Kültür-Antropoloji

Kriz yılında ne yapmalı?

Aralık 23 2008bir Yorum Kategori: Kültür-Antropoloji

Almanya’da 1528 kişi üzerinde 70 yıl süren bir araştırma sonuçları 1999’da açıklanmıştı. Kötümser olanların iyimser olanlara göre ömrünün daha kısa olduğu bulunmuştu. Kötümserlerin büyük çoğunluğu erkek.  

Uzlaşma Kültürü

Kasım 20 2008Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

TOPLUMSAL UZLAŞMA DEMOKRATİK HAYATA NASIL GEÇİRİLİR ?
1980 yılındaki bir yazısında sosyal antropolog Sedat Veyis Örnek bunu çok net dile getirir:
“ hizmet götürülen halk kesimlerinin toplumsal ve kültürel yapıları iyice bilinmedikçe ; bu yapıyı oluşturan tutum ve davranışlar doğru olarak saptanmadıkça; hizmet götürenle hizmeti kabul edecekler arasındaki duyarlı dengeler ve odaklar nesnel olarak belirlenmedikçe atılan adımlar çoğu zaman boşa gidecektir. Bu nedenle bilgi ve becerilerini halka sunan
öğretmenlerin, doktorların, veterinerlerin, yöneticilerin, kısaca halkla ilişkisi olan her meslek görevlilerinin her şeyden önce halkı iyi tanımaları; onun yapısal özelliklerini, belirli durumlardaki tepkilerini ya da kabullenme , benimseme eğilimlerini, yeniliğe, çağdaşlığa açık ve kapalı yanlarını, kısaca o halkı halk yapan, belirgin tutum ve davranışlarını iyi bilmeleri gerekmektedir.”*
 

Müzik ve matematik

Ağustos 20 2008Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

Merhaba Nevval Hanım,

Yazınızı inceledim.

Şimdi de sıra benim projemde. Yaz tatilinde bütün müzik öğretmenleri göreve çağrılıp ülkenin dört bir yanında seferberlik başlatılmalı. Ruh inceliği olmayan toplumun nasıl vahşileştiğini görüyoruz. Nefret ve kini yenmenin yollarından biri de koro çalışmalarıdır. İzmir’de çocuk, genç ve yetişkinlere korolar kurulurdu. Sezen Aksu gibi isimler de çıkaran bu şehir koroları çok başarılıydı. Üç ay her bölgede çocuk koroları kurulsun, çocuk oyunları oynansın. Müzik yerine matematik çalışan çocuktan matematik dahisi çıkmıyor. Ama müzik bilenden matematik dahisi çıkar.

 

İzmir

Nisan 3 2008Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

İzmir Expo2015 için yapılan sunumlarda neden ihalesiz olarak seçilen bir kuruma verildi. Gila Benmayor’un yazdığı gibi (izmir=0 Milano=5) bu kötü sunuma neden kayırmacılık uygulandı?
Türkiye “iyi olan kazansın” anlayışına geçmeden bir adım ileri gidemeyecek. Türkiye hep “ışığı olanı boğ” diyerek kendini boğuyor.  

Bedava saç kesimi!

Mart 6 2008Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

DÜNYANIN EN İLGİNÇ PARA GEÇMEYEN ÇEVRECİ
BERBERİ

 

