuz 19 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Avrupalı Türkler Dört Partiyi Tercih Ediyor Türkiye´de seçim yarışı tüm hızıyla sürerken, yurtdışında yaşayan Türklerin gümrük kapılarında oy verme işlemleri sürüyor.

2002 seçimlerinde gümrük kapılarında 114.000 oy kullanan Türk göçmenlerin oylarının 400 bine yaklaşması bekleniyor. Avrupalı Türklerin bulunulan ülkede oy kullanma hakkını almak üzere yürüttükleri, ancak olumlu biçimde sonuçlandırılamayan kampanyaların etkisiyle güçlenen oy verme davranışının, artan ilginin temel sebebi olduğunu söyleyen Şen, tüm ilgiye karşın yalnızca Türkiye´ye iş, tatil ve ziyaret amaçlı gelenlerin oy kullanabilmesi nedeniyle temsil olanağı bulanların Avrupa´daki tüm seçmenlerin % 20´sinin de altında kaldığına işaret ederek, gelecek seçimlerde bulunulan ülkelerde oy kullanma hakkının hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Avrupalı Türklerin Oyları Barajı Belirleyecek 22 Temmuz´da gerçekleştirilecek genel seçimler için oy kullanacak Türk göçmenlerin oyları baraj sorunu yaşayan partilerin durumunu belirleyecek. Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Vakfı´nın Almanya´da yaşayan 18 yaşının üzerinde 1.000 Türk kökenli göçmen ile Haziran ayında gerçekleştirdiği anketin sonuçları Avrupalı Türk göçmenlerin siyasi tercihlerini ortaya koyuyor. Anket sonuçlarından AKP % 31,7 ile birinci parti olarak çıkarken, CHP % 17,9 ile ikinci parti, MHP % 13,6 ile üçüncü parti olarak yer alıyor. Avrupalı Türklerin oyları esas alınarak barajı aşabilen son parti DP ise, % 10,1 ile barajın çok az üzerinde kalabilyor. Bağımsız adayların oyları % 3,8´e ulaşırken, GP % 2,4 diğer partiler ise % 2,1 oy oranına ulaşıyor. Oy kullanmayacağını beyan edenler % 12,1´i bulurken oyunun rengi konusunda henüz kararsız olanların oranı % 6,2. Avrupa genelinde seçme hakkına sahip Türk kökenlilerin toplan sayısı 2 milyon 455 bine ulaşırken, sadece Almanya´da oy kullanma hakkına sahip kişilerin sayısı 1 milyon 150 bini buluyor. Tablo: Avrupalı Türklerin Siyasi Tercihleri (Haziran 2007) Parti Oy oran AKP 31,7% CHP 17,9% MHP 13,6% DP 10,1% Bagimsizlar 3,8% GP 2,4% Diger 2,1% Oy kullanmazdim 12,1% Kararsiz 6,2% Prof.Faruk Şen

Nevval Sevindi – Video

Temmuz 9 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Nevval Sevindi, seçim çalışmalarını anlatıyor. (video) TIKLAYIN!

Almanya

Temmuz 8 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Almanya’dan Irkçilik Yasasi Türkleri asagilayan yasa! Almanya’da Yeni Göç Yasasi 6.Temmuz’da Eyaletler Meclisi’nden çikti, Türk dernekleri ayakta. Türkler önümüzdeki hafta persembe günü yapilacak Uyum Zirvesi’ni boykota hazirlaniyor

