Politika

Sağlık

Ağustos 24 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Sağlık sistemi düzelmiştir diyenlere…… “nevval hanım maalesefki benim babam kanser akciğer olduğu şüphesi var ne yazıkkı nitelikli doktor ve hekim olmadığından dolayı çoğu kere çaresiz kalıyoruz tedavisi konusunda dahi geç kalınmış daha önceden haberdar olunsaydı diye laflar söylenip duruyor insanı öldüren kanser değil ilgisizlik ve muammada bırakmaları.mersin tıp fakultesi araştırma hastansei babami boş yere 4 veya 5 ay süründürdü o yetmedi özel bir hastaneye götürdük her kafadan ayrı ses geldi kalktık izmire götürdükönc tepecik ardında ege üniversitesi ve karar kılındı kemoterapi ve tekrar mesrine dönüldü ve heyet kurul kararıyla rapor hazırlandı ve üç önemli doktor ilaçların onayına dair imza verdiler ve 1 haftadır tekrardan mersin tıp fakultesine geldik tilkinin döndüğü dükkan gibi ama bu konuları başımızdan geçenleri sağlık bakanlığına bildirmeme rağmen onlar bize bağlı kurumlar değil onlar tıp fakulteleri ve üniversiteler bağlı bir mail geldi ve türkiye cumhuriyetinin sağlıktan sorumlu bakanlığı bana bu maili yazdı ve benim gözümde ülkemin düşüşünü gördüm ve bu ülke bitmiş artık benim türkiye cumhuriyetine güvenim kalmadı çok enteresan bizim ülkede hiç bir sistem oturmamış ve ben 31 yaşındayım bu olaylar sürekli takip eden biriyim dünya gündemi ve lke gündemiyle ilgileniyorum metafizik konularında çalışmalarım var ama anladığım tek şey var insan hayatı pek ucuz ve bu güzelim ülkede yaşama ma rağmen tepki olarak ise geçen seçimlerde oy kullanmadım ve bunu sağlık bakanlığına da bildirdim ama hiç bir şey değişmeyecek oy versemde vermesemde ama ben ülkeme olan inancımı kaybettim. maalesefki hiç bir kurum işlemiyor işliyorsada kaplumbağa hızında işliyor banka hizmetlerine varıncaya kadar.anladığım tek şey var ki oda bu memelket bitmiş ama inancım sağlam ben hep ilahi adalete güvendim benim tek dayanağım o ve babam dualar sayesinde yaşıyor
Gönderim Zamanı: 23-08-2007 12:05:57

Türkiye bizimdir

Ağustos 22 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Diyorlar ki, ülke çığırından çıkmış. Her yer oturanın babasının malı olmuş.Düşünmeden akıllı olabileceğimize bizi inandırmak istiyorlar. Hiçbir disiplin olmadan fedakarlığı öğrenebileceğimizi iddia ediyorlar. Politik liderler kadar her hangi bir makama oturanlar ve güce erişenlerin kavgasının “baba malı” üstüne olduğunu gösteriyor parmaklar. Çocuklar umutsuz, gençler mutsuz ve doyumsuz, orta yaşlılar bıkkın ve yaşlılar ölümden gayrisine itibar etmiyor. Diz boyu mutsuzluk ve umutsuzluk neden utanma duygusu yaratmıyor?

Diyorlar ki, ülke çığırından çıkmış. Her yer oturanın babasının malı olmuş.Düşünmeden akıllı olabileceğimize bizi inandırmak istiyorlar. Hiçbir disiplin olmadan fedakarlığı öğrenebileceğimizi iddia ediyorlar. Politik liderler kadar her hangi bir makama oturanlar ve güce erişenlerin kavgasının “baba malı” üstüne olduğunu gösteriyor parmaklar. Çocuklar umutsuz, gençler mutsuz ve doyumsuz, orta yaşlılar bıkkın ve yaşlılar ölümden gayrisine itibar etmiyor. Diz boyu mutsuzluk ve umutsuzluk neden utanma duygusu yaratmıyor? Türk kültürü ki yaşama sevinci ve neşenin en eski kökü. Biz ki savaşa yıkanıp paklanıp suyun olmadığı cephelerde, çiçekli yemeniler bağladık boynumuza şahadet için. Türküleri ve duaları neşe içinde birlikte mırıldanarak ölüme koşan insanımız nerede? Kim onu bu hale getirdi? Hangi çıkarlar uğruna? Kim halkımı babasının malı gibi harcadı ve kimliğini zımparaladı? “Bugünle geçmiş arasında bir kavga başlatacak olursak , geleceği kaybetme tehlikesine gireriz” demiş koca Churchill. Bizim bugünümüze pek uydu bu söz dostlar.Atatürk de bize şöyle sesleniyor:”bir devlet adamı,kerameti kendinde göremye başladı mı, devlet adamlığını bitirdi demektir.” Bizim kabul etmemiz gereken bir dönemin artık sona erdiğidir. Bu dönemin adı, “babasının malı “ dönemidir. Devletin bir koltuğunda oturanın devleti babasının malı sanması, harcadığı parayı babasının malı diye savurması, kişisel düşmanlıklarını “babasının malı” elemanları, kadrolarına uygulaması, özel sektörün kendi parasını bile bu zihinsel yapılanma halinde kullanarak hiyerarşi kurması, emekli amcaları alalım lazım olur(olmuştur)bulunsun babamızın malı yanımızda denmesi, siyasi partilerin başına lider olmayı değil ele geçirmeyi , partileri “babasının malı” halinde tapulu arazi halinde sunmayı,kullanmayı, çeteler ve rüşvetle herkesin satın alınarak “babasının malı” haline sokulmasının dönemidir bu dönem. Medyada,devlette ve özel sektörde sadece ilken kan bağı,klan ilişkileri, hemşerilik bağı üzerinden iş yapan “babasının malı” insanlar bilgiyi, cesareti,namusu,ahlakı,ar damarı, nezaketi, dini hoşgörüyü, Türklüğün iyi değerlerini,kültürü,insanlığı, sevgiyi, bilgeliyi dışladılar. Çöp tenekeleri ağzına kadar doldu .” babasının malı” tenekeleri “babasının malı” olmayan vatan evlatlarıyla doldu. Bize bugün gerekli olan gönül rahatlığı değil cesarettir. Mevlana’nın dediği gibi ;dil ku?dil ku?(kalp nerede ?kalp nerede?)Kaçınılması gereken ise sadece gaflettir. Çocuklarımızı bizden çalıyorlar. Geleceğimiz sadece bizim değil dünya içinde anlamlıdır. Bu geleceği “babasının malı” gibi harcayan herkesi tarihin çöpleri arasında göreceğiz. Gençlerimizi bizden çalanlar , değerlerimizi yerle bir edenler ve yalanı “babasının malı” haline getirenler için gaflet ve delalet en güzel dergahtır. Ben bir Türk ve Müslüman doğdum. Ailem ve ben bir çok fraklılıklarla yaşadık iç içe güzel günler gördük. Bunu gören son şanslı kuşak mı olacağım ben? İnsanlar gerçeği görecektir. Çünkü köklerimizde umut,sevgi ve değişim heyecanı var. İşte ben halkımın bu köklerine güveniyorum. Her yer herkesin “babasının malı” olabilir. Beni her yerden git “diye kovalayabilir. Ancak bu kültürel köklerim, sosyal ve biyolojik genlerim diri kök hücrelerim. Onlar kimsenin “babasının malı” değil. Onlar bana umut veriyor.Onlar bana cesaret veriyor.Onlar bana “ayağa kalk kadın” diyor. Onlar beni ne kadar incinsem koruyor ve kolluyor. Onlarla yola devam edeceğimi biliyorum. Dedemin , ninemin, büyük dedelerimin taa Hz. Osman’a giden köklerimin ban olduğu gibi halkımın sessiz çoğunluğunda var olduğunu biliyorum. Maddiyatçı ve katı dünyanın yenilmezliğine, gücün kabalığına inanmışlar. Biz evlatlarımız kurtarmak için elele vermez ve iyilerin ittifakını kurmazsak demokrasi bir rüya olacaktır. Kötülerin çıkar birliğinin iplerine yapıştığı kadar biz iyiliğin,Allah’ın ipine yapışmazsak bireyin sonu gelecek. “her insan kadar Allah’a ulaşma yolu vardır” diyen güzelim özgürlüğüme gelen darbe ağırdır. Ülkemizde partiler çökmüştür. Partiler hemşeri kahvehanesi haline gelmiştir. Politika üretilmeyen ve üretimine izin verilmeyen ,çıkar birliğinin “baba malı” despotizmi demokrasinin organlarını yok etmiştir. Demokrasinin organları yoksa demokrasiyi hangi araçla icra edeceğiz ? Bir kez düşünün bakalım. Bu düşünme koltuğuna,unvanına,maaşına ya da başka çıkarlarına set mi olacak? Yarın bütün geleceğine bir duvar inşa ediliyor. Bu duvar “babasının malı” olarak ülkeyi görenlerle adalet,sevgi,cesaret,bilgi, kültür ve memleket sevgisi isteyenleri ayıracak. Mücadelemiz fırsatları eşitlemek, ayrıcalıkları ortadan kaldırmak,her bireyin hayatına ve yurttaş olarak konumuna en yüksek değeri vermektir. Bu hep kendi bireysel hayatımız hem toplumun çıkarı için değerli bir mücadeledir. Tüm toplum adil fırsatlar istemekte. Buna kulak tıkayanlarla yeni kulak tıkayıcılar ,yeninin yıldızlı tıkayıcıları hep yer değiştirmekte. Fırsat eşitliği bir toplumun bireye vereceği en yüce hizmettir. “Babasının malı” parselleme anlayışı 1000 yıllık kültürümüze ve atalarımıza hakarettir. Bırakalım bunu kapitalizmin evlatları doya doya yapsın. Son tahlilde Roosvelt 1910 yılında bunu şöyle dile getirir: “Bir insanın mesleğindeki en önemli unsurlar , tümü bir araya geldiğinde karakter dediğimiz şeyi oluşturan niteliklerin bir özeti olmalıdır. Eğer o insanda bunlar yoksa, insan zekasının yaratabileceği hiçbir kanun,isterse en cesur ve güçlü yürütme tarafından uygulansın,nafiledir. Dolayısıyla her şeyden önce karakter, insanı iyi bir adam , iyi bir baba,iyi bir koca yapan,onu iyi bir komşu yapan karakter doğru dürüst olmalıdır.Öncelikle bu gerekiyor;buna ek, her bir yurttaşta bu özelliklerin olabilecek en iyi şekilde gelişmesine imkan sağlayan yasaların çıkarılıp uygulanması gerekir.Ülkemizin temel sorunu,doğru ve iyi yurttaşların olmasıdır;bunu sağlamak için ilerlememiz gerekir ve devlet adamlarımızın gerçekten ilerlemeci olması gerekir.” Bir çok tehlikeyle dolu olan bu yol işte bu yoldur; her şeyi yeni baştan ele almak ve temel kazarak inşa etmek. Yeni ve gerçek Türkiye’nin politikası için umut sizinle var olacaktır. mektup: Nevval hanım, sitenizdeki yazınızı okudum. Birçok kısmının altına imzamı atarım. Ancak; Biz hiçbir zaman ve hiçbir dönemde demokrasi mücadelesi vermedik ki. Demokrasiyi aile yaşantısına kadar indirgeyemedik ki. Sizin yazınızda yazdığınız gibi şehadet için, vatan için, hilafet için, monarşik liderler için güle oynaya- türküler söyleye ölüme gittik. Ama kendi haklarımız sözkonusu olduğunda hiç böyle cesur olamadık ki. Tanzimat fermanında, 1876 anayasasında başımızdakiler lütfederek bir takım haklar verdi; Cumhuriyet döneminde de yine lütuf ile hak kazandık. Halen dahi AB baskısı ile bir takım hak ve özgürlükler yine lütfedilerek sunuluyor. Adeta ; “EY TEBAA, BEN BU HAKLARI SANA UYGUN GÖRDÜM AL VE KULLAN, BU BENDEN SANA BİR LÜTUF” mantığı. Halbuki hak ve özgürlükler mücadele ile talep edilerek kazanılmazsa, o hak ve özgürlüklerin değeri de tabanda anlaşılamaz. Tıpkı şimdiki dönemde olduğu gibi. Bu açıdan bakıldığında; “çünkü köklerimizde … değişim heyecanı var” şeklindeki düşüncelerinizi de maalesef paylaşamıyorum. Toplum olarak değişime değil statükoya bağlı olduğumuz inancındayım Bu bağlılığımız da siyaset simsarları tarafından istikrar kılıfı altında gayet güzel kullanılmakta. Aksi halde çocukluğumun liderlerinin orta yaşlarımın liderleri de olması nasıl açıklanabilir ki? Saygılarımla… _________________________________________________________________ Posta: kulturgazetesi@mynet.com
Konu: çalışmalarınız
Mesaj: sn.bayan partinin genel başkanlığına doğru emin adımlarla gittiğinizi görmekteyiz. kararlı olmak her zaman kazançtır. tabandan da edidiğimiz izlenime göre,siz bu işin içinde alnınızın akıyla çıkacaksınız.. ülkemizin böyle çağdaş politikacılara ihtiyacı var.. çalışmalarınızda üstün başarılar diler,saygılarımı arz ederim..
Gönderim Zamanı: 24-08-2007 17:59:50
Sn Nevval Hanim, Her sheyden once sizi cok sevdiyimi, dogalliginizla ve icten konushmalarinizla beni motive ettiyinizi soylemek istiyorum. Rahatsizliginizda cektirdiyiniz fotografinizi ozellikle beyendim. Allahtan hepimize saglikli gunler diler, guzel yuzunuzu Azerbaycanda gormek isterim. Bakuden Namik..
Gönderim Zamanı

