<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>NevvalSevindi.com &#187; Analiz</title>
	<atom:link href="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/category/analiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 17:57:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Balkanlarda Türk kıyımı sistematik</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/balkanlarda-turk-kiyimi-sistematik/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/balkanlarda-turk-kiyimi-sistematik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 17:57:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4369</guid>
		<description><![CDATA[Balkanlar Savaşında, Türk Dünyasının Katliamı, Soykırımı ve Acı Çileleri Yazan: Sadun Köprülü Acı baskılarla, Asimilasyon politikasıyla yaşamakta olan Türk Dünyasında Kardeşlerimiz, Soydaşlarımız bugün olduğu gibi eskiden yüzlerce katliam, soykırım acısıyla yüz binlerce Türkler öldürülerek, şehit olmuşlardır, Yerlerinden, topraklarından uzaklaşarak, sürgün olarak, göçe zorlanmışlardır. Düşmanlar binlerce kadın, çocuk, yaşlıları her türlü işkenceyle, baskıyla öldürerek, yaşamlarını kayıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-4370" title="11" src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-content/uploads/2012/02/11.bmp" alt="" />Balkanlar Savaşında, Türk Dünyasının Katliamı, Soykırımı ve Acı Çileleri<br />
Yazan: Sadun Köprülü</p>
<p>Acı baskılarla, Asimilasyon politikasıyla yaşamakta olan Türk<br />
Dünyasında Kardeşlerimiz, Soydaşlarımız bugün olduğu gibi eskiden<br />
yüzlerce katliam, soykırım acısıyla yüz binlerce Türkler öldürülerek,<br />
şehit olmuşlardır,</p>
<p><span id="more-4369"></span><br />
Yerlerinden, topraklarından uzaklaşarak, sürgün olarak, göçe zorlanmışlardır.<br />
Düşmanlar binlerce kadın, çocuk, yaşlıları her türlü işkenceyle,<br />
baskıyla öldürerek, yaşamlarını kayıp etmişlerdir,<br />
Açlıktan, hastalıktan dolayı öldürülmüştür.</p>
<p>Türkler dünyada ilk millet olarak her bir dönemde dünyanın her yerinde<br />
Rusların, Çinlerin, Sırpların, Amerika, İngilizlerin, Bulgarların,<br />
Rumların, Ermenilerin, Yunanların, Farsların, Arapların katliamına,<br />
soykırımına maruz kalarak,<br />
Önde gelen yüz binlerce insanlarını Türk olduklarından dolayı<br />
katliamda şehit vermişler.</p>
<p>Dünya yüzünde kıyıcı diktatörler Türk dünyasının her karış toprağında,<br />
yerinde, bölgesinde gözü olarak baskı zoruyla Türkleri göçe,<br />
uzaklaştırmaya her türlü sindirme politikasını uygulamıştır.</p>
<p>Amerika 100 Milyon Kızılderili Türkünü, Çinler yüz binlerce, Uygur,<br />
Doğu Türkistan Türkünü, Ruslar milyonlarca Azerbaycan, Kırım,<br />
Türkmenistan, Kırım, Tatar,  Özbek Kafkas, Gagavuz, Ahıska Türküne<br />
soykırım, katliamla Sürgün ederek öldürmüştür.,<br />
Sırplar<br />
Kosova, Bosna Türkünü, Emriler<br />
yüz binlerce Türkiye, Azerbaycan, Karabağ, Hocalı, Bakü, Irak Türkünü,<br />
İngilizler 1920 Telafer Kaçakaç katliamını,<br />
1944, 1924 Kerkük Katliamı düzenlemişlerdir.<br />
İran Farslar yüz binlerce Tebriz, Erdebil, Urumya, Türkmen Sahra,<br />
Tahran Horasan, Kaşgar, Zincan, Hazar Türkünü,<br />
Romlar Yunanılar Kıbrıs, Lefkoşa, Yeşil Ada Türkünü<br />
Araplar ve Kürtler, komünistler, Irak Kerkük Katliamı 14 Temmuz 1959,<br />
Telafer Katiamı 2004- 2007,<br />
Erbil Katliamı 31 Ağustos 1996<br />
Altunköprü Katliamı 28 Mart şehit etmişlerdir.<br />
Suriye yüz binlerce Lazikiya, Helab, Colan, Hama, Hamıs Türkünü,<br />
 Filistin, Lübnan, Cezayir, Mısır Türkünü her türlü baskı, işkenceyle<br />
şehit ederek topraklarına el koyarak Türkleri kendi ana yurtlarında<br />
sürgüne göndererek yok etmeye her yolu deneyerek, her yönüyle acı,<br />
çile, ölüm dolu soykırım politikasını uygulatarak sürdürmüşlerdir.</p>
<p>Balkan Ülkeleri  yaşanan en çok bu acıların kaynağı olarak güzel bir<br />
ülkeden veremeye dönmüştür.<br />
Balkan Ülkeleri<br />
Dağlık yer bilinerek, Karadeniz ile Adriyatik denizi<br />
