Güneydoğu Kalkınması
PKK terör örgütünün izleri dağlardan siliniyor.Askeri harekat başarıyla sürüyor.Şimdi sıra GAP projesi ile hiç ilgilenmemiş hükümetin bölgeye kültürel, sosyal anlamda yatırım yapmasını bekliyor. Öncelikle kadınların statüsü bölgede yükseltilmelidir. Kadın odaklı kalkınma kapsamında kadın ve genç kızların iş sahibi olması planlanmalı. Güneydoğu’da kalkınmanın anahtarı kadındır. Hükümet ilk acil eylem planında yer vermedi GAP’a ve 6 yıl geçti. O gün yazdığım yazı:
DPT yerelleşmenin parçası mı? “Hükümetin acil eylem planında “acil” bir GAP vizyonu görülmüyor. Ancak GAP acil bir kapatılmaya doğru gidiyor. DPT uzun yıllardır GAP İdaresi Başkanlığı kurumunun gereksiz olduğunu savundu. Bölge kalkınma ve kalkınma işi DPT tekelinde ya! Şimdi yeni düzenlemelerle bölge kalkınma işi yerel uç beylikleri kurularak çözülmeye çalışılıyor. AB’nin istatistiki bölge düzeyleri (NUTS) sınıflandırması için oluşturulan alt bölgeler şimdi bazı bölge kalkınma ajansları için dikkate alınmış durumda. Bölgesel kalkınma ajansı kanun tasarısı için ocak ayında olur istendi. Sekizinci beş yıllık kalkınma planının Bölge Kalkınma bölümünde; “planların, programların ve bölgesel planların hazırlık, uygulama, koordinasyon ve izleme aşamalarında etkinliği artırmak için DPT Müsteşarlığı’nca ihtiyaç duyulan merkezlerden birimler oluşturmak için düzenlemeler yapılacak” diye yazıyor. Bunlar Kamu Yönetimi Reformu ile birleştirilerek “yerinden yönetim” için düşünülmüş gibi gösterilmekte. Bunun için 10 yıllık GAP uzmanlığına da ihtiyaç duyulmamakta. GAP 2010 Master Planı yapılırken sürdürülebilir kalkınma amacıyla ve katılımcılık modeli devreye sokularak binlerce insanla toplantı yapıldı. Bu çalışmalar sayfalarca rapor haline geldi. Birçok deneyim kazanıldı. Bölge kalkınma ajansları teorisi çerçevesinde. Ayrıca yönetimin yerelleşeceği iddiasına karşın DPT müsteşarlık temsilcisi yönetim kurulunda görev yapacak. Bölgesel kalkınma ajansı teşkilat yapısı mini birer DPT yaratma hevesi olduğunu gösteriyor. Bu nasıl özgürleşmeyse! Bu yerelleşen yönetim kurulunda belediye başkanları yer almıyor. Böylece yerel güç valiler ve DPT temsilcileri oluyor. DPT’ye bağlı 26 minik şubeye kendi adamlarını atamak hoş bir duygu olmalı elbette. Yeni kadrolara yer açmak için müsteşar Ahmet Tıktık, İran planlama müşavirliğinden atandı bu göreve. Uzun süredir GAP’ta gelişme olmuyor, sulamalar artmıyor. GAP Abdüllatif Şener’e bağlı. Eminim kendisi DSİ tarafından ihale edilen su projelerinin topunun neden iptal edildiğini açıklayabilir kamuoyuna. DSİ’ye İSKİ’den atanan Gn. Md. de Ilısu Barajı projesinin geleceğinin belirsiz olmasının Cizre barajının yapılmaması anlamına geldiğini biliyor elbette. Bunun anlamı da önemli bir sulama ve enerji kaynağından yoksun kalacağımız. “ Yukarıdaki yazım Şimdi GAP İdaresi kapanırsa ne olur? 1. On yıllık bölge kalkınma deneyimi ve birikimi çöpe gider. 2. Çok başarılı sonuçlar veren ve bazılarına göre “ıvır zıvır” olan kadın odaklı kalkınma modeli heder olur. 3. Yerelleşme adı altında bürokrasi yerleşir ve bu hassas bölgeleri tanımayan insanlar on yıldır yapılmış her şeyi tuzla buz eder. 4. Yerel bölgede nepotizm engellenemeyeceğinden kalitesi düşük amca, yeğen, kardeşler işbaşına konur ve insanların devlete güvenini temelli yok ederler. 5. İl planlama müdürlerine rol verilecek bu eylem planında hangi valiliğin elinde kaliteli kadrolar olduğu merak konusu. 