“Euro-İslam”
Avrupa`daki Göçmen Müslümanların yeni İslam anlayışı
Prof. Dr. Faruk Şen
Essen, Eylül 2004
1. „Kültürler Çatışması“ ve „Euro-İslam“
Samuel P. Huntingons tarafından ilk olarak 90`lı yıllarda ortaya atılmış olan “Clash of Civilizations” tezi, ilk başlarda büyük bir tepki görmüş olmasına rağmen giderek geniş kitleler tarafından benimsenmiştir.
Ama bu tez, 11 Eylül ve de Hindistan-Pakistan çatışması, İsrail-Filistin sorunu gibi olayların ortaya çıkmasından sonra, dinsel kültür farklılıklarının politik çıkmazlara yol açıp açmadığı tartışmasına kaynak olmuş, teröre karşı kurulan „Uluslararası Birliğin“, kültürler ve dinler üstü bir platformda gerçekleşip gerçekleşemeyeceği sorusunu ortaya çıkartmıştır.
Huntington tezinde, kültürlerarsındaki anlayış farkınının bu kültürlere mensup toplumlar arasında bir fikir ve algılama çatışmasına yol açtığını, Batı`daki modern gelişmeye kültür tabanını ileri sürerek karşı çıkmayı, bir bakıma kendisini kanıtlama çabası olarak değerlendirmektedir.
Bu görüşe karşı son yıllarda giderek geniş tabanlara yayılan bir başka görüş hakim olmaya başlamıştır. Buna göre, bazı toplumların dini inaçlarını, kültür ve etnik kökenlerini ön plana çıkartmaları, bu toplumların Küreselleşmenin getirdiği refah unsurlarından yeterince yararlanamamalarından kaynaklanmaktadır.
Teoriler ve toplumdaki gelişmeler
Aşırı uçları temsil eden bu iki görüşün de realiteden uzak olduğu ortadadır: Din, kültür ve etnik köken farkı, insanlar ve toplumlar arasında uçurumlar yaratan bir faktör olmadığı gibi, modernleşmeye karşı çikmak için kullanılan bir kalkan da değildir. Tam tersine, bireylerdeki bu farklılığın bilinçli olarak ortaya çıkartılıp, tartışmaya açılmasıyla, toplum içinde homojen bir uyum, karşılıklı anlayış ve bütünlük sağlanabilir.
Bassam Tibi`nin de iddia ettiği gibi, bu unsurlar gözönüne alındığında „Euro-İslam“ faktörü de ağırlık kazanmaktadır. Bireyin hem kendi kişiliğini geliştirip besleyecek hem de Batı`lı modern gelişmeye ters düşmeyecek bir İslam anlayışı nasıl olabilir? Böyle bir İslam anlayışı Batı`lı ülkelerde hangi şartlar altında genel kabul görür? Daha doğrusu: Böyle bir İslam anlayışının varlığı bilimsel olarak kanıtlananılır mı? Yoksa, „Euro-İslam“ sadece Akademik bir Terimden mi ibarettir?
İşte, konunun bu bölümü, Almanya`da yaşayan müslümanlar arasındaki İslam anlayışında görülen temel değişiklikleri irdeleyerek, bu soruya cevap aramaktadır.
Göçmen müslümanlar arasında, İslam anlayışı hiç değişmemiş midir, yoksa göç alan toplumlar bunun farkına mı varma mıştır? İkinci şık daha ağır basmaktadır, zira içiçe yaşamalarına rağmen göçmenlerle ana toplum ve Müslümanlarla Hiristıyanlar arasındaki ilişkilerin çok ideal olduğu söylenemez.
Bu durum Avrupa`nın kültürel tarihi yapısından da kaynaklanmaktadır. Joachim Matthes bu durumu şöyle tanımlamıştır: „Yabancılığı algılamak, yaşam tecrübesine aktarmak, tahammül sınırlarını zorlamaktadır.“
Avrupa tarihinde hakim olan, yabancıları kültürlerine ve yaşadıkları bölgelere göre ayırt etme ve kendisinden soyutlama kültürü, bireylerin günlük yaşamlarına amgasını vurmuş olmakla birlikte toplumların dünya görüşüne ve birbirleriyle olan ilişkilerine de çok kesin bir biçimde yansımıştır.
Zamanla gelişen Avrupa kültürü, yabancılarla aynı mekan içinde, belirli şart ve koşullar altında birlikte yaşama kabiliyetini de yitirmiştir.
„Euro-İslam“ üzerine başlatılan tartışmalara ışık tutmak, konuyu geniş alanda ele alabilmek için bu önkoşulların bilinmesi gerekmektedir. „Euro-İslam üzerine başlatılan tartışmalar aslında birlikte yaşayabilmenin temel sorunlarını ortaya çıkartmakta ama bu gerçek kamuoyuna, müslüman dinine mensup yabanacıların Almanya`ya uyum sağlayamadıkları, bunlar arasındaki kökten dincilerin toplumun düzenini tehdit ettikleri gibi tehlike sinyalleriyle sunulmakta, politik platformlara çok kültürlü toplum yapısının tehlikeli
olduğu görüşü yayılmaktadır.
Ama aslında, birlikte yaşamanın olumlu ve olumsuz taraflarını tesbit edebilmek için, etnik köken ve din kimliğinin, topluma uyum üzerindeki etkileri ve bu etkilerin İslam`daki çesitli görüş ve benimsenmis kurallara göre değiştiğini görmekle mümkün olabilir. Bu konudaki tartışmalar aşağıda geniş olarak ele alınacaktır.
2. Almanya`da İslam
Federal Alman Kamuoyu`nda hakim olan görüş ve yayımlanan eserlerde, uyum sorunun kültür ve dini inançlardan kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Bu ülkede yaşayan müslümanlar, kendi ülkelerinde faaliyet gösteren kökten dincilerle aynı kapsamda gösterilmekte, özellikle de 11 Eylül`den sonra, birçok ülkede din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmış (Türkiye`de 1923) olduğu gözardı edilmektedir.
Müslümanlar, Almanya`ya bundan 40 yıl önce göç etmeye başlamasına rağmen, Alman toplumu hala İslam hakkında yeterli bilgiye sahip değildir. Örneğin, bu ülkede yaşayan tüm Türkler`in koyu birer dindar oldukları ve dini vecibelerini harfiyen yerine getirdikleri gibi bir genel görüş yanlıştır.
Aslında, Müslümanlar da, tıpkı Hirıstıyanlar`da olduğu gibi, değişik mezheplere, değişik havarilere ce değişik kurallara inanıp, dini vecibelerini de değişik sıklıkta yerine getirmektedirler.
Bundan başka İslam, dini vecibelerin yerine getirilmesinde bireylere, Hirıstıyanlıktan çok daha geniş tolerans göstermektedir.
