Politika

Seçim Efsaneleri

Mayıs 8 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Seçimler efsane ve masallarla birlikte yürütülüyor. hatta en çok duyulan espri Cem Uzan’ın “hamileliği 3 aya indirdim” vaadi. Halkın derin kara mizah duygusu gittiğim he ryerde karşıma çıkıyor. Madalyonun diğer tarafında ise , yalan olduğunu bile bile inanmak istemesi ve bunu oya dönüştürme arzusu.Neden diye sorduğumda tam Nasrettin Hocalık bir cevap aldım:” ya tutarsa.Biz evde 6 kişi işsiz bu dediği gibi hepimize 300 milyondan maaş bağlarsa bak ne edecek?”

Demek ki yalan ve rivayeti stratejik olarak kullananların bildiği var. Efsane: Bir kelli felli adam arabama bindi.Yakasında Atatürk rozeti de var. Düzgün konuşuyor. Önemli bir adam yani. O anlattı. Bush Cem Uzan’ı çağırmış. Telekomu ,köprüyü, yolları satacaksın demiş. Daha bir çok şeyin satışını istemiş ve yaparsan sen BAşbakansın demiş. Cem Uzan bitti mi diye sormuş. Evet dediğinde Bush. Ben satılık bir adam değilim. AKPliler gibi ülkemi satmam ve Başbakanlık falan da istemem demiş kapıyı çarpıp çıkmış! Efsane2: Kırat’ın sol ayağını kaldırdılar ve sol taraf yönünü döndürdüler. Sola yeşil ışık yakıyorlar.

neden milletvekili?

Mayıs 8 2007Yorum Yok Kategori: Politika

neden insanlar oluk oluk genel merkezlere akıyor?Neden herkes milletvekili olmak istiyor? Siyasete “babam miletvekiliydi, kocam da” gibi sözlerle devam edenlerle oturudğu yerden hiç kalkmadan ya da kapı bekleyerek olmak isteyenlere ne demeli? Ya da “tuvalete gidiyorum” diye sıvışanların dünyaya rezil ettiği makam mı Meclis? Milletvekilliği nedir? “hayatın kurtulur abi” formülü mü? Aile yardımı mı?Milletvekilliği kendi köyünü ve hemşehrilerini tavlama etkinliği mi? Milletvekilliği ; ülkesini, kültürünü, kimliğini bilen ve sahiplenen meslek sahibi insanların hizmet etme yeridir. Kendini ispatlama veya gücü kullanma makamı değil, ispatlanmış kişiliğin ve uzmanlığın millet hizmetine kullanılması halidir. Bir aydın duruşu, belkemiği olan bireyin yeridir.

Emin ÇÖLAŞAN TÜRKİYE’de siyaset denilince akla gelen ilk şey, milletvekili olmaktır. Milletvekili olmanın dayanılmaz avantajları vardır. – Maaşı yüksektir. Emekli maaşı da öyledir. – Forsu iyidir. – Kendisine ve çoluk çocuğuna devlet tarafından ömür boyu sağlık sigortası yaptırılır. Bir kez seçilen, aile bireyleriyle birlikte ölünceye kadar istediği sağlık kurumunda tedavi görür ve cebinden beş kuruş ödemez. – Dokunulmazlık kazanır, yargılanmaz. Türkiye’de milletin vekili olacak şahısları, çoğu zaman partinin genel başkanı seçer. Olmak veya olmamak!.. Seçilmek veya seçilememek!.. Bu açıdan yüz binlerce heveslinin, on binlerce adayın kaderi genel başkanın iki dudağının arasındadır. Doğrusu genel başkanlar da, ellerine geçen bu fırsatı çoğu zaman çok iyi kullanırlar! Hele seçildikten sonra, milletimizin vekilleri, genel başkanın bir çeşit ’emir kulu, kulu kölesi’ olurlar ve böylece otomatik oy makinesine dönüşürler! Ne zaman ki yeni seçim zamanı gelir, bunlardan en az yarısı saf dışı bırakılır! İşte o zaman, yıllarca oy makinesi olarak çalışan arkadaşlar bağırmaya, ağlaşmaya başlarlar. Bunların yeni adı “küskünler” olur. Dışarıda bırakılmanın ıstırabı, acısı ve nefretiyle yaşamaya başlarlar. Hele önümüzdeki seçim için listeler oluşmaya başlasın, aynı olayları yeniden ve hep birlikte yaşayacağız! * * * Aslında siyaset kavgasının partiler arasında yaşandığını zannederiz ve öyle biliriz. Oysa seçim öncesinde asıl büyük kavga partilerin içinde yaşanır. Aday adayları birbirine girer. Herkes öteki adaylar hakkında konuşur, onun açıklarını ortaya çıkarır. Aynı parti içindeki dedikodu mekanizması ve aleyhte kampanyalar son haddini bulur. Aday listeleri ilan edildiğinde, seçilecek sırada yer kapmayı başaranlar mutlu, altlara düşen veya listeye giremeyen hevesliler mutsuzdur. Onlardan bazıları sandıkta kendi partilerine bile oy vermez!.. Çünkü Türkiye’de siyaset denilince akla gelen tek şey, milletvekili seçilebilmektir. Bu amaca bir kez ulaşanın sırtı bir daha yere gelmez! Dünyalığını doğrultma yolunda büyük mesafe aldığını bilir. Kendisini listeye koyup Meclis’e taşıyan, genel başkanına kul köle olmaya artık hazırdır!.. Taaa ki bir sonraki seçimde liste dışında kalana kadar! Nasıl kullanıldığını, vicdanını nasıl bir yana bırakıp emir kulu olduğunu o zaman anlar ama iş işten geçmiş, piyasayı öteki adaylara kaptırmış olur. Siyasette bir de “öteki takım vardır. Partinin il ve ilçe başkanları, yönetim kurulu üyeleri, gençlik ve kadın kolları… Buralarda görev yapanların tümünün de amacı ve umudu, günün birinde yükselmek, genel başkan veya parti üst düzey yöneticilerinin gözüne girip milletvekili seçilmektir. Bu olmadığı sürece, özellikle iktidar partisi il ve ilçe yöneticileri, belli işlerle uğraşıp kendilerini tatmin ederler. Küçük siyasi hesaplarla yörelerindeki atamaları yaptırmak, ihalelerden pay kapmak, yakınlarına iş bulmak, gerekirse kaymakam ve valiye posta koymak, hatta görevden aldırmak! * * * Hep düşünürüm… Acaba milletvekillerine, örneğin en üst düzey devlet memuru maaşı verilseydi… Başka hiçbir parasal hakları olmasaydı… Emeklilik maaşında avantajlara sahip olmasalardı… Onlara sağlanan sağlık hizmetleri devlet memurları ile eşdeğerde olsaydı… Ve milletvekilliği sadece “manevi tatmin duygusu” ile yapılacak bir görev olsaydı!.. Acaba yine böyle rağbet görür müydü? Türkiye’de siyaset, sadece birilerinin milletvekili seçilme hevesine ve seçildikten sonra otomatik oy makinesi olmasına endeksli olur muydu? Milletin vekilleri, genel başkanlarına ve parti yönetimlerine bu ölçüde gebe kalır mıydı? Her seçim öncesinde bütün partilerden on binlerce kişi, sadece ve sadece milletvekili olmaya yine böyle hırsla (!) soyunur muydu? Listelerin oluşması aşamasında yine kıyametler kopar, partililer birbirine girer miydi? Pek çoğu “partililer tarafından seçilmiş” değil, ne yazık ki “genel başkan tarafından atanıp listeye konulan” milletvekilleri pek yakında yine karşımızda olacak. Adına “demokrasi” denilen göstermelik mekanizma Türkiye’de böyle çalışır! Milletin seçme hakkı yoktur. Listelere atama ile sokulanları seçmek zorundadır!

