Haberler

20.09.2007 SKYTÜRK TV

Ekim 30 2007Yorum Yok Kategori: Haberler

Kastamonu Postası Genel Yayın Yönetmeni ve SKYTURK editörü Muharrem Yıldız`ın hazırladığı, Lale Şıvgın`ın sunduğu `Haber Saati` Programında Yeni Anayasa Taslağı tartışması vardı. Hürriyet Gazetesi yazarı Yalçın Bayer, programdaki tartışmayı köşesine taşıdı

SKYTURK TV`de Lale Şıvgın`ın programında, Ertuğrul Özkök`ün dünkü “Darbe mi geliyor?” başlıklı çarpıcı yazısı üzerine yazar Abdurrahman Dilipak şöyle konuşuyor: “Bir otobüste namaz fırsatı verilmiyorsa ben o otobüse binmem zaten. Yemek ve tuvalet molası veriliyorsa, niye namaz molası verilmesin? Ne var bu örnekte, gayet normal bir şey. Ateist şoför bile olsa durur. Şimdi iktidar oldular diye Müslümanları iktidardan uzak tutmak için böyle örnek veriyorlar. Dinini ciddiye alanlara göre bir toplum düzenlemesi… Ben Avrupa`da trene bindim, kondüktör bana namaz yeri gösterdi. İşte Avrupa demokrasisi budur.” TEHİKELİ BİR BAKIŞ Canlı yayında bulunan gazeteci-sosyolog Nevval Sevindi şu karşılığı veriyor Dilipak`a: “Bu ülkede kimse din düşmanlığı yapmıyor. Bizde de namaz kılınacak yerler var bu yollarda. Ama siz Avrupa`da bir treni veya otobüsü durduramazsınız. Demokrasi, treni durdurmaya engeldir. Talep edilmesi halinde trenin içinde size namaz kılmak için elbette yer gösterilir. Ama her şeye rağmen o tren durdurulamaz. Türkiye`de, faşizan siyasi İslam denilen ve kendisinden başka doğru tanımayan bir bakış açısı var; çok da iltifat görüyor. Taassubun örgütlenmesi, `Tek doğru var o da benim doğrum` diyen insanlar korku veriyor topluma…. Sayın Dilipak, bunları suçluluk duygusu, temeli psikolojik olarak değerlendiriyor ve `Türbanlılara neler yaptılar; şimdi de türbanlılar onlara aynısını yapar diye korkuyorlar` diyerek, demagoji yapıyor. Toplumun farklı kesimlerini endişeye düşürecek son dereceli tutarsız bir anlayış. İRAN ÖZENTİLERİ İran`da yaşananları herkes gördü, biliyor. (Geçmişte, bu rejimin sevdalısı olan birçok milletvekili bugün TBMM`de var…) Örtünmeyen kadınlara saldırılıyor, yüzüne kezzap, jilet atılıyordu. Kadınlar kapanması için zorlanıyordu. Ama onlar uzaydan gelmemişti; mahallenin çocuklarıydı. Yani yandaşlar, bir iktidara sahip olmanın pervasızlığı içinde, kafalarındaki taassubu hayata geçirdiler İran`da… Doğu ve Güneydoğu`da birçok kentte, lokantaların çoğu ramazanda kapanıyor. Bu genellikle devrimden sonra İran`ın uzantısı şeklinde bir yaşam tarzı egemen olmaya başladı. Sormak isterim… Hangi siyasi ve kültürel atmosfer birbirinin uzantısıdır? Doğu mu batının, yoksa batı mı doğunun uzantısı olacaktır? Buna kim karar verecek? Siyasiler karar vereceklerse, o zaman anayasada batı demokrasilerinde olduğu gibi bir farklı kişinin bile hakkının güvence alınması gerekmiyor mu?” 20.09.2007 14:03:08 ——————————————————————————–

DP’de Hareketli Günler

Ağustos 11 2007Yorum Yok Kategori: Haberler

Yalçın BAyer Hürriyette yazdı.

