Son Degerlendirme
TEKNIK ARIZA NEDENIYLE SON DÖNEM OLAYLARA YORUM YAZAMADIM.FRANKFURT kitap fuari izlenimlerimi dah sonraya birakarak tezkere konusunda kisa bir analiz yazacagim.
Öncelikle ilk tezkerenin arkasinda ABD,AB e bölge ülkeleri ve de Arap dünyasi dururken tezkereye “hayir”diyenlerin bugün “evet” demesi kafa karisikligina ideal bir örnek.Dis iliskiler konusunda “örnek vaka” olarak incelenebilecek bu politik acmaz popülist tutumlarin dis politikaya zararlari baslikli seminer konusu olur. Bugün Türkiye Bati ittifakinin disina cikmis ve bütün destegini kaybetmistir.50 yillik Bati ittifakindan kopan Türkiye Bati“nin, Arap dünyasi ve Lübnan´nin ve de Iran´´in disladigi Suriye ile gösteri yapma bahtsizligina gelmistir. ABD´´de Ahmedinecat ile el sikisan T.C.Basbakani ANkarada´´da Suriye ile el sikisarak dunya politikasi yapmaktadir. Türkiye´´nin dost ilan ettigi Iran ise Rusya ve Cin ittifaki icindedir ve Rusya dünyada Ermeni ve PKK meselesinde pek bize yakin degildir. Gaz ve boru hatlari konusunda da aleyhimizde tutum ve davranis icindedir. Türkiye´´nin ittifaki yok. TEK BAŞINA TÜRKİYE Ne değişti de Ermeni tasarısı ABD Dış İşleri Komisyonundan geçti? Bu güne kadar direnen odaklar kimdi?Bu soruların cevabını hükümet vermeli veya dün gece canlı yayında ABD’den Başbakan’a “sorun yok” diyen Egemen Bağış cevabı aramalı. Geçen 5 yıl içinde hükümet Türkiye’nin dış ilişkilerindeki ittifakları dağıttı. Dışilişkilere “duygusal bağlar” argümanını soktu. “Biz Lübnan’ı karıştıran Suriye’yi, yıllarca PKK beslemiş lider Esad’ı dost görüyoruz” diye ilan eden liderimiz sonra dönüp İran’la yan yana poz veriyor. Tezkereyi geçirmek çok kolay dedikten sonra boş ellerini iki yana açarak düşmanlık üretenlerin sırtını sıvazlamayı marifet sayanların siyaseti iflas etti. Avrupa’da da ABD aleyhtarlığı yapıldı. Halklar tarafından gösteriler yapıldı, yazıldı çizildi ancak devlet dış ilişkileri politikaları bir değişikliğe uğramadı. Bu soğukkanlı tutum büyük ülkelere özgüdür. 50 yıllık Batı ittifakı içindeki Türkiye ABD ve İsrail ilişkilerini yıpratarak Yahudi lobilerini de karşısına aldı. Ermeni tasarısı bundan sonra başa çıkılımaz bir yola girdi. Türkiye beş yıllık yanlış dış politika sonucu darmadağın olan ilişkilerinin sonuç belgelerini toplamaya başladı. Türkiye hiç bir ittifaka sahip değildir bu gün. Kuveyt, Suudi Arabistan,İran ve Suriye de bir pakt değildir. Borsasının %73’ünü yabancılara kaptıran Türkiye tamamen sahipsizdir. Yönetilemeyen bir ülkeden söz ediyorum beyler hanımlar……. Yalnız kalan bir ülke global dünyada ne yapar? Metal fırtınalar mı okur? 22 Temmuz’da istikrara oy verenler teröre teslim oldu. Ermeni tasarısını kucağında buldu ve enflasyonu olmayan ülkede para veren değil alan Merkez Bankası’nın anlamı sorulmuyor. Türkiye inandırıcılığını kaybetti. “Ermeni tasarısı geçerse İncirlik’i kapatırız” diyenlerin dünyadan,politikadan haberi olmadığını biliyoruz. Boşa tehditler, azarlamalar ülke yönetmeye yetmiyor. Türkiye bu yalnızlığı nasıl aşacak?Fikri olan var mı? Yoksa ilkel taraftar sövgüleri mi yollayarak rahatlayacak cahiller. Siyaset ; Türkiye’nin dünyadaki yerini belirleme ve bu