Geleceği görmeyen

Mayıs 6 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi Müşkül budur ki ölmeden ölür kişi. Yahya Kemal Son inatlaşmalara ithaf……..

“Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde AKP, gerilim politikası ile çok büyük şansı; boş bulunan tapulu merkez sağ arazisinin üzerine bina yapma şansını kaybetti. Merkez sağ oluştu, merkez sol oluştu.” *** Meydanlar “fark et”tirmedi mi, aslında nasıl bir Cumhurbaşkanının tüm Türkiye’yi kucaklayacağını… Farklı seslerin çıkması, “Meydanları hangi parti kucaklayacak?” sorusunu sordurtmadı mı-farkındalığını yaşatmadı mı? Tandoğan’ın ardından Çağlayan farkettirmedi mi, demokrasinin varlığını… Türk kadınının gücünü. Dinlemek iyidir. *** Yapmayın Sayın Erdoğan… Tansiyonun daha da yükselmesi kimseye yaramaz. Ne piyasaya, ne vatandaşa, ne huzura, ne de size… Habertürk sitesi İZMİR: “AKP’nin cumhurbaşkanı seçememesi ve geri adım atmak zorunda kalması bir zafer havası yarattı. İzmir bayram yeri gibi… Ticaret Odası evlere 100 bin bayrak dağıttı. Herkes bayrak astı. Hâlâ kapışılıyor. Bu hafta sonu Türkiye’nin en büyük mitingini yapma iddiası var. Solda birlik de umut yarattı. Oradan bir ittifak kararı çıkarsa, hele iki lider bunu İzmir mitinginde el ele açıklarsa büyük bir sinerji doğar. Ve oylar oraya akar. İzmir Başbakan’ın “gâvur” imasını unutmadı daha… Bunu sandıkta cezalandıracaktır. DP’nin fazla şansı yok. Ama varoşlarda Genç Parti çalışıyor. Son seçimde Uzan, en çok oyu yüzde 17 ile İzmir’den almıştı. Yine iyi çalışıyorlar.” DİYARBAKIR: “’350 milletvekiliyle gelmiş bir harekete bile, üstelik Şemdinli vs. gibi konularda alttan aldığı halde tahammül edemedi rejim… AKP cesaretsizliğinin, basiretsizliğinin bedelini ödüyor’ havası var. Ama sandıkta tepetaklak olacakmış gibi görünmüyor. Tersine seçime ciddi hazırlanıyorlar. 1 yıldır mahalle toplantıları, ev ziyaretleri yapıyorlar. İktidar olmanın getirdiği bir oy kaybı olabilir, ama yine ciddi milletvekili çıkarırlar. Seçimin yaza gelmesi buraları etkilemez; militan taban her koşulda sandığa gider; bu işten Batı’da merkez partileri zararlı çıkar. Solda birlik arayışı, Kürt cenahında pek heyecan yaratmadı. Çünkü sol gibi görünmüyor. DTP bağımsız adaylar çıkaracak. Amaç, Meclis’te grup kurmak… 20 kadar milletvekili sokup 1965′in TİP’i gibi bir katkı yapabilirler. Hatta AKP ucu ucuna Meclis’e girip de CHP-MHP-DP gibi bir koalisyonla karşı karşıya kalırsa DTP kilit rol oynayabilir.” DENİZLİ: “Denizli geleneksel olarak merkez sağa yakındır. Şehrin 2 milyar dolar ihracatı var. 140 bin kişi sigortalı çalışıyor. 200 bin öğrenci okuyor. Ekonomi canlıydı. Şimdi bu kargaşa moral bozdu. İstikrarın zedelenmesi tedirginlik yarattı. Suratlar asıldı. Bundan dolayı daha çok AKP suçlanıyor. Mağduriyet havası yok; tersine ‘İşi doğru dürüst götüremediler, ellerine yüzlerine bulaştırdılar’ tepkisi daha yaygın. ‘Keşke Köşk’e uzlaşmayla birini seçip yola devam etselerdi. Şimdi bu yüzden hükümetten de olacaklar. İşlerimiz bozulacak’ havası var. ‘AKP’li adaya devlet izin vermeyecek’ kanısı yerleşti. Vatandaş gerginlik değil istikrar istiyor. O yüzden ‘Yolumuzu kestiler’ diye ağlamak ya da çatışmak AKP’nin oyunu artırmaz.” ORDU: “Karadeniz tepkili… 2 senedir fındık üreticisi don ve AKP yüzünden mağdur oldu. Mahsul ağustosta toplandığından herkes ‘Seçim sonbaharda olur, öncesinde fındığa iyi bir fiyat alırız’ umudundaydı. Temmuzda seçim kararıyla umutlar söndü. Karadeniz otoyolu bölgeye bir canlılık getirdi, ama fındık vatandaşın asıl geçim kapısı… AKP’li milletvekilleri bu yüzden sokağa çıkamaz hale gelmişti. Şimdi gelip oy isterken zorlanacaklar. Seçmenin çoğu oy vermeyeceği partiyi biliyor, ama vereceği partiyi bilmiyor. İttifaklar yol gösterici olabilir. Sağ seçmen DP’ye gidebilir. Ama asıl beklenen soldaki birleşme… Başarabilirlerse ciddi bir çekim yaratır. Asıl sorun yaylada… Yayla mevsimi haziranda başlar. Fındık toplama öncesi temmuzda hareketlilik yaşanır. Ordulunun yüzde 30-40′ı tatilde, yaylada ya da köyde olur. Sol ya da sağ seçmen 10 kilometrelik yayladan sandığa gelmez de AKP’li Almanya’dan gelip oyunu verir.” can.dundar@e-kolay.net