Türk kültürü

Mart 5 2008Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

20.yüzyıl kültürel anlamda gerçek bir başarısızlık örneğidir. Tek doğrunun kendisi olduğunu iddia edenlerin çıkardığı savaşlarla, zulümle inledi insanlar.Robespierre ile simgeleşen jakobenlik kendi gibi düşünmeyen herkesi giyotine göndermekte bir an duraklamadı. O nedenle Robespierre de ağzı burnu dağılmış olarak giyotine gönderildi sonunda. Binlerce yıllık sözlü kültür geleneği olan konuşma küçümsendi. Sadece yazının kalıcılığı vurgulandı. Konuşmanın insani boyutu ve yaratıcılığı yok edildi. Çünkü 20. yüzyıl insanları polarize etti.Herkesi savurdu.Modernleşmeci pradigma vazgeçilemez tek gerçeklik gibi kendini ortaya koydu. İlerlemeci anlayış kendinden başka bir paradigma olabileceğini düşünmeden rahat rahat yaşadı. bu entellektüel bakış nedeniyle toplumları ve insanları terzi makasıyla keser gibi kesip biçmek 20.yüzyılda normal görüldü.İdeolojiler alkış aldı, insanlar acı çekti. Bu terzi makası Rusya’da binlerce Tatarı, Ahıska Türkünü ya da Koreliyi yerinden yurdundan sürdü. Bu terzi makası Avrupayı biçti tam ortadan, Afrika’nın ise bugünkü felaketini hazırladı. Bugün gördüğümüz “öteki” bizim aynamızdır. Yoksul kıtalar kültürleri ellerinden alınmış, toplumsal modelleri tarumar edilmiş ülkelerle dolu. Konuşma yasalarla bile yasaklanmış Yeni Zelanda’da olduğu gibi. Maori yerlileri yüz yıl kendi dillerinde konuşamamış.Yeni izin verildi ve ilk ana okullarını açtılar kendi dillerinde. Sokak isimleri Maori dilinde yeniden değiştiriliyor özür dilemek için.
Bugün tera çağında yaşıyoruz . Mega milyon giga milyar. Ama hiç bir sayısal büyüklük iki insanın göz göze olmasındaki kadar büyük bilgi alşıverişini bize henüz sunamıyor. Göz göze olduğumuzda birbirimize bir saniyede bir milyar veri aktarıyoruz. Diyalog çok farklı kimlikler arasında olduğu zaman yaratıcı. Tarih boyunca değişim kültürler arası diyalg ve bilginin taşınmasıyla olmuşutur. Önyargısız düşünme diye başlayan cümleler var. Önyargılı düşünme zaten olmaz ki!O sadece bir yargının belirtilmesidir.Önyargının bilgi yerine kullanılması alışkanlığnı değiştirmek zorundayız. Yani eski zihni kalıpları, düşünce biçimlerini ve tek doğruları.
1500 yıllarında dünyada 500 devlet vardı, site devletler.Bu yüzyılın başında 23 tane ülke vardı, imparatorluklar. 1950 başında ülke sayısı 53’e çıktı.Şimdi Birleşmiş Milletlerin üyesi 193 ülke var. Kendi adına para basan ülke sayısı ise 214 tane. Beklenti şu.500 doğru giderek geldiğimiz yere varacağız bir yığın acıdan sonra.
21.yüzyıl insan ve kültür merkezli bir anlayışın kuramını hazırlamaya çalışıyor.21. yüzyıldaki demokrasi anlayışı Türk İslam anlayışında tüm değerleriyle var. Yani bin yıl sonra yaşayan hoşgörü dünyası . İşte Mevlana diyor ki: Gene gel gene./Ne olursan ol/ ister kafir ol, ister mecuzi, ister putperest/ ister yüz kere tövbe etmiş ol/ ister yüz kere bozmuş ol tövbeni/ umutsuzluk kapısı değil bu kapı/ nasılsan öyle gel.
Bence 21. yüzyılın mottosu bu:Nasılsan öyle gel. Bu çoklu kültür ve çoklu din mottosunun yaratıcısı benim kültürüm. Yunus da şiirlerinde 72 milletin kardeşliğinden söz eder çoklu etnik kültürle birarada yaşamanın en güzel edebi eserleri kültürümüzde vardır. İpekyolunun 12.000 kilometrelik alanında yol boyu Türkçe konuşulur. Anadolu’daki barışçı kültür İpek yolundan Batı’ya göç eden Türk kavimlerinin çatışma ve barış içinde yarattığı kültürdür. Türkler bütün kültürlerle alış veriş içinde olmayaı sevmişler tarih boyu. Çok etkilendikleri kültürlerle bütünleşmekte sakınca görmemişler. Kültürlere gösterdikleri uyum nedeniyle bazılarınca kimliksiz diye nitelenmeleri önyargılı bir bakıştır. Onlar kültürel uyumun ve sentezin örnekleri olmuşlar. Bu nedenle dünyada şaman, yahudi, hıristiyan,müslüman Türk boyları, devletleri var. Türkler yol kültürüyle tüm kültürlere aşina olmuştur. Budizm,nasturilik,manizm gibi dinlerdeki hoşgörü tasavvufta ruh bulur. Çin, Hind ve İran kültürleriyle etkileşim içinde olmuştur Türkler. Bu Horasan’da mayalanmıştır.
 

