Ruslara göre ilgisizlik, en büyük ahlaksızlık
Kasım ayında okuyucusuyla buluşan uluslararası Diyalog Avrasya dergisinin 23. sayısı, “Nasıl bir insan?” sorusuna cevap bulmaya çalıştı. Toplumun gittikçe hem içe hem de dışa karşı yabancılaştığını gündeme taşıyan dergi, Rusların “insanların birbirine ilgisizliğini en büyük ahlaksızlık” saydıklarını okuyucunun dikkatine sunuyor.
Haziran ayında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te “Medeniyetler Diyalogu ve Birlikte Yaşama” konusunu ele alan uluslararası sempozyumda gündeme gelen, dünyada diyaloğun ve hoşgörünün sağlam zemine oturtulmasının eğitimden geçtiği iddiası, sempozyum katılımcılarını şu sonuca götürmüştü: Dünyanın geleceği, yeni nesillere verilen eğitime bağlıdır. Diyalog Avrasya dergisinin Yayın Editörü Nevval Sevindi tarafından gündeme getirilen “dünyanın geleceği için yapıcı, ahlaklı, hoşgörülü, sorumluluk hisseden neslin yetiştirilmesi yönünde eğitim müfredatlarının şekillendirilmesi gerektiği” fikri, sempozyumun sonuç bildirgesinde de yer aldı. Dünyanın birçok yerinde sebepleri ne olursa olsun, yapılan askeri operasyonlarında ölen insan sayısı arttıkça, çatışma halinde olan halklar arasındaki düşmanlıkların da artması doğal. Avrupa’da ve eski Sovyetler coğrafyasında yaşanan milli azınlıklar arası krizler, suni bir şekilde dayatılan sözde Müslüman – Hıristiyan anlaşmazlığı, “öteki” kavramını gündeme getirerek, dünya insanlarının birbirine “öteki” gözüyle bakmalarını teşvik ediyor. Bu durumda, ciddi tehlike altına giren sadece medeniyetler arasındaki diyalog değil, dünya barışı ve bütün insanlığın ortak yaşadığı dünyanın geleceği. Problemin ciddiyeti ve boyutu, bilim adamları, politikacılar, sivil toplum kuruluşları ve sanatçılar; yani her kesimden ve meslekten olan ve dünyanın geleceğinin var olmasını arzulayan herkesi acil harekete geçirdi. Büyüyen ve gelecekte dünyayı yönetecek olan nesli, kendi devletine ve bütün insanlığa faydalı olabilecek şekilde eğitilmesi gerektiği, şu an en yaygın görüşler arasında yer alıyor. Bu nedenle DA dergisi de yeni sayısında “İyi insan nasıl olmalı?”, “Devletler nasıl bir insan ister?” “İstenilen gibi insanı yetiştirmek için neler yapılıyor?” sorularına cevaplar arandı. İranlıların %67’si, Türklerin %90’ı evliliğin modasının geçmediğini düşünüyor Bu konuyu araştırırken, DA dergisi orijinal bir yol seçerek, hemen hemen bütün Avrasya ülkelerindeki “iyi insan ve iyi vatandaş” yetiştirme adına yapılan uygulamalara göz atarak, bir değerlendirme sunmaya çalışıyor okurlarına. Türkiye’den Sakarya Üniversitesi öğretim görevlisi Doç. Dr. Recep Kaymakcan tarafından hazırlanan “Türkiye halkının sahip olduğu değerlerin analizi” dikkati çeken yazılar arasında. 2001 yılında yapılan Dünya Değerler Araştırması’ndan elde edilen sonuçlar birçok kriteriyle Türk aile ve din değerlerine bağlığını koruduğunu gösteriyor. Mesela, evliliğin modasının geçmediğini düşünen Türk sayısı nüfusun %90’ınını teşkil ediyor, İran’da ise aynı fikri paylaşan insanların oranı %67. İnanç konusundaki soruya verilen cevaplardan, Türkiye’nin nüfusunun %96,7’nin Allah’a inandığını öğreniyoruz yalnız bunun yanında dinin gereklerini yerine getirenlerin oranı çok düşük kalıyor. Yapılan değerler araştırmasının gayet şaşırtıcı diğer bir sonucu; nüfusunun büyük çoğunluğunun inançlı olduğu Türkiye’de, insanların bir birlerine güvenmemesi. Başka bir yazıda, Rusya’da yapılan benzer bir araştırmanın sonuçlarıyla karşı karşıyayız. Dergide ayrıntılarıyla ele alınan “Rus toplumunun son 15 yıl içerisindeki değişiklikleri” oldukça ilginç: Rusya’da yaşayanlar en büyük ahlaksızlık olarak, “insanların