<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>NevvalSevindi.com &#187; Kültür &#8211; Antropoloji</title>
	<atom:link href="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/category/kultur-antropoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 05:53:21 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kriz yılında ne yapmalı?</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/12/23/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/12/23/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür - Antropoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[33]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Almanya&#8217;da 1528 kişi üzerinde 70 yıl süren bir araştırma sonuçları 1999&#8217;da açıklanmıştı. Kötümser olanların iyimser olanlara göre ömrünün daha kısa olduğu bulunmuştu.  Kötümserlerin büyük çoğunluğu erkek. <span id="more-2148"></span></p>
<p>Kötümserler ya bir kazaya kurban gidiyor ya da intihar ediyorlar çoğunlukla. Kötümser; sorunları karmaşık hale getirip çözümsüzlük yaratan olarak tarif ediliyor.<br />
Buna benzer bir haber de Japonya&#8217;dan okumuştum. Tokyo&#8217;da yapılan bir araştırmada evcil hayvanların sahibinin stresinden etkilendiğini ve stresin bulaşıcı olduğunu öne sürüyordu bayan araştırmacı. Stres kurbanı hayvanlarda böbrek ve safra kesesi hastalıkları görülüyor.<br />
Kötümserlik ve stres bulaşıcıdır. Bu nedenle 2.Dünya Savaşında Almanlar tutsak ettikleri Rus esirleri bir ölüyle bağlıyarak bırakırlarmış. Bir cesede bağlı  bu insanlar kısa sürede ölürmüş.<br />
Ekonomik bir sorun olan enflasyonda bile bu nedenle iyimser havanın önemi çok büyüktür. Psikolojik faktör tüm ekonomik faktörlerle birlikte değerlendirilir. Bizim  fikir üretmesi gereken sınıftaki insanlarımızın karamsarlığı ve kendi ülkesine bakışındaki  olumsuzluk uyuşturucu bir etki yaptı yıllarca.<br />
Bu gün insanlar dünyaya açıldıkça kendi güçlerinin farkına varıyorlar. Buradaki potansiyeli fark edebiliyorlar. Siyasetçiler, ülkesinin insanını sadece bir oy deposu olarak gördüler, onu bir yatırım aracı olarak değerlendirmediler. Kültürü, siyasi alanda  yatırım alanı olarak görmediler. Kültürünü bilmediğin hiçbir toplulukta ve onun adına siyaset yapmak mümkün değildir.O nedenle Türkiye&#8217;de her şey önyargılarla değerlendiriliyor. Önyargıların beslendiği kaynak ise, ideolojiler. Dünyada siyasi alanda kötümserlik yaygın aslında. İngilizler veya Almanlar da siyasete soğuk bakıyor,güvenmiyor. Güven yok oldu dünyada.<br />
Yaptığımız değerlendirmeler  konuyu ya da insanı kendi çağı içinde değerlendirmezse yanlış yaparız. Düşünceler, geçmiş havada asılı değillerdir, onlar zamana ve mekana kök salmışlardır.Belki bu nedenle İyonların  &#8220;historie&#8221; sözcüğü &#8220;bilgi edinme&#8221;, &#8220;araştırma&#8221; anlamını taşıyordu. İdeolojileri öldüren de budur , zamanın dışına çekilmeleri. Salt bir öğreti olarak çekmecede saklanmaları onları  cesede çevirir.<br />
Çünkü insan ruhu ve aklıyla bir bütündür. Onun içini doldurmazsak  dışı süslü bir mumya olur. İşe yaramayan bu mumyanın etrafa vereceği zarar ise mumyadan fazladır elbette!<br />
 İnsanın  gücü düşüncedir, düşünce iyimserliktir. Kötümserlik  başkalarının düşünce ve yargılarıyla yaşama alışkanlığıdır. Kendi gücünü  kullanmayan insanın dramı kötümserlik ve onun getirdiği tüm trajedi. Sağlık sorunlarından tutun herkesi mutsuz etme gaddarlığına kadar geniş bir yelpaze.<br />
Bu nedenle Ortega&#8217;nın dediği  önem kazanıyor: &#8220;Önümüze olabileceğimiz değişik olanaklar serili, ama arkamızda olmuş olduğumuz şey duruyor. Ve olmuş olduğumuz şey, olabileceğimizi olumsuz etkiliyor.&#8221;<br />
Arkamızda duran bu &#8220;olmuşluğu&#8221; yeni bir  şeye dönüştürmemiz gerekiyor. Daha önce kahramandık, Cumhuriyetçiydik, çok partiliydik, liberal gibiydik, totaliterdik&#8230; şimdi onu  özgürlükçü bir ruhla yeniye taşımalıyız. Bunun için iyimserliğe ihtiyacımız var. Geleceğin  ne olacağını düşünmek heyecan verici bir düş oyunudur. Ama tüm oyunlar gibi yaşamın taa içindendir. Yaşamın somut taklitçisidir. Özgürlüğün yaratıcı  nefesinin varlığını anlamak için soluğumuzun üstüne ayna tutmalıyız. Bu aynada hem soluğumuzu , hem yüzümüzü görmek önümüzü aydınlatacaktır. Olmuş olduklarımızdan güç alarak olabilecek olduklarımıza yelken açmak  iyimser bir şarkının sözleridir.<br />
İyimserlik bilginin ve şefkatin sonucudur. Bugün ekonomik kriz var diye kendini kriz halinde hisseden bir çok insan baskı altında.İşimi kaybederim korkusu gece rüyalarına girmekte insanların.Nasıl başa çıkacağım?İşsiz kalırsam ne yapacağım? Bence sorunu görüyorsak gelmesin beklemeden önlem almak çözümdür. Ben çocukluğumda kültürümüzün nasıl kanaatkarlık öğrettiğini gördüm. Tabağına konan yemeği yersin. Yemezsen ayrıca sana keyfi yemek yapılmaz. Başkalarını düşünmelisin derlerdi. Biz çocuklar bunu anlardık. Şimdi &#8220;tek çocuk&#8221;lara bu öğretilmiyor.Paylaşmanın lezzetini öğrenemiyor çocuk. Türk kültürünün kanaatkarlığını bir çok seyyah yazmıştır.<br />
&#8220;HASTALIKLAR VE İLAÇLARI, KANAATKARLIK VE SAĞLIK: Türkler uzun ömürlüdürler ve az hasta olurlar, bizim maruz kaldığımız taş ve buna benzer bir çok diğer tehlikeli hastalıkları onlar bilmezler.Onların bu şekilde sıhhatli olmaları sık sık gittikleri hamamlardan ve içme ve yeme konusundaki ölçülülüklerinden ileri geldiğini tahmin ediyorum, çünkü onlar ölçülü yerler, Hıristiyanların yaptığı gibi çeşitli şeyler yemezler, spor yaparlar, hiç doktorları yoktur, belki bu da onların sıhhatli ve uzun ömürlü olmalarının sebeplerinden biridir.( Voyages de M.de Thevenot en Europe, Asie et Afrique<br />
JEAN THEVENOT)</p>
<p>Ölçülü olmak hayatın dengesidir. Türk kültürünün ve Müslümanlığın gereği olan bu &#8220;denge&#8221; Batı kültürünün hesapsız tüketiciliğiyle bozulmuştur. Hep tüketime yönlendirilen Türkler son 30 yılda kimliklerinden uzaklaşmaya başladılar. Günlük hayatta bayatlayan ekmekleri atmayan onları tatlı veya çorba yapan kadınlar  bugün yine tutumluluğun takipçisi. Evi geçindiren kadın her şeyi bir başka şeye dönüştürendir. Kabakları soyduğu suyu çiçeğin dibine boşaltır, maydanozun saplarını çorbaya atar, yeşil soğanın saplarını yemeğe doğrar.<br />
Türk ev yaşamındaki tasarruf kültüründe giyecekler de birbirine dönüşür. Annenin etekliği ters yüz edilir, küçük kıza bir elbise olur, oğlana pantolon çıkar. Tatil ve bayramlarda kendi giysilerini diker anne. Hiçbir şey hemen atılmaz,tamir edilir. Geliri iyi olan aile bireyleri kendi istemedikleri eski giysileri, ayakkabıları akrabalarına,kardeşlerine verirler. Paylaşırlar. Yaş gününde ihtiyaçlar alınır.Okuyan çocuklara para verilir. Bayram harçlıkları biriktirilir. Türk mutfağının etli sebze yemekleri de çok ekonomik. Bir parça kıyma veya küçük kesilmiş etle yapılan sebze yemekleri besleyici,lezzetli. Kuru fasulye gibi milli yemeklerimiz hem çok besleyici ve sağlıklı hem ucuz yiyeceklerdir. Aile dayanışması  çok yaygındır. Köydeki akrabalarınız size yiyeceklerinizi gönderir. Onlar ürettiklerini cömertçe sunar.Evde her şey sayıyla alınır. Kilolarca meyve almak yerine yenecek kadar alınır. Birkaç yıldır boncuk,takı yapma gibi bir çok  kurs kadınlar tarafından tıklım tıklım doluyor. Çünkü kadınlar evin içinde çalışmak ,üretmek istiyor. Ürettikleri takı,el işi, örgü veya malzemeleri satarak aileye katkıda bulunuyorlar.<br />
Aile ve akrabalar birbirlerini ziyaret ederek  konuşuyor, eğleniyor ve birlikte maç  seyrediyorlar. Ortak bir eğlence zemini oluşturuyorlar. Konuşarak bir çok sorunu çözüyor,ruhsal rahatlama yaşıyorlar.Misafir ağırlamak bir onurdur.Zevktir. Sofrası açık olma eski Türk geleneğinde &#8220;yiğitlik&#8221;le eşdeğerdedir. &#8220;Helal&#8221; yemeğini paylaşmaktır.<br />
&#8220;Eline,beline,diline&#8221; sahip olmalıdır gerçek Müslüman.<br />
Ramazan ayı daha yoğun, ama her zaman  Türkler komşularına ilgiyle yaklaşır. Onun aç kalmasına göz yummaz. Herkes mahallesindeki, apartmanındaki yoksulu bilir ve ona yardım eder. Bu bir tas çorba olsa bile&#8230;En yoksul bile daha yoksula yardımcıdır mutlaka.Yardım etmek Türk kültürünün asli unsurudur.Kültürümüzü öğrenmeli ve hayata geçirmeliyiz.Yaşama sevinci içeren kültürümüz &#8220;iyilik yapın&#8221; der, iyilik  yapan iyimser olur.</p>
<p>Şimdi  kendimizi keşfetme zamanıdır. Çünkü kendimiz dışında başka bir yazgımız yoktur.<br />
NEVVAL  SEVİNDİ<br />
www.nevvalsevindi.com</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2148&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/12/23/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzlaşma Kültürü</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/11/20/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/11/20/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür - Antropoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[33]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TOPLUMSAL UZLAŞMA DEMOKRATİK  HAYATA NASIL GEÇİRİLİR ?<br />
1980 yılındaki bir yazısında sosyal antropolog Sedat Veyis Örnek bunu çok net dile getirir:<br />
&#8220; hizmet götürülen halk kesimlerinin toplumsal ve kültürel yapıları iyice bilinmedikçe ; bu yapıyı oluşturan tutum ve davranışlar doğru olarak saptanmadıkça; hizmet götürenle hizmeti kabul edecekler arasındaki duyarlı dengeler ve odaklar nesnel olarak belirlenmedikçe atılan adımlar çoğu zaman boşa gidecektir. Bu nedenle bilgi ve becerilerini halka sunan<br />
öğretmenlerin, doktorların, veterinerlerin, yöneticilerin, kısaca halkla ilişkisi olan her meslek görevlilerinin her şeyden önce halkı iyi tanımaları; onun yapısal özelliklerini, belirli durumlardaki tepkilerini ya da kabullenme , benimseme eğilimlerini, yeniliğe, çağdaşlığa açık ve kapalı yanlarını, kısaca o halkı halk yapan, belirgin tutum ve davranışlarını iyi bilmeleri gerekmektedir.&#8221;*<br />
<span id="more-2147"></span></p>