Hür Anadolu

Mayıs 6 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Milletini küçümseyen iktidarlar “kifayetsiz muhteris”lerdir.Şimdi “inadına” sloganını ğretenler bir kez daha düşünsünler.İnatla siyaset yapmaya kalkanlar dayatmacı ve anti demokratik tavırlarıyla dışlandılar. Milyonlar sokaklara döküldü ve devam edecek. Onlar istemeden kimse Cumhurbaşkanı seçemez. Erken kutlama yapanlar hediye verenler kendi kendine siyasetin kurbanı oldular. Cumhur istemeden başkan olmuyor işte. Samimiyetsiz ve fırıldak politikalarla Milli Görüş ezildi.Medeni siyaset yerine Kasımpaşalı havalar işe yaramadı. Siyasi tarihimizde ilk birleşme DYP-ANAP ile gerçekleşti.Siyasete yara aldıranlar gidecek ve yaraları sarmaya geleceğiz. Siyasi İSlam’a oynayanlar, militanlıkla kavgada çare arayanlar gidecek. Halkın ağır tokadı geldi. memlektine sahip çıkan insanlarımız rant peşinde koşup din sömürüsü yapanlara kanmadı. Devletiyle, ordusuyla, milletiyle kavgalı siyaset olamayacağını öğrenmişlerdir umarım. Milli değerlerle, Cumhuriyetle, Atatürkle kavgalı siyaset olmaz. Olmadı. “Birden bağırdı Hür Anadolu/ Ya devlet başa ya kuzgun leşe” Her nesil vatanını yeniden hak etmelidir.

Güneri Civaoğlu yazdı: Bu heyecan seçim sandıklarına yansır mı? İzlenimim o ki, gelgeç bir heyecan değil bu. Sandıklarda da kanıtlanacak. Pankartların çoğu 22 Temmuz seçimleriyle ilgili. Örneğin… – Bir “ampul” resmi ve yanında “SON KULLANMA TARİHİ: 22 TEMMUZ” – “Sandıkta gömeceğiz.” (Bu pankartlardan çok sayıda var.) – “Şimdi meydanlarda, yarın sandıklarda…” Ve bir de mizah pankartı: “Recep Tayyip Erdoğan’ın attan düştüğü an çekilen fotoğrafı…” Yanındaki yazı şöyle: “At kadar olamadık.” Yeni Asır’ın Manisa’da yaptığı son kamuoyu araştırması, AKP’nin Manisa’da hayli oy kaybettiğini gösteriyor. Gerçekten oy kaybetmiş. 2002 yılında oy oranı yüzde 33 dolaylarındayken, şimdi yüzde 19 dolaylarında… CHP birkaç puan kaybetmiş. Buna karşılık… AKP’yi bırakanlar MHP’ye odaklanmış görünüyor. MHP de yüzde 19 dolaylarında… DYP yüzde 13′ü aşıyor, ama ANAP’la birleşme sonucu oluşacak Demokrat Parti sinerjisi, oylarda sıçrama yaptırabilir. Bu araştırmanın ortaya koyduğu oy dağılımı Sultan Meydanı’na da yansımış. “AKP nasıl olsa kazanır” gibi bir “teslimiyetçi psikoloji” yok.

Millet diyor

Mayıs 4 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Ben KİMYA ÖĞRETMENLİĞİ 4.sınıf öğrencisiyim. Bir öğretmen adayı olarak,geleceğime sahip çıkmak istiyorum.Devletin bizleri atamadığını ve dersanelerin ise en az 2sene hiç para vermeden çalıştırdığı ve buna rağmen iş garantisi vermediği bir ülkede yaşıyoruz. SİGORTASIZ VE ÜCRETSİZ KİŞİ ÇALIŞTIRMAK SUÇTUR! Ama dersaneler sömürücü tutumlarını sürdürmekteler. LÜtfen bu sorunla ilgilenin ve de bizim tepkimizi sizde köşe yazılarınızda yer verin. İkinci mektup:Aile parçalanmaya doğru gidiyor.Sayın Bakanımız bu olaya ne diyecektir?Acaba gene TV ye çıkıp sözleşmeli ile kadrolunun arasında sadece SSK farkı vardır mı diyecek?Çünkü hep o lafı söylüyor.Sizde iyi biliyorsunuz tek farkın SSK olmadığını.Eğer bu aile parçalanırsa bunun sorumluları Bakanımız,AKP yöneticileri ve MEb de çalışanlardır.Bunu okduktan sonra sizden isteğim yatmadan önce bu yazıyı okuyun.Vicdanıunız sızlıyor mu?) Tarih: 01-Ekim-2007.

