Basında

haber7.com yazdı

Haziran 1 2005Yorum Yok Kategori: Basında

Sevindi: Kadına en güzel Türkler baktı

Tarih boyunca diğer medeniyetlerin kadına bakış açısını değerlendiren Gazeteci-Yazar Nevval Sevindi, dünyada kadına gereken değeri en güzel bir şekilde Türk toplumunun verdiği belirterek, “Çok şükür biz böyle bir medeniyetten geliyoruz.” dedi. 14 Mayıs 2005 11:18 AK Parti Çorum İl Teşkilatı’nın davetlisi olarak Çorum’a gelen Gazeteci-Yazar Nevval Sevindi, Anitta Otel’de “Kadının Siyasete Aktif Katılımı” konulu bir konferans verdi. Konferansa çok sayıda davetlinin yanı sıra AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı Selma Kavaf, Çorum Belediye Başkanı Turan Atlamaz, AK Parti İl Başkanı Mehmet Karadağ ve ilçe belediye başkanları katıldı. Konferansın başında AK Parti Çorum Gençlik Kolları Başkanı Zeki Çetin, Kadın Kolları Başkanı Yurdanur Özzehinli, İl Başkanı Mehmet Karadağ, Belediye Başkanı Turan Atlamaz ve AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı Selma Kavaf birer açılış konuşması yaptı. Konferansta konuşan Nevval Sevindi, Çorum’a ilk kez 1998 yılında geldiğini ve o zaman hiçbir yerde karşılaşmadaığı bir ilgiyi Çorumlu kadınlardan gördüğünü kaydetti. Bu ilginin kendisinde unutulmaz bir anı olarak kaldığını ifade eden Sevindi, Çorum’u da tarihi kökleri derin olan bir yer olarak nitelendirdi. AK Parti Kadın Kolları’nın güzel çalışmalarda bulunduğunu ifade eden Sevindi, gençlik kolları ile kadın kolları arasındaki bağlantıyı da, “Kadın ve gençler arasında doğal bir müttefiklik vardır. Bu nedenle 2 birim ortaklaşa güzel çalışmalar yapıyor.” dedi. Toplumun yarısını oluşturan kadınların bir ülkede önemli ve çok güçlü bir yapı olduğunu ifade eden Nevval Sevindi, kadın ve erkeğin Türk tarihi boyunca iki ayrılmaz parça olduğunu açıkladı. Türk toplumunun kadına büyük değer verdiğini ve Türk kadınının da ayrı bir yeri olduğunu vurgulayan Sevindi, “Ortaçağ’da tüm dünyayı gezen Marco Polo bile Türk kadınından övgüyle söz ediyor. Marco Polo Türk kadınlarını toplumda yer bulan ve eşlerine bağlı olarak ifade ediyor.” diye konuştu. Kadın dergileri ve bu dergilerle birlikte feminist hareketin başlaması hakkında da açıklamalarda bulunan Nevval Sevindi, kadınların haklarını kazanmak için feminist harekete başladıklarını kaydetti. Avrupa’da kadının hiçbir hakkının olmadığını ve bu hareketin bu amaçla başladığını dile getiren Sevindi, Osmanlı kadınının da bu hareketi eğitim yönüyle desteklediğine dikkat çekti. Sevindi, dünyanın çeşitli örf ve adetlerinde kadına yönelik şiddet ve vahşi uygulamalar yapıldığının altını çizerek tarih boyunca kadına en büyük değeri Türk toplumunun verdiğini aktardı. Sevindi konuşmasını şöyle sürdürdü: “Tarih boyunca birçok medeniyet kadına gerektiği değeri vermemiş ve hunharca muamelelerde bulunmuştur. Bunların dışında kadına en güzel bakış Türk kültüründe vardır. Öyle ki dünyanın ilk kadın partisi ve kadın hareketi bizim tarafımızdan yapıldı. Çok şükür biz böyle bir medeniyetten geliyoruz.” KADER’in kurucu üyeleri arasında yer alan Gazeteci Yazar Nevval Sevindi, o yıllarda kadınların KADER’e büyük bir ilgi gösterdiğini açıkladı. KADER’i kurmaktaki amaçlarına da değinen Sevindi, kadınları eğitip siyasi partilere yetişmiş elemanlar olarak dağıtmayı ve Türk siyasetinde kadının da yer alması için çalıştıklarını ifade etti. Sevindi, bütün bu çalışmalara karşılık partilerin böyle kaliteli ve bilinçli kadınlara fazla ilgi göstermediğini de hatırlattı.