Taban kadın başkanı destekliyor

Ağustos 19 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Tarih tekerrür eder mi? Hiç siyasi tecrübesi olmayan Tansu Çiller’i genel başkan kabul eden gelenek, yine kökenden partili olmayan sarışın, eğitimli ve iddialı bir kadın genel başkanı kabul edecek mi? AKŞAM yazdı:

Mehmet Ağar’ın danışmanı olarak girdiği DP’de şimdi Genel Başkan adaylığı yarışına giren gazeteci-yazar Nevval Sevindi ile konuştuk Gazeteci-yazar Nevval Sevindi’nin adını çok insan biliyor. Kanser hastalığından sonra yazdığı kitaplarla geniş bir kitleye ulaştı. Bir gazeteci olarak siyasi yanı hep güçlüydü; Fethullah Gülen röportajı ve ardından yazdığı kitap, çok konuşuldu. 9 ay önce Mehmet Ağar’ın danışmanı olarak Demokrat Parti saflarına katılan Nevval Sevindi, İstanbul 1. bölgeden birinci sırada milletvekili adayıydı. Partinin baraj altında kalması ve Mehmet Ağar’ın istifasıyla Demokrat Parti Genel Başkanlığı’na talip oldu. Sevindi siyasette kalıcı olmaya niyetli! Partili bir geçmişiniz yok, bu nedenle eleştiriliyorsunuz… Seçimlerde çok tecrübe edindim. Zaten zeka düzeyim, eğitimim ve tecrübemle bir şeyi anlamam için 30 yıla ihtiyacım yok, tabanı, örgütü tanıdım. Mehmet Ağar ağır bir yenilgi aldı, bir mahcubiyet göstergesi olarak ayrılışı övgü kazandı. Siyaset, maalesef liderlerin gitmemekte ayak dirediği, yetişkin gibi davranmadığı bir ortam. Bu nedenle partilere ve siyasetçiye güven bunalımı had safhada. DYP kökenim yok, bütün il başkanlarının, hatta Ağar’ın da katıldığı bir toplantıda, “herkes burada DP kökeninden gelmiş ama ben farklıyım ailem; CHP’li ve Kurtuluş Savaşı’ndan sonra o zaman tek parti CHP’ye girip, bir daha da değiştirmediler” dedim. Bunu söylemem herkese ilginç gelmişti. Bir kökene ihtiyacım yok. ANAP’tan beri siyasi partiler, artık bir milli takım durumundan çıktı. Adaylığımı açıklar açıklamaz yüzlerce telefon aldım. “Tabandan, Anadolu’dan Ankara’ya örgütleneceğim” demiştim. İnsanlar başarısız bir liderlik tecrübesi yaşadıklarını, 92’lerden itibaren sürekli kan kaybettiklerini, teşkilatların dibe çakıldığını düşünüyor ve cesur bir çıkışım olduğuna inanıyorlar. DEMİREL’İN ELİNİ ÖPMEYE GİTTİM Mehmet Ağar’la Süleyman Demirel ters düştü, olur da başkan olursanız Süleyman Demirel’le ilişkiniz nasıl olacak? Tabanda yoklama yaptım; eski bakanlarla, yetkili kişilerle görüştüm. Çok olumlu, cesur bulduklarını, tabanın kadın başkana sıcak baktığını, yeni ve temiz yüzlere ihtiyaç duyduklarını söylediler. Sayın Hüsamettin Cindoruk’la görüşmem basına da yansıdı. Cindoruk, Ağar’ın istifasının çok doğru olduğunu söyledi. Demirel beyanat vermedi ama tabii ki o da partinin ayağa kalkmasını istiyor. Bu konuda onunla da görüş alışverişinde bulunmak istiyorum, randevu istedim, elini öpmeye gittim. Tansu Çiller’le de görüşmek istiyorum. ANAP’la birleşememe nasıl yansıdı? Çok olumsuz yansıdı, o zaman Anadolu’daydım, insanlar çok heyecanlıydı. Birleşme, başkanların güvenilmez davranışlarda bulunmaları, birbirine güven duymaması, süreçleri iyi ayarlayamayışları nedeniyle gerçekleşmedi. Alternatif düşünülebilirdi. Genel başkan olursam, parti kapılarını kadınlara, gençlere açacağım. Elbette sağda birleşmeyi de olumlu buluyorum. Kaliteli insanlarla kaliteli siyaset yapılmadan bize demokrasi gelmeyecek. Yoksa tek parti, tek demokrasi olarak idare edileceğiz. DP’yi ayağa kaldırmak istememin nedeni hem merkezi yeniden yapılandırmak hem de tek partili demokrasiden kurtulmak. Şu anda AK Parti merkezde. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Boşluk olursa boşluğa oturan bulunur ama bu, orası sizin kalacak demek değil. Sahibi gelirse, gidersiniz. Fethullah Gülen’le yakınlığınız konuşuluyor, hatta size “Doğru Yol’dan aday olma, AK Parti’den ol” dendiği söyleniyor, teklif geldi mi? Böyle bir teklif gelmedi. Benim, Fethullah Gülen’le yakınlığım bir gazeteci olarak kendisiyle röportaj yapmamdan ve röportajın büyük ilgi görmesinden, kitabımın çok satmasından kaynaklanıyor. Gülen’in bir fenomen olduğu ve ilgilenilmesi gerektiği konusunda sosyal bir veri olarak ısrar ettim. Bir Şerif Mardin bir de ben galiba, sosyal bilimci olarak bu konunun çok önemli olduğunu, görmezlikten gelemeyeceğimizi, görmezlikten gelmenin toplumların, siyasi iktidarların işine yaramayacağını söyledim. Dünyada da böyledir; sosyal bilimler sonuçları itibarıyla siyasidir ve sosyal bilimciler çok sevilmez. Beni es geçseler bile, uluslararası arenada tanınan akademisyen Şerif Mardin’i de yeterince önemsemediler. Kimsenin bağımsız ve özgür irademi zedeleyemeyeceği, bana emir veremeyeceği, hem yaptığım işten hem de kişiliğimden açık ve net anlaşılıyor. HİÇBİR GRUBA DAYANMIYORUM Adaylığınızla ilgili bir destek var mı? Tamamen bireysel kararım. Buna inanmak zor geliyor çünkü Türkiye’de güçlü bir konum; kocaya, babaya, dayıya, paraya, pula, silaha, güce yaslanarak alınıyor. Hiçbirine dayanmıyorum, akla, bilgiye, bilime, deneyimime, birikimime ve en önemlisi millete güveniyorum. 10 yıldır kadınlarla, gençlerle çalışıyorum. Kadınlarla ilgili, kanserle, sağlıkla ilgili bir sürü iş yaptım, Anadolu ile sıcak ilişkilerim var. Nazım Hikmet’in ‘okumadan, yazmadan bilenler’ dediği kitleyi seven, onlara iman etmişim. Güvencem onlar. Onlar değişim istiyor. Bu nedenle yenilikçiler hareketini başlatıyorum. Ağar’ın cumhurbaşkanlığı seçimindeki tutumu oy kaybettirdi mi? Siz ne yapardınız? Kaybettirdi. Ben genel başkan olarak Meclis’e girerdim. Neden oy vermeyeceğimi, bunun siyasi nedenlerini anlatırdım, oyumu da karşı olarak verirdim. Meseleyi, neden sakıncalı bulduğumu anlatırdım. Millete hiçbir şey anlatmıyorsunuz, siyaset yetişkin, cesur insanların işidir… Seçileceğinizi düşünüyor musunuz? Olasılık teorisine göre her şey yüzde 50. En azından denemek istiyorum, ben de boyumun ölçüsünü alırım, başkaları da alır… Ali Saydam ‘puplicity’ görünme peşinde olduğunuzu yazdı… Keşke Ali Saydam son 15 yıldaki görünürlük kapasitemi araştırsa. Okunan kitaplar yazmışım, önemli röportajlara imza atmışım, ödüller almışım. Konuşulan isimlerdendim. Siyaset öncesine dair isteyen fotoğraflara, görünürlük kapasitemi ölçmeye yarayacak bilgiye ulaşabilir. Nevval Sevindi hakkında… Burcu Yay yükseleni Aslan. Gazeteci Kerem Çalışkan’la evli, yetişkin bir kızı var. “Hedefe varmak için engelleri dinlemem, ama bir işi yaparken herkesi dinlerim, akıl danışırım” diyor. Cinayet ve serüven romanlarını seviyor. Dindar, Kur’an okuyor, Mesnevi’yi elinden düşürmüyor. Her konuda iddialı, mutfakta da özel mönüler yapıyor. Kazanamasa da siyasetten çekilmeyi düşünmüyor. AYCAN SAROĞLU-aycan.saroglu@aksam.com.tr Güzel sarışınların liderlik savaşı Demokrat Parti’nin (DP), seçim yenilgisinin ardından kasım ayında büyük kongre kararı alması, lider adaylarını harekete geçirdi. DYP kurucularından, Tansu Çiller’in sağ kolu Turan Güven, “Tansu Hanım’ın ‘Taban isterse’ beyanatı yeterlidir. Aday göstereceğiz ve kendisinin seçilme sorunu yoktur” ifadesini kullandı. Nevval Sevindi ve Tansu Çiller liderlik için yarışan iki kadın olarak bir ilke imza atacak. TANSU HANIM GARANTİ Çiller’in adaylığını önceki gün açıklayan Turan Güven, Tansu Hanım’ı tekrar ziyaret ederek adaylık için bir onay almayacaklarını söyledi. Güven, “Kendisinin ‘Taban isterse dönerim’ mesajı bizim için yeterlidir. Sayın Çiller’in seçilme sorunu yoktur. Tabanın kendisini istediği de ortadadır. Başka birinin DP’nin başına geçmesi doğru olmaz, hoş olmaz” dedi. AĞAR KARA MİZAH Mehmet Ağar’ın, “İhtiyaç olursa dönerim” mesajının “kara mizah” olduğunu savunan Güven, DP’nin Mehmet Ağar’ın genel başkanlığında barajın altında kaldığını ve seçim yenilgisinin en büyük sorumlusunun Ağar olduğunu savundu. TOPUK SESLERİ SARDI 17-18 Kasım’da yapılacak DP büyük kongresinde Çiller’in aday gösterilmesiyle liderlik için iki kadının ismi öne çıktı. Kongre sürecine kadar üçüncü bir aday çıkmazsa, bir dönem Ağar’ın sağ kolu olan Nevval Sevindi ile eski Başbakan Tansu Çiller, genel başkanlık koltuğuna oturmak için kongrede yarışacak. İki kadın adayın genel başkanlık yarışı Türk siyasi tarihinde bir ilk olacak. Sevindi’nin adaylığına Çiller kanadından da destek geldi. Turan Güven, “İki hanım aday olursa elbette kongre çok daha güzel olur. Nevval Hanım’ı da cesaretinden dolayı kutlarım” diye konuştu. ——————————————————————————– Herkes topu tabana atıyor KASIM ayında kozlarını paylaşacak olan DP lider adaylarının hepsi topu “tabana” attı. Tansu Çiller’in, “Taban isterse itiraz etmem, dönerim” açıklamasının ardından, geçtiğimiz hafta DP’ye gelen Mehmet Ağar da, “Önce sessizlik sürecine gireceğim. Kendimi sorgulayacağım” ifadesini kullanmıştı. Ağar, partinin kendisine ihtiyaç duyması durumunda dönebileceğini, ancak şimdilik kasım ayında yapılacak kongrede aday olmadığını belirtmişti. mektuplar: Ablacım, az önce partinin sitesinde melek atalay\’ın basın açıklamasını okudum ve hayretler içerisinde kaldığımı ifade edeyim.hanımefendinin ifadesindeki ironik iğrençlik öyle thaf boyutlardaki sizi yakinen takip eden bir kardeşiniz olmasam sizin yangından mal kaçırmak isteyen haysiyetsiz ve karaktersiz bir insan olduğunuzu düşünürdüm gibi. Abla bu parti eğer ki bu kadının ifadeleri yönünde bir misyona sahip ise öncelikle yaşamın kaçınılmaz gerçeği olan demokrasiden çoooook uzaklarda sultalıkla ve onun etrafında makama yaltaklanan kimselerle idare ediliyor demektir ki, bunun benzerini biz 2002 seçimlerinde parti içi muhalefetin demokrasi adına galip geldiği ve halk tarafından da desteklendiği bir AKP gerçeğinde bulabiliriz. Bu ifadeler bana pek uzak değil:sadece sultalığın gelenekçiliğe hapsedilmesi sonrası bir zamanların flaş partisi Refah\’ın iki seçimde de ne halde olduğunu görmekteyiz.Demokrasiden yoksun menfaat organlarının yiyiyp bitiremediği tabanı olan ama halktan çooook uzakta kalmış ve bir de misyon(!) sahibi bir refah… Korkarım DP\’deki bu inatlaşma ve size karşı yapılan bu saygısızlıklar ve ayak oyunları bir ilahi tokat olarak kongrede yüzüne vurulması gerekli şahıslara iner :-) .bir taraftan yangından mal kaçıran bir insan olarak tanıtılmanız,diğer taraftan ise F.Gülene olan yakınlığınızın siyasi malzeme olarak kullanılması şu aşamada önünüzdeki en büyük (haksızca ve saygısızca) engel.bu parti Tansu Çiler zamanında hanımefendinin ihtiraslarına kurban olmuştur.Zoraki bir lider portresiyle tanıştırılmak ihtiyacı hasıl olduğundan siyasi arenada liyakatinin olabileceğine inanmadığım bir kimseyle başlangıç noktasından bugüne kadar bu hale getirilmiştir.Bir parti iki seçimde de rezalet derecesinde baraj altı kalıyorsa bunun sorumlusu lider değil de bu satırları yazan ben garip kulunuz muyum??? merakla kongreyi bekliyorum abla. ama kardeşiniz olarak bir tavsiyemi kulak ardı etmeyin: Bu köprünün altından geçen su haddinden fazla kirlendi.İhtirası olanlar ve makam mansıp aşıklarıyla birlikte halktan uzak kalmışlar parti içerisinde köşeleri kapmış vaziyette.İhtirası olmayacak olan ve bir makam uğruna vizyonunu tehlikeye atmayacak bir SİZ kaldınız.Kongreden mağlup çıksanız dahi inanın kazanmış olacaksınız;çünkü demokrasi sayıların temsil edildiği bir sistem de asla kaybetmez.Muhakkak bir gün gelir ve yerini alır ve kendini temsil ettirir. Hayret ettiğim bi konu da şu: Tayyip erdoğan parti misyonunu şeyh edebalinin sözlerine oturtabilirken ve seçmenin geniş bir kitlesinde de bu misyon hüsnü kabule layık görülürken sayın malum genel başkan ve yarı ortağı mumcunun misyonları ve vizyonları nedir??? bukadar mı basitiz !!! üzülmek yok kaybedersek; çünkü bu halk bu güzel hanımı siyasetin içerisinde aktif rol aldığı için sevmemişti.sonuç ne oursa olsun sizin güzelliğiniz kazansın abla. Saygılarımı sunuyorum Bu sözü her defasında yazdım size ama bu kez çok içten söylemek istiyorum abla: ALLAH (cc) YARDIMCINIZ OLSUN… muharrem Merhaba Nevval hanım bugün 19/08/2007 pazar güzel ve sıcak bir ağustosdan bir gün, benim şu millete bir sorum var neden bilgili ve birikimli insanlara görev hazzı duymazlar? Cevabı da bende kemikleşmiş ve monotonlaşmış düzenlerini kaybedecekler sizin gösterdiğiniz bu medeni cesaret umarım TÜRK siyasi hayatına dinamik katar. Bunun için şahsım ülkem adıma yapmam gerekenlerin farkındayım ve sizin gibi insanların yanındayım. Sevgi ve Saygılarımla
Gönderim Engin Gönderen: İbrahih Halil
E-Posta: tor-halil
Konu: TÜRKİYE SİYASETİNE YENİ UFUK
Mesaj: Sn.Nevval Hanımın DP.Genelbaşkanığına Adaylığını Bugune kadar aktif siyaset yapmamış bir iş adamı olarak,Hanım efendinin geçmişteki ilkeli başarılı kişiliğinden tanıdığım kadarıyla,TÜRKİYE siyasetine çokşyleri kazandıraçağına emin olduğumdan bu mesajı yazmak ve kendisini tebrik eder Bizler her konuda kendisinin destekçisiyiz.Sayğılarımla.iSTANBUL
Gönderim Zamanı: 14-08-2007 13:38:57
Gönderen: ercüment
E-Posta: e
Konu: partimizin genel başkanlığına bekliyoruz
Mesaj: hanfendi, ben milletvekili aday adayı idim malum konular yüzünden çektik adaylığımızı sizin gibi uzakgörüşlü lidere ihtiyacımız olduğunu geleceğin lideri nevval hanfendinin liderliğinde iktidara yürüyeceğimizi biliyor ve bekliyor ve destekliyoruz. işadamı
Gönderim Zamanı: 14-08-2007 12:43:01
Gönderen:
Mesaj: Öncelikle Hayırlı Olmasını Diliyorum Çalışmalarınızı çok yakından takip ediyoum. Azimli ve teçrübeli yaklaşımlarınız için sizi tebrik ediyorum.Siyasi arenada sizin gibi renkli kişiliği olan bir vatan severi destekleyip sizin gücünüzü güç katmak bizleri mutlu edecektir. Yani kısacası sizinle beraberiz. Kısaca kendimden bahsetmek isterim . Denizliliyim , inşaaat mühendisiyim , , çok aşırı derecede azimliyim ,kendimi başarı hedeflemiş biri olarak siyasette iddalıyım. İnternet gücümüz denizlide mükemmel. Sizlere saygı ile selamlarım . Gönderen: mehmet emin
E-Posta:
Konu: lidere selam
Mesaj: ben bugün okuduğum gazatemde sizin demokrat parti başkanlığınıza aday olduğunzu öğrendim ve çok sevindim şimdiden tbr.ler yolunuz açık olsun kalbimiz sizinle
Gönderim Zamanı: 13-08-2007 18:45:01
en içten sevgilerimizle, kültür gazetesi için yazdıklarınız bizi onurlandırdı.. evet, gazetemiz tam 14 seneden bu yana hiç aksatmadan yayın hayatını devam ettirdi. bu, kendi çapında bir başarı.. sizin siteden yazıları tek tek almaya başladık.. bunları ( siz izin vermiştiniz..) kendi okuyucularımıza aktaracağız.. ayrıca, genel başkanlık mücadelenizi desteklemek için çalışmalar yapmak istiyoruz.. sizin gibi bir insanın büyük bir partinin genel başkanı olması ülkemiz için bir şans olacaktır.. bizden bir talebiniz varsa, lütfen belirtiniz.. sevgi ve saygılarımızla.. Gönderen: volkan ekiz
E-Posta: voekiz@hotmail.com
Konu: Genel Kurul
Mesaj: Sizi şahsım adına tebriik ediyorum.Medeni bir cesaret örneği göstererek DP Genel Başkanlığına adaylığını koydunuz.Bende bir Demokrat Parti üyesi bir ilçenin gençlik kollarındanım ve sizinle tanışmak isterim ve inşallah genel kuruldan zaferle ayrılırsınız.cevabınızı bekliyorum. Gönderen: GÖKHAN YORULMAZ
E-Posta: gokhanyorulmaz61@hotmail.com
Konu: sizi dinledim tebrikler
Mesaj: ben bornovada oturan kamudan emekli teknikerim .dp üyesiyim. sizi ben anladim ancak program il ve ilçe örgütleri hizmetlerinde arge çalışmalarina agırlık verecek gerçeklerle bireylere hizmete hazır hale gelecektir.araştırma kökenli biri olarak\’ ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRMESİ\’olmayan ülkeler geri kalmaya mahkümdür.burada bir hedef oluşturursak ülkemize önnemli bir hizmet olur devamlılığı olur başarı dileklerimle.bu dönem sn.burhan özfaturayla yogun bir koşturma sonuçu bizlerin istemediği sonuçla karşı karşıya kaldık.şimdi yenilenmek zamanı ufku açık önünü görenleri partimize davetle yençliğin çalışmalara davet edilerek çalışmalari hizlandırmak gerekir.allah yolunuz açık etsin sizlerleri gayreti bu dava bitmez.ankarada buluşmak üzere saygılarimla selamlar