6. Gelir ortaklığı senedinden para kazanmak isteyen DSİ dahil gelirin Hazine’ye kaydedileceği ve borç ödemeye gideceği aşikar. O zaman baraj sorunları için gelir kalmayacak. Bakınız Toplu Konut vakası! GAP İdaresi’ne hiç danışmadan yapılmakta olan yeni uygulama neden kamuoyunda tartışmaya açılmamakta? GAP İdaresi on yıllık sürede sosyal ve kültürel birçok projeye yatırım yaptı. Başarılı bir şekilde GAP’ı yurtdışına açtı ve tanıttı. Bugün Irak’a yeni bir cazibe merkezi ve model yaratmak iddiası ile giren ABD’ye biz de kendi modelimizi nasıl yıktığımızı mı göstermek istiyoruz? GAP tüm Ortadoğu’ya model oluşturacak altyapı ve bilimsel, kültürel çalışmalarla yüklü. Üç dört yıl sonra sınırın ötesinde yaşayanların kişi başına milli geliri 4000–5000 dolar olursa ne yapmayı düşünüyor Türkiye? Boş topraklarda DPT uzmanları mı volta atacak? BUGÜN (2008MART)HÜKÜMET YAYINLADIĞI YASAYLA GAP İDARESİNİ KAPATACAK Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün kapatılarak İl Özel İdarelerine devri sonucu hizmet alanlarının özelleştirilmesi ve yerelleştirilmesi ile belli kesimlere yeni çıkar alanları açılmasını amaçlamaktadır. KHGM’nin kapatılmasının yaratacağı sorunlar ve kapatılma nedenlerini kısaca incelersek; a) yerel siyasi baskılar artarak kaynaklar plansızca ve savurganca kullanılacak, b) bölgesel eşitsizlik ve dengesizlik sorunu büyüyecek, c) toprak ve su kaynaklarının belirlenmesi, korunması ve yönetimi için, ülke bütününde planlamalar ve havza bazında uygulamalar yapılamayacak, d) tarımsal desteklerin kaldırıldığı süreçte, Devletin Türk çiftçisine dolaylı olarak verdiği son destek arazi toplulaştırma hizmetleri istenilen düzeyde ve nitelikte verilemeyecek, e) Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün kendi personeli ve donanımı ile kırsal kesime hizmet götürürken, görev alanına giren ve ihaleli sisteme göre çok daha ucuza mal ettiği hizmetlerin parasallaştırılması sağlanarak, kırsal altyapı hizmetlerinin tümüyle ihaleli olarak gerçekleştirilmesiyle doğacak pazarı yerli ve yabancı özel sektör dolduracaktır. 4 – Birçok Kuruluş Özelleştirilmekte Ya da Kaldırılmaktadır. Tasarıların öngörülerine göre; Tarımsal Kamu Yönetiminde yer alan ya da dolaylı olarak tarımsal işleve sahip aşağıdaki kuruluşlar özelleştirilecek; Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğü, Aşağıdaki kuruluşlar ise kaldırılacaktır; Türkiye Zirai Donatım Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, GAP İdaresi Başkanlığı Belirtilen Kuruluşlar girdi üreten, tarımsal altyapıyı düzenleyen, tarım ürünlerini işleyen Kuruluşlardır. Başka bir deyişle bu kuruluşların kaldırma / özelleştirme adları altında tasfiyesi, tarım sektörünün tohum – gübre – mekanizasyon – su – arazi toplulaştırma – ürün işleme – yönetim gibi kamusal desteklerden yoksun kalması anlamını taşımakta olup, bu gelişme, tarımın çöküşünü radikal bir şekilde hızlandırma sonucunu doğuracaktır. www.zmo.org.tr /odamiz/rapor daha fazla bilgi için Reform” çalışmalarının tarım sektöründeki olası etkileri, 1980′li yıllardan bu yana yaşanılanların ışığında daha rahat analiz edilebilir. Bilindiği gibi, 1984 yılında “reorganizasyon” adı altında Tarım Bakanlığının tüm kurmay birimleri (Ziraat İşleri, Zirai Mücadele, Hayvancılığı Geliştirme, Gıda İşleri, Veteriner İşleri, Su Ürünleri, Toprak Su Genel Müdürlükleri ..) kapatılmış, birçok özelleştirmeler (Et ve Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu, YEMSAN, Zirai Donatım Kurumu ..) gerçekleştirilmiş ve sonuçta 1980 sonrası sürecin yıkılmış tarım sektörü, perişan köylüsü ortaya çıkmıştır. Bugün benzer senaryolar, çok daha kapsamlı olarak ortaya konulmaktadır. Kalan tarımsal kamu yönetimi tümüyle tasfiye edilmekte, kalan KİT’ler özelleştirilmektedir. Gübre – şeker – çay – tütün özelleştirmeleri sonrasında piyasayı tutacak ÇUŞ’ler şimdiden bellidir. İl özel idareleri şemsiyesi altında yaratılmaya çalışılan yerel derebeyi yapısının, tarım sektörüne yararlı olamayacağı açıktır. ne demiştik;6 yıl önce iktidara gelen AKP GAP İdaresini ve tüm kazançlaı gömecek.İşte!