Konya Belediyesi

Haziran 1 2005Yorum Yok Kategori: Basında

Türkiye’de Konya İmajı Toplantıları

Konya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Araştırmalar Merkezi Müdürlüğü tarafından organize edilen ve Türkiye’de Konya imajı kalitatif araştırmalarından ilki olan Kültür sanat çevresi kalitatif toplantısı yapıldı. İstanbul Dedeman Otelde gerçekleştirilen toplantının oturum başkanlığını İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Edibe Sözen yaparken, Sanatçılar Ahmet Özhan, Gülriz Sururi Gazeteci Nevval Sevindi Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Kuşoğlu, Karikatirüst İbrahim Tapa, İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu Müdürü Tuğrul İnançer katıldı. Programda ilk olarak söz alan Tuğrul İnançer 1971 ‘den beri her yıl düzenli olarak Şeb-i Arus törenlerine katıldığını belirterek, Konya denince ilk akla Mevlana’nın geldiğini ifade etti. “Konya’da sadece Mevlana ön plana çıkarılmalı hiçbir şey Konya’yı Mevlana kadar tanıtamaz ” diyen İnançer Konya Büyükşehir Belediyesi logosunun çift başlı kartal yerine Mevlana türbesinin olması gerektiğini bildirdi. İnançer, Mevlana türbesi civarındaki ağaçların türbenin görünmesini engellediğini belirterek mutlaka kesilmesi gerektiğini ifade etti. İbrahim Tapa’da Tuğrul İnançer’e destek vererek Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ambleminin çift başlı kartal yerine Mevlana türbesinin olması gerektiğini ifade etti. “Anadolu’nun en şanslı insanları Konya’da yaşıyor” şeklinde konuşan Tapa, Konya’da sanatsal etkinliklere verilen desteğin artırılması gerektiğini kaydederek Konya’da uluslar arası karikatür yarışmaları ile Osmanlı sanatları sergi ve yarışmaları yapılması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Zeki Kuşoğlu Hz Mevlana adına mutlaka bir enstitü kurulması gerektiğini kaydederken, Sanatçı Ahmet Özhan ise “Hz.Mevlana aşkın ortak simgesi ve dünyanın ortak paydası olmuştur” şeklinde konuştu Sanatçı Gülriz Sururi Mevlana’mn genç yaşlardan itibaren Mevleviliği benimsediğini belirterek fotoğraflarda yaşlı ve miskin şekilde oturan bir Mevlana yerine genç ve aktif bir figürün kullanılması gerektiğini bildirdi. Mevlana’nın yeterince tanıtımının yapılmadığına inandığını bildiren Sururi, Mevlana’yı tanıtmak için öncelikle Türk insanından başlanmalı halen Konya’da yaşayan ve 70-80 yaşlarına gelmiş ve hiç Mevlana türbesine gitmeyen insanlar var şeklinde konuştu. Gazeteci Yazar Nevval Sevindi Konya için önemli unsurların başında Çatalhöyük, Selçuklular ve Osmanlılar geldiğini ifade etti. Mevlana’nın yeterince tanıtılmadığını kaydeden Sevindi Mevlana’yı tanıtıma ilk olarak Türk insanından başlanması gerektiğini söyledi. Konya’da bisiklet sporunun mutlaka ön plana çıkarılması gerektiğini bildiren Nevval Sevindi bisiklet yollarının yanı sıra bisiklet yarışmaları ve Orta Anadolu turu düzenlemesi gerektiğini ifade etti. Sevindi,Mevlana odaklı Sivil toplum kuruluşlarının daveti ile Konya’da barış ve çevre konusunda fuar ile birlikte bir program düzenlenmesi gerektiğini bildirdi. Sevindi dünya barış parlamentosunun Konya’da toplanması gerektiğini ifade etti. Konuya ilişkin Büyükşehir Belediyesi Sosyal Araştırmalar Merkezi Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada toplantıyı düzenlemekteki amaçlarının Konya imajını ülke gündemine taşımak olduğu belirtilirken Türkiye’nin önde gelen isimleri ile fikir teyatisinde bulundukları ifade edildi. SAMM’ın organize ettiği toplantılara Medya çevresi, Sivil Toplum Kuruluşları ve Kültür Sanat Çevresi toplantıları ile devam edileceği ifade edildi. 01.03.2005 13:48