<p>Toplumsal uzlaşmanın sarıcı kolları kültürdür. Kültürde kestirme bir yol yoktur. Kopyalama öğrenme temrinlerinin bir yoludur ama fikir üretiminin kendi değildir. Toplumunu ve onun ürettiği kültürü tanımayanların demokrat olamayacağı aşikar.<br />
 1980 yılındaki bir yazısında sosyal antropolog Sedat Veyis Örnek bunu çok net dile getirir:<br />
&#8220; hizmet götürülen halk kesimlerinin toplumsal ve kültürel yapıları iyice bilinmedikçe ; bu yapıyı oluşturan tutum ve davranışlar doğru olarak saptanmadıkça; hizmet götürenle hizmeti kabul edecekler arasındaki duyarlı dengeler ve odaklar nesnel olarak belirlenmedikçe atılan adımlar çoğu zaman boşa gidecektir. Bu nedenle bilgi ve becerilerini halka sunan<br />
öğretmenlerin, doktorların, veterinerlerin, yöneticilerin, kısaca halkla ilişkisi olan her meslek görevlilerinin her şeyden önce halkı iyi tanımaları; onun yapısal özelliklerini, belirli durumlardaki tepkilerini ya da kabullenme , benimseme eğilimlerini, yeniliğe, çağdaşlığa açık ve kapalı yanlarını, kısaca o halkı halk yapan, belirgin tutum ve davranışlarını iyi bilmeleri gerekmektedir.&#8221;*<br />
Bunun kendimize özgü bir kişilik olarak deşifresinin önemi de burada  net. Hem bilgi hem duygu düzeyindeki kopuşun Türkiye&#8217;ye maliyetini aydınlar sıkça tartışmışlardır. Tarık Buğra bu kopuşun sancısını dile getirir: &#8220; &#8230;bilgi&#8217; den kopmak, belirli bir tarihten ya da kendi tarihimizden kopmak anlamına; duygu&#8217; dan kopmak , belirli insanlar arası ilişkilerimizin değerinden kopmak anlamına neden gelmesin?&#8221;*<br />
&#8220;Kültür , belirli toplumda, bireylerin toplumsal ilişkilerinin çekirdeğidir. Kültür , bireylerin yaşadıkları toplumsal ilişkilerin çekirdeğidir. Toplumlar ne kadar değişirse değişsin, bireylerin toplumsal ilişkileri  olan kültürden, yabancılaşmaksızın kalan, yabancılaşmaksızın kalması gereken nitelik, bireylerin toplumsal kişiliği olacaktır; ulusal kimlik , işte budur.&#8221;*<br />
Toplumsal kişilik  demokratik uzlaşmanın anahtarı neden olmasın?</p>
<p>Toplumlarda her zaman ilerleme olmaz ama, her zaman hareket ve değişme olur. Bu tarihsel değişme sürecini anlamak uzlaşma için birincil özelliktir. Tarihsel bir perspektif kullanarak toplumun yaşantısı ve yapısı temellendirilebilir.<br />
Tarihle uyumun olmadığı yerde toplumsal uzlaşma beklemek zor. İdeolojik bakışın  çoraklaştırdığı  analizler toplumsal uzlaşmaya uzak, toplumsal kamplaşmaya zemin hazırlayan yapılardır.<br />
İnsan gelişmezse yabancılaşır. İdeolojik  yapışma bu yabancılaşmayı getirmektedir. Kendi özüne ve toplumsal ruha yabancılaşan entellektüel hiç yabancımız değil! Bu yabancılaşma kutuplaşmanın bir başka nedeni. Aynı zamanda kendi içine kapanma getiren bu durum da adacıklar haline dönüşme görülür. Birbirinden habersiz yapılan, düşünülen ve yakınılan yapı karamsar bir dünyadır. Kapkara dünyanın tek kurtarıcısı olarak kendini gören &#8220;adacık halkı&#8221; diğerlerini düşman görme eğilimindedir. Böylece toplumsal ruhun oluşması engellenir. Çıkar grupları daha rahat  hareket eder. Rant ve iktidar merkezi oluşur. Bu durum adacıklar arası ilişkiyi imkansız kılar. Toplumsal mekanizma kapalı devreye indirgenir.  Ortak bir nehir yerine küçük derecikler halinde akıp kaybolan toplumsal güç herkesi köşelere fırlatır. Uzlaşma için gereken  ortak  asgari ilkeler  oluşamaz bir türlü. Toplum ilişkiler ve kurallar  bütünüdür. Bu asgari taban oluşmayınca insan ilişkileri yabancılaşır.  &#8220;Öteki&#8221; tanımadığımız başka bir gerçekten gelmektedir. Bizim benzerimiz olmasına karşın &#8220;farklı&#8221; olması nedeniyle yabancıya dönüştürülür. Burada medya devreye girerek  tetikleyici ve savcı rolü oynamakta. Böylece yargıları güçlendirmekte ve insanları uzlaşmalarının olanaksız olduğu duygusunu pekiştirmekte.<br />
Toplumsal ilişkileri inceleyen bilimsel tavır ve düşünce dışlanmakta bu atmosferde. Sosyal bilimcilerde ciddi sorumluluk sahibidir burada.<br />
Çok istenen &#8220;batılı olma&#8221; halinin analizini yapan sosyolog Doğan Ergun birey ve toplum arasındaki gerilimi çok net ifade eder.<br />
&#8220; Batılı bireyler, kendi toplumları içinde tamamen erimeyi redederler; kendi toplumlarıyla tamamen birleşmeyi, kaynaşmayı redederler. Batılı kişilerde özgünlük duygusu; başkalarına benzemezlik duygusu çok gelişmiştir.<br />
Batı kültürü, bütün bu karşıtlığı meşru kabul eder, yasal olarak tanır; doğru bulur, haklı görür.<br />
Batı toplumlarında, toplumsal düzenlemeyi (mevzuatı) oluşturan hukuk, ahlak ve din kuralları bu karşıtlığı yüceltir, ülküleştirir.<br />
Batılı hukuk, ahlak, din kuralları, sistemleri bu kutuplanmayla belirlenmiştir, damgalanmıştır.<br />
Genel olarak, Batı toplumlarında ahlak anlayışı, yüze çıkmak gibi, suyun yüzüne çıkmak gibi, bireylerin toplumdan ayrılmalarını, ayrı düşmelerini onaylar. Ve bu onaylamayı, bireyin kendi sorumluluğu, bireyin bağımsızlığı kavramlarına yükler.&#8221;*<br />
Şimdi, burada &#8220;Batılı&#8221; ruhun temelini görüyoruz. Bizde emir komuta zincirine bağlı düşünme ve davranma sistematiğinden taban tabana zıt. Burada birey toplum arasındaki gerginlik üretken. Bu gerginlik kadın erkek ilişkisi gibi toplumu dinamik tutan, yaratıcılığa zorlayan bir zemin. Oysa Türkiye&#8217; de beklenen giyiminizden gülmenize, küpenizden  saç renginize bir yere ait olmayı simgeleyen &#8220;cemaat&#8221; düşüncesinin kapsamında. Kızgınlığı ifade eden gazetecilerin bunu normal &#8220;gibi&#8221; algılatmaya çalışmaları  entellektüel boyutlarının  sadece &#8220;bilgilenme&#8221; ile sınırlı olduğunun göstergesi. Özgünlük herkesi küçümseme ya da tabu olduğu savunulan konularda ahkam kesme gibi yutturulmak istenmekte. O nedenle söylemle eylemin iki yakası bir araya gelmemekte memlekette. Bu çok özenilen &#8220;Batı&#8221; nın ne kadar uzağında &#8220;Batı-cık&#8221; lar! Bu mini boy kopyalar her kopya gibi aslını güldürmekte.<br />
Bu tetikleyici unsurlar  toplumsal uzlaşmayı sevmez. Örneğin başörtüsünü, İslami çevre ilişkilerini sadece başörtülülerin yapması gerektiğini savunurlar. Sarışınları istemez. Çünkü buradaki  fikir uzlaşması rahatsızlık vericidir. Kılık kıyafet birliğine dayalı bu &#8220;getto&#8221; mantığı özgünlüğü rededer.  Toplum olarak kendini görenler kendi dayatmalarını kutuplaşma malzemesi yapar.<br />
Oysa Batılı ne yapar sorusunu Ahmet Hamdi Tanpınar şöyle  vurgular: &#8220; Eski Yunan&#8217;ı  İran&#8217;dan , hatta  tarihinin o kadar bağlı görüldüğü Mısır&#8217; dan, Roma&#8217; yı sayısız bir zaman  masalında çalkalanan  sabırlı ve sanaatkar Çin&#8217; den, yavaş yavaş bir mevsim gibi kendini bulan Ortaçağ ile Rönesans&#8217; ı ile Garp medeniyetini bir yığın hamlesinde hızını aldığı  Müslüman medeniyetinden ayıran fark; madde karşısında gösterdiği dikkat, onun mahsülü olan şahsi tecrübe ve bu tecrübelerin birbirine eklenmesinden doğan bilgidir.&#8221;*<br />
Toplumsal uzlaşmayı sağlayacak olan kültür, toplum ve birey ilişkileri. Burada tanımak , bilmek kadar bireyin özgürlüğüne saygı var. Bunun adı zaten demokrasi. Demokrat bireyler demokrasi üretecek elbette. Toplumdaki hareket ve değişmeyi anlarsak uzlaşma üretilir. Bunun demokratik hayata geçebilmesi bireyin demokrat olmak için sistemi beklememesiyle mümkün olur. Birey olarak akıl kadar duygu ve sezgileri kullanacak olgunluğa gelirsek  toplumla ve kendimizle uzlaşmamız gerçekleşir.<br />
Kaynak: Türk Bireyi Kuramına Giriş ,  Doğan Ergun<br />
NEVVAL SEVİNDİ<br />
Gazeteci/ Yazar<br />
   1997</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2147&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/11/20/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müzik ve matematik</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/08/20/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/08/20/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür - Antropoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[33]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Nevval Hanım,</p>
<p>Yazınızı inceledim.</p>
<p>Şimdi de sıra benim projemde. Yaz tatilinde bütün müzik öğretmenleri göreve çağrılıp ülkenin dört bir yanında seferberlik başlatılmalı. Ruh inceliği olmayan toplumun nasıl vahşileştiğini görüyoruz. Nefret ve kini yenmenin yollarından biri de koro çalışmalarıdır. İzmir&#8217;de çocuk, genç ve yetişkinlere korolar kurulurdu. Sezen Aksu gibi isimler de çıkaran bu şehir koroları çok başarılıydı. Üç ay her bölgede çocuk koroları kurulsun, çocuk oyunları oynansın. Müzik yerine matematik çalışan çocuktan matematik dahisi çıkmıyor. Ama müzik bilenden matematik dahisi çıkar. </p>
<p><span id="more-2146"></span></p>
<p>Yazınızda bilhassa &#8221; Müzik yerine matematik çalışan çocuktan matematik dahisi çıkmıyor. Ama müzik bilenden matematik dahisi çıkar. &#8221; bölümü dikkatimi çekti.Aslında matemetikle müzik birbirinin alternatifi olmayan iki derstir,<br />
matematik öğretiminde müzikten hiç yararlanmayı düşünmedik hatta matematik öğreteceğiz derken çocukların<br />
müzik haklarını da çiğnedik.Matematik öğretirken müzikten yararlanacağımız yerde müziği tamamen dışladık,<br />
Matematikle müziği barıştırabilirsek çok güzel şeyler yapabiliriz.</p>
<p>Size kendi imkanlarımla yazıp bestelediğim bir şarkıyı örnek olarak gönderiyorum.</p>
<p>necipguven2003@mynet.com</p>
<p>Kitabı 3.baskıyı yapmış:Matematikle Barışıyorum  Renk Yayınları<br />
Herkese tavsiye ediyorum. Hemen okuyun ve çocuklarınızı anlayın</p>
<p>EĞİTİMCİ-YAZAR GÜVEN&#8217;DEN &#8220;MATEMATİĞİN TEMELLERİ ANA<br />
SINIFINDA ATILMALI&#8221; TEZİ </p>
<p> Eğitimci-yazar Necip Güven, Matematik Öğretiminin<br />
Temellerinin Ana Sınıfında Atılmaya Başlanması Gerektiğini<br />
Savundu. </p>
<p> Eğitimci-yazar Necip Güven, matematik öğretiminin<br />
temellerinin ana sınıfında atılmaya başlanması gerektiğini savundu. </p>
<p>Güven yaptığı açıklamada, öğrenmenin doğumla<br />
başlayıp, ölene kadar devam eden bir süreç olduğunu belirterek, &#8220;Yapılan<br />
araştırmalar, insanların hayatını yönlendiren bir çok alışkanlığın<br />
temelinin 0-5 yaş arasında atıldığını ortaya koydu. Üretici firmalar için<br />