birbirlerine ilgisizliklerini” dile getiriyor. Aynı yazıda “öteki” konusuna değinilerek, Rus toplumunun %44’ünün diğer milletlere mensup olan insanlardan rahatsızlık duydukları ve onlara karşı antipati duygularının var olduğu ortaya konuyor. İnsan yetiştirmede önemli rol oynayan ötekileştirme olgusu, Rus bir gazeteci Vladimir Avdeyev’in yazısında daha da çarpıcı hale getirilmiş. Avdeyev, Rusya’daki toplumun, bütün insanları “bizimkiler” ve “bizim olmayanlar” olarak ayırdıklarını söylüyor. İnsanların umursamazlaştırıldığından bahseden Avdeyev, insanlığın “hala dostluğu, saygıyı, güzelliği, aşkı, emeğinin onurunu her şeyden üstün tutmasını öğrenmedikleri”nden yakınıyor. Manevi değerlerin hızla yok olduğuna seyirci kalmak istemeyen Rus Ortodoks kilisesi, Rusya’nın genelinde bütün ortaokul müfredatlarında “Hıristiyanlık” eğitiminin yer almasında ısrarlı. Çok milletli ve farklı din mensuplarını barındıran devletler olan Rusya ve Ukrayna’da okulda din eğitimi mevzusu birkaç seneden beri tartışılmaya devam ediyor. Sovyet usulü adam yetiştiren ARTEK hala faaliyette Çoğumuzun merak ettiği “Sovyetlerin insanları nasıl yetiştirdikleri” projesi bir yönüyle aralanmış. Belki bu proje (Artek) bu haliyle bile hala dünyaya örnek olabilecek nitelikte. Dünya çocuklarının bir araya getirilerek, kamplarda yetiştirilmesi ve belirli hedeflere yöneltilmeleri bugün birçok ideolojinin arzusu. İşte Sovyetler bu hayalini ARTEK denilen çocuk merkezinde gerçekleştirmiş. Bu merkez en küçük yaştan beri çocuklara hoşgörü ve birlikte yaşamayı öğretmeleri bakımından önem kazanıyor. 1925 yılında Sovyetler Birliği sınırında kurulan, şu an ise Ukrayna topraklarında bulunan uluslararası çocuk merkezi “Artek”, gerçekten bütün dünyaya örnek teşkil edecek bir uygulama. Buraya 80 yıldır her ülkeden gelen çocuklar tatil yaparak birlikte yaşamayı, çalışmayı, düşünmeyi öğreniyor. Ukraynalı gazeteci Svetlana Kiryanova, bu merkeze bir kez gelen herkesin hayatının, “Bir kez Artekli olan hayatı boyunca Arteklidir” sloganı üzerine devam ettiğini belirtiyor. “Artek”’in düşmanlığa, “öteki” korkusuna, nefrete bir nevi aşı niteliğinde olduğu belirtilmiş. Bunun gibi merkezler, bütün dünyayı ve bu dünyanın ayrılmaz bir parçası olan kendi vatanını seven nesiller yetiştirmeye odaklanmış. Küreselleşen dünyada insanların dünyaya açık ve entegre olup, kendi kültürlerini devam ettirmeleri bir hayli zorlaştı. Dergide bu konuyu merkeze alan Firuze Haşimhanova, 15 yıl önce bağımsızlık yoluna giren Özbekistan’ın, milli değerlerin canlandırılması ile var olan değerleri kaybetmeyip, aralarında sağlanmaya çalışılan ortak bir yolun örneğini sunuyor. Yazara göre, ancak bu şekilde hem kendi vatanını, kültürünü, dilini bilen, hem de dünyaya ve dolayısıyla gelişmeye açık, dinamik bir neslin yetişmesi mümkün. Diyalog Avrasya dergisi, incelemeye aldığı bu dosya konusuyla, Türkiye ve diğer Avrasya ülkelerinde sürekli tartışılan “nasıl bir insan yetiştirilmesi gerektiği” konusuna bir de Avrasyalı yazarların gözüyle bakmayı öneriyor. Özellikle Milli Eğitim Şurasıyla ilgili tartışmaların yaşandığı son günlerde, Türk eğitim sistemine biraz da bu yönden bakmak lazım. Soruya cevap verme gayretiyle dosyada ortaya konan “kendisi ve milletiyle barışık, vatanını seven, onun geleceği için elinden gelen her gayreti gösteren ve dünya değerlerini insanlık adına ve kendi ülkesi yararına benimseyen, sağlam ruhlu, tarih bilinçli, ileri görüşlü, ötekini de en az kendisi kadar değerli gören nesiller yetiştirmek” reçetesi, okuyucu için bir yol haritası mahiyetinde. Liliya Yakimova 24.11.2006. Diyalog Avrasya – Sayı: 23. www.da.com.tr