Kütahya kadın Platformu

Haziran 1 2005Yorum Yok Kategori: Basında

www.tellal.com.tr yazdı

Kütahya Kadın Platformu Derneği’nin açılışında, gazeteci-yazar Nevval Sevindi’ye “Yılın Rehber Kadını”; ilimizin ileri gelen ailelerinden olan Güral ailesine de “Yılın Üreten Ailesi” ödülü verildi. Can Çini Kafe’de düzenlenen ve oldukça kalabalık bir katılımın gerçekleştiği açılışta bir konuşma yapan Gazeteci-Yazar Nevval Sevindi, kadınlara hitaben; “Kendinizle barışık olun. Başaramayacağınız iş yok” dedi. Genç yaşlı her kesimden çok sayıda kadının katıldığı açılışta, Nevval Sevindi’nin yanısıra, Güral ailesini temsilen Sevim Güral ve Yelda Güral ile birçok sivil toplum kuruluşu ve bazı partilerin kadın kolları da hazır bulundu. Derneğin açılışına Kütahya Belediye Başkan adaylarından AK Parti adayı Mustafa İça ve MHP adayı Prof. Dr. Alim Işık, destek vermek amacıyla katıldı. Burada bir konuşma yapan Dernek Başkanı Gül Seçen, Kütahya’nın kadınlarını her alanda modern dünyaya hazırlamak, sorunlarını dile getirmek ve bunlara çözüm yolu bulmak amacıyla bu derneği kurduklarını belirtti. Açılışta, Kütahya’da büyük yatırımlar yaparak istihdama katkıda bulunan Güral ailesi adına Sevim Güral ve Yelda Güral’a ‘Yılın Üreten Ailesi’ ödülü verilirken; Gazeteci-Yazar Nevval Sevindi’ye de ‘Yılın Rehber Kadını’ ödülü verildi. 24.03.2004 Tellal Haber

www.tepebasi-bld.gov.tr yazdı

Haziran 1 2005Yorum Yok Kategori: Basında

Mutlu Kadın Mutlu Aile Paneli İlgi Gördü

Tepebaşı Belediyesi Sağlıklı Şehirler Kadın Çalışma Grubu tarafından düzenlenen organizasyonla Eskişehir’e gelen; yazar Nevval SEVİNDİ’nin verdiği “Mutlu Kadın Mutlu Aile” konulu panel Eskişehirli bayanlardan yoğun ilgi gördü. Rutin belediyecilik hizmetlerinin yanında kültür ve sanat etkinliklerine de büyük önem veren Tepebaşı Belediyesi tarafından düzenlenen panel Eskişehir Ticaret Odası Konferans salonunda gerçekleşti. “Mutlu Kadın Mutlu Aile” konusuyla dinleyicilerle buluşan yazar Nevval SEVİNDİ, “Eğer bir ailede kadın mutlu değilse o aile mutlu olamaz; eğer aileler mutlu değilse o toplum mutlu olamaz.” şeklinde konuştu. Konuşmasında Türk Tarihinde kadının yeri ve öneminde değinen yazar SEVİNDİ “Türkler kadın erkek bir arada yaşayan ender kültürlerdendi. Batı da bile yüzyıllarda süren eş seçimi baskına rağmen Türk tarihinde kadınlar eş seçiminde özgürdü. Kadınlar o dönemde erkekler gibi savaş sanatlarında ustaydı. Bu yüzden de eşini kendi gücüne göre seçerdi.” diye konuştu. Tepebaşı Belediye Başkanı Dr. M. Tacettin SARIOĞLU’nun da izlediği panele ayrıca Başkan SARIOĞLU’nun eşi Ayten SARIOĞLU ve Tepebaşı Belediyesi Meclis Üyeleri ile Daire Müdürleri de dinleyici olarak katıldı.