Arasında dağlık ve engebeli alanlar kapsamaktadır.<br />
Eski Yugoslavya&#8217;nın parçalanması ile kurulan Slovenya, Bosna-Hersek,<br />
Sırbistan, Karadağ, Hırvatistan, Arnavutluk, Makedonya, Kosova, Romanya,<br />
Türkiye,<br />
Makedonya<br />
Yunanistan ve<br />
Bulgaristan&#8217;ı içermektedir.<br />
Balkanlarda ülkelerinizde Alp dağları ile<br />
Dinar, Pindus, Balkan, Rodop ve Karpat dağlarının çoğunlu bölgeyi almaktadır.</p>
<p>Balkan Devletlerinin Dağlarını ormanlar kaplamakla ormanlarında<br />
ovalar ve geniş akarsu vadileri bulunmasıyla buralarda önemli tarım<br />
alanları yapılmakla<br />
Ülkelerde tarım önde gelen insanların geçim kaynakları tarım ürünleri; tahıl<br />
Buğday, mısır, tütün,<br />
Ayçiçeği, üzüm ile çeşitli sebze ve meyvelerdir. Hayvancılık<br />
Gelişmiş durumdadır<br />
Öte yandan sanayi ilerlemiştir.<br />
Balkan ülkelerinin çoğu, 14. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar<br />
Osmanlı Devleti&#8217;nin yönetiminde uzun yıllar kalarak, Osmanlılar, bu<br />
Ülkelere her türlü yatırımda bulunarak cami, yol, çeşme, köprü ve<br />
okullar gibi birçok eser inşa<br />
Ederek izleri kalmaktadır.<br />
Balkanlarda, çok sayıda etnik grubunun olduğu bir bölgedir.</p>
<p>Buralarda<br />
Türkler, Slavlar, Bulgarlar, Sırplar, Hırvatlar, Boşnaklar,<br />
Arnavutlar, Yunanlılar yaşarlar.<br />
Dinleri Müslüman Hıristiyan olanlar yaşamaktadırlar.</p>
<p>Türk Osmanlı İmparatorluğun çoğunluk Türklerin yaşadıkları Balkan<br />
topraklarından çekilişiyle arkada bırakmış olduğu milyonlarca Müslüman<br />
Türkler sahipsiz, kimsesiz, çaresiz Türk düşmanı olan aşırı komünist<br />
kıyıcı dikta rejimlerin<br />
Baskı, işkencesi katliamı, soykırımı altında kalmıştır.</p>
<p>14. yüzyılın yarısında Anadolu&#8217;ya baskı, soykırım, işkence nedeniyle<br />
çok sayıda Türkler Balkanlar&#8217;dan<br />
Göçler gerçekleştirerek 19. yüzyılda Osmanlı Devleti&#8217;nin birçok dünya,<br />
Arap devletlerini, bölgeyi adalet, hoşgörü, kardeşlik eşitlik,<br />
felsefesi ile yöneltmiş olduğu için Osmanlı devletine birçok milletler<br />
İmparatorluğuna sıkınayı, barınmayı göz alarak yerleşmiştir.</p>
<p>Balkanlarda yalnız başına kalan Türkler etnik kimliklerden dolayı<br />
düşmanlar tarafından yok etme, sinsi, temizleme politikasına uğrayarak<br />
devletler arasına çıkan savaşların ve trajedim olayların, dikta<br />
rejimlerinin kurbanı olmuşlardır ve çok sayıda Türkler vatanlarından,<br />
topraklarında uzak ülkelere trenler Türklerle taşarak Sibirya gibi<br />
ölüm yolcuğuna bırakılarak, boz karlar,<br />
Soğuktan<br />
Canlarını kayıp etmişlerdir.</p>
<p>Türklerin kendi toprakları olan Balkanlarda uzun tarihlerden beri<br />
yaşayan Türk soydaşlarımıza yönelik katliamlar, soykırımlar, acı<br />
işkence baskılar her yönüyle sürerek, ölüme bırakılan Türkler artık<br />
yok olmaya doğru acı hayatlarını, göz göre, göre vahşi Avrupa&#8217;nın<br />
karşısında sessiz kalarak yok olmaya gidiyorlar.</p>
<p>Evet, Türk kardeşlerimiz, soydaşlarımız Balkan Savaşları 93 savaşında<br />
Türkler öldürülüyorlar, şehit oluyorlar ve daha acısı 1992-1995<br />
yıllarında Bosna&#8217;da yaşanan katliam, soykırım başta olarak binlerce<br />
insanlar Müslüman Türk olduklarından dolayı öldürmüştür.</p>
<p>Soğuk Savaşlar dönemi ve sonrasında acılar artarak her Türk kendisini<br />
güvenceye alınmadan gecenin son saatlerinde ve gündüzün başlangıcıyla<br />
ölüm karşılamaktaydı düşman her an Türkleri yok etmeye, ortadan<br />
kaldırmaya soykırıma doğru planlarını çizmekteydi, yönetmekteydi kendi<br />
toprakları olan Bulgaristan ve Yunanistan Türkleri acı, baskılı,<br />
çileli günleri bitmeden her Türk&#8217;e yönelik sistematik asimilasyon<br />
politikalar sürmekteydi.</p>
<p>1999 yılında<br />
Yugoslavya&#8217;daki Sırplar, Kosova&#8217;da yaşayan Türklere karşı katliam<br />
düzenlemekle Türkleri, öldürerek<br />
Kosova&#8217;da yönetim ele almak isteyerek<br />