Bu yasadan Almanya’daki Türklerin haklarini korumayan ve savunmayan AKP Hükümeti sorumlu AKP onayli bu yasa en temel insan haklarina aykiri Almanya’nin basta Türkler olmak üzere AB disi bazi ülkelere karsi yaptigi yeni yasa Türkiye’den gelecek eslere ciddi kisitlama ve Türkiye’de ön Almanca egitimi ve sinav sarti getiriyor Böyle bir uygulamayi Ingiltere kendi sömürgelerine bile yapmadi Ancak AKP Hükümetinin onayi ile bu insanlik disi uygulama Türklere reva görüldü Yasa önce Alman Parlamentosu’nda, geçen hafta da Eyaletler Meclisi’nde sessizce kabul edildi Alman Cumhurbaskani Köhler imzalarsa yürürlüge girecek Türk dernekleri bu yasayi Avrupa Insan Haklari Mahkemesi’ne götürecek Almanya BM’ye sikayet edilecek Bu yeni yasaya karsi Türk dernekleri basta DITIB olmak üzere önümüzdeki hafta yapilmasi beklenen Uyum Zirvesi’ni boykot etmeye hazirlaniyorlar Alman Hükümeti ve Uyum Bakani Bayan Böhmer boykottan çok tedirgin Böhmer sürekli “Zirveye katilin, boykot etmeyin” çagrilari yapiyor Prof. Faruk Sen “Uyumu sertlestiren Böhmer’in görevden alinmasini” istedi Yasa Alman Meclisi kulislerinde ve medyada “Türk yasasi” olarak da tanimlaniyor Esas amaç daha çok Türk’ün Almanya’ya gelmesini ve yerlesmesini engellemek Yasa neler getiriyor: -Türkiye’den gelecek eslere Almanca bilme sarti geliyor Bu hem TC pasaportlulara, hem de Alman vatandasi olanlar için geçerli olacak. (Yani tam irkçi anlayis) Bunu yasada “AB disindaki ve gelismis olmayan ülke vatandaslari için” diye tanimliyorlar. Yani Japonya ve Kanadalilari kapsamiyor. Türkiye, Fas, Afrika, Hindistan ve Vietnam gibi ülkeleri kapsiyor. -Almanya’da yeterli gelir beyan edemezse yine esini getiremiyor -Alman vatandasligina geçis zorlasiyor Vatandaslik sinavi geliyor. ÖSYM sinavi gibi. Almanca iyi bilme sarti zaten var. -Almanya’da yasayanlara uyum kursu zorunlulugu geliyor Katilmayana 1000 euro ceza geliyor -Almanya’da yasamaya geleceklerde yas siniri 18′den 16′ya düsürüldü -Alman doktor ve ögretmenler Türkleri “Almanca bilmiyor, uyum sorunu var” diye ihbar edebilecek (Nazi uygulamasi) -Zorla evlilik saptanirsa sinir disi edilecek -Polis’ten baska Yabancilar polisi de acil durumda gözaltina alma yetkisine sahip olacak -18 yasindan küçüklerin evlilik yolu ile gelmesi yasaklaniyor (Daha önce bu yas siniri 16′iydi) Göç Yasası ve Uyum Zirvesi Prof. Dr. Faruk Şen Almanya Avrupa Birliği´nin, içerisinde en fazla göçmen barındıran ülkeleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. 82 milyon nüfuslu ülke içerisinde 15,2 milyonluk bir kitle göçmen kökenlilerden oluşuyor. 20. yy. Başlarında ülkeye gelen ve bugün „safkan“ Almanlara dönüşmüş eski Polonyalı göçmenleri de buna ilave edersek nüfusun yaklaşık dörtte birini göçmenler teşkil ediyor. Göçmenlerin nüfus içerisinde büyük paylarına karşın Alamn siyasetinde, sanat yaşamında göçmenlerin oranı nüfuslarına paralel değil. 1998 yılında iktidara gelen Sosyal Demokrat-Yeşiller koalisyonu göç konusunda somut adımlar atmak istedi, bu maksatla bir göç komisyonu dahi kuruldu. Ancak maalesef bu konuda eski içişleri bakanı Otto Schilly hatalı bir tutumla komisyona eşini dostunu, kendisine ilgi gösterenleri topladı. Rita Süssmuth başkanlığında toplanan komisyonun çıkardığı raporlar sadece tozlu raflarar arasında kaldı. Aynı gelişmeyi yeni büyük koalisyon hükümetinde de görüyoruz. Sosyal Demokratların göç politikası konusunda belli alanlarda baş gösteren göçmenlerden uzaklaşır politikaları, Hıristiyan Demokratlar ile birlikte iktidara gelmeleri ile daha da pekişti. Temmuz 2006´da Uyumdan sorumlu federal devlet bakanı Maria Böhmer başkanığında toplanan uyum zirvesi de göç komisyonundan daha ileri gidemedi. Zirve toplanırken şova dayalı bu toplantıların gerçek manada bir fayda sağlamayacağı yönünde uyarılar o dönem basında yer bulmuştu. İçerikten yoksun bir şova dönüşen zirvede Alman Futbol federasyonu´na kadar ilgili ilgisiz, temsil yeteneği olan olmayan kurum ve kişiler bir araya getirildi. Aradan geçen bir yıl içinde ise dağ fare doğurdu, 12 ayrı komisyonda ne işe yarayacağı belirsiz birkaç dergi ve bir kitapcıktan öteye ortaya birşey konamadı. Bu esnada hazırlanan göç yasası değişiklikleri ise olumsuz tabloya tuz biber ekti. Son değişikliklere göre Tayland´a gidip, oradaki bir kadına aşık olan bir Alman´ın Almanya´ya getirdiği eşinden hiçbir