nevval hanım yeniden yine merhaba ankaradan. maili yeniden yazmak istedim rahatsızlığınızı öğrendim.üzgünüm!!! ama benim değil sizin durumunuz önemli sizin durumunuzu bilmiyorum ama bildiğim bir şey varsa o da ne olursa olsun yaşamdan kopmamak,kopamazsınızda zaten.okurlarınız olarak aramızdaki sevgi köprüsünü yıkmamalısınız.çünkü biz ö köprüyü sevgi ve inançla ördük. o kadar sağlam köprümüz.nevval hanım ben o köprüden hayata yürüyorum hemen o köprünün ardında hayat bahçem oradadır umut çiçeklerim oradabüyür hayallerimde büyür bir çınar misali.şu dünya karmaşında belkide tek sığınanım. size yaşamak bazen belki olurya sıkıntılı ,zor,kimi zaman sancılı gelebilir biz okurlarınız tam ordayız.size bir Anne,bir evlat,bir dost gibi sizin için için tüm sevgilerimizle sımsıcak……. görüşmek ümidiyle okurunuz hüseyin şahin sağlıcakla kalın saygılar.. sevgiler…….. nevval hanım yazılarınızı sürekli takip ediyor ve çok başarılı buluyorum,elimden geldiğincede etrafıma sizi ve yorumlarınızı empoze etmeye çalışıyorum..birkaç gün önce bir televizyon programındaki konuşmanızı dinledim ve nevval hanıma mutlaka birşeyler yazmalıyım dedim..umarım sizinle uzun soluklu bir beraberliğimiz olur,biz okuyucularınızı yalnız bırakmayın olurmu..hoşcakal okur mektubu: ‘Aşk korkuyu kovar’ adlı yazınızın zaman gazetesinin turkuaz ekinde yayınlanmasının üzerinden epeyce bir zaman geçmesine rağmen, yazınızı kutsal bir metinmiş gibi çantamda saklar, hemen hemen karşılaştığım her insana okuturum.Çünkü o yazınızın kendi benliğini yitirmekte olan bir ulusun çocuklarına kendilerie gelmeleri için çok şeyler katacağına çok inanıyorum.Umarım sizin aşka ve aşkın yapısalcılığına inancınız halen o yazıyı yazdığınız günkü kadar hatta daha da fazladır. İnsanları aşka ve sevgiye davet eden yazılarınızın eıksilmemesi, kaleminizin kısırlaşmaması dileğiyle…Hoşçakalın mektup:Nevval hanım size Ankaradan selamlar.ben Hüseyin şahin.(26)ben şiire meraklı istekli şiir tadında her şeyi seven ve hayatında şiirsiz, şekersiz bir çay içmeye benzediğini düşünürüm. ara sıra olsada yazılarınızı takip ediyorum.tarihini bilmiyorum ama1yada 2 yıl kadar olmuştur. bir yazınızı saklamıştım.”yarının ve aşkın umudu” başlığıyla inanın o kadar zevk alaram okudum ki sanki bugün için saklıyormuşum.şu anki ruh halime ilaç gibi geldi.sizi ve eserlerinizi daha yakından tanımak isterim.içimde bir şeyler yazılara dökülmeyen gizli bir anartarla açılmayı bekleyen bir kapı misali.bir şeyler yazmak istiyorum(şiir)yaşadıklarım hayellerim kağıda dökülmüyor,dökülenler hoşuma gitmiyor.bunun için ne yapmalıyım bilmiyorum.sizin yazılarınız çok güzel ve de kaliteli .neler tavsiye edersiniz.gazete yazarlığı dışında neler yaparsınız kitaplarınız varmı?görüşmek ümidiyle hoşça sağlıcakla kalın…… mektup:Merhabalar, Yazilarinizi cok begeniyor, ilgi ile okuyorum. web sayfanizin adresini gonderirmisiniz ? luxembourg’tan saygilar selamlar umut mektup: nevval hanım ankaradan hüseyin şahin selamlar.nevval hanım rahatsızlığınızı öğrendim.