NATO devreye girmesiyle<br />
Sırpların Kosova&#8217;dan<br />
Çekilmeye başladılar Kosova Türkleri bir bölüm haklarına kavuşmalarına<br />
rağmen yene acıları vermiş oldukları şehit kardeşlerini unutmadılar.</p>
<p>Ahıska Türkleri uzun yıllar Ruslarının acı baskı, soykırım, katliamına<br />
maruz kalarak dikta rejini tarafından binlerce Ahıskalı Türklerinin<br />
çocukları, kadınları, gençler, yaşlıları öldürülerek, Vatansız yaşayan<br />
Ahıska Türkleri sürgün olarak kimsesiz, sahipsiz 9 devlette acı<br />
durumları sürdürerek yaşamaktadırlar,</p>
<p>Bu acı asimilasyon baskılar 1877-78 Osmanlılar, Ruslar arasındaki<br />
Savaşlarla, Balkan Savaşları doğrultusunda çok tehlikeli acılı günler,<br />
ölüm korkusunu Bosna Hersek Türkleri Müslümanları Yaşayarak, yüz<br />
binlerce suçsuz yere dünyanın BM, İnsan Hakları Örgütünün, Af Örgütü,<br />
Avrupa devletlerinin gözü önünde öldürülmekteydi.</p>
<p>1877-78 Osmanlı ile Ruslar Savaşı söylenen, 93 savaşı tam olarak etnik<br />
Irklara karşı sinsi, yok Etme politikası korkunç, dünyanın sonu geldi<br />
diye yok olma Savaşta söylenmekteydi.</p>
<p>1877- 1878 Osmanlı-Rus Savaşında<br />
1.253.500 Türk Müslüman insani göçmen olarak yurdundan, toprağından<br />
ayrı kalma durumunda yaşamaktaydı.</p>
<p>İnsanların canları yok olarak, bu savaşlarda göç edenlerinin sayıları<br />
birçok kaynaklara göre 1 milyonun üstünde olmaktaydı,</p>
<p>93 savaşında bizler için en acı taraf ise bu korkunç savaşta 260.000<br />
Türk kardeşlerimizin şehit olması, öldürülmesidir, ayrıca çok üzücü,<br />
acılı olarak çok sayıda uzaklaştırma, sürgün olan kardeşlerimiz<br />
soğuktan ve açlıktan, hastalıktan ölmesidir.</p>
<p>Ayrıca 93 savaşında Türk Balkanlar topraklarında önemli birçok Türk,<br />
İslam kültür yapıtları, anıtları, eserleri bina, camiler sanat<br />
eserleri kalıntıları tahribata uğrayarak, yıkılarak yok olmuştur.</p>
<p>Türklerinin Balkan Devletlerinde çoğunluk olmalarına rağmen düşmanının<br />
acımasız sinsi politikasıyla<br />
93 savaşında ne yazık ki  azınlık konumuna düşmüşlerdir yerlerine,<br />
topraklarına, yurtlarına el koyunmuş duruma gelmiştir.</p>
<p>1912-1913 yıllarında<br />
Balkan Savaşlarının başlamasıyla tüm düşmanlar bir araya gelerek<br />
Osmanlı Türk devletine karşı Bağımsız 5 Balkan devletlerinden olan<br />
Bulgaristan, Karadağ, Sırbistan, Romanya ve Yunanistan aralarında<br />
birleşerek Osmanlı Devleti&#8217;ne savaş açmışlardır.</p>
<p>Bu Balkan Savaşında Osmanlı Devleti 93 savaşı ile birlikte çok sayıda<br />
soydaşlarımızı şehit vererek, milli topraklarımız ağır saldırılar<br />
sonucu Ruslar, Bulgaristan, Yunanistan düşmanların toprağına<br />
katılmıştır.</p>
<p>Bu korkunç savaşta düşmanlar Türklere karşı saldırılarını<br />
yoğunlaştırarak Bulgar ordusu kıyıcı Çeteleri Balkanlarda<br />
topraklarında yaşayan Türklere ve Müslümanlara saldırarak, birçok<br />
yerde soykırımlar, katliamlar uygulamışlardır.</p>
<p>Bu acı durumdan, katliamdan çok Türkler Müslümanlar göç ederek, kendi<br />
yerlerini, yurtlarını, evlerini bırakmışlardır.</p>
<p>Balkan Savaşları tüm hızıyla sürerek bu dönemlerde soykırım katliamlar<br />
gerçekleşerek, 500.000 Müslüman Türkler Bulgarlar, Sırplar, Yunanlılar<br />
tarafından öldürülerek, şehit edilmiştir.</p>
<p>Aynı durum Balkan Savaşlarından sonrası 1912-1920 yıllarında 413.000<br />
Türk Türkiye&#8217;ye göç ederek yaşamış oldukları işkence, acıları,<br />
Türklerinin vahşice öldürülmesi yaşamış oldukları üzüncü, çileleri<br />
önemli trajedinin anları gönül yakıcı, kadınlarının, çocukların,<br />
yaşlıların iniltisini, ağlayışını gözler önünde ibret verici anları<br />
sergilemektedir.</p>
<p>1992-1995 yıllarında daha acı durum, soykırım, katliam, üzüntüler,<br />
çileler Bulgaristan, Yunanistan, Doğu Türkistan&#8217;da olduğu kadar<br />
Balkanlarda Türk ve Müslümanlar Bosna&#8217;da kendi topraklarında<br />
Yaşamaktaydılar.<br />
Türklere, Müslümanlara karşı toplu katliamlar<br />
