14.Aralık 2006′da çıkan sayıda Elif ÇAkır röportajı Nevval Sevindi DYP’ de
ELİF ÇAKIR ********* Yüksek ökçeler, incelikli dekolte kıyafetler, aykırı görüşler… Fethullah Hoca’ya yakınlık… Anadolu’ya konferans seferleri… Kanserle mücadele ve zafer… Nevval Sevindi’yi tek bir özelliği ile anlatmak olası değil. Kişiliği kadar işleri de renkli. Fethullah Gülen hakkında da yazıyor, aşk hakkında da… Yine Fethullah Gülen’e yakınlığı ile bilinen Gazeteciler Yazarlar Vakfı’nın danışmanlığını, Diyalog Avrasya’nın ise genel yayın yönetmenliğini yapıyor. Hayatında eksik olan ‘aktif siyasetti’. DYP’yle onu da tamamladı. Nevval Sevindi şimdilik, Mehmet Ağar’a danışman olarak ‘siyasete’ başladı. Ama kendisi için belirlediği pozisyon genel başkanı yardımcılığı… Nevval Sevindi Tempo dergisi yazarı Elif Çakır’ın sorularını yanıtladı. – Ne dersiniz, siyasette bir kadın modası mı başladı? Geç bile kalındı. Biz KADER’i kurduğumuz zaman -1997-98’de- kadın modası başlatmaya çalıştık ama henüz partiler hazır değildi. Üstelik Tansu Çiller’in başbakan olduğu dönemde bile kadınları partiye sokmak mümkün olamadı. Fakat buna, modadan çok, tabanın hareketlenmesi diyebiliriz; yani kadın seçmen tabanı oluşmamıştı bir türlü Türkiye’de. Kadın seçmen tabanının oluşması için kadınların vatandaş olma bilincinde olması ve bireysel olarak karar vermesi gerekiyor. Kadınların seçmen olduğunu fark eden az parti var. Bunun da etkili olduğunu düşünüyorum. – Az parti? Evet, kadınları fark eden parti sayısı neredeyse yok denecek kadar az. Partiler kadınları hâlâ fark edemediler. – Mehmet Ağar sizi nasıl fark etti? İşte, “Neden Mehmet Ağar, neden DYP?” diye soruyorlar hep. Nedeni bu. Sayın Mehmet Ağar beni fark etti, sırf beni fark etmekle kalmadı, beni hayallerimle kabul etti. Ona, “Kadın seçmen tabanı hareketlendirelim, daha fazla kadının Meclis’e girmesini sağlayayım, size bunun için çalışma yapayım” dedim. – Mehmet Ağar mı sizi fark etti? Yoksa siz mi fark edilmek için çaba gösterdiniz? Hayır, ben hiç kimseye gitmem; çünkü hem gazetecilik etiği açısında doğru olmaz diye düşünürüm hem kişiliğime uygun değil. Kapıyı çalıp da “Ben geldim” diyen biri olmadım. İlk kez bir yıl önce görüşmüştük. Bir yıl sonra tekrar geldiler, ısrarcı oldular. Şartlarımız uyuştu, kabul ettim. – Bir yıl önce kabul etmemiş miydiniz? Hayır, kabul etmedim. O zaman kongreyle ilgili bir teklifte bulunmuşlardı. “Sizi MKYK’ye alalım, DYP’ye katılın” demişlerdi. Doğrudan parti içinde çalışmamı gerektiriyordu, ben de o an öyle bir çalışmanın içinde bulunmak istemedim. – Peki, bir yıl önce kabul etmeyip de bir yıl sonra kabul etmenizi sağlayan faktör neydi? Seçimler. Çok net söylüyorum, seçimlerin bu kadar yakın olması. Seçim yarışına girerek bir partiden milletvekili olmak heyecanlandırdı beni. 10 ay var seçimlere ve seçimler için saha çalışması yapma şansımın olması; teşkilatlarla, kadınlarla çalışma yapma fırsatım var. Ege Bölgesi’nde çalışmalara başlayacağım. İstanbul’da, Bursa’da tespit ettiğimiz bölgelerde kadın toplantıları yapmayı planlıyorum ve kendi bilgi birikimimi kadınlar üzerinden DYP’ye kaydıracağım, daha fazla kadını teşvik edeceğim. Kadınların hem oy vermesini hem Meclis’e girmesini sağlayabilmek oldukça heyecan verici… – Ne tür talepleriniz oldu Mehmet Ağar’dan? Daha fazla kadınla Meclis’e girmek dışında pek bir talebim olmadı. “Erkek egemen bir parti değil, kadınların da söz sahibi olacakları bir parti olacaksa, ben olmalıyım” dedim. Mehmet Ağar da “Bunun için önünü açıyoruz, kadınsız bir demokrasiye, değişime inanmıyorum, bizim partimiz dâhil olmak üzere kadınların partilerde daha fazla yer alması gerektiğine inanıyorum, hayaliniz olan çalışmaları yapabilirsiniz. Sizin