müşteri denince hiç bir yaş sınırı yoktur. Reklamlarını yaparken,<br />
ürünlerinin hedef kitlesini tanımladıktan sonra reklamlarını bu profile<br />
göre dizayn etmektedirler. Örgün eğitim sistemlerinde ise, eğitim ve<br />
öğretimde plan ve programlar genellikle ilköğretim birinci sınıfa göre<br />
şekillendirilmektedir. Bu ise, öğretimde ileriki yıllarda telafisi zor<br />
sıkıntılara yol açmaktadır. Özellikle matematik öğretiminde kreş ve ana<br />
sınıfında çocuklara uygun programlar geliştirilmediği için öğretilecek<br />
bilgiler biriktirilmekte ve okula başlar başlamaz çocuklara bu bilgiler<br />
birden alışılageldik yöntemlerle yoğun şekilde öğretilmeye<br />
çalışılmaktadır. Bu, hem çocukları dersten uzaklaştırmakta, hem de anne ve<br />
babaları psikolojik olarak sıkıntıya sokmaktadır&#8221; dedi. </p>
<p>&#8220;Matematik öğretiminin temelleri, en geç ana<br />
sınıfında atılmaya başlanmalıdır&#8221; diyen Necip Güven, şunları söyledi: </p>
<p>&#8220;Bu temellerin, klasik öğretim sistemlerine göre<br />
atılmasının mümkün olmayacağı eleştirisi getirilebilir. Böyle bir<br />
eleştiri, mevcut sisteme göre doğru bir eleştiridir. Ancak, çocukların<br />
bulundukları yaşlar dikkate alınarak müzik ve oyun temelli öğretim<br />
yöntemleri uygulandığında, bu yaştaki çocukların öğrenemeyeceği düşünülen<br />
bir çok bilgiyi tecrübelerime dayanarak daha verimli şekilde<br />
verilebileceğine inanıyorum. Bana bu fırsat verildiğinde, bu tezimin<br />
doğruluğunu her platformda ispat etmeye hazırım. </p>
<p>Tezimi bu kadar kendime güvenle savunmamın ana<br />
sebebi kişisel değil, bir sistem savunmasıdır. Günlük hayatta yaptığımız<br />
işleri kolaylaştırıp zorlaştıran da aslında yalnız becerilerimizin<br />
eksikliği değil, çoğunlukla kullandığımız sistemlerin güçlü ya da zayıf<br />
oluşudur. Çocukların korkularının pekişmediği bu ilk yıllarda yapacağımız<br />
çocuk psikolojisine uygun öğretim sistemleri ile korkuların oluşması<br />
önlenip, matematiği sevdirmek mümkün olabilir. Bu teze karşı bunun bu<br />
zamana kadar yapılamadığı ileri </p>
<p>sürülebilir. Fakat bu, bundan sonra da<br />
yapılamayacağını göstermez. Günümüzden 40-50 yıl önceki mevcut sistemlerle<br />
yapılması imkansız ya da çok zor olan işler, yeni teknolojilerle daha kısa<br />
zamanda, daha az maddi imkanlarla ve daha kolay yapılmaktadır.&#8221; </p>
<p>(İhlas Haber Ajansı) 01.11.2007 16:09   </p>
<p>____________________________________________________________________________<br />
Eksenim&#8217;e üye ol, seninle ortak<br />
ilgi alanları paylaşan insanlarla tanış! </p>
<p>Tubitak kurumuna &#8221; Çarpım tablosunu öğrenmenin kesinlikle en<br />
iyi yolu hangisidir?&#8221; sorusuna verilen cevabı<br />
aynen aşağıya aldım.Verien cevap karşısında bir eğitimci<br />
olarak mideme kramplar girdi.Açıkça yıllardır<br />
denenmiş ve sonuç alınamamış EZBER yöntemine davetiye<br />
çıkarılıyor.Bu kurumun suçu değil elbette<br />
fakat bu karmaşadan en büyük zararı çocuklarımız<br />
görüyor.Cevap yazdım ama hiç kulak asılmadı.<br />
Gayem bilimsel bir kurumu kötülemek değil ama verilen cevap<br />
işi kolaylaştırmaktan çok daha da zorlaştırıyor. </p>
<p>Necip GÜVEN </p>
<p>************************************************************** </p>
<p>Çarpım tablosunu öğrenmenin kesinlikle en iyi yolu<br />
hangisidir? </p>
<p>Çarpım tablosunu öğrenmenin en iyi yolunu değil ama en kötü<br />
yolunu biliyorum. Kesinlikle aşağıdaki gibi saymaya çalışmayın:<br />
2, 4, 6, 8, 12 . . . . vs.<br />
7, 14, 21, 28, 35 . . . . vs.<br />
12, 24, 36, 48, 60, . . . . vs.<br />
Böyle saymakta ustalaşsa bile, bu yöntemi kullananlar, istenilen sonuca<br />
ulaşmak için bütün tabloyu içlerinden saymaya zorlanacaklardır. Bu zaman<br />
kaybı, aynı zamanda da düşünme sürecini yavaşlatan bir yöntemdir.<br />
Düşünebildiğim en iyi yol, TEKRAR, TEKRAR, TEKRAR, TEKRAR, TEKRAR, TEKRAR,<br />
TEKRAR. İkinci iyi yaklaşım ise bir biçimde ilişkilendirme yöntemidir. 2<br />
ile çarpmak kolay. İkişer ikişer sayıyorsunuz. 10 ile çarpmak ta kolay,<br />
sadece sonuna bir sıfır ekliyorsunuz. Eh, 9&#8217;lar da kolay<br />
sayılabilir, 2&#8217;den başlayarak çarpımın birinci rakamı birer büyürken<br />
ikinci rakamı birer küçülüyor; 1&#215;9=(9), 2&#215;9=1(8), 3&#215;9=2(7) gibi&#8230;<br />
Aslında galiba en iyisi, örneğin 9&#215;7&#8217;nin 63, 8&#215;7&#8217;nin ise 56<br />
ettiğini doğal olarak tekrarlaya tekrarlaya, ezberlemek. Zaman içinde<br />
tekrarlaya tekrarlaya 1&#8217;lerden 12&#8217;lere kadar çarpım tablosunun<br />
rahatlıkla öğrenilebileceğini düşünüyorum. Bir müddet sonra kendi ismimiz,<br />
annemizin, babamızın, kız kardeşimizin isimleri gibi ezbere bildiğimiz bir<br />
şey olacaktır.<br />
Günümüzde birçok çocuğun, &#8220;bu aptal çarpım tablosunu da niçin<br />
ezberleyecek mişim? Hesap makineleri ne güne duruyor?&#8221; dediğinde<br />
onlara verecek bir yanıtımızın olması gerekir. Çarpımın aslında toplamanın<br />
daha kısa bir yolu olduğu gibi&#8230; Örneğin, 3 x 7 = 7+7+7 gibi. 7 +7 +7 çok<br />
kolay görünürken, 3 x 7 bayağı bir sırmış gibi geliyor&#8230;<br />
***************************************************</p>
<p>MATEMATİK VE EĞİTİMDE PRANGALAR SÖKÜLÜR !<br />
&#8216;&#8217;Prangalar Sökülür &#8216;&#8217;  şiiri , sözlerini ve bestesini kendi yaptığım &#8216;&#8217;Silkiniş Türküsü &#8216;&#8217; çalışmamızın medyadaki haberine yorum bırakan Ali Öğretmen&#8217;e ithafen yazılmıştır.<br />
Bir sevdadır öğretmenlik, gönülleri kazanmaktır, hayatı yudumlamaktır, korkmadan, bıkmadan geleceğe sarılmaktır. Bir de öğretmenleri prangalayanlar olmasa.                               Ali / 11 Kasım 2006</p>
<p>                                            PIRANGALAR SÖKÜLÜR</p>
<p>Ümidini kaybetmezsen<br />
Prangalar sökülür ,<br />
Türk&#8217;ün şanlı bayrağı<br />
Gönderlere çekilir.</p>
<p>Zannetme ki aynı kalır,<br />
Önyargılar yıkılır.<br />
Önündeki zirvelere<br />
Sabredersen çıkılır.</p>
<p>Türk&#8217;ü küçük görme sakın,<br />
Onu sen tarihe sor.<br />
Ümit olsun içinde kor,<br />
Ezberciye hayatta zor.</p>
<p>Belki şimdi bir tohumsun,<br />
Çatlayınca fidanı gör.<br />
Bu milleti küçük gören<br />
O şarlatan , zavallı kör.</p>
<p>İçindeki o cevheri<br />
Arif Nihat Asya gördü.<br />
Bizden adam olmaz diyen<br />
Tam anlamıyla bakar kördü.</p>
<p>Fetih Marşı neler diyor,<br />
Satır satır iyi oku.<br />
Al eline bilimi,<br />
Onu ilmek ilmek doku.</p>
<p>Bak o zaman neler olur.<br />
Çaresizler çare bulur.<br />
O korktuğun karanlıklar<br />
Ancak ışıkla yok olur.</p>
<p>Etrafına bakma gencim,<br />
O beklenen çözüm sensin.<br />
Şöyle silkin bir bakalım,<br />
Meydan gerçek yiğit görsün.</p>
<p>Necip GÜVEN Eskişehir<br />
20 Aralık 2008</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2146&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/08/20/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzmir</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/04/03/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/04/03/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür - Antropoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[33]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Expo2015 için yapılan sunumlarda neden ihalesiz olarak seçilen bir kuruma verildi. Gila Benmayor&#8217;un yazdığı gibi (izmir=0 Milano=5) bu kötü sunuma neden kayırmacılık uygulandı?<br />
Türkiye &#8220;iyi olan kazansın&#8221; anlayışına geçmeden bir adım ileri gidemeyecek. Türkiye hep &#8220;ışığı olanı boğ&#8221; diyerek kendini boğuyor.<span id="more-2145"></span></p>
<p>2015 Expo &#8216;da sunum için firmalar çağrıldığı halde ihalesiz bir şekilde OYAK&#8217;a verilmiş.Gilda Mayor&#8217;un da 5-0 dye İzmir aleyhine değerlendirdiği sunum amatör,sakil bir deneyimdir.Bu sunum 1.5 milyon dolara verilmiş üstelik. İzmir&#8217;e bu haksızlığı yapanlar ihale paylaşmak uğruna iyi olan sunumları devre dışı bıraktılar.Aşağıda o sunumla ilgili bilgi var.<br />
expo2015 için yapılan hazırlıklarda izmirli iki firma konsorsyumunun tanıtımı için çok yeni bir teknoloji olan ve henüz türkiye de pek bilinmeyen ve kullanılmayan  free-format adlı bir teknolojiyi kullanacaktı. seçici kurul gerek istanbulda gerekse izmirdeki sunumlarda etkilendikleri bu teknolojiye şans tanımadılar.<br />
bu teknolojinin kullanıldığı iki çarpıcı örnek<br />
1- maddonna&#8217;nın 2006 grammys ödüllerindeki gorillaz konseri<br />
 2-diesel&#8217;in defilesi<br />
ilgilenenler  www.space3Dsolitions.ch  linkten  yada youtube&#8217;dan madonna-gorillaz konserinin klibini izleyebilirler.<br />
İzmir 2015 için yaptığım konuşmada  İzmir&#8217;in dişiliğine vurguydu. Onun kısa özeti:<br />
SEN HEP GÜZELSİN İZMİR<br />
 İZMİR ve farklı yaşamların,kültürlerin birlikteliği, çocukluğun &#8220;ela do&#8221; &#8220;katalavis&#8221;<br />
Fuar ve kültürü<br />
Kadın  kültürü<br />
Dişi İzmir,  amazonlardan miras:Simirna<br />
Bayraklı &#8211;Tepe Kule ;İ.Ö.3000 ilk kurulduğu yer<br />
Agora alışveriş yerinde tanrıça Demeter,Artemis heykelleri<br />
Amazon kadınlarının yaşadığı Kadifekale, hakimiyetlerini uzun süre sürdürdüler<br />
Efes Selçuk ; Hrıstiyan dünyasının kutsal hac yeri Meryem Ana Evi ziyarete açıktır.<br />
Efes antik kenti ve kitaplığı ; Yine ön cephe kolonları arasında bulunan 4 kadın heykeli &#8220;Akıl, Kader, İlim ve Erdem&#8221; öğelerini sembolize eder. Bu heykellerin orjinalleri ise bugün Viyana Müzesi&#8217;nde bulunmaktadır. Ayni kentte i.s.1.yy tarihli aşk evi kız mozaikleri ünlü<br />
Artemis Tapınağı; Dünyanın 7 harikasından biri olarak kabul edilen Efes Artemis Tapınağı, Selçuk&#8217;tan Kuşadası yoluna girişte sağ tarafta bulunmaktadır.<br />
Çeşme; Athena tapınağıyla ünlü<br />
İ.Ö.4000 yıllarından Klozemenai Urla<br />
Torbalı  Ana Tanrıça evi Metropolis kalıntıları<br />
Kemalpaşa&#8217;da Kız kulesi saray kalıntıları<br />