www.tacmahal.4t.com

Haziran 1 2005Yorum Yok Kategori: Basında

AH ALAMANYA İNSANI AH…

60’lı yılların başında Avrupa bir rüyaydı. Bir çok insanın hayallerini süsleyen bir masal ülkesi. Bu uzak cennete gitmek her şeyin hallolması demekti. 1960’da ilk gidenler davul zurna ile karşılanan Türkler oldu. Almanya onları bağrına bastı. 1961 ‘ de imzalanan Ankara anlaşması ile sayıları 2500 olan Türk işçi kitlesi Almanya’ ya vasıl oldu. İş ve işçi bulma kurumu önünde kuyruklar uzadı. Kimi meraktan kuyruğa girip pasaport aldı kimi böyle bir paye kazanmak için. Doktorların önüne çıktılar boynu bükük ağızlarını açtılar. Sapasağlam raporlarını aldılar. Telekli bir şapka uğruna ya da fiyakalı otomobillere kandı görenler. Oralarda paralar kürekle toplanıyordu. Hayat kolaydı. Onlar arabalara, trenlere doluşarak Avrupa kapılarına dayandılar ve 1991 yılında 1milyon 675 bine ulaştı sayıları.Bu gün Avrupa’da beş milyona yakın Türk var. Almanya’ ya göç, bir işgücü göçüydü. O nedenle her iki tarafta bu göçe “geçici” olarak baktı. Bir traktör alıp, bir ev ya da araba alıp geri döneceklerdi. Hatta bakkal borcunu ödemek için bile gelen vardı gurbet ellere. Çocukları, eşleri arkada kaldı. Onlar yapayalnız gurbette, kalanlar boynu bükük geride. Kadınlar göçmen karısı olarak çok çektiler. Çok sayıda evli kadında kocasını ilk fırsatta ismen davetle “Almanya’ya aldırma” sözü vererek yolcu edildi. Bir çok aile dramı, sosyal ve psikolojik sorunlar yaşandı. Ama zaman geçti, bir kuş gibi uçtu ve kırk yıl geride kaldı. Kimsenin geri dönmek niyeti gerçek olamadı. Teşviklerle zaman zaman geri gönderilen işçiler hariç Türkler kaldılar. Türkler birinci kuşak ikinci kuşak derken üçüncü kuşak büyüdü artık Avrupa’da. İlk kuşağın çığlığı gök kubbede asılı kaldı öylece: Ne Almanya ne Türkiye Bizi anlamadılar niye Haklarımız diye diye Ömür bitti biz ilk kuşak. Onlar bugün artık Avrupalı Türkler. Onlar evlerini , yurtlarını Avrupa ‘ ya kurdular. Çocukları iş sahibi oldu ya da okuyor, torunları kreşlerde… artık Avrupa’ dan köye dönüş yok. T.C. nin onlarla ilgilenmesini bekleyerek 40 yıl geçirdiler. Bugün kendi haklarını kendileri alıyorlar. Ama kültürlerinden, sosyal tabanlarından koparılmış hayatlarını koruma kaygıları hiç bitmedi. Çocuklar torunlar Türkçe konuşsun, dinini kültürünü unutmasın telaşı hala var. Gittikleri her ülkenin kalkınmasında alın teri olan Türk işçileri Almanya’ da çok önemli bir kalkınma faktörü oldu. “Alamanya alamanya Türk gibi işçi bulamanya” diye türküler yakılması boşuna değil. Avrupa’ daki Türk topluluğunun yakın ve uzak geleceği ile ilgili önemli kültürel problem, ikinci ve daha sonraki kuşak çocuklarının sosyalizasyonu. Yani topluluğun kültürel beka’sı ile ilgili kaygılar ve korkular ya da asimile olması ihtimali en önemli kültürel problemi Türk yurttaşlarının. Türklüğü konserve ederek bunu çözemeyiz. Bireysel ve kolektif bir kimlik arayışını görmek gerek. Bu gün Almanya’ da en çok Alman vatandaşlığı için başvuru Türklere ait. Türkiye ‘ nin yıldıran ve umursamaz uygulamalarından, bürokrasisinden kurtulmak için insanlar yeni pasaport almakta. Türkiye kırk yıldır belirlemediği Avrupalı Türkler politikasını umarız artık belirler. Bunun bir modernizasyon projesi olarak kabul edilmesi gerektiğini kavrar ve dışa açılan, ayakta kırk yıl kalmayı başaran bu insanlara gereken değeri ve önemi verir. Biz bir taş attık arif olan anlar diye…. 