<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>NevvalSevindi.com &#187; Güncel</title>
	<atom:link href="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/category/guncel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 17:57:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>500 YIL BALKANLARDA YAŞADIK</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/500-yil-balkanlarda-yasadik/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/500-yil-balkanlarda-yasadik/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 16:30:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4365</guid>
		<description><![CDATA[Rumeli memleketim Balkanlar’a 1346’da adım atan Osmanlı’dan 1689’da çoğunluğu Türk ve Müslüman Üsküp yakıp yıkılıncaya kadar  ki zaman diliminde büyüdük genişledik. Rumeli’yi vatan bildik. 1912 Balkan harbinde kaybettiğimiz Rumeli göçümüz  ve soykırım hiç durmadı. Akla hayale gelmeyecek mezalimler, dini baskı ve zulümler ve bölge Hıristiyanlarının Türklerin malına mülküne el koyma isteği,çeteciliği sistematik bir soykırımı da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rumeli memleketim</p>
<p>Balkanlar’a 1346’da adım atan Osmanlı’dan 1689’da çoğunluğu Türk ve Müslüman Üsküp yakıp yıkılıncaya kadar  ki zaman diliminde büyüdük genişledik. Rumeli’yi vatan bildik. 1912 Balkan harbinde kaybettiğimiz Rumeli göçümüz  ve soykırım hiç durmadı. Akla hayale gelmeyecek mezalimler, dini baskı ve zulümler ve bölge Hıristiyanlarının Türklerin malına mülküne el koyma isteği,çeteciliği sistematik bir soykırımı da içeriri. Mora’da Yunan Ayaklanması’nda (1821) 25.000 Türk’ün soykırımı sonraki mezalimler için metot teşkil etmiştir.</p>
<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-4366" title="imagesCAD5TF4R" src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-content/uploads/2012/02/imagesCAD5TF4R-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /><span id="more-4365"></span></p>
<p>1877-78’de Osmanlı  Rus harbi sonucunda da Rus ve Bulgarlar tarafından yarım milyondan fazla Türk katledildi.1.250.000 insan da göç etmek zorunda kaldı.</p>
<p>1911’de Rumeli’de Müslüman  nüfusumuz 2.315.000 savaş sonunda 600.000 kişi soykırıma uğradı. Katledildi veya göç yollarında  can verdi. 400.000 kişi de topraklarımıza ulaştı. Cumhuriyet tarihi boyunca da ne göçler durdu ne soykırım. Boşnak soykırımı,Kosova’da Sırpların yaptığı soykırım,Makedonya ve Bulgaristan,Yugoslavya uygar Avrupa’da görmezden gelindi.</p>
<p>1913’de Rumeli Muhacirleri Derneği ‘nin yayınladığı şiirden:</p>
<p>“Rumeli’nin dağı ,taşı ağlıyor!</p>
<p>Kan içinde her subaşı Ağlıyor!</p>
<p>Parçalanmış gövdelerin yanında!</p>
<p>Can çekişen arkadaşı ağlıyor!”</p>
<p>Hele hele tutsak sivillere reva görülen insanlık dışı işkence ve mezalim türkülere yansımıştır. Tutsak kızların dramı motifi çoktur.Kadına,kıza yapılan saldırılar acımasızdır.</p>
<p>Türk kimliğine ve kültürüne saldırılar hiç bitmemiştir. Avrupa kültürünün temelini yapılandıran bir çok maddi ve manevi  eserinde yaygın şekilde işlenmiştir. Günümüze dek bu nefret canlı tutulmuştur.</p>
<p>1912-2012 Rumeli’yi kaybedişimizin ve uğradığımız soykırımın 100.yılıdır.</p>
<p>Bu sadece arşivlerin tozlu raf süsü değildir. Atalarımızın,anneanne dedelerimizin, amcalarımızın dramları ve acılarıdır. Buna sahip çıkmak  kimliğimizin bir parçasıdır. Bize  Bosna’da yaşanan soykırımı ve kültürel yok etme hırsını bile unutturmaya çalışan  Avrupa medeniyetine karşı hafızamızı taze tutmalıyız. Bizi biz yapan köklerimizi kesmeden  ve ne olduğunu bilerek bize dayatılanlara karşı durabiliriz. Bu nedenle Balkanlarda Türk soykırımı önemli.</p>
<p>Öğrenmen gerekeni öğren, yazacağını yaz, ağlaya ağlaya geç yolları ama bugüne ancak o yollardan gelebilirsin.</p>
<p>Unutma!</p>
<p>Rumeli muhacirleri ve Ermeni tehciri</p>
<p> 1912-2012 Balkan Savaşı ile birlikte Rumeli’de Türk soykırımının 100. yılını gündeme getiren kampanya kamuoyunda büyük ilgi görüyor.</p>
<p>Zaman gazetesinin bugünkü manşetinde yeralan Fransız Büyükelçi’nin “Kayıp 2.5 milyon Türk’ü de Fransız kamuoyuna anlatmalıyız” sözleri bu kampanyanın ne kadar önemli ve etkili olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.</p>
<p>Bu kampanyaya karşı Ermeni propagandasına endeksli bazı çevreler ise şimdi panik içinde “Rumeli zaten Türklere ait değildi”şeklinde bir karşı-kampanya örgütleme çabasındalar.</p>
<p>Bu çabaları boşuna!</p>
<p>Türkler 500 yıl Rumeli ve Balkanlar’da kaldılar ve orada kök saldılar. Osmanlı döneminde camisiyle, kimliğiyle, türküsüyle ve mutfaktan hamama her türlü kültürüyle Rumeli’ye kök salan Türk izleri, günümüzde de tüm görkemiyle kendini ‘gören gözlere’ göstermektedir.İzleri silmek için her  şey yapıldı ama kültür varlıkları yaşıyor. Sarı Saltuk selam ediyor oradan.</p>
<p>Ama ‘Gözleri vardır, görmezler’ denebilecek propaganda elemanları için küçük bir hatırlatma yapalım.</p>
<p>Soru şu: Rumeli muhacirleri ile Ermeni tehciri arasındaki bağlantı nedir?</p>
<p>Yanıtı net: 1912’de Balkan Savaşı ve o bölgelerde yaşanan ‘Türk soykırımı’ nedeniyle yaklaşık 500 bine yakın Türk ve Müslüman İstanbul ve Anadolu’ya geliyor. Bunların perişanlığı ve çaresizliği kamuoyunu adeta kalbinden vuruyor. Herkes yardıma koşuyor. Bu durum aylarca, yıllarca dönemin basınında yer alıyor.</p>
<p>Daha ‘Balkan muhacirleri’nin acısı dinmeden ve tam da Osmanlı 1. Dünya Savaşı’na girdiği sırada, yani 1915’in başında özellikle Sarıkamış faciasından sonra Ermeni tugayları, Rus ordusu ile birlikte Erzurum ve Van üzerinden Anadolu’nun içlerine doğru ilerlemeye başlıyorlar.</p>
<p>Bu bölgeleri terk etmek zorunda kalan onbinlerce Türk ve Müslüman Ermenilerin önünden Anadolu’ya kaçıp sığınıyorlar. Bunların bir bölümü “Balkan muhacirleri” gibi görüntüler vermeye başlıyorlar.</p>
<p>O dönem Osmanlı ordusu’nu yöneten Alman Genelkurmay’ı Anadolu’nun tümüyle elden çıkıp Rus ve Ermeni kontrolüne girmesinden endişe ediyor.</p>
<p>Bunu dönemin yöneticileri olan Enver Paşa-Talat Paşa ikilisine aktarıyorlar. Bu ikili “Balkan Savaşı sonrası yaşanan Balkan göçü faciasının” çok yakın tanıkları oldukları için “İkinci bir Balkan göçü”nün Rus-Ermeni saldırısı sonrası Anadolu’da yaşanmasından aynı şekilde endişe ediyorlar.</p>
<p>Ünlü “Ermeni tehciri”, yani Ermenilerin Anadolu’dan boşaltılıp, Suriye- Filistin bölgesine yollanması kararı işte bu endişeler sonucu alınıyor.</p>
<p>Yani 1912 Balkan Savaşı’nda yaşanan Türk soykırımı ve bunun 1915’te bu kez Anadolu’da yaşanması ihtimali “Ermeni tehciri”, yani Ermenilerin Anadolu’dan gönderilmesi kararının ana nedenleri arasında yer alıyor.</p>
<p>Balkan faciası olmasa, dönemin yönetimi Ermeniler konusunda belki böyle bir karar almayabilirdi.</p>
<p>Bugün Ermeni tehciri konusunda Rumeli ve Balkanlar’da Türk soykırımının hatırlatılmasından tedirgin olanlar, gerçeklerin bilinmesinden rahatsız oluyorlar.</p>
<p>Tarihi olayların birbiriyle bağlantısının anlatılmasından da rahatsız oluyorlar.</p>
<p>Onlar “kendi propagandaları dışındaki” her türlü gerçeğin dile getirilmesinden rahatsız oluyor.</p>
<p>Olabilirler…</p>
<p>Birileri rahatsız olacak ve kirli propagandaları ortaya çıkacak diye, tarihi olayların gerçeği yıllar sonra kimsenin keyfine göre değiştirilemez…</p>
<p>Rumeli ve Balkanlar’da Türk soykırımı yaşanmış bir gerçektir.</p>
<p>Ve 100. yılında çeşitli etkinliklere anılacak olan bu soykırım, Ermeni tehcirinin ana nedenlerinden biri olmuştur…</p>
<p>Gerçek acıtsa da gerçektir….</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4365&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/500-yil-balkanlarda-yasadik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>5 YILDA NE YAPILDI?</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/5-yilda-ne-yapildi/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/5-yilda-ne-yapildi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 12:40:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4355</guid>
