<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>NevvalSevindi.com &#187; Basında</title>
	<atom:link href="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/category/basinda/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 17:57:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Kadın sadece meme değildir</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/kadin-sadece-meme-degildir/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/kadin-sadece-meme-degildir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2012 17:31:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4326</guid>
		<description><![CDATA[Nevval Sevindi-Habertürk Helin Avşar Röportajı- 8 Ocak Pazar 2012 ‘Bedenim kanser olabilir, ama ruhum değil’ O bir gazeteci…Bir yazar… Bir kanser savaşçısı… Kimden mi bahsediyorum? Kendisi de kanser olan ama hiçbir zaman yenilmeyen, çalışmalarıyla binlerce kişiye ulaşan Nevval Sevindi’den. Son haftaların en önemli gündem maddelerinden olan meme kanserini daha doğrusu kanseri, memelerini bu yüzden kaybeden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-4327" title="410819_10150499033339633_51351564632_8799744_767323554_o" src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-content/uploads/2012/01/410819_10150499033339633_51351564632_8799744_767323554_o-300x160.jpg" alt="" width="300" height="160" /></p>
<p><span id="more-4326"></span></p>
<p><strong>Nevval Sevindi-Habertürk</strong></p>
<p><strong>Helin Avşar Röportajı- 8 Ocak Pazar 2012</strong></p>
<p><strong>‘Bedenim kanser olabilir, ama ruhum değil’</strong></p>
<p>O bir gazeteci…Bir yazar… Bir kanser savaşçısı… Kimden mi bahsediyorum? Kendisi de kanser olan ama hiçbir zaman yenilmeyen, çalışmalarıyla binlerce kişiye ulaşan Nevval Sevindi’den. Son haftaların en önemli gündem maddelerinden olan meme kanserini daha doğrusu kanseri, memelerini bu yüzden kaybeden Sevindi ile masaya yatırdık.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Helin Avşar-Habertürk</strong></p>
<p>Sanırım aranızda kanserle tanışmayan yoktur. Direkt size bulaşmadıysa bile yakınlarınıza sızmıştır. Bugün kanserden bahsedeceğiz ama hikayemizin içinde umutsuzluğun, yenilmişliğin vazgeçmenin kırıntısına rastlamayacaksınız. Sizi meslektaşım Nevval Sevindi ile tanıştırmak istiyorum. O iki kez meme kanserine yakalandı. İkincide iki memesini aldırdı, ama kadınlığını, yaşama inancını, aşkı hiçbir zaman kaybetmedi. Bu mücadeleci ruh kemoterapi görürken köy köy Anadolu’yu dolaşıp adının anılması bile yasak olan hastalık konusunda binlerce kişiyi bilinçlendirdi. Dernekler kurdu, sempozyumlar düzenledi, orada yaptığı konuşmalar sayesinde hayat kurtardı.</p>
<p><strong>-Kanser nasıl bir şey?</strong></p>
<p><strong>Nevval Sevindi (NS</strong>)-Hiç kolay değil, çünkü herhangi bir hastalık başınıza geldiğinde ameliyat ya da tedavi oluyorsunuz, bitiyor. “atlattım” diyorsunuz. Kanser böyle değil. Varlığını her zaman hissettiriyor. Bu yüzden kitabımın adını “Kanserle Yaşıyorum” koydum. “Başım ağrıdı. Acaba yine tümör mü çıktı?” diye her dakika düşünmek değil tabii ki, ama tekrar ettiğinde ne yapacağınızın bilincinde olmak gerekiyor. Kanserle yaşamak ya da hayatınızdan birinin kanser olması travmatik bir olaydır, çünkü ölüm duygusuyla burun buruna geliyorsunuz.</p>
<p><strong>-Kendimden biliyorum. “Hayat çok güzel” diye düşünürken bir anda hastalığın getirdiği farklı duyguları yaşıyorsunuz..</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Damdan düşmeden anlamıyorsunuz. Teyzemi, anemi, halamı meme kanserinden kaybettim. Annem kanser olduktan 1,5 yıl sonra meme kanseri oldum. Kimseyi anlamadığımı anladım. Doktor “Kansersin. 48 saat sonra acil ameliyat olman gerekiyor. Göğüslerini alacağız” diye sıralıyor, ama hayatınızda nelerin değişeceğini, ruh halinizi anlatmıyor. Mesele sadece meme alma işi değil. Arkasında bir anne, eş, işkadını, bir gazeteci var. Bunlar göz ardı ediliyor. Aniden bir boşluğa düşüyorsunuz. Sadece hastasın. Hasta diye koydukları yerde kendinizi yapayalnız hissediyorsunuz.</p>
<p><strong>-Öğrendiğinizde “Ben kanserim” diyebildiniz mi?</strong></p>
<p><strong>NS</strong>: Evet. Türkiye’ye de  söylettirebildim üstelik. Bulaşıcı sananlar var. Anadolu’ya konferans vermek için gittim.Kanser olanların evine arkadaşlarının gitmediğini, çocuklarını göndermediğini öğrendim. Yalnız bırakıp izole ediyorlar. Halbuki hastanın yaşama sevincini kaybetmemesi, dinlemesi, konuşması, psikolojik destek bulması gerekirken daha kötüsünün yapıldığını dehşetle gördüm.</p>
<p><strong>‘BU BİR İNSANİ MESELE’</strong></p>
<p><strong>-O zaman doktorlar bu kadar ilgileniyor muydu konuyla?</strong></p>
<p><strong>NS</strong>: Hiç konuşmazlardı. Yapılması gerekeni söylerlerdi. Bitti… Tıbbi bir mesele olduğu düşünülürdü. Ama bu yanlış. Kanser sadece tıbbi bir mesele değil. Aynı zamanda insani bir mesele. Hastalar da nesne değil, insan.</p>
<p><strong>-Psikolojinin ne kadar önemli olduğunu bilmiyorlardı belki o zaman?&#8230;</strong></p>
<p><strong>-NS:</strong> Hayır. Soru sorduğunuzda cevap vermezlerdi. “Sen doktor musun? Ne işine yarayacak? Sana ne?” derlerdi. Ya da doktor jargonuyla öyle bir cevap verirlerdi ki zaten anlama şansınız olmazdı. Doktor, Allah yerine konuluyordu. “Büyücü doktor” diyorum ben buna. Böyle bir doktor ve hasta modeli vardı. Bunu kabul etmedim. “Hasta olarak benim de haklarım taleplerim var. Bundan sonra nasıl bir hayat yaşayacağımı bilmek istiyorum” dedim. “Göğüslerin ne önemi var? elin kolun gibi kullandığın bir organ değil ki” dediler. “Siz kullanmıyor olabilirsiniz, ben kullanıyorum” dedim.</p>
<p><strong>-Bunu size doktor mu söyledi?</strong></p>
<p><strong>-NS</strong>: O zaman birçok doktor böyle söyledi. Kemoterapi çok fazla bilinmiyordu. Onkolog da yoktu.</p>
<p><strong>-Bahsettiğiniz dönemlerde zaten kanser bu kadar yaygın değildi.</strong></p>
<p><strong>NS:</strong>1980’li yılların ortalarında böyle davranılıyordu.</p>
<p><strong>-Sinir olduğunuz bir doktor var mı o günlerden? Sonra karşısına çıktığınız mesela?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Doktor hasta ilişkilerinden bahsettiğim için bana sinir olan doktor çok fazlaydı. Destek ve bitki tedavilerinden bahsettiğim zaman kızıyorlardı. Bunlar doktorların reddettiği şeylerdi. O zaman kızanların çoğu, şimdi bu konulara sıcak bakıyor. Buna seviniyorum tabii.   </p>
<p><strong>-Hastaların bazıları kemoterapiye inanıyor, bazıları doğal yollarla tedavi oluyor. Elinizde olsa hangi yolu seçmek isterdiniz?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Bizim seçme şansımız yoktu ama İsviçre’deki hastaların vardı. Ben bunu söyleyince bana kızıyorlardı. Oradaki doktorlar “onkoloji mi istiyorsunuz, yoksa alternatif tedavi mi?” diye sormakla yükümlüydü. Yine de bitkisel tedaviye cesaret edemezdim. Kemoterapiden sonra destek tedavisi olarak birçok bitkisel ürün kullandım.</p>
<p><strong>-Göğüsleriniz alındı mı?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> İlkinde mücadele ettim, aldırmadım. 2009’da yeniden kanser oldum. Önce sol memeydi. 2009’da sağ da kanser oldu. Test sonucu kanserin genetik olduğu anlaşılınca bu riski alamayacağını söyledi doktor. Bu yüzden ikinci kanser birinciden daha travmatik oldu. Her şeye baştan başladık. Hem de bu sefer göğüslerimi kaybettim.</p>
<p><strong>-Eşinizle neler yaşadınız?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Bir kadın sadece “meme” değildir. Eşim bana çok destek oldu. Bana çok aşık. Yıllarca bunu ispatladı.</p>
<p><strong>-Böyle bir kadına aşık olunmaz mı?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Hep çok neşeliyimdir. Ameliyattan çıktıktan sonra bile ilk istediğim şey makyaj çantam oldu. Çekim için televizyondan gelmişler. Kız kardeşim perişan halde. Her gelen ona bakıyor, “vah vah… Hasta mısınız? Diyor. Kız kardeşim dedi ki “Bu ne rezalet! Hasta olan sensin.”</p>
<p><strong>‘EŞİM BANA MÜTHİŞ BİR SEVGİYLE  SARILDI’</strong></p>
<p><strong>-Hastalık döneminde hayattan kopmamak gerekiyor, değil mi?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Hayattan kopmak hastalığı tetikliyor. İlaç kadar içinizdeki enerji, güç, iman da çok önemli.</p>
<p><strong>-Aşk da önemli mi?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Kesinlikle. Yaşama sevincinin doruk noktası. Her şeyle savaşacak iyi hücreleri böyle üretebilirsiniz.</p>
<p><strong>-Eşiniz hastalığınız öğrendiğinde ne dedi?   </strong></p>
<p><strong>NS:</strong> “Sen her halinle güzelsin” dedi. Sinirlendim. Güzelliğine düşkün biriyimdir. İnsanın göğüslerini kaybetmesi o kadar da güzel bir şey değil.</p>
<p><strong>-Sonradan yaptırabilirsiniz ama</strong>.</p>
<p><strong>NS:</strong> Serdar Eren gibi çok iyi bir doktorun elindeydim. Fakat sol tarafım daha önce radyoterapi gördüğü için sırtüstü yattığım halde patladı. Yeniden yapılması gerekti. Tabii bunlar çok büyük acılar.uzun süreçler gerektirdiği için ciddi olarak üzüldüm.</p>
<p><strong>-Hayata çok bağlı olduğunuzu görüyorum. Kemoterapi sırasında kadınlar neler hissediyor?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Size aşık bir kocanız varken bile çok zor. Bunları yalnız yaşayan insanlar da var. Anne kız birlikte kanser olanlar da. Kanserle karşılaştığınızda etrafınızdakilere rağmen kendinizi yalnız hissediyorsunuz. Çünkü onlar sağlıklı, ama siz hastasınız. “Neden benim başıma geldi?” diye içten içe düşünüyorsunuz. Kemoterapi çok ağır bir tedavi: kadınlığınıza ait saçınızı kaybediyorsunuz. Sürekli görüntü veriyordum. Dolayısıyla kuaförde çok zaman geçiren biriydim.Peruğuyla kuaföre giden ender hastalardan biriydim galiba. “Peruk Takan Kadınlar” diye bir filmin de kahramanı oldum.</p>
<p><strong>-Perukla kuaföre gittiğinizde ne diyorlardı?</strong></p>
<p><strong>NS</strong>: Kuaförüm “Böyle başka müşterim yok. Kanser olanlar var ama onlar saçları olmadığı için üzülüp gelmediler” dedi. Televizyona çıkıp programı yapmaya devam ettim. “Nevval Hanım kemoterapi olanların hepsinin saçları döküldü.Sizin hiç dökülmedi. Çok güzel görünüyorsunuz” diyorlardı. Evin içinde de saçsız dolaşmazdım.</p>
<p><strong>-Anladığım kadarıyla hiçbir zaman hayatı bırakmamışsınız. Güzelliğiniz de hep korumuşsunuz. Eşinizi kaybetme korkusu olabilir mi bir yandan?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Hayır bırakmadım. Ben kendimi güzel görmeyi seviyorum. Ona da aşkının karşılığı olarak böyle bir hediye vermem gerekiyordu. O kadar aşık bir adamın darmadağınık bir kadın görmesi hoş olmazdı.</p>