üzüldüğümü söylemek isterim. ama önemli olan sizin durumunuz. rahatsızlığınızın durumunu bilmiyorum ama bildiğim bir şeyde ne olursa olsun vazgeçmemelisiniz hayattan, vazgeçemesiniz de zaten, aramızdaki sevgi köprüsünü yıkmaya hakkınızda yok ,çünkü ben o köprüden hayata yürüyorum, o köprünün hemen ardındaki gizli bahçede hayallerim yeşeriyor, umut çiçeklerimi orada büyütüyorum.benim için hayatın sırrı orada, şu dünya karmaşasında belkide tek sığınağım.Nevval hanım inanın o bahçede bir umut çiçeği soldu bu haberi alınca, ama sizin bahçemde artık daha çok umut çiçekleri var ve daha çok sevgiyle büyütüyorum onları sizin için.Nevval hanım şunu bilinki o köprü o kadar sağlamki ,inanç ve sevgiyle örülmüş, ne zaman hayat size sancılı ,çekilmez ,belkide yaşamak zor gelebilir işte o an sevgimizi yüreğinizde hissedin biz tam ordayız…………………….. (şu an bir kitabınızı almaya gidiyorum.mart ilk haftası İstanbuldayım görüşmek ümidiyle, gönülden sevgilerle ,hoşça ,sağlıcakla kalın mektup:Merhaba,ben sizi ortalam 4 yılboyunca gazeteden takip eden her hafta Turkuazdaki köşenizi kaçırmamaya çalışan Gazi Ünivesitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü son sınıf öğrencisiyim. Sizi takip ederken sizin Antropolog olduğunuzu bilmiyordum ve şöyle düşünüyordum Nevval Hanım mutlaka Şehir Planlama mezunu olmalı ve Kent Sosyolojisinde master yapmış olmalı diyordum. Çünkü ben sizi gerçekten çok fazla bir ilgi ve beğeniyle takip ettiğimden şu anda da Kent Sosyolojisinde master yapmayı çok istiyorum çünkü sizin köşe yazılarınızdan algıladığım kent kültürü, kent kimliği bana hep mesleğim için farklı düşüncelere yelken açmamı sağlamıştır. Şu sıralar sizin Kent ve Kültür isimli kitabınızı okuyorum ve inaınıki çok beğeniyorum. Bir kitap ancak bu kadar renkli bu kadar hoş anlatımlı olabilir. Benim sizden bir ricam olacak, bana göre; bizim insanlarımız kendi tarihinin, kendi kültürünün, kendi değerlerinin farkında olmayan ve dolayısıyla kimliğini bulamayan bir toplum. Toplum da yaşanan kimlik kaybı da mekana yansıyor ve kimliksiz kentlerin oluşumunu başlatıyor. Gazetede haftalık yayınlanan İletişimin ekinde birazda kentlerin sosyal boyutu irdelense, mekansal sorunlar daha bilimsel bir biçimde ortaya konulsa insanların yaşadığı kent hakkında doğru bilgileri olur diye düşünyorum. Hoşçakalın,Dilber AYGÜN slm lar sitenizde abuk mektuplar yazısı dikkatimi çekti okudum cidden gülünç durum az bilgi ve gereğinden fazla ön yargı var. aslında genel olarak baktığımız zaman tüm branşlar için aynı ön yargı yı yaparlar vede bilgi olmadan hayalperestyazıyorsunuz ciddi olalım lütfen… yazmış vatandaşın biri ya hiç bir şey diyemiyorum çünkü anlatsan anlamazlarr üstad boş konuşmayı sever halkımız hiç birşey bilmeden çok bilmiş gibi davranır ve eleştirmeyi sever ama hep te kötü eleştirir eleştirinin bile ne olduğunu bilmezler yani. anlatılacak çok şey var ama bitmez ki anlatmakla. size mesleki hayatınızda başarılarınızın devamlılığını dilerim slm ve sevgi ile Vedat harika bir site
Mesaj: öncelikle böyle güzel fikirlerinizi bizimle paylaştığınız için cok teşekürlerimi sunmak istedim.sizin gibi,duyarlı insanlar var olduğu sürece bizim yaşam hakındaki bilgilerinizi sizinle paylaşmaktan memnunluk duyacağız. saygılarımla
Gönderim Zamanı: 14-12-2006 14:42:26