		<description><![CDATA[  Nevval Sevindi Ağlamak yerine çözüm istiyorum Dost Hrant Dink&#8217;in Agos gazetesinin ilk sayısında &#8220;Kültürel Çeşitlilik ve Hoşgörü&#8221; başlığıyla bir yazım yayınlanmıştı:  &#8220;Ağaca bakar-görmez ağacı-kendini görür Yola bakar-görmez yolu-kendini görür Ve aynaya bakar-görmez kendini- -Selam verir&#8221; Ermeni şair Zahrad, şiirinde kendimizden başka bir şey görmemenin başkalarını görmemizi engellediğini şiire döker.&#8221; Türkiye&#8217;de herkesin sorumlu olduğunu söyleyenlere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="news-detail">
<div id="mainpage2">
<div id="top-page"></div>
<div id="container">
<div id="container-news">
<div>
<div>
<div>
<tbody>
<tr>
<td width="35%" valign="bottom"><a href="mailto:n.sevindi@zaman.com.tr"><img src="http://medya.zaman.com.tr/zamantryeni/pics/yazarlar-detay-yeni/nevvalsevindi.jpg" border="0" alt="" width="235" height="110" /> </a></td>
<td width="2%" valign="bottom"> </td>
<td width="40%" align="left" valign="bottom"><a href="mailto:n.sevindi@zaman.com.tr">Nevval Sevindi</a></td>
<td width="23%" align="right" valign="bottom"><img id="kucukA" src="http://medya.zaman.com.tr/extentions/zaman.com.tr/pics/sabit/resim/kucuk_a.png" border="0" alt="" /> <img id="buyukA" src="http://medya.zaman.com.tr/extentions/zaman.com.tr/pics/sabit/resim/buyuk_a.png" border="0" alt="" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="4">Ağlamak yerine çözüm istiyorum</td>
</tr>
</tbody>
</div>
<div>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>Dost Hrant Dink&#8217;in Agos gazetesinin ilk sayısında &#8220;Kültürel Çeşitlilik ve Hoşgörü&#8221; başlığıyla bir yazım yayınlanmıştı: </p>
<div id="haberMetinDiv">
<p>&#8220;Ağaca bakar-görmez ağacı-kendini görür</p>
<p>Yola bakar-görmez yolu-kendini görür</p>
<p>Ve aynaya bakar-görmez kendini-</p>
<p>-Selam verir&#8221;</p>
<p><span id="more-4355"></span></p>
<p>Ermeni şair Zahrad, şiirinde kendimizden başka bir şey görmemenin başkalarını görmemizi engellediğini şiire döker.&#8221;</p>
<p>Türkiye&#8217;de herkesin sorumlu olduğunu söyleyenlere bakılırsa ülkenin kafası iyice karışık. Sorumlu olan medya, aydın ve de elinde güç olup da bunu toplum lehine kullanmayanlar. Hrant Dink ne yazmıştı:</p>
<p>&#8220;İtiraf etmeliyim ki ülkemdeki &#8216;adalet sistemi&#8217;ne ve &#8216;hukuk&#8217; kavramına güvenim fazlasıyla sarsılmıştı. Demek ki, bu ülkenin yargısı birçok devlet adamının ve siyasetçinin de dile getirmekten çekinmediği gibi bağımsız değil. Yargı yurttaşı değil, devleti koruyordu.</p>
<p>Nitekim şundan bütünüyle emindim ki, hakkımda verilen kararda da her ne kadar millet adına deniyor olsa da, şu çok açık ki millet adına değil, devlet adına verilmiş bir karardı bu. Dolayısıyla, avukatlarım Yargıtay&#8217;a başvuracaklardı, ama bana haddimi bildirmeye karar vermiş derin güçlerin orada da etkili olmayacaklarının garantisi neydi?&#8221; Evet, ben de bunun altına bütün kanımla imza atarım. Çünkü bu acıyı aynen yaşadım. &#8220;Haddimi bildirmek&#8221; için yalan yanlış yazan, iftira atan medyayı, yazarları, aydın geçinenleri, ilgisiz duranları, yetkili kurumlarda ilgisizleri, siyasallaşmış davaları ve hazır bulunanları ben de gördüğümden Hrant&#8217;la iyi anlaşırdık. İkimiz de &#8220;haddimiz bildirilmesin&#8221;, &#8220;özgür ifade hakkımız olsun&#8221; ve de &#8220;bağımsız yargı ve adaletten yararlanma&#8221; istemiştik. Birilerinin hoşuna gitmiyor diye ellerinde güç olanlar vuruyor. İkiyüzlü arkadan ağlama krizleri asla çözüm olmuyor hayatımıza. Yani ister Ermeni olalım, ister Türk veya Müslüman, Ortodoks ya da Yahudi fark etmiyor. Doğu&#8217;da ya da Batı&#8217;da oturalım yine fark etmiyor. Hepimiz haksızlığa uğradık ve uğruyoruz. Yıllarca süren mahkemelere katlananlar var, parası olup dava açabilenler var ya da Allah&#8217;ından bulsun deyip bırakanlar. Ama hepimiz adalet denilen güzel kadının elinden bir tokat yedik. Günlük hayatımızda, askerde, mahkemede, işyerinde haksızlığa uğradık. Adalet aradık. Çok ileri gidersek bize &#8220;haddimizi bildirecek&#8221; birilerine tosladık. Ya kadın olduğumuz için aşağılandık ya Ermeni ne fark eder? Ben adalet istiyorum. Bunu istemeden &#8220;hepimiz suçluyuz&#8221; diye terane satanları dinlemiyorum. Tam bağımsız yargı reformu için siyasiler ne yaptı? Hükümet beş yılda ne yaptı? Medya ne yaptı? Hangi baskıyı uyguladı? Hangi kampanyayı açtı?</p>
<p>Türk milleti suçlu değil. Millet adalet istiyor, bekliyor. Kim verecek? Kim yıllardır temsil adaletini engelliyor? Milliyetçi Türkler mi? Neden partiler yanaşmıyor temsil adaletinin uygulanmasına? Neden yasaları değiştirmiyorlar? Oy için yaş sınırını hemen indirenler neden seçim barajını indirmiyor? Daha mı zor? Onunla aynı fikirde olmamız gerekmezdi. Adalet arayan Hrant Dink&#8217;e adalet veremedik. Çünkü hep çifte standartta davranıyor çevremiz ve herkes susuyor. Bu bıçak benim kalbime çok saplandı. Nefret kültürü yerleşmesine, yeşermesine su taşıyan medya 28 Şubat&#8217;ta yazdıklarını unuttu mu? Herkes kendine çekidüzen vermeden &#8220;hepimiz suçluyuz&#8221; nakaratına karnımız tok. Sen suçlusun! Bir kez bari ağaca bak ağacı gör! Aynaya bak ve kendini gör. Beni bırak&#8230;</p>
<p>93&#8242;te Mevlüde ana Solingen&#8217;de iki kızını, iki torununu ve kız kardeşinin kızını ırkçıların yaktığı evinde kaybetti. Hiçbir yere Alman halkını suçlayan beyanat vermediğinden cumhurbaşkanı ödül verdi. Posta kutularına aylarca &#8216;sizi yakacağız&#8217; kâğıtları atıldığında kimse onları korumaya almayı düşünmedi. Yakıldılar. Sonra verilen evde bütün güvenlik önlemleri, kameralar tamdı gittiğimde. Kızgın, öfkeli konuşmamasının nedeni? Dedi ki; &#8220;Biz buraya insan geldik insanlığımızı gösterelim&#8221;.</p>
<p>Hükümet duyarlıysa Ermenistan&#8217;a kapı açsın hiçbir koşul olmadan ve adını Hrant Dink koysun. Medya duyarlıysa Seçim Yasası değişsin ve de baraj insin diye yayın yapsın başarıncaya kadar. Aydın duyarlıysa yargı reformu için baskı yapsın. Tarafsız olsun. Sen duyarlıysan vatandaş, hakkını aramaktan vazgeçme ve hesap sor herkesten. Toprağın bol olsun Hrant.</p>
<p><a href="mailto:n.sevindi@zaman.com.tr">n.sevindi@zaman.com.tr <img src="http://medya.zaman.com.tr/extentions/zaman.com.tr/img/columnist/ma-16.png" border="0" alt="" /> </a></p>
<p>23 Ocak 2007, Salı</p>
</div>
<p> </tr>
</tbody>
</table>
<tbody>
<tr>
<td valign="middle">
<table id="yaziYorumTablosu" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td>
<div id="yorumlaPanel">
<table style="height: 16px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="155" background="http://medya.zaman.com.tr/extentions/zaman.com.tr/pics/yazi-puan/y-base.png">
<tbody>
<tr align="center">
<td width="15" align="right"><img src="http://medya.zaman.com.tr/extentions/zaman.com.tr/pics/yazi-puan/y-buton.png" alt="" width="10" height="10" /></td>
<td align="right" valign="middle"><span style="font-family: Arial; font-size: xx-small;">YORUMLA</span></td>
<td> </td>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<div id="yorumSecenek">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="155" bgcolor="#ffffff">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" height="25" bgcolor="#f2f2f2"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> <strong>Bu yazıyı yorumla</strong></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="20">
<input id="yorum_secenek5" checked="checked" name="yorum_secenek" type="radio" value="5" /></td>
<td width="133"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Katılıyorum</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="20">
<input id="yorum_secenek1" name="yorum_secenek" type="radio" value="1" /></td>
<td width="133"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Katılmıyorum</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="20">
<input id="yorum_secenek6" name="yorum_secenek" type="radio" value="6" /></td>
<td width="133"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Fevkalade</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="20">
<input id="yorum_secenek3" name="yorum_secenek" type="radio" value="3" /></td>
<td width="133"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Vasat</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="20">