Habertürk’te

Ağustos 19 2007Yorum Yok Kategori: Politika

DP’de eski ve yeninin yarışı! Türkiye’de bir ilk, iki hanım aday DP Genel Başkanlığı için yarışacak. 19.08.2007 11:01 DP başkanlık yarışı büyük çekişmeye sahne olacak. DP’yi topuk sesleri sardı. Demokrat Parti’nin (DP), seçim yenilgisinin ardından kasım ayında büyük kongre kararı alması, lider adaylarını harekete geçirdi.Nevval Sevindi ve Tansu Çiller liderlik için yarışan iki kadın olarak bir ilke imza atacak.

TOPUK SESLERİ SARDI 17-18 Kasım’da yapılacak DP büyük kongresinde Çiller’in aday gösterilmesiyle liderlik için iki kadının ismi öne çıktı. Kongre sürecine kadar üçüncü bir aday çıkmazsa, bir dönem Ağar’ın sağ kolu olan Nevval Sevindi ile eski Başbakan Tansu Çiller, genel başkanlık koltuğuna oturmak için kongrede yarışacak. İki kadın adayın genel başkanlık yarışı Türk siyasi tarihinde bir ilk olacak. Sevindi’nin adaylığına Çiller kanadından da destek geldi. Turan Güven, “İki hanım aday olursa elbette kongre çok daha güzel olur. Nevval Hanım’ı da cesaretinden dolayı kutlarım” diye konuştu. (Akşam)

makale

Ağustos 15 2007Yorum Yok Kategori: Politika

http://www.mustafaalifirtina.com/sayfalar/posts/nevvalle_turkiye_sevinecek…161.php SİZİ KONU ALAN KÖŞE YAZIMIN LİNKİ YUKARIDADIR… OKUMANIZI ISRARLA RİCA EDİYORUM. YOLUNUZ AÇIK VE AYDINLIK OLSUN… NEVVAL’LE TÜRKİYE SEVİNECEK… 22 Temmuz seçimleri sonrasında bana göre en mantıksal ve en önemli hareketlerden bir tanesi Demokrat Parti Genel Başkanı Mehmet AĞAR’ ın istifası idi. Bu seçimler sonrasında ki Demokrat Partinin oy kaybını tamamı ile sayın AĞAR’ a yüklemek yanlış olacağı gibi kanımca kendisi dürüst, aklı selim bir liderin yapması gereken en doğru şeyi yapmıştır. Yenilgilere rağmen saçma bir hırsla salıvermeyen ve direnen liderlerin geldiği yer ortadadır. Mehmet AĞAR’ ın istifasına ek olarak Gazeteci- Yazar Nevval SEVİNDİ’ nin bu zorlu göreve talip olduğunu açıklaması ise bir başka doğru hareket olup bu doğru ile Demokrat Parti kanadında