1.sunuş binlerce insan Avrupa denilen düş ülkesine gelmek için trenlere, otobüslere , uçaklara doluştu. Kimi kalabilmek için para vererek kiralık gelin aldı kendine, kimi yasa dışı başka yolları denedi, kimi pasaportsuz yıllarca kaldı çalıştı. Kimi çiftçi geldi işçi oldu, kimi işçi geldi patron oldu. Onların çocukları girişimci, doktor, avukat ya da milletvekili oldular bugün. Çok zor koşullarda geldiler, kaldılar, çalıştılar ve kök saldılar. 2.sunuş gurbette tutunmak zor zenaat. İnsanlar ancak yaşayan bir vatanda sahiden varolabilirler, gettolarda değil. göçmen olmak marjinalleştirilen bir yaşamdır biraz. Türkler fabrikalarda ellerini, kollarını, parmaklarını kaybettiler, sevdikleri kadınları unuttular, zaman zaman işlerini kaybettiler dışarı atıldılar, kültürlerini ve sosyal bir varlık olarak ilgi alanlarını kaybettiler, kızlarını oğullarını verdiler gurbete kurban diye… kocalar karılarını, kadınlar kocalarını gurbette bir yaprak gibi fırtınaya bıraktılar. Kimini uyuşturucu aldı , kimini alkol…. racon Fahri’ nin dediği gibi: Evladımı da aldı , ruhumu da bu memleket… 3.sunuş Sevdikleri insanlardan uzak kaldılar. Yalnız kaldılar. Geri dönüp baktıklarında ne vatanları Türkiye’ de kimse kalmıştı ne de Avrupa’da yaşadıkları ülkede. Kimi Dede Efendi’ de teselli arıyor yalnızlığına, kimi yardımsever Türk komşularında. Artık Türkiye’ ye bile gömülmek istemiyorlar. Çünkü onları ziyaret edecek herkes Avrupa’da yanlarında. Geride sessiz ve boş köyler, kimsenin oturmadığı evler kalmış… 4.sunuş Hayatın her zaman iki yüzü vardır: biri ölüm diğeri yaşama sevinci içeren. İyilik ve kötülük, ışık ve karanlık olarak. Avrupa’ da sadece kötü günler, gurbet yok elbette. Avrupa çoğu zaman da umut, başarı, öğrenme ve yükselişin simgesi oldu. Bir çok insanın, bebeğin hayatı oralardaki hastanelerde kurtarıldı. Oralarda severek tedavi edildiler. İnsan olmanın kıymetini ve biricikliğini Avrupa’ da öğrendiler. Sosyal vakıflar kurdular, devletin açık bıraktığı yerleri insanlar kendi imkanları ile doldurdular. 5.sunuş bugün birinci kuşak artık yaşlı insanlar. Bir kısmı ölmüş bir kısmı bakıma muhtaç. Artık Türk huzurevlerine, mezarlıklarına ihtiyaç var Avrupa’ da. İsviçre ‘ de bazı kantonlar mezarlıklarını almış, Almanya’ da ise henüz başvuru aşamasında. Çünkü mezarlık kamu malı sayılıyor. Uçakların en arkasında son yolculuklarını yapan Türkler bir imam bile olmayan günlerden bugünlere geldiklerine şükrediyorlar. İnsanlarımız kültürlerini, inançlarını Avrupa’ ya taşıdılar. Avrupa’ da dil öğrendiler onların kültürleriyle haşır neşir oldular. Hoşgörülü olmayı, demokrasiyi öğrendiler. Farklı kültürler birbirlerine aşık oldu , evlendiler. Çoluk çocuğa karıştılar. 6.sunuş Göç Kuşakları çekimleri sırasında 26.000 km. yol yaptık. Avrupa’dan iki Türkiye’den dört kişi bu projede çalıştı, yoruldu ve terledi. İnsanımızı tanıdık sıcak yüreği ile bizi konuk etti. O alicenap insanımız yanısıra kadının döven bozulmuş yapıyı da size gösterdik. Hep olumlu hem olumsuz öyküleri dinlerken kah güldük sevindik kah ağladık yerindik. Bu zor programa TV Kültür dalında ödül veren Türkiye Yazarlar Birliği’ ne teşekkür borçluyuz. Bize umut verdi, şevk verdiler. Bize telefon eden, yazan, hayatını samimiyetle açan herkese çok çok teşekkür ediyoruz. Her şeyi sizin için yaptık. Büyük bir kültürün taşıyıcısı olan sizler için…

www.ntvmsnbc.com

Haziran 1 2005Yorum Yok Kategori: Basında

11 Kasım haftasının kitapları Yayınevlerinin çıkarttıkları kitaplarda dengeli bir dağılımın gözlendiği bu hafta, türlerde ağırlık romanlardan yana kaymakta. Araştırmalar, anı kitapları ve bir de yemek tarifi kitabıyla derlememiz tamamlanıyor.