<input id="yorum_secenek2" name="yorum_secenek" type="radio" value="2" /></td>
<td width="133"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Yanlış değerlendirme</span></td>
</tr>
<tr>
<td width="20">
<input id="yorum_secenek4" name="yorum_secenek" type="radio" value="4" /></td>
<td width="133"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Bir kısmına katılıyorum</span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">
<hr /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">
<table cellspacing="1" cellpadding="1">
<tbody>
<tr>
<td>
<input type="button" value="Oyla" />  </p>
<input type="button" value="İptal" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td valign="top"><!-- @AddThis yazisini kaldirip @zaman yazdirmak icin   --><!--  eklenen --><!-- AddThis Button BEGIN --><!--</div>
<div>&#8211;><!-- 	<a fb:like:layout="button_count"></a> &#8211;><!-- 	<a></a> &#8211;><!-- 	<a></a> &#8211;><!--</div>
<div  mce_tmp="1">&#8211;><!-- 	<mce:script type="text/javascript"><!  var addthis_config = {"data_track_clickback":true}; // -->&#8211;&gt;<!-- 	<mce:script type="text/javascript" mce_src="http://s7.addthis.com/js/250/addthis_widget.js#username=matak66"></mce:script> &#8211;><!-- 	<mce:script type="text/javascript" mce_src="http://s7.addthis.com/js/250/addthis_widget.js#pubid=xa-4e671b1f237cd7cd"></mce:script> &#8211;><!-- AddThis Button END --><!-- eklenen: end --><!-- AddThis Button BEGIN --></p>
<div><a title="Send to Facebook_like" href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=491350#"></a><a title="Send to Facebook" href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=491350#"></a><a title="Tweet This" href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=491350#"></a><a title="Email" href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=491350#"></a><a title="Print" href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=491350#"></a><!-- <a></a> msn ikonu görünür&#8211;><a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=491350#"></a><a></a><a title="View more services" href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=491350#">0</a><a></a></div>
<p><!-- AddThis Button END --></td>
<p><!--</div>
<td valign="middle">&#8211;><!-- 					href="#"> <img border="0" --><!--</td>
<div  mce_tmp="1">&#8211;></p>
<td valign="top"><a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=491350#">Yazdır</a></td>
</tr>
</tbody>
<p> </p>
<div>
<tbody>
<tr>
<td height="25" background="http://medya.zaman.com.tr/extentions/zaman.com.tr/img/bolum-as-diger.jpg"> </td>
</tr>
<tr>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</div>
</div>
</div>
<p><!--</div>
<div id="news-detail-bottom-banner" style="float:left; padding-top:10px;" mce_style="float: left; padding-top: 10px;" >&#8211;><!--</div>
<div  mce_tmp="1">&#8211;></p>
</div>
<div id="container-right">
<div id="right-menu">
<div id="right-menu-search">
<tbody>
<tr>
<form action="/arsiv.do;jsessionid=34EA11AADE7F653F09A010D335AEEBBB" enctype="application/x-www-form-urlencoded" method="post">
<td width="80" align="left" valign="middle"></td>
</form>
<form action="/ara.do;jsessionid=34EA11AADE7F653F09A010D335AEEBBB?method=home" enctype="application/x-www-form-urlencoded" method="post">
<td align="right" valign="middle"> </td>
<td width="32" align="left" valign="middle">
<input src="http://medya.zaman.com.tr/extentions/zaman.com.tr/img/search/ara.png" type="image" /></td>
</form>
</tr>
</tbody>
</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="90%" bgcolor="#6b87bc">
<tbody>
<tr>GÜNÜN YAZARLARI</tr>
<tr>
<td>Ahmet Kurucan<br />
Reform ve içtihadAhmet Selim<br />
Güven ve sevgiAli Bulaç<br />
Ne oldu da 10 yıl öncesine döndük?</p>
<p>Atıf Keçeci<br />
Kanun, yönetici yanlışlarının önüne geçmeli</p>
<p>Beşir Ayvazoğlu<br />
Veliahd Dairesi meselesi</p>
<p>Etyen Mahçupyan<br />
Soytarı artık çıplak</p>
<p>Fikret Ertan<br />
Ertelenen tatbikat&#8230;</p>
<p>Günseli Ö. Ocakoğlu<br />
Bu Erzurum için fırsattır, kaçırmayalım!</p>
<p>İbrahim Öztürk<br />
Genel denge yetmez, bütüncül denge!</p>
<p>Mümtaz&#8217;er Türköne<br />
19 Mayıs ne zaman bayram oldu?</p>
<p>Şahin Alpay<br />
Bu dava burada bitmez</td>
</tr>
<tr>TÜM YAZARLAR</tr>
<tr>
<td>A. Ali Uralİnsanın pişirildiği yerA. Rasim Küçükusta<br />
Bilinmeyen bir hastalık Soğuk ürtikeriA. Turan Alkan<br />
Milletimizin varlık değerleri bunlar mıdır yani,</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div id="footer">
<table style="height: 79px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="970" background="http://medya.zaman.com.tr/pics/toolbar-blue/bg.gif">
<tbody>
<tr>
<td width="2" height="79" background="http://medya.zaman.com.tr/pics/toolbar-blue/bottombar-left.gif"> </td>
<td width="960" height="65" align="center" valign="middle">
<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td><a href="http://www.zaman.com.tr/import.do?haberci" target="_blank"></a></td>
<td> </td>
<td><a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=491350#"></a></td>
<td> </td>
<td><a href="http://www.zaman.com.tr/zamanim.do" target="_blank"></a></td>
<td> </td>
<td><a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=491350#"></a></td>
<td> </td>
<td><a href="http://wap.zaman.com.tr/" target="_blank"></a></td>
<td> </td>
<td><a href="http://www.zaman.com.tr/okuranket.do" target="_blank"></a></td>
<td> </td>
<td><a href="http://www.alexa.com/site/download/?amzn_id=zamagaze-20" target="_blank"></a></td>
<td> </td>
<td><a href="https://abone.zaman.com.tr/abone/" target="_blank"></a></td>
<td> </td>
<td><a href="http://www.zaman.com.tr/multimedya.do" target="_blank"></a></td>
<td> </td>
<td><a href="http://www.zaman.com.tr/import.do?gizlilik" target="_blank"></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="2"> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div id="ad_loader_3">
<div id="bannerPlan-4247"><!-- #bannerPlan-4247 { 	WIDTH: 645px; HEIGHT: 150px } #banner-4247 { 	Z-INDEX: 0; POSITION: relative; WIDTH: 645px; HEIGHT: 150px; TOP: 0px; LEFT: 0px } --><a href="http://adspace.zaman.com.tr/adspace/onClick.ads?bp_id=4247" target="_blank"></a></div>
</div>
<div id="ad_loader_11">
<div id="bannerPlan-4245"><!-- #bannerPlan-4245 { 	WIDTH: 300px; HEIGHT: 250px } #banner-4245 { 	Z-INDEX: 0; POSITION: relative; WIDTH: 306px; HEIGHT: 250px; TOP: 0px; LEFT: 0px } --></div>
</div>
<div id="ad_loader_14">
<div id="bannerPlan-4207"><!-- #bannerPlan-4207 { 	WIDTH: 300px; HEIGHT: 250px } #banner-4207 { 	Z-INDEX: 0; POSITION: relative; WIDTH: 300px; HEIGHT: 250px; TOP: 0px; LEFT: 0px } --></div>
</div>
<div id="ad_loader_16">
<div id="bannerPlan-3692"><!-- #bannerPlan-3692 { 	WIDTH: 300px; HEIGHT: 88px } #banner-3692 { 	Z-INDEX: 0; POSITION: relative; WIDTH: 300px; HEIGHT: 88px; TOP: 0px; LEFT: 0px } --><a href="http://adspace.zaman.com.tr/adspace/onClick.ads?bp_id=3692" target="_blank"></a></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p><!-- (C)2000-2009 Gemius SA - gemiusAudience / zaman.com.tr / yazarlar --></p>
</div>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4355&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/5-yilda-ne-yapildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DENKTAŞ HAKKA YÜRÜDÜ</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/denktas-hakka-yurudu/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/denktas-hakka-yurudu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 21:18:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4343</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar önce yaptığım Kıbrıs dizisinden Denktaş söyleşisini onun anısına yayınlıyorum. Yaşadığı ölüm kalım mücadelesini, mücahitliğinin ateşini anlatan Denktaş Hakka yürüdü. Onunla bir devir kapandı.Allah rahmet eylesin. DENKTAŞ: 40 YIL BOŞA MI GEÇTİ? Spotlar: *O bir efsane. Kıbrıslı Türklerin anası, babası, atası. İneği sütten kesilen ona koşuyor. 40 yıldır Kıbrıs Türklerini ayakta tutan çadır direği gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-4345" title="images" src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-content/uploads/2012/01/images.jpg" alt="" width="200" height="200" />Yıllar önce yaptığım Kıbrıs dizisinden Denktaş söyleşisini onun anısına yayınlıyorum.</p>