Ömer yaptıklarınızı okudum ve cok beğendim harika olaylara sebep olmuşsunuz yaşım belki kücük olabilir ama sizinle abla kardeş olarak arkadaşlık yapa bilirmiyiz sizden cevap bekliyorum ablacım sizi daha yakından tanımak istiyorum ve sizden bilgiler almak istiyorum cevabınızı bekliyorum şimdiden hoşca kalın
Gönderim Zamanı: 27-12-2006 04:16:21
Zihni Nevval HanımSize iyi bir hafta sonu diliyorum.Çok uzun ve çok sağlıklı ve çok mutlu ve çok huzurlu daha yüzlerce,binlerce hafta sonlarını gönlünüzce yaşamanızı diliyorum.Neşe dolu,uzun dolu bir ömür diliyorum size.Ben sıklıdığım zamanlar,kendimi buruk,hüzünlü hissettiğimde,sizin web sayfalarınızı,internet sitenizi inceliyorum,hoşuma gidiyor.Eğer izin verirseniz,bu güzel sayfalarınızda benimde bir yazımın bulunmasından gurur duyarım efendim.Saygılarımla.Vedat Kuşaklı
edremit
Mesaj: Sevgili kardeşim seni çok takibediyordum.Bir ara kaybettim.Siteni tesadüfen buldum.Acılarını kederlerini gönülden paylaşıyorum.Yüce yaradanın bize verdiği herşeyi şeref ve gururla taşıyacağız.Sen bunu çok güzel yapıyorsun.Yaradan seni seviyor,bende seviyorum elimde olsa mutluluklar olmasada mutsuzluklarını zor günlerini seninle paylaşmak isterdim.Allaha emanet ol.En kısa zamanda medyada seni sağlıklı ve mutlu görmek istiyorum.Layıksın.İnsanların senin bilgi birikimine kültürüne fikirlerine vede dik duruşuna ihtiyacı var.Sen örnek türk kadınısın.Şimdilik hoşcakal.Sevgi ve saygılarımla…
Gönderim Zamanı: 02-06-2006 12:56:21
Merhaba Nevval hanım, Soya aracılığıyla da olsa sizinle arada bir yazışmak zevkliydi. Ancak hem gazetecilik ve kitap yazımı ve hem de kanserle ilgili koşuşturmalarınızı düşünüp, çok istememe rağmen sizi fazla rahatsız etmek istemiyordum. Yoksa ilgilendiğim konular arasında yer aldığından, toplumsal değerleri konuşmak üzere bir sosyolog ile yazışmak ve tartışmak benim açımdan çok doyurucu olurdu. Ama dediğim gibi, hassas düşünmeye ve yorgunluk verici olmamaya gayret ediyordum. Bu arada, geçenlerde Tempo veya Aktüel dergilerinden birinde siyasete gireceğinizi okumuştum sanıyorum.Bu durumu öğrenince, “eyvah! dedim, şimdi hiç yazamam artık. Bunca koşuşturmanın üstüne şimdi siyasetin daha yorucu yoğun gündemi de eklenince, benim insanlara zahmet vermeme yönlü hassasiyetim daha fazla devreye girecektir”. Bir de rahmetli babamdan miras kalan, “tanıdık birisi politikaya atıldığında ne olur ne olmaz, aklına kendisinden bir beklentimiz olabileceği düşüncesi gelmesin” diye uzak durma alışkanlığı da eklenince, ben Nevval hanıma bundan böyle hiç yazamayacağım herhalde diye düşündüm. Zaten 24 yıllık meslek hayatım boyunca, mecburen Ankara’ya gittiğimde bile resmi kurumlardan ve iş toplantıları dışında kendi bakanlığımın binalarından da uzak durduğumdan, kendi meslek grubum içinde dahi fazla tanınmazdım. Gerçi soya mücadelesi ve dergilerdeki yazılar nedeniyle şimdi durum epeyce bir değişti ama bunlar hala özel çabalarımla olan şeyler. Bu eski kafa dürüstlük anlayışı nedeniyle nasıl karşılanırım bilemiyorum ama her derdi için Ankara’ya koşan ve torpil bekleyen vatandaş tiplemesinden rahatsızlık duyduğumdan, değişmeye de pek niyetim yok sanırım. Bu kendimi özetlediğim satırlar tuhaf kaçabilir belki ama yüreğimi