<p><strong>-Aklınızda kalan size söylediği güzel bir cümle var mı? </strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Çok üzüldüğünü biliyorum. Sert görünür genelde ama acısını gösterdi, ağladı. “Önemli olan tek şey senin varlığın. Başka hiçbir şey benim için önemli değil. Her halinle güzelsin. Senin sadece ruhun bile kalsa benim için yeterli. Bedeninle ilgilenmiyorum” dedi. Müthiş bir sevgiyle sarıldı.</p>
<p><strong>-Eşinizle ya da çevrenizdekilerle yaşadığınız trajikomik olaylar oldu mu?</strong></p>
<p><strong>NS</strong>: İkinci kez kanser olduğum dönemde bana dokunulmasından hoşlanmıyordum. Bunun organ kabıyla alakası vardı. Vücuduma yabancılaşmam söz konusu oldu.</p>
<p><strong>-Bir takım felaketlerin aile bağlarını güçlendirdiğini düşünüyor musunuz?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Evet, aileyi sevgiyi hatırlatıyor.</p>
<p><strong>-Sevimsiz gelen hareketler oluyor mu o dönemde?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> oluyor tabii. İlk dönemde huzursuz ve aksi olduğunuz için yaşanıyor. Hastalığı geçirmiş ve bilen biri olarak beni yönlendirmeye çalışmaları da hoşuma gitmiyordu. Çünkü o anda istediğiniz bunlar değil. Sıcak bir sohbet benim için çok daha anlamlı.</p>
<p><strong>-Çok fazla konferansa katılıyorsunuz, insanlarla iletişim kuruyorsunuz. Şu an kansere tepki nasıl?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> İlk kanser olduğumda Anadolu’ya gittim. Kemoterapi alırken yatmadım. Belgesel çekiyordum. Hafta sonlarında köy köy dolaşıp “Kanser nedir?” diye konferanslar veriyordum. Meme ve rahim kanserinin çok acımasız bir tarafı var. Köylerde göğüsleri ve rahimleri alınan kadınlar kocaları tarafından terk ediliyordu. Büyük şehirlerde de böyle şeyler oluyor, ama Anadolu’da erkekler aileleri tarafından eşlerini terk etmeleri için zorlanıyordu. “Sana yeni bir kadın almamız lazım” diyerek, o kadını hepten ölüme terk ediyorlardı.</p>
<p>Kanserle ilgili önyargıları ve erkeklerin bakış açısını kırmak için yaptığım çalışmalar işe yaradı, insanlar bilinçlendi.</p>
<p>Türkiye’yi hasta hakları konusunda dünyada temsil ettim. Fransa, Almanya, İsviçre gibi pek çok Avrupa ülkesinde çalıştık. Bunun içinde Filistin, mısır gibi Ortadoğu ülkeleri de var. En son Almanya’da Avrupa Birliği Kanser Günü vardı. Bu arada 2000’li yıllarda “Hasta Hakları Yasası” çıktı. Kanserin hastayı söylenmesi için çok mücadele ettim. Hastanın içindeki enerji ve bilgi harekete geçirilmeli. Kanser sevgiyi ve bilgiyi bir araya getirerek yenebileceğiniz bir hastalık. İrademize ihtiyacımız var.</p>
<p><strong>-Kanser hastalarının yakınlarına ne önerirsiniz?</strong></p>
<p><strong>NS</strong>: Hasta olduğunu hissettirmemeliyiz. Yoksa insan hasta psikolojisine girer, pasifliğe alışır. Hastalık da hayatın gerçeklerinden biri. Hastaların da “Bu gerçeği kabul ediyorum ve elbette sevdiklerime ihtiyacım var ama bana farklı davranmalarını istemiyorum” demeleri lazım. Mesela yatakta kek yapardım. Bana bakması gerekenler yaptığım keki yedi.</p>
<p><strong>-Bugüne kadar kaç sempozyum düzenlediniz?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong>  Anadolu’da 7 dernek kurdum. İstanbul’da da Boşnak büyükannem adına Pembe Hanım Derneği’ni. Kurdum.</p>
<p><strong>-İlginizi çeken olaylar oldu mu?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Bir kadın “Nevval Hanım iyi ki burada konferans verdiniz. Aklımın ucundan geçmezdi mamografi çektirmek. Söyledikleriniz etkilendim ve ertesi gün mamografiye gittim. Başlangıç düzeyinde kanser tespit ettiler. Siz olmasanız ölebilirdim” dedi. Bu durum çok sevindirici tabii. Bir insanın hayatını değiştirecek bir karar vermesini bir saatlik bir konferansla sağlayabilirsiniz.</p>
<p><strong>-Yıllar önce gazetede yazmaya karar verdiniz. Şimdi sempozyumlar düzenliyorsunuz. Belki binlerce kişinin hayatını kurtarıyorsunuz.</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Toplumsal bir bakış açım var. Kanser olduğumda bunun bireysel bir sorun olmadığını algıladım. “Bu hastalık bana geldiyse başka insanlara yardımcı olmak gibi bir görev de getiriyor” diye düşündüm. Hepimizin bir misyonu var, farkında olmasak da binlerce insanı etkiliyor. “iyilik başkası için yapılan bir şey değildir” derim hep. O iyilik bizi de iyi ediyor. Bana ettikleri duanın beni iyileştirdiğini biliyorum. “Biz ne yapalım?” diye sorduklarında “Benim yaptıklarımı yapn” diyorum.</p>
<p>Hiç yol yordam bilmeyenler, korkanlar var. Bir kadının kanserden midesi alınmış, haberi yok. Etrafındakiler biliyor. Hastanede Mavi Melekler’le program yaptım.</p>
<p><strong>‘ACIYI BAŞKASINA FATURA ETMEK GEREKMİYOR’ </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>-Eşiniz size “O kadar şey yaşadın, bu kadar güzelsin, ne oluyor sana” diyor mu?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> İkinci kez kanser olduktan sonra biri bana “Ameliyat oldun, kemoterapi oldun.Kansersin diye üzülerek geliyoruz. Her defasında daha da güzelleşmiş oluyorsun. Estetik ameliyat olup bize numara mı yapıyorsun?” dedi. Bir kadın da Hürriyet’te “Onun ki gerçek kanser değil. Olsa bu kadar gülemezdi” diye yazmış. Çok acı çekmek insanın suratının asık olmasını, o acıyı başkasına fatura etmeyi gerektirmiyor. Çok acı çektim diye kendinizi acındırmak zavallılıktır. Ruhunuzu kanser ediyorsunuz. Bedenim kanser olabilir, ama ruhum değil.</p>
<p><strong>-Kanser olduğunuzda ruhunuzu temizlemek adına yaptığınız bir takım çalışmalar var mıydı?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Kitabıma attığım başlıklarda Mevlana’nın sözlerinden alıntılar var”Yüreğimin özünde başka yarınlar var” sözünü kapak başlığıma koydum. İmanımı geliştirmek, Sufi yollara yakın hissetmek, Allaha yakınlaşmamı sağladı. Kendini mümin bilenlerin bile söylediği çok yanlış bir şey vardı. “Kim bilir neler yaptı da başına bu geldi.” İslamiyet’in içinde böyle bir şey yok. Hastalık verilmiş nasiptir, imtihandır. Allah sadece sevdiği kullarına verir. HZ. Mevlana da kanserden ölmüş. İslamiyet’te hastalıkla ilgili söylenen her şey çok sıcaktır. Diğerleri bağnaz, gerici,kendi başına uydurulmuş laflar. Hiç kimse kendini Allah yerine koymasın. Hastalık, işlediğiniz herhangi bir günahın karşılığı değildir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>‘BAL BAŞLIBAŞINA İLAÇ’</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>-Hasta olduğunuz dönemde özel olarak yediğiniz, içtiğiniz bir şeyler oldu mu?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> İzmirliyim. Mutfağımız zeytinyağı ve ot üzerine kurgulanmış. Zeytinyağı, deniz ürünleri, ısırgan otu kullanırım. Isırgan otunu ve ıspanağı karıştırıp börek yaparız. Isırgan otu tohumun salataya koyarım. Yağını da kullanırım. Suya çam çırası atıyorum. Anadolu’da gördüğüm otacı denilen bitkiciler vardı. Balla karıştırılmış bir takım otlar yapıyorlardı. Bal zaten başlı başına bir ilaç.</p>
<p><strong>-Arı sütü de tavsiye edilir.</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Evet. Kitabımda “Mutfağımda neler değişmeli” diye bir bölüm var. Korkmayın. Sevgiyle bu hastalığı yenebilirsiniz.</p>
<p><strong>‘BİLGİ HAYAT KURTARIR’</strong></p>
<p><strong>-Pembe Hanım’ı anlatsanız biraz da</strong></p>
<p><strong>NS</strong>: İstanbul’da Pembe Hanım Kanserli Hastalarla ve Yakınlarıyla Dayanışma Derneği. Sorunlarınız ya da destek için gelebilirsiniz.</p>
<p><strong>-Her türlü soruyu sorabilirler mi size?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Kesinlikle.</p>
<p><strong>-Sadece meme kanseri olanlar mı gelebiliyor derneğe?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Her türlü kanser hastası ve yakınlarıyla dayanışma içindeyiz. Kanser hastalarının cinsel sorunları yokmuş gibi davranıyorlar. İstanbul’da her ay kemoterapi hastalarını ziyaret ediyoruz. Doktora sormadıkları soruları bize soruyorlar. Kanser hastası olmamız yakınlık sağlıyor. Moral veriyoruz. Yabancı hastalarla da konuşuyoruz. Kanser hastası kadınların eşiyle beraber psikolojik destek alması lazım. Bilgi hayat kurtaran bir şey, Yaşam kalitesi çok önemli.</p>
<p><strong>Nevval Sevindi kim?</strong></p>
<p>Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde kadın-erkek ilişkileri, sosyal ve kültürel politikalar üzerine yazılar yazdı. Fethullah Gülen’le New York’ta ses getiren röportajlar yapan Sevindi, bu röportajları kitap olarak da yayınladı.</p>
<p>Sevindi kanser ve hasta hakları üzerine çalışmalar yapıyor. Bu konuda dernekler kuran Sevindi çalışmalarıyla Sağlık Bakanlığı’ndan ödül aldı.</p>
<p><strong>13 kitabı var</strong></p>
<p>Sevindi’nin aralarında Aşk Kapıyı Her Zaman Çalar, Kent ve Kültür, Ne kadar ilgi O Kadar Sevgi, Daha Fazla Özgürlük adlı kitaplarının yanı sıra yayınlanmış 13 kitabı bulunuyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Meme Kanseri</strong></p>
<p>Akciğer kanserinden sonra görülme sıklığı en yüksek kanser türü. Her 8 kadından birinin hayatının belirli bir zamanında meme kanserine yakalanacağı söyleniyor. Kadın hastaların sayısı erkeklerden 100 kat fazla.</p>
<p><strong>Erken teşhisin önemi</strong></p>
<p>Meme kanseri yayılmadan önce tespit edilirse hasta yüzde 96 yaşam şansına sahip oluyor. Ama her yıl dünyada 44 binde bir kadın da meme kanserinden hayatını kaybediyor.</p>
<p><strong>Riski arttıran faktörler</strong></p>
<p>50 yaş üzerinde olmak. Yakın akrabalarından birinin meme kanseri olması. Adet görmeye 12 yaşından önce başlamak.Hiç gebe kalmamış olmak. Adetin 50 yaşından sonra da devam etmesi.</p>
<p><strong>Son Spot:</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Bir kadın sadece ‘meme’ değildir. Eşim bana çok destek oldu. Bana çok aşık. Yıllarca bunu ispatladı.” </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4326&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/kadin-sadece-meme-degildir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Habertürk</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/haberturk/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/haberturk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2012 17:30:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4323</guid>
		<description><![CDATA[Pembe Hanım Derneği tel:05325150506 Nevval Sevindi-Habertürk Helin Avşar Röportajı- 8 Ocak Pazar 2012 ‘Bedenim kanser olabilir, ama ruhum değil’ O bir gazeteci…Bir yazar… Bir kanser savaşçısı… Kimden mi bahsediyorum? Kendisi de kanser olan ama hiçbir zaman yenilmeyen, çalışmalarıyla binlerce kişiye ulaşan Nevval Sevindi’den. Son haftaların en önemli gündem maddelerinden olan meme kanserini daha doğrusu kanseri, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-4324" title="377956_10150499038454633_51351564632_8799769_1515432956_n" src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-content/uploads/2012/01/377956_10150499038454633_51351564632_8799769_1515432956_n-262x300.jpg" alt="" width="262" height="300" /></p>