İslam da, Hirıstıyan Kilisesi gibi hiyerarşik bir yapılanma veya organizasyon yoktur. İslam`da Kuran, Peygamber`e inen hadislere inanmanın yanısıra uyulması gereken beş şart vardır,
Hz. Muhammed`e inen hadisler, İslam bilimcilerince bu zamana kadar çesitli yorumlara yol açmış, içerik anlamı üzerine yoğun tartışmalar olmuştur.
İslam da, üyelik sistemi, üyelik koşulları veya Hirıstıyanlikda olduğu gibi, dine aitliği belgeleyen örf ve adetler yoktur, insanlar bu dine sadece kendi inanışlarıyla mensup olurlar ama İslam dünya ile ahireti ayirmadığı için, din unsuru günlük yaşamda merkezi bir rol oynar. Bu nedenle din unsuru Almanya`da yaşayan Müslüman Türkler`in kimlik ve yaşam tarzlarında da ön plana çıkmaktadır.
2.1. Almanya`daki İslami yapılaşma
Almanya`daki İslami topluluklar, devlet tarafından dini bir kuruluş olarak tanınmamakta, bu topluluklara öze okul açma, üyelerine devlet desteğiyle sosyal hizmetler sunma gibi olanaklar verilmemektedir.
Ama bu topluluklar, demokratik düzen içinde seslerini duyurabilmek, ortak çıkarlarını koruyabilmek için değişik şekillerde yapılanmaya gitmişlerdir. Çok sayıda üye derneklerin yanında bazı çatı örgütleri de oluşmuştur.
Bu tür örgütlerin yapılanması, aynı ulusa mensup olanlar veya ayrı ayrı uluslara mensup olanlar şeklinde olduğu gibi organizasyon şemasındaki yer açısından da değişiklik gösterir.
Merkezi çoğunlukla Almanya`da bulunan ve başta Almanya olmak üzere, Avrupa çapında faaliyet gösteren çatı örgütlerinin yanı sıra, bölgesel hatta yerel olarak faaliyet gösteren İslami kuruluşlar da vardır. Müslümanların tümünü temsil etme açısından kendi aralarında büyük bir rekabet oluşmuştur. Bu kuruluşların faaliyet ve sorumlulukları Almanya`daki klasik dernekler gibi üye sayısı veya önceden belirlenen faaliyet alanları ile sınırlı olmayıp, daha çok İslami vakıflar gibi, tüm topluma açık olarak çalışırlar ama bu çatı örgütlerinin, Almanya`daki tüm müslümanları temsil ettikleri konusunda görüş ayrılıkları vardır.
Almanya`daki cami derneklerinin sayısı 2 bin 400 olarak belirlenmiştir. Bunlar arasından büyük çoğunluğu müslüman Türkler`in kurdukları örgütlerin çatısı altında faaliyet göstermektedir. Zira, bu gibi örgütler ellerindeki geniş imkanlarla, üye camilere imam atanmasında, camilere kitap dağıtımında ve bürokratik engllere karşı yardımcı olmaktadırlar.
Bunun yanı sıra ama hiçbir çatı örgütüne mensup olmadan faaliyet gösteren yerel cami dernekleri de vardır. Almanya`daki müslümanlar arasından yüzde 15`inin bu tür organizasyonlara üye oldukları tahmin edilmektedir.
Cami derneklerinde üyelik hiyerarşisi bulunmadığından, bu derneklerin sunduğu sosyal hizmetlerden yararlanan tüm ailelerin de aynı derneğe ait olduğu bu derneğin görüşünü paylaștıkları söylenemez.
Cami dernekleri
Cami dernekleri, dini vecibelerin yerine getirilmesinden başka, üyeleri arasındaki hemşehrilik bağlarının geliştirilmesinde, politik, kültürel ve mesleki gibi geniş bir alanda faaliyet gösterir.
Almanya`daki yabancılar arasında sayı olarak Türkler ilk sırada geldiği için de bu ülkedeki İslam anlayışı da Türkler`in damgasını taşımaktadır.
Almanya`da çok sayıda üyesi olan Alevi dernekleri ile azınlıkta kalan Şiiler ise bu çatı örgütlerinin içinde yer almamaktadır. Almanya`daki Aleviler “Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu” adı altında birleşip, kendi tavan organizasyonlarını kurmuşlardır. Son olarak bir de „Cem Vakfı“ adı altında yeni bir çatı organizasyonu kurulmuştur.
Almanya`daki Türkler`in dini vecibelerini yerine getirmek amacıyla kurulan dernekler, 1980`li yılllara kadar, bu ülkeye işçi olarak gelen ilk kuşağa hitap etti. Bu dernekler Almanya`da kurulmasına rağmen Türkiye ağırlıklı olarak faaliyet gösterdi. Amaçları Müslüman olmayan bir ülkede yaşayan müslümanlara ibadet edebilecekleri bir ortam sağlamak ve karşılaştıkları sorunlara çözüm yolları aramaktı. 1980`li yıllardan sonra ise, içinde yaşadıkları topluma eğilmeye yöneldiler. Almanya`daki toplumsal ve sosyal yapıdan kaynaklanan sorunlara çözüm yolları aramaya, bu konuda üylerine danışmanlık hizmeti vermeye başladılar. Bugün ise artık bu derneklerin tümü, Almanya`daki Türkler`in burada kalıcı oldukları gerçeğini benimsemiş olarak faaliyetlerine bu açıdan yön vermektedirler.
Derneklerin bircoğu Almanya`daki toplumsal gelişmelerin içinde yer almakta, politik dünya görüşlerinde giderek daha ılımlı bir davranış sergileyip, aşırı uçlara kaçmamaktadırlar. Bu derneklerin hemen hemen hepsi de Alman kurumlarıyla dirsek temasında bulunup, kökten dinciliğe karşı çıkmakta ve bu ülkede yaşayan yabancıların topluma uyum sağlaması için çaba gösterdiklerini açıklamaktadırlar.
Bu dernekler bir yandan kuran kursu, din dersleri organize ederken diğer yandan da cenaze definlerinde, evlenmelerde, sünnet düğünlerinde, hac organizasyonlarında, sosyal, sportif ve kültürel alanlarda da faaliyet gösterip, zaman zaman da danışma toplantıları düzenlemektedirler.
Almanya`daki Türkler`in kurdukları İslami Tavan Organizasyonları
Kurum Yapısı ve Hedefleri Türkiye bağlantısı
Diyanet Işleri Türk Islam Birliği
DİTİB (Türkisch-Islamische Union der Anstalt für Religion e.V.)
Diyanet işlerine bağlı olup, Türk Devleti`nin izlediği laik dünya görüşünü temsil eder. İmamlar, Türkiye`den tayin edilir.
Türkiye Diyanet İşleri Vakfı Baskanlığı
Milli Görüs
IGMG (Islamische Gemeinschaft Milli Görüs e.V.) Türkiye`de “Adil Düzen” ve islami devlet kurulması için çalışır. Anayasayı Koruma Kurumunca „islamcı“ olarak ilan edilmiştir. Almanya`da da Türk kültürünün kournmasını ilke edinmiştir.