esir alan hassasiyeti aktarmaktan geri duramadım. Siyasete girme fikri ani mi oldu, yoksa bir süredir kendinizi alıştırıyor muydunuz? Neyse hayırlı olur inşallah! Değişik mesleklerden insanların o ortama girmeleri hep söylenir ama son dönemlerde bazı sanatçı, gazeteci ve yazar çizerin bir kaç yıllık tecrübenin ardından “keşke girmeseydim” dediğini duyunca da, bu sonuca üzülüyor insan. Galiba özgürce düşünüp, yaşayan insanlar için, birden bire bir takım sınırlamalarla çevrili parti taassubu içinde çırpınıp kalmak, olumsuz etki yapıyor olmalı. Genelde ele avuca sığmaz tipler daha fazla şikayetçi oluyor bu durumdan. Siz ne düşünüyorsunuz gelecekle ilgili? Gerçi hanımlar çoğu kez daha direçli çıkıyor ve inadına erkeklerden daha mücadeleci olabiliyorlar ama herhalde çektikleri bir çok derdi de bizlere yansıtmıyorlar. Yine de 100 yıl kadar önce, “benden sonrakilerin de benzeri sorunları yaşamaması için, benim gibi birilerinin öncü olması ve gerekirse belalarla uğraşması ve acı çekmesi gerekir” diyen ilk kadın tiyatrocumuz Afife Jale gibi öncülerin olması iyi bir şey ama 2007 yılında artık bu bakış açısının da değişmesi ve hanım olsun, değişik mesleklerden insanlar olsun, kendisini ülkesine hizmete adamış insanların kolayca bu çabaların içerisine girebilmesinin yolları açılmış olmalıydı. Dilerim, TV’lerdeki açık oturumlarda izlediğim, o kararlı ve iddialı fikir tartışmalarında bulunma tavrınızı, siyaset arenasında da sergileme şansı bulabilesiniz. Size, daha yolun başında başarılar; mutlu ve huzurlu bir çalışma ortamı diliyorum. Yine de soya ile ilgili bir isteğiniz olursa, her soya dostuna dediğim gibi beni rahatlıkla arayabilirsiniz. Bu arada size daha önce bahsetmişmiydim bilemiyorum ama soya yanında, bir de yerbademi adını verdiğim chufa bitkisiyle uğraşıyordum yıllardır. Belki İspanya’ya gitmişseniz orada bu bitkiden elde edilen Horchata adlı içeceği tatmışsınızdır. Gelecek sene inşallah bu bitkiyle ilgili ülkemizin ilk çeşidini tescil ettirip piyasaya sunmuş olacağım. Bu bitkinin de kalp rahatsızlıkları ve kansere iyi geldiğine yönelik bazı İspanyol literatür bilgileri mevcut.Siz hiç duydunuz mu bu konuyu? Bu ayki Atlas dergisinde bu bitkiyi tanıtan ve benim çalışmalarımı özetleyen bir yazı var. Zaman bulabilirseniz okumanızı isterim doğrusu. (http://www.kesfetmekicinbak.com/doga/03712/) sitesinden de okuyabilirsiniz”. Size sağlıklı günler ve başarılı çalışmalar diliyorum. Selamlar. Ahmet Nedim Sizi sosyolog bir arkadaşım aracılığıyla tanıdım.İran ve Türkiye\’yi anlattığınız bir kitabınızda yaptığınız gözlemlerinizi okudum.Ve İzmirdeki yazlık evimize gittiğimizde acaba bu yaz Nevval hanımla tanışabilir miyim? diye sordum kendime ve saf saf numaranızı 118 den araştırdım .:) Tabiki cevap alamadım…Sonta yine kitaplarınıza dönmeye karar verdim… Nevval Hanım açıkçası farklı kültürden bir kişiyle yaptığınız evlilik beni etkilemişti.Çünkü o zamanlar benim de bu tür bir durumum vardı.Bazen düşünüyorum.İçsel zenginlik arayışının bir yansımasımıydı acaba bu ?