Çorum devlet Hastanesi. Bir bebek dünyaya geliyor. Bebegin adı: Nehir ÇAĞLAR. Annesi: Bu tarihte ataması çıkmamış 4 yıllık bir fakülte bitirmiş idealist bir hemşire Babası : Sözleşmeli bir Fen Bilgisi Öğretmeni. (Üniversiteden mezun olduktan sonra atanamamış , daha sonra ücretli öğretmenlik, Dersane hocalığı yapmış , kızının doğduğu bu tarihte kısmi zamanlı öğretici olan ve gelecekte 4C li daha sonra da 4B li olacak , kendi mesleğini seven bir adam!) ZAMAN GECER Tarih: Kasım 2007 Nehir cimcimenin babasının telefonu çalar.Babası telefonu açar.Telefonun karşısındaki ses Cimcimenin annesidir.Büyük bir sevinçle atamasının TOKAT iline çıktığını söyler.Birlikte çok sevinirler.Bir yıl önce baba özel bir deranede çalışıyordu, iş garantisi yoktu şu anda Kısmi de olsa Devlette çalışıyordu.Annesi de 657 ye tabi bir memurdu artık. ZAMAN GECER Tarih : Şubat 2007 MEB, Nehir cimcimenin babasını yanına getirmek için kolları sıvar.Artık Sözleşmeli öğretmenler de Eş durumundan tayin isteyebilecektir.(Hem de Sayın MEB Bakanımız televizyonlara çıkarak Kadrolularla sözleşmeliler arasında hiçbir fark olmadığını hatta açıklar.Bu açıklamaları Personel Daire başkanının açıklamaları izler….) ZAMAN GECER Tarih : Şubat 2007 MEB bir kitapçık yayımlar: “Öğretmenlerin iller arası özür gurubu için başvuruda dikkat edilecek hususlar.” Bu kitapçığın 12-13 sayfalarında Nehir cimcimenin babasının gözlerinden kaçan bir bilgi vardır: Kitapçığın 12-13sayfaları: TERCIHLER bölümü “Özür durumuna bağlı yer değiştirmek isteyen öğretmenler; Madde 2- Özürlerinin bulunduğu yerleşim yerinde alanında tercih edeceği eğitim kurumu bulunmaması …….. durumunda “Tercihlerime atanamadığım takdirde dağıtım için il emrine atanmak istiyorum” seçeneklerinden birini tercih edebileceklerdir. ZAMAN GECER Tarih : Şubat 2007 Ve nihayet başvurular başlar. O sabah Nehir cimcimenin babası büyük bir heyecanla bilgisayarın başına gecer ve MEB in sayfasını açar.TC kimlik numarasını girer !!!!!!!!! Aman allahım o da ne Cimcimenin bulunduğu il kapalı.Fen Bilgisi Alanında koca ülkede sadece 25 ilde açık vardır ve bu iller arasında cimcimenin bulunduğu il yoktur.Daha sonra oturur her ilde kac tane okul var teker teker sayar.Sonuç inanılır gibi değil. Tüm ülkede 59 okul vardır secebilecegi kendi bıranşında! AYNI GÜN DERS ARASINDA BIR TEL GORUSMESI __ İyi günler , Ben sözleşmeli Fen Bilgisi Öğretmeniyim. Şubat dönemi özür gurubu için başvuru yapmak istiyorum ama eşimin bulunduğu il kapalı gözüküyor.Ne yapmalıyım? Telefonda ince sesli canından bıkmış bir kadın sesi __ O zaman tercih yapamazsınız. __ Nasıl yani __ Öyle işte .Bakanlığımız sizleri açık olduğu yerlere gondermiştir.Gitmek için gideceginiz yerde açık olması gerekir yoksa gidemezsiniz. __ Peki benim bir ailem bir kızım var ben kızımın yanına gidemeyecekmiyim.Ayda bir defa veya iki defa gorebiliyorum o da 1 veya bilemediniz 2 gun suruyor.Tokat ile Diyarbakır arası zahten 12 saat gidis 12 saat geliş.Ne yapmalıyım??? __Üzgünüm beklemekten başka çareniz yok…… __ Peki ben kadrolu olsaydım yine gidemeyecekmiydim? __ Hayır Kadrolular il emrine atanarak giderler.Çünkü Anayasamızda Ailenin korunumu ile ilgili yasa vardır ve eşlerin yakın yerlerde çalışmasını güvenceye almıştır. __ Anlıyorum da ben insan degilmiyim? Benim ailem aile degil mi? Kızımın yanına gidemeyecekmiyim? __ Şu anda hiçbirsey yapamazsınız .Üzgünüm . Zannedersem II gurup atamalar yapılacak onu bekleyebilirsiniz! __ Peki niçin kapalı gözüküyor? __ İhtiyaç yoktur. __Yani Koca ilde Fen Bilgisi Bıranşından ihtiyaç olmadığını mı söylüyorsunuz? __Evet ! Aynen öyle. __ Teşekkürler Biraz olsun yüreği birden bire yanmaya başlayan cimcimenin babasının yüreğine az da olsa su serpilivermişti.Çünkü II grup atama vardı.Beklemeliydi zahten başka da bir çaresi yoktu. ZAMAN GEÇER I. Gurup atamalar sonuçlandıktan sonra tekrar başvuru yapabilecegini ve belki de böylelikle başvuru yapacağı ilin açık gözükeceğinin düşünen Ali ÇAĞLAR , öğretmenler odasındaki açık bilgisayarın önünden geçerken bir habere gözü takılır.Aman Allahım haber II gurup atamasının da yapıldığını söylemektedir.Halbu ki o II gurup için tekrar bir başvuru yapılacağını düşünmüştür. Ne yapmalıydı veya yapmamalıydı bilememenin ve bir şey yapamamanın ezikliği içerisinde kendi kabuğuna çekilmekten başka çaresinin olmadıgını anlamıştı.Ama bir şeyler yanlıştı ve birilerinin bir şeyleri değiştirmesi gerekliydi.Halbu ki o kişiler kendi koltuklarının peşinde koşmaktan başka bir şey yapmaıyorlar, Aile bütünlüğüymüş, yok çocuğun yanına gitmesiymiş falan filan….. ZAMAN GEÇER BU OLAYDAN SADECE BİRKAÇ GÜN SONRA DIKKAT EDIN SADECE BIRKAC GUN SONRA Artık teknoloji onun için tıpkı pavlovun deneyinde oldugu gibi koşullu uyarıcı olmuştu.Bilgisayarın yanına gitmek ve hatta önünden bile geçmek bile istemiyordu.Ama , yeni bir öğretmen ataması yapıldığını duymuştu ve merakını yenmek için gidip internete baktı.Tokat iline, kendisine ihtiyaç yok diye kapalı gösterilen ile , tam 4 tane Fen Bilgisi öğretmeni ilk atamayla atnmıştı hem de dördü de sözleşmeli!!!!!! BİRKAÇ GÜN SONRA Daha sonra kitapçıkta ki şu metinle karşılaşır: Kitapçığın 12-13sayfaları: TERCIHLER bölümü “Özür durumuna bağlı yer değiştirmek isteyen öğretmenler; Madde 2- Özürlerinin bulunduğu yerleşim yerinde alanında tercih edeceği eğitim kurumu bulunmaması …….. durumunda “Tercihlerime atanamadığım takdirde dağıtım için il emrine atanmak istiyorum” seçeneklerinden birini tercih edebileceklerdir. Bu durumda kendisinin sececegi il kapalı gözükse bile il emrine atanmayı tercih ederek gidebilmeliydi.Ancak internetteki kendi bilgilerinin açıldığı sayfa da böyle bir hak kendisine verilmemişti.Tekrar telefona sarıldı ve MEB deki aynı numarayı aradı: ___ İyi günler Ali ÇAĞLAR durumunu anlattıktan sonra kitapçıktaki öğretmenlere verildigi soylenen haktan bahsetti , telefondaki candan bezmiş bir ses: __Bu hak kadrolu öğretmenlere verilmiştir.Sözleşmeli öğretmenler bu haktan yararlanamaz. __ Ama nasıl olur? Kitapçıkta öğretmenler demektedir kadrolu öğretmenler yararlanır veya sözleşmeli öğretmenler yararlanamaz diye bir ayırdım yapılmamıştır __ Üzgünüm yapabileceğim bir şey yok! __ Peki ne yapmalıyım? __ Haziranı bekleyeceksiniz.İyi günler. __ Son bir soru? Peki bu kitapçıkta yayımlanan bu haktan öğretmenler yararlanır deniliyor.O zaman MEB ‘in yayımlarında her öğretmen kelmesinin arkasında sözleşmeli mi yoksa kadrolu mu diye araştırmalımıyım.Niçin böyle bir ayırdım var ve ben öğretmen değimliyim?MEB beni öğretmen olarak görmüyor mu? Ben öğretmen değilsem neyim????!!! __ İyi günler … (Crack) Telefonun suratına kapandığını duyan Ali ÇAĞLAR , ailesini görmek için ne yapacagını, kızının o guzel gozlerinin dudaklarında bıraktığı o guzel hazzı bir daha duyamayacağını çünkü sürekli büyüdüğü için bebekliğinde kızının yanında olamayacağını en sonunda anlamışt.Bu tel konuşması deyim yerindeyse şaftını kaydırmıştı….Çok kızgındı.Öğretmen bile değildi artık.İnanmıyordu.Ne yapmalıydı? Ne yapmamalıydı her şey bir nokta kadar belirsizdi…… ZAMAN GEÇER Nisan 2007 …Ve MEB tekrar bir kitapçık yayımlar.Aynı madde bu sefer hiçbir değişikliğe uğramadan 22- ve 23 sayfalarda yerini alıyordu.Ve yine öğretmenler… diye başlayan ve sözde öğretmenlere gerçekte ise sadece kadrolu öğretmenlere tanınan bu hakkı okudugu zaman hafifçe gülümsedi.Ve kızının o güzel gözlerinden optugunu hatırladı. Kitapçığın 20-21 sayfaları: “Özür durumuna bağlı yer değiştirmek isteyen öğretmenler; Madde 2- Özürlerinin bulunduğu yerleşim yerinde alanında tercih edeceği eğitim kurumu bulunmaması …….. durumunda “Tercihlerime atanamadığım takdirde dağıtım için il emrine atanmak istiyorum” seçeneklerinden birini tercih edebileceklerdir. VE AYNI KITAPÇIKTAKI ZAMAN TAKVIMLERINE BAKTI!!!!! Sizce ne gormuş olabilir:? Başvurular için zaman sıralaması 1.Kadrolu Öğretmenler iller arası 2.Kadrolu Öğretmenler iller arası- Özür gurubu 3.Sözleşmeli Öğretmenler iller arası- Özür gurubu (2-31 Temmuz ayı) Önce kadrolu arkadaşlar kadroları dolduracak arta kalan yerlere bakanlık yer ayıracak.Ne kadar adaletli !!!!!!!!!!!!!! UTANMALARI GEREKENLER UMARIM VAKITLERINI AYIRIR DA OKUR…. merak ediyorum acaba hala birileri fark yoktur diyorlar mı.Aileler bu saçama sapan uygulamalar yuzunden parcalanmalımı.Sozlesmeli denilen bu kurum kalk maz ise gelecekte ozellikle ogretmenler … sosyal patlamayla karsı karsıya kalabiliriz…Sayın degerli büyüklerime duyurulur VE SORUYORUM AILEMIN YANINA NE ZAMAN GIDECEGIM. KIZIMIN YANINA NE ZAMAN? NE ZAMAN KIZIMIN YANAKLARINDAN OPUP KOKLAYABILECEGIM? KUNDAK KOKUSUNDAN GECTIM , SUT KOKUSUNDAN DA GECTIM AMA SUNUN YANITINI MERAK EDIYORUM: HALA BIRILERI CIKIP ORTALIK YERDE hala FARK YOTUR DIYEBILECEKLER MI? BINLERCE VASIFSIZ ISCIYI BIR GECEDE KADROYA ALARAK SOSYAL ADALETI SAGLAYANLAR ACABA SOZLESMELI OGRETMENLIK GIBI ORTACAGDA BILE UYGULANMAYAN, INSANLAR ARASINDA SINIFLASMAYA VE KUTUPLASMALARA YITEN BU ANLAYISINE ZAMAN UYGULAMADAN KALDIRACAKLAR? BIR AILE REISI, 8 AYLIK KIZINI TOPLAM 2 AY GOREBILMIS BIR BABA OLARAK AILEMIN YANINA GITMEK ISTIYORUM………… TUM INSANLIGA , INSANIM DIYEBILENLERE DUYURULUR ……………………. (Umarım bir yetkili okuma hassasiyetini gosterir de beni surgune, TOKAT ıline ailemin yanına gonderir…) Ali ÇAĞLAR Fen Bilgisi Öğretmeni (Sözleşmeli) Hiç bir sorunu çözemeyen hükümetin milleti ne kadar mağdur ettiğini anlamayanlar varsa bunları okusun . O kadar çok mektup geliyor ve geldi ki 5 yıl içinde. Herkes işsiz, sorunlarla boğuşuyor. Bu hükümet sadece herkesle ve he rkurumla kavgayı körükledi. İçinden geldiği milleti küçümsedi. Öncelikle Tesekkur EDERIM. Sorunlarımı yazdığım metni ilk yayımladığım memurlar – net te metin 6 saat kaldıktan sonra kaldırıldı.Site yoneticilerinden gelen mesajda bu yazının neyi ima ettigini soruyorlardı.YAnıtım gayet açık oldu ama Hükümet yanlısı politikaları nedeniyle hem yazıyı kaldırdılar hem de üyeliğimi iptal ettiler. Daha sonra haber5.com yayımladı ancak 3 gun sonra da baskılara boyun egemeyerek kaldırdılar. İlk yazdığım metni hiç okumadan o sinir haliyle yazmıştım.Dolayısıyla bazı hatalar vardı.Hem bunları düzelttim hem de bazı ekleme yaparak tekrar duzenledim. Sorunlarımızı yayımladıgın için tesekkurler. Bağımsız, özgür düşünebilen, gelecek kaygısı taımayan insanların çocuklarımızın öğretmenleri olabilmeleri için umutla …. Tekrar tesekkurler Ali ÇAĞLAR