yükümlülük istenmezken, Almanya´da doğup büyümüş, ancak Türk vatandaşlığına sahip bir genç insan Türkiye´de tanışıp evlenmeye niyetlendiği eşini bir yıl beklemesi ve eşin Almanca öğrenmesi gerekiyor. Almanya´da bir yıl ayrı yaşama, mutfağı ve yatağı ayırma boşanma için gerçekçi bir neden olarak görülürken, Türklerden evliliklerini yürütebilmeleri için bu kadar süre ayrı kalmaları bekleniyor. Göç kanununda değişikliğe gidilirken, Sosyal Demokrat Parti´de büyük çoğunluk buna onay verdi. Stratejik olarak hayır diyen bir kaç kişınin durumu ise istemli ya da istemsiz olarak bu şovun tamamlayıcısı oldu. Geçtiğimiz yıl uyum zirvesine baklava börekleri ile katılan örgütlerimiz nihayet oyuna getirildiklerini anlıyorlar. Uyum zirvesini boykot konusunda başbakan Merkel´e verilen ultimatom iyi hoş olsa da, bu ultimatomun birşey getirmeyeceğini derneklerimiz oldukça iyi biliyorlar. Federal parlamento ve eyaletler meclisinden geçen böyle bir yasanın geri dönüşü hayli güç. Genel hava olumsuz Avrupa Birliği genelinde de göçmenlere yönellik politikalarda sert rüzgarlar esiyor. Bu akımın öncüsü dönemin içişleri şimdinin devlet başlanı Sarkozy ve Fransa oldu. Bu politikalara karşı ülkedeki Magrip kökenli göçmenler üç ay boyunca Fransa´nın altını üstüne getirdiler. Zincirlerin´den başka kaybedecek birşeyleri olmayan insanların neler yapabileceğini bu örnek hayli iyi gösterdi. Almanya´nın da bu konuda biraz daha dikkatli olması gerekiyor. Genç göçmenlerin meslek eğitim ve uyum konusunda calışmalar yapmayan hükümetlerin başarılı olma olanağı yok. Ancak federal göç sorumlusu Bayan Böhmer´in bunları öğrenmeye ne zaman ne de ilgisi var görünüyor. Halbuki kendisiyle aynı partiden olan Kuzey Ren Vestfalya Uyum Bakanı Armin Laschet 20 noktadan oluşan bir programı gectiğimiz yıl uygulamaya koydu ve uyum konusunda Kuzey Ren Vestfalya´da yaşayan göçmenlere ilişkin büyük başarılar elde etti. Neden Bayan Böhmer kendi partisinden bir siyasiden birşeyler öğrenemiyor ve yalnış politikalarla işleri eskisinden de kötü hale getiriyor? Fare doğuran uyum zirvesi dağının yetersizliği, yeni çıkarılan yasayla ortaya çıktı. Yasaya karşı bu noktada yapılabilecek tek şey Cumhurbaşkanı Köhler´in yasayı veto etmesini sağlamak olacak. Uyum konusunda da adım atılmak isteniyorsa Bayan Böhmer´in görevini daha başarılı bir politikacıya bırakarak bu işlerden elini ayağını çekmesi gerekiyor. Hürriyet yazdı: Göç yasası krizi Ahmet KÜLAHÇI / BERLİN Alman vatandaşlığına geçmeyi ve aile birleşimini zorlaştıran yeni göç yasası, Türk dernekleri ile Angela Merkel yönetimi arasında krize yol açtı. Federal Meclis ve Eyalet Temsilciler Meclisi’nden geçen tasarının değiştirilmesini isteyen Türk dernekleri, Merkel yönetiminden olumsuz yanıt aldı. Türkler, Merkel’in bugünkü Uyum Zirvesi’ni boykot ediyor. ALMANYA’da, ayrımcı olduğu gerekçesiyle son dönemde yoğun bir şekilde eleştirilen göç yasa tasarısı, Türk çatı örgütleri ile hükümet arasında ilk ciddi krize yol açtı. Yüzbinlerce üyeye sahip Türk dernekleri, cumhurbaşkanının imzasını bekleyen göç yasasında değişiklik yapılması taleplerinin hükümet tarafından geri çevrilmesi üzerine Almanya Başbakanı Angela Merkel başkanlığında bugün toplanacak “2’nci Uyum Zirvesi”ni boykot etme kararı aldı. Alman vatandaşlığına geçmeyi ve aile birleşimini zorlaştıran yenilenmiş göç yasasının özellikle ülkede yaşayan 2.5 milyon Türk’e yönelik ayrımcı unsurlar içerdiği iddia ediliyor. Türk dernekleri, Angela Merkel’in bugün topladığı Entegrasyon Zirvesi öncesinde hükümetten Cumhurbaşkanı Horst Köhler’in imzasını bekleyen bu yasanın değiştirileceğine dair söz istedi. Yanıt olumsuz oldu. Bunun üzerine zirveye davetli Almanya Türk Toplumu (TGD), Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu (FÖTED) ve Almanya Türk Vatandaşları Konseyi (RTS) ortak tavır belirleyerek, “2’inci Uyum Zirvesi”ne katılmayacaklarını açıkladı. İlk Uyum Zirvesi geçen yıl Haziran ayında yapılmıştı. ETNİK AYRIMCILIK TGD Genel Başkanı Kenan Kolat, “Hükümet kısmen Anayasa’ya, Avrupa Birliği yönergelerine ve en önemlisi de insan haklarına aykırı olan bir göç yasasında direnmesi boykot kararını almamıza neden oldu. Hükümetin dayatmacı tavrını içimize sindiremezdik” dedi. Yabancı eş getirilmesini özellikle Türklere zorlaştıran yasa tasarısı, temel Almanca bilgisini de zorunlu