Makalat

Mart 5 2008Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

” Mu’minin gonlu Kabe’ye benzer. Kabe’ye varan ayagi ile yurur ama gonul isteyen, yuzu uzre varsa gerek. Onun icindir ki asiklar yuzlerini yerlere surerler. Kabe’ye gidene kilavuz gerekir ve kilavuz Kur’an’dir. Gonle gidene ise bizzat Allah kilavuzluk eder. Kabe’de ihram giyerler. Hakki batindan ayirmak ihram giymeye benzer. Yoldan taslari temizlemek, hac sirasinda seytan taslamaya benzer. Kendi nefsinin bos ve gecici isteklerini tepelemek hacda kurban kesmeye benzer.” (Makalat, 74-75)

 

Çocuklar İçin

Aralık 22 2007Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

‘Daha fazla sirk okulu kurulsun’

Geçmişle geleceği bağlayan eğlenceler çocuklarımıza kültürel aktarımdır.Eğlenirken öğrenir,hayvan sevgisi tadarlar.İzmir fuarında her yıl babamın bizi götürdüğü sirkler çocukluğumun renkli dünyasıydı.Bunun köklerinin kültürümde olduğunu sonra öğrendim:
Türkiye’nin ilk uluslararası sirki olan Avrasya Sirki’nin kurucusu Servet Yalçın, çocuklar ve gençler için ücretsiz ”Sirk Okulu” kurulması konusunda destek çağrısında bulundu.
 

İzmir İzmir

Kasım 15 2007Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

IZMIR E YENI GELENLER ICIN 100 MADDEDE IZMIR:

1-Istanbul’dan geldiyseniz, burada da karsi kavrami vardir. Sasirmayin.
 

Etkinlik

Kasım 1 2007Yorum Yok Kategori: Kültür-Antropoloji

Sayın Nevval Sevindi,

01 Kasım 2007 tarihinde üniversitemizde ‘Türkiye’nin Tanıtımı ve İmaj Sorununa Yönelik Çözüm Arayışları’ konulu yuvarlak masa toplantısı düzenlenecektir.

Toplantılar serisi haline getirilmesi öngörülen bu ilk toplantıda konuya ilişkin bilgi ve deneyimlerinizi bizlerle paylaşmanız şükranla karşılanacaktır.

Gerekli hazırlıkların tamamlanabilmesi için toplantıya katılımınızla ilgili bilginin tarafıma iletilmesini saygılarımla rica ederim.

Saygılarımla,

Büyükelçi (E.) Murat Bilhan
Dış Politika Platformu Direktörü
İstanbul Kültür Üniversitesi
Ofis: 0212-4984717
Cep: 0532-2442294
E-mail: m.bilhan@iku.edu.tr

T.C. İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ
Ataköy Kampüsü Bakırköy İstanbul
Tel: (212) 498 41 41 Faks: (212) 498 43 06
Toplantı Programı:

10:00-10:30 Açılış Konuşmaları
10:30-12:30 Türkiye’nin Tanıtım ve İmajı Hakkında Tespitler
12:30-14:00 Öğle Yemeği
14:00-16:00 Türkiye’nin Tanıtımı ve İmaj Sorununa Çözüm Arayışları
16:00-16:30 Kahve Arası
16:30-17:30 Tartışma ve Kapanış Konuşmaları

TOPLANTININ YAPILMA AMAÇLARI

Bilindiği üzere, ülkemizin en önemli sorunlarından biri, hatta birincisi, dış tanıtım sorunudur. Bu sorun çok kez masaya yatırılmış ve üzerinde yoğun tartışmalar cereyan etmiştir. Değişik uzmanların kendi uğraş alanlarındaki tanıtım konularına ilişkin değerlendirmeleri çeşitli basın ve yayın organlarında yer almış, televizyonlarda tartışılmış, birçok akademik toplantının gündemini teşkil etmiştir. Ancak bu sorun, Türkiye’nin en önemli bir sorunu olmaya devam etmektedir.

Ya önerilen çözüm yöntemleri makul olduğu halde çeşitli nedenlerle uygulanamamış, ya yanlış ve eksik teşhisler konmuş, ya da konunun gerçek uzmanlarının yaptıkları derinlemesine çalışmalar yerine sadece yüzeysel alan incelemeleri yapılarak ayrıntılar içinde kaybolunmuştur. Herhalükarda başarılı bir şekilde tanıtılamadığımız, dışarıda nasıl göründüğümüzden bellidir. Ve bu olumsuz görüntümüz, sadece belli bölgelerle, örneğin Avrupa, ya da Amerika ile sınırlı olmayıp, farklı nedenlerle ve farklı boyutlarda olmakla birlikte, Afrika gibi beklenmedik yerlerde de ortaya çıkmaktadır. Beğenilmemek ülkemiz ve insanımız için bir kader olmamalıdır. Bir savunma refleksiyle kendisini veya kurumunu başarılı görmek veya göstermek yanılgısına düşenlere her halde bir özeleştiri tavsiye etmek ve bazı şeyler söylemenin mümkün ve doğru olacağı düşünülmektedir.

