32.GÜN DEŞİFRESİ
NECİP H.:Ben asla konuşurken saldırmıyorum. NEVVAL SEVİNDİ:Tabi söylediniz konuşurken saldırmassanız,saldırmam NECİP H.: Bakın Nakşibendiler, rufailer,,kaplancılar, dediğimiz iccb’ciler, mücahideciler, süleymancılar, nurcular ve bunların yurt dışı bağlantıları üzerine çalışıyorum. Her bir cemaate siz bir sosyal fenoman olgu diyerek kabul ettiğinizde ve bunlara yasal dokunulmazlık getirdiğinizde Türkiye’de hukuk devleti olmaz. Bunların hepsi çıkar,aynı görüşte olan insanlar bu devleti yıkma hakkına sahiptir.O açıdan ben şunu söylemek istiyorum MEHMET ALİ B.: Fettullah’ın bir dokunulmazlığı var diyorsunuz. Fettullah Gülen’in bir dokunulmazlığı mı var? FAİK BULUT: Var var NECİP H.:Ben şunu söylemek istiyorum Nevval Hanım bilmediği başka şey var. NEVVAL SEVİNDİ: siz nerden biliyorsunuz. Siz benim nereden ne bildiğimi bilmeden nasıl hakkımda böyle dersiniz. NECİP H:Ben 20 yıldır üniversitede ışık evleri ile ilgili bütün öğrencilerle. Bakın ben çok basit bir örnek vereyim eğitim bültenleri, broşürler var bunu çok rahatlıkla gösterebilir. Mesala Nevval Hanım gibi son derece şık bir hanımefendi, bunların istediği düzen geldiğinde karşılaşabileceği bir olay aynen şöyle söylüyor önce tekdir edin, uyarın sonra yatağınızı ayırın, sonra da yatağınızı ayırın sonrada dövün ama döverseniz kemiğini kırmayın, teninde yara açmayın şimdi düşünebiliyormusun bu eğitim bültenlerine broşürlerine inemeden bu eğitimleri görmeden Nevval Hanım bu şıklığı ile bu zerafeti ile aramızda oturabiliyor. Tıpkı Cumhuriyet sayesinde ama böyle bir İslam Devleti geldiğinde bunların istekleri gerçekleştiğinde burada yan yana oturup konuşmamız asla mümkün değil. NEVVAL SEVİNDİ:Beyefendinin söylediklerine karşı çıkıyorum herhalde çünkü ben onun avukatı değilim onu savunmuyorum benim savunduğum sosyal bir fenomeni olduğu bir sivil hareket olduğu, bir sivil toplum hareketi olarak önemli olduğu ve bu Amerikada 1991’de bir tane olan Carter okul gibi dünya’da ona doğru bir tür trend kayması olduğu 2002 yılında Amerika’da 1 milyon öğrenci Carter okullarda okuyacak ve Carter okullar bugün Amerika tarafından destekleniyor, fakat Türkiyedeki gibi herkes zeki değil. Amerika’da o yüzden Amerikan kongresi bu konuda rapor hazırlıyor ve 1997’de hazırladığı raporda peki insanlar niçin çocuklarını kamu okullarından alıp özel eğitime çok özel eğitime tabi okullara yolluyor. Sorunun cevabını bir kişinin aklıyla değil kendi bilimsel çabayla yapıyor ve Amerikan kongresinin araştırma sonucu çok ilginç mevcut eğitim sistemi günümüz hayatını öğretemeyecek kadar hantal bürokrasi eskimiş standartlara aykırı müfredat, çocuklarada daha yetkin eğitim sağlama güdüsü bütün dünyada sivil toplum ayaklanmış, uyanmış devletin yapısını değiştirmeye çalışıyor organizör devlet diye rolünü değiştirmeye çalışıyor. Totoliter zihniyeti yıkmaya çalışıyor MEHMET ALİ B.:Ama burda bambaşka bir şey var değil mi? NEVVAL SEVİNDİ:Burda başka bir motor var ve bu motorun değiştirilmesini istiyor insanlar ve önümüzdeki bilgi çağı dediğimiz 2000’li yıllar zaten 19.yüzyıla ait olan fikirlerin yok olması gerektiğini çünkü araçlar değişiyor, bilgi yeni araçlar getiriyor ve bunun sonucunda tabiki davranış biçimleri de değişicek MEHMET ALİ B.: Bir cümle NECİP H.: Sayın Birant bakın büyük bir kavram karmaşası yaşanıyor burda. Sivil toplum