birikiminiz bunun için yeterli, size güveniyorum” dedi. Çünkü KADER’de, bir STK olduğumuz için bunu gerçekleştirememiştim. Bir parti olmadan, parti organı olmadan bu işi yapamayacağımı gözledim. – Sizinle beraber partide ne gibi değişiklilikler olacak? Yani partinin bütün yapılanması açısından bir şey diyemem ancak partinin kadınlara bakışı ve partinin kadınlarla ilgili eylem programlarını ben yapacağım. – Süleyman Demirel’li veya Tansu Çiller’li DYP’ye baktığınızda, Mehmet Ağar’lı DYP arasında ne gibi değişimler var? Her şeyi söyleyebilirim. Bir kere Mehmet Ağar çok yeni bir kişilik, ufku açık ve gerçekten değişime inanmış bir insan. Yaptığımız bütün konuşmalarda gördüm ki Türkiye’nin değişime ihtiyacı olduğuna inanmış. Kimsenin söylemediklerini söylüyor, “Düz ovada siyaset yapılır” dediği zaman herkes çok şaşırdı. Onun gibi bir adam bunu nasıl söyler; canını tehlikeye atarak PKK’ya karşı savaşmış, valilik yapmış, Emniyet Genel Müdürlüğü yapmış ve kalkıp ezber bozuyor. Mehmet Ağar’ın en etkiyici tarafı ezber bozuyor olması. Rahat ve kendine güveni tam, ‘değişim’ dediği için de çeşitli gruplardan yani liberallerden, sol gruplardan ve ulusalcılardan oluşan bir beyin takımı var. – “Neden Nevval Sevindi” diye hiç düşündünüz mü? Ben iyi bir tercihim. Yıllardır Anadolu’da dolaştım, iyi ilişkilerim var. Anadolu’da iyi bir tabanım var. Anadolu beni, ben de Anadolu’yu iyi tanıyorum. Yıllardır konferanslar veriyorum, utanmadan söylediğim üç kavram var: Ben Türk’üm, Müslüman’ım ve modernim. Bu Türk-Müslüman kimliğimle övünüyor olmam, bu iki kimliğimin de tanımını açık ve net yapıyor olmam, modern giyimim, hayat tarzımın da kabul edilir ve normal olması, gittiğim hiçbir yerde de bunların birbiriyle çelişik olmaması herkes tarafından kabul ediliyor. Bunu bir kimlik olarak alıyorlar kendilerine. “Biz de böyle bir kimlik istiyoruz” diyorlar. Merkez sağ partiler olarak, merkez sağ partilerin kendilerini tanımlayabilmesi açısından bir çıkış noktası olduğunu düşünüyorum. Anadolu’da halk, Müslümanlığını yaşamak istiyor. Değerleriyle barışık olmak istiyor, ben de bunları istiyorum. Bunları anlatıyorum ve tanımlıyorum. O yüzden ben. – Fethullah Gülen’e yakınlığınız malum, seçilmenizin en önemli nedeni bu olamaz mı? Olamaz – Neden olamaz? Fethullah Gülen’e yakınlığınız ve bağlantınızdan dolayı tercih edilmiş olabileceğinizi düşündünüz mü? Öyle olsa Zaman gazetesinden veya STV’den ya da yönetici ekiplerden 150-200 kişi çıkar. Onların arasından da sağlam bir on kişi çıkarmak mümkün ve daha kolay. Benim yerimin ayrı olması, benim cemaatten olmamamdan kaynaklanıyor. Benim hayatta hiçbir gruba ait olmayan bireysel duruşumdan kaynaklanıyor. Yani bireysel, özgür ve cesur duruşum etkiliyor. Onlar da bana geldiği zaman, mesela şey dediler: “Erkek kadınsınız…” – Siz kendinizi “erkek gibi kadın” olarak mı tanımlıyorsunuz? Erkek gibi kadın tanımlaması, benim cesaretimden dolayı kullanıldı. Benim cesaretim erkeklerden daha fazla. O anlamda ‘erkek gibi kadın’ diyebilirler. Çünkü ben yapmak istediğimi yapıyorum, söylemek istediğimi söylüyorum, hiçbir yere sırtımı dayamadan yapıyorum. Dünyada Türk kültürünün yayılmasına verdiği hizmetten dolayı, Hoca Efendi’nin yaptıklarını takdir ediyorum. – Peki, Fethullah Gülen’le istişare yaptınız mı DYP’ye geçişiniz konusunda? Hayır, yapmadık. Zaten siyasi konularda Fethullah Gülen kimseye karışmaz. Önceki yıllarda siyasete izin vermiyordu ama artık öyle bir şey yok. Herkesin istediği partiden siyaset yapabileceğini söylüyor. Mehmet Aydın, AKP’den siyasete girdi. Daha önce Abant toplantılarındaydı, ünlendi, medyada tanındı, şimdi bakan işte… – DYP içinde Tansu Çiller, Tansu Ana’ydı, Nevval