<p>Yaşadığı ölüm kalım mücadelesini, mücahitliğinin ateşini anlatan Denktaş Hakka yürüdü. Onunla bir devir kapandı.Allah rahmet eylesin.</p>
<p>DENKTAŞ: 40 YIL BOŞA MI GEÇTİ?</p>
<p>Spotlar: *O bir efsane. Kıbrıslı Türklerin anası, babası, atası. İneği sütten kesilen ona koşuyor. 40 yıldır Kıbrıs Türklerini ayakta tutan çadır direği gibi dimdik duruyor. Seçim sanki Denktaş için bir referandum.</p>
<p><span id="more-4343"></span></p>
<p>*Denktaş’a göre Rumlar 40 yıldır yapamadığı Enosis’i şimdi Annan Planı ile Avrupa üstünden yapmak istiyor. Denktaş haklı olarak soruyor: “40 yıllık direnç boşa mı gidecek?” Bakalım çözüm Denktaş’a nasip olacak mı? * Denktaş’lar aile boyu siyaset yapıyor. Küçük oğul Serdar Denktaş babasına rağmen 23 Nisan’da Rumlara kapıları açtı. Seçimle anahtar parti olarak koalisyona girerse AB kapısını da açacağına inanıyor. Küçücük bir köpek hemen yanımıza koşup kokladı. İki kanarya, biri tepeli ve çok güzel, en baş köşeye kurulmuşlar. Denktaş’ın ofisinde doğanın parçalarını ve bol kağıt görüyorsunuz. Geç saatlere kadar ve her gün çalışan Denktaş adadakilerin babası gibi. Onların her derdine koşuyor. Kızı evlenemeyen, ineği süt vermeyen Denktaş’a koşuyor. O da her isteğe cevap vermeye ve yapmaya uğraşıyor. Çok eski bir gelenek halindeki bu davranış biçimini sorunca Rauf Denktaş’ın yorgun yüzünde buruk bir ifade oluştu: “Ne olursa benden bilirler. Maalesef öyle. Yüreğim yufka her şeyi yapmaya çalışırım. Olmaz diyemiyorum. İşleri olmayınca da yapmadı diyorlar.” İnek süt vermeyince bile size danışırlarmış? diye sorunca gülümseyen Denktaş naif bir aile reisi gibi. 40 yıllık lider ve efsane yaşamın kırgınlıkları. Evi idare edemeyen baba durumuna düşen Denktaş’a öfke biraz da bundan kaynaklanıyor. Herkese iş bulması, işe yerleştirmesi beklenen Denktaş’a öfke var. “Ne yapalım insan tabiatı bu. Değişmez” diyen Denktaş çok müracaat olduğunu vurguluyor. Başbakan Erdoğan’ın konuşmasındaki “Yolumuz AB yoludur. AB tam üyelik stratejik hedefimizdir. Bu vizyona Kıbrıs dahildir” sözünü sordum. Denktaş: “çok güzel,çok doğru bir söz “ diye söze girdi: “Biz de AB’ye girmek istiyoruz. Haklarımıza riayet edilmesi şartıyla girmek istiyoruz. Kıbrıs meselesinin Türkiye’nin önüne konulması haksızlıktır. Engellemek için zorluk çıkaran adam olarak lanse ediliyorum muhalefet tarafından, bu doğru değil. Vizyon aynıdır. Türkiye önce girerse işimiz çok kolaylaşır. Bizim Türkiye ile gireriz dememizin nedeni bu. 1960 anlaşmalarına göre ısrarımız Türkiye’nin girişini çabuklaştırır. Ben de AB’ye girmek istiyorum. Devlet olarak tanınmamız gerekir. Rum’un müracaatı bizi ilgilendirmez. Kıbrıslıların AB’ye girme isteğini muhalefet başlangıçta kullanmaya kalktı. Annan Planını her istediğimizi veren bir anlaşma gibi sundu. Bizim aydınlatma kampanyalarımız sonucunda halkımız gerçekleri görmeye başladı. Şimdi Simitis diyor ki: Türkiye’nin AB üyeliği Helenizm için yeni bir sayfa açma anlamına geliyor. Kıbrıs şimdi AB içinde bizimle beraber. Yani dolaylı Enosis yapıyor adamlar. Bakıyoruz 1989 Konsey kararına ki bu Rum liderleri bağlar. Nedir istekleri: Tek devlet, tek egemenlik, Türkiye garantörlüğünün kaldırılması, bütün askerin çekilmesini sağlamak. Biz ne istediysek hepsini aldık Annan planında diyor Vassiliou bir önceki Cumhurbaşkanı.” Rum tarafı için AB Kıbrıs’ın ve Türkiye’nin sırtında bir sopa mı? soruma Denktaş’ın cevabı şöyle: “Açıkçası acele edin gelin diyor bize, sonra Türkiye’yi dışlarız Kıbrıs bizim olur. Oynanan oyun budur. Biz ısrar etmezsek Avrupa aracılığıyla Kıbrıs’ı alacaklar. Türkiye de uzaktan bakacak. Türkiye’yi hala AB’ye alacaklar mı bilemem.Almayacaklar bence. Bu Hıristiyanlık Müslümanlık meselesi haline geldi. Ben iyi niyet göremiyorum. İnşallah alırlar.” Rum tarafı AB’ye girerse açılan kapıların kapatılacağı söyleniyor Kıbrıs’ta ne olacak? diye soruyorum. 40 yıldır kapıların kapalı olduğunu, o zaman kendilerinin başka kapılar açacağını öne süren Denktaş şöyle diyor: “Burayı tam serbest liman haline sokarsak daha faydalı olur ve kimse de AB’yi arar olmaz artık. Rum tarafına geçen en fazla 2000’i bulmaz. Muhalefet bunu abartıyor.” 2004 Mayıs’a kadar ne olacak herkes merak ediyor. Bunun Rum tarafına bağlı olduğunu söyleyen Denktaş Klerides’in “Ortaklık cumhuriyetini Rum Cumhuriyetine dönüştürmek için harekete geçtik” beyanatı verdiğini dünyanın duyduğunu anlatıyor hiç bitmeyen enerjisiyle. Söz yine Denktaş’ın: “Rumlar 40 yıl daha meşru hükümet olarak ‘Kıbrıs meselesi 1974’de başladı, göçmenlerin geri gitme meselesi, işgal meselesidir’ yalanını söylemeye devam eder. Bizim de basınımızda ‘mesele 1963’de başlamıştır, mesele uluslararası anlaşmalara uymamadır’ demiyor. Basın gözlerini gerçeklere kapamak kararını aldıysa ben ne yapabilirim? Basın gerçeği arar ve bulur. Burada bir gazetemiz milli çizgideyken bir gecede dönüp Annan planını destekledi. Sonra dedi ki, İngiliz bir gazeteciye: Patron o gece geldi ve bundan sonra Annan planını destekleyeceksiniz dedi. Biz de öyle yazıyoruz!” Seçimlerin önemli olduğunu vurgulayan Denktaş kimin nereye oturacağının değil, devlete inananlar ve savunanlarla, Annan planı çerçevesinde biz Türkiye’den koparak gidelim Allah Kerim diyenler arasında seçimin geçeceğine inanıyor. Seçim nasıl bir çözüm getirecek Kıbrıs’a? soruma cevabı: “Devletim Türkiyem diyenler kazanacak. AB komiseri şimdiden, eğer Denktaş tarafı kazanırsa tanımayacağız dedi. Şu terbiyesizliğe bakın siz. Anti insani! Şimdiden söylüyor. Seçimler şeffaf olmayacak diyorlar bir de. Bu ne ki? Gözleri kararmış halde. Türkiye’nin elinden Kıbrıs’ı çekip alacaklar. Çünkü stratejik olarak kendilerine lazımdır. Eğer biz kazanırsak eğer Türkiye’yi AB’ye almak istiyorlarsa; altını çiziyorum, bizimle gelip anlaşacaklar. Seçimlerden galip çıkarsanız ilk adımınız ne olur soruma cevabı: “İlk adımımız halkımıza teşekkür etmek ve Rum tarafını davet etmektir. Sonra ambargoların kaldırılıp bizim seviyemizin de Rum seviyesine çıkmasını sağlamak. Rumlarla yaptığınız yasaları bir bir gözden geçirelim deriz AB’ye.” Hem AB, hem Rum tarafı ile masaya oturacağını söyleyen Denktaş seçim başarısını bekliyor çözüm için. Bu başarı Kıbrıs’a ne kazandırır ne kaybettirir dediğimde şöyle yanıtlıyor: “Kimliğine sahip çıkan bir devlet olur. KKTC tanınması için bu kafi bir nedendir. Daha önce yasa dışı dedikleri devletimizin tanınması için bu referandum kafidir. Bizim kimliğimizin altının çizilmesi anlamına gelecektir bu.” T.C. kökenlilerle aramızda hiçbir sorun yok diye Denktaş Türk köylerinin biraz yoksul olduğunu itiraf ediyor: “T.C kökenlilerin köyü gerçekten gerektiği gibi kalkınmış değil. Ayrıcalık yapılmadı mı bazı zamanlarda. Yapılmış olabilir. Bu neden değil. Hepimiz Anadolu’dan geldik. 1975’de gelenler yavaş yavaş kaynaşıyor toplumumuzla. Bunların altını çizmek hatadır. Hükümetin kendilerine yardım etmediğini söyleyen T.C. köylerine gittim geçenlerde. Karpaz bu şikayetlerle dolu bir yöre. Toplantı yaptım. Çok acı şeyler göreceğiz sandım. Yapılan hizmetlerin listesini koydu hükümet önüme şaşırdım. İşsizlik hepimiz için geçerli. Dünyanın hiçbir yerinde iç sıkıntılar nedeniyle devletten vaz geçilmez. Muhalefet bunu söylüyor. Ben muhalefeti hep korudum. Demokrasi varsa benim sayemde var. Ama artık burama geldi mecburum halkıma onların yanlış olduğunu söylemeye. Onları destekleyemem.” Sayın Denktaş Annan planına alternatif bir plan üstünde çalıştıklarını söyledi. Seçim yeni şeylere gebe.</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4343&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/denktas-hakka-yurudu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pembe Hanım Derneği</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/pembe-hanim-dernegi/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/pembe-hanim-dernegi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2012 17:36:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4330</guid>