kılıyor. Kenan Kolat, bununla ilgili olarak “Helga ile Horst, yabancı eşlerini buraya getirebiliyorsa, Ahmet ile Ayşe niye getiremesin” diyerek “etnik ayrımcılık” ve “çifte standart”ın söz konusu olduğunu söyledi. Federal Hükümetin Göç ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Maria Böhmer ise “Cumhurbaşkanı imzalar imzalamaz göç yasası uygulamaya konulacaktır. Görüşmeler için önkoşul iyi bir yol değildir. Uyum diyalogla olur. Kapıları kapamakla sorun çözülmez” dedi. Yasada neler var Aile birleşimi zorlaşıyor Türkiye’den getirilecek eşin en az 18 yaşında olması gerekiyor. Doğuştan Alman, Türkiye’deki eşini rahatlıkla getirirken, sonradan Alman olanda ekonomik yeterlilik aranacak. Almanca bilmeyen eşlere vize verilmeyecek. Uyum kursları Alman ve göçmenlerin eşlerinin yeteri kadar Almanca bilmemeleri durumunda uyum kursuna katılmaları zorunlu kılınıyor. Aksi halde bin Euro’ya kadar para cezası söz konusu. Vatandaşlık sınavı Vatandaşlık sınavına giriş zorunlu, vatandaşlık kursuna katılma ise isteğe bağlı olacak. Vatandaşlığa geçebilmek için Almanya’da 8 yıl yaşama zorunluluğu vardı. Sınavı geçenler 7 yılda vatandaş olabilecek. Almanca zorunluluğu Alman vatandaşı olmayan yabancılar, dil sınavını geçemezse oturma hakkı alamayacak. Öğretmen veya doktorlar Almanca bilmeyen bir göçmeni ’dil bilmiyor bu nedenle uyumu engelliyor’ diye ihbar edebilecek. Hürriyet yazdı Oktay Ekşi Bu da ’ırkçılık’ değilse HANİ insanlar için denir ya, “Yedisinde ne ise yetmişinde de o’dur” diye… Galiba kadim dostumuz (!) Almanları da değiştirmek mümkün olmayacak… Nitekim İkinci Dünya Savaşı’ndan aldıkları dersle, “demokrasi, eşitlik, insan hakları, hukuk” gibi temel değerleri bugüne kadar başarıyla uyguladıklarını düşündüğümüz sırada, tuttu eski huyları depreşti… Ve bir zamanlar Yahudilere karşı uyguladıkları “ırkçı” politika, döndü dolaştı, Federal Meclis’in iki kanadından da geçen yeni “Göç Yasası” ile Türkler için hortladı. Daha önce de değinmiştik ama, seçim hayhuyu içinde gürültüye gitmiş olabilir diye bu ağır suçlamayı neden yaptığımızı özetleyelim: Biliyorsunuz Almanya’da 3 milyona yakın Türk bulunuyor. Bunlardan bir kısmı Alman vatandaşlığına geçmiş durumda. Ama ister Alman vatandaşı olsun, ister olmasın, bir Türk eğer evlenir de eşinin de kendi yanına gelmesini isterse, bundan böyle tam anlamıyla yandı demektir. Çünkü yeni yasa -örneğin- kocasının yanına gidecek olan eşin Almanya’ya girmeden önce “yeterince Almanca bilip bilmediğini” ortaya koyan bir sınavdan geçmesini emrediyor. Örneğin 10 yahut 20 yıl önce Alman vatandaşı olan Ahmet, tutar Türkiye’de yaşayan bir Türk kızıyla evlenirse, eşini yanına alabilmesi için Fadime’nin “dil sınavını” kazanması gerekecek. Ama aynı Ahmet, Amerika’lı, İsrail’li, Güney Kore’li bir kadınla evlenirse eşi Almanca’nın “A”sını bilmese bile, elini kolunu sallayarak Almanya’ya girecek. Dahası… Diyelim ki Ahmet gibi sonradan değil de doğuştan Alman vatandaşı olan Hans adında biri Türkiye’den Ayşe ile evlendi ve eşini Almanya’ya götürmek istedi… Yasa bu takdirde Ayşe’nin “Almanca bilmesini” hiç de gerekli saymıyor. Şimdi söyler misiniz? Aynı koşulları taşıyan iki insana sırf farklı ulusal kökenden geldiği için farklı işlem yapılmasını emreden yeni Göç Yasası “ırkçı” bir görüşü yansıtmıyorsa neyi yansıtıyor? İşte bu “hukuk skandalı”nı protesto etmek için Almanya’daki Türkler kapsamlı ve örgütlü bir tepki ortaya koydular. Alman hükümetinin orada yaşayan yabancı kökenli azınlıklarla diyalog geliştirme amacıyla düzenlediği “Uyum Zirvesi”ne katılmadılar. Bir başka deyişle Federal Almanya Başbakanı Angela Merkel’in dün kendileriyle görüşme amacıyla yaptığı çağrıyı protesto ettiler. Gerçi bu olayı izleyen Hürriyet Temsilcisi Ahmet Külahçı hem sütununda hem de toplantıda onların görüşlerini dile getirdi. Ayrıca Almanya Türk Toplumu Başkanı Kenan Kolat da tepkisini “Bir yerde Türk toplumunun ’DUR! demesi gerekiyordu. Biz de ’DUR!’ dedik” sözleriyle ifade etti. Ama şimdilik belli olan o ki, tepkiler Alman hükümetini ikna etmeye yetmedi. Buna rağmen çare henüz tükenmedi. Örneğin Federal Almanya Cumhurbaşkanı’nın bu yasayı imzalamaması ve yürürlüğe girmesini engellemesi hálá mümkün. Keza yasanın Anayasa’ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğu çok açık. Gerekirse kavga oralarda kazanılacak.