Sevindi’yi nasıl tanımlayacaklar? Nevval Bacı mı diyecekler size? Sanırım ben daha yeni bir kimlik getireceğim onlara. Nevval Sevindi ve Nevval Hanım olacağım. Abla, bacı, ana gibi sıfatlarım olmayacak. Ben son derece bağımsız, kendi bildiğini okuyan, dik başlı ve erkekler için biraz sinir bozucu tavırda oldum. Gerek entelektüel olarak, gerek gazeteci olarak doğru bildiğimde hep ısrar ettim. Buna karşı çıkıldığında, ezilmek istendiğimde, hakarete uğradığımda da geri çekilmedim. Burada da sanırım ilk defa kentli, son derece ciddi bir birey ve bireysel davranışa önem veren, yalnız, evli olmayan bir kadın, evlenmiş, çocuğu var ama kentli, yalnız yaşayan bir kadın modeli olarak yeni bir kitle canlandı diye düşünüyorum. – DYP’li taban nasıl karşıladı sizi? Benim ilk aldığım duyumlar, gelen mail’lerde de telefon konuşmalarında da “Bize çok büyük bir heyecan getirdiniz” oldu. Seviniyorlar. Türk-Müslüman kimliğine sahip olmam ve bu konudaki bilgi birikimimin çok ciddi olması, çok net konuşuyor olmam, kafamın çok rahat olması, karşıya bilgiyi çok net iletmem ve bu birikimimin aynı zamanda heyecan taşıyor olması, onları etkiliyor, heyecanlanıyorlar. Olmayanlar varsa da “Memnun olmadık” diye bana bir şey iletilmedi. – Nur Cemaati’yle uzun zamandır aranızın açık olduğu söylentileri var, doğru mu? Benim onlarla profesyonel olarak yaptığım işler var. Yaptığım işler devam ediyor, konferanslar veriyorum, kadınlarla ilgili çalışmalar yapıyorum. Aramızın bozuk olması diye bir şey söz konusu değil. Ben hiç kimseyle evlenmediğim için, hiçbir grupla hiçbir siyasi, ideolojik bağ oluşturmadım, o yüzden boşanmam söz konusu değil. Beni öyle kabul eden orada tutabilir, etmediği zaman ben zaten oradan kopuyorum, beni olduğum gibi kabul etmek zorunda herkes. – DYP içindeki pozisyonunuz için ne konuştunuz tam olarak? Genel başkan yardımcılığı. Ancak şu anda teknik olarak bu mümkün değil. Kongre kararı gerekiyor, şu anda Mehmet Ağar’ın danışmanıyım. Doğrudan kadın ve aile konusundaki danışmanı oldum. Daha sonra siyasi olarak partiye katıldığım zaman da başka şeyler olacak… – Süslü ve kadınsı yanınız siyasetle değişecek mi? Yani ben ‘ne olur ne olmaz’ diye baştan söyledim. Anadolu’da, köylerde, kasabalarda, ne benim ojeme laf etmişlerdir, ne saçıma, ne rujuma, ne de elbiseme. Gerçekten Türk insanına hayranım, son derece sağlıklı bir ruh halinde. Bir tek kişi bile laf etmemiştir. Baştan söyledim, “Ben her yerde böyleyim, Türk insanı beni böyle kabul etti ve ben böyle kalmaya devam edeceğim” dedim. – Peki, Mehmet Ağar’ın cevabı ne oldu? “Biz sizi olduğunuz gibi kabul ediyoruz” dediler. Beni olduğum gibi kabul ettikleri için kabul ettim. Bana deseler ki “Öyle oturma, şöyle kalkma, böyle yap, şöyle yap” dedikleri an kaçarım. Beni değiştirirlerse Nevval Sevindi diye birisi olmaz ki… Bütün varlığımı, bilgimi, maddi manevi tek başıma oluşturdum, yani etkilendiğim insanlar oldu ama sonuçta tek başıma yaptım ve bundan vazgeçemem. – Yazılarınız yine aynı içerikte devam edecek mi Zaman gazetesinde? Hiçbir köşemi hiç kimsenin çıkarına kullanmadım zaten, toplum yararına kullandım, kadınları anlattım, Hakkâri’deki kaymakamı anlattım, Erzurum’daki bir işadamının çocuk yuvaları için yaptığı çalışmayı anlattım. İyi insanları, iyi iş yapanları ön plana çıkarmayı kendime misyon edindim. Bu konuda da hiçbir değişiklik olmayacak yazılarımda. – Belki de Mehmet Ağar sizin üzerinizden Fethullah Gülen’e göz mü kırpacak? Ama yani pek akıllıca olmaz, ben DYP’ye geçtim diye bütün cemaat DYP’ye oy verecek diye bir garanti yok. Bu yüzden anlamlı bir ilişki yok bence. Böyle olursa hatalı bir yaklaşım olur. Benim üzerimden böyle bir şey yapılmasına müsaade etmem.