Politika

Kadın erkek elele haydi Türkiye

Mart 7 2008Yorum Yok Kategori: Politika

8 MARTTA CİNSİYET AYRIMCILIĞINA HAYIR! Her çabanın temelinde hayatta kalma, gelişme ve yenilenme yatar. Yenilenme paradigma değişimiyle sağlanabilir. Paradigma değişiminin içeriği de kadınlardır. Kadınlara dair tutum ve davranıştır. İktidar yolunu kadınlara da açmaktır. Köylülükten kurtulmak ve medeni olmak kadın erkek birlikte hayatı omuzlamaktan geçiyor. Atatürk bu nedenle devrimlerini kadınla başlattı. Henüz Batı dünyasının kabullenmediği kadın iktidarını yasallaştırdı,hayata geçirdi.

GİRİŞİMCİ AMAZONLAR* (Alfa yayınlarından çıkan kitabım) Tarihî açıdan kasabalar çok önemlidir. Çarşamba’nın ya da Kastamonu’nun tarihine baktığınız zaman, Osmanlı döneminde de ilk Cumhuriyet yıllarında da modern bir yaşam ve gelişkin pazar kentleri olan taşrayı bulursunuz. Bu pazar kentleri halıcılık, ipekçilik, bakırcılık gibi geleneksel zanaatlarda hizmet görür. Küçük taşra kentlerinde tüccar ve zanaatkâr olarak iş hayatını ve ekonomiyi düzenleyen eşraf, hayatın -din, siyaset ve aile gibi- tüm alanlarında geleneklerin sürmesini sağladığı gibi, yeniliklerin de toplumda kabulünü sağlayan olmuş. Örneğin Urfa Siverek’de böyle bir eşraf geleneği süren aile ile konuşmamda, onların 1960′da daha modern bir yaşam sürdüklerini öğrendim. O zaman mini etekle fotoğrafları olan aşiret kızı bugün geleneksel Siverek çarşafı sayılan mavi örtüye sarınmadan dışarı çıkmıyor. 1940’lara ait bir fotoğrafta ise ailenin erkekleri; altlarında şalvar, üstlerinde şık ceketler ve yelekler, ellerinde bastonlar ve şapka ile poz vermişlerdi. Gazino kültürünün olduğu Urfa Balıklı Göl’de yüzme ve sutopu yarışmaları yapıldığını biliyor muydunuz? Hatta Urfa Sutopu Takımının dünya ikinciliği olduğunu ! Peki Trabzon’da Opera binası olduğunu ve toplumun tiyatro sevdiğini… Oysa 1970’den sonra tiyatro, ayıplanan bir kavrama dönüşmüş. Taşradaki sayısız sinema ve sinema kültür de aynı kaderi paylaşmış. Bugün hiç bir yerde sinema olmadığı gibi kadınların sinemaya gitmesi ahlaksızlık sayılıyor bir çok yerde. Nedeni de tek sinemanın “porno” oynatan mekân olması. Kadın erkek ilişkisinde ve aile yaşamında olduğu gibi eğlence kültürü de taşrada yok olmuş. Tarih 1963 ve sonrası… KADINLAR TAŞRAYI DEĞİŞTİRİYOR Kasaba konusunda yapılan ilk çözümleme de Prof. Mübeccel Kıray’ın “Ereğli: Ağır Sanayiden evvel Bir Sahil Kasabası” kitabıdır. Taşradaki değişimi sağlayan artık sanayi kuruluşları olmuş. Burada çıkan sonuçlarda herkes bekâr bir kızın çalışmasına hoşgörü ile bakarken evli bir kadının çalışması kesinlikle onaylanmamıştır. % 68 oranında toplumun karşı çıktığı kadının çalışması ve meslek sahibi olması da yargılanmaz. Kadının -doktor, mühendis ya da hakim- gibi meslek sahibi olabileceği görüşündedir. Ama dışarıda çalışmak evini ve ailesini ihmal etmek anlamına gelmektedir: Tanımadığı erkeklerle bir arada bulunmak demektir. Ekonomik güçlenme de erkeğin otoritesine karşı bir eylem olarak algılanmaktadır. Bu nedenle ev içinde üretim, bir tehdit olarak algılanmazken dışarıda çalışmak bir tehdit içerir. Bugün gezerken gözlediğim 1964’de yapılan bu çalışmanın geleneksel köklerinin çok sağlam olduğunu ortaya çıkarıyor. Kadınlar bununla başa çıkabilmek için kendi sentezlerini oluşturmuşlar. Bu Türk modeli feminizmde kadın aile ilişkisini çok sağlam korumaya özen göstermekte. Erkeğine önem verdiğinin altını hep çizmekte ya da girişimciliğinde ona da bir paye vermekte. Konuşurken onu kendi cinsiyet rolünde olumlamakta. Kendini onun arkasından, yanına çıkarmakta; önüne değil… Evini, çocuklarını ve kocasını hiç ihmal etmeden meslek ve ticaret icra etmekte. Bu denli güç bir yükü de “normal” olarak karşılayan kadın depresif bir tavır göstermemekte. Oysa çalışmayan kadınlarda çok depresif bir ruh hali görülmekte. Girişimci kadınlar ailelerini işe ortak ederek aile yapısını işyerlerine taşımaktalar. Çalışmak istemeyen kadınlar ise toplumla, çevre ile çatışmaktan korkan kadınlar… Kasaba ve taşra denilen küçük kentlerde kadınlar bugün,meslek sahibi olan ya da kendi iradesiyle para kazanmaya başlayanlar, yeni bir sosyal ve kültürel yapının taşlarını koymaktalar. Onlar cesur girişimciler… Belediyelerin kadınlara dönük başarılı çalışmasına bir örnek… Candaroğulları Beyliğine başkentlik eden Kastamonu’da Atatürk, şapka ve kıyafet devriminin temelini attı. 20. yüzyılın ilk yarısında çevre illerin ve ordunun giyim ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayan yöre, 1950’li yıllarda bu önemini kaybetmeye başladı. Yörenin toplamalı, tireli ve sarı kıvrak denen dokuma türleri unutulmaya yüz tuttu. Kastamonu Valiliği 1996’da çok yerinde bir kararla kadınları örgütledi. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, yöresel el dokuma ve baskı atölyesini kurdu. Taşrada belediyeler, kadının gücünü keşfettiler. Bu Türkiye’nin sosyalleşmesinde can alıcı bir gelişme sağlayacaktır. Yerel güçlenme olmadan ne kadın ne demokrasi güçlenebilir. Yöresel el dokumacılığının çok eskiye dayandığı bölgede keten, kendir ekiminin yanı sıra yün ve tiftik dokumacılığı da yapılmış. 1941 yılında 65.318 hane varken 19.377 el tezgahı çalışırmış. Bugün vakıf sayesinde 100’e ulaşan tezgâhlar eski günlerin hayaliyle tıkır tıkır işliyor. Örgütlü üretim ve dayanışma, kaybolacak bir geleneğe nefes vermiş. Çıkrıklar sanki eski bir şarkıyı yeni baştan kulağımıza fısıldıyor. İplik bobinleri kocaman bir yürek gibi heyecanla sarsılıyor, zıt yönlerde dönerek gıcırtılı sesler çıkaran dolapta iplikler çileye konmuş. 20 sene sonra yeniden çıkrık başına oturmuş Müzeyyen Teyze, kelebekten ipliği sarıyor. Çocukken kollarımızı bitap düşüren ipliği çile haline getirmek işini dolap hallediyor. Sonra “gücü” denen tezgâha gidiyor. Yaşlı teyzeler yıllar öncesinin birikimini, deneyimini bugün gençlere aktarıyor Vakıf’da. Eski bilgilerle yeni bir ruh buluyor Kastamonu dokumacılığı. YENİ BACIYAN – I RUM Anadolu’nun kültür mimarları, çeşitli sosyal ve kültürel örgütlenmeler kurmuş ve derin izler bırakmışlardır. Ahilik de bunlardan biridir. Anadolu Türk tarihinin en az bilinen devri olan Anadolu Selçukluları zamanında yaşayan Ahi teşkilatının kurucusu, debbağların (dericilerin) piri olup Ahi Evren diye bilinen Şeyh Nasirü’d-Din Mahmud’dur. Kırşehir’de kendi adını taşıyan mahallede Ahi Evren Camiine bitişik olan türbesinde yatmaktadır. Ahi teşkilatının kuruluşu, Anadolu Selçukluları devrinin en önemli sosyo-ekonomik ve hatta sosyo-politik olaylarından biridir. Ahi Evren, devletin himaye ve desteği ile zanaatkârların zanaatını icra etmeleri için bir sanayi sitesi inşa etmiştir. Bu nedenle debbağların piri ve 32 çeşit zanaatkârın lideri olarak bu sanayi sitesinde hizmet verdi. Anadolu’ya geldikten kısa bir süre sonra Kayseri’ye yerleşen Ahi Evren’in burada bir debbağ atölyesi kurduğu, zamanla atölyenin büyümesiyle “Debbağlar Mahallesi” meydana gelecek kadar geliştiği anlatılır Hacı Bektaş’ın “Velayet-name”sinde. Bu sanayi sitesinde kurduğu örgütün mensuplarının fikrî ve dinî talim ve terbiyesiyle uğraşırdı. Sonra Ahilik tüm Anadolu’ya yayıldı. Karısı Fatma Hatun, Bektaşiler arasında “Kadın Ana, Kadıncık Ana” diye tanınırdı. Eşi Fatma Hatun vasıtasıyla “Bacıyan-ı Rum” ( Anadolu Bacıları) teşkilatını kurdu. Fütüvvet Hareketi, Anadolu’da İslam dünyasında hiç bir yerde görülmeyen bir biçimde gelişme göstererek Ahi teşkilatı dediğimiz Türkler’e has bir örgütlenme, bir kurum haline gelmiştir. Fütüvvet’i İslam dünyasındaki kahramanlık, yiğitlik ve cömertlik ülküsü diye tarif edebiliriz. Şövalyelik nasıl Ortaçağ Batı Dünyasına mahsus bir kahramanlık ve yiğitlik ülküsü ise, fütüvvet de Ortaçağ İslam’ına ait bir ülkü. Ahilik, cömertlik mesleği olması itibariyle bir yönüyle de elinin emeği ile geçinme ve başkasına yedirme ülküsü. Övgüleri şöyledir: “Babalarından onlara çok mal ve servet kalmıştır. Onlar salih gençler olup Ahiliğe ve Ahiciliğe, sofra döşemeye gönül vermişlerdir. İmaret kurmuş, orada yemek, içmek ve barınmak için gerekli olanları temin etmişlerdir. Kapıları açık, gelen gidene güzel hizmetler sunmaktadırlar.” Bu itibarla, Ahilik başkalarının sırtından geçinme duygusu ve uygulamasıyla mücadele etme, kendi el emeği ile geçinme ülküsü yayma amacını gütmüştür. Anadolu Ahi Teşkilatı’nın kuruluş amaçlarından biri de ilmi, çeşitli zanaat alanlarında uygulama ve toplumu bundan yararlandırma ülküsüdür. Ahi Evren, eserlerinde bunu vurgular: “Allah insanı, medeni tabiatlı yaratmıştır. Allah insanları yemek, içmek, giymek, evlenmek ve mesken edinmek gibi çok şeye muhtaç olarak yaratmıştır. Bu yüzden demircilik, marangozluk gibi çeşitli meslekleri yürütmek için çok insan gerekli olduğundan, bunları yapmak için çok alet ve edevata ihtiyaç olduğundan bunu tedarik edecek insan sayısı da çok olacaktır. Böylece insanın (toplumun) ihtiyaç duyacağı bütün sanat kollarının yaşatılması gerekir.” Toplumun mutluluk ve refahı için bütün zanaat ve sanat kollarının yaşatılması amacını güden Ahilik, her zaman bilimle sanat ilişkisini kollamıştır. Ahi Evren’in fikir hayatında en önemli ve en büyük yeri, Melamilik teşkil eder. Yani Anadolu Müslümanlığı bir diğer deyişle gönül Müslüman’ı dediğimiz İslam anlayışı. Ahilik, ülküsünde kendini topluma adama ve topluma hizmet aşkı, karşılık beklemeksizin yolcuya, düşküne, muhtaca el uzatma, yedirme, içirmedir. Bu, Melamet felsefesindendir. Ahi teşkilatı aynı zamanda bir eğitim ve öğretim ocağıdır. Sadece sanatkar yetişmez, aynı zamanda mal üretmek ve topluma hizmet sunmanın usul ve erkanı talim edilir. Kurallara uymak şarttır. Ahi birliklerinin bağlı bulunduğu ulusal ahlak değerlerine bağlıdır. Ahi birlikleri yerel otoritelerdir, merkezî otorite yapısına zıt eğilimler taşırlar. Başlangıçta merkezî otoritenin etki alanına girmeyen bölgelerde ortaya çıkan bu durum, daha sonra bütün Anadolu’da geçerlik kazanmıştır. 