Avrupalı Türklerin

Temmuz 6 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Seçim Bildirgesi Dünyanın en büyük göç veren ülkelerinden biri olan Türkiye çıkışlı 6,5 milyon insan ülke dışında yaşamaktadır. AB içerisinde 5,2 milyona ulaşan Türk kökenli nüfusun 4,2 milyonu uluslararası işgücü alım antlaşmaları yoluyla Orta ve Batı Avrupa´ya gelmiş göçmenlerden oluşmaktadır.

1961´den beri süregelen göçün biriktirdiği bu nüfus içerisinde yaşanılan ülke vatandaşlığına geçenler de bulunmasına karşın, bu göçmenlerin hala önemli önemli bir bölümü Türk vatandaşlığını korumaktadır. duk Yıllar boyu sadece yalnızca döviz ve turist ihtiyacı bağlamında hatırlanan Avrupalı Türklerin de facto olarak kullanamadıkları temel yurttaşlık hakları seçme haklarının sağlanması konusunda 1995 yılında önemli bir adım atılarak gidilen anayasa değişikliği ile hakkın temini sözü verilmesine karşın, pratikte gümrük kapılarına konan sandıklardan öteye gidilemedi. Önümüzdeki genel seçimler Türkiye´nin yurtdışı temsilciliklerinde oy kullanılabilmesi yönünde yükselen istemler ise maalesef çeşitli gerekçelerle karşılanamadı. Demokrasi ile yeni tanışmış pek çok ülke bu hakkı ülke dışında yaşayan yurrtaşlarına tanırken, Türkiye´nin de yurttaşları ile temel bağlarından biri olan seçme hakkını vatandaşlarına tanıması gerekmektedir. Seçme hakkı alanında görülen bu eksikliğin yanında seçilme hakkının kullanımı da ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Oy kullanabilmeleri halinde yaklaşık 25 milletvekilini parlamentoya gönderebilecek olan Avrupalı Türkler bu alanda da ciddi bir ihmalkarlıkla karşı karşıyadır. Lobicilik ihtiyacı doğduğunda ilk akla gelenler olan Avrupalı Türkler parlamento ve hükümetler içerisinde hak ettikleri ölçüde temsil edilememektedir. Genel olarak bu olumsuz duruma karşın, Avrupa Demokrasi Vakfı Başkanı Aydın Yardımcı´ya Demokrat Parti´den Ankara listesinde birinci sıranın verilmiş olması bu konudaki umutları arttırmaktadır. Avrupalı Türkler olarak bu adaylığı takdirle karşılıyor. Benzer adımların diğer siyasi partilerimizce de atılacağı umuduyla, Avrupalı Türklerin Türk parlamentosundaki sesi olacağına inandığımız Yardımcı´ya desteklerimizi beyan eder, başarılar dileriz. Ahmet Aktaş, Türk Gıda İhracatçıları Birliği Cevdet Albay, Türk Gazeteciler Birliği – (TJB-NRW) Dr. Yaşar Bilgin, Türk-Alman Sağlık Vakfı Ozan Ceyhun, MdEP ad Ahmet Güler, Avrupalı Türk İşadamları Birliği (BTEU) Remzi Kaplan, Berlin Türk-Alman İşadamları Birliği (TDU Berlin) Tayfun Keltek, LAGA Kenan Kolat, Almanya Türk Toplumu (TGD) Prof. Dr. Faruk Şen, Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Vakfı

Kadın aday

Temmuz 4 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Basınımız ikiyüzlülükle,yalancılıkla hep itham edilir. BAna da Anadolu’da en çok sorulan soru “bu bizden uzak ve taraflı basınla”ne olacağıdır. Sürekli siyasette kadın konusunda programlar yapan güzide medyamız bu seçimde bütün bölgelerde tek 1.sıra adayı olmama rağmen ilgisiz kalmakta. Anadolu beni telefon ve mektup yağmuruna tuttu. “En son sıradakileri bile çıkarıyorlar sizi neden çıkarmıyor bu medya” diye soruyorlar. Bu konuda son kadın düşmanı haber Milliyet’ten geldi:(14.Temmuz sayısı)Tunca Bengin 1.bölgenin tek 1.sıra kadın adayı olan beni isim yazarak anmış!Büyük ve tarafsız gazeteci Kadıköy CHP Belediye Başkanını bile yazısına taşırken DP adaylarını görmezden gelerek büyük gazetecilik yapmış!Bari,hemen yanında yazan Taha Akyol’dan biraz gazetecilik dersi alsa diyorum.DP 1.sıra adayı ve 2.sıra adayıyla konuşup yazan Akyol Bengin’e hocalık yapabilir kolaylıkla. Ama o sınıf geçer mi bilemem.

Peki neden çıkarmıyorlar? İkiyüzlülük mü kişisel hırs ve önyargılar mı gazeteciliği yönlendiriyor diye soruyorum ben de. Çünkü Türkiye’de tarafsız basın ve camiası olmadığından millet soruyor hesabı. Yoksa gazetecinin bir kurumu olur,eşitlik izleme birimi olur,siyasette kadın kurumları olur ve adama hesap sorar. Hani BAtıya hayran olanlara duyurulur arkadaşlar. Bu BAtı demokrasisinde ve siyasetinde böyle yapılıyor. Gözleri etiketle bantlanmış gazeteciğe memurluk deniyor sadece. Beni destekleyen ve bu konuda üzülenlere açık çağrı:Beni ekranlarına çıkarmayan ve gazetelerind eyer vermeyenlere demokratik tepkinizi gösterin hepsini faks ve mektup yağmuruna tutun. bana söylediklerinizi onlar da duysun. Medyanın süper desteğini alan Baskın Oran 33.000 oy aldı.