<p>Pembe Hanım Derneği tel:05325150506</p>
<p><strong>Nevval Sevindi-Habertürk</strong></p>
<p><strong>Helin Avşar Röportajı- 8 Ocak Pazar 2012</strong></p>
<p><strong>‘Bedenim kanser olabilir, ama ruhum değil’</strong></p>
<p>O bir gazeteci…Bir yazar… Bir kanser savaşçısı… Kimden mi bahsediyorum? Kendisi de kanser olan ama hiçbir zaman yenilmeyen, çalışmalarıyla binlerce kişiye ulaşan Nevval Sevindi’den. Son haftaların en önemli gündem maddelerinden olan meme kanserini daha doğrusu kanseri, memelerini bu yüzden kaybeden Sevindi ile masaya yatırdık.</p>
<p><strong> <span id="more-4323"></span></strong></p>
<p><strong>Helin Avşar-Habertürk</strong></p>
<p>Sanırım aranızda kanserle tanışmayan yoktur. Direkt size bulaşmadıysa bile yakınlarınıza sızmıştır. Bugün kanserden bahsedeceğiz ama hikayemizin içinde umutsuzluğun, yenilmişliğin vazgeçmenin kırıntısına rastlamayacaksınız. Sizi meslektaşım Nevval Sevindi ile tanıştırmak istiyorum. O iki kez meme kanserine yakalandı. İkincide iki memesini aldırdı, ama kadınlığını, yaşama inancını, aşkı hiçbir zaman kaybetmedi. Bu mücadeleci ruh kemoterapi görürken köy köy Anadolu’yu dolaşıp adının anılması bile yasak olan hastalık konusunda binlerce kişiyi bilinçlendirdi. Dernekler kurdu, sempozyumlar düzenledi, orada yaptığı konuşmalar sayesinde hayat kurtardı.</p>
<p><strong>-Kanser nasıl bir şey?</strong></p>
<p><strong>Nevval Sevindi (NS</strong>)-Hiç kolay değil, çünkü herhangi bir hastalık başınıza geldiğinde ameliyat ya da tedavi oluyorsunuz, bitiyor. “atlattım” diyorsunuz. Kanser böyle değil. Varlığını her zaman hissettiriyor. Bu yüzden kitabımın adını “Kanserle Yaşıyorum” koydum. “Başım ağrıdı. Acaba yine tümör mü çıktı?” diye her dakika düşünmek değil tabii ki, ama tekrar ettiğinde ne yapacağınızın bilincinde olmak gerekiyor. Kanserle yaşamak ya da hayatınızdan birinin kanser olması travmatik bir olaydır, çünkü ölüm duygusuyla burun buruna geliyorsunuz.</p>
<p><strong>-Kendimden biliyorum. “Hayat çok güzel” diye düşünürken bir anda hastalığın getirdiği farklı duyguları yaşıyorsunuz..</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Damdan düşmeden anlamıyorsunuz. Teyzemi, anemi, halamı meme kanserinden kaybettim. Annem kanser olduktan 1,5 yıl sonra meme kanseri oldum. Kimseyi anlamadığımı anladım. Doktor “Kansersin. 48 saat sonra acil ameliyat olman gerekiyor. Göğüslerini alacağız” diye sıralıyor, ama hayatınızda nelerin değişeceğini, ruh halinizi anlatmıyor. Mesele sadece meme alma işi değil. Arkasında bir anne, eş, işkadını, bir gazeteci var. Bunlar göz ardı ediliyor. Aniden bir boşluğa düşüyorsunuz. Sadece hastasın. Hasta diye koydukları yerde kendinizi yapayalnız hissediyorsunuz.</p>
<p><strong>-Öğrendiğinizde “Ben kanserim” diyebildiniz mi?</strong></p>
<p><strong>NS</strong>: Evet. Türkiye’ye de  söylettirebildim üstelik. Bulaşıcı sananlar var. Anadolu’ya konferans vermek için gittim.Kanser olanların evine arkadaşlarının gitmediğini, çocuklarını göndermediğini öğrendim. Yalnız bırakıp izole ediyorlar. Halbuki hastanın yaşama sevincini kaybetmemesi, dinlemesi, konuşması, psikolojik destek bulması gerekirken daha kötüsünün yapıldığını dehşetle gördüm.</p>
<p><strong>‘BU BİR İNSANİ MESELE’</strong></p>
<p><strong>-O zaman doktorlar bu kadar ilgileniyor muydu konuyla?</strong></p>
<p><strong>NS</strong>: Hiç konuşmazlardı. Yapılması gerekeni söylerlerdi. Bitti… Tıbbi bir mesele olduğu düşünülürdü. Ama bu yanlış. Kanser sadece tıbbi bir mesele değil. Aynı zamanda insani bir mesele. Hastalar da nesne değil, insan.</p>
<p><strong>-Psikolojinin ne kadar önemli olduğunu bilmiyorlardı belki o zaman?&#8230;</strong></p>
<p><strong>-NS:</strong> Hayır. Soru sorduğunuzda cevap vermezlerdi. “Sen doktor musun? Ne işine yarayacak? Sana ne?” derlerdi. Ya da doktor jargonuyla öyle bir cevap verirlerdi ki zaten anlama şansınız olmazdı. Doktor, Allah yerine konuluyordu. “Büyücü doktor” diyorum ben buna. Böyle bir doktor ve hasta modeli vardı. Bunu kabul etmedim. “Hasta olarak benim de haklarım taleplerim var. Bundan sonra nasıl bir hayat yaşayacağımı bilmek istiyorum” dedim. “Göğüslerin ne önemi var? elin kolun gibi kullandığın bir organ değil ki” dediler. “Siz kullanmıyor olabilirsiniz, ben kullanıyorum” dedim.</p>
<p><strong>-Bunu size doktor mu söyledi?</strong></p>
<p><strong>-NS</strong>: O zaman birçok doktor böyle söyledi. Kemoterapi çok fazla bilinmiyordu. Onkolog da yoktu.</p>
<p><strong>-Bahsettiğiniz dönemlerde zaten kanser bu kadar yaygın değildi.</strong></p>
<p><strong>NS:</strong>1980’li yılların ortalarında böyle davranılıyordu.</p>
<p><strong>-Sinir olduğunuz bir doktor var mı o günlerden? Sonra karşısına çıktığınız mesela?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Doktor hasta ilişkilerinden bahsettiğim için bana sinir olan doktor çok fazlaydı. Destek ve bitki tedavilerinden bahsettiğim zaman kızıyorlardı. Bunlar doktorların reddettiği şeylerdi. O zaman kızanların çoğu, şimdi bu konulara sıcak bakıyor. Buna seviniyorum tabii.   </p>
<p><strong>-Hastaların bazıları kemoterapiye inanıyor, bazıları doğal yollarla tedavi oluyor. Elinizde olsa hangi yolu seçmek isterdiniz?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Bizim seçme şansımız yoktu ama İsviçre’deki hastaların vardı. Ben bunu söyleyince bana kızıyorlardı. Oradaki doktorlar “onkoloji mi istiyorsunuz, yoksa alternatif tedavi mi?” diye sormakla yükümlüydü. Yine de bitkisel tedaviye cesaret edemezdim. Kemoterapiden sonra destek tedavisi olarak birçok bitkisel ürün kullandım.</p>
<p><strong>-Göğüsleriniz alındı mı?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> İlkinde mücadele ettim, aldırmadım. 2009’da yeniden kanser oldum. Önce sol memeydi. 2009’da sağ da kanser oldu. Test sonucu kanserin genetik olduğu anlaşılınca bu riski alamayacağını söyledi doktor. Bu yüzden ikinci kanser birinciden daha travmatik oldu. Her şeye baştan başladık. Hem de bu sefer göğüslerimi kaybettim.</p>
<p><strong>-Eşinizle neler yaşadınız?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Bir kadın sadece “meme” değildir. Eşim bana çok destek oldu. Bana çok aşık. Yıllarca bunu ispatladı.</p>
<p><strong>-Böyle bir kadına aşık olunmaz mı?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Hep çok neşeliyimdir. Ameliyattan çıktıktan sonra bile ilk istediğim şey makyaj çantam oldu. Çekim için televizyondan gelmişler. Kız kardeşim perişan halde. Her gelen ona bakıyor, “vah vah… Hasta mısınız? Diyor. Kız kardeşim dedi ki “Bu ne rezalet! Hasta olan sensin.”</p>
<p><strong>‘EŞİM BANA MÜTHİŞ BİR SEVGİYLE  SARILDI’</strong></p>
<p><strong>-Hastalık döneminde hayattan kopmamak gerekiyor, değil mi?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Hayattan kopmak hastalığı tetikliyor. İlaç kadar içinizdeki enerji, güç, iman da çok önemli.</p>
<p><strong>-Aşk da önemli mi?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Kesinlikle. Yaşama sevincinin doruk noktası. Her şeyle savaşacak iyi hücreleri böyle üretebilirsiniz.</p>
<p><strong>-Eşiniz hastalığınız öğrendiğinde ne dedi?   </strong></p>
<p><strong>NS:</strong> “Sen her halinle güzelsin” dedi. Sinirlendim. Güzelliğine düşkün biriyimdir. İnsanın göğüslerini kaybetmesi o kadar da güzel bir şey değil.</p>
<p><strong>-Sonradan yaptırabilirsiniz ama</strong>.</p>
<p><strong>NS:</strong> Serdar Eren gibi çok iyi bir doktorun elindeydim. Fakat sol tarafım daha önce radyoterapi gördüğü için sırtüstü yattığım halde patladı. Yeniden yapılması gerekti. Tabii bunlar çok büyük acılar.uzun süreçler gerektirdiği için ciddi olarak üzüldüm.</p>
<p><strong>-Hayata çok bağlı olduğunuzu görüyorum. Kemoterapi sırasında kadınlar neler hissediyor?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Size aşık bir kocanız varken bile çok zor. Bunları yalnız yaşayan insanlar da var. Anne kız birlikte kanser olanlar da. Kanserle karşılaştığınızda etrafınızdakilere rağmen kendinizi yalnız hissediyorsunuz. Çünkü onlar sağlıklı, ama siz hastasınız. “Neden benim başıma geldi?” diye içten içe düşünüyorsunuz. Kemoterapi çok ağır bir tedavi: kadınlığınıza ait saçınızı kaybediyorsunuz. Sürekli görüntü veriyordum. Dolayısıyla kuaförde çok zaman geçiren biriydim.Peruğuyla kuaföre giden ender hastalardan biriydim galiba. “Peruk Takan Kadınlar” diye bir filmin de kahramanı oldum.</p>
<p><strong>-Perukla kuaföre gittiğinizde ne diyorlardı?</strong></p>
<p><strong>NS</strong>: Kuaförüm “Böyle başka müşterim yok. Kanser olanlar var ama onlar saçları olmadığı için üzülüp gelmediler” dedi. Televizyona çıkıp programı yapmaya devam ettim. “Nevval Hanım kemoterapi olanların hepsinin saçları döküldü.Sizin hiç dökülmedi. Çok güzel görünüyorsunuz” diyorlardı. Evin içinde de saçsız dolaşmazdım.</p>
<p><strong>-Anladığım kadarıyla hiçbir zaman hayatı bırakmamışsınız. Güzelliğiniz de hep korumuşsunuz. Eşinizi kaybetme korkusu olabilir mi bir yandan?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Hayır bırakmadım. Ben kendimi güzel görmeyi seviyorum. Ona da aşkının karşılığı olarak böyle bir hediye vermem gerekiyordu. O kadar aşık bir adamın darmadağınık bir kadın görmesi hoş olmazdı.</p>
<p><strong>-Aklınızda kalan size söylediği güzel bir cümle var mı? </strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Çok üzüldüğünü biliyorum. Sert görünür genelde ama acısını gösterdi, ağladı. “Önemli olan tek şey senin varlığın. Başka hiçbir şey benim için önemli değil. Her halinle güzelsin. Senin sadece ruhun bile kalsa benim için yeterli. Bedeninle ilgilenmiyorum” dedi. Müthiş bir sevgiyle sarıldı.</p>
<p><strong>-Eşinizle ya da çevrenizdekilerle yaşadığınız trajikomik olaylar oldu mu?</strong></p>
<p><strong>NS</strong>: İkinci kez kanser olduğum dönemde bana dokunulmasından hoşlanmıyordum. Bunun organ kabıyla alakası vardı. Vücuduma yabancılaşmam söz konusu oldu.</p>
<p><strong>-Bir takım felaketlerin aile bağlarını güçlendirdiğini düşünüyor musunuz?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Evet, aileyi sevgiyi hatırlatıyor.</p>
<p><strong>-Sevimsiz gelen hareketler oluyor mu o dönemde?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> oluyor tabii. İlk dönemde huzursuz ve aksi olduğunuz için yaşanıyor. Hastalığı geçirmiş ve bilen biri olarak beni yönlendirmeye çalışmaları da hoşuma gitmiyordu. Çünkü o anda istediğiniz bunlar değil. Sıcak bir sohbet benim için çok daha anlamlı.</p>