açıyı hiç kaybetmeden politikalar üretme becerisidir. Yenilikçiler Hareketi olarak biz bu eski alışkanlıklar, zihinsel tembellikle varacağımız yerin kafamızı vuracağımız yer olduğunu sanıyorum.Siyasi karar almadan 5 yıl geçiren hükümet şimdi “sınır ötesi” diyor.Her şey sınır ötesine geçti gitti zaten….. TÜRKIYE .TEK PARTI TEK POLITIKA AKP Cumhurbaskanini iki kez sectiren ve insanlar oylarken metin degistiren ve de bunu TARAFSIZ Cumhurbaskani tarafindan on saniyede imzalanan bir hukuk özürlü ülke durumunda.Kafasi karisiklar bir ülkeyi yönetirken diye baslik atilabilir tüm olan bitene bakinca. Ne yazik ki sokaktaki adam bugun iktidardakinda olandan fazlasini bilecek durumda.Cogunlugu demokrasi sanmakla cogunlugu yönetmek ve politika üretmek farkli kavramlardir duyurulur. ABD’yle Türkiye’nin yolları ayrılıyor Ermeni tasarısı ve Irak, Türk-Amerikan ilişkilerindeki bozulmanın sadece bir nedeni. İlişkiler yıllardır kötüye gidiyor; zira, iki ülkenin dış politika çıkarları pek çok hayati konuda çelişiyor. Türkiye’nin artık ABD baskısına aldırmayıp ulusal çıkarlarının peşine düşeceğini idrak etmeliyiz 20/10/2007 (977 kişi okudu) Graham E. Fuller (Arşivi) Türk-Amerikan ilişkileri krizde. Ancak, Temsilciler Meclisi’nin 1. Dünya Savaşı sırasındaki Ermeni ölümlerini soykırım olarak ilan eden tasarıyı kabul etmesi bunun yalnızca bir nedeni -ve sadece tali öneme sahip. İlişkiler yıllardır kötüye gidiyor ve temel neden basit ve sert: Washington’ın politikaları kabaca ve temel olarak birçok alanda Türk dış politika çıkarlarıyla uyuşmuyor. Ne kadar diplomatik konuşma yapılırsa yapılsın bu gerçek gizlenemez ve değiştirilemez. Çıkarların çelişmesinin nedenlerini sıralayalım: Kürtler: ABD’nin son 16 yıldır izlediği Irak politikası Türkiye için bir felaket oldu. Körfez Savaşı’ndan bu yana, Iraklı Kürtler her zamankinden fazla özerklik elde etti ve şimdi fiili bağımsızlığın eşiğindeler. Irak’ta böyle bir Kürt varlığı Türkiye’deki Kürt ayrılıkçılığını teşvik ediyor. Ayrıca ABD İran’a karşı Kürt teröristleri destekliyor. Terörizm: Türkiye 30 yıldan uzun süredir ülke içindeki – Marksist, sosyalist, sağcı milliyetçi, Kürt, İslamcı- siyasi şiddet ve terörizmle mücadele ediyor. ABD’nin Ortadoğu politikaları bölgede şiddeti ve köktenciliği harekete geçirdi ve Kaide’yi Türkiye’nin kapı eşiğine getirdi. İran: İran Türkiye’nin en güçlü komşusu ve Türkiye’nin enerji ihtiyacının karşılanması açısından hayati önemde bir petrol ve doğalgaz kaynağı. ABD, bu ülkedeki rejime yaptırımlar uygulanması amacıyla Türkiye’nin İran’la kapsamlı ve derin ilişkilerini bitirmesi için yoğun baskı yaptı. Türkiye ve İran arasındaki etkileşim az olsa da, yüzyıllardır herhangi bir silahlı çatışma da yaşanmadı. Ankara, ABD politikalarının Türkiye’nin istemediği bir şekilde Tahran’ı tecrit ettiğini ve radikalleştirdiğini düşünüyor. Suriye: Ankara’nın Şam’la ilişkilerinde 10 yılda 180 derecelik bir dönüşüm gerçekleşti ve ilişkiler gelişiyor. Suriyeliler -diğer Arapların çoğu gibi- Türkiye’nin aynı anda bir NATO üyesi olmasından, AB’ye üye olmaya çalışmasından, Irak işgalinde ABD’ye Türk topraklarının kullanımı konusunda ‘hayır’ demesinden, kendi