başlatılmıştır.</p>
<p>Sevinç, mutluluk içinde bağımsızlığını dünyaya bildiren Bosna Hersek,<br />
düşman Sırplar tarafından kanlı bir iç savaşı başlatılmıştır.</p>
<p>Bosnalı Sırpların Türklere Müslümanlara ve Hırvatlara karşı saldırlar<br />
katliamlar düzenleyerek 200.000 insan suçsuz, günahsız yere<br />
öldürülmüştür, her türlü işkence yapılarak, Ayrıca yüz binlerce<br />
Müslüman Türkler Bosnalılar göçmen durumuna geçmiştir ve ülkelerini<br />
bırakmışlardır.<br />
 İşkenceler katliamlar sonucu<br />
Srebrenitsa&#8217;da 8.000 Bosnalı Türk Müslümanlar Sırpların ordusu<br />
tarafından topluca öldürülmüştür.</p>
<p>Bosna Hersek&#8217;te yaşanan bu iç savaş, Dünya Savaşının hatırlatarak<br />
Avrupa&#8217;da en büyük soykırım yaşanarak Türkler Müslümanlar zorla<br />
Sırplar eliyle öldürülmüştür.</p>
<p>Artık buna savaş söylemeden yanı başında düşmanlar tarafından uzun<br />
yıllardan planlanan ve gerçekleşen büyük bir soykırımdır bu acı<br />
duruma, ölüm kokusunu seyir eden Batı Avrupa Bosna&#8217;da olan soykırım<br />
gündem olmalıdır cezalar buna neden olanlara doğrudan verilmelidir.</p>
<p>Balkanlar&#8217;da uzun yıllar yaşanan acı olaylar, soykırım katliamlar Türk<br />
ve Müslümanlar çok sayıda insanları kayıp ederek Türk nüfusuna daha<br />
fazla etkisi olmuştur. Çünkü bu büyük kıyımları çoğunluk ölenler hep<br />
Türkler olmuştur</p>
<p>Ve bu nedenle Türklere yönelik değişik yönlerde  şiddet ve baskı,<br />
saldırılar, korkutma, soykırım süreci uygulanmıştır ve yeniden<br />
uygulama birçok Türk düşmanları Ermeniler gibi soykırımını Karabağ ,<br />
Hocalı, Bakü Nahçivan Azerbaycan topraklarını işgal ederek baskısını<br />
sürdürmektedir.<br />
Türklere karşı her Türk topraklarında baskılar, soykırım politikası,<br />
işkence acılar her yönüyle<br />
Sürmek üzere<br />
Bulgaristan, Batı Trakya&#8217;daki Türklerin durumu başka ülkelerden hiçte<br />
farklı değildir her Türk dünyasında olduğu gibi buralarda da her türlü<br />
baskılara Maruz kalarak Türkler her türlü ana yasal, kültürel,<br />
insanlık haklarından yoksun olarak<br />
Katliamlar, acı, işkenceler Bulgaristan ve Batı Trakya&#8217;da Türklere<br />
yönelik sistematik açıda baskı, asimilasyon, sindirme politikaları<br />
kapsamlı olarak yürütülmektedir.</p>
<p>Bu yönden acıların, baskıların devam etmesiyle Türklerin göçleri bu<br />
ülkelerden anavatan Türkiye&#8217;ye kurtuluş, yaşam mücadelesi sonucu<br />
zorluklarla artmaktadır.</p>
<p>Ayni durum Türklere karşı Yugoslavya&#8217;dan Türklerin göçleri imzalanan<br />
Yugoslavya ile Serbest Göç Antlaşması gereği ile 1953-1967<br />
tarihlerinde 175.392 Türk milli siyasi, ırk, Dil, dini sosyal,<br />
ekonomik nedenlerden dolayı Türkiye&#8217;ye yerleşmişlerdir.</p>
<p>Bulgaristan devletinin kendi Türk topraklarında yaşayan Türklere karşı<br />
Bulgar Devleti her dönemde, acı baskısı sonsuz asimilasyon<br />
politikaları artarak Türkler Dillerinden, Dinlerinden dolayı<br />
öldürülmektedirler çoğunluk olarak Bulgaristan Türkleri azınlık duruma<br />
konularak göç ettirmeye kendi yerlerinden, topraklarından değişik<br />
bölgelere gönderilmektedirler.</p>
<p>1951 yılından başlayan Türk göçleri<br />
Moskova Sofya&#8217;nın izlemiş olduğu baskılı politikasıyla 154.000 Türk<br />
Bulgaristan Türkiye&#8217;ye zorla, baskı nedeniyle göç ettirilmiştir.</p>
<p>Bulgaristan yönetiminin Türklere karşı asimilasyon politikasının<br />
artması en önemli nedenler biri Türklerinin diğer Balkan Türklerinin<br />
nüfus daha fazla görünmesi Bulgaristan&#8217;ın demografik dengelerinin<br />
bozmakla tehdit etmesi nedeniyle Türklerinin nüfusunun az göstermesi<br />
için her bir yolu denemektedirler.</p>
<p>En çok Bulgaristan&#8217;ın komünist dönemlerinde Türkleri Türkiye&#8217;ye göç<br />
ettirmek için Bulgaristan&#8217;ın temel politika olarak 1968 yılında<br />
imzalanan Göç Antlaşması&#8217;yla 130.000 Bulgaristan Türkü 1978 yılına<br />
kadar Türkiye&#8217;ye göç ettirilmiştir.</p>