		<description><![CDATA[Pek yakında kendi yerinde faaliyete geçiyor ve herkesi bekliyor. Kanserli hasta ve yakınlarına siz de yardımcı olun!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-4331" title="LBF_3603" src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-content/uploads/2012/01/LBF_3603-199x300.jpg" alt="" width="199" height="300" />Pek yakında kendi yerinde faaliyete geçiyor ve herkesi bekliyor. Kanserli hasta ve yakınlarına siz de yardımcı olun!</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4330&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/pembe-hanim-dernegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜRK TARİHİ ÖNÜNDE ÖZÜR DİLERİM</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/turk-tarihi-onunde-ozur-dilerim/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/turk-tarihi-onunde-ozur-dilerim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Nov 2011 19:24:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4296</guid>
		<description><![CDATA[19 maddelik özür listesi Bardakçı, Başbakan&#8217;ın Dersim halkından özür dilemesi üzerine ilginç bir yazı yayınladı Ünlü tarihçi Murat Bardakçı, Habertürk gazetesindeki bugünkü köşesini, 19 maddelik bir özür metnine ayırdı. Başbakan Erdoğan&#8217;ın Dersim katliamından dolayı Tunceli halkından özür dilemesi üzerine Bardakçı, Türk tarihine ait özür listesi yayınladı. İşte Bardakçı&#8217;nın o yazısı: Bugün bu köşeyi tarihçi dostlarımdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>19 maddelik özür listesi</h1>
<p>Bardakçı, Başbakan&#8217;ın Dersim halkından özür dilemesi üzerine ilginç bir yazı yayınladı</p>
<p><!--<a href="#" mce_href="#"> <img src="imgs/haber-video.png" mce_src="imgs/haber-video.png" alt="" /> </a>&#8211;><!--|||--></p>
<div>
<div id="vatan_gundem_500x60"><script type="text/javascript"></script></div>
</div>
<div><img title="19 maddelik özür listesi" src="http://fotograf.gazetevatan.com//newpics/news/251120111510067407255_2.jpg" alt="19 maddelik özür listesi" align="right" /> Ünlü tarihçi Murat Bardakçı, Habertürk gazetesindeki bugünkü köşesini, 19 maddelik bir özür metnine ayırdı. Başbakan Erdoğan&#8217;ın Dersim katliamından dolayı Tunceli halkından özür dilemesi üzerine Bardakçı, Türk tarihine ait özür listesi yayınladı.</div>
<div><span id="more-4296"></span></p>
<p>İşte Bardakçı&#8217;nın o yazısı:</p>
<p>Bugün bu köşeyi tarihçi dostlarımdan birinin göndermiş olduğu bir metne, bir &#8216;özür listesine&#8217; ayırıyorum.</p>
<p>* İlk Türk devletini kurmuş oldukları için Asya Hunları adına bütün insanlıktan,</p>
<p>* Roma&#8217;da ayağına kadar getirtip merhamet dilendirdiği için Hun İmparatoru Atilla adına Papa&#8217;dan,</p>
<p>* Malazgirt&#8217;te yendiği için Selçuklu İmparatoru Alparslan adına Bizans İmparatoru Romen Diyojen&#8217;den</p>
<p>* Anadolu&#8217;yu Türkiye yaptığımız için Hititlerden, Friglerden, Lidyalılardan, Romalılardan ve Bizanslılardan</p>
<p>* Anadolu&#8217;ya yerleşmemizden sonra Haçlı Seferleri&#8217;ni başlatan ve çehresinin bindiği eşeğin suratına benzemesi ile meşhur olan papaz Piyer Lermit&#8217;ten ve Lermit&#8217;in şahsında bütün Haçlı askerlerinden</p>
<p><strong>FATİH SULTAN MEHMED ADINA BİZANS&#8217;TAN</strong></p>
<p>* Fatih Sultan Mehmed adına Bizanslılardan, Rumlardan ve özellikle de Bizans&#8217;ın son imparatoru Konstantin Paleolog&#8217;dan</p>
<p>* Yavuz Sultan Selim adına Şah İsmail&#8217;den</p>
<p>* Mohaç Savaşı&#8217;nda ülkelerinin hakimiyetini kaybetmelerine sebep olduğu için Kanuni Sultan Süleyman adına bütün Macarlardan</p>
<p>* Kuyucu Murad Paşa adına Anadolu&#8217;daki bütün isyancılardan ve Celalilerden</p>
<p><strong>DÖRDÜNCÜ MURAD ADINA İRANLILAR&#8217;DAN</strong></p>
<p>* Dördüncü Murad adına İranlılardan, kahve ve esrar düşkünlerinden</p>
<p>* Kısa süreliğine rahatsızlık verdiğimiz için Merzifonlu Kara Mustafa Paşa adına Viyana halkından</p>
<p>* Prut&#8217;ta büyük yenilgi yaşattığı ve karısı Katerina ile ilgili dedikoduların çıkmasına sebebiyet verdiği için Baltacı Mehmed Paşa adına Rus Çarı Petro ile bütün Rus milletinden</p>
<p>* İspanya&#8217;daki Yahudiler&#8217;e kucak açıp kurtardığı için İkinci Bayezid adına Yahudileri katletme hevesleri kursaklarında kalan Avrupa krallarından</p>
<p>* İkinci Mahmud adına Alemdar Mustafa Paşa&#8217;dan</p>
<p>* Van&#8217;da 1915&#8242;te kurulan Ermeni Devleti&#8217;ni ortadan kaldırdıkları için İttihadçılar adına o devletin kurucularından</p>
<p><strong>İTTİHADÇILAR ADINA İKİNCİ ABDÜLHAMİD&#8217;DEN</strong></p>
<p>* Aldıkları nefesi bile senelerce takip ettiği için İkinci Abdülhamid adına İttihaçılar&#8217;dan, kitaplarını yasakladığı o devrin bütün yazarlarından ve Taif&#8217;e sürgüne gönderildiği kişilerden</p>
<p>* Tahtından indirdikleri için İttihadçılar adına İkinci Abdülhamid&#8217;den</p>
<p>* Atatürk adına İstanbul&#8217;daki işgal kuvvetleri kumandalarından</p>
<p><strong>TÜRK TARİHİ ÖNÜNDE ÖZÜR DİLERİM</strong></p>
<p>* 1922 Ağustos&#8217;unda işgalci Yunan ordusunun perişan edip başkomutanlarını esir aldığı için Kuva-yı Milliye adına işgal ordusunun başkomutanı General Trikopis&#8217;ten</p>
<p>Türk Tarihi önünde özür dilerim!</p>
<p>Metni gönderen dostum, işte böyle yazmış ve özür listesinden, Dersim meselesine yer vermemiş&#8230;</p>
<p>Okuyucularım birkaç günden buyana &#8216;Dersim konusunda neden bir şey yazmıyorsun?&#8217; diye soruyorlar; söyleyeyim , Pazar günü yayınlanacak olan sayfamda bu konu yer alacak..</p></div>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4296&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/turk-tarihi-onunde-ozur-dilerim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Keyifli bir bayram olsun</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/keyifli-bir-bayram-olsun/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/keyifli-bir-bayram-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Nov 2011 11:41:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4283</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-4284" title="images" src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-content/uploads/2011/11/images.jpg" alt="" width="225" height="224" /></p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4283&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/keyifli-bir-bayram-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/cumhuriyet-bayraminiz-kutlu-olsun/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/cumhuriyet-bayraminiz-kutlu-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Oct 2011 09:54:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4268</guid>
		<description><![CDATA[Ona bütün dünya hayranlık duydu. en ilginç yazı bugünkü Hürriyet eki Kelebek&#8217;te Güzin Abla&#8217;nın köşesinde ABD&#8217;den küçük bir Amerikalı çocuğun Atatürk&#8217;e yazdığı mektup yıl 1922]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-4269" title="imagesCAMQ23P4" src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-content/uploads/2011/10/imagesCAMQ23P4.jpg" alt="" width="176" height="232" />Ona bütün dünya hayranlık duydu.</p>
<p><span id="more-4268"></span></p>
<p>en ilginç yazı bugünkü Hürriyet eki Kelebek&#8217;te Güzin Abla&#8217;nın köşesinde ABD&#8217;den küçük bir Amerikalı çocuğun Atatürk&#8217;e yazdığı mektup yıl 1922</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4268&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/cumhuriyet-bayraminiz-kutlu-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pembe Hanım Urfa&#8217;da</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/pembe-hanim-urfada/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/pembe-hanim-urfada/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Oct 2011 19:06:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4258</guid>