Bergama Allinoi sağlık merkezi  1800 yıllık Venüs heykeli, kütüphane bölümünde Athena heykeli Cleopatranın geldiği Serapis tapınağı yine burada<br />
Kızlarağası Hanında kahve için ve mırıldanın:<br />
Yani İzmir&#8217;in denizi kız,kızı deniz,<br />
Sokakları hem kız,hem deniz kokar(Cahit Külebi)<br />
İşte medeniyet kadındır.<br />
Onasis&#8217;ten Nobel ödüllü Seferis&#8217;e  ev sahipliği yapmış izmir</p>
<p>Ekonomisi  :Fuarlar kenti İzmir, Uzun yillar Turkiye&#8217;nin en buyuk stadi unvanini elinde bulunduran Ataturk Stadi Izmir&#8217;dedir. Izmir cok sayida uluslararasi spor<br />
organizasyonuna evsahipligi yapmistir.<br />
Yeme içme kültürü ;Yahudi boyoz, yumurta tokuşturan İzmirli genç kız ve erkekler 1940larda  kent kültürünün birlikte yaşama özelliğinin en iyi temsilcileriydi.<br />
Fast foodun en güzel örneği kumru, Izmir kofteler diyaridir. Tire, Odemis, Kosova kofteleri meshurdur.<br />
&#8220;Bir şeyle arkadaş olan bir şey iki olur. Çift olmanın gerçeğidir: Onunla olursan bir olursun. Onsuz olursan iki iki olursun, üç üç olursun. Ruh bedenden ayrıldığında ise yüz bin olur. Göz bir yana gider, kulak bir yana. Bunlar bir değil miydi niçin dağıldılar, derler biz birdik neden yabancı olduk? Çünkü ruhun arkadaşlığı sayesinde bir olmuştuk.&#8221;*Mevlana<br />
unutmayın ki, sevgi bilginin sonucudur.<br />
EXPO 2015&#8217;e ev sahipliği yapmak isteyen İzmir hayal kırıklığına uğradı</p>
<p>Güzel başlamıştı, alaturka tanıtımla da olsa finale kalmayı başarmıştı. Rakibi ise İtalya&#8217;nın Milano kenti idi. İtalyanlar işi ciddiye almış, çok iyi bir tanıtımla dünya kamuoyunun dikkatlerini üzerine çekmeyi başarmıştı. Bizler ise, her zaman ve her işte olduğu gibi bilimsellikten uzak, gayri ciddi bir lobi çalışması ve şova dönük gösteri ile yetinip yine hüsrana uğradık.</p>
<p>İtalyanlar çok iyi ve bilimsel anlamda bir tanıtım ile atağa kalktı. Çevre ve küresel ısınma çalışması ile Nobel Barış Ödülü&#8217;nü alan ve geçen dönem ABD Başkan adayı olan Al Gore, oylama öncesi yaptığı konuşma ile tanıtıma büyük katkı sağladı. Bizim Nobel Edebiyat Ödüllü yazarımız Orhan Pamuk ise, işlerinin yoğunluğunu öne sürerek tanıtıma katkı sağlamayı kabul etmemiş. Sağlığı ön plana çıkaran tanıtımımızda dünyanın en ünlü iki doktoru Gazi Yaşargil ve Mehmet Öz&#8217;den yararlanmak neden yetkililerimizin aklına gelmedi?</p>
<p>İzmirliler Hükümete kırgın<br />
Abbas Güçlü&#8217;nün hazırlayıp sunduğu, Kanal D&#8217;de yayınlanan Genç Bakış programı için İzmir 9 Eylül Üniversitesi öğrencilerinin konuğu olarak İzmir&#8217;e gitmiştim. İzmirlilerle Expo 2015&#8217;i de konuştum. İzmirliler, başarısızlığın en büyük sorumlusu olarak Hükümeti görüyor. Ağız birliği etmişcesine İzmir Büyükşehir Belediyesi AKP&#8217;de değil, onun için Hükümet olarak gerekli çalışmayı yapmadılar diyor. Onlara göre Hükümet, işi başından itibaren ciddiye almış ve İtalyanların yaptığı gibi bire bir lobi faaliyeti yürütmüş olsaydı sonuç İzmir lehine olacaktı.</p>
<p>Paris&#8217;teki izlenimlerini anlatan bir iş adamının söyledikleri aslında başarısızlığın nedenini ortaya koyuyordu. Bakın, İzmirli iş adamı ne diyor: &#8220;Oylama günü sabah erken saatlerde Paris&#8217;te kaldığımız Concorde La Fayette Oteli&#8217;nde ilginç gelişmelere tanık oldum. İtalya Başbakanı Prodi sabah erken saatlerde kalkmış ve kaldığı odada yarımşar saat ara ile ülkelerin temsilcilerini kabul ederek oy istiyordu. Görüşmesi biten ülke temsilcisini İtalya&#8217;nın Fransa Büyükelçisi otelin dış kapısına kadar yolcu ediyordu.&#8221; İzmirli aynı iş adamı bizimkilerin de ne yaptığını izlemiş. </p>
<p>Anlattıklarıma göre sabah 9.45&#8217;te Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar kapıda kandilerini bekleyen Mercedes marka arabaya binerek gezmeye çıkmış. 5 dakika sonra, 9.50&#8217;de Yüzer Gezer Bakan kısa bir şort ve üstünde Milli Takım formamızla arkasında takım elbiseli iki koruma ile yürüyüşten dönerek otele girmiş. İş adamımıza göre Yüzer Gezer Bakanımızın spor yapmış, terlemiş bir hali de yokmuş&#8230; Bana bunları anlatan kişi, &#8220;inanmıyorsan o anda otelin kapısında olup bitenleri hayretle izleyen EBSO Başkanı Ender Yorgancılar, Cemal Elmasoğlu ve Fatih Dalan&#8217;a sorabilirsin&#8221; dedi. Bu şahıslardan birine de olanı biteni teyit ettirdim&#8230;</p>
<p>Organizasyonumuz gayri ciddi<br />
Oylama sonrasında da heyetimizdeki gayri cidilik devam etmiş. Oylama bittikten sonra bir gazetemizin temsilcisi Türkiye ile alay eden bir eşek şakası yapmış. Cebindeki telefonu çıkarıp yüksek sesle İzmir mi kazandı oley!.. diye bağırmaya başlamış. Bunu duyan televizyon ve ajanslarımızın muhabirleri de olayı ciddi sanıp İzmir kazandı haberini merkezlerine bildirmiş.<br />
Bize oy vermeyenlerin başında bakın hangi ülkeler var. Özbekistan, Kırgızistan, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Malezya, Lübnan, Fas, Tunus, Libya ve Bakan Tüzmen&#8217;in yatırımcılarımızı yanına alıp götürdüğü dostu Sanayi Bakanı Raşit Muhammed&#8217;in ülkesi Mısır. Bunları görünce insanın isyan etmesi geliyor. </p>
<p>Oylamadan sonra da Bakan Tüzmen &#8220;İtalya ceplere hitap etti, bizler de gönüllere ve beyinlere hitap ettik&#8221; türünden her zaman olduğu gibi şova dönük demeçler veriyor. Sormazlar mı, gidip Hindistan&#8217;da beyaz elbise ve don giyip, başından aşağı kırmızı boya dökecek ve suyun altına girip sulu göbek atacağına, hiç olmazsa yatırımcı götürdüğün Mısır&#8217;ı EXPO için ikna etmeye çalışsaydın.</p>
<p>EXPO 2015 başarısızlığında İzmir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu&#8217;nun hiç mi suçu yok. Elbette var. Bu işi başaracak niteliklere sahip biri olmadığı kesin.</p>
<p>Aydın Ayaydın<br />
aayaydin@gazetevatan.com<br />
İzmirlilerin Expo 2015 hayali suya düşünce fatura, konuya yeterince eğilmeyen hükümete çıkmıştı. Rakibimiz İtalya&#8217;nın Başbakanı Prodi kaldığı otelde ikna çalışmalarını sürdürürken bizim yetkililer ne yaptı dersiniz? Mercedes&#8217;le geziye çıkan Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, AKP Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar ile üzerinde şort ve milli takım forması, yanında takım elbiseli iki koruması Paris sokaklarında sözde spor yapan, namı değer yüzer gezen Bakan Tüzmen, Paris&#8217;in keyfini çıkarıyordu. Sonuç aleyhimize olunca da hepsi birden toz oldu. Eğer sonuçta İzmir kazanmış olsaydı başta yüzer gezen bakanımız olmak üzere diğer bakan ve yetkililerimiz uçak tutarak geldikleri İzmir&#8217;in Alsancak meydanında ne nutuklar atacaklardı. Bu sonucu almak için ne çabalar sarf ettiklerini, evlerini yurtlarını terk edip Expo 2015 için nasıl çalıştıklarını ballandıra ballandıra anlatacaklardı. </p>
<p>Expo 2015 hezimetinin asıl faturasına dönmek istiyorum. Hükümet diyelim ki yeterince tanıtıma katkı sağlamadı. Peki Expo 2015 Yürütme Kurulu hangi faaliyetlerde bulundu ve bugüne kadar ne kadar para harcadı? Bana ulaşan bilgilere gore Expo 2015 Yürütme Kurulu tanıtım faaliyetleri için 18 milyon euro harcamış. Yürütme Kurulu, keşke bu parayı sözde tanıtıma değil de İzmir&#8217;in altyapısına ve çevre düzenine harcasaydı. </p>
<p>Expo 2015 Yönlendirme Kurulu hemen hemen bütün bakanlıklarımızın temsilcilerinden oluşuyor. İzmir Yürütme Kurulu ise, İzmir Valisi Cahit Kıraç, Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, İzmir Vali Yardımcısı, İl Genel Meclis Üyesi, EBSO Başkanı, sivil toplum kuruluşlarının ve iş âleminin temsilcilerinden oluşuyordu. Heyet sürekli toplantılar düzenliyor ve tanıtım ile bazı fuarlara katılmak için dış geziler yapıyordu. Arada bir fırsat bulduklarında İzmir&#8217;e de uğruyorlardı.</p>
<p>Expo 2015 Yürütme Kurulu, 227 kişiyi Tayland&#8217;a çiçek fuarına götürdü. Tamamının beş yıldızlı otel, yeme, içme, gezi, eğlence, masaj masraflarını Yürütme Kurulu ödedi. İşin ilginci, bu seyahate katılan 200 kişi ise tek kelime yabancı dil bilmiyormuş. Zaten bilmelerine de gerek yoktu. Amaç çiçek görmek ve belki de nasıl sulandığını yerinde tespit etmekti.</p>
<p>Yurt dışı gezileri Tayland çiçek fuarı ile sınırlı değil. Daha ne seyahatler var. Ancak tüm İzmirlilerin merak ettiği, Expo 2015 için ne kadar para harcandı? Bunu öğrenmek de onların hakkı. Kimler, hangi seyahatlere katıldı ve bunlar için ne kadar masraf yapıldı. Seyahatlere kimler, kaç kez katıldı ve her bir kişi toplam kaç gün yurt dışında kaldı. Yurt dışına giden Expo Yönlendirme ve Yürütme Kurulu&#8217;nun üyelerinin cebine ne kadar yolluk ve yevmiye adı altında harçlık konuldu?</p>
<p>Expo 2015 Yürütme Kurulu, İzmir&#8217;in tanıtımı için harcandığı söylenen 18 milyon euronun hesabını kamuoyuna açıklamalıdır. Açıklamadığı sürece bu konuda ortada dolaşan söylentilerin ardı arkası kesilmeyecektir. Bizden söylemesi&#8230;</p>
<p>Aydın Ayaydın</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2145&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/04/03/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bedava saç kesimi!</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/03/06/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/03/06/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür - Antropoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[31]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>DÜNYANIN EN İLGİNÇ PARA GEÇMEYEN ÇEVRECİ<br />
BERBERİ </p>
<p><span id="more-2097"></span></p>
<p>5 Kg Atık pil veya 500 Ad pet şişe veya 500 Ad yerden toplanmış<br />
sigara izmariti veya 500 Ad cam şişe veya 500 Ad teneke kutu veya 500 Ad<br />
yerden toplanmış sigara paketi getirene, 10 tane ağaç dikene ücretsiz saç<br />
kesimi, yıkama ve fön yapıyor. </p>
<p>İşinden dahi zaman ayırıp çevre faaliyetlerine katılan, çevre<br />
konusunda çok hassas ve ilgili, birgün değil hergün çevreci olan bir<br />
arkadaş. Üç yıldan bu yana işyerinde müşteri kaybetmeyi dahi göze alarak<br />
sigara kullanımına engel oldu. Bence çevre konusunda desteklenmesi ve<br />
ödüllendirilmesi gereken bir insan. Her doğum gününde bir ağaç dikiyor.<br />