<p>Bulgaristan rejimi bununla yetinmeyerek<br />
Kendi topraklarında yaşayan Türkleri etnik kimliklerini yok etmek,<br />
kaldırmaya yönelik her türlü acımasız baskılar politikalar uygulamaya<br />
başlamıştır.<br />
1972-1974 tarihlerinde Türk Pomakların, 1981&#8242;de ise Romanların ana<br />
dillerinde bırakmış oldukları adlarını baskıyla, zorla değiştirerek<br />
1984 yılından tam olarak bu politika Türklere karşı uygulamıştır.</p>
<p>Bulgaristan Türkleri değişik dönemlerde her zaman tehlikeli, baskılı<br />
anlar, karanlık günlerini yaşayarak Bulgaristan Dikta rejimi Türkleri<br />
azınlık göstererek sistematik olarak baskı, ölüm kalım politikasına<br />
maruz kalarak Türklerin adları zorlukla Bulgarcaya değiştirilmiş,<br />
İslam dininin görevler yasaklanarak, her türlü din ibadet<br />
engellenmiştir komünizm diye camilerin kapılarına kapatılarak, kilit<br />
vurulmuştur.</p>
<p>Ekonomik bakımından Türklerin yoğun yaşadıkları bölgelerde yerlerde<br />
yatırım, ticaret yapılması yasaklanarak,  Türkçe konuşmalar<br />
kaldırılarak konuşanlar para cezasına çarptırılmıştır okullarda Türkçe<br />
eğitim yasaklanarak kaldırılmıştır. Bu uygulamalara karşı duranlara<br />
karşı her türlü baskı işkence yapılarak Belene&#8217;de bulunan hapishane<br />
götürerek toplama, yok etme kampına gönderilerek işkence altında<br />
öldürülürlerdir.</p>
<p>Bulgaristan yönetimi Bulgaristan Türklerine karşı asimilasyon<br />
politikçi değişmeden yine Irk Ayrımı sürmektedir, birçok Medeni ve<br />
Siyasi, eğitim, Ekonomik Sosyal, Kültürel hakları bulunmamaktadır<br />
İnsan Hakların Evrensel Beyannamesi ve Helsinki&#8217;nin   birçok<br />
antlaşmasını da çiğneyerek yerine getirmemektedir..</p>
<p>Türklere İnsan Haklarını, Anayasal, eğitim, yayın, basın haklarını<br />
uygulamamanın yanında 1989 yılında 350.000 Bulgaristan Türkünü<br />
Türkiye&#8217;ye göç ettirmiştir. Buda günümüze kadar gerçekleşen en büyük<br />
göç hareketi sayıla bilinmektedir.</p>
<p>Batı Avrupa, Balkanlarda sinsi Asimilasyon politikası, tüm yönüyle<br />
hareketlenerek Avrupa&#8217;da, Türk bölge, topraklarında insanların değeri<br />
olmadan birçok haklardan yoksun kalmaktadırlar.</p>
<p>Ve Türklere karşı olayları İngilizler, Ruslar tarafından<br />
Kışkırtmalar sürerek, Ermenilerin, Teröristlerin kanlı eylemleri<br />
birçok ülkede görünmektedir.</p>
<p>Bu son dönemde Bulgaristan Türkleri kendileri nasıl olursa da<br />
toparlayarak, demokratik yollarla kısıtlı olarak Partileşme haklarını<br />
elde etmeye çalışmaktadırlar.<br />
Bulgaristan Türklerine Komünist döneminden iyi olsa bile birçok<br />
sorunlar yaşanmaktadır.</p>
<p>Bulgaristan Anayasası&#8217;nın 36/2. maddesinde Türklere haklar tadılmasına<br />
rağmen bir millet ve bir Bulgar Vatandaşı olarak Anadillerinde birçok<br />
haklardan, etnik kimlikleri yok durumuna düşmektedir.</p>
<p>Son yıllarda Bulgaristan Anayasasında Türklere ana dillerinde<br />
okumaları, Türkçe Eğitim: yapmaları 1999 yılında kabul edilen bir<br />
yasa olmasına rağmen tam olarak yerine getirilmemektedir.<br />
Türkçe ders vermek, okumak için Türkçe kitaplar basılmasında devlet<br />
çok sıkıntılar yaratmaktadır.</p>
<p>Eğitim yanında Türkçe Yayın basın, Türkçe TV ve radyo programlar yok<br />
sayılmaktadır,<br />
Bulgar Devleti günlük olarak yayın<br />
Organlarını yasaklayarak Yalnız birkaç dakika yayınlanan Türkçe TV&#8217;nin<br />
devlet kaldırmaya uğraşıyorlar.</p>
<p>Bulgaristan Türklerinin başka bir önemli sorunlar ise Ekonomik<br />
alanında Türk nüfusun yoğun olduğu kentlerde, bölgelerde yatırımların<br />
yasaklanması,  nedeniyle Türklerinin arasında işsizlik oranının<br />
artmaktadır.</p>
<p>Bulgaristan Türkleri Ekonomikten sonra devlet kademelerinde dairelerde<br />
görev almak genel olarak siyasette yeterince temsil etmek,  kamu<br />
personeli olmak birçok engeller ile karşılaşıl anarak,<br />
Ayrıca orduya katılmak subay ve önemli görevlerde bulunmak Türklere<br />