analiz

Mayıs 4 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Memleket AKP öcüdür diyenlerle bir tek siyasi parti AKP’dir diyenler arasında kaldı. O arada kalan makul çoğunluk nereye oy vereceğim kaygısında. DYP-ANAP birleşmesine çok sıcak bakan bu kesimin istediği siyasetin normalleşmesi. Günlük hayatlarında yapmış oldukları sentezi yaşamaya devam etmek. Yani geleneksel değerlerimizle modern değerlerin birlikteliği. Hepimiz bunu başarmış olmakla gurur duyuyoruz. Türkiye sınırlarının ötesine, doğusuna giden gelince toprakları öpüyor memlekette. Biz bu çoğunluğun temsilcisiyiz.

DYP sağda birleşmeyi gerçekleştirirse ülkenin çoğunluğu için yeni bir adres sağlanacak. Ankara’da havada uçuşan AKP %60 alır yok 70 hayalleri ile CHP’nin ayni yüzdelerdeki iddiaları bu iki bölenin ne kadar Türkiye gerçeğinden uzak olduğunu gösteriyor. Matematik hesaplarla psikolojik savaş tekniklerini harmanlayarak iktidar hesabı yapanlar çok yanılacaklar. YAzın sıcağında da olsa millet sandığa giderek gösterecek kimin ne olduğunu. Siyasete artık liyakat, sağduyu ve bilgi girmeli. Mezradaki insanın bile talebi toplumda bilgi ve sevginin yayılması, kaliteli bir yaşam ve bunu getirecek kaliteli siyasetçiler. Bıyıklarını burup teşkilatlara koşturan herkes kendini darı ambarında görüyor maşallah. Arkadaşlar, hizmet ne demek bir kere daha sözlüğe bakın derim. Yeniyüzyıl 1998′den bir yazı halkın duyguları neymiş? HİÇ OLMAZSA BİZİM BİR MARŞIMIZ VARDI Geçen pazar günü yapılan Cumhuriyet yürüşüne katıldım. Mecidiyeköy’den başlayan kortej yerinde duramayan öğrencilerin havaya yaydığı enerjiden etkilenmiş heyecanla yürüyordu. Bu uzun kortejin ana sorunu “marş” ve “slogan” dı. Büyükler “Türkiye laiktir laik kalacak” sloganını heyecana geldikçe söylediler. Çocuklar “Türküz güçlüyüz Atatürkçüyüz” sloganıyla birlikte ara sıra maçlarda attıkları sloganlarla heyecanlarını geçiştirmeye çalıştılar. Hele 10. Yıl marşını söyleyen bebeler insanı düşündürüyordu. Ne söylediklerinin çok ayrımında olmadan marşın insanı sürükleyen heyecanı peşinden koşan ruhlarıyla hüzünlendirdiler beni. Ben 50. yılda beyaz, kısa çoraplarımla donarak beklediğim günü hatırladım. Hiç olmazsa bizim bir marşımız vardı. Bugün onu unutmuş da olsak! İnsanların akmak isteyen heyecanları bir türlü bir mecra bulup deli dolu akamadı. Allah bandodan razı olsun, onunla ara sıra oyalandık. Millete yeni hedefler, sloganlar üretemeyen devlet, sadece dışı gösterişli ama içi teğelle tutturulmuş, pasaklı görünümde bir elbise gibi düşünebiliyor sergilediklerini. İyi bir terzi elbisenin iç dikişlerinden belli olur oysa. 29 Ekim akşamı da Taksim meydanındaydım. Mahşeri bir kalabalık konser dinliyordu. Oteller, restoranlar ağzına kadar doluydu. Bayraklar, Türkiye yazan bantlar, balonlar şenlik ortamını zenginleştiriyordu. Bu sene her şeye rağmen Cumhuriyet kutlaması bir şenliğe dönüştü. Nedeni üstüne düşünmek gerekir. Toplum yeniden “Cumhuriyet” ortak değeri üstünde birleşti. Aydınlar, ideologlar yıllarca Cumhuriyeti, yurtseverliği küçümsediler. Kimse göğsünü gere gere memleketi sevdiğini söyleyemedi. “Evrensel” lafı uğruna yurttan olduk. Yurtseverliği, 75. yılla birlikte, temize çıkardık bence. İşte, bu da bir şenliğe değer zaten. Türkiye’de herkes sistemle bütünleşmek istiyor. Bunu görmezlikten gelmek bazıları için varlık nedeni olduğu için, insanları ayrıştırmaya çalışıyorlar. Türkiye’de ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda küçümsenen, marjinal bulunan her şey sisteme dahil olmak istiyor. Ama sistem onları bir türlü entegre edemiyor. Bazı çıkar odakları engel teşkil ediyor. En son örnek kaynağı belirsiz para konusunda da yaşandı. Yer altından, meşru olmayan zeminlerden kara para ya da kaynağı belirsiz para, Mali Milat’la sisteme dahil edilirken öte yandan yeni patronajlar engellendi. Derin sosyal ve ekonomik önlemlerle desteklenmeyen siyasal reformun yaşama şansı yoktur. Amerika’da müzelerin oluşma tarihine bakıyoruz ve bu tür paranın vergiden muaf tutularak sanat eseri halinde ülkeye girişinin öyküsünü buluyoruz. Biz bir türlü kültür ve sanata yapılan işleri vergiden muaf tutamıyoruz. Ama iş ahkam kesmeye gelince bol keseden atmaca! Sonuç; kültür konusunda beş kişi dinler beş kişi anlatır toplantılarla seçkinci kültür tartışma platformu yaratma çabası. Halk evleri döneminde de sıkça tekrarlanan bir temadır bu, “Anadolu’ya medeniyet taşıma”, buna bağlı olarak da halk terbiyesi ve köylü eğitimi. Kökleri Tanzimat’a kadar dayanan bu aydınlanmacı yaklaşım esasen Türk Ocakları’ndan beri uygulanmaya çalışılan bir proje olmuştur. 1940’larda da köylülük resmi ideolojide yüceltilse de pek güven duyulmayan “köylü bilgisine” kuşkuyla yaklaşıyordu. Bu güvensizlik bir türlü giderilemedi. Yerel halk ile Halkevi üyeleri arasında hiç bir zaman kapanmayan mesafe, Halkevlerinin ilk yıllardaki çoşkusunu fiilen yitirmesinden kaynaklanır. Yıl 1940’dır daha, ama kutlamalar kanıksanmış, şubelerin eski enerjileri kalmamıştır. Çünkü siyasi bir partiyle organik bağlar, onları bitirmiştir. (*) Türkiye Cumhuriyeti 75. yılında kültürle ve kültürel olanla organik bağlarını kurmalı. Sosyal bilimlerle zenginleşecek bilgilenme bize toplumun ruhunu, rengini ve heyecanını bir Hereke halısı gibi seriverecektir. O zaman Cumhuriyet ortak değeri kadar demokrasi ortak değerini de yüceltmemiz mümkün. Bir ulusu “ulus” yapan, ortak değerleri ve yurtseverliğidir. Ne olursak olalım vatanımız Türkiye ve herşey mutlu ve güçlü bir Türkiye için… NEVVAL SEVİNDİ (*) Türkiye’de Folklor ve Milliyetçilik, Arzu Öztürkmen, İletişim Yayınları, 1. baskı, 1998