Bugün Gazetesi’nde

Temmuz 4 2007Yorum Yok Kategori: Politika

“BüyütmekDağı bilmeyenler şimdi ahkam kesiyor DP Genel Başkanı Mehmet Ağar, partisinin Polatlı’daki seçim bürosunun açılışında vatandaşlara hitap etti. Konuşmasında MHP lideri Devlet Bahçeli’ye yüklenin Ağar, Türkiye’de terör üzerinden “ucuz ve bayağı” bir tartışmanın sürdürüldüğünü ifade ederek, “Bu tartışmalar milleti tiksindirmektedir” dedi. (04.07.2007)

YÜREK İSTER Terörün ucuz polemiklerin meselesi haline gelmeyecek kadar önemli bir mesele olduğunu kaydeden Ağar, “Hayatında dağı bilmeyenler çıkmış ahkam kesiyorlar. ‘Geçmişinizde ne yaptınız da şimdi ne yapacaksınız?’ sorusuna ne yanıt verecekler. Bu soruya yanıt verecek tek parti DP’dir, tek lider Mehmet Ağar’dır” diye konuştu. Kırat iktidarında çiftçinin ve köylünün rahat ettiğini kaydeden Ağar, şunları söyledi: ”Türkiye’ye öncelikle güven ve huzuru getireceğiz. Türkiye’de hiçbir ananın gözyaşı akmayacak, şehit cenazeleri olmayacak. Türkiye’nin hiçbir yerine gitmezsin, dağ bilmezsin, ova bilmezsin. Öyle billboard yaparak, terörle mücadele edilmez. Terörle mücadele yürek ister, terörle mücadele cesaret, tecrübe işidir. .” DYP lideri Ağar, konuşmasında muhalefet partilerini de eleştirerek AK Parti’yi iktidara getirmekle suçladı. Ağar, “AK Parti’nin karşısında seçime girmemiş yegane genel başkan benim. AK Parti karşısında söz söyleyen yegane genel başkan da benim” dedi.

Sabah’ta

Temmuz 3 2007Yorum Yok Kategori: Politika

“BüyütmekDP, türbanın serbest olacağını vaat etti Seçim beyannamesinde üniversitede türban serbestisi ve sivil anayasa vaadinde bulunan Ağar, Irak’ın bölünmesi durumunda Türkiye’nin 1926′daki Ankara Anlaşması’ndan tek taraflı çekilebileceğini belirtti.. Ağar seçim bildirgesini açıklarken solunda DP adayı gazeteci-yazar Nevval Sevindi yer aldı. (03.07.2007)

DP Genel Başkanı Mehmet Ağar, partisinin seçim beyannamesini açıkladı. Demokrat Parti (DP), üniversitelerde türban özgürlüğü vaat ederken, Musul ve Kerkük’ü Irak’a bırakan 1926 tarihli Ankara Anlaşması’ndan da çekilmeyi gündeme getirdi. DP’nin 108 sayfalık seçim beyannamesinde, sivil bir anayasadan siyasi partiler ve seçim kanunlarında değişikliğe, tam bağımsız yargıdan özgür basına, IMF ile stand-by’ın sona erdirilmesinden vergi adaletinin sağlanmasına kadar pek çok vaat yer aldı. Beyannameyi kamuoyuna açıklayan Ağar, Türkiye’deki siyasetin her geçen gün bir çözümsüzlük girdabının içine sürüklendiğini ve halkın gerçek gündeminin “AKP-CHP kutuplaşmasına” hapsedildiğini söyledi. “Artık çare var, DP var” diyen Ağar, AKP hükümetini de sayısal çoğunluğuna rağmen “muktedir” olamamak ve sorunları çözememekle eleştirdi. KERKÜK VE MUSUL UYARISI DP’nin iktidara gelmesi durumunda yapacağı işlerin vaat edildiği beyannamede 1926 yılında imzalanan Ankara Anlaşması’yla ilgili ifadeler dikkat çekti. 3 yıldır Irak’ta yaşanan istikrarsızlık ve bölünme sürecine dikkat çekilirken, “İşbirliği girişimlerimiz sonuçsuz kalır ve Irak bölünme tehdidinden kurtulamazsa, Türkiye tek başına hareket edecek ve 1926′da o günün şartlarında kabul etmek durumunda kaldığımız Ankara Anlaşması’ndan çekilecektir” ifadesine yer verildi. Ankara Anlaşması ile Türkiye Musul ve Kerkük’ü Irak’a bırakmıştı. Buna karşılık 25 yıl boyunca Musul petrolünün yüzde 25′i Türkiye’ye verilecekti. Anlaşma’dan Türkiye’nin çekilmesi, Misak-ı Milli içinde kalan Musul ve Kerkük üzerinde Türkiye’nin yeniden hak iddia etmesi anlamına geliyor. Konuyla ilgili sorular üzerine Ağar, “Bizim temel bakış açımız Irak’ın siyasi bütünlüğünün mutlak şekilde muhafazasıdır. Bu noktada bir zorluk olursa ona alternatiflerimiz de hazırdır” dedi. Bölgede hiçbir oluşumun Türkiye’ye rağmen yapılamayacağını belirten Ağar, “Tümüyle ABD’ye endekslenmiş, AKP hükümetinin dış politikaları, ABD’yi bile rahatsız eder hale gelmiştir” diye konuştu. TÜRBAN SERBEST OLACAK Diğer partilerin girmekten kaçındığı konuların başında gelen türban meselesi de DP’nin Seçim Beyannamesi’ne girdi. Beyannamede “Üniversiteler özgürlük alanlarıdır. Hiçbir çağda ülkede, üniversite kapıları kıyafetlerinden dolayı toplumun bir kesimine kapatılmamaktadır. Türkiye’deki uygulamanın dünyanın hiçbir çağdaş ülkesinde örneği yoktur. DP iktidarında, hizmet alan hiç kimsenin kıyafetine devlet eliyle müdahale edilmeyecektir” denildi.. Ağar sorular üzerine ise önce sivil bir anayasa yapılacağını söyledi.