karşı hiçbir fırsat tanınmamaktadır.</p>
<p>Bulgaristan yönetimi Türklerin Müslüman omlarına karşı birçok Dini<br />
ayinlerini, camilerde Din derslerini, Türkçe konuşmalara sert çıkarak<br />
Dini Sorunlar yaratmaktadır. Türkçe Müslüman din adamı, öğretmen<br />
atanmak  konusunda da kendisini göstermektedir.baskılar yaranmaktadır.<br />
Ayrıca Türk-İslam kültür miraslarına, camilere, Türk Osmanlı<br />
yapıtlarına, izlerine eserlerine provakatif saldırılar düzenleyerek,<br />
camilere çeşmelere tahribe etmektedirler</p>
<p>Bulgaristan olduğu gibi bu saldırılar, asimilasyon, planlı sindirme<br />
politikalar Yunanistan, Batı Trakya&#8217;da Türklere karşı artarak büyük<br />
ırk, milliyet sorunları yaşamaktadır.</p>
<p>Batı Trakya&#8217;da Türkler de her yönüyle baskı, işkence asimilasyon<br />
politika eskiden olduğu gibi bu günlerde artmak üzeredir.</p>
<p>Türkiye&#8217;ni Kıbrıs adasında Türkleri kurtarma nedeniyle günümüze kadar<br />
Türk Yunan ilişkileri bozulmuş durumdadır.<br />
Ortaya çıkan her olumsuz sorunlar Batı Trakya Türklerini ilgilendirmektedir.<br />
Batı Trakya&#8217;daki Türklerin anayasal hakları Lozan Antlaşmasının<br />
güvencesi altına alınması rağmen birçok insan hakları sorunları<br />
yaşanmaktadır.</p>
<p>Yunanistan devletinin 1967 yılında Batı Trakya Türkler Vatandaş olarak<br />
tüm haklara sahip olarak bu dönemlerde ise Yunanistan Türklerinin<br />
olduğunu yok saymaktadırlar ve tüm haklardan yoksun bırakmaktadırlar.<br />
Etnik kimliğin inkârı ederek tabelasında Türkçe yazılan, dernek, vakıf<br />
kuruluşları kapatmaktadırlar.<br />
Bu kapatılan kuruluşlardan<br />
Türk Gençler Birliği, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği dernekleri<br />
baskıyla Türkleri tutuklayarak 1987 yılında Ve İskeçe Türk Birliği<br />
2005 yılında kapatılmıştır. Yunanistan devleti Türkleri birbirinden<br />
ayırmak,  bölmeye yönelik girişimlerde bulunarak Türk Pomak, başka<br />
Türkleri birbirinden ayırmak politikasını ne kadar uygularsa bile<br />
sonuç getirmeden tüm Türkleri birbirlerine karşı sevgi birlik<br />
göstermektedirler.<br />
Bu politikayı birçok dikta rejimler Türk, Türkmen, Özbek, Kırgız,<br />
Türkmen, Gagavuz, Uygur, Ahıska, Tebriz, Azeri, Kızılderili Türklerine karşı<br />
bu siyaseti uyguladılar.</p>
<p>Yunanistan yönetimi son yıllarda Türklere yönelik önemli kararlarından<br />
vatandaşlıktan çıkarmayı tüm hızıyla uygulamaktadır.<br />
Yunanistan Vatandaşlık yasasına göre 19. maddeye dayanarak Haziran<br />
1998 yılına kadar 46.638 Türk Yunan Vatandaşlığından çıkarılmıştır.<br />
Bir bölüm kaynaklara göre 60.000 olarak bilinmektedir.</p>
<p>Yunanistan&#8217;ın Bu asimilasyon politikası binlerce Batı Trakya<br />
Türklerini yurtsuz, yersiz bırakmaktadır.<br />
Ve imzalanmış olduğu tüm İnsan Haklarının<br />
Birleşmiş Milletlerin Vatandaşlık ve öteki Sözleşme kararını İhlal<br />
etmiş olmaktadır, ama buna ilişkin hiçbir devlet, hiçbir kuruluş sesiz<br />
çıkarmamaktadır.</p>
<p>Yunanistan İslam Dinine karşı durarak Türk müftülerini kendisi seçerek<br />
göreve atamaktadır. Ayrıca görkemli camilerin yapılmasına karşı<br />
durarak İslam Diniyle ilgili çok engelleri çıkarmaktadır.</p>
<p>Önde gelen önemli konulardan sayılan Anadilde eğitim yapmak Batı<br />
Trakya Türklerinin bölgesinde büyük bir sorun olarak yasaklama yönüne<br />
gedmektedir.</p>
<p>Ekonomik alanında yatırım yapma, çalışma iş görme, Hükümet<br />
dairelerinde, Siyasette Orduda görev alma büyük bir sorun olarak her<br />
bir bakımdan Türklere karşı her türlü engeller büyümektedir.</p>
<p>Balkan devletlerinde tarihimiz boyunca Türklere yönelik soykırım,<br />
katliam ve acı, çile, işkenceler yapılmasıyla asimilasyon ve baskı,<br />
saldırı kin düşmanlık politikaları sürekli olarak her Türk Dünyasına,<br />
bölgesine, yurduna yayılmaktadır.<br />
Ve kendi yurdundan, yerinden göçe zorlanarak soykırım, katliam<br />
uygulanmasıyla yok olarak, asimilasyon ve zorunlu göç politikaları<br />