<p><strong>-Çok fazla konferansa katılıyorsunuz, insanlarla iletişim kuruyorsunuz. Şu an kansere tepki nasıl?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> İlk kanser olduğumda Anadolu’ya gittim. Kemoterapi alırken yatmadım. Belgesel çekiyordum. Hafta sonlarında köy köy dolaşıp “Kanser nedir?” diye konferanslar veriyordum. Meme ve rahim kanserinin çok acımasız bir tarafı var. Köylerde göğüsleri ve rahimleri alınan kadınlar kocaları tarafından terk ediliyordu. Büyük şehirlerde de böyle şeyler oluyor, ama Anadolu’da erkekler aileleri tarafından eşlerini terk etmeleri için zorlanıyordu. “Sana yeni bir kadın almamız lazım” diyerek, o kadını hepten ölüme terk ediyorlardı.</p>
<p>Kanserle ilgili önyargıları ve erkeklerin bakış açısını kırmak için yaptığım çalışmalar işe yaradı, insanlar bilinçlendi.</p>
<p>Türkiye’yi hasta hakları konusunda dünyada temsil ettim. Fransa, Almanya, İsviçre gibi pek çok Avrupa ülkesinde çalıştık. Bunun içinde Filistin, mısır gibi Ortadoğu ülkeleri de var. En son Almanya’da Avrupa Birliği Kanser Günü vardı. Bu arada 2000’li yıllarda “Hasta Hakları Yasası” çıktı. Kanserin hastayı söylenmesi için çok mücadele ettim. Hastanın içindeki enerji ve bilgi harekete geçirilmeli. Kanser sevgiyi ve bilgiyi bir araya getirerek yenebileceğiniz bir hastalık. İrademize ihtiyacımız var.</p>
<p><strong>-Kanser hastalarının yakınlarına ne önerirsiniz?</strong></p>
<p><strong>NS</strong>: Hasta olduğunu hissettirmemeliyiz. Yoksa insan hasta psikolojisine girer, pasifliğe alışır. Hastalık da hayatın gerçeklerinden biri. Hastaların da “Bu gerçeği kabul ediyorum ve elbette sevdiklerime ihtiyacım var ama bana farklı davranmalarını istemiyorum” demeleri lazım. Mesela yatakta kek yapardım. Bana bakması gerekenler yaptığım keki yedi.</p>
<p><strong>-Bugüne kadar kaç sempozyum düzenlediniz?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong>  Anadolu’da 7 dernek kurdum. İstanbul’da da Boşnak büyükannem adına Pembe Hanım Derneği’ni. Kurdum.</p>
<p><strong>-İlginizi çeken olaylar oldu mu?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Bir kadın “Nevval Hanım iyi ki burada konferans verdiniz. Aklımın ucundan geçmezdi mamografi çektirmek. Söyledikleriniz etkilendim ve ertesi gün mamografiye gittim. Başlangıç düzeyinde kanser tespit ettiler. Siz olmasanız ölebilirdim” dedi. Bu durum çok sevindirici tabii. Bir insanın hayatını değiştirecek bir karar vermesini bir saatlik bir konferansla sağlayabilirsiniz.</p>
<p><strong>-Yıllar önce gazetede yazmaya karar verdiniz. Şimdi sempozyumlar düzenliyorsunuz. Belki binlerce kişinin hayatını kurtarıyorsunuz.</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Toplumsal bir bakış açım var. Kanser olduğumda bunun bireysel bir sorun olmadığını algıladım. “Bu hastalık bana geldiyse başka insanlara yardımcı olmak gibi bir görev de getiriyor” diye düşündüm. Hepimizin bir misyonu var, farkında olmasak da binlerce insanı etkiliyor. “iyilik başkası için yapılan bir şey değildir” derim hep. O iyilik bizi de iyi ediyor. Bana ettikleri duanın beni iyileştirdiğini biliyorum. “Biz ne yapalım?” diye sorduklarında “Benim yaptıklarımı yapn” diyorum.</p>
<p>Hiç yol yordam bilmeyenler, korkanlar var. Bir kadının kanserden midesi alınmış, haberi yok. Etrafındakiler biliyor. Hastanede Mavi Melekler’le program yaptım.</p>
<p><strong>‘ACIYI BAŞKASINA FATURA ETMEK GEREKMİYOR’ </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>-Eşiniz size “O kadar şey yaşadın, bu kadar güzelsin, ne oluyor sana” diyor mu?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> İkinci kez kanser olduktan sonra biri bana “Ameliyat oldun, kemoterapi oldun.Kansersin diye üzülerek geliyoruz. Her defasında daha da güzelleşmiş oluyorsun. Estetik ameliyat olup bize numara mı yapıyorsun?” dedi. Bir kadın da Hürriyet’te “Onun ki gerçek kanser değil. Olsa bu kadar gülemezdi” diye yazmış. Çok acı çekmek insanın suratının asık olmasını, o acıyı başkasına fatura etmeyi gerektirmiyor. Çok acı çektim diye kendinizi acındırmak zavallılıktır. Ruhunuzu kanser ediyorsunuz. Bedenim kanser olabilir, ama ruhum değil.</p>
<p><strong>-Kanser olduğunuzda ruhunuzu temizlemek adına yaptığınız bir takım çalışmalar var mıydı?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Kitabıma attığım başlıklarda Mevlana’nın sözlerinden alıntılar var”Yüreğimin özünde başka yarınlar var” sözünü kapak başlığıma koydum. İmanımı geliştirmek, Sufi yollara yakın hissetmek, Allaha yakınlaşmamı sağladı. Kendini mümin bilenlerin bile söylediği çok yanlış bir şey vardı. “Kim bilir neler yaptı da başına bu geldi.” İslamiyet’in içinde böyle bir şey yok. Hastalık verilmiş nasiptir, imtihandır. Allah sadece sevdiği kullarına verir. HZ. Mevlana da kanserden ölmüş. İslamiyet’te hastalıkla ilgili söylenen her şey çok sıcaktır. Diğerleri bağnaz, gerici,kendi başına uydurulmuş laflar. Hiç kimse kendini Allah yerine koymasın. Hastalık, işlediğiniz herhangi bir günahın karşılığı değildir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>‘BAL BAŞLIBAŞINA İLAÇ’</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>-Hasta olduğunuz dönemde özel olarak yediğiniz, içtiğiniz bir şeyler oldu mu?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> İzmirliyim. Mutfağımız zeytinyağı ve ot üzerine kurgulanmış. Zeytinyağı, deniz ürünleri, ısırgan otu kullanırım. Isırgan otunu ve ıspanağı karıştırıp börek yaparız. Isırgan otu tohumun salataya koyarım. Yağını da kullanırım. Suya çam çırası atıyorum. Anadolu’da gördüğüm otacı denilen bitkiciler vardı. Balla karıştırılmış bir takım otlar yapıyorlardı. Bal zaten başlı başına bir ilaç.</p>
<p><strong>-Arı sütü de tavsiye edilir.</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Evet. Kitabımda “Mutfağımda neler değişmeli” diye bir bölüm var. Korkmayın. Sevgiyle bu hastalığı yenebilirsiniz.</p>
<p><strong>‘BİLGİ HAYAT KURTARIR’</strong></p>
<p><strong>-Pembe Hanım’ı anlatsanız biraz da</strong></p>
<p><strong>NS</strong>: İstanbul’da Pembe Hanım Kanserli Hastalarla ve Yakınlarıyla Dayanışma Derneği. Sorunlarınız ya da destek için gelebilirsiniz.</p>
<p><strong>-Her türlü soruyu sorabilirler mi size?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Kesinlikle.</p>
<p><strong>-Sadece meme kanseri olanlar mı gelebiliyor derneğe?</strong></p>
<p><strong>NS:</strong> Her türlü kanser hastası ve yakınlarıyla dayanışma içindeyiz. Kanser hastalarının cinsel sorunları yokmuş gibi davranıyorlar. İstanbul’da her ay kemoterapi hastalarını ziyaret ediyoruz. Doktora sormadıkları soruları bize soruyorlar. Kanser hastası olmamız yakınlık sağlıyor. Moral veriyoruz. Yabancı hastalarla da konuşuyoruz. Kanser hastası kadınların eşiyle beraber psikolojik destek alması lazım. Bilgi hayat kurtaran bir şey, Yaşam kalitesi çok önemli.</p>
<p><strong>Nevval Sevindi kim?</strong></p>
<p>Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde kadın-erkek ilişkileri, sosyal ve kültürel politikalar üzerine yazılar yazdı. Fethullah Gülen’le New York’ta ses getiren röportajlar yapan Sevindi, bu röportajları kitap olarak da yayınladı.</p>
<p>Sevindi kanser ve hasta hakları üzerine çalışmalar yapıyor. Bu konuda dernekler kuran Sevindi çalışmalarıyla Sağlık Bakanlığı’ndan ödül aldı.</p>
<p><strong>13 kitabı var</strong></p>
<p>Sevindi’nin aralarında Aşk Kapıyı Her Zaman Çalar, Kent ve Kültür, Ne kadar ilgi O Kadar Sevgi, Daha Fazla Özgürlük adlı kitaplarının yanı sıra yayınlanmış 13 kitabı bulunuyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Meme Kanseri</strong></p>
<p>Akciğer kanserinden sonra görülme sıklığı en yüksek kanser türü. Her 8 kadından birinin hayatının belirli bir zamanında meme kanserine yakalanacağı söyleniyor. Kadın hastaların sayısı erkeklerden 100 kat fazla.</p>
<p><strong>Erken teşhisin önemi</strong></p>
<p>Meme kanseri yayılmadan önce tespit edilirse hasta yüzde 96 yaşam şansına sahip oluyor. Ama her yıl dünyada 44 binde bir kadın da meme kanserinden hayatını kaybediyor.</p>
<p><strong>Riski arttıran faktörler</strong></p>
<p>50 yaş üzerinde olmak. Yakın akrabalarından birinin meme kanseri olması. Adet görmeye 12 yaşından önce başlamak.Hiç gebe kalmamış olmak. Adetin 50 yaşından sonra da devam etmesi.</p>
<p><strong>Son Spot:</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Bir kadın sadece ‘meme’ değildir. Eşim bana çok destek oldu. Bana çok aşık. Yıllarca bunu ispatladı.” </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4323&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/haberturk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Gönül gözümün pası siliniyor”</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/%e2%80%9cgonul-gozumun-pasi-siliniyor%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/%e2%80%9cgonul-gozumun-pasi-siliniyor%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 06:14:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4321</guid>
		<description><![CDATA[Antropolog Gazeteci Yazar Nevval SevindiHayat bazen iyi, bazen kötü sürprizlerle dolu ve neyin iyi, neyin kötü olduğunu anlayabilmek zaman alabiliyor. Bunu biliriz de buna rağmen ‘iyi’ ve ‘kötü’ tanımlarını etiket olarak avuçlarımızda hep hazır tutarız ve çabucak yapıştırıveririz yaşamakta olduğumuz olaylara.Zaaflarımız vardır, insanızdır çünkü. Zaman Britanya&#8217;da yayınlanan söyleşi:   Zaman hükmünü eda edip süreç kendi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td id="newsSpot" colspan="2"><strong>Antropolog Gazeteci Yazar Nevval Sevindi</strong><strong>Hayat bazen iyi, bazen kötü sürprizlerle dolu ve neyin iyi, neyin kötü olduğunu anlayabilmek zaman alabiliyor. Bunu biliriz de buna rağmen ‘iyi’ ve ‘kötü’ tanımlarını etiket olarak avuçlarımızda hep hazır tutarız ve çabucak yapıştırıveririz yaşamakta olduğumuz olaylara.Zaaflarımız vardır, insanızdır çünkü. </strong></p>
<p>Zaman Britanya&#8217;da yayınlanan söyleşi:<span id="more-4321"></span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2"> </td>
</tr>
<tr>
<td id="newsText" colspan="2" valign="top">Zaman hükmünü eda edip süreç kendi içinde tamamlanınca da çoğu zaman o etiketler yer değiştiriverir. Çünkü zaman ya sarıp sarmalamış, derleyip toparlamıştır ya da tozu dumana katmıştır. Sonuçta çoğu zaman varılan hükümler yer değiştirmiştir; ‘iyi’, ‘kötü’ olmuştur, ‘kötü’ de ‘iyi’.</p>
<p>Yaradılışımızda geleceği görebilme yetisi olmadığı için zamana ihtiyacımız olduğu kesin. Bu gerçek ışığında, olayları, sakin hallerini bozmadan yaşayan insanlar vardır ve kendi hayatımıza dikkatli gözlerle bakarsak böyle insanları mutlaka görürüz. Aynı zamanda antropolog olan gazeteci yazar Nevval Sevindi benim için tam da böyle bir örnek.</p>