Bu kadar önemli bir konunun bir stratejisinin belirlenmesinin lüzumu kuşkusuzdur. Ancak ülkemiz için tekil bir strateji tespit edilerek uygulanmasının da hem mümkün hem de doğru olmayacağı düşünülmektedir. Zira konu sadece bir devlet stratejisi olarak ele alındığı takdirde, belli ölçüde yabancılar üzerinde inandırıcılığını kaybetmekte ve bazı durumlarda faydadan çok zarar getirebilmektedir.Yabancılar üzerinde bu tür bir senkronize çabanın, konuyu propaganda, ya da reklâm boyutuna indirgemek şeklinde algılanabildiği de bir gerçektir.

Burada sivil toplum kuruluşlarına da (STK) önemli sorumluluklar düşmektedir. Ancak, bu çoğulcu ve çok sesli yaklaşım, görüş, buluş, öneri ve eylem çeşitliliği ve yeniliği getirebileceği gibi, çelişkiler, kaos ve kavram kargaşası da getirebilir ve inandırıcılığımızı yukarıdaki görüşlerimizin ters yönünden olumsuz etkileyebilir.

Doğru yaklaşım, yukarıdaki iki zıt, ya da en azından birbirinden bağımsız yaklaşımın sentezi niteliğinde “çeşitlilik içinde birlik” şeklindeki bir uyum (harmoni) çalışması olabilir. Bu toplantıyla amaçladığımız esas itibarıyla budur. Bu şekilde bulacağımız çözümler, ülkemizin çoğulcu, çok sesli bir yapıya sahib olduğu izlenimini de hedef kitleye yansıtmalıdır.

Bir beyin fırtınası şeklinde ve yuvarlak masa etrafında tertiplediğimiz bu ilk toplantıya ülkemizin önde gelen şahsiyetleri arasından sınırlı sayıda kişinin katılması ve böylece katılanların değerli deneyim ve görüşlerinden, azami ölçüde yararlanılması öngörülmüş bulunmaktadır.

Ses kayıtları da alınmak suretiyle derlenecek tutanakların, katılımcıların onayları alındıktan sonra, bir kitapçık haline getirilmesi düşünülmektedir. Bu ilk deneyimde beklediğimiz mütevazı başarı ölçüsüne ulaşabilirsek, bu toplantılar seri haline getirilecek ve hem uzmanlık alanlarına göre katılımcılar, hem de işlenen temalar çeşitlendirilecek ve toplantılar ayrıntılandırılarak, derinleştirilecektir. Bu aşamada ulusal nitelikte tutulan, zira sadece ülkemizin daha iyi tanıtılmasına yönelik bir içerikle sınırlı tutulan bu toplantılar, ileri aşamalarda, yabancı uzmanların da davetiyle zenginleştirilebilecektir.

Şimdiye kadar yapılanlara mazeret ve kılıf aramak, gerçekleri olduğu gibi görmek yerine haklılığımızın ve başarılarımızın kanıtlanmasına dönük gerekçeler yaratmaktansa, eleştirel bir yaklaşım beklediğimiz bu toplantıda, değerli katılımcıların kurumlarını temsil etmediklerinin bilincinde olarak, kendileri adına konuştukları kabul edilecek, “Chatham House” kuralları uygulanacak ve isimleri başka hiçbir yerde kendi istekleri dışında kullanılmayacak, hatta buna rağmen görüşlerinin “off-the record” tutmak istedikleri bölümleri olursa buna da saygı gösterilecektir.

Aynı gün içinde iki bölüm halinde yapılması öngörülen bu çalışmanın ilk yarım gününde, konuya ilişkin saptamalara ve tanılara (diagnosis) yoğunlaşılması ve bu alanda örtüşen ve ayrışan saptamaların ve eleştirilerin belirlenmesi düşünülmektedir. Öğle yemeğini takiben, ikinci bölümde ise, çare ve önerilerin gündeme getirilmesi öngörülmektedir. Değerli katılımcıların, varsa bu alandaki kitap, makale ve başka eserleri hakkında Dış Politika Platformumuza önceden bilgi vermeleri şükranla karşılanacaktır. Böylece hem katılımcıların birbirlerini daha iyi tanımaları sağlanmış olabilecek, hem de bir ön çalışma yapmaları mümkün kılınabilecektir.

Olabilecek telkin, görüş ve önerilerinizin değerlendirilmesini teminen Platformumuza vakitlice ulaştırılmasını saygılarımla yüksek takdirlerine sunarım.

Saygılarımla,

Büyükelçi (E.) Murat Bilhan
Dış Politika Platformu Direktörü
İstanbul Kültür Üniversitesi
 

Sayfa 1 / 812345»...Sonraki »