Adalet ve Kalkınma Partisi – AKP
Saadet Partisi – SP
Süleymancılar
VIKZ (Verband der islamischen Kulturzentren e.V., “Süleymancis”) Laik Türk Devleti bünyesinde tutucu, konservatif bir islam anlayışını yaymak.
Süleymancı-Hareketi
Kaplancılar
Kalifatsstaat / ICCB (Verband der Islamischen Vereine und Gemeinden e.V., “Kaplancis”)
Kökten dinci. Halifelik sistemine dayalı bir devlet kurmak. Milli Görüş`ten kopma.
(Almanya´da 2001 yılında yasaklandı)
Nurcular
Jama at un-Nur Köln e.V., Nurculuk-Bewegung Laik Türk Devleti içinde, reformist bir islam yapısının etkili olmasını sağlamak.
Nurculuk-Hareketi
Bozkurtlar
ADÜTDF (Föderation der Türkisch-Demokratischen Idealistenvereine in Europa e.V., “Graue Wölfe”)
Türk-Islam sentezi; Milliyetçi. Büyük Türk Devleti`nin kurulması.
Milliyetçi Hareket Partisi – MHP
Türk-İslam Kültür Dernekleri
ATIB (Union der Türkisch-Islamistischen Kulturvereine in Europa e.V.) Milliyetçi, konservatif İslam anlayışı. politikaya mesafe
MHP`den kopanlar
Nizam-ı Alem
Avrupa Nizam-ı Alem Federasyonu – ANF Türk milliyetçiliğine bağlı İslam
MHP ve BBP`den ayrılanlar
Alevi Dernekleri Birliği
AABF (Föderation der Aleviten Gemeinden in Deutschland e.V.) Laikliği savunur. Almanya`da Alevi kültür ve inancının korunmasına çalıșır.
Aleviler
Almanya`da ulus farkı gözetmeden tüm müslümanlara yönelik faaliyet gösteren iki büyük tavan organizasyonu vardır. Bunlardan birincisi “ Almanya İslam Konseyi” ikincisi ise “Milli Görüş İslam Topluluğu” dur. Bunların yanında bir de, Almanya`daki tüm müslümanları temsil etmeyi amaçlayan “Almanya Müslümanlar Konseyi “ vardır.
Almanya İslam Konseyi kendisini, çoğulcu demokrasi prensiplerini benimsemiş olarak tanıtıp, Almanya`daki müslümanların günlük yaşamlarında kolaylıklar sağlamayı hedefler. Bu iki kuruluş son yıllarda bazı konularda işbirliği yapmaya yönelmişlerdir. Bunlardan başka ama Almanya çapında faaliyet gösteren fakat açıkladıkları üye sayıları inandırıcı bulunmayan bazı çatı örgütleri de vardır.
2.2. Günlük yaşamda din faktörü
Türkiye Araştırmalar Merkezi`nin 2 bin yılı, Ekim ayında, Almanya`da yaşayan Türk kökenli 2 bin göçmenle yaptığı anket şeklindeki araştırma, din faktörünün günlük yaşamdaki etkilerinin değişik boyutlarını ortaya çıkarttı. Dindarlık, dine bağlılık ve din üzerine kurulu organizasyonlar hakkında ilginç sonuçlar içeren bu araştırmada, kuşaklar arasındaki dinsel davranış farklılıklarına özel önem verildi.
Almanya`daki Türkler`in yüzde 93`ü İslam dinine mensup olup, bunlar arasından yüzde 88`i sunni, yüzde 11`i de Alevi inancına sahiptir. Ankete katılanların üçte ikisi kendilerini, dindarlığa eğilimli olarak tanımlarken, sadece yüzde 7`si de koyu dindar olduklarını açıklamıştır. Dörtte biri, dindar olmadıklarını, yüzde 3`ü de hiç dindar olmadıklarını beyan etmiştir.
Yaşlılar arasındaki dindarlık oranı, genç nesile göre daha yüksektir. Bunun, gençler arasındaki genel dünya görüşünden mi, yoksa günlük yaşamın dayatmasından mı kaynaklandığı konusunda bu araştırma sonuçlarına göre bir yorum yapılamamaktadır.
Yaşla ilgili olarak, Almanya`daki ikamet süresi değişiklik göstermektedir. Almanya`da uzun yıllar ikamet edenlerin dinlerine daha sıkı bağlı olduklari gözlemlenmiştir. Bu sonuçtan, müslüman olmayan bir çevrede uzun süre yaşamak, insanların kendi dinlerinden kopmalarına neden olmuyor, anlamı çıkmaktadır.
Yaş ve diğer ögelere göre, en çok yerine getirilen dini vecibeler
Oruç Namaz Cuma Namazı Bayram Namazı Sadaka
Yaş
18-29 77,4 20,8 19,8 29,6 65,7
30-45 76,8 32,5 26,1 36,1 83,5
46-60 83,4 54,3 43,1 49,7 86,6
60 yaş ve üstü 82,5 65,5 61,7 66,1 92,6
Toplam 78,7 35,9 30,3 39,1 79,5
Camiye gitme Hacca gitme isteği Haram yemeklere dikkat Kurban Bayramı
Yaş
18-29 13,0 54,7 88,9 82,4
30-45 16,3 59,5 88,1 75,4
46-60 38,4 71,3 90,0 82,5
60 yaş üzeri 50,0 68,3 89,2 84,2
Toplam 22,4 61,3 88,7 79,5
Kaynak: TAM
Dindarlık faktörü günlük yaşamı nasıl etkiler? Ankete katılan müslümanlar için, dini vecibelerini yerine getirme ne anlam taşıyor.
Dini vecibelerin birçoğu, kendilerini dindar olarak tanımlamayan gençler tarafından da yerine getiriliyor. Bu da, dini inançlardan kaynaklanan örf ve adetlerin, toplumsal yaşamdaki kültür boyutunu ortaya koyuyor. İslamiyetteki bazı kuralların yerine getirilmesi, inançtan değil, örf ve adetlere uyma şeklinde yorumlanıyor.
Dinden kaynaklanan örf ve adetlere uydukları halde, dini bağlantılarını zayıf olarak açıklayan genç kuşaklar, kendilerini Almanya`nın bir parçası olarak görüp, günün birinde anavatanlarına geri dönmeyi düşünmüyor.
Yine dinden kaynaklanan Oruç Tutmak, Sadaka Vermek, Kurban Kesmek ve de Haram Yemek gibi vecibeleri yerine getirmek, dindar olup olmamaktan kaynaklanmıyor. Düzenli olarak namaz kılmak, sürekli camiye gitmek ve Hac ziyareti planlamak ise koyu dindarlığın bir simgesi olarak ortaya çıkıyor.