Vatan Gazetesi’nde

Temmuz 3 2007Yorum Yok Kategori: Politika

“BüyütmekÜniversitede türban yasağını kaldıracağız DP’nin Genel Başkan Mehmet Ağar tarafından dün açıklanan “Çare var” adlı seçim bildirgesine “Irak” ve “türban” çıkışı damgasını vurdu. Bildirgede, türban konusunda “DP iktidarında hizmet alan hiç kimsenin kıyafetine devlet eliyle müdahale edilmeyecektir” vaadine yer verildi. (03.07.2007)

KERKÜK ÇIKIŞI: DP bildirgesinin Dış politika bölümünde, “Musul ve Kerkük” çıkışı dikkat çekti. Türkiye’nin Irak politikasının mevcut kırmızı çizgilerinin AKP iktidarı döneminde pembeleştirildiği savunulan bildirgede, 3 aşamalı çözüm planı önerildi. “İşgalin sona erdirilmesi, Irak’ın bölünmesinin engellenebilmesi için olmazsa olmaz koşuldur” denilen bildirgede, buna paralel olarak Irak’a komşu ülkeler arasında, Irak’ın toprak bütünlüğünü garanti eden bir ittifak anlaşması yapılmasının sağlanması öngörüldü. Son aşamada Türkiye ile Irak arasında karşılıklı olarak toprak bütünlüğünü garanti eden ve bütünlüğe yönelmiş tüm tehditlerle ortak mücadeleyi içeren bir işbirliği mekanizmasının kurulacağı ifade edilen bildirgede, Kerkük resti şöyle yer aldı: “İşbirliği girişimlerimiz sonuçsuz kalır ve Irak bölünme tehdidinden kurtulamazsa, Türkiye tek başına hareket edecek ve 1926’da o günün şartlarında kabul etmek durumunda kaldığımız Ankara Anlaşması’ndan çekilecektir.” Bildirgede dikkat çeken diğer vaatler şöyle: ÖN ŞART KIBRIS: KKTC ile gümrük işbirliği alanını oluşturulacak, askeri işbirliği antlaşması imzalanacak. VATANDAŞA GÜVENLİK: Hiçbir şehidin ailesine dava açılmayacak. Terör sorunu toplum “güvenlik mi özgürlük mü?” ikilemine sokulmadan, topyekün sosyal ve ekonomik tedbirlerle çözülecek. Asayiş sorunun çözümü için cezalar caydırıcı hale getirilecek. Tam demokratik ve sivil anayasa için büyük Anayasa Kurultayı toplanacak. MAL VARLIKLARI İNTERNETTE: Tüm seçilmişlerin mal beyanları YSK’nın internet sitesinde yayınlanacak. Milletvekili dokunulmazlığı kürsü dokunulmazlığıyla sınırlandırılacak. HSYK’nun yapısı yeniden düzenlenecek. Kurul üyelerinin seçilme usulleri demokratik yapıya oturtulacak. Gazeteciler görevlerinden dolayı, karikatüristler çizdikleri karikatürlerden dolayı cezaevine giremeyecek CİNSEL TACİZE SON: İşyerinde cinsel tacizin önlenmesi için yasal düzenlemelerin etkili biçimde uygulanması sağlanacak. Seçilme yaşı AB ortalamasına indirilecek. Kadınlar için seçimlerde kota uygulanacak. Ağar’dan Erdoğan’a: Gel canlı yayında tartışalım DP lideri Ağar dün partisinin “Çare Var” adlı seçim bildirgesini tanıttığı toplantısında, gazetecilerin güncel gelişmelere ilişkin sorularını da yanıtladı. Ağar, seçim bildirgesinde yer alan türban serbestisi vaadinin Cumhurbaşkanlığı seçimi oylamalarında DP’nin takındığı tutum ile “çelişip çelişmediği” yolundaki “Eşi başörtülü birini seçtirmediğiniz iddia ediliyor” şeklindeki soruyu yanıtlarken, “Allah kuru iftiradan saklasın” dedi. Cumhurbaşkanlığı seçiminin siyasi bir konu olduğunu vurgulayan Ağar, Başbakan Erdoğan’a birlikte canlı yayına katılma çağrısında da bulundu. “Gelsin canlı yayında tartışalım, millet de görsün” diyen Ağar, “Ama oraya geldi mi kaçıyor” vurgulamasını yaptı. Bir gazetecinin AKP ile MHP arasında devam eden “Apo kavgası” konusundaki görüşlerini sorması üzerine ise Ağar, iki parti arasında süren tartışmaya taraf olmaktan kaçındı. Ağar, “Polemiğe devam etsinler, sonra ben söyleyeceğimi biliyorum bu konuda. Türkiye’nin gerçek sorunlarına çare bulamıyorsunuz, sonra işte hep bu polemikler. Ancak bu polemikle Türkiye bir yere varamıyor” dedi.