		<description><![CDATA[ŞANLIURFA (İHA) &#8211; Gazeteci Yazar ve Kanserli Hasta ve Yakınlarıyla Dayanışma Derneği Başkanı Nevval Sevindi, Şanlıurfa&#8217;da &#8220;Kanseri Nasıl Yenebiliriz&#8221; konulu bir konferans verecek. Kanserli Hasta ve Yakınlarıyla Dayanışma Derneği ve Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 25 Ekim tarihinde &#8220;Kanseri Nasıl Yenebiliriz&#8221; konulu konferans düzenlenecek. Konferans öncesi gazetecilere konuşan Gazeteci Yazar, Kanserli Hasta ve Yakınlarıyla Dayanışma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-4266" title="303004_297071213653767_217547534939469_1158078_623007404_n" src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-content/uploads/2011/10/303004_297071213653767_217547534939469_1158078_623007404_n.jpg" alt="" width="960" height="720" />ŞANLIURFA (İHA) &#8211; Gazeteci Yazar ve Kanserli Hasta ve Yakınlarıyla Dayanışma Derneği Başkanı Nevval Sevindi, Şanlıurfa&#8217;da &#8220;Kanseri Nasıl Yenebiliriz&#8221; konulu bir konferans verecek.<br />
Kanserli Hasta ve Yakınlarıyla Dayanışma Derneği ve Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 25 Ekim tarihinde &#8220;Kanseri Nasıl Yenebiliriz&#8221; konulu konferans düzenlenecek. Konferans öncesi gazetecilere konuşan Gazeteci Yazar, Kanserli Hasta ve Yakınlarıyla Dayanışma Derneği Başkanı Nevval Sevindi, Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü ile beraber konferans düzenleyeceklerini belirterek, &#8220;Şanlıurfa&#8217;da olmaktan çok mutluyum.&#8221;</p>
<p><span id="more-4258"></span></p>
<p> Çünkü Şanlıurfa&#8217;da ve Güneydoğuda çok gezen biri olarak gözlemim aslında sağlık konusunda<br />
bir çok şeye ihtiyaç var&#8221; dedi.<br />
Kanserin toplumsal bir hastalık ve toplumsal sağlık sorunu olduğunu anlatan Sevindi, şöyle konuştu: &#8220;Fakat Şanlıurfa&#8217;da halen bir Kanser Derneği yoktur. Hatta Güneydoğunun hiçbir ilinde yok. Bunun için ben bu derneği büyükannemin adına kurdum.&#8221;<br />
Pembe Hanım Derneği adına Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü ile ortaklaşa bir program düşündüklerini anlatan Sevindi, şunları söyledi: &#8220;İl Sağlık Müdürlüğü de sağolsun bu projeyi sevdi ve destekledi. Bundan önce bir uzman doktor buraya geldi ve sağlık müdürlüğü çalışanlarına bir seminer verdi. Bu Şanlıurfa&#8217;da ilk kez oldu. Sağlık çalışanlarının hastalara nasıl davranacaklarına dair bir eğitim programı. Bütün dünyada uygulanan çok başarılı bir program ve il sağlık bu eğitimi aldı. Şimdi de 25 Ekim tarihinde<br />
sağlık müdürlüğümüz ile birlikte Şanlıurfa&#8217;da kanser hastalarına sesleneceğiz. Bu konuda toplumu bilinçlendirici bir konferans vereceğim. Derneğimin yönetim kurulu üyeleri ile birlikte buraya geldim. Derneğin kurucusu ve yönetiminde olan Asuman Cevahir Yazmacı ise bize konağını açtı ve konuk etti. Böylece bizim sponsorumuz oldu.&#8221;<br />
Yaptıkları etkinlikleri anlatacaklarını belirten Sevindi, sözlerine şöyle devam etti: &#8220;Neler yapıyoruz? Neden bunları yapıyoruz? Ayrıca, Kanserle Yaşıyorum diye Türkiye&#8217;de ilk defa yazılan kitabımı da hastalara karşılıksız vereceğiz. Bilinçlenmelerinde rol oynayacak, onlara yön gösterecek, ne yapmaları gerektiğini anlatacak bir kitap çünkü bu. Gerçekten kanseri yenmek için iki şeye ihtiyacınız var. Bilgi ve sevgi. Kanseri bilgi ve sevgiyle yenebilirsiniz ve erken teşhisle yenebilirsiniz. Kanser,<br />
yenilebilen ve tedavi edilen bir hastalık. Ama ancak ve ancak erken teşhis edilirse olur. Bunun içinde bilgiye ihtiyacınız var.&#8221;</p>
<p><a href="http://www.haberx.com/kanseri_nasil_yenebiliriz_konferansi(17,n,10778380,765).aspx">http://www.haberx.com/kanseri_nasil_yenebiliriz_konferansi(17,n,10778380,765).aspx</a></p>
<p>KanalUrfa&#8217;da canlı yayındaydık &#8220;Haftanın Panoraması&#8221; Said Koyuncu&#8217;nun sunduğu programda Pembe Hanım derneğinin kurucularından Cevahir Asuman Yazmacı ve genel sekreter Seda Kansu katıldı Nevval Sevindi ile birlikte.</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4258&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/pembe-hanim-urfada/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAZAN</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/hazan/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/hazan/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Sep 2011 14:34:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4221</guid>
		<description><![CDATA[ATEŞİMDEN KÜL OLDU ATEŞİNİZ* “Bir tarafta bahçe,bir tarafta dere Gel uzan ,sevgilim,benimle yere Suyu yakuta dönüştüren bu hazan Bizi gark eyliyor düşüncelere” Ruhumuza akan bir hazan Ahmet Haşim’in şiirinden çağıldayarak kırmızı  yapraklarla döşenir.İstanbul’da güze mevsimi yeşilden kahverengiye dönüşen  cazibeli kıvrımlarıyla çekici. Bunu Ahmet Haşim her akşam “6” vapuruyla karşıya geçerken hissettiren uzaktan sevdiği kadınlardı. Tutulduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-4223" title="2864468o" src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-content/uploads/2011/09/2864468o.jpg" alt="" width="150" height="113" />ATEŞİMDEN KÜL OLDU ATEŞİNİZ*</p>
<p>“Bir tarafta bahçe,bir tarafta dere</p>
<p>Gel uzan ,sevgilim,benimle yere</p>
<p>Suyu yakuta dönüştüren bu hazan</p>
<p>Bizi gark eyliyor düşüncelere”</p>
<p>Ruhumuza akan bir hazan Ahmet Haşim’in şiirinden çağıldayarak kırmızı  yapraklarla döşenir.İstanbul’da güze mevsimi yeşilden kahverengiye dönüşen  cazibeli kıvrımlarıyla çekici.</p>
<p><span id="more-4221"></span></p>
<p>Bunu Ahmet Haşim her akşam “6” vapuruyla karşıya geçerken hissettiren uzaktan sevdiği kadınlardı. Tutulduğu bir genç kızı vapura erkenden binip görmek ayrıcalığı.Onun girişini görmek için müsait bir yere oturmakla başlayan ritüel sessizleşerek sürerdi.Çakmak çakmak gözleriyle kızı ararken kalabalığın içinde onu gördü mü kendine gelir,aşk üzerine paradokslar yapmaya başlar.Hele sevgilisiyle uzaktan uzağa bakışma fırsatı yakalayınca neşesinden yerinde duramaz olur. O zaman dönüp dostu Yakup Kadri’ye “Azizim, ben artık bu kızla evlenmeye karar vermeliyim.Bundan güzelini,iyisini bulamam” Der. Yakup Kadri; “ben ise kimbilir kaçıncı evlenme kararı olduğu için,yüzüne şüpheli şüpheli bakarak gülümseyince hemen deminki kanaatinde sarsılmış görünür.” Diye yazar. Haşim ya kendini beğenilmez bulur ,ya da dostunun onu engellediğini düşünür evlilik konusundaki iki açmazı boğazına takılı iki lokmadır. Gönül işlerinde maymun iştahlı,evlilik konusunda ne kadar ciddiyetsiz olduğunu bildiğini açıkca yüzüne söylediğinde Haşim kıs kıs güler.Hep lise öğrencisi heyecanı taşıyan ancak ayni yaşların sorumsuzluğundan da kurtulamayan Haşim asla sevgilisiyle başa başa buluşmaya gitmez! Mutlaka bir dostuyla yapardı bu gezileri. Her şeyden canı sıkılan,büyümemiş bu çocuk  olağanüstü tatta şiirler yazan bir  edebi kimliktir.</p>
<p>Bu devamlı nişan  bozan, evlilikten ödü kopan şairimiz Türkiye’nin kimliğini anlatan bir sembol gibi. Türkiye’de aydınlar kendi kimlikleriyle nişanlansa bile bunu bozmak için bir çok abuk sabuk neden bulurlar.İş evliliğe hiç gelmez zaten. Evlilik talebi olsa bile kimliğinden ikircikli olan aydın ayni evde bu kimlikle oturamayacağına karar verir. Nedenler sıralandığında insan inanmaz gözlerle bakakalır,nasıl bu kadar gerçekdışı bir dünya kurulabilir diye. Gerçeğin dışına kaçma hayali cemaatler kurma sonucu boşalan iç dünyalar şablonlara mahkum olur. İstanbul 1990’da şiddet sıralamasında en alt sıralarda yer alıyordu.Bugün konuşulanlara,haberlere bakınca kanımız donuyor. Şiddet sadece bizim sorunumuz değil.Bir zamanlar “barut fıçısı” diye tanımlanan Balkanlar neler yaşadı unuttunuz mu?</p>
<p>BARUT FIÇISI</p>
<p>Makedon yazar Dejan Dukovski’nin yazdığı oyunun içeriği yaşadığımız şiddet dolu hayat.</p>
<p>Yıldıray Şahin’in ilk yönettiği oyun olan “Barut Fıçısı” Muhsin Ertuğrul Sahnesinde başladı.</p>
<p>Üsküp doğumlu Dukovski ‘nin bu oyunu filme de çekilmiş. Dekor tasarım tek kelimeyle harikaydı.Barış Dinçel’in başarısını görmek lazım.Yönetmen diyor ki:”Burada oyuncu olarak da bulunmamın nedeni iki yıl önce yitirdiğim babamla,bu oyunda oynadığım Andreja’nın hayata,dünyaya,bu şehirde yaşayanlara söylemeye çalıştıklarının özdeş olması”. Belki bu nedenle çok severek yönetilmiş,oynanmış ve kotarılmış bir oyun var karşınızda. İyi seyirler.</p>