2.3. Dindarlık faktörleri
Bu araştırmadan çıkan sonuçlar, Almanya`aki Türk göçmenler arasından hangi kesimin
dindar, hangisinin kökten dinci ve ya din açısından aydınlanmış olduğunu açıklamaz. Alman
araştırmacı Heitmeier`e göre, gençlerin yüzde 30 ile 50`ye yakın bölümü kökten dinciliğe
yatkın bulunuyor. Türk araştırmacı Öztoprak`a göre ise, Berlin`deki küçük bir gurup dışında,
dünya görüşleri açısından Türk ve Alman gençleri arasında önemli bir farklılık bulunmuyor.
Ankete katılan Türk göçmenlere yöneltilen dindar olup olmadıkları konusunda değişik görüşler içeren bir liste okundu ve kendilerine bu listede ki cevaplar hakkında görüş istendi.
Ankete katılan müslüman göçmenlerin çoğu okullarda kız ve erkek öğrencilerin ayırımı ve
başörtüsü zorunluluğu gibi konularda liberal bir tutum sergilemiştir. Kendi çocuklarının müslüman olmayan birisi ile evlenme konusunda ise büyük çogunluk kolay cevap veremedi.
Diğer konularda modern görüşe sahip olanlar ise bu konuda dinin etkisinde kaldıkları görüldü.
Tahmin edildigi gibi birinci ve ikinci kuşak arasında ki cevaplar değişik oldu. Ikinci kuşak din konusunda daha aydın bir tavır sergilemesine rağmen türk islam kültürünün yaşam tarzlarının merkezini oluşturduğu ortaya çıktı.
Ankete katılanların eğitim durumlarıda din konusunda ki görüşleri hakkında etkili oldu. Eğitim durumları yükseldikçe din konusunda ki görüşleri de daha ılımlı ve modern cevaplar içerdi. Eğitimin aynı zamanda mesleklede ilgili oldugu belirlendi. Işçi konumundakiler bütün sorulara tutucu cevaplar verirken, diğer meslekler ve kendi işini kurmuş olanlar arasında ki cevaplar daha modern olarak belirlendi.
Bu bilgilerden şu iki sonuç elde edildi: Almanyada ki ikinci ve üçüncü kuşak dinlerine sahip çıksalarda liberal ve modern bir yaşam tarzı sürdürüyor. Heitmeyer in araştırmasında idda ettiği gibi türk gençleri arasında ki kökten dinciliğin giderek yayıldığı gerçeği yansıtmıyor.
Sonuç olarak kişinin islami eğilimi eğitim, sosyal ve ekonomik durumuna bağlı gözüküyor.
Kadın Erkek ayırımı Başörtüsü Damat Gelin Ortalama
Yaş
18-29 1,51 1,90 2,63 2,59 1,98
30-45 1,65 2,08 2,87 2,80 2,16
46-60 1,79 2,21 2,87 2,79 2,30
60`dan yukarı 1,91 2,36 2,98 2,89 2,36
Cramers V.: .20
Göç nedeni
İşçi 1,90 2,29 2,86 2,77 2,29
İltica 1,18 1,67 2,67 2,67 2,05
Aile birleşimi 1,62 2,10 2,92 2,85 2,20
Tahsil 1,41 1,71 2,46 2,41 1,84
Doğum yeri Almanya 1,40 1,68 2,41 2,36 1,81
Cramers V.: .12
Toplam 1,61 1,99 2,77 2,71 2,09
Yaşlara göre davranış tarzları
Kaynak: TAM
2.4 Ne derece dini örgütleşme var?
İslam dinine mensup olmak, bu dinin organizasyonları içerisinde bulunan kuşaklar arası nasıl bir fark ortaya koyuyuor? Türkiye Araştırmalar Merkezi‘ nin 2000 Türk asıllı göçmen ile Ekim 2000 tarihinde yaptığı bir araştırma kapsamında, kişilere dini örgüterlerden faydalanıp faydalanmadıkları ve örgütler hakkındaki düşünceleri soruldu.
Ankete katılanların çoğunluğu (% 55) cuma namazını kılmak veya etkinliklere katılmak üzere düzenli ziyaret ettikleri bir caminin bulunduğunu söylerken, bu kişilerin sadece % 65 oranı camiye üye olarak kayıtlı bulunuyorlar. Bu kişiler araştırmaya katılan müslümanların %36‘ sını kapsıyor, bu da bu toplumların şimdiye kadar ki tahminlerden %10 ile %15 arası büyük bir farkı ortaya koyuyor.
Cami dernekleri üyelerinin özellikleri
üyelik tüm katılanlar
Yaş
18-29 20,8 30,2
30-45 42,9 41,6
46-60 28,6 22,4
60 yaş üzeri 7,7 5,9
Cramers V.: .12
Göç nedeni
işçi 32,6 24,1
mülteci 0,3 1,8
aile birleşimi 55,1 53,1
tahsil 0,7 1,9
Almanya doğumlu 9,9 16,7
Cramers V.: .11
Ankete katılan her müslümanın kendisini ancak kağıt üzerinde üye olduğu, kağıt üzerinde üye olmadığı halde bile kendisini, ailesinden birinin üye olduğu için cami derneklerine bağlı olarak hissetmesi mümkündür.
Ankete katılan cami derneklerine üye olan 18-29 yaş grubu insanları düşük bir sayı temsil etmektedir, cami derneklerine üye olan ortalama yaş grubu bu grupta bulunan kişilerden daha yüksektedir. İlerlemiş yaştakilerin temsil ettikleri oran daha büyüktür. Cami derneği üyelerine baktığımızda yabancı işçi oranı, Almanya genelliyle karşılaştırdığımızdan çok daha yüksektir. Burada doğup büyümüş olanlara ise üyelerin arasında pek az rastlanıyor.
Cami dernekleri hangi çatı örgütlerine üye
Ankete katılan cami derneklerine üye olan kişilerin büyük bir bölümü (%71) DІTІB çatısı altında toplanan derneklere üyedirler. Bu da ankete katılan bütün müslümanların %26‘ sını oluşturuyor. Bu birlik Türkiye`de Diyanet İşleri`ne bağlıdır ve Türk Devleti`nin bir organizasyonudur. Üyeler böylece aik Türkiye Devleti‘ni temsilen dine ağırlık vererek genelde kendini politakadan uzak tutuyor.
Kayda değer bir anlamı olan %8 bir oran ile cami dernek üyelerinin saydıkları çatı organizasyonlar arasında İslam Birliği Milli Görüş (IGMG), daha güçlü bir siyasi görüşü olan ve Almanya‘daki tüm müslüman azınlığı temsil etmek isteyen bir kuruluştur. Bu kuruluş son zamanlarda daha ılımlı İslamist fikirler temsil ediyor. Ankete katılan müslümanların %3‘ ü Mili Görüş‘e üye olduğunu söylemektedir. „Türk Kültür Merkezleri Birliği Derneği (VIKZ)“ muhafazakar fakat aynı zamanda laik bir tutum sergilemektedir. Ankete katılan müslümanların %5 oranı bu derneğe üye iken, müslümanların geneline bakıldığında bu oran %2`dir. „Avrupa Türk Demokrat İdealistler Dernekler Federasyonu (ADÜTF)“, „Іslami Denekler ve Cemaatlar Birliği (ICCB)“, ve „Avrupa Dünya Düzeni Ferderasyonu“ isimli organizasyonlar milliyetçi bir politika izlerken, „Jamat- at un-Nur“ derneği daha çok entellektüel bir mentaliteye sahip. Ankete katılanlar bu derneklerin her birine ancak %1 oranında üyeler, bu sayı üyeleri topladığımızda %1,5 oranını, ve tüm müslümanlar ile karşılaştırdığımızda %0,5 oranını oluşturuyor. „Almanya Alevi Birlikler Federasyonu“nu (AABF) ele aldığımızda cami üyelerinin % 2, ve tüm % 0,5 oranının altında müslümanlar bu Federasyona üye olduklarını görüyoruz.