NEVVAL’LE TÜRKİYE SEVİNECEK… 22 Temmuz seçimleri sonrasında bana göre en mantıksal ve en önemli hareketlerden bir tanesi Demokrat Parti Genel Başkanı Mehmet AĞAR’ ın istifası idi. Bu seçimler sonrasında ki Demokrat Partinin oy kaybını tamamı ile sayın AĞAR’ a yüklemek yanlış olacağı gibi kanımca kendisi dürüst, aklı selim bir liderin yapması gereken en doğru şeyi yapmıştır. Yenilgilere rağmen saçma bir hırsla salıvermeyen ve direnen liderlerin geldiği yer ortadadır. Mehmet AĞAR’ ın istifasına ek olarak Gazeteci- Yazar Nevval SEVİNDİ’ nin bu zorlu göreve talip olduğunu açıklaması ise bir başka doğru hareket olup bu doğru ile Demokrat Parti kanadında yeni bir umut oluşturulmuştur. Aslında bu hareketi umut olarak nitelendirmek te doğru değildir. Çünkü ortada gözle görülür bir gerçek vardır. O da sadece Demokrat Partinin değil Türkiye Siyasetinin yeni yüzlere ihtiyacı olduğudur. Bu bağlamda sayın Nevval SEVİNDİ’ nin Genel Başkanlığa adaylığı sadece Demokrat Parti’ yi değil kesinlikle Türkiye’ yi de ilgilendiren önemli bir gelişmedir. Bu sıcak gelişmeler esnasında en çok dikkatimi çeken husus ise sayın SEVİNDİ’ nin söylemleridir. İşte o söylemlerden bazıları; “Günümüzde politika artık sadece para ve güç ile yürütülebilecek bir uğraş olmaktan çıkmıştır” , “Akıl, bilgi ve gönülle siyaset yapmaya talip olanlara kapılarımızı açtık” , “Üç ana ilkemiz var. 1) Yeni politikalar 2) Yeni yüzler 3) Yeni hedefler. Parti bu hedefler doğrultusunda tepeden tırnağa yenilenmelidir. Türkiye’de kadınların ve gençlerin enerjisi DP’yi yeniden canlandıracak zengin bir kaynaktır”. Bu söylemlere bakılacak olursa Türkiye sadece siyasette yeni bir yüz değil siyasette yeni bir bakış açısı da kazanıyor. Önemli olan söylemler değil söylemlerin hayata geçirilmesi iddiasında olanlar muhakkak vardır. Onlar da bilmelidirler ki; Sayın SEVİNDİ isteseydi AKP saflarından şu anda meclise girmiş olurdu. O zoru seçti. Çünkü inançları ve geleceğe olan bakış açısı bunu gerektiriyordu. Bu yüzden kendisini koltuk ve makam sevdalısı değil hizmet sevdalısı olarak görmek çok doğru ve yerinde olacaktır. Kaldı ki Sayın SEVİNDİ’ nin bugüne kadar gerek yazdığı makalelerdeki benliği gerekse yapmış olduğu tv programlarındaki tarz ve üslubu ile yayınlanmış kitaplarında ele almış olduğu konular dahilinde kendisinin tam anlamıyla bir Türkiye gerçeği ile iç içe olduğu hususu göz ardı edilmemelidir. Çizdiği imaj ve doğru kadınlığı en çok da bu can alıcı söylemleri Türkiye’ nin özlemini duyduğu bir lider portresine tam olarak oturmaktadır. Nevval Sevindi ile Türkiye aradığını bulmuştur ve Demokrat Parti saflarının bu isme vereceği destek Türkiye’nin aradığı yüzü Türkiye’ ye sunacaktır. Eminim ki Türkiye’ de bu ismi sahiplenecektir. Nevval SEVİNDİ’ nin Demokrat Parti Genel Başkanlığı’ na adaylığı; içimde kaybolmaya yüz tutan ülkemin refahına yönelik umutlarımı yeşertmiş ve benim geleceğe daha bir umutla bakmama neden olmuştur. Her neden ve nasılsa görmezden gelinen vasat bir ekonomi tablosu ışığında önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak gerçekler ışığında ne demek istediğimi herkes daha bir anlayacak. Bu gerçeği bir çok aydın kimse daha iyi bilmesine rağmen maalesef göz ardı ediliyor. Allah yardımcın olsun, Nevval SEVİNDİ… Yolun açık ve aydınlık olsun. Hayata sım sıkı sarılan kişiliğin ve söylemlerinin meyvesini geç olmadan alacağından hiç şüphen olmasın. Türkiye’nin sana ihtiyacı var ve ben bunu görebiliyorum. Akıl, bilgi ve gönül ile siyaset yapmak isteyip de engellenen milyonlar seni bekliyor. Mustafa Ali FIRTINA _________________________________________________________________ öncelikle iyi günler ülkemizin gelişmesi açısından ve özellikle de kadınlarımızın yüksek mevkilere gelmesi açısından DP genel başkanlığına adaylığınızı canı gönülden destekliorum Nevval Hanım..Umarım Türk siyasetine yeni bir soluk ve çehre getirirsiniz. İyi çalışmalar Emre

VATAN: DP’ye kadın başkan adayı

Ağustos 13 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Demokrat Parti Genel Başkanlığı’na adaylığını resmen açıklayan gazeteci-yazar Nevval Sevindi, Mehmet Ağar’a sert çıktı Gazeteci-yazar Nevval Sevindi Demokrat Parti (DP) Genel Başkanlığı’na adaylığını resmen açıkladı. Adaylığını açıklayan Gazeteci Yazar Nevval Sevindi, “Yenilikçiler” olarak adlandırdığı hareketle “yeni politikalar, yeni yüzler ve yeni hedefler” ilkesiyle yola çıktıklarını söyledi.