DP’de seçim yenilgisinden sonra bazı kadroların arasında bir ’hareket’lilik dikkat çekiyor. Çiller’in etrafındaki bir grup, gelişmeleri dikkatle izlerken, Demirel, partiye, kendisine yakın bir genel başkan arıyor. Mehmet Ağar, kendisinin ve takımının dışlanmayacağı bir kadro belirlemek üzere çalışmalar yapıyor. Sinan Aygün’ün ise, babasının vefat etmesi nedeniyle çalışmalarını bir süre ertelediği anlaşılıyor. Siyasete Mehmet Ağar’ın danışmanı olarak başlayan sosyolog ve araştırmacı Nevval Sevindi, önceki gün Hüsamettin Cindoruk ile bir görüşme yapmış. Cindoruk daha önce de Ağar’la görüşmüştü. Yeni kurulan Bengütürk TV’de Gülgün Feyman’ın ’Sürmanşet’ programında dün Cindoruk, ’DP’nin yol haritası’ ile ilgili ilginç sözler sarf etmiş. DP milletvekili adayı Nevval Sevindi’nin konuk olduğu programa telefonla katılan Cindoruk, Mehmet Ağar’ın Ayvalık’ta kendisini ziyaret ettiğini belirterek şöyle demiş: “Mehmet Ağar bana geldi, politikayı bıraktığını ve de politikaya dönmeyeceğini söyledi. Ben de, biz büyüklerin fikri de böyledir, dedik. Ama siyasette insan kolay yetişmiyor, siyasette bir kenarda kal, bir gün lazım olursun, insan harcamanın alemi de yoktur, diye de ekledim.” Nevval Sevindi de, Cindoruk’u bir gün önce ziyaret ederek DP içinde başlatacağı ’yenilikçi hareket’i ve nasıl bir yapılanma ve kadro hayal ettiğini anlatmış. Cindoruk, bu girişimi olumlu bulduğunu söylemiş ve “Türkiye’de entelektüel, doğru analizler yapan kaliteli insanlara gerek olduğunu söylemiş. “Sizin adaylıktan sonra siyasete devam ediyor olmanızı takdirle ve ilgiliyle karşılıyorum. Siyasete devam ediniz ve önemli işler başarabilirsiniz” demiş. Sevindi, “Ben DP’yi yeniden ayağa kaldırmak istiyorum” deyince Cindoruk, şu karşılığı vermiş: “Bu çok önemli, eski kadrolarla bu iş olmaz… Zaten seçim kaybeden lider ve kadrosu gitmelidir, siyasi ahlak bunu gerektirir.” Bu arada DP misyonunun yetiştirdiği iki siyasetçiden Köksal Toptan’ın Meclis Başkanı, Meral Akşener’in de Meclis Başkanvekili olduğuna dikkat çeken DYP’li eski bir milletvekili, “Türk siyasetine bu gibi politikacılar ’ihraç’ eden DP elbetteki yeni kadrolarıyla siyaset sahnesinde güçlü isimleri yeniden bünyesine kazandıracaktır” dedi. Aydın Menderes’in tabiriyle DP’de “helal süt emmiş bir önder”in ortaya çıkması için liderlik mücadelesinin daha da kızışacağı beklenebilir.

Zaman Todays

Temmuz 15 2007Yorum Yok Kategori: Haberler

14.Temmuz yayınlandı

DP’s Nevval Sevindi: The DP will help Turkey to fly on two wings and all women will be covered by the general health insurance program. We will enact a law that introduces retirement and social security schemes for housewives in addition to supporting female employment in business and bureaucracy. We will provide loans to housewives to bring economic independence to women and will introduce European standards for maternity and nursing leave.

Gazeteport

Temmuz 14 2007Yorum Yok Kategori: Haberler

Gazeteci, yazar, ilk kadın anchorwoman, yaşadığı ağır hastalığı okurlarıyla paylaşacak ve bu konuda konferanslar verebilecek kadar da cesur bir kadın Nevval Sevindi. Ailesi sağlam bir CHP’li olmasına rağmen adaylığını sağ bir partiden, DP’den koydu. Bunun nedenini de “Sağlam bir sağ olmazsa, sağlam bir sol olmaz” diyerek açıklıyor. Adının sürekli Fethullah Gülen’le anılması ve milletvekilliği adaylığını DP’den koyması nedeniyle “Gülen DP’yi mi destekliyor” sorusuna ise “Fethullah Gülen’in böyle bir emri yok ama cemaatten sevenler, beni destekleyecektir” diyerek açıklık getiriyor. Arzu Erdoğan arzu.erdogan@gazeteport.com