Gümüşhane

Mayıs 4 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Gümüşhanede davul zurna ile karşılayan herkese teşekürler. Yanımda yer alan elini kaldırdığım kardeş partimiz Anavatan il başk. Özer KAya ‘ya teşekkür ediyoruz.Yanımızda yer alan eski başkanlar Süleyman Köprülü ve Elbeyi Gergin ,Ank. eski il başkanı ve Köse belediye başkanı ile birlkte halka hoşgörü ve uzlaşma rüzgarı taşıdık. İnadına diye milletle inatlaşanlar halkın nezdinde sıfırlanmıştır. Memleketine sahip çık Hür Anadolu!

Gümüşhane DYP İl Başkanlığı düzenliyor. İsmail Taştan bekliyor. Gümüş Otelde saat 13.00′de konuşma yapacağım. Çevre ilçeler ve illeren gelecek herkesi de bekliyorum. Halkın sesini yükseltelim. Elele verelim.

Seçim başladı

Mayıs 3 2007Yorum Yok Kategori: Politika

samimiyetsiz tutumuyla ülkeyi ve TBMM’sini kilitleyen iktidar erken seçimi kabul etti. Muhalefetin aylar önce teklif ettiği erken olmayan öne alınmış seçim saati kuruldu. Artık ülkenin önünün açacak yeni bir dönem için çalişma zamanı. Cebinde bir aday ismi olmadan show amaçlı Genel Başkanları gezeceğine samimimyetli uzlaşma aramadığından bugüne gelmemizde rol oynayanlar için alarm çaldı.

Herkes “alternatifimiz yok” diyenlere alternatifleri göstermeli. Merhaba Nevval Hanım, Adaylığınızın hayırlı olmasını diliyorum:) Dualarım sizinle. Sizinle birlikte siyasete nezaketin,letafetin ve kalitenin geleceÄŸine inanıyorum. sevgi ve dua ile atanur Günümüz Türkiye’sinde sizin gibi çok yönlü kiÅŸiliklerin politikaya girmesi gerçekten çok ümit verici. Umuyorum ki, tabirimi mazur görün “kaÅŸarlanmış politikacılar” artık kendilerine yer olmadığını, çağın gerisinde kaldıklarını görürler. Kendi adıma, çok istememe raÄŸmen, ön saflarda politikaya girmek çok mümkün görünmemekle birlikte, ÅŸahsınıza ve çalışmalarınıza verebileceÄŸim destek beni mutlu edecektir. Bu aÅŸamada, uygulanabilir reel projeler üretilerek seçmenlere sunulmasının ciddi bir farklılık yaratacağına inanıyor, çalışmalarınızda baÅŸarılar diliyorum. Saygılarımla Cem Koçak Nevval hanım size ve sizin gibilere o kadar çok ihtiyacımız varki anlatamam. Allah size yolunuzda açık etsin. Milletvekili adayı olacağınızı biliyordum, fakat son durum nedir bilmiyorum. Birde kendi internet sitenizde yazdığınız yazıları şöyle herkesin okuyabileceği veya görebileceği yerlerde yayımlamanızda çok yarar görüyorum. Siz beni tanımıyorusunuz bile ama, hayranlıkla yazılarınızı okuyorum. SAYGILARIMLA Ömer AKAN DYP MUĞLA MERKEZ YEŞİLYURT BELDE BAŞKANI siyasete atılmanıza, be size yakışmayan, iğreti duran zaman gazetesinden ayrılmanıza sevindim. Benim siyasette çok görmeyi istediğim ve DYP de ekonomi konularında çok başarlı olacak, alternatif politiklar üretecek yeni bir yüz: Selim SOMÇAĞ Yıllardır siyaseti ekonomiyi yakından takip eden biri olarak, ülkeyi bulunduğu ortamdan kurtacak biri var mı diye sorsalar, ikinci bir isim veremem… çalışmalarınız başarılar… DYP ye politakaları net olmadığı, ekonmoik yönden ne yapacağı net olmadığından oy vermeyi düşünmüyordum…ama sizin için düşünecem… sağlıcakla kalın, umuarım başarlıır olursunuz.. Dr. murat bölü