<p>O, hayatından nezaketi, yüzünden tebessümü hiç eksik etmeden, yaşadıklarının ve yaşayacaklarının bir imtihan olduğu şuuru içinde, 1998’den beri kanser gibi önemli bir sağlık sorunuyla mücadele ediyor. Üstelik yaşamakta olduğu sürece ‘kötü’ etiketini yapıştırmadan, sükunetini koruyarak. Nevval Sevindi ile hastalığını ve hastalık sonrası hayatını konuştuk.</p>
<p><strong>1998 yılında kanser teşhisi ile tedavi gördünüz, 11 yıl aradan sonra 2009 yılında rahatsızlığınız maalesef nüksetti. Tatsız bir konu ama bunu konuşuyor olmak biliyorum ki sizi çok da rahatsız etmiyor. Bilakis yaşadığınız süreçle ilgili bilgi ve tecrübelerinizi paylaşmak ihtiyacı içindesiniz. İnsanlara kanseri anlatıp onları bilgilendirmek için söyleşi, sohbet ve konferanslara katılıyorsunuz, bir dernek dahi kurdunuz. Bu bakımdan rahatlıkla sorabiliyorum nasıl bir süreçten geçtiniz ve şu anda nasılsınız?</strong></p>
<p>Hiç kolay geçmedi. İkinci kez kanser duygusunu yaşamak, ikinci kez tedavilerden ve zor ameliyatlardan geçmek, beş kez narkoz almak kolay değil. Hatta travmatik! Ancak önemli olan bütün bu zorlukları bir imtihan diye düşünüp bundan da geçeceğinize iman etmeniz ve gerekenleri yapmaya odaklanmanız. İlk bir kaç ay depresif olmanız, dalgalanmanız insan olduğunuz için çok normal. Sonra toparlanmak ve kabullenmek gerekiyor. Daha sonra da eylem planını devreye sokmak ve sonuç aldıktan sonra yeniden hastaların karşısına geçip “Umutsuz olmayın! Her zaman başarabilirsiniz” demeye devam etmek insana güç veriyor, şevk veriyor. Şimdi çok şükür iyiyim.</p>
<p><strong>Bir röportajınızda denk geldim “eski bir sevgili ile ikinci kez karşılaşmak” olarak yorumlamışsınız durumunuzu. Her iki karşılaşmada psikolojik tepkileriniz aynı mıydı?</strong></p>
<p>İlk karşılaşmamda “bu yenebileceğim bir sorun, projelendirir başarırım” dedim. Sonra da hızla her şeyi planladım. Devamında kimsesiz olan kanser hastalarına dönüp onlarla örgütlenmeyle ilgili tecrübelerimi paylaştım. İkinci karşılaşma daha travmatik elbette. Yeniden her şeyi baştan yaşamak ve bu enerjiyi bulacağınıza dair kuşkular duymanız söz konusu. Üstelik sorun sadece ben değildim, maalesef annem ve babam da kanser olmuştu ve ikinci süreci onlara hissettirmeden yaşamaya çalışırken onları bir yıl göremedim ve hep yalan söylemek zorunda kaldım. Dramatik günler geçirdim. Depresif olduğum üç dört ayı atlatmak hiç de kolay değildi. Ayrıca organ kaybım vardı. Memelerim, rahim ve yumurtalıklar alındı tehlikedeyim diye. Buna hep karşı çıkmıştım ama doktoruma güvenip onayladım. Duygusal olarak çok zorlandım ama Allah’a imanım, O’na teslimiyetim, akıl ve bilgi hepsini çözdü sonunda.</p>
<p><strong>İkinci rahatsızlığınızın öncesinde aktif siyasete girme teşebbüsünüz oldu, bu arada doktor kontrolleriniz devam ediyordu. O şartlarda 2008&#8242;deki Demokrat Parti 9. Olağan Büyük Kongresi&#8217;nde Genel Başkanlığa adaylığınızı koydunuz ama ipi Süleyman Soylu göğüsledi. Şayet kazanan siz olsaydınız nasıl bir siyasetçi ve lider profili ile karşılaşacaktık, bugün dönüp baktığınızda bu teşebbüsünüze pişman mısınız? </strong></p>
<p>Aktif siyasete öneri üzerine ve davetle girdim, pek de sıcak baktığım bir konu değildi. Yoksa çok teklif aldığım ama güven duymadığım bir alandı. Genel başkanlık yarışına ilk girdiğimde Tansu Çiller’e gidip danıştım ve bu o günün Milliyet gazetesinde birinci sayfadan haber oldu. Sayın Çiller, Soylu’yu desteklediğini ve siyasi partilerin ayak işlerinde entellektüel birinin zorlanacağını, bunun için zaman gerektiğini ve benım de desteklememi istedi. Ben de Soylu’ya bu nedenle destek verdim. Hiç tanımadığım bir zattı. Kongreyi benim de desteğimle kazandı, genel başkan yardımcısı oldum. Maalesef Soylu’yu birlikte görev yaparken tanıma fırsatı buldum ve son derece başarısız bir başkan olduğunu düşündüm. Bütün genel başkan yardımcıları kendine üç yardımcı almışken bu konuda bir tek bana izin verilmedi! Güven duymadığım zeminin çok kaygan ve güvensizlik sözcüğüne bile rahmet okutacak bir yapıda olduğunu yaşamak bana çok ağır geldi ama sonuna kadar çarpışarak çekildim. Her şeyim engellendi. Başkanlık konuşmamda delegeleri zorla dışarı çıkardılar, mikrofonun sesini kıstılar ve bana oturacak yer vermediler de bir sehpanın camında oturdum. Maddi manevi zarar gördüm. Pişmanlık duyuyorum gerçekten. Eğer destek bulabilseydim ki; Türkiye’nin en önemli isimleriyle konuştum ve demokratik renklilik adına destek istedim. Maalesef, “Başkan ol sonra destekleyelim.” gibi şahane bir Türk önsezisi var! Sen güçlü ol sonra biz biat ederiz yani. Eğer başkan olsaydım çok demokratik, paylaşımcı bir başkanlık ve yönetim kurmak, toplumun siyaset yapmak isteyen kesimleriyle kucaklaşarak binlerce insanı siyasete davet etmek ve üye kampanyaları yapmaktı hedefim. Eski moda siyasi düşünce ve tavırlar, gayri ahlaki yapı ve sadece kendi adamıma güvenirim diyen yaşlı ekipler her şeyi engelliyordu. Bense her kesimin siyasete girmesini sağlayarak daha demokratik ve renkli bir meclis olması gerektiğini savunuyorum. Liderlik, hedef koyma ve yol gösterme sanatıdır. Demokrasi daha fazla özgürlük ve daha iyi bir hayat için her zaman mücadele edebilme gücüdür. Bunlar iyidir, çünkü bir ulusun geçirdiği aşamaları temsil eder.</p>
<p>Ben yeni bir lider tipi, rol model olmak istedim. Kendimi, “Türküm, müslümanım, modernim.” şeklinde tanımlıyorum. Var olan kimliğim tam bir Türkiye sentezi. Ayrıca siyasete nezaketi, insana değer veren bir anlayışı getirmek istedim. Ayrıca kararsızların, kararsızlar içinde de kadınlar ve gençlerin oylarını hedefledim. Sivil toplumculuktan, entellektüel camiadan geliyorum, siyaseti kıyasıya eleştirdim ve eleştirmeye de devam edeceğim. Türkiye’de politika üreten tek parti Ak Parti. Diğer partilerse AKP’nin politikalarına karşı çıkmayı politika üretmek zannediyorlar.</p>
<p><strong>Kanser rahatsızlığınızın nüksetmesi, siyasete tekrar girme teşebbüsünüzden sonrasına denk geliyor. Siyaset sahnesi, liderlik kavgası, parti içi çekişmeler&#8230; O zorlu süreçte kendinize fazla yüklenmiş olabilir misiniz, o günleri düşündükçe kendinize kızdığınız oluyor mu? </strong></p>
<p>Zaman zaman&#8230; Küçük bir ekip ve bütçeyle, ihanetlerle tek başına mücadele gücümü Allah Verdi elbette.</p>
<p><strong>Yaşam azmi ile dolu, mücadeleci ve aynı zamanda hayata karşı çok pozitif ve sakin bir duruşunuz var. Bir söyleşinizde kanser için “gönül gözümün pasını siliyordu” ve “zihnimi parlatıyordu” demişsiniz. Bu bakış açısını yakalamak kolay olmasa gerek, bu kadar pozitif olmayı nasıl başarıyorsunuz?</strong></p>
<p>Ben ortaokuldayken kısmet olmuş Konya’da Mevlana’yı ziyaret etmiştim. Annem de bana “ bak sana bu küçük yaşta kısmet oldu bana olmadı” demişti. Bende Hz. Mevlana ve Şems aşkı çok küçük yaşlarda başladı ama yeniden keşfim ve sevgimin kocaman bir kütüphaneye dönüşmesi 1995’ten sonra oldu. Birçok köşe yazısı yazdım ve konferanslar verdim Mevlana Hazretleriyle ilgili. Köklerimden gelen sufliliği kal dilinden hal diline çevirmeye uğraşırken kanser geldi ve gönlümün pasını silmeye vesile oldu. Yeni bir kapı açabilir hastalıklar, felaketler sizi korkutmasın derim her zaman.</p>
<p>Zihinsel olarak da kalbi durumumu destekleyen bir yapıda kurguladım kanserle mücadeleyi; bu bir proje ve ben bu projeyi sonuna kadar götürecek ve tamamlayacak güçteyim diye. Kemoterapi olurken hiçbir şey yapamazsın dediler, ben belgesel çektim ve kafamda peruk, her hafta televizyona çıkıp sunuculuk yaptım. Hafta sonları da Anadolu’yu dolaşarak binlerce kilometre yol kat ettim, binlerce insana ulaştım, onlara kanserle ilgili bilgilerimi aktardım. Sorularına cevap verdim.</p>
<p>İyilik başkalarına değil; kendimize yaptığımız bir hizmettir. Ben de çok şey öğrendim ve binlerce dua ile her gün temizlendim, dayanışma sağladım, sevgi birliği oluşturdum. Çok sevildiğimi gördüm ki bu çok iyi geldi.</p>
<p><strong>Kanser ve benzeri hastalığı olanlar en yakınlarından, en çok ne duymak isterler ya da en çok neyi duymamalılar?</strong></p>
<p>Hastanın en çok duymak istediği, ben her zaman senin yanında olacağım, sözüdür. Güzel veya çirkin olman, iyi veya kötü halde olman bunu değiştirmeyecek. Hiç duymak istemediği söz ise: Ben çok zayıfım sana layık olamam, yirmi yılı unut, ben gidiyorum. Sana destek olamam.</p>
<p><strong>Bu arada “Pembe Hanım Kanserli Hastalar Dayanışma Derneği’’ni kurdunuz. Derneği kurma amacınız ve hedeflerinizden bahseder misiniz?</strong></p>
<p>İki ameliyat arası kurdum derneği. Boşnak büyük annem adına kurdum ki hem Bosna soykırımı unutulmasın hem de kanserli hastaların sadece Anadolu’da değil İstanbul’da da sahipsiz olmadıkları bilinsin. Örneğin ilk olarak hastanelerde kemoterapi ziyaretlerini başlattık. Her ay bir merkezi ziyaret ediyoruz. Canı sıkkın hasta veya yakınlarıyla, kanseri yenmiş üyelerle sohbet ediyoruz, kitap imzalıyorum veya su içmeleri gerektiği gibi basit bilgileri anlatıyorum. Hemşireye söyleyemediği dertleri hasta bizimle paylaşıyor. Doktordan alamadığı bilgiyi ona ulaştırıyoruz. En önemli sorun bilgiye ulaşmak. Önceliğimiz doğru bilgiye ulaşmayı sağlamak, terapiler, dernekler arası kardeşlik etkinlikleri ve uluslararası konferanslarda hasta haklarını, gelişmeleri takip etmek. Ülkemizde hasta hakları yasası olmakla beraber tam olarak uygulandığı söylenemez. Örneğin doktordan bilgi almak, soru sormak hala ciddi bir sorun hasta açısından.</p>
<p><strong>Dernek tipi yapılanmalar neden önemsenmeli, bu konuda ülkemizdeki durum nedir?</strong></p>
<p>Ülkemizde ilk kanser dernekleri doktorlar tarafından kurulmuş ve doktor ağırlıklı. 1998’de bile hasta dernekleri çok azdı ve hasta hakları kanunumuz yoktu. Doktor hasta ilişkileri hiyerarşik bir ast-üst ilişkisi çerçevesindeydi. Çavuş durumunda olan hasta da sadece emirleri dinliyor maddi veya manevi hiçbir ihtiyacından söz edemiyordu. Doktorluk insanı merkeze alan ve insanın hayatını emanet alan bir meslek, insanı sevmeden yapılacak bir meslek değil ama üniversite sistemimizin sakatlığından dolayı tıbbiyeye istemeden giren öğrenciler de var. Bizde gönüllülük bilinmiyor, hayırseverlik yapılıyor daha çok. Yoksul hastalara giyecek, yiyecek, ilaç temini elbette önemli ama hastanın bireysel dayanışmayı öğrenmesi ve özgüven geliştirmesi sağlanmıyor. Hiç para almadan gönüllü çalışmak, fedakârlık, ev hizmeti önemlidir. Bunu öğrenmek zorunda toplumumuz. Devlete sırtını dayayan hiç bir kurum sivil değildir. Bu Avrupa’da da böyledir. Devlet STK işlerine karışmamalıdır, sadece destek olmalıdır. STK destekleri, belediye veya devletten sağlanmıyor ülkemizde. Batı’da yaygın olan destekler özerk konumlar için karşılıksız yapılır. Çünkü siyaset bulaşamaz sivil iradeye. Kimsenin hastaları kullanmasına izin verilemez. 1998’den bu yana bazı gelişmeler olduğu kesin ancak daha alınacak uzun bir yol var.</p>