’Ağar ve ekibi dönmemeli’ Mehmet Ağar’ı eleştiren Sevindi şöyle konuştu: DP, tarihinin en ağır yenilgisini almıştır. İki seçimde baraj altında kalan, üstelik seçmen sayısı arttığı halde yüzde 9.5’tan yüzde 5.5’e düşen partinin politik geleceği tehlikeye atılmıştır. Merkez sağda birleşme umudu yaratıp sonra bunu fiyasko ve hayal kırıklığına dönüştüren Ağar ve ekibi bu durumun baş sorumlusudur. Başarısız ve çok yetersiz seçim kampanyasından da bu ekip sorumludur. Bu nedenle yapılan tek doğru hareket Ağar’ın istifası olmuştur. Ağar ve ekibi asla geri dönmemelidir. Yoksa partiye karşı zaten varolan güven bunalımı artar ve parti biter. ’Kırat yeniden şahnanacak’ Ya köklü bir yenilenme ile Kırat yeniden şahlanacak ve DP, AKP’ye alternatif tek parti olarak yeniden iktidara yürüyecek, ya da yok olup eriyip gidecektir. DP tabanında partinin köklerinden ve DYP mirasından gelen çok sağlam ve güvenilir bir temel vardır. Türk demokrasisine gönül vermiş, ona can ve kan veren, yıllarca hiçbir çıkar gözetmeden fedakarca çalışan bu insanlar, DP’nin yeniden yükselişinin de temel taşı olacaktır. DP’nin yeniden canlanışı da kendi saflarındaki değerli ve nitelikli isimlerin ciddi şekilde elele vermesi ve partiye sahip çıkması ile olacaktır. DP’de bugün il başkanları, Çarşamba günü de Genel İdare Kurulu toplanacak. Ağar’ın yakın çevresinin ısrarıyla partinin başında kalabileceği iddia edilirken, Hüsamettin Cindoruk’un geçen hafta Ağar’a istifasının DP’ye daha yararlı olacağı telkinide bulunduğu belirtildi. Çiller DYP’nin başında 9 yıl kaldı 1990 yılı Kasım ayında DYP’de politikaya giren Tansu Çiller, 1991 seçimlerinde İstanbul milletvekili seçildi. Sosyal Demokrat Halkçı Parti ile kurulan, Süleyman Demirel’in başbakanlığındaki koalisyon hükümetinde ekonomiden sorumlu devlet bakanı olarak görev aldı. Süleyman Demirel’in 9. cumhurbaşkanı seçilerek başbakanlık görevini bırakmasından sonra DYP genel başkanlığına aday olan Tansu Çiller, 13 Haziran 1993 tarihli DYP Olağanüstü Genel Kurulu’nda en yüksek oyu alarak genel başkan seçildi. Türkiyenin ilk kadın başbakanı olan Çiller, DYP Genel Başkanlığı’nı 9 yıl sürdürdü. Çiller, 3 Kasım 2002’de yapılan erken genel seçimlerde DYP’nin seçim barajını aşamaması üzerine genel başkanlık görevinden istifa ederek, aktif politikadan çekildi. sayın sevindi. özellikle melek atalay isimli genel başkan yardımcısının sizin hakkınızda söylediği sözlerdeki seviyesiliğe ilişkin beyanınızdan dolayı sizi tebrik ediyorum. Maalesef ki Demokrat Parti adına Melek Atalay gibilerin açıklama yapmasına imkan verilmiş.bu hepimizi üzüyor. Ayrıca adaylığınızın da partimize hayırlı olmasını diler, saygılar sunarım…DP TRABZON MERKEZ İLÇE GENÇLİKKOLLARI BAŞKANI
Gönderim Zamanı: 14-08-2007 16:48:35
: tor-halil@hotmail.com
Konu: TÜRKİYE SİYASETİNE YENİ UFUK
Mesaj: Sn.Nevval Hanımın DP.Genelbaşkanığına Adaylığını Bugune kadar aktif siyaset yapmamış bir iş adamı olarak,Hanım efendinin geçmişteki ilkeli başarılı kişiliğinden tanıdığım kadarıyla,TÜRKİYE siyasetine çokşyleri kazandıraçağına emin olduğumdan bu mesajı yazmak ve kendisini tebrik eder Bizler her konuda kendisinin destekçisiyiz.SayğılarımlaİSTANBUL
Gönderim Zamanı: 14-08-2007 13:38:57
Sayın Nevval Sevindi, merhabalar, öncelikle kendimi tanıtayım. Sizinle ilk olarak Erciyes Üniversitesi\’nde toplum ve kültür üzerine bir konferansta tanışmıştık. Optimum grubu olarak organize etmiştik. 13 Ağustos 2007 günü Ankara kuğulu parkta bir röportajınızı gördüm orada sizi kutlamak istedim fakat röportaj esnasında rahatsız etmek istemedim. Bende üniversiteden yeni mezun olmuş bir genç olarak ve Türkiye de sorunun değil çözümün bir parçası olmak isteyen bir genç olarak sizi destekliyor ve ileriki zamanlarda inşallah sizinde başkanı olduğunuz DP gençlik kolları çatısı altında siyasete adım atmak istiyorum. Bu düşünceler ışığında DP genel başkan adaylığınızın hayırlı olmasını diliyor ve çalışmalarınızda başarılar diliyorum. demokrat partı adaylığınız
Mesaj: sizi bütün kalbimle destekliyorum sizin çok büyük hayranınızım siz demokrak parti 1950 ruhunu yeşertecek tek kişisiniz ve yolunuza çıkacak engelleri aşacak güçtesiniz mutlu güzel yarınlara sizinle beraber yürüyeceğiz
Gönderim Zamanı: 16-08-2007 12:04:14
HERŞEYE RAĞMEN YILMAMALI KAYBETMEK KAÇINILMAZ BİLE OLSA VAZGEÇMEMELİYDİNİZ… UMARIM VAZGEÇMEZSİNİZ… BEN VE BEN GİBİ MİLYONLAR YEMİN EDERİM SİZİN GİBİ İNSANLARA ÖZLEM DUYUYOR… HABERLERDE HEP GÖZÜM SİZİ ARAYACAK BİR GÜN SİYASETİN İÇİNDE SİZİ LİDER OLARAK GÖRMENİN HASRETİNİ TAŞIYORUM. ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN. SENİ SEVİYORUM NEVVAL ABLA…
Gönderim Zamanı: 16-08-2007 02:31: degerli ablacım ben bir üniversite ögrencisiyim sizin genel başkanlıga adaylıgınıza sevindim benim gibi arkadaşlarım da mutlu oldular inşallah seçilirsiniz de gelecek yıllarda sizi de mecliste görmek isteriz yolunuz açık olsun Allah başarınızı daim eylesin.SEVGİLERİMLE.ALLAHA EMANET OLUN.KENDİNİZE İYİ BAKIN.
Gönderim Zamanı: 14-08-2007 23:09:57
sayın ve degerli ablacım ben her zaman zaman da yazılarınızı takip ediyordum milletvekili adayı oldugunuzda sevinmiÅŸtim ancak m.agarı sevmedigim için oyumu başka partiye vermiştim ben sizi başkan olarak her zaman yanınızda olurum dualarımla.Allah yolunuzu açık etsin.bir üniversite ögr.olarak gençlerin önünün açılmasını dilerim.Allah baÅŸarınızı daim eylesin.TÜRKİYE YENİLİKLERİ İSTİYOR.birilerine geri dön demekle hiçbir ÅŸey çözülmez…Siz bizi sevindirin genel baÅŸkan olarak Allah da her zaman sizi sevindirsin…ALLAHA EMANET OLUN .KENDİNİZE İYİ BAKIN sevgilerimle ablacım… Demokrat Parti Genel Başkan Adaylığınızı tebrik eder, Size ve Demokrat Parti camiasına hayırlı olmasını dileriz. Ötüken Gençlik Çoğunluğa uymak Çoğunluğa uymak her zaman doğru mudur? Peygamberler neden çoğunluğa uymadı? Peygamberlerin daveti çoğunlukça kabul görmediği halde neden davalarından çoğunluk lehine dönmediler? Çoğunluğun sayısal değeri var da niteliksel değeri yok mu? İnsanlar neden eğitim alıyorlar? Bilenlerle bilmeyenler aynı mı? “Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.” Enam Suresi /116/ Diyanet Meali Saygılar. b>Gönderen: MUSTAFA ALİ FIRTINA
E-Posta: mustafaalifirtina@hotmail.com
Konu:
Mesaj: Anadolu\’ ya bakma abla sen… Anadolu\’nun eğitime ihtiyacı var… hemde çok büyük bir eğitime… yemin ederim şu an gözlerimden yaş akıyor… ilk defa demiştim, ilk defa siyaset istediğim gibi oluyor… ve bir çokları bilmesede bilmediği güzellik onları buluyor… ama sayın ağar\’ da çok ayıp etti… hemde çok ayıp… senden bir tek ricam var abla lütfen emellerinden vazgeçme… bin kere kaybetsende yüz bin kere atıl… bak insanlar bırak kendi kayıplarını memlekete bile kayıp veriyorken yine vazgeçmiyorlar… Ödemişli Mustafa kardeşin sana sevgi duyuyor, sana saygı duyuyor ve seni örnek alıyor… sen umudunu yitirirsen bizler yarına nasıl umutla bakarız… sana yemin ederim ufacık yerel gazetede bile istediklerimi doğru bildiklerimi yazamıyorum… ve bugün emin çölaşan\’ ın gidişi bir çok kişiyi ürkütüp bir çok fikrin kaynağına kilit vurmuştur. bu memlekette Mustafa Kemal\’ e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz… seni seviyorum abla… umudum ol… yoldaşım ol… aşkın bitmesin içindeki… Anadolu arkandayız diyor ve sana çelme takıyor olsa bile yılma… Allah yardımcın olsun…. Allah şifalar versin…
Gönderim Zamanı: 16-08-2007 23:27:40
son günlerde basında sizinle ilgili çıkan olumsuz bir çok eleştiriyi okudum. bu eleştirilerden bir çoğu malesef size yönelik seviyesiz eleştirilerdi. mekanik katılama dayalı türk siyasi yapısı içerisinde sizin gibi yetişmiş, yetenekli, etkili bir yazarın hayatının (bir yazar için hiç de kısa sayılmayacak bir süre) bir bölümünü boşa geçirecek olması beni üzüyor. siyaset kurumunda kaldığınız her gün bu tür seviyesizler artacak ve yazar olarak sizin enerjinizi ve yazma yeteneğininizi olumsuz etkileyebileceğinden korkuyorum. türkiyede siyaset yapma adına sizin hırpalanmanızdan ve yetişmiş bir beynin bu şekilde zamanını heba etmesi beni korkutuyor. siyasi yaşamınızdaki hedeflerinize ulaşmanız temennim olmakla birlikte tahminlerim bu kadar olumlu değil. siyaseti herkez yapabilir ama yazarlık % 99 çalışma %1 dehanın ürünüdür diye düşünüyorum. yüzde 1lik deha olmadan da yazar olunmaz. siz hem deha hemde çalışkanlık olarak iyi bir yazarsınız. her geçen gün ömürdendir. çok kişisel bir görüş olacak ama bu dünyada bir yadı cemil olarak kalmanız için yazarlığa devam etmenizin uygun olacağını düşünüyorum. siyasetten uzak herkezi kucaklayan bir nevval sevindi bu topluma daha çok şey verecek siyasete yakın bir kısım insanları kendine hasım olduğu nevval sevindi ise hırpalanacaktır diye düşünüyorum. muhabbetle.
Gönderim Zamanı: 13-08-2007 22:14:00
Refik Gönderen: ismail tabak
E-Posta: ismail_ogr@mynet
Konu:
Mesaj: sizi tebrik ediyorum bu karalı duruşunuş sizi hak ettiğiniz noktaya ulaştıracaktır ve siyasette çok iyi işler yapacaksınız sizin arkanızdayız sizi destekliyor ve çok seviyoruz
Gönderim Zamanı: 17-08-2007 11:52:58
Çoğunluk üzerine —Çoğunluk her zaman doğru mudur, haklı mıdır? —Azınlık her zaman mağdur mudur, haklı mıdır? Her iki sorunun cevabı da tabiî ki hayır. Mutlak doğruyu veya haklıyı tespit etmek çoğu zaman mümkün olmuyor. O halde uzlaşmayı sağlayacak; kavgayı, çekişmeyi önleyecek bir yol bulmalı. Bir karara varılmalı. Kararsızlık en kötü sonuçtur. Varılan kararın toplumun her kesimini memnun etmesi beklenemez. Burada çoğunluğun iradesini yansıtan “Demokrasi “devreye giriyor. Eşit haklara sahip olanlar arasında çoğunluğun isteğinin yapılmasının kabulü ile toplumsal uzlaşı sağlanabilir. Çoğunluk ile alınan karara itiraz edenler elbet olacaktır. İşin inceliği, zarafeti burada gizli. Burada önceliği olan husus kararın doğruluğu veya yanlışlığı değildir. Çoğunlukla alınmasıdır! Yoksa alınan kararın doğruluğunun tartışmasız kabul edilmesinin dayatılması yanlış sonuçlar doğurur. Karar ( Kişisel hak ve özgürlüklere aykırı olmamak kaydıyla) zorlayıcı hükümler de içerebilir. Çoğunluğun özgür iradesi ile alınan kararlar, tabu değildir. Tartışılabilir, yanlış olduğu iddia edilebilir. Fakat karara uyma mecburiyeti vardır. Özellikle ihtisas gerektiren hususlarda, karar mekanizmasında görev alacak olanların eşit ihtisas kademelerinde bulunması gerekir. Rasgele oluşturulacak bir kurulun çoğunluk ile vereceği bir karar ne kadar doğru olabilir? İnanç ile ilgili toplumsal uzlaşı yapılsa da zorlayıcı olamaz. Çünkü inanç kişisel hak ve özgürlük alanına giriyor. Yani insanların neye ve nasıl inanacağı konusunda toplumsal baskı oluşturulamaz. Saygılarımla. Sn. Nevval Sevindi; 1946 halk hareketinin merkezi, Demokrasi misyonunun kalesi olmuş bu asil ve şerefli parti, milletle el ele vererek bu zorlu günleri aşacaktır. Bundan tüm Türkiye’nin şüphesi olmadığı gibi Anadolu’nun da şüphesi yoktur. 1991 seçimlerinde Sayın Demirel’in kazandığı seçimlerle başlayan ve sürekli olarak aşağıya doğru gelen grafiği hep birlikte analiz etmemiz gerekmektedir. 12 Eylül sonrası Türkiye’yi inşa etmiş olan Merkez sağ misyon, Anavatan Partisi ve Doğru Yol Partisi olarak ikiye bölünmüş ve çatışan bir zihniyetle millet nezdinde ki itibarına hep eksi puanlar katmıştır. Sayın Çiller bu ülkenin en zor dönemlerinde cesaretle ülke meselelerinin üstüne gitmiş, çok zor görevlerin üstesinden gelmiştir. Fakat ortada olan gerçek merkez sağ Sayın Çiller döneminde ki kadroları ile medya patronlarının ve iş adamlarının partisi olmuştur. Merkez sağ bu dönemlerde kulağını Bakırköy de ki balıkçıya vermesi gerekirken, kulağını Çukurova da ki pamukçuya vermesi gerekirken ne yazık ki bir kulağını Swiss Otel’e diğer kulağını Hilton Otel’ine verdi. Merkez sağın kodları özde kavranmadığı gibi, yaşatılamadı ve bu inanca sahip olan kanaat önderleri partimizden ne yazık ki uzaklaştılar. 3 Kasım 2002 seçimleri Doğru Yol Partisi için yıllardır süren fetret devrinin en acı sinyali olmuştur. Akabinde Sayın Ağar ile yükselişe geçen demokrat misyon 4 yıl boyunca sürekli tırmanmış ve son 6 ayda kendi stratejik hataları yüzünden çok büyük kayba uğramıştır. 22 Temmuz seçimleri, bu ülkede seçimlerde belirleyici olan faktörün sadece ve sadece “Demokrasi” olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Gönüllerin dinmeyen başvekili merhum Adnan Menderes’in gösterdiği demokrasi mücadelesi ve statüko millette demokrasi taşlarının hiçbir zaman silinemeyeceğini göstermiştir. Gün bir kenara çekilip, gerçeklerden kaçma günü değildir. Gün şahsi çıkarlar peşine düşüp milleti unutmanın günü değildir. Bu misyona gönül vermiş herkes tabanda ve fikir bazında sağlanacak değişikliklerle, kurumsallaşan bir parti yapılaşması ile “Merkez Sağ’ın gerçek sahiplerini” ortaya çıkarmak için gayret göstermelidir. Şahsınızın Demokrat Parti Genel Başkanlığına adaylığınız son derece memnun edici bir gelişmedir. Fakat asıl olan problemleri iyice analiz edip, Merkez Sağ misyona yönelik stratejileri geliştirmektir. Zamanınızı aldığım için özür diliyor, saygılar sunuyorum. Hakan KURT www.siyasethatti.com Genel Yayın Yönetmeni Bu size 3. mesajımız . İlk 2 mesajımda ; tanıdığımız kadarıyla demokrat , milletin değerleri ile ters düşmeyen bir yapıya sahip, inanç değerlerine önem verip mukaddeslerini her ortamda koruyabilecek bir yapıya sahip olan Nevval Sevindi hanımefendi o an içinde bulunduğu yapıya yakışmayan bir şahsiyetti .Ve biz bunu size izah etmeye gayret ettik.Siz oraya yakışmıyorsunuz demeye gayret ettik. AMA ŞU AN FARKLI Bir tavır farklı bir duruş var gibi. Siz kendi inançlarınızı,yapınızı, duruşunuzu,samimiyetinizi İktidara taşıyabilmenin mücadelesine giriştiniz . DEMOKRASİDEN ,HUKUKDAN , ADALETTEN VE MİLLETİN ORTAK DEĞERLERİNDEN YANA OLACAĞINIZI EN AZINDAN TAHMİN EDEREK SİZİ KUTLUYORUM. Geçmişte bulunduğunuz yapıda ki kadro denilen o yapıların demokrat bir yapıda olmadığını söylemek kehanet veya kızarak söylenen laflar değildi.bunuda şu an sizlere ilk karşıtlığı cansiperane ödev olarak gören melek atalay gibi kadro olan sayınlar ın , bayanların var olduğu vede genel başkanın tavırların demokrasiye ve hukuka bakışlarının açık olduğu bir yapıdan hayır gelmezdi. Size bunu Haddimi aşmamaya gayret ederek izah etmeye çalıştık. neyse tekrar hayırlı olsun. AK PARTİNİN KADROLARINA VE İCRAATLARINA GÜVEN DUYAN VE DESTEKLEYEN BİRİ OLARAK SİZİ ORADA GÖRMEK İSTEDİĞİMİDE SİZE İLETMEKLE BİRLİKTE : Bir hakkı teslim etmek adına sizi Türkiyede Demokrat , hukuka bağlı , milletin değerleri ile çatışmayan ama eksikleri tespit eden ve hatta belirli yapıları dahada ileriye taşıyamaya gayret eden başka bir yapınında KÖKÜ , MAZİSİ VE GEÇMİŞİ OLAN DEMOKRAT PARTİSİNİN başında Sizi görmek İSTERİZ. saygılarımla . NAZİF BİLGİNOĞLU — ELAZIĞ
Gönderim Zamanı: 13-08-2007 17:08:17
LÜLEBURGAZ LILAR OLARAK HAYIRLI OLSUN
Gönderim Zamanı: 13-08-2007 15:13:29
Gönderen: ayhan aykanat
E-Posta: aa@ayhanaykanat.com
Konu: tebrikler
Mesaj: DP genel başkanlığı adaylığınızı destekliyor başarılar diliyorum. Saygılarımla merhaba abla. liderlik hususunda böyle bir hamle beklemiyordum sizden; ama yanılttınız. yanılmanın ötesinde bir gerçeğin farkına vardım: Bu ülkede kadınlar daha ihtiraslı ve hizmet yapmak adına daha içten ve samimi gibi. Liderlik konusundaki inat ve azminizin buradan geldiğine eminim. Bir kardeşiniz olarak nazcizane nasihatim: koltuğa yapışmışlar size o makamları kaptırmak istemeyecekler ve çirkefliklere ki, bunun diğer adı da bu ülkede demokratik haktır, hazır olun; ama ben size inanıyorum abla. VRE BİSMİLLAH :-)
Gönderim Zamanı: 13-08-2007 13:45:51
Seçimleri çok yakından izledim Agar ve ekibi Dp ye sızmış ajan gibi partiyi bitirmek için ellerinden geleni yaptılar ne slogan ne söylem herşey sahte idi malum sonuç da ortada iken Büyük bir cesaretle Genel Başkanlıga aday olduğunuzu açıkladınız gerçekten sizi kutlarım TAM BİR CESARET İŞİ inşallah bu ülkeyi sevenler hep beraber birlik bütünlük içerisinde DP ye güç verir yeniden diriltiriz ARTIK TÜRKİYENİN DE DEMİR LEYDİSİ VAR size güveniyoruz yanınızdayız Genel başkan adaylığınız hayırlı olsun saygılarımla
Gönderim Zamanı: 12-08-2007 22:31:08

Sabah’ta

Ağustos 12 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Demokrat Parti üzerine ‘ince’ hesaplar! Klasik merkez sağda bundan sonra neler olacak? Doğrusu bu sorunun tek bir cevabı yok. İnanılmaz bir karışıklık ve kargaşa sürüyor. Bu kargaşanın en yoğun yaşandığı yer ise Demokrat Parti. MAHMUT ÖVÜR yazdı.