Balkanlar&#8217;da olduğu gibi birçok Türk dünyasında günümüzde İran, Irak<br />
Kerkük, Suriye, Uygur Türkistan Türklerine uygulanmaktadır.<br />
Ve tüm<br />
Avrupa, dünya devletleri, insan Hakları, BM, Af Örgütleri uluslar<br />
arası hukuk hukuksal bir işlem alınmadan ceza verilmeden bu acı<br />
durumları görerek, ser ederek ses çıkamamaktadır.</p>
<p>Buda bunu gösteriyor<br />
Sorun Türkler olduğu için çifte standartlı ve art niyetli<br />
politikaların göz önüne serilmektedir.<br />
Uzun yıllardan, günümüze kadar<br />
yapılmamış ve yapılmakta olan acı soykırımları bizlere uygulayanlardan<br />
karşı kayıtsız şartsız kalmaları ile sesiz durarak kımıldamadan birde<br />
gelip İnsan Hakları, sevgiden, kardeşlikten, haktan eşitlikten söz<br />
ederek konuşmaktadırlar.</p>
<p>Artık biz Türkler olarak kendi yaramızı kendimiz sarmalıyız, kendi,<br />
acımıza, halımıza, yanmalıyız kaynaşmalıyız, bir olalım, birleşelim, Türk<br />
olduğumuzu tüm düşmanlara, dikta rejimlere, dünya devletlerine<br />
gösterelim.<br />
Biz, Bize dost oluruz, Kardeş oluruz ama yabancılardan, Türk<br />
olmayandan bizlere hiçte, dost, kardeş olamaz.</p>
<p>Kaynak:<br />
1-Balkanlar Tarihi 1912&#8242;den Günümüze<br />
2-Balkanlar Tarihi, 1912 Yılına Kadar<br />
3-Osmanlı Tarihi (1402-1451) Kuruluşu .<br />
4-Yıldırım Ağan oğlu, Osmanlı&#8217;dan Cumhuriyet&#8217;e Balkanlar&#8217;ın Makûs Talihi<br />
Göç, Kum Saati Yayınları, İstanbul, 2001<br />
5- Balkan Savaşları<br />
Ord.Prof. Dr. Bayur, Yusuf Hikmet<br />
Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş.<br />
İstanbul</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4369&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/balkanlarda-turk-kiyimi-sistematik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimliksiz ne çok insan var!</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/kimliksiz-ne-cok-insan-var/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/kimliksiz-ne-cok-insan-var/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 12:21:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4358</guid>
		<description><![CDATA[KİMLİKSİZLER Ortaokuldaydım yanımdaki arkadaşım evlerinde hiç namaz kılınmadığı için namaz kılan görmediğini söylediğinde şaşkınlığa düşmüştüm. “Senin anneannen yok mu?” diye sormuştum. Çünkü 19 Mayıs veya 29 Ekim beni Kuzey Koreli yapmamıştı Kurtuluş Savaşı’na katılan dedelerim ve ninelerimden kültürel kimliğim su içiyordu. Zengin sınıftan ve Avrupalı eğitim verilen okullardan arkadaşlarımdan ise yabancı dil bilmeyenlerle  alay edilmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KİMLİKSİZLER</p>
<p>Ortaokuldaydım yanımdaki arkadaşım evlerinde hiç namaz kılınmadığı için namaz kılan görmediğini söylediğinde şaşkınlığa düşmüştüm. “Senin anneannen yok mu?” diye sormuştum.</p>
<p>Çünkü 19 Mayıs veya 29 Ekim beni Kuzey Koreli yapmamıştı Kurtuluş Savaşı’na katılan dedelerim ve ninelerimden kültürel kimliğim su içiyordu.</p>
<p><span id="more-4358"></span></p>
<p>Zengin sınıftan ve Avrupalı eğitim verilen okullardan arkadaşlarımdan ise yabancı dil bilmeyenlerle  alay edilmesi veya hepsi Türk olan insanların sohbeti İngilizce yapmalarına şahit oldum. Dışişleriyle veya yurt dışında bazı anılarımda ise Türk gibi giyinmek veya kültürel örf ve adetini uygulamaktan utanan insanlar var.</p>
<p>Üniversitede solcular Rusya’ya veya Çin’e gitme hayali kuruyordu. Dünyanın en ideal yaşamı oradaydı. Sağcılar Türklüğün çıktığı yere dönmeyi hayal ediyordu. Demek ki bu topraklardan ve kültürel kimlikten nasiplenemediklerinden boşluğu herkes bir şeyle doldurmaya uğraşıyor diye düşündüm.</p>
<p>Kültür en genel anlamıyla, tarihsel ve toplumsal bir bağlamda etkinleşen insanın, yaşamı iyileştirmek ve insanlaştırmak amacıyla  özünü,toplumu ve doğayı değiştirmeye ve geliştirmeye dönük düşünce ve eylemlerinin tümüdür. Uzun bir tarihsel süreç içinde öncelikle bir yaşam tarzı olarak ortaya konan kültür, hem gelenekselleşerek sabitleşmiş bir düşünce ve davranış  biçimleri bütünüdür,hem de bir oluşumdur.</p>