Gazeteci, yazar, ilk kadın anchorwoman, yaşadığı ağır hastalığı okurlarıyla paylaşacak ve bu konuda konferanslar verebilecek kadar da cesur bir kadın Nevval Sevindi. Ailesi sağlam bir CHP’li olmasına rağmen adaylığını sağ bir partiden, DP’den koydu. Bunun nedenini de “Sağlam bir sağ olmazsa, sağlam bir sol olmaz” diyerek açıklıyor. Adının sürekli Fethullah Gülen’le anılması ve milletvekilliği adaylığını DP’den koyması nedeniyle “Gülen DP’yi mi destekliyor” sorusuna ise “Fethullah Gülen’in böyle bir emri yok ama cemaatten sevenler, beni destekleyecektir” diyerek açıklık getiriyor. Arzu Erdoğan Gelmeden önce hakkınızda neler yazılmış diye Ekşisözlük’e şöyle bir baktım; daha çok “Dinci yazar”, “Feminist yazar” deniyor. Sizce bu iki kavram yan yana gelebilir mi? Ya da siz ne kadar dincisiniz, ne kadar feminist? Bir kere Türkiye’de kavramların içi boşaltılmış. İnsanlar o kavramları araştırarak bulmuş değiller. Dinci dediğinde kulaktan dolma bilgilerle söylüyor. Eğer benim 14 kitabımı, makale ve köşe yazılarımı okumuş olsalardı, bunun böyle olmadığını çok rahatlıkla görebilirlerdi. Onların kafasında bir imaj oturmuş, bu da daha çok dedikodu bazlı. O dedikodulardan bir etiket oluşturup, onu da size yapıştırıyorlar. Ondan haberi olmayan başka biri de, benim yaptığım başka işlere bakarak onun tam zıddı başka bir etiket yapıştırıyor. Dolayısıyla bu tavırla bir sürü etiket oluşturulabiliyor. İlkleri yapan, çok değişik alanlarda çalışan biri olduğum için, Türkiye’nin çok alışık olduğu bir model değilim. Bir prototipe uymuyorum. O nedenle benim hakkımda efsane, rivayet muhteliftir. Yani dinci ve feministle sınırlı değildir. Dincilikten kasıt eğer Müslüman olmaksa evet Müslüman’ım ve de Müslümanlığımla gurur duyuyorum. Feministlikten kasıt, kadınları korumak ve kadın haklarına sahip çıkmaksa, sonuna kadar bunlara sahip çıktım ve çıkacağım. Daha çok kadınlar, gençler, çocuklar gibi toplumda engellenmiş gruplar dediğimiz grupların haklarına sahip çıkıyorum. Eğer bir 28 Şubat oluyor ve insanların din ve vicdan özgürlüğüne itiraz ediliyorsa, ona da sahip çıkarım. Öbür tarafta benim düşünce özgürlüğüm kısıtlanıyorsa, ona da karşı çıkarım. Ben esas olarak tümüyle özgürlüklerden yanayım. Bu kadar dinci minci diyerek ahkâm kesenlerin hiçbirinin, anayasada tam düşünce özgürlüğünün sağlanması için, büyük kampanyalar yaptığını ve hayatlarını feda ettiklerini de görmüş değilim. Oysa benim bundan bir önceki kitabımın adı bile “Daha Fazla Özgürlük.” Ne yazık ki herkes kendine kadar özgürlük istiyor. Özgürlük tek bir taraf için istenirse onun adı özgürlük olmaz. Komünist Rusya da kendini özgür sayıyordu, İran İslam Cumhuriyeti de. Demokrasinin anlamı; farklı olan bir tek kişi bile olsa, o farklı kişinin haklarını ve özgürlüklerini koruyabilmektir. Sağda veya solda, demokrasiyi içine böyle sindirmiş insanlara ihtiyacımız var. – Biraz önce dediniz ki, “Ben etiketlere uymuyorum.” Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Özgürlüklerden yana, sonuna kadar kimliğine sahip çıkan, yani hem Evlad-ı Fatihan Rumeli tarafıma, hem de kendi kültürüme sonuna kadar sahip çıkan biriyim. Kültürünün temel değerlerini benimsemiş, bu anlamda bunları muhafaza eden, ama aynı zamanda modern değerlerin hepsini yaşamış ve yaşamakta olan –çünkü kentli biriyim- ve de bugünün dünyası içinde daima değişime açık olan biri olarak tanımlıyorum. Çünkü ben tek gerçeğin değişim olduğuna inanıyorum. Çok ağır bir hastalık geçirdiniz ve bunu da “Kanserle Yaşıyorum” adlı bir kitapta topladınız. Böyle şeyler yaşayanlar biraz daha bencilleşir ve hayata dair anılar biriktirmek için kendilerine dönerler. Sizde bu oluşmadı mı? Tam tersi oldu. Ben birinci günden itibaren insanlarla paylaştım. Bunun nedeni de hiçbir bilgi olmaması. İnsanların çok çaresiz olduğunu, “kanserim” demenin günahmış veya bir cezaymış gibi algılandığını, o yüzden de insanların çok acımasız bir şeklide terk edildiğini gördüm. Bunu değiştirebilirim diye düşündüm. “Bu hastalığı Allah bana verdiyse, demek ki imtihan olarak verdi. Başka insanları iyiye yönlendirerek, bilgimi, sevgimi, kalbimi açarak, hem onların enerjisini alırım, hem ben bu bilgiyi paylaşarak onların hayatlarına bir iyilikte bulunabilirim” diye düşündüm ve öyle yaptım. Gerçekten de çok önemli bir boşluk doldurdum. Anadolu’da üç bin kilometre yol yapıp kanserle ilgili konferanslar verdim. Oraların bu konuda ne kadar cahil, ne kadar geri olduğunu gördüm. İnsanlar hâlâ kanserin bulaşıcı olduğunu düşünüyordu, bir kısmı eşlerini terk ediyordu. Yani hastalığın sosyolojik bir boyutu da vardı. Birçok gerçeği ortaya çıkarmak ve bunları cesurca söylemek “Bunca yıllık karısını, çocuklarının anasını kanser olduğu için terk eden erkek değildir, pantolon giymekle erkek olunmaz” diyecek kimse yoktu, bir tek ben vardım. Ben de gidip bunları söyledim ve birçok şeyin değişmesine neden oldum. Hem de kendimdeki değişimi yaşadım. Ölümle yüzleşmek çok önemli bir şeydi. Bu bütünleşme, benim ölüm korkumu da aldı. Ölümden korkmadığınız zaman da zaten korkulacak başka bir şey kalmıyor. Çok saf bir hale dönüşüyorsunuz. Ben Mevleviliğe ve Hazreti Mevlana’ya çok yakınım, onunla iç içe olmak, onun öğretisini de yaymak ve sevgi esaslı bir ilişki kurmak benim için de ilaç oldu. Yani benim paylaşımcı karakterimi daha net bir şekle dönüştürdü. Bence egoist olanları, daha egoist yapıyor. BURADA BİR ŞEY BELİRTMELİYİM:Okuduğunu anlamaktan uzak, zaten önünden gelip geçen ne varsa gördüğünü okuyanların buna yorum yazması mümkün olamamış.Hele “başını okudum sonrasını okumaya gerek kalmadı” gibi zihni sinir lafları yumurtlayanlardan Türkiye çok çekiyor.Okumadan ve araştırma ne demek bilmeden ahkam kesen sivriler sadece Türkiyeyi geriye çekenler. Hepsi bu!