DP yüzde 5.5 civarında oy almasına rağmen bir büyük hareketin temsilcisi olduğu için “post kavgası” bitecek gibi görünmüyor. . Birçok kişi, birçok grup partiyi ele geçirmek için mücadele ediyor. Kimler yok ki… En başta da Mehmet Ağar adı geçiyor. Çünkü istifa dilekçesini vermediği ortaya çıkan Ağar’ın geri dönüşünden söz ediliyor. Onu diğerleri izliyor. Seçim sürecinde Ağar’la arası açılan teşkilat başkanı Mümtaz Yavuz, ATO Başkanı Sinan Aygün’ü partinin başına getirmek için yoğun çaba harcıyor. İstanbul 3. Bölge’den milletvekili adayı olan gazeteci yazar Nevval Sevindi de “Yenilikçiler” ismiyle liderliğe soyundu. Tansu Çiller’den sonra ikinci kadın gelen başkan olmak için çalışmalara başladı bile. Aralarında Ağar’ın eski danışmanlarının da bulunduğu bir grup, Ankara İl Başkanı Bülent Kuşoğlu’nu partinin başına getirmek için çalışıyor. DP’nin geleceğiyle ilgilenen sadece bunlar değil. Aydın Menderes, Mehmet Ali Bayar gibi deneyimli isimler de süreci yakından izliyor. Bu anlamda kulağı partiye endeksli bir başka isim de eski başbakanlardan Tansu Çiller … Gerçi partide “gençlerin önü açılmalı” diyerek kendini öne çıkarmadı ama ilgisini de eksik etmiyor. DP ile ilgilenen bir başka çevre de Turkuaz Hareketi. Hareketin içinde yer alan eski DYP’liler “sessiz” bir yoklama yaptırarak, “Acaba Ali Müfit Gürtuna olamaz mı?” sorusunun cevabını arıyorlar. Tüm bu hareketlerin nasıl bir yol haritası izleyeceği önümüzdeki günlerde daha da netleşecek. Çünkü parti içindeki huzursuzluk artık dizginlenemeyecek noktaya geldi. Bu açıdan en anlamlı çıkışı, bir süre önce Bursa’da bir araya gelen 28 il başkanının yetki verdiği 7 il başkanın yapacağı bekleniyor. Onların başlattığı hareket taşları yerinden oynatacak gibi görünüyor. Bu sürecin nasıl şekilleneceği ise pazartesi günü yani yarın Ankara’da yapılacak parti il başkanları toplantısında ortaya çıkacak. Denilenlere göre bu toplantıda eğer Genel İdare Kurulu “Organ seçimli olağanüstü kongre” kararı alırsa sorun yok. Ama almazsa bu durumda il başkanlarının isteği üzerine henüz istifa etmeyen Mehmet Ağar genel başkan sıfatıyla partiyi “Büyük Kongre” ye götürecek. Bu konuda Ağar’ın söz verdiği konuşuluyor. Ayrıca il başkanları arasındaki bir başka söylentiye göre ise; Ağar genel başkanlık koltuğuna geri dönmek istemiyor ancak yerine Hüsamettin Cindoruk’un geçmesini istiyor. Peki süreç böyle devam ederse ne olacak? Birçok koldan partiye sahip olma çalışmaları sürse de en etkili hareket hiç kuşkusuz il başkanları hareketi olacak. DP’nin kaderi büyük olasılıkla onların vereceği kararla şekillenecek. O kararın içinde ise “sürpriz” bir isim saklı. Denilenlere göre, o isim bir anlamda Aydın Menderes’in tarif ettiği “helal süt emmiş” bir DP’li. Ortaya çıktığında her kesimin hatta eski muhalif olanların bile “hayır” diyemeyeceği bir isim. Buraya kadar elbette süreç rahat geçmeyecek. Tam anlamıyla bir “iç savaş” beklentisi var. Ama asıl sorun yine de AK Parti’nin “toplumsal merkeze” oturduğu bir dönemde DP’nin nasıl bir misyon yükleneceğinde… Bunun cevabını da belki o “Büyük Kongre” de bulabiliriz… Yayın tarihi: 12 Ağustos 2007, Pazar YALÇIN BAYER HÜRRİYETTE YAZDI DP’de hareketli günler Yalçın BAYER DP’de seçim yenilgisinden sonra bazı kadroların arasında bir ’hareket’lilik dikkat çekiyor. Çiller’in etrafındaki bir grup, gelişmeleri dikkatle izlerken, Demirel, partiye, kendisine yakın bir genel başkan arıyor. Mehmet Ağar, kendisinin ve takımının dışlanmayacağı bir kadro belirlemek üzere çalışmalar yapıyor. Sinan Aygün’ün ise, babasının vefat etmesi nedeniyle çalışmalarını bir süre ertelediği anlaşılıyor. Siyasete Mehmet Ağar’ın danışmanı olarak başlayan sosyolog ve araştırmacı Nevval Sevindi, önceki gün Hüsamettin Cindoruk ile bir görüşme yapmış. Cindoruk daha önce de Ağar’la görüşmüştü. Yeni kurulan Bengütürk TV’de Gülgün Feyman’ın ’Sürmanşet’ programında dün Cindoruk, ’DP’nin yol haritası’ ile ilgili ilginç sözler sarf etmiş. DP milletvekili adayı Nevval Sevindi’nin konuk olduğu programa telefonla katılan Cindoruk, Mehmet Ağar’ın Ayvalık’ta kendisini ziyaret ettiğini belirterek şöyle demiş: “Mehmet Ağar bana geldi, politikayı bıraktığını ve de politikaya dönmeyeceğini söyledi. Ben de, biz büyüklerin fikri de böyledir, dedik. Ama siyasette insan kolay yetişmiyor, siyasette bir kenarda kal, bir gün lazım olursun, insan harcamanın alemi de yoktur, diye de ekledim.” Nevval Sevindi de, Cindoruk’u bir gün önce ziyaret ederek DP içinde başlatacağı ’yenilikçi hareket’i ve nasıl bir yapılanma ve kadro hayal ettiğini anlatmış. Cindoruk, bu girişimi olumlu bulduğunu söylemiş ve “Türkiye’de entelektüel, doğru analizler yapan kaliteli insanlara gerek olduğunu söylemiş. “Sizin adaylıktan sonra siyasete devam ediyor olmanızı takdirle ve ilgiliyle karşılıyorum. Siyasete devam ediniz ve önemli işler başarabilirsiniz” demiş. Sevindi, “Ben DP’yi yeniden ayağa kaldırmak istiyorum” deyince Cindoruk, şu karşılığı vermiş: “Bu çok önemli, eski kadrolarla bu iş olmaz… Zaten seçim kaybeden lider ve kadrosu gitmelidir, siyasi ahlak bunu gerektirir.” Bu arada DP misyonunun yetiştirdiği iki siyasetçiden Köksal Toptan’ın Meclis Başkanı, Meral Akşener’in de Meclis Başkanvekili olduğuna dikkat çeken DYP’li eski bir milletvekili, “Türk siyasetine bu gibi politikacılar ’ihraç’ eden DP elbetteki yeni kadrolarıyla siyaset sahnesinde güçlü isimleri yeniden bünyesine kazandıracaktır” dedi. Aydın Menderes’in tabiriyle DP’de “helal süt emmiş bir önder”in ortaya çıkması için liderlik mücadelesinin daha da kızışacağı beklenebilir.

KIRAT YENİDEN ŞAHLANACAK!

Ağustos 10 2007Yorum Yok Kategori: Politika

DP tarihinin en ağır yenilgisini almıştır. İki seçimde baraj altında kalan, üstelik yüzde 9.5’tan yüzde 5.5’e düşen partinin politik geleceği tehlikeye atılmıştır. Merkez sağda birleşme umudu yaratıp sonra bunu fiyasko ve hayal kırıklığına dönüştüren Ağar ve ekibi bu durumun baş sorumlusudur. Başarısız ve çok yetersiz seçim kampanyasından da bu ekip sorumludur. Bu nedenle yapılan tek doğru hareket Ağar’ın istifası olmuştur. Ağar ve ekibi asla geri dönmemelidir. Yoksa partiye karşı zaten varolan güven bunalımı artar ve parti biter. Bugün DP bir dönüm noktasındadır. Ya köklü bir yenilenme ile Kırat yeniden şahlanacak ve DP, AKP’ye alternatif tek parti olarak yeniden iktidara yürüyecek, Ya da yok olup eriyip gidecektir. DP tabanında partinin köklerinden ve DYP mirasından gelen Çok sağlam ve güvenilir bir temel vardır.Türk demokrasisine gönül vermiş, ona can ve kan veren, yıllarca hiçbir çıkar gözetmeden fedakarca çalışan bu insanlar, DP’nin yeniden yükselişinin de temel taşı olacaktır. AKP, boş bulduğu araziye apartman diken uyanık müteahhit gibidir. Merkez sağdaki boşluğu doldurmuş gözükmektedir. Ama bu görüntü yanıltıcıdır. Bütün vitrin çabasına rağmen AKP DP gibi Türkiye’nin gelenekçi, değerlerine bağlı, ama modern Ve kalkınmacı merkez çizgisini temsil etmemektedir. DP, AKP ile başa çıkabilecek tek politik alternatiftir. Halktan kopuk ve donuk CHP ile halat politikası gibi çağdışı milliyetçilik Peşinde olan MHP’nin AKP ile başa çıkma şansı yoktur. Yalnızca DP’nin bu şansı vardır. AKP’nin yeni Meclis başkanı Köksal Toptan bu iddianın açık kanıtıdır. DYP saflarında değeri bilinmeyen ve kenara itilen K.Toptan, kendi içinden Böylesine nitelikli isim bulamayan AKP tarafından TBMM başkanlığına taşınmıştır. DP’nin yeniden canlanışı da kendi saflarındaki değerli ve nitelikli isimlerin Ciddi şekilde elele vermesi ve partiye sahip çıkması ile olacaktır. Bu nedenle Yenilikçiler Hareketini başlattık. Üç ana ilkemiz var. 1) Yeni politikalar 2) Yeni yüzler 3) Yeni hedefler. Parti bu hedefler doğrultusunda tepeden tırnağa yenilenmelidir. Türkiye’de kadınların ve gençlerin enerjisi DP’yi yeniden canlandıracak zengin bir kaynaktır. Günümüzde politika artık sadece para ve güç ile yürütülebilecek bir uğraş olmaktan çıkmıştır. Yalnızca bunlar yetseydi, iktidarda başka isimler olurdu. 21. Yüzyılda politika ancak akıl, bilgi ve gönülle yürütülebilir. Zaten DP Türkiye’de demokrasiyi inşa eden parti olarak bu gönüllü Ve fedakâr politik geleneğin geriye kalan tek mirasçısıdır. Bugün yeniden tek parti yönetimi hevesine kapılan AKP’ye Karşı da DP demokrasinin biricik güvencesidir. Günümüzde liderlik beyin takımına, uzman kadrolara ve nitelikli isimlere İmkan veren bir liderlik olmalıdır. Erdoğan da bu ihtiyacın farkında olarak AKP vitrinine sağdan soldan önemli isimler taşımıştır. DP ise kendi saflarındaki değerli isimleri bile kanara itmiş öne çıkarmamıştır. Yenilikçi Hareket DP’ye yeni liderlik anlayışını da getirecek DP’nin kökündeki kültürel kudret ve partililerin imanı bizim en büyük kaynağımızı teşkil ediyor. Akıl, bilgi ve gönülle siyaset yapmaya talip olanlara kapılarımızı açtık. YENİLİKÇİLER HAREKETİ ADINA NEVVAL SEVİNDİ

yenilikçiler hareketi
Mesaj: Yenilikçiler hareketini destekliyor ve sizin dp davasında çalışmalarınızı kutluyorum.Siyaset koltuk ve makam hırsı ile yapmayan üst düzey tecrübeli ve eğitimli kişilerle yapılırsa başarı yakalanabilir.Merkez sağ görüntüsü vermeye çalışan akp iktidarında küstürülen dyp li isimleri (Sayın Süleyman Demirel dönemlerinden yetişen) görmüyor muyuz ? başarılar diliyorum. Bugün DP nin her şeyden önce yenilenmeye ihtiyacı olduğu hepimizin malumu. Türkiye yıllardır kötü iktidarlar tarafından yönetilmekte. Buna artık dur demenin zamanı geldi ve çoktan geçiyor. Partinin yenilenmesi için kaliteli insanlara ihtiyaç var ve ben de kendimin bunlardan biri olduğumu düşünüyorum. Bu yüzden boşa akan akarsu gibi olmamak ve ülkem için çok şey yapmak istiyorum. Bu konuda ilk adımı sizinle tanışmak ve DP\’ye üye olarak atmak istiyorum. Sizden bu talebim için olumlu veya olumsuz ama muhakkak bir cevap bekliyorum. Sevgi ve saygılarımla Erhan

Duyuru

Ağustos 5 2007Yorum Yok Kategori: Politika

CEMAAT BASKI YAPMADI Milliyet’in 4.8.2007 Cuma günü yayınlanan Serpil Yılmaz yazılı haberde 1. sayfada yer alan başlıkta “ cemaatin AKP baskısı” ibaresi gerçek dışıdır. Telefonla yapılan söyleşinin iç sayfada yer alan içeriğinde bunu destekleyen bir şey yoktur.