Ayrıca çevre konusunda birçok konuyu anlatmak ve onların saç bakımlarını<br />
yapmak için Engel ve Yaşam kursuna devam ediyor. </p>
<p>Ayrıca sivil toplum örgütleri ile ortaklaşa atık yağ toplama<br />
projesini hayata geçirmeye çalışıyor. Arkadaşıma destek vermek ve motive<br />
etmek amacıyla ilgileneceğinizi umarım. </p>
<p>Bu kişinin adı; Rasim<br />
UYAN, berber_uyan@yahoo.com<br />
Kocaeli Derince</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2097&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/03/06/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk kültürü</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/03/05/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/03/05/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür - Antropoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[33]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>20.yüzyıl kültürel anlamda gerçek bir başarısızlık örneğidir. Tek doğrunun kendisi olduğunu iddia edenlerin çıkardığı savaşlarla, zulümle inledi insanlar.Robespierre ile simgeleşen jakobenlik  kendi gibi düşünmeyen herkesi giyotine göndermekte bir an duraklamadı. O nedenle Robespierre de ağzı burnu dağılmış olarak giyotine gönderildi sonunda. Binlerce yıllık sözlü kültür geleneği olan konuşma küçümsendi. Sadece yazının kalıcılığı vurgulandı. Konuşmanın insani boyutu ve yaratıcılığı yok edildi. Çünkü 20. yüzyıl insanları polarize etti.Herkesi savurdu.Modernleşmeci pradigma vazgeçilemez tek gerçeklik gibi kendini ortaya koydu. İlerlemeci anlayış kendinden başka bir  paradigma olabileceğini düşünmeden rahat rahat yaşadı. bu entellektüel bakış nedeniyle toplumları ve insanları terzi makasıyla keser gibi kesip biçmek 20.yüzyılda normal görüldü.İdeolojiler alkış aldı, insanlar acı çekti. Bu terzi makası Rusya&#8217;da binlerce Tatarı, Ahıska Türkünü ya da Koreliyi yerinden yurdundan sürdü. Bu terzi makası Avrupayı biçti tam ortadan, Afrika&#8217;nın ise bugünkü felaketini hazırladı. Bugün gördüğümüz &#8220;öteki&#8221; bizim aynamızdır. Yoksul kıtalar kültürleri ellerinden alınmış, toplumsal modelleri tarumar edilmiş ülkelerle dolu. Konuşma yasalarla bile yasaklanmış Yeni Zelanda&#8217;da olduğu gibi. Maori yerlileri yüz yıl kendi dillerinde konuşamamış.Yeni izin verildi ve ilk ana okullarını açtılar kendi dillerinde. Sokak isimleri Maori dilinde yeniden değiştiriliyor özür dilemek için.<br />
Bugün tera çağında yaşıyoruz . Mega milyon giga milyar. Ama hiç bir sayısal büyüklük iki insanın göz göze olmasındaki kadar büyük bilgi alşıverişini bize henüz sunamıyor. Göz göze olduğumuzda birbirimize bir saniyede bir milyar veri aktarıyoruz. Diyalog çok farklı kimlikler arasında olduğu zaman yaratıcı. Tarih boyunca değişim kültürler arası diyalg ve bilginin taşınmasıyla olmuşutur. Önyargısız düşünme diye başlayan cümleler var. Önyargılı düşünme zaten olmaz ki!O sadece bir yargının belirtilmesidir.Önyargının  bilgi yerine kullanılması alışkanlığnı değiştirmek zorundayız. Yani eski zihni kalıpları, düşünce biçimlerini ve tek doğruları.<br />
1500 yıllarında dünyada 500 devlet vardı, site devletler.Bu yüzyılın başında 23 tane ülke vardı, imparatorluklar. 1950 başında ülke sayısı 53&#8217;e çıktı.Şimdi Birleşmiş Milletlerin üyesi 193 ülke var. Kendi adına para basan ülke sayısı ise 214 tane. Beklenti şu.500 doğru giderek geldiğimiz yere varacağız bir yığın acıdan sonra.<br />
21.yüzyıl insan ve kültür merkezli bir anlayışın kuramını hazırlamaya çalışıyor.21. yüzyıldaki demokrasi anlayışı Türk İslam anlayışında tüm değerleriyle var. Yani bin yıl sonra yaşayan hoşgörü dünyası . İşte Mevlana diyor ki:  Gene gel gene./Ne olursan ol/ ister kafir ol, ister mecuzi, ister putperest/ ister yüz kere tövbe etmiş ol/ ister yüz kere bozmuş ol tövbeni/ umutsuzluk kapısı değil bu kapı/ nasılsan öyle gel.<br />
Bence 21. yüzyılın mottosu bu:Nasılsan öyle gel. Bu çoklu kültür ve çoklu din mottosunun yaratıcısı benim kültürüm. Yunus da şiirlerinde 72 milletin kardeşliğinden söz eder çoklu etnik kültürle birarada yaşamanın en güzel edebi eserleri kültürümüzde vardır. İpekyolunun 12.000 kilometrelik alanında yol boyu Türkçe konuşulur. Anadolu&#8217;daki barışçı kültür İpek yolundan Batı&#8217;ya göç eden Türk kavimlerinin çatışma ve barış içinde yarattığı kültürdür. Türkler bütün kültürlerle alış veriş içinde olmayaı sevmişler tarih boyu. Çok etkilendikleri kültürlerle bütünleşmekte sakınca görmemişler. Kültürlere gösterdikleri uyum nedeniyle  bazılarınca kimliksiz diye nitelenmeleri önyargılı bir bakıştır. Onlar kültürel uyumun ve sentezin örnekleri olmuşlar. Bu nedenle dünyada şaman, yahudi, hıristiyan,müslüman Türk boyları, devletleri var. Türkler yol kültürüyle tüm kültürlere aşina olmuştur. Budizm,nasturilik,manizm gibi  dinlerdeki hoşgörü tasavvufta ruh bulur. Çin, Hind ve İran kültürleriyle etkileşim içinde olmuştur Türkler. Bu Horasan&#8217;da mayalanmıştır.<br />
<span id="more-2143"></span></p>
<p>merhaba nevval hanım.<br />
erciyes üniversitesi mimarlık fakültesi şehir ve bölge planlama bölümü 2007 yılı mezunuyum.<br />
şu an şehir planlama bölümünde yüksek lisans öğrencisiyim. </p>
<p>\&#8221;kent ve kültür\&#8221; isimli kitabınızı öğrenciliğim süresince derslerime kaynak olması bakımından beğeniyle okudum. </p>
<p>kitabınızda ilgimi çeken bir kısım \&#8221;hint dünyasının renkli kutsal mekanları\&#8221; başlığındaki \&#8221;bali adasına komşu lombok\&#8221; </p>
<p>yazınızda yüksek lisans dersim kapsamında kültür farklılıklarının mekana yansıması olarak özetleyebileceğim konuda lombok adası ile ilgili detaylı araştırma yapmak istiyorum. </p>
<p>kaynakça konusunda önerilerinizi bekliyorum.</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2143&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/03/05/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Makalat</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/03/05/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/03/05/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür - Antropoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[33]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8221; Mu&#8217;minin gonlu Kabe&#8217;ye benzer. Kabe&#8217;ye varan ayagi ile yurur ama gonul isteyen, yuzu uzre varsa gerek. Onun icindir ki asiklar yuzlerini yerlere surerler. Kabe&#8217;ye gidene kilavuz gerekir ve kilavuz Kur&#8217;an&#8217;dir. Gonle gidene ise bizzat Allah kilavuzluk eder. Kabe&#8217;de ihram giyerler. Hakki batindan ayirmak ihram giymeye benzer. Yoldan taslari temizlemek, hac sirasinda seytan taslamaya benzer. Kendi nefsinin bos ve gecici isteklerini tepelemek hacda kurban kesmeye benzer.&#8221; (Makalat, 74-75) </p>
<p><span id="more-2144"></span></p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2144&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2008/03/05/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklar İçin</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/12/22/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/12/22/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür - Antropoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[33]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Daha fazla sirk okulu kurulsun&#8217;</p>
<p> Geçmişle geleceği bağlayan eğlenceler çocuklarımıza kültürel aktarımdır.Eğlenirken öğrenir,hayvan sevgisi tadarlar.İzmir fuarında her yıl babamın bizi götürdüğü sirkler çocukluğumun renkli dünyasıydı.Bunun köklerinin kültürümde olduğunu sonra öğrendim:<br />
Türkiye&#8217;nin ilk uluslararası sirki olan Avrasya Sirki&#8217;nin kurucusu Servet Yalçın, çocuklar ve gençler için ücretsiz &#8221;Sirk Okulu&#8221; kurulması konusunda destek çağrısında bulundu.<br />
<span id="more-2142"></span></p>
<p>17 Aralık, 2007 12:59:00 (TSİ) </p>
<p>Servet Yalçın, çocuklara ve gençlere sirk sanatlarını tanıtmak ve sevdirmek amacıyla ücretsiz olarak eğitim hizmeti verecek olan merkezin kurulması için yerel yönetim temsilcileri ve ilgili kurumlarla amaç birliği oluşturmak istediklerini söyledi.</p>
<p>Bilinenin aksine Türk toplumlarında sirk kültürünün çok köklü bir geçmişe sahip olduğunu, ancak zaman içinde birçok değer gibi insanların buna da yabancılaştığını ifade eden Yalçın, &#8220;Sirk sanatlarının tarihteki en gelişmiş örnekleri, Uygur Hotan ayinleriyle sunulan mitolojik tiyatro etkinliklerinde ve Osmanlı şenliklerinde görüldü&#8221;<br />
dedi.</p>
<p>Türk sirk tarihi</p>
<p>Sirk etkinliklerinin, Orta Asya göçleriyle Anadolu&#8217;ya, İskitler, Sakalar ve Hunlar aracılığıyla Roma&#8217;ya ve Bizans&#8217;a, Hint Çini ve Güney Asya üzerinden Mısır&#8217;a, oradan da İstanbul&#8217;a uzandığını kaydeden Yalçın, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Sirkler, Osmanlı&#8217;ya başkentlik eden Bursa, Edirne ve İstanbul&#8217;da kurulan şenliklerle yüzyıllar boyunca halkın en önemli eğlence kültürünü oluşturdu. Modern sirk sanatları tarihi, Batı ülkelerinde 250-300 yıllık bir geçmişe sahip olmasına rağmen, &#8216;körmük&#8217; ismiyle Türk kültüründe binlerce yıl yaşandı. </p>
<p>Ancak, Osmanlı&#8217;da donanma ve oyuncu alaylarının kaldırılmasıyla bu kadim sanatların ustalarının mesleklerini sürdürememesi, sirklerin öncülleri olan cambazhanelerin sosyoekonomik gelişmelere ayak uyduramayarak kapanmasıyla Türk kültüründe sirk sanatları uzun bir suskunluk dönemine girdi.</p>
<p>Ulusal sanat politikaları oluşturulurken de geleneksel gösteri sanatlarının yeniden canlandırılması için herhangi bir çaba gösterilmedi.&#8221;</p>
<p>Yeniden canlandırılacak</p>
<p>Avrasya Sirki&#8217;nin kurulmasıyla Türkiye&#8217;nin dört bir yanında yüzbinlerce insanın hayatlarında ilk kez sirk izleyebildiğini ifade eden Yalçın, &#8220;yılın 52 haftası boyunca Edirne&#8217;den Hakkari&#8217;ye kadar Türkiye&#8217;nin her iline giderek izleyenlerle buluşuyoruz. Amacımız Türkiye&#8217;de sirk sanatlarını yeniden canlandırmak ve zamanla Türkiye&#8217;ye özgü bir sirk kültürü oluşturmak&#8221; dedi.</p>