<p>Oyun öncesinde mütevazi bir ödül töreni oldu. Türkiyenin  ciddi bir tiyatro geçmişi olmasına rağmen neden oyun yarışması düzenlenmez diye düşünürdüm. 1.si yapılan Mitos Boyut Tiyatro oyunu yarışmasına 116 eser katılmış. Ödül kazanan gençler  herkes için bir umut. Halkımız tiyatroyu çok seviyor.Bunu Anadolu’da yakından gördüm.Okulların daha teşvikçi olması gerekiyor. Ülkeleri tanıtan yazarları,şairleri,oyuncuları, sinemacılarıdır.O kültürün ruhunu, bakışını,içini ortaya serenler yani.</p>
<p>ABİDİN DİNO</p>
<p>Onun “lüferler” tablosu geliyor aklıma hazan vakti. Minyatürlerde boğaz ,balıklar ve rengarenk kültürün çiçeklenmesi.</p>
<p>Figürlü minyatürlerde ışık-gölge uygulamaları,hacimli Batı örneklerine uygun.  manzaralarında da ışık-gölge ve perspektif var. Yüzyılın sonlarında minyatür azalmış ve 19.yüzyıl başlarında son örneklerini vermişti.<br />
Osmanlı sanatçısı Doğu resim anlayışından Batı’nınkine geçerken özgün yol aramış. Batı Anadolu’ya , İstanbul’a gelen antik harabe,köy ve İstanbul manzaraları yapan  ressamlara Boğaziçi Ressamları deniliyordu. Panoramik görüntüler,meydanların resimleri -Osmanlının zenginliğini, yaşam şeklini yansıtan resimler-Osmanlı’yı Avrupa’ya tanıtıcı nitelikler taşıyordu. Fransız Guillemet azınlık Osmanlılara resim dersi vermek için okul açmıştı. Buraya daha sonra Türkler de gitmişti</p>
<p>*Cenap Şahabettin</p>
<p>eski bir yazımdan&#8230;.2007 Zaman</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4221&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/hazan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cumartesi Postası&#8217;nda kanser sohbeti</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/cumartesi-postasinda-kanser-sohbeti/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/cumartesi-postasinda-kanser-sohbeti/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Sep 2011 07:33:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4216</guid>
		<description><![CDATA[10 yıl arayla ikinci defa meme kanserine yakalanmak nasıl bir talihsizliktir!!! Gazeteci-yazar Nevval Sevindi’nin yaşadığı, tam da bu. 10 yıl önceki ilk kanserle mücadelesinde memelerinin alınmaması için savaşan ve kazanan Nevval Sevindi, ikinci kez bu hastalığı atlattı. Ama bu kez memelerini değil, rahim ve yumurtalıklarını da kaybetti. Şimdi kendini eksik, yorgun, savaştan çıkmış gibi hissediyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>10 yıl arayla ikinci defa meme kanserine yakalanmak nasıl bir talihsizliktir!!! Gazeteci-yazar Nevval Sevindi’nin yaşadığı, tam da bu. 10 yıl önceki ilk kanserle mücadelesinde memelerinin alınmaması için savaşan ve kazanan Nevval Sevindi, ikinci kez bu hastalığı atlattı. </em></strong></p>
<p><strong><em>Ama bu kez memelerini değil, rahim ve yumurtalıklarını da kaybetti. Şimdi kendini eksik, yorgun, savaştan çıkmış gibi hissediyor. Savaşını, devam eden mücadelesini ve hayatında yaptığı temizliği konuştuk&#8230;</em></strong></p>
<p><strong>Kansere hangi yıl yakalanmıştınız? Nasıl farkettiniz? <img class="alignleft size-full wp-image-4218" title="fft2mm751554" src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-content/uploads/2011/09/fft2mm7515541.jpg" alt="" width="325" height="482" /></strong></p>
<p><span id="more-4216"></span><strong> </strong></p>
<p>1998 Mayısı’nda. Beş yıllık kontratı olan bir evde otururken ikinci yıl <a href="/DetayliAra?q=Rusya" target="_blank">ev sa</a>hibim “Oğlum Rusya’dan geliyor, çıkın” dedi. Çıkmayabilirdim ama evden soğuduğum için bir hafta içinde taşındım. Taşınırken, kolilerden biri şiddetle sol göğsüme çarptı. Ertesi sabah kalktığımda sol göğsümde büyük bir bombe oluşmuştu. Doktora gittim. T<a href="/DetayliAra?q=kanser" target="_blank">ahlill</a>er yapıldı. Kanser olduğumu anlatırken kelimeleri titizlikle seçtiler. Örneğin “B<a href="/DetayliAra?q=hücre" target="_blank">akın,</a> bu kanserli hücre olmasaydı kenarında çıkıntılar olmayacaktı ama sizinkinde var” sözleriyle açıkladılar. İlk başta işin merak kısmındaydım. Ameliyatı yapacak cerrah dedi ki; “İki memeyi de alacağız.” “Alamazsınız” dedim. “Ne var canım. Memen elin, kolun değil ki” dedi. Ben de “Kusura bakmayın ama elim, kolum kadar değerli. Çünkü onları ben kullanıyorum” cevabını verdim. Bu tepkiyle ilk defa karşılaştığı için cerrah şaşkın ve sinirliydi. Ama dediğim gibi oldu. Sadece kanserli dokular alındı ve memelerim bende kaldı. Kanser olduğumu ilk idrak ettiğim nokta, cerrahın yanından ayrıldığım andı. Aylar sonra muayenehanenin kapısında hıçkıra hıçkıra ağladım. Kanserle yolculuğum olacağını da ilk o zaman hissettim.</p>
<p><strong>O yıllarda toplumda kanser bilinci ne durumdaydı? trong&gt;&lt;/p&gt; </strong></p>
<p>Türkiye’de o kadar az bilgi vardı ki, kendimi çaresiz hissettiğim anlar oldu. Toplumdaki bu bilinçsizliği kırmayı, kanserle ilgili daha fazla bilgi akışı sağlamayı kendime iş edindim. Dünyanın pek çok ülkesinden yüzlerce doktorla tanıştım. Ameliyatın ardından bir gazetede bunları dizi yazı ha<a href="/DetayliAra?q=kemoterapi" target="_blank">linde yayı</a>nladım. Kemoterapi ve radyoterapi görürken Türkiye’deki kanserli hastaların ne kadar sahipsiz olduğunu gördüm. Sivil toplum kuruluşları arasında daha çok doktorların kurduğu dernek<a href="/DetayliAra?q=sağlık" target="_blank">lere r</a>astlanıyor, Sağlık Bakanlığı’na bağlı Onkoloji Başkanlığı’nın elinde ‘Türkiye’de kaç tane kanserli hasta var?” istatistiği bile bulunmuyordu.</p>
<p>“Annem ve teyzem kanserden öldüler”</p>
<p><strong>Genetiğin bu hastalığa etkisi biliniyor. Ailenizde kanser görülmüş müydü? </strong></p>
<p>Evet, hem de sıkça. Annem ve teyzem benim gibi meme kanserine yakalanmıştı. İkisini de kaybettik. Babam gırtlak kanserine yakalandı, atlattı. Onları anlamam ansere yakalanmamla gerçekleşti. Daha önce bir kanserlinin normal insandan daha fazla ilgiye, şefkate ihtiyaç duyabileceğini anlamamıştım. Anadolu’da kanseri anlattım. Kanserle ilgili ilk kitabı da ben kaleme aldım.</p>
<p><strong>Kansere yakalandıktan sonra hayatınızda ne gibi değişiklikler yaptınız? </strong></p>
<p>Arkadaşlık yaptığım ama aslında birlikte olmaktan çok hoşlanmadığım insanları hayatımdan çıkardım. Tüm sorumlulu<a href="/DetayliAra?q=Gece Gündüz" target="_blank">kları üstüm</a>e alıp gece gündüz çalışmaktan kurtuldum. Şimdi yapılması gerekeni görüyor ama kendimi durdurabiliyorum. Yemek alışkanlıklarımda değişiklik yapmadım.</p>
<p>Cinsel simgeleri kaybedince çirkinlik hissine kapılıyorsunuz”</p>
<p><strong>İlk savaşın galibi siz oldunuz. Geçtiğimiz yıl ikinci kez kansere yakalandınız. Bu, beklenen bir gelişme miydi?</strong></p>
<p>Hiç beklemediğim bir anda başıma geldi. Çü<a href="/DetayliAra?q=yüzde" target="_blank">nkü 1</a>0. yıldan sonra kanserin nüksetme ihtimali yüzde bire düşüyor. Ben de bu yüzden rahattım. İkincisinde sağ mememde görüldü. Allah’ın sevdiği kuluymuşum, safra kesesini kontr<a href="/DetayliAra?q=mamografi" target="_blank">ol ettirm</a>ek için hastaneye gittiğimde tesadüfen mamografi çekildi ve kanserli doku farkedildi. İkinci kez kansere yakalanmak travmatik bir durumdu. İlkinde direnip aldırmadığım memelerimi ikincisinde kaybettim. Yumurtalıkları ve rahmimi de aldılar. Kabullenmek çok zordu. İnsanlar “Ne<a href="/DetayliAra?q=kayıp" target="_blank"> gere</a>k var? Çocuk mu doğuracaksın?” diyordu. Bu kayıp beni mahvetti. Cinsel simgelerimi kaybetmiştim.</p>
<p><strong>Şimdi sağlığınız nasıl? Kontroller sürüyor mu? </strong></p>
<p>Memeler, rahim ve yumurtalıklarım alınınca kanser geni ile ilgili riskler sıfırlandı. Kadın tarafım kendini kötü hissetti. Organlarım benden çalındı gibi hissettim. Çirk<a href="/DetayliAra?q=ameliyat" target="_blank">inlik du</a>ygusuna kapılıyorsunuz. Beş haftada iki ameliyat oldum. Bir ay aynaya hiç bakmadım. Neredeyse bir yıldır kemoterapi görüyorum. Beni kimsenin görmesine hâlâ izin vermem. Memelerimin yokluğunu hâlâ kabullenemedim. Artık iyiyim, en azından bu halime alışabildim. “Risk de kalmadı”<a href="/DetayliAra?q=güneş" target="_blank"> dedi</a>ler. Ama hayat bu, belli mi olur! Den<a href="/DetayliAra?q=D vitamini" target="_blank">iz ve güne</a>ş tedavisi görüyorum. Çünkü vücuttaki<a href="/DetayliAra?q=Antidepresan" target="_blank"> D vitamini </a>seviyesi çok düşmüş. İki ay boyunca antidepresan tatili yaptım, o bana çok iyi geldi.</p>