Şu satırlarda belirttiğim gibi: “Çünkü o doğrudan mesaj vermez. Kimseye, ‘Gidin şu partiye’ dediğini düşünmüyorum. Kadrolarının inisiyatifidir. Oysa onun tavrı siyasete tarafsız kalmaktır.” Açıkça görüşlerimi aşağıda madde madde yazıyorum: 1.Sayın Fethullah Gülen ile ilgili kampanyam süresince sayısız kez sorulduğunda cevapladığım gibi: “sayın Fethullah Gülen hiçbir siyasi konuya doğrudan müdahil olmaz , taraf olmaz. Misyonun bugüne kadar tavrı da bu yönde olmuştur. 2.Zaman gazetesi yönetimi ben DYP girince yazılarımı kesmemi istedi. Tüm siyasi süreç içinde Zaman ve STV hararetle AKP destekçisi olduğu kamuoyunun bilgisi dahilindedir. Beş yıl çalıştığım Zaman gazetesinde 1.Bölge 1.sıra adaylığım açıklandığı haber dahil hiç yer almadım. 3.DP’de adaylığım açıklandıktan sonra cemaat içinden ve dışından bir çok insan” neden AKP’den girmedin kazanman garanti” dedi.Ben de bu uyarıları dostça aldım.Hiç bir yerde baskı olarak nitelemedim. Ancak DP’ye söz verdiğim için ayrılmak aklımın ucundan bile geçmedi. 4.Bu arada DP adaylığım ilan edildikten sonra, cemaat tabanından “AKP’den neden aday olmadın” diye çok sayıda e-mektup aldım. Bir kısmında ciddi tepki ve hakaretler vardı.Ancak ben bunları tabandan gelen genel tepki diye niteledim. Sitemde yayınlamadım.Bu tepkileri doğrudan cemaatin tepkisi olarak değerlendirmedim hiçbir yerde. 5.Adaylık sürecim içinde cemaat içinden ve dışından yakın dostlarım seçilmem için ,TBMM’ne girmem konusunda moral ve sempati desteğini vermişlerdir. Hepsine bu vesileyle teşekkürü bir borç sayıyorum. Teşekkürler….. 6.DYP+ANAP birleşmesi ile ilgili kamuoyunda bir çok spekülasyon devam etmektedir. Partide kasıtlı bazı çevrelerin yaymaya çalıştığı bir iftira da şu: cemaatin bu birleşmeyi benim aracılığımla engellediği! Bu tümüyle iftira ve yalandır.Aksine bu konuda bireysel çabamda her iki liderin tanıklığı vardır. İsteyen sorabilir. 7.Politikada DP tabanında yaşanan bunca olumsuz olaya ve kargaşaya karşı dedikodu, iftira üretenlere alternatif olarak “Yenilikçiler Hareketi”ni başlattım. Anadolu’dan bir çok arkadaşımla birlikte başladığımız bu yolda yaşanana tüm gelişmeleri şeffaflık politikası gereği kamuoyu ile paylaşacağım. Bu konuda her gelişmeyi sitemden anında göreceksiniz. Kapalı kapılar ardında politika yapanlar çöktü. AÇIK POLİTİKA ŞEFFAF YÖNETİM hedefimiz. Buradan herkese ilan ediyorum. Saygılarımla Nevval Sevindi Milliyet Hakkında siyasi çevrelerden yayılan, “Gülen cemaatinden, Gökçek’ten para aldı, birleşmeyi engelledi” dedikodularına, “Ölürüm de bu işin peşini bırakmam” karşılığını veren Anavatan lideri Mumcu, Ağar’ı açıklama yapmaya davet etmekten vazgeçmiyor. Merkez sağ tartışmalarının içine çekilen Fethullah Gülen etkisine bir katkıyı da DP İstanbul milletvekili adayı yazar, sosyolog Nevval Sevindi yapıyor, “Cemaat DYP’ye girme, AKP’nin kazanacağı garanti, oraya git” dedi, DYP’de devam edince de aramızda sorun çıktı” diyor. Merkez sağa ne oldu? Merkez sağa ne oldu? AKP mi aldı götürdü, yoksa masa altından halıyı çeken birileri mi vardı? Bu birileri Fethullah Gülen mi, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek mi? Yoksa her iki liderin de “becerilerinin” sınandığı bir büyük hayal mi? DP’nin “geleneksel sağın” partisi olup olamayacağı üzerine yapılan tartışmalarda sis bulutunu aralama iddiasını ısrarla taşıyan tek kişi Anavatan lideri Erkan Mumcu. Çünkü kara bulutlar Mumcu’nun üzerine çöktü, seçime giremedi. DP, Hazine yardımı alabilmek için gerekli olan yüzde 7 barajını aşamasa da kasasına 11.5 trilyonu koymuş bir parti. Anavatan’ın tek umudu DP’deki “durumlar” olacak. Ancak ne gariptir ki, merkez sağın birleşememesi ve AKP’nin aldığı seçim sonuçları, Gülen cemaatinin etkisiyle açıklanmaya başlandı. Fethullah Gülen röportajları ve tahlilleriyle kamuoyunun önüne çıkan DP İstanbul milletvekili adayı Nevval Sevindi’ye en temel sorulardan birini yöneltiyorum: “Fethullah Gülen cemaatiyle çok yakın oldunuz, yayın organlarının içinde yer aldınız. Sizi bu cemaat mi DYP’ye gönderdi?” Sosyolog ve araştırmacı Sevindi, “DYP’ye seçim kararı henüz ortada yokken, ekim ayında Ağar’ın danışmanı olarak girdim. Seçim kararı alındığında bana cemaat ‘DYP’ye girme, AKP daha garanti olur’ dedi. Ağar’a söz vermiştim ve bunun gereği olarak da DYP’de kalmayı tercih ettim. Cemaatle aramda bu nedenle sorunlar oldu. Cemaat AKP’yi destekledi. Aslında bu tavır Fethullah Gülen cemaatinin bölündüğünü de gösteriyor. Çünkü o doğrudan mesaj vermez. Kimseye, ‘Gidin şu partiye’ dediğini düşünmüyorum. Kadrolarının inisiyatifidir. Oysa onun tavrı siyasete tarafsız kalmaktır. Böylece kendini korumaya alıyordu. Şimdi yüzde 47′yle iktidar olan AKP’nin korumasına sığınarak, kendini diğer kesimlere karşı korumasız bıraktı.” Yenilikçi hareket Bu arada Sevindi siyasetten de, DP’den de kopma niyetinde değil. Tam tersine seçim sonrası hız almış görünüyor. “Birinci sıra adayları olmama rağmen, toplantılarıma hiç kimse katılmadı, beni tanıtmadılar. Engelleme oldu” sözleriyle DP’nin lider kadrolarını eleştiren Sevindi, “Yenilikçi Hareketi adı altında bir süreç başlattık, Anadolu’da teşkilatla toplantılar yapıyoruz. Yeni yüzler ve yeni politikalar üretmeye çalışıyoruz. Merkezin modernleşmesini sağlayacak, şeffaf, Batılı bir politika geliştirmeliyiz. Önerim ise koordinatör liderlik. Silahım, çetem, param yok. İnancım, bilgim ve tecrübemle yola çıktım. Oturup AKP’nin yüzde 90′a çıkmasını beklemeyeceğim. AKP merkezdeki boşluğa oturdu. O boşluk dolmalı” diyor, Sevindi. mektuplar: b>Gönderen: Zeki Aslan
E-Mail: zaslan63@hotmail.com
Sehir:
Telefon:
Adres:
Mesaj: Demişsin ki: \”Yenilikçi Hareketi adı altında bir süreç başlattık, Anadolu\’da teşkilatla toplantılar yapıyoruz. Yeni yüzler ve yeni politikalar üretmeye çalışıyoruz. Merkezin modernleşmesini sağlayacak, şeffaf, Batılı bir politika geliştirmeliyiz. Önerim ise koordinatör liderlik. Silahım, çetem, param yok. İnancım, bilgim ve tecrübemle yola çıktım. Oturup AKP\’nin yüzde 90\’a çıkmasını beklemeyeceğim. AKP merkezdeki boşluğa oturdu. O boşluk dolmalı\”.. \” Bana kalırsa, havanda su döversin. Çünkü: -Halkı kucaklayan DP ruhu, AKPde şimdi. Bir partinin adını DP yapmakla, bu ruh onda olmaz. Adnan Menderesi mezardan çıkarıp diriltebilirseniz, ancak olur. -\”AKP merkezdeki boşluğa oturdu.\” yani \”işlem tamam\”. Siz neyin peşindesiniz? Şahsi menfaat mi? \”bilgim ve tecrübemle yola çıktım.\” dediğine göre öyle görünüyor. \”Şahsi menfaat\” peşinde koşanların durumunu, yakından gördün, bilirsin. -\”Doğru\” bir tanedir. Halkın %46,6sı \”doğru, AKP.dir\” demiş. Sen, %5,44 olarak inatlaşıyorsun: \”Hayır, doğru benim\” diye. Bu hangi bilgi ve tecrübeye sığar. -AKP %90 değil, %100 olacak, yani sen de dahilsin kendini bişey zanneden ve herkese tepeden bakan birinin meclise girememesi isabet olmuş. kavgacı tavrınızın prim yapacağı başka kulvara lütfen :) ) milletvekili olmak kim siz kim. tuna0680
E-Posta:
Konu:
Mesaj: sayın Sevindi; Sizi zaman gazetesindeki yazılarınızdan tanıyorum.Şunu bilmenizi isterimki biz Gülen taraftarları olarak size hep sempati ile baktık ve bakmaya devam ediyoruz. Bizde hiçbir zaman şu partiye oy verin denmez, ima bile edilmez. Herkes hangi partiye oy vereceğini kendisi belirler. Şunu unutmayın ki sizin düşüncelerinizi destekliyoruz. Partinizde sizin düşünceleriniz hakim olduğunda biz de sizin arkanızda olacağız. Açıkçası meclisten kaçan bir adamın peşine nasıl düştüğünüzü anlamış değilim. selamlar…
Gönderim Sn.nevval Sevindi DP ye ne maksatla gittiğinizi bilmiyorum ama Gazeteci Serpil Yılmaza söylediğiniz “cemaatin bölündüğüne işaret” sözünüz maalesef ve maalesef siyaset bataklığına battığınızın işaretidir ve o bataklık sizi tüketecektir. Sizin gibi krizmatik bir aydın insanın saplantılara kapılmaya başlaması Türkiye’de siyasetin ne kadar yanlış olduğunun göstergesidir. Fetullah cemaatinin(Türkiyede resmi böyle bir cemaatda yoktur) bölünebilmesi için o cemaatinde başkaları gibi kendini meta hırsı na kaptırmış olmasına bağlıdır. Bu cemaatin ve gönüllülerinin amaçlarında mal, mülk ve dünyevi meta hırsının olmadığını ve olmayacağını anlamamış olmanıza üzüldüm. Cemaat ve bireyleri mal ve metayı sadece insanlığın geleceğine kullanmayı düşünür bir ikinciside bunda amaç yalnız ve yalnız Allah rızasıdır. Cemaatin ve bireylerinin bir tek amacı vardır o da güzel amel ve fiil işleyerek ürün elde etmek ve Allahın rızasını kazanmaktır. Kayıtlarda başka bir amaç yoktur ve olduğunu söyleyenler kendilerini aldatır. Staratejinizin olmadığı düşüncesiyle bunları yazdım. Belli bir stratejiniz varsa bir şey diyemem. Saygılarımla. Mustafa Maraşlı Talas-Kayseri Sayın Sevindi, Sizi basından ve bir de denk geldiğim bir konferansınızdan tanıyorum. İnanın hayatınızın bir döneminde belkide fazla kişiye nasip olmayacak kadar teveccühe mazhar oldunuz. İnsanlar sizi hep el üstünde tuttu konferansa çağırmak için sıraya girdi, ağzınızdan çıkan her sözü lal-i güher kabul etti ve belkide hiç sorgulamadan bağrına bastı. İnsanlar sizin simanızda hep doğruluğu, dürüstlüğü inanca saygıyı ve hepsinden önemlisi de kültürümüzle yorulmuş bir hanımefendi portresini gördü. Dudaklarınızdan dökülen kelimeleri ezberlerine kaydedip zihinlerine kazıdılar. İnanın bunların hepsine fazlasıyla layık olduğunuzdan kuşkum yok. Ama devir değişti asır başkalaştı ve biz sizi bambaşka bir serüvenin içinde bulduk. Kandan irinden deryalarrda dolaşan yılanların çiyanların arenasında, siyaset meydanında sizin gördük. Gördük de bir ah çektik derinden ve gönülden. Ne işi vardı bu ablamızın bu arenada dedik ama hep içimize attık ve burada da yine \”vardır bir bildiği\” dedik. Ama sonucu görünce inanın sizin yerinize bizim içimiz kan ağladı. Keşke bu çirkef arenada isminiz hiç yer alamasaydı, keşke kanınızdaki eritrositleri yılanların çiyanların atmosferinde soluyarak üzmeseydiniz. Velhasılı, bu durumdan en çok etkilenenlerden olduğumu belirtmek isterim ve şunu da eklemek isterim ki, sizi bu arenadan uzak eski hizmetlerinizin başında görmek bizleri mesrur edecektir. Allah yardımcınız olsun.
Gönderim Zamanı: 24-07-2007 18:17:58
sayın sevgili kardeşim nevval hanımefendi ne yazacağımı bilmiyorum ama tek size söyleyeceğim canınız sağ olsun siz hiç üzülmeyin kaybeden ziz değil vatan millet kaybetti sizin gibi değerli vatan evlatlarının kıymeti bilinir bilenler var hiçmihiç üzülmeyin bu iktidarın ömrü cok uzun olmayacak vede yeni yeni oluşumlar meydana gelecek bu oluşacak yeni siyasetin içinde vede sağlam bir yer bulacaksınız inanın sizden cok ben kardeşiniz üzüldüm ama sizi öyle bir kenarda bırakmayacağız saygılarımla iSMAİL

Yalçın Bayer yazdı:

Temmuz 26 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Ağar’ın dönüş manevrası ANKARA’dan eski DYP’li bir milletvekili, ’Ankara kulisleri’nde dolaşan taze haberler aktarıyor: “DP’yi % 5.5 ile baraj altında bıraktıktan sonra ’Ar damarım çatlamadı’ diye istifa eden Mehmet Ağar’ın, Baykal’a özenerek 48 saat içinde fikir değiştirmişe benzediğini biliyor musunuz?