<p><strong>Dernek olarak, yurtdışındaki, özellikle Avrupa ülkelerindeki kansere yakalanmış vatandaşlarımızla ilgili çalışmalar içindesiniz, ne gibi sonuçlara vardınız ? </strong></p>
<p>Avrupa’da yaşayan Türkler kanser konusunda bilgili değil, kendilerini bilgilendirecek ortak dernekleri de çok az. Almanya’da bu konuda verdiğim konferansta hayretle kadınların rahimlerinin alındığını fark ettim. Bu vakanın çok büyük çoğunlukta ve her yaş grubundan olması şaşırtıcıydı. Meğer kadınlarımız genelde dil bilmediğinden ve hasta haklarından habersiz oldukları için her ameliyattan bir tane yaparak ihtisas tamamlayan Alman doktorlar rahim ameliyatlarını bizim kadınlar üstünden tamamlamış!</p>
<p>Kansere dair yanlış inanışlar çoktu. Şu anda Brüksel’de böyle bir proje için çalışıyoruz. Avrupa’daki Türk toplumuna kanser konulu bilinçlendirme çalışması acilen başlamalıdır. Avrupa’da yabancı olmanız nasıl tedavi olacağınızı belirliyor, hatta suistimal edilebiliyorsunuz . Paralı yabancı hasta ile ülkedeki göçmen çok fark ediyor. Türklerin yasaları bilmedikleri için şikayetçi olmamaları en büyük etken elbette.</p>
<p><strong>Avrupa’da “ yabancı” olmak, hasta doktor ilişkisinde doktorların önceliklerini etkileyebiliyor mu? </strong></p>
<p>Çoğunlukla evet. Dil sorunu da etkili oluyor, doktor ‘uğraşamam’ deme seviyesine geliyor.</p>
<p><strong>Başka ülkelerde kanserin tedavi sureci, tedavi yöntemleri veya doktorların bakış açısında Türkiye’ye kıyasla bir farklılık var mı? </strong></p>
<p>Ben ilk mücadeleye başladığımda doktorlar hastaya kanser olduğunu söylememekte direniyordu. Ünlü bir profesörümüz bana: Türk milleti duygusaldır bunu kaldıramaz, söylenmez, dedi. Ben de Türkler, Amerikalılardan ya da Avrupalılardan daha zayıf ya da geri zekalı değil, asla! dedim. ABD’deki doktorların da bir dönem böyle düşündüğünü ve hastaya kanser olduğunu söylemediklerini, 1960’ta yasa çıkınca söylemek zorunda kaldıklarını ve hastaların bunu kabullendiğini anlattım. Hasta haklarındaki en önemli etik konulardan biri hastaya hastalığını söylemek. Çünkü kanser başka bir hastalığa benzemiyor sizin içinizdeki güce, inanca ve enerjiye ihtiyacı var. Bu ilaç kadar önemlidir. Ciddi fark şurada: Bizde doktorlar ne tedavi planladıklarını söylemiyor, hasta ile paylaşmıyor ve hasta bunların yan etkilerinden habersiz! Sonuç: Yaşam kalitesi düşmüş hayatlar. Psikolojik destek tüm ülkelerde çok az maalesef.</p>
<p><strong>Avrupa’da durum nasıl? </strong></p>
<p>“Nüks” dediğimiz, halkın “yayılma” diye anlattığı durum, Türkiye’de ele alınmıyor ve nükslüler neredeyse ölüme terkediliyor. Zaten terminal dönem hastaları için bakım merkezleri de yok. Terminal dönemi hastaları acil servislerde yapayalnız ve perişan, daha kötüsü kabul edilmiyorlar. Çünkü ölümler hastane performansını etkiliyor. Doktorların performansı da yaptığı ameliyat sayısına göre belirleniyor. Hasta hakları, kurulları var ama işliyor mu dersiniz, çok zayıf!</p>
<p><strong>Avrupa’daki vatandaşlarımız sağlık konusunda ne gibi haklara sahip, neler yapılmalı, son olarak bu konudaki tavsiyelerinizi alabilir miyiz?</strong></p>
<p>Avrupa’da hasta hakları çok geniş yasal zemine sahip. Bu hakların okunması, küçük bir broşür haline getirilmesi ve sokaktaki insanlara belli eğitimlerle anlatılması şart. İlaca ulaşmak gelir istiyor. Avrupa’da ekonomik kriz nedeniyle birçok ilaçta kesinti yapıldı ama onay almış ilaçlar AB’nin her yerinde kabul ediliyor. Bu, tedavide hız sağlıyor. Bizde onaylanmış ve kullanılan ilacı bakanlık tekrar onaylamak istiyor ve hastalar ilaca ulaşamıyor. Parası olan getirtiyor bir şekilde. Çok pahalıya patlıyor elbette. Yurt dışındaki Türkler, acilen kanser ve hasta hakları konusunda bilgilenmeli, psikolojik destek almalı. Onlara konuyu Türkçe anlatabilecek etkinlikler düzenlenmeli, yayınlar yapılmalı. Yapacak çok iş var. Ben yıllardır uluslararası çalışıyorum ve konunun birçok detayına vakıfım. Kanser ırk, kültür, din ayrımı yapmıyor. Bu çalışmalara herkes dahil edilmelidir.</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2"> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4321&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/%e2%80%9cgonul-gozumun-pasi-siliniyor%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeb-i Arus&#8217;a erdik yine</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/seb-i-arusa-erdik-yine/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/seb-i-arusa-erdik-yine/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 11:28:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4310</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Gönlümdeki Mevlana&#8221; Söyleşisi   için Konya&#8217;dayım. Selçuk Üniversitesi Mevlana Araştırmaları Enstitüsü tarafından, 738.&#8221;Gönlümüzdeki Mevlana&#8221; söyleşisi düzenlenecek. Selçuk Üniversitesi Mevlana Araştırmaları Enstitüsü tarafından, 738. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenleri dolayısıyla &#8220;Tarihi Süreçte Mevlana ve Eserleri&#8221; konulu ulusal sempozyum ve &#8220;Gönlümüzdeki Mevlana&#8221; söyleşisi düzenlenecek. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Yrd. Doç. Dr. Nuri Şimşekler, yaptığı yazılı açıklamada, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 id="haber_baslik"><img class="alignleft size-full wp-image-4313" title="derviscizili" src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-content/uploads/2011/12/derviscizili.jpg" alt="" width="242" height="221" />&#8220;Gönlümdeki Mevlana&#8221; Söyleşisi</h1>
<p> </p>
<h2>için Konya&#8217;dayım.</h2>
<h2><span id="more-4310"></span></h2>
<h2>Selçuk Üniversitesi <a title="Mevlana Haberleri" href="/mevlana/">Mevlana</a> Araştırmaları Enstitüsü tarafından, 738.&#8221;Gönlümüzdeki <a title="Mevlana Haberleri" href="/mevlana/">Mevlana</a>&#8221; söyleşisi düzenlenecek.</h2>
<p>Selçuk Üniversitesi <a title="Mevlana Haberleri" href="/mevlana/">Mevlana</a> Araştırmaları Enstitüsü tarafından, 738. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenleri dolayısıyla &#8220;Tarihi Süreçte <a title="Mevlana Haberleri" href="/mevlana/">Mevlana</a> ve Eserleri&#8221; konulu ulusal sempozyum ve</p>
<p>&#8220;Gönlümüzdeki <a title="Mevlana Haberleri" href="/mevlana/">Mevlana</a>&#8221; söyleşisi düzenlenecek.</p>
<p><a title="Mevlana Haberleri" href="/mevlana/">Mevlana</a> Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Yrd. Doç. Dr. Nuri Şimşekler, yaptığı yazılı açıklamada, <a title="Mevlana Haberleri" href="/mevlana/">Mevlana</a> ve Mevlevilikle ilgili çalışmalar yapan bilim adamlarını getirerek sempozyum düzenlediklerini bildirdi.</p>
<p>Bu kapsamda farklı kesimlerden insanları etkinliğe davet ederek gönüllerdeki <a title="Mevlana Haberleri" href="/mevlana/">Mevlana</a>&#8216;yı öğrenmek istediklerini açıklayan Şimşekler, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Bu davet ettiğimiz konuklardan <a title="Mevlana Haberleri" href="/mevlana/">Mevlana</a>&#8216;nın farklı kesimler tarafından nasıl algılandığını, onların düşünce ve gönüllerinde nasıl yer ettiğini öğreneceğiz. Gelecek yıl da kamuoyunca tanınmış farklı kesimlerden insanlarımızın gönlündeki <a title="Mevlana Haberleri" href="/mevlana/">Mevlana</a>&#8216;yı öğrenmek için <a title="Konya Haberleri" href="/konya/">Konya</a>&#8216;ya davet edeceğiz.&#8221;</p>
<p>Selçuk Üniversitesi <a title="Mevlana Haberleri" href="/mevlana/">Mevlana</a> Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından geçen yıl düzenlenen &#8220;Gönlümdeki <a title="Mevlana Haberleri" href="/mevlana/">Mevlana</a>&#8221; konulu panele sanatçılar <a title="Emel Sayın Haberleri" href="/emel-sayin/">Emel Sayın</a>, <a title="Ahmet Özhan Haberleri" href="/ahmet-ozhan/">Ahmet Özhan</a> ve Athena Rock Grubu&#8217;nun solisti <a title="Gökhan Özoğuz Haberleri" href="/gokhan-ozoguz/">Gökhan Özoğuz</a> katılmıştı.</p>
<p><a title="Süleyman Demirel Haberleri" href="/suleyman-demirel/">Süleyman Demirel</a> Kültür Merkezi&#8217;nde düzenlenecek söyleşiye yazılarında <a title="Mevlana Haberleri" href="/mevlana/">Mevlana</a>&#8216;yı sık sık gündeme getiren eski <a title="Diyanet İşleri Haberleri" href="/diyanet-isleri-baskanligi/">Diyanet İşleri</a> Başkanı Prof. Dr. <a title="Süleyman Ateş Haberleri" href="/suleyman-ates/">Süleyman Ateş</a>, araştırmacı-yazar Nevin Halıcı, gazeteci-yazar <a title="Avni Özgürel Haberleri" href="/avni-ozgurel/">Avni Özgürel</a> ile Nevval Sevindi&#8217;nin katılacağı bildirildi.</p>
<p>- <a title="Konya Haberleri" href="/konya/">Konya</a><br />
BAŞET<br />
HALİL USLU                 738 NCİ ANMA PROGRAMIN ARDINDAN<br />
                    Çağları içine alan gönül sultanımız .Türkiye’mizde ve Konya’mızda varlığıyla şeref duyduğumuz ,huzur  bulduğumuz gönül sultanı Hz.Mevlananın hakka vuslatın 738 nci sene-i devriyesi Konya’mızda takriben 150 faaliyetle deruhte edildi.Konya Valiliği Konya Büyükşehir,Konya il kültür müdürlüğü ,Selçuk Üniversitesi ve Mevlana vakfı şemsiyesi altında  ;  bir çok kişi ve kişiler icra edilen sempozyumlarda ve TV lerde konuştular ve sema programları dahil çok geniş kapsamda  programlar icra edildi.<br />
                    Güzel hitap edenler ,nahoş konuşanlarda oldu.Haddini bilen ve haddini aşanlarda oldu .Bu çerçeve ve yelpazede ; Konya Büyükşehir belediyesin bu faaliyetlerde yetkili ve saygı duyduğum bir şahsiyeti  şahsıma hitaben “Konya Büyükşehir olarak eski  hesapla 200 milyarı aşkın harcama yaptık.Acaba boşa mı yaptık veya yapıyoruz?Sevap mı işliyoruz  yoksa seyyiat mı ? vs.” dediler.<br />
                  Verdiğim cevapta “Elbette yapılan her hangi bir faaliyette yüzde yüz istenilen elde edilemez ve beklenemez.Fakat şahsi kanaatım bir faaliyette yüzde 51 başarılı geçmiş ise kendimizi bahtiyar kabul ederiz.Dünya ve Ukbada da böyledir.Bunun dışında haddini aşanları  Taha suresindeki 44 ncü  ayetin ışığında ikaz etmeli ve uyarılmalıdır. Tevhide,gerçek aşka ,insan sevgisine muhtaç bir gencin kurtuluşu bile, bütün masrafı kurtarır.Kaldı kı , çok yaşlı gözleri ve deruni feryatları  müştereken gördük.”<br />
                  Maalesef  ismini mahfuz tuttuğum bir prof. haddini aşarak veya sürçtü lisan ederek , “Bedrin arslanlarına” yazılmayacak bir tabir kullandı.Oturum başkanı Prof. bayan ise not almasına rağmen ikaz etmedi ve sahabelerden özür dilemediler.Oturum sonunda oturum başkanı prof. hanım efendiyi ikaz  ettim ve dedim ki ; Hz.Bediüzzaman “batılı tasvir safi zihinleri idlaldır :”  İkincisi ise “ Her doğruyu bilmek hakkındır,fakat her doğruyu her yerde söylemek hakkın değildir”  , kendileri de bizlerin hakkı olduğunu söyledi.<br />