1800’lerden itibaren esnaf da bozulur Ahilik de: “Çıkacak iki gözü de kardadır” esnafın. 1839’da ise resmen kaldırılmışlardır bu birlikler. Cumhuriyet ile birlikte son kalıntılar da silinip gider ortalıktan. Çok ilginç bir Türk sentezi olan Ahilik ve Ahi birlikleri bugün yeni bir sentezin nüvesi olabilecek zenginlikte… Günümüz dünyasının önemli Amerikalı “guru”ları neler diyor dersiniz. Örneğin Prof. Phillip Kotler “Şirketlerin yaptığı işi bir misyon olarak benimsemesi gerektiğini” söylüyor. Sadece para kazanmak eylemi yerine ahlakî sorumluluklara dayalı yeni bir vizyon öneriyor. Çünkü artık pazarlama “insan” odaklı. İnsan ise kültür demek. Kültür, değer yargılarını ve davranış kalıplarını içeriyor. Harley Davidson motorlarında olduğu gibi sosyal bir kulüp niteliğinde pazarlama teknikleri gelişiyor. Oraya özgü giyim, davranış ve değerler sosyal bir çerçeve oluşturuyor. Uluslararası ticaret yapıyoruz ve değişik uluslarla karşılaşıyoruz. Karşılıklı bir bağımlılık söz konusu. Ama birbirimizin kültürünü ve iş yaşamına yaklaşımını ne kadar biliyoruz? Önyargılarımızın tuzağına düştüğümüz için, farklı inançları olan insanlardan ders almayı başarabiliyor muyuz? Hoşgörüyle yaklaşarak anlamaya çalışıyor muyuz karşımızdakini? Genel olarak sosyal gelişme ve sanatla bağdaştırılan değer, davranış ve kültürel biçimlerin, aslında ekonomik başarının anahtarı olduğunu hiç düşündünüz mü? Günümüz ekonomistleri bunları tartışıyor. MERAL TAMER MİLLİYET En yoksul kesimde kadına hiç iş yok Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu’nun araştırmasına göre Muş’un yoksul mahallelerinde kadın istihdamı oranı sadece % 2,0, Konya’da % 3,1 Prof. Dr. Ayşe Buğra ve Prof. Dr. Çağlar Keyder’in eş başkanlığını yürüttükleri Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu, önemli bir araştırmaya daha imza atmış bulunuyor. Türkiye’nin 9 yerleşim alanının en yoksul mahallelerinde 1800 haneyi kapsayan ve 1 yılda tamamlanan araştırma, özellikle kadınların neredeyse tamamen iş piyasasından dışlandığını ortaya koyuyor. Yandaki tabloların ilkinde, araştırma için seçilmiş, nüfusu 50 binin üzerindeki yerleşim alanlarında, Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK’in 2003 yılı verilerine göre nüfus ve kadın-erkek istihdam oranlarını görüyoruz. İkinci tablo ise Prof. Buğra ve Prof. Keyder’in, aynı yerleşim alanlarının en yoksul kesimlerindeki araştırmalarının rakamsal bulgularını içeriyor ve durumun ne kadar vahim olduğunu gösteriyor. Yoksul kadın dışlanmış TÜBİTAK desteğiyle gerçekleşen araştırmaya göre, en yoksul kesimde örneklem genelinde çalışan kadın oranı maalesef sadece % 9,4, dahası bu oran Konya’da % 3,1’e, Erzurum’da % 2,6’ya, Muş’ta % 2,0’a kadar düşüyor. Prof. Buğra, bu araştırmanın ortaya koyduğu 3 önemli bulguyu şöyle özetliyor: “1) Kentsel kesimde kadınların ezici çoğunluğu çalışma hayatının dışında. Yoksul mahallelerde oturan kadınlar ise, neredeyse tümüyle çalışma hayatından dışlanmış durumda. Kısacası Türkiye’de kadınların çoğu, erkek eline bakıyor. 2) Çalışma hayatının niteliği ve yoksulların çalışma hayatına nasıl katıldığıyla ilgili önemli bulgular elde ettik. Yoksulluğun yaşanış biçimini etkileyen unsurların, işsizlik olgusunun ötesinde, insanların ulaşabildikleri istihdam olanaklarının niteliğiyle de ilgili olduğunu gördük. 3) Yoksul kesimde istihdam oranının bu kadar düşmesi, bunun bir kültürel boyutu da olduğunu ortaya çıkartıyor. Şöyle ki; o kadar yoğun bir işsizlik var ki, kötü koşullarda ucuza çalıştırılacak erkek çok fazla, kadın istihdamıyla uğraşmıyorlar. Mesela Konya, sanayinin geliştiği bir yer, ama bu durum kadın istihdamına hiçbir şekilde yansımıyor. Çünkü kadının çalışması, zaten hoşlarına gitmiyor.” Araştırmanın bulguları, yoksulluğun da kadın istihdamının da etnik bir boyut taşıyabileceğine işaret ediyor. Örneğin 2. tabloda da görebileceğiniz gibi Lüleburgaz’da Romanların çoğunlukta olduğu yoksul mahallelerde kadın-erkek istihdam oranının eşit, hatta kadınlar lehine 0,4 puan fazla olduğunu hayretle görüyoruz. Bu konuyu yarınki yazımda örnekleriyle anlatacağım. ata erkil toplumdan çıkmalıyız
Mesaj: dünya tv deki kadınlara bakış acınız için sizi kutlarım ben bir erkek olarak toplumda nasıl yaşıyorsam kadınlarımızında öyle yaşama hakkı vardır yok töreymiş yok evinde otururmuş önce EVLİLİKcüzdanını tartışmak lazım yeni bir yasal düzenleme şart olmuştur türbandan önce
Gönderim Zamanı: 17-04-2008 10:07:34
Gönderen: br>E-Posta: kiraz.48@
Konu:
Mesaj: 17-04-2008 tarihindeki DÜNYA TVdeki konuşmanızdan dolayı sizi kutlarım senin gibi sevecen herkesi kucaklayan birinin DYPde olması bile şanstır yıllarca bu partide oldum akp güvendik başımızı kapattılar yakındada gözümüzü kapatacaklar çokdaha kötü olacak el ele verelim dyp için
Gönderim Zamanı: 17-04-2008 09:59:28