Adaylar Adalar’ı, Adalılar Adayları Tanıyor

Temmuz 8 2007Yorum Yok Kategori: Haberler

Adalar Vakfı, Adalar’da yaşayan seçmenlerin oylarını bilinçli bir şekilde kullanmaları amacıyla ‘Adalar Vakfı Genel Seçim İçin Toplantılar Dizisi’ düzenliyor.

Adalar Vakfı, 22 Temmuz Genel Seçimleri öncesinde, TBMM’ye girme şansı bulunan AKP, CHP, DP ve MHP İstanbul 1. Bölge milletvekili adaylarını ve aynı bölgeden bağımsız aday Ufuk Uras’ı Adalılar’la buluşturuyor. Adayların Adalar’ı ve sorunlarını yakından anlayıp, mecliste birer Adalar sözcüsü olmalarının sağlanması için düzenlenen ‘Adalar Vakfı Genel Seçim İçin Toplantılar Dizisi”, bu sayede Adalılar’ın da adayları tanımasını amaçlıyor. Büyükada Anfitiyatro’da yapılacak ve Adalar Vakfı mütevellisi gazeteciler tarafından yönetilecek toplantılara, dileyen Adalılar ve basın mensupları da izleyici olarak katılabiliyorlar. Katılımcıların sorularıyla toplantıya yön verebilecekleri toplantı, mekan seçimiyle de demokrasinin ilk örneklerindeki sahneleri hatırlatıyor. Demokratik bir uygulamaya imza atan Adalar Vakfı bir hafta boyunca aşağıdaki isimleri konuk edecek: 8 Temmuz Pazar: Ahmet Tan (CHP), 18:00-20:00 10 Temmuz Salı: Gündüz Aktan (MHP), 21:30-23:30 11 Temmuz Çarşamba: Nevval Sevindi (DP), 21:30-23:30 12 Temmuz Perşembe: Ufuk Uras (Bağımsız), 21:30-23:30 15 Temmuz Pazar: Nursuna Memecan (AKP), 21:30-23:30

Gebze Azim gazetesi

Haziran 14 2007Yorum Yok Kategori: Haberler

LacivertSanat’ı; Esat Selışık’ın hazırladığı “Özgürlük Sözlüğü”nden ve basın dünyasından tanıdığınızı umarım. LacivertSanat Dergi’nin Mayıs – Haziran 2007 sayısında, “Özgürlük Sözlüğü’nden Seçkiler” başlığı altında, göndermiş olduğunuz özgürlük tanımız da yayımlandı.

kıymetli şahsınızı Gebze’ye davet etmek ve sizin de ilgili alanlardaki tasarılarınızı dinlemeyi arzuluyoruz. Söz konusu etkinliğe Gebze ve bölgesinin edebiyatçıları, akademisyenleri, protokol ve basın mensupları ile halk davet edilmekte; etkinlikle ilgili haber ve duyurular başta bölge basını olmak üzere, ulusal basında, LacivertSanat Dergi Temmuz 2007 sayısında ve Gebze Azim Gazetesinde yayımlanacaktır. Söz konusu etkinlikte konuğumuz olmanız hususundaki görüş ve düşüncelerinizi almayı diler, önemli addettiğimiz bu etkinliğin katılımınızla onurlanmasını umut ederim. Saygılarımla, Selçuk ERAT LacivertSanat Dergi Gen. Yay. Yön. Gebze Azim Gazetesi Yazı İşleri Müdürü

ATV’deydim

Haziran 10 2007Yorum Yok Kategori: Haberler

10.Hazir an saat:13.00 de Doğruya Doğru programındaydım

Seçim Meydanı

Haziran 7 2007Yorum Yok Kategori: Haberler

ATV’de ALi Kırca’nın programında kadın adaylar Düzgün Tv’de 31 Mayıs’ da iki saat program Nevşin Mengü TV8 kadın Klübü programında 2 saat yayın

Kadın adaylar seyirciden genellikle olumlu tepki aldı

NTV’deydim

Haziran 7 2007Yorum Yok Kategori: Haberler

Can Dündar Neden ? programındaydım 5.haziran.2007

SkyTürk’deydim

Haziran 7 2007Yorum Yok Kategori: Haberler

Lale Şıvgın’ın programında konuştuk. KA_DER eski gn. sekreteri ve Ayşe Böhürler

ATV’de Sabahın Körü programında ilk konuk Kadınlar eğlenceye harcadığınız bu enerjiyi birazda ülke yararına harcayın

Sayfa 5 / 9« İlk...«34567»...Sonraki »