örgütü olabilmesi asgeri koşulları var uluslararası düzeyde. ETHEM M.: Ne onlar? NECİP H.:Ben hanfendinin bahsettiği sivil toplum kuruluşlarının örgütlerin hukuksal yapısı ile ilgili ABD’de 2 senelik çalışma yaptım orada 5 bin büyük tarikat var. Sivil toplum örgütü olabilmeniz için herşeyden önce örgüt içi demokrasinin olabilmesi gerekiyor. Bizdeki cemaatlerde böyle bir demokrasiden söz edemeyiz NEVVAL SEVİNDİ: Yani şimdi Amerika’da Carter sivil toplum mu değil mi. NECİP H.:Ama lütfen NEVAL SEVİNDİ: Cevap ver canım gargara yapma. NECİP H.: Kesinlikle değil. NEVVAL SEVİNDİ: Nasıl olmuyor Amerika’da sivil toplum NECİP H.: Hukuksal açıdan söylüyorum legal olması gerekiyor. Sivil toplum olabilmesi için Türkiye’deki cemaat ise böyle bir legaliteye sahip değil. Artı bir başka olay var ABD’de dinsel bir yapılanmayada dayanana örgütler var ama bunlar legal yasal olarak da varlar okullarıda var bunların sayısıda 5bin civarında ancak Türkiye ile ABD’yi kıyaslayamassınız. Türkiye’deki cemaatler ve tarikatların tümü birden Türkiye’de rejim sistemi değiştirmek istiyor ama ABD ‘de bir tek tarikatı örnek gösteremessiniz çünkü Amerika’da rejime NEVVAL SEVİNDİ:Bu işler Batı’dada böyle olmuştur sırf Amerika’da değil. Peki Saint Josef, saint corc var ve niye insanlar çocuklarını vermek için yırtınıyor insanlar. Türkiye’de Saint Josef’e . MEHMET ALİ B.:Fikri Sağlar’a dönmek istiyorum kendiside bu konuyu epey inceledi. Fettullah Gülen bu noktaya gelen, ekonomik güç nerden geliyor. Birazdan dönücez Ankaraya Faik Bey bir şey eklemek istiyordu aynı konuda.
MEHMET ALİ B.:Necip Bey NECİP H:.Şimdi Sayın konuşmacılar patronlarını savunuyorlar. Samanyolu Televizyon’unda izliyoruz kendilerini.Ama ben Cumhuriyeti savunuyorum NEVVAL SEVİNDİ: Bu hakaret, ağır hakarettir derhal kendisine iade ediyorum. Ben gazeteciyim Mehmet Ali Birant’ta patronunmu o zaman nedeniylemi burda. NECİP H.: Ben de aydınım. NEVVAL SEVİNDİ: Ben aydın namusunu savunuyorum, sizin gibi ahlaksız değilim siz ahlaksızsınız, bunu söylediğiniz için. ETHEM M.:Maalesef haklı NEVVAL SEVİNDİ:Ahlaksızsınız NECİP H.:Ben bir aydın olmanın sorumluluğunu yerine getirdim NEVVAL SEVİNDİ: Siz bu sorumluluksa siz aydın falan değilsiniz. Asla, ahlaksızsınız. NECİP H.: Bakın ben şöyle çok kısa bir örnek vermek istiyorum dün 2 üniversite mensubu aydın NEVVAL SEVİNDİ: Ahlaksızlığın örneğini verin NECİP H.:Olması gereken bir karı kocanın çocuğu 16-17 yaşlarında evinde bomba patladı. Ben tarih araştırmacısıyım ve tarih boyunca …….(bundan sonra da N.H. oğlu siz patronunuzun köpekliğini yapıyorsunuz dedi ve buna karşılık ben de köpek sensin dedim. konuşmada hep ilk hakareti eden taraf kendisi oldu.Belgeler bunu söylüyor.) SABAH GAZETESI 06/27/99 Gulay Gokturk Kadin olmak (1) Ben yazilarimin genelde “cinsiyetsiz” oldugunu düsünürüm. Bu yüzden de “kadin gazeteci” ya da “kadin köse yazari” gibi nitelendirmelere hep soguk bakarim. Ama bugün bir kadin köse yazari olarak yaziyorum. Ve yapacagim elestiriyi erkek okurlarimin çogunun anlayip hak vermesini de pek ummuyorum. Çünkü anlayabilecek olsalardi, zaten yapmazlardi. Sözünü edecegim hatayi o kadar “kendiliginden” o kadar “dogal” o kadar refleksif bir biçimde yapiyorlar ki; yaptiklarinin o kadar farkinda degiller ki; zihinlerinin en köse bucak köselerine kadar sinmis olan bu defoyu oralardan çekip