İstanbul sahipsiz

Şubat 1 2008Yorum Yok Kategori: Politika

14 yıldır İstanbul’u ellerinde tutan ve yönetenlerin beceriksizliği patlamıştır. Bu baştansavmacı ve savruk yönetim biçimi 20 vatandaşın canını aldı.Yüzden fazla yaralı var.Maddi hasar milyarlarca.Sonuç:Vatandaş suçludur.Görevi ihmal eden değil. Bu ne güzel siyasettir.”Sus,otur yerine sen karışma!” siyaseti adam öldüren bir otoriterlik gördüğünüz gibi.

6 katlı binanın üst katında kaçak maytap imalathanesi açıp, patlayıcı depolayan Selçuk Başlan da öldü. Çevredeki binlerce insanın hayatını hiçe sayan bu işyerini ne Büyükşehir ne de Zeytinburnu Belediyesi gördü. 25 Ocak’ta ise ölüm imalathanesine ’plastik atölyesi’ kılıfıyla ruhsat istendi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı da sorumluluğu üzerine almaya niyeti olmadığını şu sözlerle ortaya koydu: “İhbar olmazsa biz ne bilelim!” Zaten mesele nerede yaşadığınızı,ne yaptığınızı bilmemek Başkan…. Kültür Başkenti’nde patlama… “Kültür Başkenti”ndeki patlamadan sonra, kentin valisi, kendi kendine “Koş…” dedi: “Koş Muammer, bir şey patladı…” Patlayıcı maytap, havai fişek malzemeleri ile ateşli buharlı kazanlar yan yanaydı. Eğilip uzun uzun baktılar: Niye patladı?.. Dünyanın her yerinde patlayıcılar ile ateş yan yanayken patlama olmaması durumunda koşup bakarlar; niye patlamadı?… “Kültür Başkenti”nin adamları ise eğilmiş bakıyorlar; patlayıcı ile ateş bir araya gelince niye patladı?.. “Kültür Başkenti” ilginç bir yerdir. Misal “Kültür Başkenti”nin valisi enteresan bir haber verdi: “68 yaralıdan 40’ı ambulans ile taşınmıştır…” Oooooo… Bu iyi bir şey. Demek ki ambulans ile yaralılar denk gelebildi. Peki 40’tan geri kalan 28 yaralı ya da 20 ölü?.. Vali onları bulmak için kendi kendine şöyle dedi: “Koş Muammer…” * “Kültür Başkenti”nde boya atölyeleri, iplikçiler, çorap imalathaneleri, ilaç depoları, naylon işleme fabrikaları, lastikçiler, petrol tankları, fişek-maytap yapıcıları, kuş yemi satıcıları, tavuk kesimhaneleri, tenekeciler, borucular, plastikçiler, káğıtçılar… Saymakla bitmez, tümü iç içe, kentin içindedir. Kentin yüzde 60’ı ruhsatsız, kaçak, izinsiz… Zaten burayı “Kültür Başkenti” yapmaya kalkan Başbakan, Bizans kalıntısı antik yapılara daha geçen gün “Harabe…” dedi. Ve o tarihin kentin üzerine betonarme otel yapılmasına karşı çıkanlara kızdı. “Kültür Başkenti” böyle bir yer. Gerçi “Kültür Başkenti” kendine dünyada itibarlı bir yer arıyor aramasına… Diyelim ki maytap-havai fişekler ile ateş kazanlarının bir arada olduğu o patlayan binanın adı ne: “Prestij…” Vali de eğilmiş bakıyor: Niye patladı?.. Bakarken birisi bağırıyor “Kültür Başkenti”nde: “Yine patlayacak, kaçın…” “Kültür Başkenti”nin valisi söyleniyor: “Koş Muammer…” Bekir Çoşkun Trenin üstüne “hızlıdır” yazınca hızlı tren olur diye siaysete alet edilen tren devrildi yüzlerce insan yaralandı ve öldü.İktidardan tısssss istifa eden yok.Suçlu:Makinist Kütahya treni devrildi milletin,anaların babalaırn canı yandı Başbakan tıssssssss suçlu:conta ve ski iktidarlar… yahu sen ikinci iktidar dönemin olduğunu bilmiyorsan takvim gönderelim.Bu ne aymazlık! Kazan bu… Doğurduğuna inanıyorsan patladığına da inanacaksın! İşyeri, ruhsatsız. İşçi, sigortasız. Maaş, kayıtdışı. Vergi, kaçak. Elektrik, arak. Üretim, belirsiz. Kazan, denetimsiz. Bina, çürük. * Netice? 20 insanımız daha gitti. * Vali’ye soruyorlar… Neden patladı? “Henüz bilmiyoruz.” Neresi patladı? “Henüz bilmiyoruz.” Ne üretiyorlarmış? “Henüz bilmiyoruz.” Kaç kişi çalışıyormuş? “Henüz bilmiyoruz.” * Korktum bi an için. “Siz ne iş yaparsınız” diye sorsalar… Vali, “Henüz bilmiyoruz” diyecek! * Mayıs 2005… Zeytinburnu’nda bina çöktü. Şubat 2006… Zeytinburnu’nda bina çöktü. Kasım 2006… Zeytinburnu’nda bina çöktü. Dün… Zeytinburnu’nda bina patladı, çöktü. * Zeytinburnu Belediye Başkanı, üç dönemdir oturuyor o koltukta. Son seçime baktım… Yüzde 52.5 almış. Necidir kendisi? İmam. Büyükşehir Başkanı? O da imam. * E sonra ne oluyor? Tren uçtu… “Contadan.” Bina patladı… “Kazandan.” Bu şartlarda nasıl yaşayabiliyoruz hálá? Allah’tan. Yılmaz Özdil

AKP merkez sağ değildir

Ocak 25 2008Yorum Yok Kategori: Politika

‘Batı’nın ilmini değil ahlaksızlığını aldık’ diyen Başbakan “velev ki geçmiş otuz yıldadediklerini özlemiş olsun”yani sırtındaki Milli Görüş gömleğinin şifrelerini ortaya dökmeye devam etsin. “velev ki dediği doğru olsun” o zaman adama sormazlar mı 6 yıldır Yimpaş dahil hangi yolsuzluklar ortaya çıkarıldı?