İslami mirasına saygıyı yeniden inşa etmesinden, Arap dünyasıyla yeni ilişkiler geliştirmesinden ve Filistin sorununda hakiki bir denge pozisyonu benimsemesinden etkileniyor. Ankara Washington’un Şam’ı marjinalleştirme ve bastırma yönündeki baskılarına direniyor. Ermenistan: Hem Ankara hem de Erivan gerçekte ‘kapalı’ ticaret ve hava bağlantıları gibi yollarla birbirleriyle resmi olmayan temas kurmada üretken davranıyor ve uzlaşmaya varılmasından yana. Potansiyel uzlaşmaya karşı tutuşmaya hazır bir atmosferin yaratılmasının en önemli nedenlerinden biri hararetli milliyetçi söylemiyle Ermeni diasporası. Rusya: Ankara’nın Moskova’yla ilişkilerinde 500 yıllık husumetten sonra bir devrim gerçekleşti. Moskova bugün Türk mallarının Almanya’dan sonra ikinci en büyük ithalatçısı ve Türkiye Rusya’ya inşaat alanında yaklaşık 12 milyar dolarlık yatırım yaptı. Rusya Türkiye’nin birincil enerji kaynağı ve Ankara giderek artan bir biçimde Avrasya’ya ekonomik geleceğinin bir parçası olarak bakıyor. Türk generaller ABD’ye kızgın, hatta Batı’dan yüz bulunamazsa bir Rus ‘alternatifinden’ bahsediyorlar. Orta Asya enerji boru hatlarının Batı’ya yönlendirilmesine dair -Rusya veya İran ve Türkiye yoluyla mı olacağı konusunda- bazı rekabetler mevzu bahis, fakat Ankara Moskova’yla ilişkilerine önem veriyor ve ABD’nin Kafkaslar ve Doğu Avrupa’da NATO’nun genişlemesi ve füze sistemleri konusunda Rusya’yı taciz etmesine karşı çıkıyor. Filistin: Türkler Filistin’i çok önemsiyor. 40 yıldır İsrail işgali altında ezilen Filistin’i destekliyorlar. Ankara Hamas’ı Filistin siyasetinin meşru ve önemli bir unsuru olarak görüyor ve arabuluculuk yolları arıyor. Washington ‘hayır’ diyor. Ankara’nın İsrail’le iyi ilişkileri var, ancak İsrail, aşırı olarak değerlendirilen eylemlerinden dolayı Türkiye’deki sert kamuoyu tepkisinden çekinmiyor. Sonuçta, ‘yeni bir Türkiye’ faal bir biçimde bölgedeki tüm ülke ve aktörlerle iyi ilişki arayışında. Washington’ın kargaşa yaratan savaşçılığına karşı sabırlı bir diplomasiyle radikalleri merkeze yaklaştırmak için bölgede önemli bir aktör ve arabulucuya dönüşmenin yolunu arıyor. Türkiye ABD’ye aldırmayacaktır Türkiye’nin Orta Asya’da derin çıkarları var. Çin-Rusya sponsorluğundaki Şangay İşbirliği Örgütü Avrasya’da başat bir jeopolitik grup olmaya girişirse, Türkiye de, Afganistan, İran ve Hindistan gibi bu birlikle ilişki kurmak isteyecektir. Washington buna muhalefet ediyor. Türk siyasi arenasında bu politikaların temel ihtiyaçlara hizmet edeceği yönünde yaygın bir inanç var. ABD Dışişleri sakinleştirici bir şekilde demokrasi, istikrar ve terörle mücadele konularında ‘paylaşılan ortak yaşamsal çıkarlar’ gibi beylik ifadeler kullanabilir. Fakat bunların tümü, birçok temel alandaki somut politikaların çatışmasıyla karşılaştırıldığında boş laftan ibaret. Türkiye’yle ilgili olarak şu gerçeği anlamalıyız: Halkın desteklediği demokrasisiyle güçlenen Türkiye, ABD’nin baskısına aldırmayarak, kendi ulusal çıkarlarının peşine düşecektir. Çok az Türk bunun aksini istiyor. (CIA Ulusal İstihbarat Konseyi eski başkan yardımcısı, Türkiye uzmanı, 19 Ekim 2007) Yazdır | Yolla | Arşive Ekle