… Kitaplarınızın nerdeyse hepsini okudum.Günümüz bir çok feminist yazarın aksine siz inançlarınızla kavgalı değilsiniz.Bu yönünüzü çok beğeniyorum.Ama buna rağmen neden Simone de Beaviour \’u kaynak olarak kullandığınızı anlamıyorum.Sizin ona kaynak olmanız gerekir.:) Çalışmalarınızın hayırlara vesile olmasını diler,saygılarımı sunarım… Sizi ve anlamınızı somutlaştırma anlamında yeterli degil ilk iletim…. sizin ve bu ülkeye ve bu insanlara kattıgınız degerler duygularla kelimelerle anlatılamaz.. ben sizde sizin yazılarınızda nasıl yeniyle buluşmanın heycanı mutlulugu ve sıcaklıgını aldıysam ve kattıysam yüregime hayatıma , şunu bilin benimde size vefe borcum var..sizi koşulsus gülüşlerimle salamlıyor ve her zaman bir hayat kardeşligi sıcaklıgında yanınızdayım….siz hayatın gülüşünü taşıyan sevecen gözleriniz , onurlu yüreginiz, ve üreten beyniniz le yalnız degilsiniz.. sizi yalnız bırakamayız.. siz yalnız degilsiniz.. siz direncin şiirini hayata aktarırken, hayat sizi yalnız bırakmaz..sevgi sizi yalnız bırakmaz.. biz sizi yalnız bırakmayacagız…— Orjinal mesaj —nevval hanım merhaba… iletiniz icin teşekkürler…kitebınızı alacagım… o yazıların bir bölümümün kitablaştıgına sevindim.. ötekilerin kitab olmayısına sevivdim.. cok iyi yazılar vardı.. inşallah onlarda kitablaşır…96 askkerden gelince sizi haşmet babaoglunu bülent somay ve gündüz vassaf takip ettigim yazarlardı..bülent somay yazmıyor radikalda.. haşmetin bu dönem yazdıgı yazıları okumuyorum.. sizi şimdi gec de olsa takip ediyorum.. ezidiler ve süryanilerle ilgili yazılarınızı okudum..ben sizi cok objejtif samimi ve icten buluyorum….bende ezidiler süryanilerile ilgili yogunlaşmalarım var.. kendinize iyi bakın…umut ve direncle kalın.. İYİKİ VARSINIZ.. İYİKİ VARSINIZ HAYATIMIZDA… nevval hanım gerçektende size minnettarım.çok saolun duyarlılığınız için.( sokak çocuklarıyla ilgili makalemi paylaşmıştım) inanın sizin gibi temiz gazeticilerimiz olduğu için şanslıyız.çizginiz çok güzel umarım bu çizginiz hiç değişmez.size maraştan kucak dolusu sevgi ve selamlarımızı yolluyorum.şunu unutmayın eğer bir gün yolunuz maraşa düşerse( ki umarım düşer) burada bir eviniz olduğunu hiç unutmayın.kapımız sonuna kadar açıktır.Allah yardımcınız olsun.sizden aldığımız manevi destek sayesin de sokak çocuklarıyla ilgili olan çalışmamıza daha bir sıkı sarıloacağız buna emin olun. ibrahim daşkıran Sevgi değer Nevval Hanım, Bursa kitap fuarında Meltem Hanımla beraber vermiş olduğunuz “Aşk’ta akıl var mıdır?” başlıklı söyleşide konu bir noktada fedakarlık kelimesine gelmişti. Orada Meltem Hanım, insanların fedakarlık yapmış olmak için fedakarlık yapmamaları gerektiğini söylemişti. Lafı çok uzatmadan demek istediğime geleceğim.. İsterseniz bir kişiyi çok sevdiğiniz için kendinizden taviz vermiş olun, isterseniz aşık olduğunuz için, isteseniz merhamet duyduğunuz için vs. neticede yapılan eylemin genel adı fedakarlıktır. Fedakarlık kelimesine savaş açmanın hiç bir manası olmasa gerek. Yada türkçemize yeni bir kelime kazandırmanız gerek