Başbakan, ahlaksızlık derken cinsellik ve kadın erkek ilişkisine dair serbestliği işaret ediyor Yoksa islam dininde en büyük günah olan ve ahlaksızlık sınıfında sayılan yalan söylemek, insanları aldatmak, kul hakkı yemek, insanları ayırmak ve ötelemek gibi durumlardan söz etmiyor. Bunları Avrupa’dan mı ithal ettik? Ünivarsitelrde tam özerk bir bilimsel yapı olmamasına hiç aldırış etmeden onalrı yüksek lise düzeyine indirgemek (orada tutmak)ahlaksızlık değil mi?Üniversitenin tek sorunu türbandır,Anayasa nın tek sorunu türbandır demek nedir ki? Anayasa’da tam ve yetkin düşünce özgürlüğünü savunmayan AKP neden sadece kendi tavizlerine takık acaba? KAdınalrın sadece türban sorunu mu var?Aile içi şiddet,ikinci sınıf muamele, taciz, işsizlik,eğitimden pay alamama gibi dünya kadar sorunu ne olacak?Medeni yasa çıkarken onlar değil mi malları eşleriyle paylaşmak istemeyenler? Yasayı kuşa çevirenler? Ahlaksızlığı sadece cinsellikle ilişkilendirenlerin ahlak kavramı ve felsefesinden bihaber olduğu aşikar başka bir gerçek ise bu seviyenin Türkiye’de yönetime el koymasının bizi muasır seviyeye taşıma şansı olmadığı. AKP merkez sağ olmadı ve değildir. Bunu ilk günden devamlı vurgulamamın nedeni şimdi Başbakanın ağzından anlatılıyor. merkez sağ modernizmin yüzüdür ve ilk gündne beri DP modern Batı değrlerini benimsemiş,Türkiye Cumhuriyetine sahip çıkmış ve manevi değerlerimizi savunmuştur.Türk kültürünün bin yıllık geleneğinin temsilcisidir. AKP topluma nifak sokarak “bizden olanlar ve olmayanlar” yaratmıştır.Kavga üretmiştir. Merkez sağ ise birleştiricidir.Ülkenin ve kültürün çimentosuna sahip çıkar. Siz hala AKP merkez sağ diyenlerden misiniz?

Hürriyet yazdı

Ocak 19 2008Yorum Yok Kategori: Politika

Türbanlı hákim savunuldu SHOW TV’de Ali Kırca’nın ’Siyaset Meydanı’nda dün sabah 04.00’e kadar gündemin sıcak konusu türban tartışıldı.

Ancak tartışmanın artık laikliği delme noktasına gelip dayandığı görüldü. Yazar Nuray Mert ve AKP’li Ayşe Böhürler, türbanın üniversiteye girmesi halinde mezun olanların devlette görev almasını açıkça savundular. “Neden türbanlı kadın hákim olmasın” dediler. AKP’li Prof. Burhan Kuzu ise bunun daha sonra ikinci aşamada gündeme gelebileceğini söyledi. İlk kez DP Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla ’Siyaset Meydanı’na katılan Nevval Sevindi ise Başbakan Erdoğan’ın gerçekten tek cümle ile ’AKP’nin bütün şifrelerini çözdüğünü’ söyledi. Böylece AKP’nin merkez sağ olmayıp, ’siyasal İslam’ı savunduğunun açıkça ortaya çıktığını iddia etti. Sevindi, türbanın siyasi simge olmasının 1982’de ’Humeyni Hareketi’ ve İran’a dayandığını vurguladı ve “O zaman o hareketi savunan Erbakan’ın talebelerinden Erdoğan’ın şimdi aynı görüşleri yeniden ortaya attığını” öne sürdü. Prof. Semih Gemalmaz ise, türbanın Anayasa’ya konması halinde bunun çok ’vahim sonuçlar’ doğuracağını ve türban karşıtlarının AİHM’ye gidebileceğini söyledi. Yalçın Bayer Konu: Başarılarınız Daimi Olsun…
Mesaj: Hayırlı Görevler Saygıdeğer Büyüğüm, Uzun bir çalışmanın ardından genel başakanlığın belirlenmesi,genel başkan lehine gösterdiğiniz pozisyon,üst düzey göreve layıkıyla sahip olma ve son başkanlık divanında icra edeceğiniz görevin hayırlara vesile olmasını dilerim. Demokrat Partinin kritik dönemlerinde boşluk doldurma çalışmalarınız ve bu boşluğu diğer muadilleriyle sürekli kılmanız,bu ve benzeri çalışmalarınızı büyük çabalar sarfederek en optimal düzeye ulaştırma hedefleriniz partinin ana yerleşimlerini oluşturmanızı sağladı. Sizi sonsuzlarca kez tebrik ederim,İnşallah sonsuz güvenimizle partiyi ayakta tutma çalışmalarınız daimi olur ve Basın Propaganda görevinin size ait olması ise bence Demokrat Parti adına çok büyük bir şans.Çünkü kamu oyunda bilinen ve bu bilinirliliği pozitif yönde ilerlemeye götürecek bir isimsiniz.Genel seçimlere kadar yapacağınız çalışmalarda her daim partinin adını en şerefli yönleriyle gerek kurultaylarıyla,gerek icraatlarıyla,gereksede güçlü hitabi tarzı ve kalite damgasını insanlara aşılatma tekniğiyle önemli sonuçlar çıkaracağınız inancındayım. Asıl görevinizde size ve tüm parti tam üyelerinize kuvvet,istikrar ve sonsuz başarılar dilerim.Kendinize iyi bakın.Hoşça kalın. Burak Mavili

DP

Ocak 17 2008Yorum Yok Kategori: Politika

BAŞKANLIK DİVANI DP Başkanlık Divanı şekillendi. Daha önce 17 olan genel başkan yardımcılığı 10’a düşürüldü. Başkanlık Divanı şu isimlerden oluştu: Siyasi İşler Başkanı Turhan Güven, Teşkilat Başkanı Nevzat Ceylan, Basın Propaganda ve Yurtdışı İlişkiler Başkanı Nevval Sevindi, Seçim İşleri Başkanı Erdoğan Sezgin, Ekonomi ve Mali İşler Strateji ve Arge Başkanı Prof. Dr. Sabri Erdil, Sosyal İşler Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, Yerel Yönetimler Başkanı Salim Ensarioğlu, Kadın ve Gençlik Başkanı Harun Akın, Genel Sekreter Fevzi Yalçın, Genel Muhasip Necati Yöndar.