Avrupa Hürriyet’te

Haziran 29 2007Yorum Yok Kategori: Politika

“BüyütmekDP’Lİ ADAYLARDAN ALMANYA ÇIKARMASI Demokrat Parti (DP) adayları Nevval Sevindi ile Aydın Yardımcı mecliste Avrupa’da yaşayan Türklerin sesi olacaklarına söz verdiler. İşadamı Aydın Yardımcı ve gazeteci Nevval Sevindi’nin ilk hedefi bir “Dış Türkler Bakanlığı” kurulmasını sağlamak. (22.06.2007)

“Büyütmek
ALMANYA’nın Köln kentinde basın toplantısı düzenleyen Demokrat Parti (DP) adayları Nevval Sevindi ile Aydın Yardımcı mecliste Avrupa’da yaşayan Türkler’in sesi olacaklarını söylediler. Köln’deki Avrupa Demokrasi Vakfı’nda (ADV) düzenlenen toplantıda Ankara Birinci Bölge, birinci sıra adayı işadamı Aydın Yardımcı, öncelikli hedeflerinin bir “Dış Türkler Bakanlığı” kurulmasını sağlamak olduğunu dile getirdi. Avrupa’daki Türkleri çok önemsediğini belirten gazeteci İstanbul Birinci Bölge, birinci sıra adayı Nevval Sevindi ise, “Bir ülkenin evlatları ancak bu kadar ihmal edilmiş olabilir. Avrupa’da yaşayan Türklere yapılan bu acımasız yok sayılma büyük bir haksızlık” şeklinde konuştu. TEMİZ SİYASET Konuşmasının Türkiye’deki siyasetle ilgi bölümünde özellikle temiz politika ve yeni siyasi yapılanma konularına vurgu yapan Sevindi sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin önünü açmanın tek yolu siyasetin seviyeli insanların işi olmasından geçiyor. Türk Rönesansı şerefli aydın insanlarla yapılacaktır. 23 Temmuz’dan itibaren tüm siyasi partilerde yeniden yapılanma olmalıdır. Anadolu insanı siyasi partilerde temiz politikacılar görmek istiyor. Ayak oyunlarıyla siyaset yapanlara ihtiyacımız yok. KADINLAR BELİRLEYİCİ OLACAK İstanbul birinci sıradan aday olmam partimizin kadınlara verdiği önemin bir göstergesidir. Bu seçime kadınlar damgasını vuracaktır. Bunun için ‘baraj sorunumuz yoktur’ diyebilirim. Ben yeni bir siyasetçi rol modeli getirmek istiyorum. Liderlere sırtını dayayarak siyaset yapmak yerine her siyasetçi kendi bilgisiyle, düşüncesiyle politika yapmalıdır. Dokunulmazlıkların adi suçlarda mutlaka kaldırılmasından yanayım. Öte yandan düşünce özgürlüğü anayasamızda tam manasıyla vücut bulmalı. Tabi ki bu Avrupa Birliği istiyor diye değil. Ben Avrupalılardan daha özgür düşünebileceğime inanıyorum.” AB ÜYELİĞİ HAKKIMIZ Bir soru üzerine Türkiye’nin AB üyeliği konusuna da değinen Sevindi şunları söyledi: “Türk halkı Avrupalı olduğuna ve AB’ye girilmesi gerektiğine inanıyor. Ama şimdiki hükümet ilk başlarda bir şeyler yapıyor gibi görünse de bu konuyu yüzüne gözüne bulaştırmıştır. AB’ye üye olmak hakkımız ve 40 yıldır biz bu yolda ilerliyoruz. İmtiyazlı ortaklık gibi bir şeyi kabul etmemiz söz konusu olamaz. ERKEN SEÇİM GETİRECEK Türkiye ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan bir kırılma noktasına gelmiştir. AKP Hükümeti devletin tüm kurumlarıyla kavga eder vaziyettedir. En ufak bir Ortadoğu politikası olmayan bir hükümetle karşı karşıyayız. Eğer iktidar olursak biz Kuzey Irak konusunda siyasi irademizi kullanacağız. Uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli adımları atacağız. Hemen her gün şehit vermemiz hükümetin yanlış politikalarının bir sonucudur. Millet sahipsiz bir durumda. Bu seçim Türkiye’nin geleceğini etkileyecek ve erken seçim getirecek bir seçimdir.” HİZMETİNİZDE OLACAĞIM Almanya’da yaşayan Demokrat Parti adayı Aydın Yardımcı ağırlıklı olarak Almanya’da yaşayan Türklerin sorunlarını ele aldığı konuşmasında şu ifadelere yer verdi: Almanya’daki insanlarımızın sorunlarını onların içinden gelen biri olarak çok iyi biliyorum. Sıkıntılarınızın çözümü için mecliste sizlerin sesi olmak istiyorum. 24 saat buradaki vatandaşlarımızın hizmetinde olacağıma söz veriyorum. Almanya’dan benden başka seçilebilecek bir sırada aday maalesef yok. Artık Avrupa’da yaşayan insanlarımızın sahipsizliği son bulacak. DIŞ TÜRKLER BAKANLIĞI KURACAĞIZ En önem verdiğimiz konulardan biri ‘dış Türkler Bakanlığı’ kurulması. Böylece yurtdışındaki insanlarımızın meseleleri tek merkezden ele alınıp değerlendirilecektir. Bir başka önemli konu buradaki insanlarımızın oy kullanabilmesi sorunu. Bir dahaki seçimlerde vatandaşlarımızı gümrüklerde oy kullanma sıkıntısından kurtaracağız. Yurtdışındaki insanlarımızın siyasi iradelerini ortaya koymalarını ve siyasete daha etkin yer almalarını sağlayacağız. Genel başkanımız Mehmet Ağar’ın son bir buçuk yılda Almanya’ya üç kez gelmesi ve beni başkentten birinci sırada aday göstermesi yurtdışında yaşayan Türkler konusundaki hassasiyetinin bir göstergesidir.” Demokrat Parti adayları Nevval Sevindi ile Aydın Yardımcı mecliste Avrupa’da yaşayan Türklerin sesi olacaklarına söylediler.

Sayfa 7 / 14« İlk...«56789»...Sonraki »