<p>Yalçın, 2006 yılında Balıkesir&#8217;in Edremit ilçesine bağlı Zeytinli beldesinde Türkiye&#8217;nin ilk sirk okulunu açıp bir ilke imza attıklarını ifade etti.</p>
<p>Çocuklara ve gençlere sirk sanatlarını tanıtmak ve sevdirmek amacıyla ücretsiz olarak eğitim hizmeti verecek merkezler kurularak, eski ve köklü bir kültürün yeniden canlanması ve toplumsal yaşamın yeni güzelliklerle tanışması için yerel yönetim temsilcileri ve ilgili kurumlarından destek beklediklerini ifade eden Yalçın,  çalışmalarımıza bu yıl pilot bölge olarak seçtiğimiz Antalya&#8217;da başlayacağız&#8221; diye konuştu. </p>
<p>*&#8221;Sirk Okulu&#8221; kurulması için destek çağrısı&#8230;*</p>
<p>Servet Yalçın &#8211; Avrasya Gösteri Sanatları Merkezi<br />
+90532.5460945 &#8211; +90537.5764382<br />
Mail: avrasyasirki@gmail.com<br />
Msn: circusanatolia@hotmail.com</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2142&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/12/22/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzmir İzmir</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/11/15/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/11/15/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür - Antropoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[31]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>IZMIR E YENI GELENLER ICIN 100 MADDEDE IZMIR:</p>
<p>1-Istanbul&#8217;dan geldiyseniz, burada da karsi kavrami vardir. Sasirmayin.<br />
<span id="more-2096"></span></p>
<p> Subject :  Fwd: Fw: 100 MADDEDE iZMiR&#8230; </p>
<p>  |Subject: Fw: 100 MADDEDE iZMiR&#8230;<br />
Sent: Wednesday, November 14, 2007 6:50 AM </p>
<p>IZMIR E YENI GELENLER ICIN 100 MADDEDE IZMIR:</p>
<p>1-Istanbul&#8217;dan geldiyseniz, burada da karsi kavrami vardir. Sasirmayin.</p>
<p>2-Boyoz&#8217;un ne oldugunu hemen ogrenin ve evinize yakin bir boyozcu bulun.</p>
<p>3-Ilk gordugunuz kiza yiyecekmis gibi bakmayin, zira cok var onlardan,<br />
alisin.</p>
<p>4-Bu sehirde -ozellikle Istanbul&#8217;dan geldiyseniz- insanlar birine<br />
carptiklarinda ozur diler, genelde sabahlari &#8220;gunaydin&#8221;, aksamlari &#8220;iyi<br />
aksamlar&#8221;, gun genelindeyse &#8220;iyi gunler&#8221; diyerek guleryuz gosterirler.<br />
&#8220;Tesekkur ederim&#8221; de en cok duyacaginiz kelime gruplarindan biridir.</p>
<p>5-Daha onceden yediginiz adi kumru olan sandviclerin hepsinin dandik<br />
oldugunu kabul edin zira izmirdeki kumruyu izmirden baska hicbir yerde<br />
yiyemezsiniz.</p>
<p>6-Aldiginiz sandvic yarim ekmek gibi benzeri turu yiyecekleri herkesin<br />
ortasinda cekinmeden yiyebilirsiniz kimse size donupte vay kafir demez.</p>
<p>7-Eger bugune kadar kullandiginiz en teknolojik kart akbil ise otobuse<br />
binmeden once kentkart kullanmayi mutlaka ogrenin. Koyden indim sehire modu<br />
olmasin sonra.</p>
<p>8-Simit yoktur. Gevrek vardir. Cekirdek yoktur. Cigdem vardir.</p>
<p>9-Sakin ola ki, Guzelyali da KSK atkisi, Karsiyaka Carsi&#8217;sinda Goztepe<br />
atkisi ile dolasmayin.</p>
<p>10-Kordon&#8217;da arabanizla dolasirken kolunuzu camdan sarkitmayin. Kiro<br />
damgasi yersiniz.</p>
<p>11-Sakin Kemeral&#8217;tina arabayla girmeye calismayin. Usenmeden otoparka<br />
parasini verin.</p>
<p>12-Tarihi asansore ile yukariya cikip korfez manzarasinin tadini cikarin.</p>
<p>13-Bu sehirde Flaman Protestan Kilisesi dahi vardir. Sasirmayin ve gayri<br />
muslimlerle tanismaya calisin.</p>
<p>14-Birilerine adres sormak icin cekinmeyin. Izmir&#8217;de iyi insanlar yasar,<br />
onlara sorun. Hatta sizi gideceginiz yere kadar bile birakabilirler.</p>
<p>15-Cay icilip kuslara gevrek atilabilen vapurlara binin ve karsiya gecin.</p>
<p>16-Kemeralti&#8217; nda gecirilecek bir gun de ogle ogununu, tarihi Kemeralti<br />
Borekcisi&#8217;nde su boregi yiyerek ziyafete donusturun. Hemen az ilerisinde<br />
bulunan Sefer Usta&#8217;nin henuz ulkede nam salmamisken islettigi tarihi,<br />
ufacik dukkanda yiyeceginiz kazandibi ile ogununuzu tamamlamayi unutmayin.</p>
<p>17-Kibris Sehitleri Caddesi&#8217;nde dolasirken sag sola kucuk sokaklara girin.<br />
Eski evleri, ilginc balkonlari gorun.</p>
<p>18-Genelde taksi soforleri bile kibardir. Sasirmayin.</p>
<p>19-Yagissiz ve asiri sicak olmayan bir havada Karsiyaka-Bostanli arasini<br />
yuruyun. Bir hafta tatil yapmis gibi hissedersiniz kendinizi.</p>
<p>20-Istanbul&#8217; dan geldiyseniz Bostanli ve Bostanci isimlerini karistirmayin.</p>
<p>21-Ege Universitesi&#8217; nde okuyacaksiniz &#8220;Izmir sicaktir, soguk olmaz&#8221;<br />
laflarina kanmayin. Bornova&#8217;da oyle soguklar olur ki ilikleriniz donar.<br />
Neyse ki uzun surmez.</p>
<p>22-Izmirliler hakkinda soylenenlerden urkmeyin. Kiyi cocuklaridir onlar:<br />
Samimi, rahat ve dobra insanlardir. Yasadikca Izmir&#8217;in huzuru siner<br />
icinize.</p>
<p>23-Bocek fobiniz varsa cabuk fobinizden kurtulmaya bakin. Cunku, Izmir&#8217;de<br />
her tur ve ebatta eklembacakliyi gorme olasiliginiz vardir.</p>
<p>24-Istanbul&#8217; dan gelenler: Izmir&#8217;in gorece kucuklugune burun kivirmayin.<br />
Kentin dokusuna, kulturune nufuz etmeye calisin. Kucuk olmadigini<br />
goreceksiniz.</p>
<p>25-Mutlaka Bornova Ciceklikoyde piknik yapin. Sabuncubeli mevkiinden<br />
Ataturk ile beraber kente yuksekten bakin.</p>
<p>26-Kaliteli mekan bakimindan gozunuz acik olsun. Cunku, Izmir&#8217;li<br />
isletmeciler pek reklami sevmezler. Musteriler kendi bulsun isterler.</p>
<p>27-Sokak numaralarini takip ederek aradiginiz yeri bulamayabilirsiniz.<br />
Sasirmayin. 206 sokagin hemen paralelindeki sokakta  2510 sokak tabelasi<br />
olabilir.</p>
<p>28-Bir vapur dolusu Goztepe ya da KSK taraftarinin o gun mac sonrasi<br />
haykirarak iskeleye gelmesine sasirmayin, dahasi korkmayin. Zararlari<br />
yoktur. Bazi mekanlara bayrak asarlar. Bir kac duvari boyarlar.</p>
<p>29-Insanlarin yardimseverligine alisin. Otobuste sizin yerinize kentkart<br />
basan kisiler karsiliginda verdiginiz parayi kabul etmezse israr etmeyin.</p>
<p>30-Foca denildiginde hangisi diye sormayin. O Eski Foca&#8217;dir. Gidin<br />
sahilinde gunes batarken birseyler icin.</p>
<p>31-Susuzdedenin yerini soran cocuklardan uzak durun. Muhtemelen<br />
yankesicidirler.</p>
<p>32-Teleferik&#8217; e gidin. Sonra Inciralti&#8217;na gecin, kir kahvesinde bir cay<br />
icin.</p>
<p>33-Urla&#8217;ya gidin. Nobel Edebiyat Odullu Yorgo Seferis&#8217;in evini, unutulmaz<br />
ses Tanju Okan&#8217;in evlerini goreceksiniz. Unlu edebiyatcimiz Necati<br />
Cumali&#8217;nin evi de orada. Urla Iskelede yuruyun.</p>
<p>34-Baz&yacute; Izmir Milletvekilleri&#8217; nin Izmir&#8217;li olmadiklarina sasirmayin.<br />
Onlarin bir kismi cantaci diye tabir edilen ve genel baskanlarinin<br />
atadiklari Izmir&#8217;in yolu nerededir bilmeyen insanlardir. Onlardan bir kismi<br />
kentteki diger kentlerin temsilcileri gibi secilirler ve calisirlar.<br />
Ornegin Konyalilar, Mardinliler vb. Belediye yatirimlari disinda Ankara&#8217;nin<br />
pek yatirim yapmamasina sasirmayin.</p>
<p>35-Sokakta yururken bir kuyruk gorurseniz dalin kuyruga. Siz de siraya<br />
girin. Lokma dokuluyordur. Yuzsuzluk edin iki tabak isteyin. Cogunlukla<br />
yadirganmazsiniz.</p>
<p>36-Izmir&#8217;de Yunan&#8217;in nasil denize dokuldugunu merak ediyorsaniz Karsiyaka<br />
Iskelesi civarinda &#8220;Goz goz goz&#8221;: Goztepe Iskelesi civarinda &#8220;Kaf kaf Kaf<br />
sin sin sin Kaf sin Kaf&#8221; diye bagirin.</p>
<p>37-Alsancak Sevinc Pastanesi ve Konak&#8217;taki YKM taa&#8230; Bizans doneminden<br />
beri bulusma noktasidir. Buyuk Iskender&#8217;in yavuklusuyla burada bulustugu<br />
anlatilir.</p>
<p>38-Hisaronunde Cin Ali&#8217;nin durumlerini yiyin. Oradan cikip Kizlaragasinda<br />
girin. Vitrinleri seyredin.</p>
<p>39-Bornova&#8217;da oturacaksaniz aksamlari Kucukpark&#8217;ta yapilir piyasa.<br />
Haberiniz ola.</p>
<p>40-Topcu&#8217;nun yerine gidip cop sis yiyin.</p>
<p>41-Izmir yazlari hamam gibi olur. Yaninizda sik sik degistirmek icin<br />
t-shirt bulundurun. Kisin bir sure cok soguk yapar. Bere, eldiven, atki<br />
kullanmayi ihmal etmeyin.</p>
<p>42-Alsancak&#8217; ta ve Kordon&#8217;da uzun saatler yuruyun. Yorulunca bir yere girip<br />
bir seyler icin. Sonra bir daha yuruyun. Iyi gelir.</p>
<p>43-Konak Pier&#8217;i bir alisveris merkezinden ziyade bir tarihi eser gibi<br />
gezin. En ucuna gidip denizi seyredin.</p>
<p>44-Fuar donemi olmasa bile arada bir Kulturparka gidin. Yesillikler<br />
arasinda dolasin. Rahatlarsiniz. Lunaparka gidin. Donmedolaba binin. Bangir<br />
bangir muzik esliginde Izmir&#8217;e tepeden bakin.</p>
<p>45-Kent merkezinde arabayla dolasmaya calismayin. Pek cok yere yaya olarak<br />
gidebilirsiniz. Park sorunu yasarsiniz.</p>
<p>46-Izmir&#8217;i mumkun oldugunca baska kentlerle kiyaslamayin. Onu kategori disi<br />
olarak gormeye calisin.</p>
<p>47-Ucuncu buyuk sehir imkanlari yoktur. Is bulmak sorundur. Universiteyi<br />
burada biterenlerin buyukce bir kismi Istanbul&#8217;a kacar. Ekonomik olarak gun<br />
gectikce kuculmektedir.</p>
<p>48-Metro&#8217;da &#8220;Tren Bornova Yonune Gider&#8221; unutmayin.</p>
<p>49-Ortamda cop tenekesi yoksa, kentkart dolum makbuzu almadan ayrilin.<br />
Cunku, melet cebinizde bir yil kalabiliyor.</p>
<p>50-Alsancak Cami&#8217;nin onundeki duraktan otobuse binmeyin. Bir durak onceye<br />
gidin. Oturarak gidersiniz.</p>
<p>51-Alsancak&#8217; taki caminin adi Hocazadedir. Kimse boyle soylemez. Onun adi<br />
Alsancak Camidir. Izmir&#8217;de ne kadar sohretli insan olse orada cenaze namazi<br />
kilinir.</p>
<p>52-Eger universite icin Izmir&#8217;e geldiyseniz ve sinif arkadaslarinizdan biri<br />
Izmir&#8217;liyse universite hayatiniz harika gecebilir. Cunku, Izmir&#8217;in<br />
yerlilerinin en fazla bir saat uzaklikta bir yazligi vardir. Yaz mevsimine<br />
dogru 6-7 kisi arabaya dolusulup oraya gidilir. Keyifli anlar gecirilir.</p>