Ankete katılanların %3‘ü başka derneklere üye olduklarını söylerken, hiçbir çatı organizasyona üye olmadığını belirtenlerin oranı %2 olarak ortaya çıkıyor.
DІTІB üyeleri genelde ılımlı dini anlayışa sahip, Almanya‘da uzun zamandır bulunan, misafir işçi olarak gelmiş olan çoğunlukla yaşlı erkeklerden oluşmaktadır.
Milli Görüş ise dini analayışları daha ağır olan kişileri temsil ediyor. Başka kuruluşlar ile kıyasladığımızda, burada kadınlara, genç yaş gruplarına ve burada doğmuş olanlara daha sıkça rastlanıyor.
Bir organizasyona üye olan 18-29 yaş göçmen gençlerin %11 oranı Milli Görüş‘e üyeler. Bu sayı, bu yaş grubunda bulunan tüm Türk göçmenlerin %3 oranını oluştururyor. Milli Görüş muhafazakar bir tabanı olan ve siyaset ağırlıklı bir anlayışı temsil ediyor. VIKZ‘ de dini ağırlıklı, daha çok yaşları 30-45 ve 60‘ın üzerinde olan müslüman erkeklerden oluşan bir kuruluş. VIKZ muhafazakar fakat siyasete uzak bir İslam anlayışını temsil etmekte.
Tavan organizasyonları ve üyelerinin görüşü
Organizasyon Toplam üye Tüm müslümanlar
Üyeler DITIB IGMG VIKZ
Dine Inanç
dindar 86,6 92,2 94,3 84,0 72,0
dindar değil 13,4 7,8 5,7 16,0 28,0
Ortalama 2,4 2,6 2,6 2,4 2,15
Cinsiyet
Erkek 54,7 50,8 57,1 53,5 48,6
Kadın 45,3 49,2 42,9 46,5 51,4
Yaş
18-29 19,7 28,6 22,9 21,8 30,2
30-45 40,6 54,0 48,6 42,7 41,6
46-60 31,6 17,5 11,4 27,8 22,4
60 yaş üzeri 8,1 17,1 7,7 5,9
Yaş ortalaması 41,8 35,5 39,8 40,7 38,1
İkamet süresi
4-9 4,4 13,8 11,8 6,0 7,7
10-20 27,9 36,9 26,5 28,5 28,6
21-30 56,3 40,0 50,0 54,8 52,8
30 yaş üzeri 11,4 9,2 11,8 10,7 9,6
Ortalama ikamet süresi 23,4 20,2 22,0 22,9 22,1
Göç nedeni
Işçi 33,9 18,8 28,6 32,3 24,1
Mülteci 0,2 - - 0,4 1,8
Aile birleşimi 53,9 65,6 57,1 54,5 53,1
Tahsil 0,9 - - 0,6 1,9
Almanya doğumlu 9,7 14,1 11,4 10,6 16,7
Vatana bağlılık
Türkiye 50,9 35,9 48,6 48,8 40,4
Almanya 13,6 20,3 11,4 15,2 19,0
Her iksi 33,2 43,8 40,0 33,8 35,4
Kaynak: TAM
Genelde kökten dincilik tehlikesi yok
Bu sonuçlar Almanyada`ki ikinci ve üçüncü kuşak arasında genel bir kökten dincilik eğlimi olmadığını gösteriyor. Gençlerin büyük bir bölümü liberal ve modern yaşam tarzları nedeni ile dini örgütlere fazla rabet etmiyor. Konservatif dindar olarak tanımlayabileceğimiz azınlık ise cami derneklerine üye olmayı tercih ediyor. Bu durumda kökten dincilikten genel olarak söz edilemez ama bazen gençlerin içlerinde bulundukları sosyal durum ve perspektifleri nedeniyle problem yaratabilecekleri mümkün gibi gözüküyor.
3. Avusturya`da İslam
Avrupa Birligi ülkeleri içinde Avusturya islami açıdan özel bir konuma sahiptir. Avusturya`da İslamın tarihi çok gerilere gitmekte, ülkenin örf ve adetlerini etkilemiş bulumakta bu nedenle de İslam bu ülkede, özel bir statü tanınmıştır. Bir Osmanlı eyaleti olan Bosna-Hersek, Berlin Kongresi`nden sonra Avusturya`nın hegemonyasına geçti ve aynı yıl İslam bu ülkede resmi bir din olarak tanındı. 1912 yılında da bu bölgedeki müslümanlara dini topluluk kurma hakkı verildi. 1979 yılında ülke çapındaki İslami topluluklarla, devlet arasında başlatılan görüşmeler sonunda İslam`a yeni bir statü tanındı. Bu statü İslam dinindeki dört ayrı mezehebe de aynı hakları tanıdı. 1980 yılında da devlet okullarında İslami din dersleri verilmesi kararlaştırıldı.
Avusturya`da bugün başta Trükiye ve Arap ülkeleri olmak üzere çeşitli ülkelerden gelmiş 350 bin müslüman yaşamaktadır. Bu müslümanların yüzde 15`i eski Yugoslavya`dan, Bosna-Hersek 60-80 bin, Kosovo-Arnavutlar 30 bin. Türk göçmenler ise, 127 bin 226 kişi ile en büyük müslüman gurubunu oluşturmaktadır. Türkler`in Avusturya`daki diğer yabancılara göre oranı yüzde 17,9 iken, diğer müslümanlara göre oranı yüzde 36,3 tür. Avusturya`da bu gurupların dışında küçük oranlarda da olsa İranlı, Iraklı ve Mısırlılar da yaşamaktadır, ayrıca Avusturya vatandaşlığına geçen müslümanlar istatistiklere dahil edilememektedir. 1990-2002 yılları arasında 72 bin 464 Türk, Avusturya vatandaşlığına geçmiştir. Bu zaman zarfında Avusturya vatandaşlığına geçen toplam göçmenlerin sayısı ise 242 bin 479 dur. Müslümanlar ülke çapına dağılmış olarak yaşamalarına rağmen en yoğun nüfus Viyana bölgesindedir.