NE KADAR SEVGİ O KADAR ÇÖZÜM Nevval Sevindi Kadın, erkek, evlilik, aile, cinsellik konularından Nevval Sevindi’ye sorulan sorular ve Sevindi’nin ayrıntılı cevapları, kitabın yapısını oluşturmakta. “Ne Kadar Sevgi O Kadar Çözüm”, aşk ve duyguların usta yazarı Nevval Sevindi’den, alanında “ilk” olacak bir kitap. Kendinize dahi sormaya cesaret edemeyeceğiniz soruların yanıtlarını, bu kitapta bulabilirsiniz. Arayış içindeki huzursuz ruhlara tutulan bu aynada kendinizi görürseniz şaşırmayın. Her kadının, her erkeğin kafasını kurcalayan soruların yanıtları, okurla sohbet edercesine tartışılıyor kitapta: Doğru erkek, doğru kadın ne demek? Düzgün bir ilişkiden neler beklenir? Beklentiler beraberliği nasıl etkiler? Aşk acıları nasıl dindirilir? Aşktan ümit kesmek çözüm mü? Aşk bitmeyen arayış mıdır? Bulduğunuzu nasıl anlarsınız? Nevval Sevindi’nin sözleri acı çeken kalplere ilaç gibi gelecek. Timaş Yayınları, 143 sf. Dizi: Aile Kitaplığı-30 Tür: Röportaj

/www.pendiksonsoz.com

Haziran 1 2005Yorum Yok Kategori: Basında

Bugüne kadar hep erkeklerin söylemleri ışığında değerlendirilen AB konusu üzerinde bu kez hanımlar söyleti. AB süreci ve bu süreçte Türkiyeli Kadının Yeri konulu program, Gazeteci yazar Nevval Sevindi ile Sanatçı Perihan Savaş’ın katıldığı bir programla Pendik’te gerçekleştirildi

Kadının adı yok Kadının aile içi ve toplumsal sorunlarının değerlendirileceği toplantıda; artan töre cinayetlerinin de AB sürecinde ki konumu değerlendirildi Konuşmacılardan Nevval Sevindi, şiddetin kadını sokakta, yatak odasında ve hatta savaş alanlarında bulduğu ve kadınların şiddete acımasız bir şiddete hedef olduklarını söyledi.Dünyada her üç kadından birine tekabül eden bir milyara yakın kadının dövüldüğü, seks yapmaya zorlandığı veya taciz ve şiddetin bir başka şeklini yaşamak zorunda bırakıldığını belirterek, bu şiddeti yaratanların da genellikle kadının yakınındaki erkekler ya da aile bireyleri olduğunu kaydetti. Pendikliler ilgi ile izlediği oturumda konuşan sanatçı Perihan Savaş’da, “Her yıl yaşları 5 ile 15 arasında değişen 2 milyona yakın kız çocuğunun fahişeliğe zorlanmaktadır Kadınların fuhuşa zorlanmasıyla ortaya çıkan ticaretin boyutunun yılda 7 milyar dolara kadar yükseldiği Birleşmiş milletlerin raporunda kaydedildiğini hatırlatmak isterim” dedikten sonra, şu örneği verdi.Dünyanın en ileri ülkesi sayılan ABD’de bile her 15 saniyede bir kadının eşi ya da sevgilisi tarafından dövüldüğü, her 90 saniyede bir kadının tecavüze uğradığı bilinen bir gerçektir, diyerek konuşmasını noktaladı. Fransa’da her yıl 2500 kadının tecavüze uğradığına da işaret edilen raporda, dünyada tecavüze uğrayan kadınların büyük bölümünün de ailelerinin ”namuslarını temizleme” kaygıları yüzünden kendi yakınları tarafından öldürüldüklerini ifade ettiler.