Vatanın Ruhu

Nisan 30 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Türklüğü aşağılayan içerideki ve dışarıdakilere Türk bayraklarını sallayan bir milyon insan haykırdı:Türküm mutluyum! Kör çok insan var medyamızda ve siyasette. Hala bu insanlar askere karşı yürüdü, bu insanlar sol amaçlı yürüdü veya Müslümanlığa karşı diyenler var. Hayır!Hiç bilmediğiniz ve bütün aşılarınıza rağmensilinmeyen Türk kimliği için yürüdü insanlar. “Ben Türk yurdunu savunmaya hazırım “dedi. Medeniyet dikkattir. Aydın geçinenlerin dikkati nerede?

Sadece askere çakayım ya da miliyetçilik korkunç bir şey diyenler şimdi de gördüğünü anlamıyor.Türk kültürünü red etmek millet olma iradesini terk etmek demektir.Bu millet buna izin vermeyeceğini söylüyor.HAla anlamayanlara aç gözünü diyor millet. Ona koşacağı bir ufuk göstermekten aciz olanlara sözü var.Düşünce zayıflığı ve teori üretememe zaafı farfara bir işgüzarlık halinde memleketi sarmıştı.Yeni bir sentez geliştirmekten aciz aydın sınıf bu şahlanışta bir şeyler görüyor mu acaba? Laikliği kültür kodlarında olan Türk milletine zorla siyasi İslam’ın anlayışını giydiremezsiniz. Arap ya da Humeyni hayranlığıyla kültürümüzü değiştiremezsiniz. Kalu beladan beri Müslüman olan Türklere kimse Müslümanlık öğretmeye heves etmesin.Güçlü bir kültür köprüsü olan Türk kültürünü aşağılayanlara verilen cevap yeterlidir umarım.”Biz kendi ufkumuza genişler bizim olan bir kainata açılırız” diyen TAnpınar bizi anlatıyor. KAdınlar kültürün taşıyıcılarıdır. O yüzden sokaklara düştüler. Vatanın bir ruhu vardır ve bu ruh o vatanda yaşanmış mazidir. Şehitlerine olan sevgisini kaybetmeyenlerin mesajını almalısınız. Sol uğruna, ideoloji uğruna şehitlerini,Bosna’yı,Batı Trakya’yı görmeyenlere de cevap milletten geldi.Vatanın ruhu şahlandı.

Gemideyiz

Nisan 30 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Etrafımda düşmanca duygular fink atıyor.Bölünmenin yanık kokusu genzime kaçtı.Milleti “bizden ve onlardan” diye ayırmayı bize Erbakan öğretti. Öğrencileri bile yanından kaçtı. Şimdi neden bu kızgınlık, nefret! Serinkanlı düşünmeyen siyasetçiler ve taraftarları yüzünden demokrasimiz tökezledi durdu. Birbirine çocukca inat yapan liderler yüzünden darbelere maruz kaldık. yetişkin olamayan, egoları tavan yapmış bu siyasetçilere taraftar oldukça Türkiye batıyor. Gemi ayni gemi,hep birlikteyiz.

Kızgınlıkla oy verip sonra başımızı duvarlara vurmayalım. Bildiğimizi sandıklarımızı sadece bize kafa sallayanlarla konuşursak vay halimize. Mahkeme kararı ne olursa olsun bu ülkenin geleceği siyasi yapılanmayla mümkün. Mektup: yazılarınız okudum[04.05.20074) siyasi içerikli yazılar nedense tarafsız olmuyor.muhakkak taraflı oluyor.Türkiye nin tahlilini yapmak için ekonomi tahlili yapmak gerikoyor diye düşünüyorum.size hak veriyorum.siz artık siyaset içerisindesiniz.eğer olmasaydınız bu şekilde yazmayacağınıza inanıyorum.eğer partiniz meclise girerse sizede görev verilecek ve siz bu görevi hakkıyla yapacağınıca inanıyorum.bundan hiç şüphem yok.fakat siyaset yaparken Türkiye nin ekonomisine ve sair gelmişini geçmişini tahlil ederken lütfen tarafsız bakmaya çalışmak gerekiyor.alışılagelmiş tahliller gerçekten pirim yapmıyor.neden AKP birinci parti oluyor neden muhalefet oy oranı düşük çoğunluk mu yoksa bir şey biliyor yoksa oy oranı az olan partilermi çok şey biliyor.hele CHP gibi deli saçması muhalefet artık bu ülkede hiç taraf bulmuyor.sizden beklenen tabana ses vermeniz.ve mitinglerde ve salon toplantılarınızda halkın anlayacağı şekilde olayları izah etmeniz.sizden bu beklenir.eğer İZMİRden milletvekili adaı oursanız sizi desteklerim.
Gönderim Zamanı: 04-05-2007 19:39:23

Sayfa 11 / 14« İlk...«910111213»...Sonraki »