                Bunun gibi zuhuratlar çok kolay değil,150 faaliyet tam kontrol edilemiyor.İnşaallah zaman seyli içinde ve gelecek yıllarda daha organizeli hayata geçecektir ve tedbirler alınacaktır.Çünkü nüfus  ve katılım alabildiğine büyüyor ve yerli yabancı bilim adamları onun yanında gerçek gönül dostları harman olmaktadır.Yani  “Gel “çağrısı mihveri altında gelmeyen kalmıyor,Renkler lisanlar ülkeler hep başka, fakat dergah ve mana bir…<br />
                 Bizlerde bir  sevgi şelalesinin içinde ,imkanlar dairesinde yerli yabancı çok kişilere muhatap olduk.Yıllardır bu haftayı hep Konya’da geçiririm.Hz.Mevlananın  her nevi misafirine hizmet etmişizdir.Çünkü madem ki : Hz.Mevlana “Men hak-i rehi Muhammed Muhtarem, Yani “Hz.Muhammedin (a.s.v.)yolunun tozu toprağıyım. ” diyor .Bu itibarla bizde onun muhterem misafirlerin hizmetinde toz ve toprağız..<br />
                 İstanbul’dan  Konya’mızda ki   “  Gönlümüzdeki  Mevlana “ başlıklı panele konuşmacı  olarak katılan gazeteci-yazar  Sn.Nevval Sevindi hanım efendi ile  birlikte yeni uydu yayınına geçen  Konya TV  de  ,araştırmacı-yazar  Kezban hanımın ve Sebile hanımın  deruhte ettikleri “ her şeyden biraz” programına birlikte  katıldık.Konumuz : Hz.Mevlananın insanları nasıl kucakladığı ve sözlerinin kaynağının Kur’an-ı Hakim ve efendimiz seyyidimiz ve her şeyimiz olan Peygamber efendimizin “sav” hadisleri olduğunu ve çağa ve çağlara göre menfez açtığını ve tefsir ettiğini  ,bazı örneklerle ve müşahhas  tespitlerle dile getirdik.<br />
                 İsimlerini  zikrettiğimiz bütün kuruluşların başkanlarını, başta Konya Valimiz ve Konya büyükşehir belediye başkanımız ve Kültür il müdürümüz başta  olmak üzere, yeni nesl-i cedide veya asımın nesline model hareketler yapanları ve özellikle anma programı haftasında günde 2 defa halkın huzuruna çıkan kulak ve gönüllerdeki tozları silen İstanbul tarihi Türk müziği topluluğunun aziz evlatlarını ve  daima dönen semazen kardeşlerimizi ve  emeği geçen bütün zevatı gönülden tebrik ediyor ve  kalbi şükranlarımızı ve deruni muhabbetlerimizi sunuyoruz..İnşaallah daha değişik bir şekilde görüşmek ümidiyle..</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4310&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/seb-i-arusa-erdik-yine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Gap&#8217;a Emek Verenler&#8221; Şanlıurfa&#8217;da Buluştu</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/gapa-emek-verenler-sanliurfada-bulustu/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/gapa-emek-verenler-sanliurfada-bulustu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Dec 2011 15:16:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4301</guid>
		<description><![CDATA[GAP  idaresi bir ilke imza attı. Bürokrasi ve kurumlar genelde hizmet edenleri unutur ve insan kaynak larını verimli kullanmaz,motive etmez. Yılların deneyimini çöpe atar ve ondan yararlanmak aklından geçmez. Bu nedenle Türkiye&#8217;de maddi ve manevi kayıpla larla Amerika devamlı yeniden yeniden keşfedilir. GAP İdaresinde sosyal bilimci olarak ve STK kurucusu bir yönetici olarak beş yıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 id="haber_baslik">GAP  <em>idaresi bir ilke imza attı.</em></h1>
<p>Bürokrasi ve kurumlar genelde hizmet edenleri unutur ve insan kaynak</p>
<p>larını verimli kullanmaz,motive etmez. Yılların deneyimini çöpe atar ve ondan yararlanmak aklından geçmez. Bu nedenle Türkiye&#8217;de maddi ve manevi kayıpla</p>
<p>larla Amerika devamlı yeniden yeniden keşfedilir. GAP İdaresinde sosyal bilimci olarak ve STK kurucusu bir yönetici olarak beş yıl emek verdim. Gazeteci olarak ilk dizileri yaptım.Bunlar sosyoloji bilim dallarında ders notu olarak kullanıldı.</p>
<p><span id="more-4301"></span></p>
<p><!--more--></p>
<h2>Bu nedenle verilen plaket beni mutlu etti.</h2>
<p>GAP Başkanına teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca Şanlıurfa&#8217;nın önemli kadın girişimci ismi Cevahir Konağı&#8217;nın işletmecisi Cevahir Asuman Yazmacı verdiği destekten dolayı ödül aldı. Şanlıurfa&#8217;nın kalite denince akla gelen ismi</p>
<p>bunu hak etmişti gerçekten.</p>
<h2>GAP BKİ Başkanı Sadrettin Karahocagil, &#8220;GAP, yüzyılın en büyük bölgesel kalkınma projelerinden biridir.</h2>
<p>GAP BKİ Başkanı Sadrettin Karahocagil, &#8220;GAP, yüzyılın en büyük bölgesel kalkınma projelerinden biridir. Dünya tarafından takdirle izlenen bölgeye yaptığımız yatırımlar, <a title="Türkiye Haberleri" href="http://www.haberler.com/turkiye/">Türkiye</a>&#8216;nin geleceğine yapılmış yatırımlardır&#8221; dedi.</p>
<p>Aralarında eski bakanların da bulunduğu ilk günlerinden bu yana projeye katkı sunanlar, GAP Bölge Kalkınma İdaresi (BKİ) tarafından düzenlenen &#8220;GAP Emeğe Saygı Toplantısı&#8221;nda bir araya geldi.</p>
<p>GAP BKİ Başkanı Karahocagil, toplantının açılışında yaptığı konuşmada düzenledikleri buluşmanın kendileri için çok önemli ve özel olduğunu ifade etti.</p>
<p><a title="Türkiye Haberleri" href="http://www.haberler.com/turkiye/">Türkiye</a> ve Güneydoğu <a title="Anadolu Haberleri" href="http://www.haberler.com/anadolu/">Anadolu</a> Bölgesinin, refah ve istikrarı için çok önemli bir kalkınma hamlesi olan GAP&#8217;ın bugünkü yürütücülerinin daha önce projeye emek verenlerin heyecan, özveri ve alın terinin değerini çok iyi bildiklerini dile getiren Karahocagil, devraldıkları emaneti hakkıyla tamamlamaya azmettiklerini belirterek, &#8220;Geçmişte sizlerin elde ettiğiniz başarılara yenilerini ekleyerek, bölgenin refahını sağlama yolunda cesur adımlar atarak yolumuza devam ediyoruz. Hiç şüpheniz olmasın, emanetiniz emin ve ehil ellerdedir&#8221; dedi.</p>
<p>GAP&#8217;ın çok yönlü ve boyutlu olarak yürütüldüğüne değinen Karahocagil, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Uzun vadeli bir proje olan GAP, halkımızın birlik ve beraberlik içinde yürüme kararlılığının göstergesidir. Bu anlamda GAP gönül birliğiyle, el birliğiyle gerçekleştirilen bir dayanışma ve kardeşlik projesidir. Ne mutlu bizlere ki büyük ve ulaşılması pek güç olan bir hayali, ülkemize bereket getirecek GAP&#8217;ı hep birlikte gerçekleştirdik. Zorlukları birlikte aştık, en sıkıntılı zamanlarda bile yılmadık. Hayallerimizi ulaşılabilecek hedeflere dönüştürürken, hiç birimiz projeye olan inancımızı asla yitirmedik. İlk başta koyduğumuz hedeflerin yıllar sonra da aynı inançla peşindeydik. Bu nedenle projenin hızını hiç kesmedik, aksine her geçen gün daha da performansımızı geliştirdik. Çünkü şundan emindik, GAP yalnızca kendi bölgesinin kaderini değiştirecek bir uygulama değildir; ülkemizi geleceğe istikrarla taşıyacak, ülkemizin çehresini değiştirecek bir projedir.&#8221;</p>
<p>-&#8221;Bölge dünya çapında gıda ve ihracat üssü olacak&#8221;</p>
<p>Projede hala kat edilecek mesafelerin bulunduğunu dile getiren Karahocagil,</p>
<p>&#8220;Ama inanıyoruz ki bunları yine hep birlikte, tüm kesimlerin desteğiyle; yılgınlığa, rehavete kapılmadan aynı kararlılıkla, heyecanla aşacağız. Bir kere daha belirtmek isterim ki sizlerin özverili çabaları, vizyon ve ufuk sahibi fikirleri, çağdaş uygulamaları olmadan bu devasa projenin bugünkü seviyelere ulaşması, Güneydoğu <a title="Anadolu Haberleri" href="http://www.haberler.com/anadolu/">Anadolu</a> Bölgemizin kentlerinin ve köylerinin mamur hale gelmesi, bölgesel kalkınmada böylesine bir ivme yakalanması mümkün değildi&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Projedeki herkesin bu ülkenin istikbali olan çocuklara mutlu ve istikrarlı, aydınlık bir gelecek hayal ettiğini ifade eden Karahocagil, &#8220;Bunu adım adım başarıyoruz. Hedefimiz projede bugün ulaştığımızın aşamaların çok daha üstüne çıkmaktır. <a title="Türkiye Haberleri" href="http://www.haberler.com/turkiye/">Türkiye</a>&#8216;nin kalkınmasına, ilerlemesine büyük katkı sağlayan GAP&#8217;ı kararlılıkla geliştirmeye, hizmet üretmeye devam edeceğiz&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>GAP&#8217;ın bölgenin sahip olduğu kaynakları değerlendirerek yöre insanının gelir düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmeyi, bölgeler arası farklılıkları gidermeyi, ulusal düzeyde ekonomik gelişme ve sosyal istikrar hedeflerine katkıda bulunmayı amaçladığına değinen Sadrettin Karahocagil, toplantıyla katılımcıları GAP&#8217;ın son durumu, projenin performansı hakkında bilgilendirmek istediklerini ifade ederek, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;İnanıyorum ki her çalışanın dirayeti, özverili çabaları sayesinde pek yakın bir gelecekte GAP&#8217;ı tamamlamanın gururunu hep birlikte yaşayacağız. Bu iki günlük etkinlik kapsamında düzenlenen gezi programında son derece çarpıcı bir büyüme performansı yaratan bu gelişmelerin bazılarını görme şansınız olacak. Eminim ki geçmişte tarım ve hayvancılıkla adı anılan Güneydoğu <a title="Anadolu Haberleri" href="http://www.haberler.com/anadolu/">Anadolu</a> Bölgemizin yaşadığı değişimi daha iyi fark edebileceksiniz. İnanıyoruz ki GAP Bölgesi, önümüzdeki yıllar içerisinde dünyada gelişmekte olan ülkelere örnek teşkil edecektir. Yeni GAP ekonomisi, toplum için artan iş olanakları ve daha yüksek bir yaşam standardı sağlayabilen; sürdürülebilir tarım, üretken ve temiz bir teknolojik üretim ve yenilikçi hizmet sanayinin bir karışımı olacaktır. Organik tarımın da ana kaynaklarından biri olan bölge, dünya çapında gıda ve ihracat üssü olacak, işlenmiş gıda kümelenmesinin merkezi haline gelecek, yenilenebilir enerji endüstrisinin gelişmesi ile çevre dostu bir Bölge olarak dünyada lanse edilecektir.&#8221;</p>
<p>Karahocagil, GAP&#8217;ın temellerinin atıldığı o ilk günlerden bugüne, tüm aşamalarda çalışan herkese bir kere daha teşekkür ettiklerini bildirdi.</p>
<p>-&#8221;Temel yaklaşım kucaklayıcı&#8221;</p>
<p><a title="Şanlıurfa Haberleri" href="http://www.haberler.com/sanliurfa/">Şanlıurfa</a> Valisi Celalettin Güvenç de konuşmasında GAP&#8217;ın önemine değindi. Projenin 1960&#8242;lı yıllardan itibaren düşünülmeye başlandığını hatırlatan Güvenç,</p>
<p>&#8220;Demek ki 1960&#8242;lı yıllarda bile bölgenin gerçek anlamda kalkınması, zenginliklerinin değerlendirilmesi, bölge insanının refah seviyesinin yükseltilmesi, bölge insanının geri kalmışlık zincirinin kırılması adına, <a title="Türkiye Haberleri" href="http://www.haberler.com/turkiye/">Türkiye</a> Cumhuriyeti hükümetleri, Cumhurbaşkanından ilgili tüm birimlerine çalışmış demektir. Bu devasa projeyi, düşünün ki 1960&#8242;ların <a title="Türkiye Haberleri" href="http://www.haberler.com/turkiye/">Türkiye</a>&#8216;sinde, 60&#8242;ların bütçe imkanlarında bunu düşünebilmiştir&#8221; dedi.</p>