Gönderen: Erhan Özdemir
E-Posta: erhanozdemir1981@yahoo.com.tr
Konu: Tebrik
Mesaj: Merhaba, DP Genel Başkan Yardımcısı seçilmenizden dolayı tebrik eder, görevinizde başarılar dilerim. siyaset
Mesaj: ilk önce seçilmenizi tebrik ediyor ve CENAB-I ALLAH tan hayırlara vesile olmasını diliyorum yeni şekillenen başkanlık divanınızı çok beğeniyorum ayrıca şunu demek istiyorum nevval hanım ben tansu hanım başbakan iken gelin şu türk telekomu satalım 45 milyar dolara yabancılara dediğinde bu basın bu medya vatan haini ilan ettiler tansu hanımı o zaman yine dedi tansu hanım liradan 6 sıfır atalım diye ama hayal geldi bu millete terörü bitirdi am a yine yaranamadı ama malesef oğlu hayırsever bir işadamınjın yardımlarıyla okuyan başbakanın oğlu nasıl oluyorda gemicik alıyor bunu anlamış değilim yaaa demekki diyorum tansu hanım bu olaylara baktıkça 15 yıl ilersini görüyormuş bu memleketin biz dava adamıyız nevval hanım ve bu kadroyu destekliyorum mehmet nuri hocamı sizi ve kadronuzu destekliyoruz hocam ben ismim hasan afyonluyum ve iscehisar ilçesindenim dp iscehisar gençlik kolları başkan yardımcısıyım ve inşallah yerel seçimlerde başarıyı yakalayacağız lütfen sizden ricam halka ve tabana rağmen siyaset yapmayın ha unutmadan bakın yine başörtüsü meselesi gündeme oturdu neden biliyormusunuz yaklaşan yerel seçimler var yaaa :) ))) bu millet neden tayyipin oyunlarına ve galeyanlarına gelir anlamadım hala daha aydın doğana demediğini bırakmadı 2002 seçim mitinglerinde ama şimdi maşallah bozmasın maliye bakanı ve sayın başbakan kan kardeş oldular aydın doğanla sizi tekrar tebrik ediyor ve inşallah brdahaki seçimlerde iktidar olacağız inşallah
< TANIŞMAK VE TAKDİR
Mesaj: MERHABA NEVVAL HANIM BEN SİZİ ZAMAN GAZETESİNDEN TAKİP EDİYORUM ÖNCELİKLE BU KADAR KÜLTÜRLÜ ARAŞTIRMACI MÜCADELECİ YÖNÜNÜZDEN DOLAYI TEBRİK EDERİM.BİR DE DP ADAYLIĞINIZDAN SONRA DAHA BİR SEMPATİ DUYMAYA BAŞLADIM BEN KENDİMDE DEMOKRAT PARTİYE YAKINIM.BİR ARA KALBİMDE OLAN BU DUYGUYU HAREKETE GEÇİRMEK İSTEDİM AMA YAŞIM HENÜZ GENÇ OLDUĞU İÇİN VAZGEÇMİŞTİM.ÇOK UZATTIM DEĞERLİ VAKTİNİZİ AYIRIP CEVAP VERİRSENİZ SEVİNİRİM.BEN FIRSAT BULDUKÇA SİZE YAZACAĞIM.BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLERİM SAYGILARIMLA/İbrahim br>Gönderim Zamanı: 18-01-2008 17:15:49

DP Kongresini MİLLET kazandı

Ocak 7 2008Yorum Yok Kategori: Politika

Milletsiz siyaset yapanlar kaybetti.Hak zail olmaz. Beni seven,taleplerini ileten tüm delegelere teşekkür ederim. Bütün DPli yiğit arkadaşlar bana iyi dileklerini ileterek ortak bir duygu oluşturmamızı sağladılar.Tek vücut olduk ve kazandık. Sayın Genel Başkanımız Süleyman Soylu’yu ve listelerdeki tülm ekibi tebrik ediyorum. Zaman çalışma zamanı…..

Ayrıca analiz yazacağım.

Kırat’a Çiller destekli süvari

Ocak 7 2008Yorum Yok Kategori: Politika

DP liderliği için 10 adayın katıldığı yarışı, üçüncü turda 529 oy alan Süleyman Soylu kazandı. Ağar’ın desteklediği Erhan 271 oyda kaldı. İlk konuşmayı yapan Nevval Sevindi, Soylu lehine adaylıktan çekildiğini açıkladı. (Milliyet 07.01.2008)

DP Genel Başkanlığı’na, eski Başbakan Tansu Çiller’in desteklediği eski DYP İstanbul İl Başkanı Süleyman Soylu seçildi. DP’nin 4. olağünüstü büyük kongresi, dün Selim Sırrı Tarcan Spor Salonu’nda yapıldı. Kongre salonunu, genel başkan adaylarından Çağrı Erhan ile Soylu taraftarları doldurdu. 16 adayın çıktığı kongrede, yapılan oylama sonucu adaylara 10 dakika konuşma süresi tanınması kararı alındı. Nevval Sevindi çekildi İlk konuşmayı yapan Nevval Sevindi, Soylu lehine adaylıktan çekildiğini açıkladı. İkinci konuşmayı yapan Aytun Çıray da, eski DP lideri Mehmet Ağar ile eski Başbakan Tansu Çiller’in “dublörlerinin” yarıştığı bir kongre yaşandığını belirterek, siyasi açıdan kongreyi meşru görmediği için genel başkanlıktan çekildiğini açıkladı. Çekilmeler nedeniyle başkanlık yarışına 10 adayın girdiği ilk turda; Soylu 477, Ağar’ın desteklediği Erhan ise 428 oy aldı. İlk iki turda salt çoğunluk olan 606 oy gerektiği için ikinci tur oylamaya geçildi. İkinci tur oylama öncesinde Soylu’yu destekleyen Ağar’ın eski kurmayı Serhan Yücel, saf değiştirerek, Erhan’ın yanına oturdu. Bu sırada, partinin etkili isimleri kendi destekledikleri adaylar lehine delegeler üzerinde kulis yaparak baskı kurmaya çalıştı. İkinci tur oylamada Soylu 472 oy alırken, Erhan’ın oyları 397′ye düştü. Salt çoğunluğun gerekmediği üçüncü turda, Soylu 529 oy alarak, genel başkan seçildi. Erhan’ın oyları ise bu turda 271′e düştü. KONGREDEN NOTLAR Genel başkan adaylarından Çağrı Erhan ile Süleyman Soylu taraftarlarının karşılıklı sloganları, kongre salonunda zaman zaman stadyum atmosferi oluşturdu. Soylu, salon turu sırasında Erhan’ın yanına gelerek elini sıktı. İki adayın birbirine sarılması salondaki gerilimi azalttı. 16 adayla başlayan kongrede, yapılan oylama sonucu adaylara 10 dakika konuşma süresi tanındı. İlk konuşmayı yapan Nevval Sevindi, Süleyman Soylu lehine adaylıktan çekildi. Erhan, televizyon muhabiri olan eşi Melek Erhan ile birlikte kürsüye çıktı. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu kongreye telgraf gönderdi. Parti yöneticilerinin çoğunun katılmadığı kongrenin protokol bölümünde Necmettin Cevheri, Hasan Ekinci, Nahit Menteşe ve Saffet Arıkan Bedük gibi partinin eski ağır topları yer aldı. Kongre salonuna, Atatürk’ün yanı sıra DP – AP – DYP çizgisi içinde Celal Bayar’dan bu yana görev yapmış bütün genel başkanların posterleri asıldı. e-muhtıraya Ağar tepkisi Ağar, kongrede 15 dakika süren bir konuşma yaptı. Seçim sonuçlarından dolayı mahcubiyet içinde olduğunu belirten Ağar, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecindeki Genelkurmay bildirisine atıfta bulunarak şunları söyledi: “Ortaya konulan e-muhtıra siyasetin zeminini altüst etti, böylece AKP ve CHP’ye gün doğdu. Durduğumuz yer net iken, muhtıra ile tablo değişti. Türkiye’nin siyasi yapısı altüst oldu. Seçimler AKP’ye hediye edilmiştir.” Ağar konuşmasının ardından, partililerin gözyaşlarıyla uğurlandı.