www.yeniasya.com.tr

Haziran 1 2005Yorum Yok Kategori: Basında

Mevlânâ diyarında nurlu buluşma

Gazetemizin Konya temsilciliği tarafından 14-22 Mayıs tarihleri arasında Konya’da ilân edilen Bediüzzaman Haftası görkemli ve anlamlı bir panelle noktalandı. Bediüzzaman Haftasının final paneline Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Şerafettin Gölcük, Araştırmacı-Yazar İhsan Atasoy, Zaman Gazetesi yazarı Nevval Sevindi, Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Müdürü Kâzım Güleçyüz panelist olarak katılırken, Üstad Bediüzzaman’ın hayatta olan talebelerinden; Mustafa Sungur, Mehmet Emin Birinci, Mehmet Fırıncı, Said Gecegezen ve Mustafa Türkmenoğlu da onur konuğu olarak katıldılar. Öğlen saatlerinde Fuar Kültür Merkezinde başlayan ”Avrupa Birliği Yolunda Türkiye’de Demokrasi İle İnsan Hak ve Hürriyetleri” panelini Araştırmacı-yazar Halil Uslu yönetti. Panelin başlangıcında bir konuşma yapan Gazetemizin Konya Temsilcisi Said Çamkerten; “Bugün nurun bayramıdır” diyerek programın önemine değindi. Panelin açılış konuşmasını yapan gazetemizin imtiyaz sahibi Mehmet Kutlular, “Bediüzzaman meşrûtiyete şeriat namına destek vermiştir. Demokrasinin temel dayanağı hürriyettir. Dinimiz İslâm da en çok hürriyete değer vermiştir. Dinimizin çok önem verdiği bir diğer husus da adalettir. Tarihimiz bu örnek şeref levhalarıyla doludur, bunun şeref levhalarını yazmıştır. Dinimizde bunu yaşatmıştır. Seçimi de dinimiz getirmiş bu konudaki uygulamalar dört halife devrinde uygulanmıştır. Sosyal devlet anlayışında idareciler ücretli hizmetkârlar konumundadırlar. Millî irade seçim varsa yerine getirilecektir” dedi. Bediüzzaman’ın hiçbir zaman tek partili bir Cumhuriyeti desteklemediğinin altını çizerek tek partili sistemde seçimin, insanların tercihinin, hürriyet ve millî iradenin olmadığını vurguladı. Kutlular demokratlığa da değinerek demokratların ahrarların devamı olduğunu aktardı. Ülkemizde ne zaman bazı gelişmeler, demokratik ilerlemeler meydana gelmişse, bu demokratik gelişmelerin önü hep 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat gibi darbelerle yavaşlatıldığını ve bu darbelerle demokrasi kaplumbağası ters döndürülmeseydi şimdiye dek demokratik gelişmeye ve anlayışa ulaşacağımıza parmak bastı. Panele “kadın hakları” başlıklı konuyla katılan Nevval Sevindi ise “Muhabbetten gelen ve muhabbete gidenler” diye misafirleri selamlayarak sözlerine başladı. Sevindi, “Bediüzzaman ne güzel söylemiş; “ekmeksiz yaşarım hürriyetsiz yaşayamam” diye. Keşke hürriyet için ekmeğimizi gözden çıkarabilsek. Bunu gözden çıkarmazsak hiç bir yere de gelemeyiz. Bediüzzaman yıllar önce ilme ve fenne değer verdi. Ama bugün hâlâ onu anlamayan birçok kişi var” dedi. Daha sonra kadın haklarına değinen Sevindi sözlerine şöyle devam etti, ”Bugün demokratikleşmenin önünde birçok engel var. Özgürlüğün önünde kadına olan bakış açısı çok önemli bir engel teşkil ediyor. Geçmiş tarihte Çin’de, Hindistan ve dünyanın değişik yerlerinde kadınlar çok ezildiler, çok haksızlığa maruz kaldılar. O zamanlar kadınlar en aşağı sınıftan sayılırdı. Araplarda kız çocukları “kız” oldukları için öldürülüyordu canlı canlı. Batıda da kadına büyücü ve cadı olarak bakıldı. Hatta bir dönem cadı avına bile çıkıldı” diyerek tarihte kadınların maruz kaldığı problemlere değindi. “O zamanlar felâketlerin ve düşmanlıkların asıl sebebi kadın olarak görülmüştür. Ancak bunların yanında Müslüman Türk milletinin kadına verdiği değer tarihte de aşikârdır. Bizim bu konuda da yine örnek alacağımız kişi Peygamberimiz Hazreti Muhammed’dir (asm). O kendisine sığınan kadınları bile koruması altına alan bir kişilik sahibiydi. Çünkü Hak Teâlâ erkek ve kadını aynı hamurdan yaratmıştı” dedi. Daha sonra Nurculuk hareketine de değinen Nevval Sevindi; “Nurculuk küresel çapta bir düşünce ve eylem biçimidir. Çünkü Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri bütün dünyaya seslendi. Biz nurun içindeyiz, bu nurla tüm dünyamızı aydınlatmamız gerekir.” diyerek sözlerini bitirdi.