<p>Projeye şimdiye kadar, tahmini 33,7 milyar TL harcandığını aktaran Güvenç, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8220;Eski parayla 33, 34 katrilyon parayı harcamayı bu fakir millet 1960&#8242;larda düşünmüş demektir. 1960 yılının milli geliri, dönemin yöneticilerinin açıklaması, <a title="Türkiye Haberleri" href="http://www.haberler.com/turkiye/">Türkiye</a>&#8216;de 300 dolardır. 300 dolar kişi başına milli gelirler bu devlet, bu 33 milyar TL&#8217;yi harcamayı göze aldıysa demek ki bölgeye, bölge insanına bakış açısı temel olarak doğrudur, yanlış değildir iddia edildiği gibi.&#8221;</p>
<p>Zaman zaman lokal yanlışlıkların yaşanmış olabileceğini anlatan Güvenç, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Bireysel yanlışlıklar, bazı kurumların dönem dönem yaptığı hatalar olmamış değildir. Bunları inkar etmek mümkün değildir. Biz bunları bugün itiraf da ediyoruz devlet olarak. Bir daha olmaması için de her türlü tedbir alınıyor ve inşallah sivil anayasayla da tamamıyla çok köklü bir çözüm bulunacak. Ama altını çizmek istediğim, temel yaklaşım önyargılı değil, temel yaklaşım kucaklayıcı, kalkındırıcı, sorunlara samimiyetle yaklaşım&#8230; Bu proje bence bunu gösterir. Bütün sorunlara sıkıntılara rağmen bu ülke yüzde 80 oranında bu projeyi gerçekleştirmeyi başarmıştır.&#8221;</p>
<p>GAP&#8217;taki aşamaların sinevizyon gösterisiyle sunulduğu toplantıda daha sonra GAP BKİ Bölge Müdürü Mehmet Açıkgöz, &#8220;GAP&#8217;ta genel gerçekleşmeler ve GAP Eylem Planı&#8221; hakkında katılımcılara bilgi verdi.</p>
<p>Toplantının sonunda aralarında eski bakanlardan Recai Kutan, Fehim Adak, Mehmet Gazioğlu, Abdülbaki Ataç ve Nazım Ekren ile akademisyenler ve davetlilerin bulunduğu çok sayıda kişiye, GAP&#8217;a katkılarından dolayı plaket verildi.</p>
<p>Plaketlerini alan eski bakan ve bürokratlar, projeyle ilgili anılarını da anlattı.</p>
<p>- ŞANLIURFA</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4301&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/gapa-emek-verenler-sanliurfada-bulustu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şanlıurfa televizyonundan izleyin</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/sanliurfa-televizyonundan-izleyin/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/sanliurfa-televizyonundan-izleyin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Nov 2011 10:16:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4293</guid>
		<description><![CDATA[ · 12:05 http://www.sanliurfa.com/news_detail.php?id=39941]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div> · 12:05</div>
<div id="msg_1050816467_1321697123562:4115196153"><a rel="nofollow" href="http://www.facebook.com/l.php?u=http%3A%2F%2Fwww.sanliurfa.com%2Fnews_detail.php%3Fid%3D39941&amp;h=2AQHEBjlc" target="_blank">http://www.sanliurfa.com/news_detail.php?id=39941</a></div>
</div>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4293&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/sanliurfa-televizyonundan-izleyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AYKUT IŞIKLAR yazdı</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/aykut-isiklar-yazdi-2/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/aykut-isiklar-yazdi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 16:01:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4291</guid>
		<description><![CDATA[  Pembe Hanım Derneği Dün, &#8216;Her şeye rağmen hayat devam ediyor&#8217; demiştim. Ve masamın üzerindeki bilgileri sizlerle paylaşmıştım. Ama kalanlara da üzüldüm. Bugün onları yazacaktım ki sürpriz haberler çıkageldi. Kulaktan kulağa yayılan haberler bunlar. Üç beş saat sonra da gazetelerin haber merkezlerine düşenler. Ki onlar gerçek haber oluyor.  Basın bülteni veya davetiyeyle duyurulanlar genelde tatlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<h1>Pembe Hanım Derneği</h1>
<p>Dün, &#8216;Her şeye rağmen hayat devam ediyor&#8217; demiştim.</p>
<p>Ve masamın üzerindeki bilgileri sizlerle paylaşmıştım. Ama kalanlara da üzüldüm. Bugün onları yazacaktım ki sürpriz haberler çıkageldi. Kulaktan kulağa yayılan haberler bunlar. Üç beş saat sonra da gazetelerin haber merkezlerine düşenler. Ki onlar gerçek haber oluyor.</p>
<p><span id="more-4291"></span></p>
<p> Basın bülteni veya davetiyeyle duyurulanlar genelde tatlı su balığı. Reklam kokan haberler.</p>
<p>Örneğin, <strong>Esin Afşar</strong>&#8216;ın ölümü ansızın düştü medyanın kafasına. Hasta olduğunu bilmediğimiz için ölümüne çok şaşırdık. Rahmetliyi uzun zamandır görmemiştim. Açılış davetlerine mutlaka gelirdi. Her zaman şık ve güzel haliyle&#8230; Aklımda <strong>Esin Afşar</strong> denilince genç kız kadar formda bir fizik, konuşurken hafif başını yana çeviren, iri gözleri hep parlayan çok güzel bir kadın var. Hele çok kısa saçlı hali&#8230; Siz, Esin&#8217;i bir de 40 yıl önce görecektiniz. İnanın Fransız film yıldızları, yanında Recep İvedik&#8217;in kız kardeşi kalırdı. Nur içinde yat güzel arkadaşım. Açık konuşuyorum, bir dönem çok popülerdi ama hiçbir zaman hak ettiği yere gelemeyen, hak ettiğini alamayan bir sanatçı oldu. Biraz da suç kendinindi. Hep üst çizgide kalmak istedi, şu entel dantel sevdası yüzünden halkla bütünleşemedi. Çok büyük işler yaptı ama bu ülkede onun yaptıklarını kaç kişi anladı?</p>
<p>Tam bu üzüntüye alışırken, Şükran teyzenin de kanser olduğunu duydum. Sevgili arkadaşım <strong>Savaş Ay</strong>&#8216;ın annesi Şükran teyze&#8230; &#8220;Senin En Güzel Yerin Kahverengi Gözlerin&#8221; şarkısını gençler bilmez. Şükran teyze yani Şükran Ay o şarkıyı 45 devirlik plakta bize ulaştırdığı zaman yer yerinden oynamıştı. Şükran teyze şimdi market olan Aksaray Lunapark Gazinosu&#8217;nda her gün 3 bin kişiye şarkı söyleyen gerçek halk kahramanıydı. Maksim Gazinosu, <strong>Zeki Müren</strong>, <strong>Emel Sayın</strong> falan filan derdi ama halk için iki büyük star vardı: <strong>Şükran Ay</strong> ile <strong>Neşe Karaböcek</strong>&#8230; Şükran teyzeyi tam 43 yıl önce renkli levhalar ile kapatılmış Lunapark Gazinosu zamanında tanımış ve çok sevmiştim. Hep oğlu Savaş gibi davrandı bana. İnşallah iyileşeceksin Şükran teyze.</p>
<p>Şu işe bakın, hayat her şeye rağmen devam ediyor, dedim ama hep kanser olan eski arkadaşlarımdan söz ediyorum. Edeceğim ama ısrarla üzerine gideceğim.</p>
<p>Bir süre önce göğüs kanseri tedavisi gören yazar arkadaşım Nevval Sevindi&#8217;nin muhteşem çalışmalarını duyurmak da görevim. <strong>Nevval Sevindi</strong> yazar ve TV&#8217;ci olduğu kadar sosyal alanda da çok yaratıcı bir kişilik. Kurucu başkanı olduğu <strong>Pembe Hanım Derneği</strong> giderek büyüyor. Kanser hastaları ve ailelerini bir çatı altında toplamak ve kansere karşı örgütlü savaşmak için çırpınıyor. Dün akşam Beşiktaş Akaretler&#8217;deki Caffe d&#8217;Alfredo isimli lokalde bir yemek daveti vardı. Ben gidemedim ama davetin gelecek için ışık verdiğini öğrendim. İnşallah ileride kanser hastaları aileleri çok önemli sivil dayanışma örgütü olacak.</p>
<p>Bu arada gazeteci arkadaşlarım adına <strong>Basın İlan Kurumu</strong>&#8216;na teşekkür etmeyi de unutmayacağım. Van depreminde günlerdir arabalarda uyumak zorunda kalan, yarı aç dolaşan gazeteci kardeşlerime Basın İlan Kurumu sahip çıktı. Sanki babası anası gibi&#8230; Veya <strong>Türk Kızılayı</strong> gibi diyelim. 30 yataklı, sobalı bir büyük çadır kurdurdu. Şimdi gazeteci kardeşlerim bu çadırda huzur içinde uyuyorlar. Çadırda medya merkezi de var. Haber ve fotoğraflarını çağdaş yöntemler ile geçebiliyorlar. Kirada oturan gazetecileri de Basın İlan Kurumu düşündü. Sanırım gazeteciler kira öder gibi ev sahibi olacak&#8230;</p>
<p><a href="http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/175425-pembe-hanim-dernegi-makalesi.aspx">http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/175425-pembe-hanim-dernegi-makalesi.aspx</a></p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4291&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/aykut-isiklar-yazdi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TRTHaber&#8217;deyim</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/trthaberdeyim/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/trthaberdeyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Jul 2011 18:01:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4182</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/trthaberdeyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bugün TV&#8217;de Aile Bağları programı (Video)</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/bugun-tvde-aile-baglari-programi-video/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/bugun-tvde-aile-baglari-programi-video/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Apr 2011 10:05:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ykesen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4148</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/qBMzH-v-ziA?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/-vaFTWIyg7A?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/3-C_kMiW-AA?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/0Kqbv9tQLWc?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4148&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/bugun-tvde-aile-baglari-programi-video/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin Nabzı</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/turkiyenin-nabzi/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/turkiyenin-nabzi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2008 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basında]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[haberler]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Salı 20:00Türk halkının sosyal, siyasal ve ekonomik eğilimlerinin araştırıldığı, her hafta önemli bir araştırmanın sonuçlarının ekrana getirildiği &#8220;Türkiye&#8217;nin Nabzı&#8221; isimli program; Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Erdoğan Aktaş ve Gazeteci Ece Temelkuran&#8217;ın sunumuyla Salı akşamları Habertürk&#8217;te&#8230;</p>
<p>Prof.Binnaz Toprak araştırmasını tartışacağız</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=3292&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/turkiyenin-nabzi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