Çok sevdiğim yavrum için, çok sevdiğim canım babam için kendimden taviz veriyorsam eğer bunun adıda fedakarlıksa hiç sorun değil. Ben fedakar bir insanım ve sevgime yada yapmış olduğum fedakarlıklara karşılık beklemiyorum. Tıpkı sizi sevdiğim için bu saatte bir eposta yazmam gibi.. Fedakarlık güzel bişeydir, yeterki yapılması geren rituallere dönüşmesin ve bir görev olarak algılanmasın.. Görev olmaktan çıktığı zaman fedakarlık, menfaat ilişkisinden uzak bir yerde gerçek manasını bulmuş olacaktır. Nice epostalarda hasbihal ve istişare edebilmek duasıyla.. slm ve muhabbetle. Öznur Çolakoğlu www.oznurcolakoglu.com mektup:sevgili Nevval Hanım, Gerek internet sayfanızın gerekse zmandaki yazılarınızın sürekli takipçisiyim.Ailem Bosna Hersek kökenli ve bende Türkiye Bosna Hersek Dostluk Derneginin genel sekreteriyim.Yurt dışında tahsilini yapmış şu anda Ankarada serbest eczacılık yapan 50 yaşında bir hanımım.1983 den beri özel ilgim olan Kuzey Kafkasya ve Bosna Hersek konularında çeşitli arşivlerde araştırmalarımı sürdürürüm. Bu araştırmalarımdan yola çıkarak ve Bosna Hersek kökenli Türk vatandaşlarını bilgilendirmek amacıyla Mayıs 2005 te Babil yayınlarından “Osmanlınının Hizmetkarı Galip Ali Paşa Rızvanbegovic-Stoceic ” isimli bir kitap çıkardım.Kitabım tamamen arşiv araştırmalarının sonucudur.Kitabımı size gönderip yorumlarınızı almak isterim.Kadınlara her konuda destek veren bir hanımsınız.Desteginizi ve eleştirilerinizi ve yorumlarınızı almak isterim.Benim tahsil hayatım edebiyat ve yazım kökenli olmadı bunun için lütfen kitabımı okurken beni bu yönde değerlendirmeyiniz. Sizden ricam kitabımı hangi adresinize göndermem gerektiğini bana e-mail yolu ile bilgi verirseniz beni mutlu edersiniz. Saygı ve sevgilerimle Merhaba, Nevval. Sincandaki konferansında, yanımda eşim ve kızım; seni en dikkatli izleyen;kır saçlı gözlüklü bendim. Entellektüel islamın (özünden ayrılmadan) gelişmesi için; sen ve senin gibi aydınlara cok ihtiyaç var.Aşk’ı yazmak özgürlüktür, Aşk’ı yazamayan, hiç bir değerli şey yazamaz. “Kalplerin en latifi, en şefiki; kısm-ı sani ile tabir edilen kadın kalbidir.” “Ahirzamanda kadınlar taifesinde, hakaik-ı imaniye ziyade inkişaf edecek.” Bediüzzaman Saygıyla… Şiirlerim:siirci.com şair ara Ahmet Bektaş aslında sizi eskisi gibi yakından takip etmiyorum ki eskidende sadece tv lerde gördüğüm zaman izlerdim dinlerdim kitaplarınızı falanada almadım hiç okuyorum tabi ama daha farklı kitapları ha popüler kitapları değil onları on yıl sonra okuyacağım neyse ama sizi çok takdir ediyorum .çalışmalarınızda başarılar selamlar, ben Yurtisinda Hollanda’da okuyan 16 yasinda memleketi Aksaray olan ve bu yil gazetecilik meslegine dogru yonelen genc bir bayanim. icimde bir gazetecilik hevesi var. nedendir bilmiyorum haber pesinde kosmak arastirmak benlik is diye dusunuyorum. bu sene basliyacagim Allah izin verirse bu egitime. ama bu sene baska bir meslege’de yelkenme hakkim var, bunuda degerlendirmek istiyorum. o yuzden bana gazeteciligi anlatir bana meslek sirlarinizi ogretip beni bu meslege dogru iyice heveslendirmenizi istiyorum sizden. zaman zaman Hollanda gazetesindeki yazarlara email araciligyla ulasmaya calistim, hicbiri orali olmadi. oysa ben bu meslege iyice A$IK olmak istiyorum, umarim siz bana yardim edersiniz. gelecekte elimde diplomam oldugu vakit Turkiye’nin Meshur Arastirmaci-Gazeteci kategorisine girmeyi umit ediyorum, belki ozaman beraber calisiriz ne dersiniz?
