Nizar Kabbani
Arap şiirinin önemli ismi Nizar Kabbani; “Seni seviyorum
öyleyse varım
şu an.”
der şiirinde. Sevmek hoşgörünün nefes alabildiği tek iklimdir. Orada hoşgörü denen köprüler açık ve davetkardır. Sevginin kıyısız denizinde hoşgörü ılık rüzğarlarla yelkenini doldurur. Binlerce yıllık geçmişi olan Anadolu topraklarında hoşgörünün çok özel bir yeri vardır. Bizim kültürümüzün temeli olan hoşgörü Anadolu topraklarına varmamızla yeni bir ruh bularak değişime uğramış, bugüne kadar varlığını koruyabilmiştir. Kültürümüzdeki hoşgörüyle övünüyoruz da , peki o bugün nerede? Mevlana’nın dediği gibi “beni yediyüz yıl sonra anlayacaklar”, bazı şeylerin yaşama geçmesi tarihi süreçlere bağlı. Buna ise, insan ömrünün sınırlarıyla bakmak dar görüşlülük olur.
İnsanlığın uzun kültürel tarihinde eski öğretiler, mistik inanışlar ve dinler insan ruhunu beslemekle insanın ruhsal dünyasının genişliğini anlatmaya çalışırlar bize. Tek sınırsız kaynak insanın ruhsal ve zihni kapasitesidir. Biz onu kullanmayı unuttuysak ya da bilmiyorsak bu onun yok olduğu anlamına gelmez. Sadece bizim bilmediğimizi gösterir. Unuttuklarımızı hatırlamamız gerektiğini. Nefret ve düşmanlık kültürünü yenerek yeniden var olmayı öğrenmemiz gerektiğini gösterir. Batı kültürünün yerleştirdiği ve modern zamanların beslediği rekabetçi kıskançlık kültürü başkalarının felaketi üstüne kurulu hiyerarşik mutlulukların anlamsızlığı kaçınılmaz şekildi sırıtıyor artık.
Bunca mutsuzluk, bunca hastalık insanoğlunun bedenini ve ruhunu kemiriyor. Ruh olmayınca beden sadece bir ceset çünkü. Onu sürüklemek zorlaşıyor. Ruh olmayınca iş, evlilik bir rutin angarya sadece. Ruh olmayınca diplomalar işe yaramaz ansiklopedik bilgiler haline dönüşüyor.İnsanın enerjisini veren sevgi zihinsel bir dinamo elbette. Aşk bu nedenle bu devinimin motoru. Hoşgörü tüm bunların üstünde her şeyi sarıp sarmalayan bir ince tül bulutu. Ona sarınmadan gerçek sevgiyi yaşamak ve hissetmek mümkün değil.
İşte bu yaşama sevincini şairler bize anlatır bir kaç dizede.
“Belirsiz
Minnacık solgun bir ışığım-
Güzün hüzünlü yılıdızları gökyüzünün sönerlerse
rüzğardan
- varsın sönsünler- ben ışıtırım.”
Ermeni şair Zahrad ‘ın bize ilettiği gücün yanında paranın, evlerin ne anlamı olabilir ki? Bu denli büyük bir gücün kullanılması zaten her şeyi getirir insana. İçini ve gönülünü dolduran her şeyi.
“Bugün Ahmet benim /ama dünkü Ahmet değil” der Mevlana. Eğer değişmeden yürüyorsak yaşam yolunda her şeyin değişmezliğinden yakınır dururuz. Oysa yakındığımız değişmeyen kendimizdir. Rutin ve sıkıcı olan kendi yoksul ruhumuzdur. Başkalarını ve kendini bir türlü affetmeyen ruhumuzdur bizi kendi kanımızda boğan. Bunun öfkesi yıkıcı bir sel gibi kendimizi , çevremizi ezer durur. Öfkenin kızıl renginde tüm insani duygular bir girdaba teslim olur.
Hoşgörünün derinliğini tasavvufta bulmamız bir tesadüf değildir. Yüzlerce yıllık birikimin elene elene, süzüle süzüle geldiği son duraktır tasavvuf temel felsefe olarak. Bugün dünyanın aradığı akıl ve gönül beraberliği onun koynunda buluşur. Bugün onu yeniden irşad etmek için bugünün, anın gizemini de ona katmalıyız. Yeni yüzyılın yeni felsefesi bu ruhtan doğmayı bekliyor hoşgörüyle. Onun gülümseyerek izlediği arayışlarımız yitirdiklermizin azlığından değil, gönül gözlermizin körlüğünden. Gönül gözü olmayınca neyleyim…
Ölmezlik kaynağı bu derin aşk kültürmüzde yatıyor. Sınırsız gücümüzün varlığını bilmek ve onu kullanmayı öğrenmek ciddi çaba istiyor. Çaba harcamadan cebimizi doldurabiliriz, ama gönlümüzü dolduramayız. Kendini tanımadan ötekini tanımak, kendini sevmeden başkasını sevmek mümkün değil. Sevgi ve hoşgörü evreni önce içimizde yarattığımız bir dünyadır. Sonra onu dışarıya yansıtabiliriz. Dünyamız bizim yansıdığımız bir aynadır. O dünyayı biz kurarız.
“Ben bir denizim/ kendi varlığı içinde taşan/ uçsuz bucaksız/ alabildiğine geniş/ kıyısız,hür bir deniz.” Mevlana bu toprakların ve kültürün özgün sesi olarak yüzlerce yıl öncesinden sesleniyor. Bize düşen insanın bu aydınlık yüzünü yeni bir yüzyıla taşıyabilmek. Aydınlıkla karanlığın kavgasında hoşgörünün ılıman iklimini yeryüzüne kıyısız bir deniz olarak hediye edebiliriz.
NEVVAL SEVİNDİ