www.ismek.org

Haziran 1 2005Yorum Yok Kategori: Basında

Modern toplumda kadının yeri tartışıldı

6. İSMEK Genel Sergi çerçevesinde düzenlenen panelde, kadının modern toplumdaki yeri ve sorunları tartışıldı. Panelistler, İSMEK’lerin aile bütçesine ve huzuruna olumlu katkı sağladığı noktasında birleştiler. Bu yıl 6.’sı düzenlenen ve dünyanın en büyük el sanatları sergisi olarak hatırlanacak olan 6. İSMEK Genel Sergisi, kültür, sanat, edebiyat, sosyal hayat gibi konularda düzenlediği seminer ve panellerle, ziyaretçilerine geniş bir yelpaze sunuyor. Ayşe Böhürler’in oturum başkanlığını yürüttüğü “Modern Toplumda Kadın ve Kadının Yeri” konulu panele konuşmacı olarak Nazife Şişman, Nevval Sevindi, Sibel Eraslan katıldı. İzleyicilerin yoğun ilgi gösterdiği panelde konuşmacılar, modernizmin her çağda yaşanabileceği noktasında birleşti. Gazeteci-yazar Nevval Sevindi, modernizm denildiğinde kılık kıyafete bakmanın doğru olmadığını belirterek, “Modernleşme, sorunları anlama ve bunlara çözüm getirme oranıyla ölçülür. Ne yazık ki, zihinlerimiz hadım edildi” diye konuştu. Gazeteci-yazar Nazife Şişman da, kadınlara “üreten” değil, “tüketen” gözüyle bakıldığı için “modern toplumda kadın sorunu” diye bir kavramdan bahsedildiğine dikkat çekti. Gazeteci-yazar Sibel Eraslan ise konuşmasında kadınların intihar etme sebeplerinin araştırılması gerektiğine dikkat çekerek, “Kadınların tek başına ayakta durmayı öğrenmesi gerekiyor” dedi. Paneldeki konuşmacılar, sadece ev işleri yapmaları gerektiği gibi yanlış bir anlayışa sahip olunan günümüzde, her yaşta kadına ve erkeğe 55 branşta ücretsiz eğitim veren İSMEK’lerin, aile bütçelerine ve mutluluğuna önemli katkıları olduğuna değindiler. 20.08.2003 13:58:27

www.pandora.com.tr

Haziran 1 2005Yorum Yok Kategori: Basında

Ne Olacak Bu CHP’nin Hali DÖNENCE yayınları 7/2004 Isbn: 9757054410 279 sayfa Dil: Türkçe Türü: Türk Siyasi Tarihi [ türkçe ] Fiyatı: 5,00 YTL (5.000.000 TL)

Ne Olacak Bu CHP’nin Hali Yazar: HÜSNÜ ERKAN ERTUĞRUL GÜNAY MURAT KARAYALÇIN MERYEM KORAY DOĞU PERINÇEK NEVVAL SEVİNDİ MÜMTAZ SOYSAL YAŞAR NURİ ÖZTÜRK TÜLAY ÖZÜERMAN BURHAN ŞENATALAR TARHAN ERDEM EROL TUNCER Ali Nail Kubalı Celal Doğan Hurşit Güneş Masum Türker Nevval Sevindi Sosyal demokratlar aynada kendileri ile yüzleşmek zorunda…

Sayfa 10 / 12« İlk...«89101112»