Ağar taraftarları, parti içinde nabız yokluyorlar. Amaçları tabandan ’Ağar geri dön’ hareketi yaratıp liderlerinin eylüldeki genel kurulda geri dönmesini sağlamak… Bunun için ’Ağar çekilirse meydan Yılmaz veya Çiller’e kalır. Oysa bakın Ağar ne kadar dürüst, hemen istifa etti’ propagandası yapıyorlar. Taban ise bu dönüşe hiç sıcak bakar mı? Bundan biraz kuşku duyarım. Tıpkı Baykal gibi onun da artık siyasetten çekilmesini isteyen çok kişi olduğunu görüyoruz. Bu arada Mehmet Ali Bayar’ın da Lokman Kundakçı’nın desteğiyle yeniden liderlik arayışına girdiği duyumlarını alıyoruz. Bu arada DP’de yeni lider adayları arasında Nevval Sevindi’nin ismi de ilk kez ortaya çıktı. İstanbul 1. bölgeden (Kadıköy) aday olan Sevindi’nin başkanlığa soyunması halinde köklü bir dönüşüm peşinde olacağı belirtilerek, ’Bu iş ancak tepeden tırnağa bir yenilenmeyle olur. Eski lider, eski kadrolar, eski yüzlerle olmaz. Ben ancak AKP’nin karşısına merkezde ciddi alternatif yaratacak bir hareketin içinde olurum’ dediği öne sürülüyor.” Tansu Çiller’in adı başka bir kulvarda geçerken, DP’nin 10 Eylül’deki büyük kongresine kadar daha çok kazanlar kaynayacağa benziyor. Hürriyet Şükrü Küçükşahin yazdı: Ekonominin sürekli büyümesi, sosyal yardımlar, icraatlar, alternatifsizlik gibi birçok neden sıralanabilir; ama 27 Nisan bildirisi, AKP’den uzaklaşmakta olan seçmen kitlesini yeniden geri çevirdi; SP, merkez sağ ve Kürt seçmenden büyük kaymalara neden oldu. Tek neden yok derken, sadece seçim taktikleri, bilimi kullanma, organizasyon üstünlüğü dahi AKP başarısının sıradan olmadığını gösteriyor. KONUŞMALARA YÖN VERİLİYOR Örneğin kamuoyunun haberi olmadı; ama AKP Genel Merkezi’nde, Başbakan Erdoğan’ın isteği ile kurulan bir Strateji Ekibi her gün görev yaptı. Devlet Bakanı sosyolog Beşir Atalay’ın başkanlığındaki ekip, AKP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Ergün, sosyolog AKP eski milletvekili Dr. Zeynep Karahan Uslu, siyaset bilimci Prof. Dr. İhsan Dağı, felsefeci Doç. Dr. İbrahim Kalan, alan araştırmacısı ve iktisatçı İbrahim Uslu’dan oluştu. Ekip, Başbakan dahil liderlerin konuşmalarını her gün masaya yatırdı, iki günde bir Erdoğan’a “Şunu söylemeyin, bunu söyleyin. Şu yanlış oldu, bunda ısrar edin” içerikli raporlar sundu. Erdoğan, önerilerin neredeyse tamamına uydu, söylemini ona göre düzenledi. Ekip, diğer partilerin söylemlerine karşı ne yapılmalı kararını da verdi. Başbakan’ın miting performansı dahi ekibin görev sınırları içinde oldu. Ekibin önüne her hafta en az iki alan araştırması getirildi ve bu alan araştırması didiklenerek, buna göre illere yönelik yeni politikalar oluşturuldu. Trendler yönetilirken daha proaktif öneriler de geliştirildi, Başbakan’ın söylemi bu doğrultuda değiştirildi. BİR YIL ÖNCE KİRALANAN ALANLAR AKP, bütün organlarını en iyi çalıştıran parti oldu Reklam kampanyası da buna göre ayarlandı. Yine çok bilinmez; seçim yılı olması nedeniyle AKP, tam bir yıl önce, Hakkári hariç tüm il ve ilçelerdeki outdoor ilan panolarının tümünü kiraladı. Kampanyayı götüren Erol Olçak, “Daha dört ay kullanma hakkımız var. Dış yüzeylere yöneldik, çünkü bu seçimde seçmen dışarıda, sokaktaydı” dedi. AKP, bu ön alması nedeniyle diğer partilere çok sınırlı açık alan reklam yüzeyi bıraktı. Olçak, ilk kez Erdoğan’a başbakanlık yolunu açan Siirt seçimlerinde kullandıklarını, “Başbakan’ın sesiyle telefonla vatandaşa ulaşma” projesini bu kez Ankara ve İzmir mitingleri öncesinde hayata geçirdiklerini söyledi. Diğer partiler bu yola neden başvurmadı bilinmez; ama AKP, şehirlerarası yollarda ilan panolarını kullanma cinliğini gösteren ilk parti de oldu. Gerekçesi, “Vatandaş yolculuk boyunca etrafa bakıyor. Çevre boş olunca okunabilecek büyüklükte olan pano da mutlaka okunuyor” idi. Erdoğan’la Abdullah Gül’ün miting sayısında muhalefete fark atmasını ise yazmaya gerek bile yok. MEKTUP:Azim ve kararlılığınızın devam ettiğini görmek beni mutlu etti ve umutlandırdı. Gerçekten de yeni ve samimi yüzlerin bu zor dönemde ne kadar önemli olduğunun artık herkesce anlaşılması gerektiğine inanıyorum. Türk siyasetinde eskiyen kendini yenileyemeyen söylemlerin ve vizyonsuzluğun sonuçları ortadadır. Ülke yönetiminin çapsızlığa ve kalitesizliğe teslim oluşunun önüne bilinçli ve sistemli kadro ve çalışmalarla geçmek gerekliliği hergeçen gün kendini daha fazla hissettirmektedir. Geçmişinden hesap sorulma korkusuyla siyaseti devam ettirenler yerine hesap sorma ve verme rahatlığıyla çalışanların mutlaka özlediğimiz kaliteyi getireceğine inanıyorum. Bu anlamda en azından bir Türk vatandaşı olarak bana düşebilecek görevi ve çalışmayı yerine getirmeye hazırım. MEKTUP:Yoğun bir dönemi geride bıraktın. Bu kadar emeğin sonunda, meclise girenler arasında olmanı çok isterdim. Çok farklı, bilgili, sözünü esirgemeyen, tuttuğunu koparan ve renkli bir vekil olacaktın. Keşke bağımsız girseymişsin diyorum bazen. Kesin kazanırdın. Ama, bu tercih de iyi bir deneyim oldu senin için. Farklı ve yeni bir süreç yaşadın. Belki de yaşamının yönü değişti artık, politikaya bulaşan kolay kolay uzaklaşamıyor. DP’de liderliği mi hedeflersin, yoksa başka bir partide mi devam edersin onu süreç ve şartlar gösterir, ama ben şahsen devam et derim. Senin gibi karizmatik şahsiyetlere politik arenada büyük ihtiyaç var. Neval hanım siz kardelenin öyküsünü bilirmisiniz.Kardelen ayazlara inat,karları delerek yeryüzüne çıkar ve tüm doğayı kendilerine hayran bırakacak kadar iradeyi sergilerler.Ben size Sarıkamış kardeleni demek istiyorum.Sizde Sarıkamış kardelenleri kadar güçlüsünüz.Ve eminimki sizi tanıyan Türkiye,iradeniz karşısında kardelenleri görmüştür.Neval hanım adresinizi rica ediyorum.Çünkü size yüreğimin ırmaklarından kopan bir kardeleni armağan etmek istiyorum.Dediğim gibi sizde kardelensiniz.(Size birde ilaç göndermek istiyorum umarım mucizeniz olur)Kardeşiniz Dilek .Not dün size yazdığım mesajdan sonra sizi hatırladım.Bu güler güzü daha önce ekranlarda görmüştüm.Güler güzünüz hiç ama hiç solmasın. Sn.Nevval Hanım Daha önce sizinle yazışmıştık ve beni azarladınız bende lütfen bir kenara not düşün sizi harcarlar demiştim. Krizmatik bir bayan ve iyi bir entel olduğunuzu yazmıştım ama siyasi seçiminizin yanlış olduğunu söylemiştim. Şimdi kendimi haklı görmekten ziyade sizin gibi krizmatik bir bayanın meclise girememiş olduğuna çok üzüldüm. Affınıza sığınarak bana daha önce yazdığınız “Tayip düşmanlığı içeren” yazınızı anlayamadığımı söylemek istiyorum. İyi bir entel başkalarının kötü tarafıyla uğraşmamalı, ülke ve toplum sorunlarına çözüm üretmelidir. Tekrar ediyorum siz iyi bir entelsiniz lütfen siyasi kavgalara çok girmeyin. Bırakın siyaseti onu becerebilenler yapsın siz çözümcü olun her türden siyasilere yol gösterici olun. Bir nevi bilim ve siyaset flozofu olmalısınız entel kimliğinizle. Toplum sorunlarına yeni açılımlar ve çözüm yolları üreten kimliği kazanmak zorundasınız. Siyasilerle her dakikanız veya zamanınızın çoğu harcanırsa size pek fayda sağlamaz. İki tercihiniz var; ya statüko yanlısı olacaksınız yada statükoya karşı duracaksınız. Acizane fikrim statükoya karşı en etkili mücadeleyi AKP nin verdiğini düşünüyorum. Daha öncede yazdım kültürel yanım Nur cemaati (Sn.Fethullah Hoca Efendi sempatizanıyım) . Uzun yıllar milliyetci ve ülkücü kuruluşlarda etken ve aktif rol almışlığım oldu 12 eylül hışımına uğrayanlardan ve ceza alanlardan biriyim. Acizane siyaseti ve onun figuranlarını az çok tanırım. Bu alanda çok emeğim geçti. Bana göre Türkiye’nin ve toplumumuzun temel sorunu statüko ve onun arkasındaki milli güçlerdir. Kurulmuş düzenin demokrasiye dönüşmesini istememektedirler. Himen onlardır ve güç hala onların ellerinde. Ülkemizde Himen ve güç demokrasi olmalıdır. Demokrasinin önündeki engeller var oldukca ülkemizin gelişmesi ve kalkınması çok zordur. Dikkat edilirse 50 küsür yıl statüko ile mücadele edildi ama sonuç alınamadı. Çözüm ; statükonun ve onun güç dengelerinin demokratik yapıya dönüştürülmesidir. AKP tercih edilen bir unsurdur ben şahsen AKP ninde satükoyu yenecek güçte olduğuna çok inanmıyorum. Gelişmiş medeni dünya toplumları bize destek olmadıkca “Türk Sitatükosunu” yenmek çok zor. Diyorum ki keşke Avrupa devletleri vijdana gelsede AB ye girebilsek. AB satandartları “Türk sitatükosunu” demokratik yapıya dönüştürebilir. Ben AB ülkeleri yaşam standartlarından yanayım. 5 kuvvateli Avrupa ülkesini gezdim araştırdım ve gördüm. Basit siyasi faaliyetler ancak sahiplerine çıkar ve fayda sağlar ama ülkemizin yaşam standartını iyi yönde etkilemez. Her kesimden ve her düşünceden olan bütün enteller ve çözümcüler el ele vermeli ortak mutabakat oluşturmalı ve güzel ülkemizi aziz milletimizi hak ettiği yere taşımalıdırlar diye düşünüyorum. Ancak ve ancak bütün düşünceden elit ve entellerin işbirliği ve ortak konsensusu ve alacakları kararların hayata geçirilişi çözüm olabilir. Başka çözümler ülkemize zaman kaybettirir. Sn.Nevval Hanım. Layık olmayanlar seçilebiliyor TBMM sine ama layık olanlarda kaybedebiliyor. Seçilememiş olmanıza gerçekten üzüldüğümü tekrar ediyorum ve saygılar sunuyorum. Mustafa

Sayfa 6 / 14« İlk...«45678»...Sonraki »