06.Ocak.2008

Ocak 3 2008Yorum Yok Kategori: Politika

Selim Sırrı Tarcan Spor Salonunda saat 10:00′da Olağanüstü Kongre gerçekleşecek. Yeniyi isteyen, yeniliğe açık herkes kongreye katılmalı.Yeni olanı destekleyerek merkez sağı yeniden ayağa kaldırmalıyız. Türkiye muhalefetini arıyor.Ya siz?

cesur ve umutlu
Mesaj: sizi uzaktan tanıdığım kadar bu iki dediğim gerçeğim görmekteyim.sizler gibi net ,dogru tektir diyenler siyasette hiç bir noktasında olmanız mümkün degil.ben bu hafta genel başkan adaylarını bire bir dinledim ,göz göze geldim içlerinde beni tek tatmin edici aytun çıray ikincisi süleyman soylu oldu siralama çoook önemlidir.siz herzaman benim önceliğimsiniz.bu delege ile bu il başkanlari ile sonuç çoook süpriz değildir.çünkü gördüklerim şov yapmak için ege il başkanlarını arkasına alan çagrı erhan gibi kardeşlerimizde var bunlar bu 5,5 ten sonra yine adaylar allah bunlari islah etsinler derim.ama bu delege şov yapan adaylarımıza itibar etmektedir.gün ola harmanda bu şov yapanların bu işlerin böyle olmadığını görmek nasip olur.bir oy dahi alsanız lütfen konuşmalarınızla bu konuda bir yanlış içinde olduklarını lütfen bahs edin delege sizi taktir edecektir inşallah siz bu genel başkanlık yarışından başarılarla çıkarsınız hizmet nasıl üretirilmiş bu millete görürler.allahtan size yolunuz açık olsun dualarimla ile başari dileklerim
Gönderim Zamanı Gökhan Yenilik ve yenilikçileri desteklemek adına orada olacağım. Nevval Sevindi hanımefendi saygın ve azimli çıkışıyla Türkiye’yi yönetecek bilgi ve beceriye sahiptir. Hayırlı olsun. Dualarım bu yönde. Allah yardımcısı olsun. Ahmet Bektaş b> serdar_ipek@msn.com
Konu:
Mesaj: genel baskan adaylıgınızı size ve milletimize hayırlı olsun geclik kolu baskanı
Gönderim Zamanı ağrıdan size yazıyorum eski d yp gençlik kolları başkanı ana kademe ikinçi başkanı sizi kutluyorum bu partiye yazık oldu hepimizin emeği var sahip çıkmalıyız yanınızdayım saygılar Yusuf Sayın Başkanım; DP Kongresi yaklaştıkça heyecanlar artıyor. Çağrı Erhan ve Aytun Çıray’ın adaylığından sonra kongre dengeleri değişecek gibi. Muktedir olamamış; Ankara teşkilatının sevmediği ve başarısız olan bir ekibin desteklediği Çağrı Erhan o koltuğu haketmiyor. Mesut Yılmaz’ın desteğiyle bir yerlere geleceğini zanneden; diğer adayları yerden yere vuran ve DYP-GP-ANAVATAN arasında gidip gelen Aytun Çıray hiç hak etmiyor. Bu nedenle Beyaz Yürüyüş’e destek olmalı ve partisine hiçbir zaman ihanet etmemiş bir ismin arkasında yer almalıyız. Senelerin particisi Süleyman Soylu’yu evvela parti başkanlığına ardından Kırat’ı onunla iktidara taşımalıyız. Lütfen bizleri görmek istediğimiz tablodan mahrum bırakmayın… Saygılar sunuyorum…

Benazir Butto

Aralık 28 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Pakistan’ı çok seven ilk Müslüman kadın Başbakan Benazir Butto’ya Allahtan rahmet diliyorum.Politikada babasını, kardeşlerini kaybeden Butto mücadeleden yılmayan kadın önderlerdendi.Fanatizmin düşmanı ve demokrat bir kimliği olan Butto fanatizmin terörüne kurban oldu.Politikada demokratikleşenin,demokratik yapının ve kuralların önemini anlamak istemeyenlere Butto’nun ölümü bir şamardır.

Sistemi tıkayan,demokrasi sürecini işletmeyenler fanatizmi besler. radikalleştirir olduğu noktayı.Demokrasinin tüm kurallarıyla yaşaması için onu işletmek ve uygulamada örnek olmak gerekir. Anladın sen… askeri darbeler demokratik sürece indirilmiş keskin darbelerdir. Gitmeyen,koltuklara yapışmış liderler de fanatizmin yoldaşıdır. 1993′de yayınlanan Türkiye-İran kitabımın arka kapağında şunlar yazıyordu:”İran Devrimi gündelik haber değerinden daha fazla bir anlam taşımaktadır. Çünkü zamanı donduran ve önemli kılan “o günün” bakış açısıdır. Amacım, yaşadığım çok ilginç üç dönemi anlatmak: Şah, devrim ve devrim sonrası bir yıl. Bu son dönem tüm Humeyni yönetiminden farklı bir sosyal görüntü sunmaktadır. İran Devrimi, bu yüzyılda Rus ve Çin devriminden sonra bir toplum tasarımı olarak ortaya çıkan son devrimdir. İran’ı ve İran’da olanları anlamak Türkiye için bir zorunluluktur. Türkiye aşiret gücüne ulaşmak yerine demokrasiye, açgözlülüğün politikası yerine politikalar üreten kurumlara ulaşmayı hedeflerse Ortadoğu’daki ve dünyadaki yerini belirleyebilecek ve bunu bir güce dönüştürebilecek. Kendi kültürümüzü tanımak ve “öteki” kültürleri anlamaya, bilmeye çalışmak bunun temelidir.