çikartmak ve gözlerinin içine sokmak neredeyse imkânsiz gibi… Bu yüzden de bu yazi, daha çok, kadin okurlarimla yaptigim “kadin kadina” bir dertlesme gibi algilanmali. Sabah gazeteleri elime alip da Nevval Sevindi’nin birkaç yil önce Aktüel kapaginda yer alan dekolte resimlerini görünce hiç sasirmadim. Bekliyordum, “Iste yine” diye geçirdim içimden sadece… “Erkek” basinimiz, yine erkekligini ortaya koymustu. Muarrizi kadin olunca hep yaptigi gibi, fikirlerine saldiracagina bedenine saldiriyor, fikirlerini o dekolte resimlerle çürütmeye çalisiyordu. Karsisindaki kadini her zaman en zayif noktasi olarak gördügü cinselliginden “vuruyor”du yine. Açikça “Suna bakin”, diyordu kamuoyuna; “böyle pozlar veren bir kadinin fikrinden hayir mi gelir!” Evet, Nevval Sevindi o tartismada kontrolünü kaybetti, art arda ettigi hakaretlerle fikri hakliligini zedeledi. Ama merak ediyorum; o haberleri yapanlar, Sevindi’nin Hikmet Çetinkaya’ya daha toplantinin basinda neden “serefsiz” dedigini niçin hiç sormuyorlar? Çekinkaya bir gün önceki yazisinda, Sevindi’nin fikirleriyle polemik yapmak yerine yine kaçak gürese girmis Sevindi’nin “ayda bir asik olmakla ünlü” oldugunu söyleyerek üstü kapali bir biçimde “orospu” demeye getirmisti. Elinde hiçbir delil, hiçbir tanik olmadan, Nurcu bir ögretmenle tanistiktan sonra Fethullahçi oldugunu ve “köseyi döndügünü” yazmisti. Dünkü haberleri yazanlar; Sevindi’yi “bir kadinin agzina yakismayacak” seyler söylemekle suçlarken, bir erkegin bir kadina hiç desteksiz neredeyse “orospu” diye saldirmasinin erkek agzina çok yakistigini mi düsünüyorlar? Yine o haberleri yazanlar, Sevindi’nin diger tartismaciya neden “köpek” dedigini de es geçiyorlar. Daha bir cümle önce, onun Sevindi’ye açikça “patron köpegi” diyerek hakaret edisini duymazdan geliyor ama Sevindi’nin “sensin köpek” demesinin “kadina hiç yakismadiginda” hemen hemfikir oluveriyorlar. Dogrudur, Nevval Sevindi bu sözden sonra zivanadan çikti, kontrolünü kaybetti ve art arda yeniledigi hakaretlerle haksiz bir zemine düstü. Ama yine de, sinirlenip hakaret etmesiyle, iki yil önce dekolte fotograf çektirmesinin bir ilgisi yoktu. Gazeteci olmak, aydin olmak, fikir üretmek zordur bu ülkede… Ama hem kadin olup hem de gazeteci, yazar ya da aydin olmak ve fikir tartismasina girmeye kalkmak daha da zordur. Fikir mücadelesine giren, siyaset yapan, kamu hayatinda varlik göstermeye çalisan kadinin zayif noktasidir cinsiyeti. Muarizlariniz, fikirlerinizle basedemedikleri her noktada bedeninize saldirir. Cinsiyetinizi her türlü provokasyona açik bir alan olarak yaninizda tasirsiniz hep. Eliniz yüreginizde, kimin ne zaman bu alana saldiracagini beklersiniz. Saldirilar kimi zaman biyik alti gülümsemelerle, kimi zaman seviyesiz imalarla, kimi zaman açik düsmanlik biçiminde gelir. Bu bekleyis içinde bazen o kadar gerilirsiniz ki, köpegin saldirip isirmasindan korkan adamin durumuna düser, siz köpegi isirirsiniz. Iste o anda “altin firsat” dogmustur. Biri düdügü çalar ve saldiri baslar. Bu deşifrenin gösterdiği ilk hakaretin karşı taraf tarfından yapıldığı.Göstermediği zaten iftira atan bir yazar Cumhuriyetten (Hikmet Çetinkaya) ve tezgah kuranlar vardı.Bunların hepsini kullanarak Nevval Sevindi’nin imajını yerle bir etmekti amaç. İt ürüdü kervan yürüdü ve benim evladan-ı fatihan genlerim sapaglam şükürler olsun.