<p>53-Bornova&#8217;da ogrenciyseniz Kucukpark&#8217;taki unlu mamuller ureten yerler fena<br />
degildir. Fiyatlari makuldur. Cok kalabalik olurlar. Bornova kira haricinde<br />
cok pahali bir yer degildir.</p>
<p>54-Arkadaslarinizla toplanip yazin Bostanli Iskelesinde basket oynayin.</p>
<p>55-Kentkarti arka cebinize koyun. Otobusu binince poponuzu cihaza surtun.<br />
Hem soforden azar isitin. Hem de kicimda cip var havasi yaratin.</p>
<p>56-Ucakla gelecekseniz Gaziemir&#8217;den Karsiyaka&#8217;ya gelinceye kadar Izmir<br />
otogarindan Balikesir&#8217;e ulasmis olursunuz.</p>
<p>57-Bornova&#8217;da oturuyorsaniz Manisa&#8217;ya gitmek Narlidere&#8217;ye gitmekden daha<br />
kisa surer.</p>
<p>58-Acele etmeyin. Bu sehir acele edenleri sevmez. Dukkanlar gec acilir.<br />
Gece gec saatlere kadar acik kalir. Bazi esnaflar ogleden sonra gunun<br />
hasilatini yeterli bulup dukkani kapatir bir yerlere icmeye gider.</p>
<p>59-Ankara&#8217;dan geldiyseniz sokakta insanlarin devamli gulumseyen yuzlerini<br />
yadirgamayin. Acaba dukkanim mi acik diye tedirgin olmayin. Izmir gulen ve<br />
gulumseyen insanlarin kentidir. Siz de gulumseyin.</p>
<p>60-Yazin Izmir&#8217;de olacaksaniz balkon evinizin en muteber yeri olacaktir.<br />
Cunku, dus aldiktan sonra banyodan cikincaya kadar kurursunuz. Yazin Izmir<br />
bosalir. Trafik rahatlar. Cunku, pek cok Izmir&#8217;linin yazliklari vardir.<br />
Oralara giderler. Karsiyakalilar Foca civarinda yer edinmislerdir.<br />
Digerleri de Cesme, Karaburun, Mordogan, Ozdere, Urkmez, Kusadasi,<br />
Seferihisar da yazliklarda yaz aylarini gecirirler.</p>
<p>61-Kosusturmayin, yuruyun.</p>
<p>62-Otobuslerde ve bazi yerlerde &#8220;Piristina, kalbimizdesin&#8221; yazisini<br />
gorunce, Kosova&#8217;nin Piristina kenti kastedilmiyordur. Merhum Belediye<br />
Baskani Ahmet Piristina sevilen bir baskandi.</p>
<p>63-Insanlar genelde huzurlu araba kullanirlar. Trafikta birbiriyle kavga<br />
edenler azdir. Trafikte yanlis yaparsaniz biri  &#8220;bilader napiyon&#8221; der.<br />
Kaslarini catar, kizacak gibi yapar. Sonra bir gulumsemeyle oradan<br />
uzaklasir.</p>
<p>64-Bir kez Karsiyaka macina gidin. Taraftar nasil olurmus gorun. Etkileyici<br />
bir manzara yaratirlar. Ozellikle Ataturk Spor Salonunda<br />
Karsiyaka-Fenerbahc e basket maclarinda muazzam bir atmosfer yaratirlar.<br />
Basketbolu iyi bilirler. Istanbul kulupleri gibi basket macina futbol<br />
seyircisi gelmez.</p>
<p>65-Izmir bir basketbol kentidir. Cok sayida basketbolsevere rastlarsiniz.<br />
Basketbol maclarinda salonlar genelde dolar. Bir basketbolsever iseniz<br />
Izmir tercih edilesi bir kenttir. Basketbolun lokomotifi Karsiyakadir.</p>
<p>66-Kadifekale, Ballikuyu taraflarina tek basiniza gitmeyin. Ankaralilar<br />
Ulus, Bentderesi ve Ankara Kalesi civarini nasil bilirlerse, Istanbullular<br />
Beyoglu&#8217;nun arka sokaklarini nasil bilirse buralari da oyle bilsin.</p>
<p>67-Kizinca Izmirlilerin asfalyalari atar, sasirmayin. Asfalya rumca<br />
sigorta, guvence demektir. Anlayacagin sigortalari atar.</p>
<p>68-Alsancak limani civarinda bir suru salas yapinin arasinda Arkas Holding<br />
binasini gorunce sasirmayin. Fiyakali bir yerdir. Otobusle onunden gecerken<br />
otobusunuz yukari katlarinin hizasindan gecer. Yemek vakti ise akvaryumdaki<br />
baliklar misali calisanlarini gorursunuz. Sirketin sahibi Lucien Arkas&#8217;tir.<br />
Denizcilik Odasi Baskani da Geza Dolough&#8217;tur. Onlar Turk vatandasi<br />
levantenlerdir. Kente damgasini vurmus bir levanten nufus ve levanten<br />
kulturu vardir. Izmir Turkiye&#8217;nin en buyuk limanlarindan biridir. Bazen<br />
kocaman bir turistik gemi yanasir rihtima.</p>
<p>69-Metro ile Ataturk Stadina gidecekseniz Statyum duraginda inmeyin.<br />
Halkapinar duraginda inin. Daha yakin oluyor.</p>
<p>70-Izmirliler misira dari derler.</p>
<p>71-Sicaklarda dekolte kizlara aval aval bakmayin. Sayet bakarsaniz kizlar<br />
da size tuhaf tuhaf bakarlar. Izmir&#8217;de cogunlukla yazin ama her mevsim<br />
kizlararasi dekolte yarismasi mi var acaba dediginiz olur.</p>
<p>72-Izmir&#8217;de cok sayida Balkan kokenli insanlar yasar. Bazi erkeklerin ve<br />
kizlarin cok uzun boylu olmasi sasirtmasin. Ozellikle Camdibi semtinde<br />
kendinizi Uskup, Gumulcine, Piristine, Filibe gibi bir kentte<br />
hissedebilirsiniz. Kahvelerinde renkli gozlu, uzun boylu, limon gibi sari<br />
insanlarin &#8220;Bre more,  Asan Astaneye gitti mi?&#8221; turunden konusmalara sahit<br />
olursunuz. Konusmalarinda H arfi yutulur.</p>
<p>73-Yazin butun gun cayir cayir yanarsiniz. Aksamustu yerel imbat ruzgariyla<br />
bir nebze olsun rahatlarsiniz. Ozellikle sahile yakin yerlerde aksamlari<br />
esinti eksik olmaz.</p>
<p>74-Adinda bir kent ya da semt adi olmayan nadir kuluplerden biri Altaydir.<br />
Az sayidaki taraftari Buyuk Altay derler. Maclarina gitmek zevklidir. Pek<br />
taskinlik olmaz. Bazi yasli amcalar bir yandan sohbet edip, mazinin Buyuk<br />
Altayini konusurlar bir yandan da tenis maci seyreder gibi maci izlerler.<br />
Altay kulubunde bazi gayri muslimler uyedir. Yonetimde seckin insanlar<br />
vardir.  Alsancak, Kahramanlar gibi seckin muhitler ve limontepe gibi bir<br />
kac gecekondu muhitindekiler desteklerler. Bir kac zengin Izmir&#8217;li ailenin<br />
destekleriyle ayakta durmaktadir. Eski basbakanlardan Adnan Menderes&#8217;in<br />
kalecilik yaptigi, Mustafa Denizlinin yetistigi ve Istanbul&#8217;a cok sayida<br />
oyuncu gondermis bir kuluptur. Ayrica, Fenerbahce eski baskanlarindan Sukru<br />
Saracoglu Altay&#8217;in da baskanligini yapmistir.</p>
<p>75-Hizla kume dusen Goztepenin, Asansor civarindan baslayip, Uckuyulara<br />
kadar uzanan hat boyunca taraftarlari bulunur. Ozellikle Guzelyali, Goztepe<br />
semtlerinde yogunlasmislardir. Taraftarlari 1960&#8242;li yillarin efsane<br />
takimindan bahsederler. Avrupa Kupalarinda ilk yari final oynayalariyla<br />
ovunurler. Karsiyaka&#8217;dan ve KSK dan nefret ederler. Goz goz goztepe<br />
seklinde tezaruhat ederler. 1980 yilinda Dunya&#8217;da ilk defa bir ikinci lig<br />
macinda seyirci rekoruna Karsiyaka ile birlikte imza atmislar ve 80 bin<br />
seyirciyi Ataturk stadina toplamislardir. Istanbul&#8217;un uc buyuk takiminin<br />
deplasmanda Trabzonla beraber seyirci ustunlugu kuramadigi iki takimdan<br />
biridir.</p>
<p>76-Karsiyaka basketbol subesiyle on planda olan bir kuluptur. Yasar Holding<br />
hamisidir. Kaf kaf kaf sin sin sin kaf sin kaf tezaruhati yaygindir. Futbol<br />
disinda cok sayida bransta faaliyet gosterir. Ornegin yelken. Taraftarlari<br />
biz Izmir&#8217;li degil Karsiyakaliyiz derler. 35 ½ plakasi tasirlar. Buna<br />
karsin Goztepeliler Tam 35 ve Biz Izmir cocuguyuz ya siz? slogani tasirlar.</p>
<p>77-Altinordu, ozellikle basmane, tilkilik, namazgah gibi Izmir&#8217;in gavur<br />
Izmir olarak anildigi yillarda Turklerin yogun oldugu mahallelerde kurulmus<br />
ve sevilmistir. Halen basketbol subesi olmasa da basketbol liginin ilk<br />
sampiyonu Altinordu&#8217;dur.</p>
<p>78-Esrefpasa, Ucyol, Hatay, Yaghaneler semtlerinin kulubu Izmirspordur.<br />
Altyapisi ve mulkleriyle kuvvetli olarak bilinir.</p>
<p>76-Bucaspor Buca semtinde kendi yagiyla kavrulan bir kuluptur. Sari<br />
kirmizili goztepe, siyah beyazli Altay&#8217;dan sonra sari lacivertli Bucaspor<br />
Istanbulun uc buyuklerinin Izmir&#8217;deki muadil tamamlayicisi gibidir.<br />
Izmir&#8217;de soyadlari kulup adi olan bazi degerli sahsiyetlerin kentidir.<br />
Vahap Ozaltay, Sait Altinordu, Fuat Goztepe.</p>
<p>77-Dokuz Eylul Universitesinin bazi bolumleri Ege Universitesi kampusu<br />
icindedir. Ege Universitesi Hastanesi Romanyadaki diktator Cavusesku&#8217;nun<br />
yaptirdigi gorkemli sarayi cagristirir. Cok buyuktur. Icinde kaybolursunuz.</p>
<p>78-Izmirliler kendilerini cagdas, ilerici ve batili olarak gorurler.<br />
Turkiye&#8217;nin batiya acilan kapisi, batiya donuk yuzu falan denir. Okumus<br />
yazmis insani coktur.</p>
<p>79-Bir kismi Gavur Izmir lafindan rahatsiz olur. Bir kismi da dinime<br />
kufreden musluman olsa bari deyip, guler gecer umursamaz.</p>
<p>80-Ucuncu buyuk kent olmakla ovunulur. Sonra da super ligde bir takimin<br />
olmamasi ucuncu buyuk kente yakisiyor mu diye hayiflanirlar.</p>
<p>81-Izmir&#8217;de cok sayida emekli insan yasar. Pekcogu emekli devlet memuru ve<br />
devlet iscisidir. Ozellikle emekli askerler ve ogretmenler yogundur. Konak<br />
ve Ucyol istikametinden Bati yonune dogru otobusle giderken duraklarda<br />
bekleyen bir yigin emekli yasliya rastlarsiniz. Keza Bornova ve Karsiyaka<br />
da emekli cenneti yerlerdir. Ulkede olup bitenlere kendilerine has bir<br />
tutuculuk sergilerler. Biz Ataturk&#8217;un ve Cumhuriyetin cocuklariyiz derler.</p>
<p>82-Basta Bornova olmak uzere, Alsancak, Karsiyaka ve Buca&#8217;da genis bahceli<br />
cok sayida levanten koskune rastlarsiniz. Bir kisminin icinde artik insan<br />
yasamaz. Bazilarinin icinde yasli gayri muslim vatandaslarimiz yasarlar.<br />
Onlar mazinin zengin is adamlari ve Avrupali tarim urunu tacirleridir.</p>
<p>83-Cesmeye gitmeyi ihmal etmeyin. Cesmeye gidip de Cesme kumrusu ve Rumeli<br />
pastanesinde sakizli dondurma yemeyi unutmayin. Yakin yerlerinde cok guzel<br />
plajlari vardir. Alacatiyi gezin.</p>
<p>84-Universite kampuslerinde stand kurup gezi duzenleyenlerin gezileri hem<br />
ucuzdur hem de guzeldir. Katilmaya bakin. Bahar doneminde vizelerden sonra<br />
tezgahlarini acmaya baslarlar.</p>
<p>85-Yilbasi biletinizi kemeralti girisindeki sag taraftaki biletciden alin.<br />
Neden bilmiyorum.</p>
<p>86-Turkiye&#8217;nin en buyuk bolge gazetesi Yeni Asir Izmir&#8217;den cikar. Ulkemizin<br />
yasayan en eski gazetesidir. Yuzyilin basinda Selanikte cikmaya<br />
baslamistir.</p>
<p>87-Turkiye&#8217;de ilk futbol maci Bornova&#8217;da papazin bahcesinde iki rum<br />