3.1 Avusturya`da İslam`ın yapılanması
Avusturyadaki müslümanlar cami dernekleri ve çatı örgütleri olmak üzere kendi aralarında organize olmuşlardır. Bu örgütlerin üyeleri`de Almanya`da olduğu gibi uluslara göre ayrılmıştır. Toplam 150 cami derneği bulunan Avusturya`da Türkler, 3 ayrı çatı örgütü altında birleşmiştir. Bunların en önemlileri Milli Görüş, İslam Kültür Merkezleri Birliği ve Avusturya Türk-İslam Birliğidir. Dışa açık modern bir kimlik sergileyen bu Birlik Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı olup, Türklerin dini vecibelerini yerine getirmekle görevlidir.
Avusturyada`ki Milli Görüş ise, Almanya`daki gibi resmi kayıtlı bir dernek olmayıp çeşitli camilerin birleşmesinden meydana gelmiştir. Bu birliğin koordinasyonunu 1988 yılında kurulan İslam Federasyonu yürütmektedir. Milli Görüşe yakın olan camilerin hedefi Almanya`da da olduğu gibi üyeler arasında islami yaşam tarzını yaygınlaştırmaktadır. Faaliyet alanları müslümanların topluma uyum sağlamasına yönelik olup, İslam dini politik değil, toplumsal bir unsur olarak benimsenmektedir.
Avusturya İslam Kültür Merkezleri Birliği, ülke çapına yayılmış 34 derneğe sahiptir. Bunlar arasından 7 camii Viyana‘da bulunmaktadır. Bu birliğin üyeleri, Süleyman Turan`ın (1888-1959) koyu muhafazakar İslam anlayışını benimsemiştir.
Dini eğitim bu Birliğin faaliyetleri arasında önemli bir yer tutar. Eğitim progamında ise, klasik anlamda Arapça dil ve din bilgisi önemli rol alır. Sözkonusu dernek Türkiye‘ de herhangi bir siyasi partiye yakın değildir. Bu derneğe mensup kişiler Türkiye’ de daha çok değişik sağ partilere yakın olan kişilerden oluşmaktadır. Milli Görüş‘ den farkları, yeniliğe açık olmalarıdır. Köln‘de bulunan İslam Kültür Merkezleri Birliği gibi, bu dernekte Avusturya’ da kendi imamlarını kendileri yetiştirmektedir.
Avusturya’da yaşayan Aleviler de kendi çatı derneklerine sahiptir. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu 1991‘de kurulmuştur. Avusturya‘da yaşayan Aleviler‘in sayısı kesin olarak belirlenememiştir. Tahminlere göre Viyana‘da yaşayan Aleviler’in sayısı 10.000 ile 17.000 arası değişmektedir. Bunlardan yaklaşık 2.000-3.000 kadarı ise çatı örgütü ile irtibat halindedir. Bosnalı müslümanlar da benzer bir çatı derneği altında teşkilatlanmış durumdadırlar.
Almanya’da olduğu gibi Avusturya’da da farklı kökenlerden olan müslümanları bir çatı altında birleştirmek için hareketler mevcuttur. Avusturya İslam Din Birliği (İGGÖ) adlı dernekte bu amaçla calışmalarını sürdürmektedir. Bu dernek, uzun bir geçmişe sahip olma ve bir dini birlik olarak kabul görme itibariyle, kendi okullarını da açmıs olup, bunlardan birisi de Viyana‘ da bulunan İslam Lisesi dir.
Avustrya‘ya göç etmiş müslümanlar arasında da ülkenin vatandaşlığına geçenlerin sayısı giderek artmaktadır. Bu olgu özellikle Avusturya Ordusu`nda askerlik yapan müslüman sayısının giderek artmasından gözlenmektedir.
Avusturya‘da İslam, devlet tarafından resmen tanındığı için kamusal alanda da çok gelişmiştir. Avusturya İslam Din Birliği üç ayrı komiteden oluşmaktadır. Viyana‘da bulunan ve 16 kişiden oluşan „Şura Meclisi“nin yanı sıra bir de bu meclisin seçtiği 10 kişiden oluşan „Yüksek Kurul“ vardır. „Yüksek Kurul“ üyeleri aynı zamanda „Şura Meclisi“ üyesi olamak zorundadırlar, ve ayrıca 10 kişinin en az yarısının dini eğitim görmüş olması gerekir. Müslümanları kamusal alanda temsil edebilecek bir diğer kurum ise Baş Müfti‘ dir. Baş Müfti, Yüksek Meclis‘ e aittir ve Şura Meclisi tarafından seçilir. Bu kişi dini konularda müslümanları temsil eder ve bunun yanı sıra din dersine giren imam ve öğretmenleri kontrol eder. Müfti‘ nin ayrıca Yüksek Kurul‘un aldığı bir karara karşı çıkıp, kararı bozma hakkı vardır. Federal çapta olduğu kadar yerel bölgelerde de cami ve mescitlere 14 yaşın üzerindekiler müslümanlar üye olabilir.
Bu üyeler yerel örgütlerin seçimlerinde oy hakkına sahiptirler. Camilerde görev yapan imamlar ise Şura Meclisi tarafından atanıp, görevlerinden alınırlar.
Teşkilat, din eğitimi için ülke çapında özel okullar açmıştır. Bunun bir örneği daha öncede sözü geçen ve 1999/2000 yılında öğretime başlayan Viyana İslam Lisesi‘dir. Bu okul, Avusturya`daki diğer liselere muadil olarak kabul edilmiştir. Bu liseden mezun olan öğrenciler üniversiteye veya her türlü yüksek okula gitme hakkına sahiptirler. Okul müslüman öğrenciler için kurulmuştur. Amaç, buradan mezun olanların toplumda müslümanlar ve müslüman olmayanlar arasında köprü görevi üstlenmeleridir.
Diğer bir örnek ise yine Viyana‘ da bulunan meslek eğitimine yönelik Sosyal Bilimler Okuludur. Bu okul da Avusturya özel okullar yasası doğrultusunda açılmış olup, Avusturya İslam Din Birliği gözetimi altındadır. Dokuzuncu sınıftan itibaren başlayan eğitim toplam üç yıl sürmektedir. Bu eğitimin amacı, temel eğitimin yanı sıra öğrencileri sosyal faaliyetler hakkında bilgilendirmek ve meslek seçimini kolaylaştırmaktır.
3.3 Vatandaşlık eğilimi
Avusturya’daki müslümanlar arasında da, Almanya’da olduğu gibi, yabancı kökenli müslümanlar arasından Avusturya vatandaşlığına geçenlerin sayısı giderek artmaktadır. Bu eğilimin nedenlerinden birisi de, kendi işini kuran yabancıların ülkeye giderek daha çok yatırım yapmalarıdır. Örnegin bu ülkedeki Türkler arasında kendi işyerini kuranların sayısında önemli oranda artış gözlenmektedir.