<p>“Büyükannemin adını derneğe verdim”</p>
<p><strong>1998’den bugüne Türkiye’de kanser bilinciyle ilgili yaşanan değişiklikleri inceleme fırsatı buldunuz mu?</strong></p>
<p>Bayağı bir yol alındı. En son, geçen yıl kurduğum Pembe H<a href="/DetayliAra?q=Brüksel" target="_blank">anım Ka</a>nserli Hastalar ve Dayanışma Derneği ile Brüksel’e gittim. Ve hem Türkiye’de hem dünyada alınan yolu net olarak gördüm. Sağlık Bakanlığı Kanser Daire Başkanlığı müthiş işler yapıyor.</p>
<p><strong>Derneğin adı neden Pembe Hanım? </strong></p>
<p>Boşnak büyükannemin adı Pembe. Onun adını yaşatmak için derneğe adını verdim.</p>
<p><strong>Dernek çatısı altında ne gibi işler yapıyorsunuz?</strong></p>
<p>Türkiye’de ilk defa kemoterapi ziyaretlerini başlattık. Her ay bir hastanenin kemoterapi bölümünü ziyaret ediyor ve “Huzurlu olun, bakın biz de kanseri atlattık” mesajı veriyoruz. Bu ziyaretlerin ne kadar etkili olduğuna inanamazsınız. Kürek ç<a href="/DetayliAra?q=ABD" target="_blank">ekm</a>e organizasyonlarına destek veriyoruz, çünkü ABD’de kürek çekmenin meme kanserine iyi geldiği ıspatlandı. Şu anda yer problemimizi halletmek için sponsor arıyoruz.</p>
<p>izi14&#8243;&gt;Nevval Sevindi kimdir?&gt;</p>
<p>İzmir’de dünyaya gelen Nevval Sevindi, Ankara Üniversitesi Antr<a href="/DetayliAra?q=arkeoloji" target="_blank">opoloji B</a>ölümü’nden<a href="/DetayliAra?q=Yunan" target="_blank"> mezu</a>n olduktan sonra <a href="/DetayliAra?q=lisans" target="_blank">klasik</a> arkeoloji ve Antik Yunan alanı<a href="/DetayliAra?q=Dünya Bankası" target="_blank">nda yüksek li</a>sans <a href="/DetayliAra?q=Çukurova" target="_blank">yaptı. N</a>evval Sevindi 1987’de Dünya Bankası’nın Çukurova Bölgesi Gelişim Projesi’nde görev aldı. Serbest yazılarına o yıllarda başladı. <a href="/DetayliAra?q=kadın hakları" target="_blank">Yeniyüzyıl Ga</a>zetesi’nde kadın-erkek ilişkileri, kadın hakları, sosyal ve kültürel politikalar üzerine yazılar ya<a href="/DetayliAra?q=New York" target="_blank">zmaya ba</a>şladı. Aynı dönemde Fethullah Gülen ile New York’ta ses getiren seri röportajlar yapan Nevval Sevindi bunları kitap haline getirdi. Gazeteci-yazarın, ar<a href="/DetayliAra?q=kültür" target="_blank">aların</a>da ‘Aşk Kapıyı Her Zaman Çalar’, ‘Kent ve Kültür’, ‘Ne Kadar İlgi O Kadar Sevgi’ ve ‘Daha Fazla Özgürlük’ adlı kitaplarının da olduğu 13 eseri bulunuyor.</p>
<p><strong>(17.09.2011 tarihli Cumartesi Postası&#8217;ndan alınmıştır.)</strong></p>
<p><script type="text/javascript">// <![CDATA[
                Paging.create(2, 2);
// ]]&gt;</script></p>
<div>
<ul>
<li><a href="http://www.posta.com.tr/cumartesipostasi/HaberDetay/%E2%80%9CAzrail_i_ikinci_kez_alt_ettim%E2%80%9D.htm?ArticleID=89129&amp;PageIndex=1"></a></li>
<li><a href="http://www.posta.com.tr/cumartesipostasi/HaberDetay/%E2%80%9CAzrail_i_ikinci_kez_alt_ettim%E2%80%9D.htm?ArticleID=89129&amp;PageIndex=1"></a></li>
</ul>
</div>
<p><strong>1997’de Fethullah Gülen’le röportaj yapmıştınız. Bu röportaj toplumun bir kesimi tarafından beğenilirken diğer kesim tarafından çok eleştirildi. Bu röportaj size neler kazandırdı, neler kaybettirdi? </strong></p>
<p>O röportaj beni bir sürü insanın kalbine ve zihnine taşıdı. Fakat hakkımda o kadar çok dava açıldı ki neler çektiğimi, nasıl ağır eleştirilere uğradığımı sadece yakın çevrem bilir. Gülen’le nişanlandığıma, sevgilisi olduğuma kadar ağır iftiralara uğradım. Bugünlerin geleceğini bilmiyorlardı tabii. Dinci demek en ağır hakaretti o zaman. Dinciden fahişeye kadar uzanan isimlerim oldu. Bu deneyimden sonra siyasete atılmak pek akılcı değildi aslında. Siyaseti bir araç gibi görüp bir şeyleri düzeltebileceğime inanarak girdim.</p>
<p><strong>Kanserin tetiklenmesinde Gülen röportajı ve sonrasının etkili olduğunu düşünüyor musunuz? </strong></p>
<p>Yakın çevrem kesinlikle bu şekilde düşünüyor. O kadar ağır şeyler yaşadım ki, bunlar mutlaka bir şeyleri tetiklemiştir. Yaşadığım nefret kültürü beni dehşete düşürdü.</p>
<p><strong>Fethullah Gülen’le ilişkiniz devam ediyor mu?</strong></p>
<p>Elbette. Birbirimize hem saygımız, hem sevgimiz büyük. Türkiye’de statükonun değişmesi nedeniyle bugün onunla yeni bir röportaj yapılabilir diye düşünüyorum. Gülen’in çocukları da dünyanın pek çok noktasında ilk mezunlarını verdiler.</p>
<p><strong>Az önce politika geçmişinizden söz ettiniz. Neden politikaya girmek istediniz? Amacınız neydi? &gt;</strong></p>
<p>&lt;</p>
<p>YASEMİN YURTMAN</p>
<p>Cinsel simgeleri kaybedince çirkinlik hissine kapılıyorsunuz”</p>
<p> .</p>
<div><span class="titKirmizi14">“Bana ‘dinci’ ve ‘fah<a class="tag" href="http://www.posta.com.tr/DetayliAra?q=Fethullah Gülen" target="_blank"><span style="color: #00438a;">işe’ dediler”span&gt;</span></a>&lt;<span style="color: #d70010;">p&gt; 22 Temmuz 2007 seçimlerinde DP’den İstanbul </span><a class="tag" href="http://www.posta.com.tr/DetayliAra?q=siyaset" target="_blank">1. Bölg</a><span style="color: #d70010;">e 1. sıra adayıydım. Çok istedim o dönem siyaset dünyasının içinde olmayı. Ama şimdi geri dönüp bakıyorum da kendimi yorma</span><a class="tag" href="http://www.posta.com.tr/DetayliAra?q=Mehmet Ağar" target="_blank">ktan öte bi</a><span style="color: #d70010;">r şeye yaramam</span><a class="tag" href="http://www.posta.com.tr/DetayliAra?q=istifa" target="_blank">ış bu </a><span style="color: #d70010;">girişimim. Hatta Mehmet Ağar başkanlıktan istifa edince adaylığımı bile koymuştum. Amacım, kadınlar için daha elle tutulur çalışmalar yapabilmekti. Sağlık da benim nirengi noktalarımdan biriydi. Olmadı, bir daha da denemedim. </span></span></div>
<p><span class="titKirmizi14"><span class="titKirm&lt;a href=">izi14&#8243;&gt;Nevval Sevindi kimdir?</span>&gt;</p>
<p>İzmir’de dünyaya gelen Nevval Sevindi, Ankara Üniversitesi Antr<a class="tag" href="http://www.posta.com.tr/DetayliAra?q=arkeoloji" target="_blank"><span style="color: #00438a;">opoloji B</span></a>ölümü’nden<a class="tag" href="http://www.posta.com.tr/DetayliAra?q=Yunan" target="_blank"><span style="color: #00438a;"> mezu</span></a>n olduktan sonra <a class="tag" href="http://www.posta.com.tr/DetayliAra?q=lisans" target="_blank"><span style="color: #00438a;">klasik</span></a> arkeoloji ve Antik Yunan alanı<a class="tag" href="http://www.posta.com.tr/DetayliAra?q=Dünya Bankası" target="_blank"><span style="color: #00438a;">nda yüksek li</span></a>sans <a class="tag" href="http://www.posta.com.tr/DetayliAra?q=Çukurova" target="_blank"><span style="color: #00438a;">yaptı. N</span></a>evval Sevindi 1987’de Dünya Bankası’nın Çukurova Bölgesi Gelişim Projesi’nde görev aldı. Serbest yazılarına o yıllarda başladı. <a class="tag" href="http://www.posta.com.tr/DetayliAra?q=kadın hakları" target="_blank"><span style="color: #00438a;">Yeniyüzyıl Ga</span></a>zetesi’nde kadın-erkek ilişkileri, kadın hakları, sosyal ve kültürel politikalar üzerine yazılar ya<a class="tag" href="http://www.posta.com.tr/DetayliAra?q=New York" target="_blank"><span style="color: #00438a;">zmaya ba</span></a>şladı. Aynı dönemde Fethullah Gülen ile New York’ta ses getiren seri röportajlar yapan Nevval Sevindi bunları kitap haline getirdi. Gazeteci-yazarın, ar<a class="tag" href="http://www.posta.com.tr/DetayliAra?q=kültür" target="_blank"><span style="color: #00438a;">aların</span></a>da ‘Aşk Kapıyı Her Zaman Çalar’, ‘Kent ve Kültür’, ‘Ne Kadar İlgi O Kadar Sevgi’ ve ‘Daha Fazla Özgürlük’ adlı kitaplarının da olduğu 13 eseri bulunuyor.</p>
<p><strong>(17.09.2011 tarihli Cumartesi Postası&#8217;ndan alınmıştır.)</strong></p>
<p><script type="text/javascript"></script></p>
<div class="yPaging">
<ul>
<li class="geri"><a href="http://www.posta.com.tr/cumartesipostasi/HaberDetay/%E2%80%9CAzrail_i_ikinci_kez_alt_ettim%E2%80%9D.htm?ArticleID=89129&amp;PageIndex=1"><span id="_marker"> </span></a></li>
</ul>
</div>
<p> </p>
<p></span>.</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4216&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/cumartesi-postasinda-kanser-sohbeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