mahallesinin gencleri arasinda oynanmistir. Fakat, Izmir&#8217;e futbolu ingiliz<br />
levantenler getirmistir. Yine Turkiye&#8217;de ilk atletizm musabakasi da<br />
Bornova&#8217;da yapilmistir.</p>
<p>88-Turkiye&#8217;de ilk demiryolu hatti Izmir&#8217;den baslamis, ilk tren istasyonu<br />
Izmir&#8217;e yapilmistir.</p>
<p>89-Izmir bir camiler degil, kiliseler ve havralar kentidir. Kentte eskisi<br />
kadar olmasa da bir miktar musevi vatandas yasar. Cogu kemeraltinda esnaf<br />
ya da doktor, dis hekimi falandir.</p>
<p>90-En yuksek bina Hilton Otelidir. Kimileri onu Izmir&#8217;in bir organi olarak<br />
gorur.</p>
<p>91-Kimileri Guzel Izmir der. Bu sifat burada yasayan rumlar tarafindan<br />
konuldugu rivayettir. Kentte en fazla nufusu uzun yillar rumlar<br />
olusturmustur. Onlar Izmir i bir kraliceye, Bornova yi da bu kralicenin<br />
tacina benzetirlermis. Bu yuzden Guzel dedikleri anlatilir. Dogruysa.</p>
<p>92-Firsat bulursaniz yakindaki Izmir koylerine gidin. Koylulerle sohbet<br />
edip Ege sivesini dinleyin. Gelivedim, gidivedim, nediyon usen (Ne<br />
yapiyorsun Huseyin) gibi cumleleri duyun. Selcuk ilcesinin Sirince koyune<br />
gidin. Sarapevlerini ziyaret edin. Gozleme yiyin.</p>
<p>93-Eski itfaiye binasi Ahmet Piristina kent muzesine donusturuldu. Gidip<br />
gezin. Bina arkasindaki lokantadan Izmir yemeklerini uygun fiyata<br />
yiyebilirsiniz.</p>
<p>94-Kentte cok sayida Girit mubadili aile yasar. Izmir pazarlarinda envayi<br />
turlu otun satildigini gorursunuz. Giritlinin gectigi yerde ot bitmez<br />
lafini duyarsiniz. Onlar otlardan birbirinden ilginc, lezzetli ve dahasi<br />
saglikli yemekler yaparlar. Ahh ahh&#8230; Sade suya tirit elden gitti Girit.</p>
<p>95-Izmir kofteler diyaridir. Tire, Odemis, Kosova kofteleri meshurdur.<br />
Kemeraltindaki esnaf lokantalarinda Izmir kofte ve kokorec yiyin.</p>
<p>96-Hakiki Koc ve Pamukkale firmalarinin merkezleri Izmir&#8217;dedir. Otogar<br />
Bornova&#8217;dadir.</p>
<p>97-Uzun yillar Turkiye&#8217;nin en buyuk stadi unvanini elinde bulunduran<br />
Ataturk Stadi Izmir&#8217;dedir. Izmir cok sayida uluslararasi spor<br />
organizasyonuna evsahipligi yapmistir.</p>
<p>98-Izmir fuarlar kentidir. Kulturparkta yil boyunca pek cok sektorun fuari<br />
yapilir. Ama en gorkemlisi ve buyugu Agustos ayinin son haftasi baslayip<br />
eylul ayinin ikinci haftasina kadar suren Izmir fuaridir. Ilk gun ucretsiz<br />
olur. Sadece Izmirliler degil, cevre il ve ilcelerden de cok sayida<br />
ziyaretci gelir. Otomotiv standlari ile ikram ve hediye dagitan standlar<br />
yogun ilgi gorur.</p>
<p>99-Inciraltinda Ozdilek alisveris merkezinin orada bir savas gemisi ve<br />
denizalti, muze olarak hizmet vermektedir. Merakliysaniz  gidip belese<br />
gezebilirsiniz.</p>
<p>100-Ankara&#8217;dan gelenler icin Cankaya burada bir alisveris ve is merkezidir.<br />
Unutmayin.</p>
<p>.</p>
<p>__,_._,___</p>
<p>Selmin Tekeli</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2096&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/11/15/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Etkinlik</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/11/01/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/11/01/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür - Antropoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[33]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Nevval Sevindi,  </p>
<p>01 Kasım 2007 tarihinde üniversitemizde &#8216;Türkiye&#8217;nin Tanıtımı ve İmaj Sorununa Yönelik Çözüm Arayışları&#8217; konulu yuvarlak masa toplantısı düzenlenecektir.  </p>
<p>Toplantılar serisi haline getirilmesi öngörülen bu ilk toplantıda konuya ilişkin bilgi ve deneyimlerinizi bizlerle paylaşmanız şükranla karşılanacaktır.</p>
<p>Gerekli hazırlıkların tamamlanabilmesi için toplantıya katılımınızla ilgili bilginin tarafıma iletilmesini saygılarımla rica ederim.</p>
<p>Saygılarımla, </p>
<p>Büyükelçi (E.) Murat Bilhan<br />
Dış Politika Platformu Direktörü<br />
İstanbul Kültür Üniversitesi<br />
Ofis: 0212-4984717<br />
Cep: 0532-2442294<br />
E-mail: m.bilhan@iku.edu.tr</p>
<p>T.C. İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ<br />
Ataköy Kampüsü Bakırköy İstanbul<br />
Tel: (212) 498 41 41 Faks: (212) 498 43 06<br />
Toplantı Programı:</p>
<p>10:00-10:30 Açılış Konuşmaları<br />
10:30-12:30 Türkiye&#8217;nin Tanıtım ve İmajı Hakkında Tespitler<br />
12:30-14:00 Öğle Yemeği<br />
14:00-16:00 Türkiye&#8217;nin Tanıtımı ve İmaj Sorununa Çözüm Arayışları<br />
16:00-16:30 Kahve Arası<br />
16:30-17:30 Tartışma ve Kapanış Konuşmaları </p>
<p>TOPLANTININ YAPILMA AMAÇLARI</p>
<p>Bilindiği üzere, ülkemizin en önemli sorunlarından biri, hatta birincisi, dış tanıtım sorunudur. Bu sorun çok kez masaya yatırılmış ve üzerinde yoğun tartışmalar cereyan etmiştir. Değişik  uzmanların kendi uğraş alanlarındaki tanıtım konularına ilişkin değerlendirmeleri çeşitli basın ve yayın organlarında yer almış, televizyonlarda tartışılmış, birçok akademik toplantının gündemini teşkil etmiştir. Ancak bu sorun, Türkiye&#8217;nin en önemli bir sorunu olmaya devam etmektedir. </p>
<p>Ya önerilen çözüm yöntemleri makul olduğu halde çeşitli nedenlerle uygulanamamış, ya yanlış ve eksik teşhisler konmuş, ya da konunun gerçek uzmanlarının yaptıkları derinlemesine çalışmalar yerine sadece yüzeysel alan incelemeleri yapılarak ayrıntılar içinde kaybolunmuştur. Herhalükarda başarılı bir şekilde tanıtılamadığımız, dışarıda nasıl göründüğümüzden bellidir. Ve bu olumsuz görüntümüz, sadece belli bölgelerle, örneğin Avrupa, ya da Amerika ile sınırlı olmayıp, farklı nedenlerle ve farklı boyutlarda olmakla birlikte, Afrika gibi beklenmedik yerlerde de ortaya çıkmaktadır.  Beğenilmemek ülkemiz ve insanımız için bir kader olmamalıdır. Bir savunma refleksiyle kendisini veya kurumunu başarılı görmek veya göstermek yanılgısına düşenlere her halde bir özeleştiri tavsiye etmek ve bazı şeyler söylemenin mümkün ve doğru olacağı düşünülmektedir.</p>
<p>Bu kadar önemli bir konunun bir stratejisinin belirlenmesinin lüzumu kuşkusuzdur. Ancak ülkemiz için tekil bir strateji tespit edilerek uygulanmasının da hem mümkün hem de doğru olmayacağı düşünülmektedir. Zira konu sadece bir devlet stratejisi olarak ele alındığı takdirde, belli ölçüde yabancılar üzerinde inandırıcılığını kaybetmekte ve bazı durumlarda faydadan çok zarar getirebilmektedir.Yabancılar üzerinde bu tür bir senkronize çabanın, konuyu propaganda, ya da reklâm boyutuna indirgemek şeklinde algılanabildiği de bir gerçektir. </p>
<p>Burada sivil toplum kuruluşlarına da (STK) önemli sorumluluklar düşmektedir. Ancak, bu çoğulcu ve çok sesli yaklaşım, görüş, buluş, öneri ve eylem çeşitliliği ve yeniliği getirebileceği gibi, çelişkiler, kaos ve kavram kargaşası da getirebilir ve inandırıcılığımızı yukarıdaki görüşlerimizin ters yönünden  olumsuz etkileyebilir.</p>
<p>Doğru yaklaşım, yukarıdaki iki zıt, ya da en azından birbirinden bağımsız yaklaşımın sentezi niteliğinde &#8220;çeşitlilik içinde birlik&#8221; şeklindeki bir uyum (harmoni) çalışması olabilir. Bu toplantıyla amaçladığımız esas itibarıyla budur. Bu şekilde bulacağımız çözümler, ülkemizin çoğulcu, çok sesli bir yapıya sahib olduğu izlenimini de hedef kitleye yansıtmalıdır. </p>
<p> Bir beyin fırtınası şeklinde ve yuvarlak masa etrafında tertiplediğimiz bu ilk toplantıya ülkemizin önde gelen şahsiyetleri arasından sınırlı sayıda kişinin katılması ve böylece katılanların değerli deneyim ve görüşlerinden, azami ölçüde yararlanılması öngörülmüş bulunmaktadır. </p>
<p>Ses kayıtları da alınmak suretiyle derlenecek tutanakların, katılımcıların onayları alındıktan sonra, bir kitapçık haline getirilmesi düşünülmektedir. Bu ilk deneyimde beklediğimiz mütevazı başarı ölçüsüne ulaşabilirsek, bu toplantılar seri haline getirilecek ve hem uzmanlık alanlarına göre katılımcılar, hem de işlenen temalar çeşitlendirilecek ve toplantılar ayrıntılandırılarak, derinleştirilecektir. Bu aşamada ulusal nitelikte tutulan, zira sadece ülkemizin daha iyi tanıtılmasına yönelik bir içerikle sınırlı tutulan bu toplantılar, ileri aşamalarda, yabancı uzmanların da davetiyle zenginleştirilebilecektir.</p>
<p>Şimdiye kadar yapılanlara mazeret ve kılıf aramak, gerçekleri olduğu gibi görmek yerine  haklılığımızın ve başarılarımızın kanıtlanmasına dönük gerekçeler yaratmaktansa, eleştirel bir yaklaşım beklediğimiz bu toplantıda, değerli katılımcıların kurumlarını temsil etmediklerinin bilincinde olarak, kendileri adına konuştukları  kabul edilecek, &#8220;Chatham House&#8221; kuralları uygulanacak ve isimleri başka hiçbir yerde kendi istekleri dışında kullanılmayacak, hatta buna rağmen görüşlerinin &#8220;off-the record&#8221; tutmak istedikleri bölümleri olursa buna da saygı gösterilecektir.</p>
<p>Aynı gün içinde iki bölüm halinde yapılması öngörülen bu çalışmanın ilk yarım gününde, konuya ilişkin saptamalara ve tanılara (diagnosis) yoğunlaşılması ve bu alanda örtüşen ve ayrışan saptamaların ve eleştirilerin belirlenmesi düşünülmektedir. Öğle yemeğini takiben, ikinci bölümde ise, çare ve önerilerin gündeme getirilmesi öngörülmektedir. Değerli katılımcıların, varsa bu alandaki kitap, makale ve başka eserleri hakkında Dış Politika Platformumuza önceden bilgi vermeleri şükranla karşılanacaktır. Böylece hem katılımcıların birbirlerini daha iyi tanımaları sağlanmış olabilecek, hem de bir ön çalışma yapmaları mümkün kılınabilecektir.</p>
<p>Olabilecek telkin, görüş ve önerilerinizin değerlendirilmesini teminen Platformumuza vakitlice ulaştırılmasını saygılarımla yüksek takdirlerine sunarım. </p>
<p>Saygılarımla, </p>
<p>Büyükelçi (E.) Murat Bilhan<br />
Dış Politika Platformu Direktörü<br />
İstanbul Kültür Üniversitesi<br />
<span id="more-2141"></span></p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2141&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/2007/11/01/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