İslam dernekleri de üyelerini Avusturya vatandaşlığına geçmeye yönlendirmektedir. Avusturya İslam Birliği de kendisini Avusturya`nın bir kurumu olarak kabul eder. Üyelerinin çoğu göçmen müslümanların bu ülkede dünyaya gelmiş olan çocuk ve torunlarından oluşmaktadır.
4. Avrupa Birliği`nde İslam
AB‘nin son genişlemesinden önceki üye sayısından yola çıkarsak, her 15 üye ülkede sayıları çok farklı olsa da, müslümanların yaşadığını görüyoruz. 15 üye ülkede yaşayan toplam müslüman sayısı 13,2 milyondur. Müslümanlar, AB‘nin toplam nüfusunun yüzde 3,5`ini oluşturmaktadır. Bunların büyük bir bölümünü önceki yıllarda göç etmiş olan müslümanların çocuk veya torunlarıdır. Müslüman sayısı çok az olan İrlanda, Finlandiya veya Portekiz gibi ülkelerin yanı sıra – bazı diğer AB üyesi ülkelerde önemli sayıda müslüman yaşamaktadır. Müslüman sayısı en yüksek olan AB ülkelerinin arasında 5 milyon ile Fransa, 3,4 milyon ile Almanya, ve 1,6 milyon müslüman ile Іngiltere yer almaktadır. Yine önemli sayıda müslüman Holanda ve Іtalya‘da yaşamaktadır. Bu iki ülkedeki müslüman sayısı 700.000 kişi ile belirleniyor. Ayrıca İspanya‘da 400.000, Belçika‘da 370.000, ve Avusturya‘da 350.000 müslüman yaşamaktadır.
Yunanistan da ise, asırlardır bu topraklara yerleşmiş Türk ve Pomak kökenli 370.000 müslüman yaşamaktadır.
AB çapında toplam nüfusun yüzde 3,5 oranında müslüman yaşarken, Bu oran Fransa`da yüzde 8, Hollanda da yüzde 4,6 ve Almanya`da yüzde 3,9 olarak karşımıza çıkmaktadır.
Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan müslümanlar
Devlet Müslüman sayısı/ Yıl Toplam Nüfus Müslüman oranı
Belçika 370.000 (1998) 10.192.240 (1998) 3,7 %
Danimarka 150.000 (2000) 5.330.020 (2000) 2,8 %
Almanya 3.400.000 (2002) 82.440.300 (2002) 3,9 %
Fransa 5.000.000 (2002) 61.387.000 (2002) 8,1 %
Finlandiya 20.000 (1999) 5.171.302 (1999) 0,4 %
Yunanistan 370.000 (1999) 10.000.000 (1999) 3,5 %
İngiltere 1.591.000 (2001) 58.789.000 (2001) 2,7 %
İrlanda 10.000 (2002) 3.917.336 (2002) 0,2 %
Italya 700.000 (1999) 57.596.097 (1999) 1,2 %
Lüksemburg 7.000 (2000) 435.700 (2000) 1,6 %
Hollanda 695.600 (1998) 15.760.225 (1999) 4,6 %
Avusturya 350.000 (1999) 8.102.600 (1999) 4,0 %
Portekiz 38.000 (2000) 10.000.000 (2000) 0,4 %
İsveç 300.000 (2000) 8.876.611 (2000) 3,4 %
İspanya 400.000 (1999) 40.202.160 (1999) 1,0 %
Toplam 13.401.600 378.200.591 3,5 %
Türk unsuru taşımayan İslam
İngiltere‘de yaşayan müslümanların göçleri, diğer ülkelere göre daha gerilere dayanıyor. Bu ülkeye ilk olarak 19. yüzyılda müslüman göçü başlamıstır. En büyük göç dalgası ise, 1960`larda Pakistan ve Endenozya`dan gelmiştir.
Bugün İngiltere‘de bulunan Bangledeş ve Pakistan kökenli yaklaşık 2 milyon müslüman, genellikle ekonomisi sanaiye dayalı kent ve bölgelerde yaşamaktadır. Geçtiğimiz son yıllarda ise daha çok Arap ülkelerinden, Balkan bölgesinden (Kosovalılar ve Boşnaklar olmak üzere), ve Afrika‘ dan (Somali) göç eden savaş mağduru müslümanlar Іngiltere‘ye gelmişlerdir.
Fransa‘da ise, 5 milyon müslümanın oluşturduğu bir toplumla İslam ülkede ikinci büyük dini oluşturmaktadır. Fransa‘da yaşayan müslümanların çoğunluğu Kuzey Afrika/Magrep asıllı olsalar da, soysyal yapıda çok farklı gruplara ayrılıyorlar. Bunlardan bazıları koloni devrinde Fransa‘ ya yerleşmişken, diğerleri daha sonraki yıllarda, savaş sonrasında ülkeye konuk işçi olarak gelmişler.
Son yıllarda ise bunların dışında Afrikalı göçmenler dikkat çekmektedir. Bu göçmenlerin tümünün Fransa‘da doğmuş olan çocukları ise, Fransız sayılmaktadırlar. Fransız müslümanlar çoğunlukla ülkenin Kuzey‘inde, Paris çevresindeki bölgelerde, Doğu Fransa ve Lyon ile Marsilya gibi kentlerde yaşamaktadırlar. Ülkede toplam 1500 cami bulunmaktadır.
Hollanda toplumunun yüzde 4,6‘sı (Yaklaşık 700.000 kişi) müslümandır. Sayı bakımından başta ülkeye işçi olarak göç eden Türkler (319.000) sonra da Faslılar (272.750) gelmektedir. Bunun dışında yaklaşık 300.000 Surinamlı Hollanda‘da yaşamaktadır. Surinamlıların yüzde 20`si İslam dinine mensuptur ve genellikle ülkenin en büyük dört şehrinde yaşarlar. Hollanda’daki yabancılar, 1985 yılından bu yana yerel seçimlerde oy hakkına sahip oldukları için, ülkede çok sayıda dernek ve kurumlar oluşmuştur. Sadece Amsterdam`da 106 Türk ve aynı sayıda Faslılar`ın kurmuş oldukları dernek vardır. Bunların sadece bir bölümü dinsel konularda faaliyet göstermekdir. Rotterdam‘ da, 1998 yılında bir İslami Yüksek Okul kurulmuştur.
5. Sonuç: Euro-İslam istatistik bir olgu mudur?
Yukarıda varılan sonuçlar, Euro-İslam kavramının istatistiklerle kanıtlanıp, saptanabilecek bir olgu olduğunu göstermektedir. Almanya‘da yaşayan müslümanlar, kurumlaşma süreçlerini Alman kurumlarına göre şekillendirmemişlerdir. Kurumları sabit kalan, değişime kapalı, belki de sonunda kültür anlaşmazlığı nedeniyle dağılacak kurumlar değillerdir. Tam tersine, göçt sürecinde yasanan İslam dini, dinamik bir değişkenliğe uğrayan bir Іslam‘dır. Bu olgu belki de, İslam‘ın çok yönlü yaşanamayacağını savunan bazı İslami mezheplerden kendini ayrı görmektedir. Bu özelliğin Alman toplumu tarafından şimdiye kadar fazla fark edilmemiş olması, bu olguyu daha da önemli kılmaktadır.