)) … ………….CiGDeM VaRLi…………. Etyen, Yazilarini sikca olmasada firsat buldukca okumaya calisiyorum. Genellikle Ermenileri yukseltme olmasada, Turkleri yada Turkiye yi asagilama ana fikirin. Bunu senin Ermeni olman sebebiyle normal karsiliyorum. Ancak bunu yaparken durust olsan daha iyi olacak diye dusunuyorum. Bazi gunluk olaylarin arkasina yada entellige siginarak zehrini akitmana gerek yok saniyorum. Bazi seyleri zehir akitmadanda aciklayabilirsin, eger gercek bir entellektuel isen ve yeterince malzemen varsa. Aci olan senin gibi insanlarin benim gibi sosyal demokrat ve mosayikligin taraftari bir insani bile bastan cikarip malesef Turkcu konumuna dusuruyorsa, ben bunda senin gibi insanlarin buyuk payi oldugunu dusunuyorum. Diger bir degisle sen yada senin gibi kisiler bazi seyleri yanlis yapiyor. Uzunca bir sure once Trabzon daki Papaz beyin oldurulmesini Su Cilgin Turkler kitabiyla baglantilandirmistin ve olayi yazinda Turkleri asagilamanin bile otesine goturmustun. Gordugun gibi bu olaya ne Avrupa nede Dunya ilgi bile gostermedi. Yani olay senin dedigin gibi cikmadi. Ama sen bir firsat buldun ve zehrini akittin. Benim demek istedigim su: bunu bir Ermeni milliyetcisi olarak yap, hic problem degil, ama entellektual kiliflara girip yapma. Eger samimi olarak entellektuel isen ve bu ulkeni faydasi icin kalemini kullaniyorsan, dunyanin heryerindeki soydaslarina kedilerini orada burada acindirarak daha fazla asagilatmamalarini soylemelisin. Sen Turk kulturunu bilirsin. Ermenilerin bu yaptigini bir Turk yapamaz. Cunku Turkler senin gozunde koyludur. Dogrudurda. Ancak koylu gurur sahibidir, tabi iyi anlamda. Bir koylu Turk gozunde bu onlarin kendilerini asagilatmasi, ve ne kadar aciz ve gucsuz olduklarini gostermesidir (yurt disinda bir Turk aciz yada gucsuz gorundugu durumlari bile ortbas etmeye calisirki kendine acimasinlar. Yani senin bu koylu gordugun millet o kadar onurludur). Tabi bu Ermenilerin bilecegi is. Ama onemli olan su: cahil bati bunlara inararak bizi bos islerle ugrasmak zorunda birakiyor. Bizim bunla kaybedecek zamaniniz yok. Sizler saf Osmaliyi yillarca oyaladiniz. Son sansinizi kullandiniz, ve sutunu bile bozdugunuz hanedani kullanmadiginiz. Ama sen zaten amac bu, Ermeniler basarili oluyor diyebilirsin. Benim noktam su: eger sen samimi isen, bu ulkeyi seviyorsan, bir seyleri duzeltmeye calismak istiyorsan, gerceklerin ortaya cikmasi icin calismalisin. Soydaslarinin olayi anlamasina yardimci olmalisin. Bu isin orada burada simarik cocuk olarak cozulemeyecegini anlatmalisin. Ama tabi seninde amacin bu ulkenin ekmegini yerken bu ulkeye zaman kaybettirmekse gercek yuzunu ortaya cikar. Ama sunu bilki Ali Kemal lerin karinlari bu ulkeyi yiyemeyecek kadar kucuktur, kendileri gibi. Unutma Amerika da yasayan samimi yabancilar ne Amerikan dusmaligi yapar nede devlet buna izin verir. Turkler ne kadar temiz ve hosgoruluki, ve senin begenmedigin devletimiz ne kadar genis karinli bir devletki senin gibi insanlar her firsatta zehirlerini salgilayabiliyor, hemde vatansever oldugunu iddia eden bir gatezede. Ya bu gazeteler cok temizler, ya cok saflar, yada B planlari var. Umarim sonuncusu dogrudur. Calismalarinin