Su için farklılıkların birleştirilmesi

Aralık 26 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Politikacılar kayıkçı kavgası yaparken dünyada ve ülkemizde çözülmesi gereken ciddi sorunlar bekliyor.Kadınlar bu nedenle politikaya girmeliler.Örneğin su ve kuraklık sorunu. Birleşmiş Milletler Milenyum Gelişme Hedefleri, 8 tane , ( Birleşmiş Milletlerin 2015 yılına kadar ulaşmayı amaçladığı hedefler) • Aşırı fakirlik ve açlıkları gidermek • Temel eğitim ve öğretimi tüm dünyada sağlamak • Kadınları Güçlendirmek ve cinsiyet ayrımcığına karşı ilerleme kaydetmek,

• Çocuk ölümlerini azaltmak • Ana sağlığını geliştirmek • HIV/AIDS, sıtma ve benzer ölümcül hastalıklarla savaşmak • Çevresel sürdürülebilirliği temin etmek • Gelişim için küresel işbirlikleri geliştirmek Dikkat edilirse bu hedeflerin hepsine ulaşabilmek tüm insanlık özellikle biz Kadınlarıın refahı, mutluluğu, sağlığı, eğitimi, kişisel gelişimi,iletişimi vb. açılardan son derece önemli diye düşünüyorum. Bu bağlamda biz kadınlar olarak bu hedeflere ne kadar katkıda bulunabiliriz. Örneğin, Susuzluk ve onun getirdiği sorunlar karşısında en çok etkilenen yine biz kadınlar değil miyiz? Öyle ise “Südürülebilir Su Yönetiminde Kadınların Etkinliğini Artırmak ya da Geliştirmek” gerekiyor ( Türkiye için bir durum çalışması) diye düşünüyorum. Peki öncelikle hanımlar olarak bizler neler yapabiliriz? Neler yapmaz isek gelecek nesillere suyu bırakabiliriz. Biz, bu susuzluğu zorunlu ihtiyaçlarımız dışında nasıl körüklüyoruz? Dolayısıyla küresel ısınmayı nasıl artıyoruz?. (Benim öncelikle aklıma gelen saç boyaları, deodorantlar kullanılmaması gibi,br kampanya başlatılabiliriz gazeteniz aracığla) Eğer bahsettiğim konuyla ilgili fikirleriniz var ise ortak bir çalışma olabilir ve bu çalışmayı yayabilir ve ülke adına çocuklarımız adına faydalı olabiliriz diye düşünüyorum ve Şuna inanıyorum kadınlar istedikten sonra yapamayacakları hiçbirşey yok yeter ki aramızda iyi bir sinerji yaratalım. Sizinle güzel bir yazıyı da paylaşmak istiyorum. (ZIG ZIGLAR’ın Hayat Boyu Flört Kitabından) “Norman V. Peale, Amerika’nın büyük şehirlerinden birinin Belediye Başkanı ile bir siteye yaptıkları ziyareti anlatır. Dr. Peale’nin eşi Ruth ile Belediye Başkanı’nın eşide siteyi gezerken kendilerine eşlik etmektedirler. Ekip, bir grup işçiye yaklaştığında, işçilerden biri Belediye Başkanı’nın eşine seslenerek kendisini hatırlayıp hatırlamadığını sorar.Kadın hatrırladığını söyler ve ikisi, işçinin yirmi yıl önceki flörtü olduğunu ortaya koyan bir sohbete başlarlar. Biraz sonra ekip yoluna devam eder. Belediye Başkan’ı, kendini beğenmiş bir edayla, ”Bak sevgilim onunla evlenseydin bugün bir inşaat işçisinin karısıydın” der. Karısının yanıtı ise şöyle olur “ Tam tersi canım, onunla evlenseydim bugün Belediye Başkanı, O olurdu.” 2009 yılında 5 Dünya Su Forumu Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da yapılacak.Türkiye için önemli bir organizasyon olacak. Umarım Türkiye olarak başarılı oluruz. Bu forum için biz hanımlar olarak neler yapabiliriz fikrinden yola çıkarak Türkiye adına iyi şeyler yapabiliriz diye düşünüyorum. Formla ilgili kısa bilgi aşağıda, 5. Forum: Su için Farklılıkların Birleştirilmesi Bu ana tema, Avrupa ile Asya, Ortadoğu ile Afrika, Güney ve Kuzey arasındaki coğrafi kavşak noktalarının altını çizmesinin yanında dünyanın zengin ve fakir, gelişmiş ve gelişmekte olan bölgeleri gibi çeşitli su kültürleri arasındaki kavramsal ayrılıklara da gönderme yapmaktadır. “Farklılıkların Birleştirilmesi” kavramı aynı zamanda yerel, ulusal, bölgesel ve küresel çapta su kullanıcıları, karar-alıcılar, su uzmanları ve çalışanları arasında ileri seviyede bir bilgi alışverişi ve gelişkin bir anlayış oluşturma hedefini de ifade etmektedir. Bu farklı bakış açıları arasında bir alışveriş sağlamak amacıyla köprüler inşa etmek, farklılıkların üzerine çıkma ve çeşitli taraf ve sektörleri bir araya getirme fırsatları yaratacaktır. Son olarak bu tema, kaynakların daha iyi yönetilmesinin Binyıl Kalkınma Hedeflerinin tümüne ulaşmakta katkı sağlaması açısından uluslararası su camiasını daha somut öneriler ortaya koymaya davet etmektedir. Bu forumla ilgili detaylı bilgiler http://www.worldwaterforum5.org sitede mevcut. Biz hanımlar olarak daha neler yapılabiliriz fikirleriniz ve ya yönlendirmeleriniz olursa sevinirim. Melek ÖZGÜLER Ziraat Mühendisi ANKARA

Sayfa 2 / 15«12345»...Sonraki »