Almanya‘da yaşayan müslümanlar üzerinde gerçekleştirilmeye çalışılan zoraki modernize etme çabaları, bu kişilerin ne dinleriyle daha çok özleşmelerini, ne de dinlerinden uzaklaşmalarına yol açmıştır. Modernize ve göç etkisi bu insanlarda daha çok dini ve kültürel anlayışın değişime uğramasına yol açmıştır. Bu değişimin yer almadığı grup ise, yaşlı ve yeteri kadar eğitim almamış olanlardır. Bu kesimin dini bağlarının değişime uğramamış olması hatta giderek artması, yaşadıkları ülkedeki toplumsal ve sosyal yaşama aktif olarak katılmadıklarından kaynaklanmaktadır. Böylece 11 Eylül olaylarına katılan, genç, gelecekleri parlak ve iyi eğitim almış olan intihar komandoları, Almanya‘da yaşayan müslümanların sosyodemografik yapılarına uymamaktadır.
Böylece Avrupaldaki çoğulcul İslamı desteklemek, burada yasayan müslümanların yararınadır ve yaşadıkları topluma uyum sağlamarına bir destek olacaktır. Euro-İslam olgusunu normatif bir çerçeveye koymakta yarar vardır. Euro-İslam şu beş kaide üzerine oturtmalıdır.
1. Şeriat anlayışına karşı çıkmak
2. Laikliği benimsemek
3. İslami yaşam tarzını, sanayi toplumunun normlarına uyarlamak
4. Yaşnılan ülkenin Anayasa‘ sına sadık kalmak
5. Çoğulcu Demokrasi‘ yi benimsemek
Benzer araştırmalar bulunmasa da, değişik Avrupa ülkelerinde ülkelerinde yaşayan çok sayıdaki müslümanın günlük yaşam tarzını ve dini inancını yukarıdaki şartlarlara uydurmuş olduğu söylenebilir. Ama buna rağmen, Avrupa`nın çeşitli ülkelerinde yaşayan müslümanlar arasında da farklılıklar yok denemez.
Avrupa‘da yaşayan tüm göçmen müslümanların gelecekte, İslam‘ın yeni şekillerde yaşanması nedeniyle ortak bir Euro-İslam anlayışıyla buluşacakları şu anda kesin olarak söylenemez. Euro-İslam‘ın normatif bir olgu olarak kalması da mümkündür. Ancak kesin olan şu ki: Avrupa`daki müslümanlar arasında dinsel bir hareketlilik vardır ve bu hareketin yönü, kökten dinci İslama yönelik değildir.
Kaynakça
Heitmeyer, Wilhelm et al.: Verlockender Fundamentalismus. Frankfurt am Main1997.
Hunter, Shireen (Ed.): Islam, Europe’s Second Religion. The New Social, Cultural, and Political Landscape, Westport, Connecticut u. London 2002.
Huntington, Samuel P.: The Clash of Civilizations and the Remaking of World Order. New York 1996.
Inglehard, Ronald: Changing values, economic development and political change. In: International Social Science Journal 1995, S. 379-403.
Kroissenbrunner, Sabine: Islam in Austria, in: Hunter, Shireen (Ed.): Islam, Europe’s Second Religion. The New Social, Cultural, and Political Landscape, Westport, Connecticut u. London 2002, S. 141-155.
Kroissenbrunner, Sabine: Soziopolitische Netzwerke türkischer MigrantInnen in Wien – eine (fast) ungeschriebene Geschichte. In: Zeitschrift für Türkeistudien 2/2000 (13. Jahrgang), S. 259-272.
Maréchal, Brigitte (coord.): L’Islam et les musulmans dans l’Europe élargie: Radioscopie / A Guidebook on Islam and Muslims in the Wide Contemporary Europe, Louvain-La-Neuve 2002.
Ministerium für Arbeit, Gesundheit und Soziales des Landes Nordrhein-Westfalen (Hg.): Türkische Muslime in Nordrhein-Westfalen. Endbericht zur Studie „Dialog mit einer neu etablierten religiösen Minderheit in NRW, türkische Muslime und deutsche Christen im Gespräch unter besonderer Berücksichtigung einer Bestandsaufnahme des christlich-islamischen Dialogs und der türkisch-islamischen Dachorganisationen, 3. völlig überarbeitete Neuauflage, erstellt vom Zentrum für Türkeistudien, Düsseldorf 1997.
Öztoprak, Ümit: Wertorientierungen türkischer Jugendlicher im Generationen- und Kulturvergleich. In: Reulecke, Jürgen (Hg.): Spagat mit Kopftuch, 1997, S. 418-454.
Schmied, Martina: Familienkonflikte zwischen Scharia und bürgerlichem Recht. Konfliktlösungsmodell im Vorfeld der Justiz am Beispiel Österreichs, Frankfurt am Main ∙ Berlin ∙ Bern ∙ Brüssel ∙ New York ∙ Wien 1999.
Şen, Faruk / Aydın, Hayrettin: Islam in Deutschland, München 2002.
Şen, Faruk / Dirk Halm: Ethnisch-religiöse Differenz, Integration und Desintegration. Zur gesellschaftspolitischen Bedeutung des islamischen Religionsunterrichts in Deutschland. In: Bildung und Erziehung, No. 4/2000, S. 397-409.
Stiftung Zentrum für Türkeistudien: Türkische Migration in Österreich. Demographische Daten und wirtschaftliche Fakten, Essen, April 2003.
Strobl, Anna: Austria, in: Maréchal, Brigitte (coord.): L’Islam et les musulmans dans l’Europe élargie: Radioscopie / A Guidebook on Islam and Muslims in the Wide Contemporary Europe, Louvain-La-Neuve 2002, S. 13-19.
Strobl, Anna: Islam in Österreich. Eine religionssoziologische Untersuchung, Frankfurt am Main 1997.
Tibi, Bassam: Der Islam und das Problem der kulturellen Bewältigung sozialen Wandels. Frankfurt/Main 1991.
Tibi, Bassam: Fundamentalismus im Islam. Eine Gefahr für den Weltfrieden?, Darmstadt 2000.
Tibi, Bassam: Im Schatten Allahs. Der Islam und die Menschenrechte, München 2003.
Zentrum für Türkeistudien: Bestandsaufnahme der Potentiale und Strukturen von Selbstorganisationen von Migrantinnen und Migranten türkischer, kurdischer, bosnischer und maghrebinischer Herkunft in Nordrhein-Westfalen, in: Ministerium für Arbeit, Soziales und Stadtentwicklung, Kultur und Sport des Landes Nordrhein-Westfalen (Hg.): Selbstorganisationen von Migrantinnen und Migranten in Nordrhein-Westfalen. Wissenschaftliche Bestandsaufnahme, Düsseldorf 1999, S. 75-127.