bu guzel ulkeni bu temiz insanlarina fayda saglamasi dilegiyle. Nevval hanim, Cevabiniz icin tesekkur ediyorum. Size ve editore mesaji ozellikle kopye yaptim ki ilgili olan kisiler bir vatandasin bir seylerden rahatsiz oldugunu anlasinlar diye. Ben butun yazar meslektaslarinizi tanimiyorum ama bu mesaji dediginiz kisilere de gonderecegim. Yazar listesinde tek tanidigim isim sizdiniz. Bu Zaman a yazdigim ucuncu yorumdu. Ilk iki yorumuma hic bir cevap alamamamistim. Onu da ya Zaman yada STV web sayfasinda ki bir haberle ilgili olarak yazmistim. Yazinin basligi aynen soyleydi: “Baskan Roj TV ye sahip cikti”. Yazi basligi ilgimi cekti ve altini okudum. Yazinin tonu bana yine hic bir sey ifade etmemisti, yani Baskanin (Hakkari Belediye Baskani) bu TV ye sahip cikmasi iyi yada kotu anlaminda (dogal olarak, sahip cikma kotu bir imajla verilmeliydi tabi). Hal boyle olunca ben olayi Zaman gazetesi Baskanin bu yaklasimini dogru karsiliyor olarak aldim, ve bundan baska anlam cikarmakda mumkun degildi. Ve yorumumda sunu yazmistim: gazete olarak neye hizmet ettiginiz konusunda kuskularim oldugunu belirttim. Biz STV yi ve programlarini internetten yakindan takip ederiz ve bir cok programida cok begeniriz. Calismalarinizda basarilar diliyorum. Soylemek istedigim su: gercekten sizlere cok is dusuyor. Cunku ulkeyi yonetmeye gelen insanlar bizlerden birileri. Bizden daha zeki yada ufku bizden daha acik insanlar olmayabilirler. O nedenle surekli takip edilmeliler ve elestirilmeliler. Elestiri bir feedback tir ve yanlislar olmadan yanlisin onlenmesine yardimci olur. Tabi bu gazeteler kadar muhalefetinde gorevi. Oz cumle, gonul isterki ulke yonetimine talip olan insanlar, politik dusunce ve kisisel egolarini bir yana birakip, bu ulkenin kotu yonetmelerle kaybedecek zamani olmadigini anlayabilseler, cunku boyle bir luksumuz yok artik. Bu ulke 1958-1959 yillarindan beri sendeletiliyor. Cok zaman kaybettik/kaybettirildik. Bu uzun sendeleme goz onune alinirsa biz gercekten hala cok genc bir ulkeyiz, o sebeten zaman gibi bir luksumuz yok. Ama sunu gordumku bu guzel insanlarimiz artik her oyuna gelmiyor. Bunda sizlerin buyuk katkisi var. Ozellikle, Subat Sogugu dizisi insanlarimizin gozunu cok acti. Bu dizi bittikten sonra diger kanallarada (buyuk kanallar yayinlamak istemeyebilirler) ozellilkle ulke capinda yerel kanallara cuzzi ucretle satilmaliki daha genis halk kitlelerine ulasilabilsin. Vaktiniz aldigim icin affiniza siginiyorum. Iyi calismalar. Ata Ataman Merhaba
Mesaj: Ben Samsun\’dan 28 yaşında bir okurunuzum. Daha doğrusu hayranınız. Yeni Yüzyıl gazetesinde Çin gezisindeki fotoğraflarınızdan biri beni çok etkilemişti. Siteyi tesadüfen buldum, o resmi galeride göremedim. Ama hala çok güzelsiniz. Kanser olduğunuzu duyduğumda ise çok üzülmüştüm, yola devam etmenize sevindim. Kendinize iyi bakın. İyi akşamlar.
Gönderim Zamanı: 03-01-2007 16:10:25
Mesaj: demin sizinle dertleşmek için yazdım sonra sizin siteyi inceledim ne güzel bir ablaymışsınız gözlerinizin içi gülüyor bende olan bir şey size lazım olursa verebilirim böbrek göz gibi ( 2 tane olanlardan) ablam allahım korusun sizi
Gönderim Zamany: 08-02-2009 18:48:38