<p>Kültürel miras üzerinden manipülasyon ve kimliksizleştirme sömürge tarihi kadar eskidir. Şimdi de küreselleşme güdümlemekte kültürel mirası. Bunu da “kimliksizler” eliyle yapmaktadır.</p>
<p>Sovyetik otoriter yapının kimliksizleştirdiği ve “evrensel kültür” diye uydurduğu manipülasyon, Çin’de kendi yöneticilerinin eliyle kültürel miraslarını yok ederek yapıldı. Buna itiraz eden aydınlar öldürüldü, sürüldü ve işkence uygulandı. Aileler parçalandı.</p>
<p>Kültürel kimliği olmayanın kişiliği de olmaz. Aileler ve eğitim sistemi milli kültürel mirastan koptu ve ideolojik politizasyonun esiri oldu. Türk demekten utanan, Türkçe konuşmayan ve hayali yabancı ülkelerde yaşamak olan  kuşaklar yetişti.</p>
<p> “Başka ülkelere bilgi kazanmak üzere akın eden gençlerimiz,ne yazık ki gittikleri ülkelerdeki madde üstünlüğüne takılıp topladıkları madde ve teknik bereketlerini kendi ülkelerine taşıyacakları yerde o tarihi fedakarlıkları unutarak milli zürriyetlerini,esiri oldukları ülkelere feda edip piçleşiyorlar. Bu , ayıp ve hem de çirkin..”* (Semiha Ayverdi- Ah Tuna Vah Tuna)</p>
<p>Kimliksizleşen kuşaklar karmakarışık kafaları ve eklektik bilgi depolarıyla koltuklar, kalemler edindiler.</p>
<p>“Bir fit bin büyüden yeğdir” derler. Her gün medya aracılığıyla, filmlerle  kafalara kazınmak istenen batıl kelam bütün şiddetiyle esen bir fırtına ve sömürge zihniyetinden başka bir şey değildir.</p>
<p>“Acaba Türk aydınını, örf , adet, iman ve kültür fakiri haline getirmek günahını kimlerin sırtına yüklemek gerekmektedir?” diye sorar Semiha Ayverdi. Tarih bilinci olmayan insanın aydınlığından ne olacak ki?</p>
<p>Milliyetçilik Batı devletlerinin buluş ve uygulamasıdır. Bu da Osmanlı imparatorluğunu parçalayarak yok etmiştir. Şimdi sadece Türk milliyetçisi olmak suç, gerisi teşvik dahilinde!</p>
<p>Avrupa devletlerinin ve milletlerinin hepsi sapına kadar milliyetçidir. Bakınız: Tarih!</p>
<p>Benim pasaportuma yine güvenilmez, ben Fransız yazarına söz vereyim, Balzac der ki:</p>
<p>“Millet, edebiyatı olan topluluktur! Edebiyatsız millet olmaz.” Edebiyatın temel malzemesi dildir.</p>
<p>Bizi kültür köklerimize bağlayan edebiyat ve dilimiz. Yahya Kemal’in dediği gibi ,“dilimiz anavatanımızdır”.</p>
<p>“Çanakkale Şehitleri” ve İstiklal marşımızın şairi Mehmet Akif  derin bir vatan ve millet sevgisiyle yazdı bunları. Milletine hiç utanmadan ihanet edenlere: “Bir kızarmaz çehre bulmuşsun ey cani bürün!” diye haykırır. Kendi milli değerlerinden cahil, Avrupa’nın iç yüzünden habersiz şaşırmışlar için de:</p>
<p>“Bir kızarmaz yüz, yaşarmaz göz bütün sermayesi!” diye hiddetle bağırır.</p>
<p>Vatanını ve milletini Akifcesine sevenler ebediyete yazılır!</p>
<p>İyi ki….</p>
<p>NEVVAL SEVİNDİ</p>
<p>2012</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4358&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/kimliksiz-ne-cok-insan-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NeoNazi eylem değil Nazi hortlaması</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/neonazi-eylem-degil-nazi-hortlamasi/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/neonazi-eylem-degil-nazi-hortlamasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 09:11:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4306</guid>
		<description><![CDATA[http://www.euractiv.com.tr/politika-000110/analyze/neo-nazi-eylemleri-derin-avrupa-ve-bizim-medya-022929]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.euractiv.com.tr/politika-000110/analyze/neo-nazi-eylemleri-derin-avrupa-ve-bizim-medya-022929">http://www.euractiv.com.tr/politika-000110/analyze/neo-nazi-eylemleri-derin-avrupa-ve-bizim-medya-022929</a></p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4306&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/neonazi-eylem-degil-nazi-hortlamasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Srebrenica soykırımı</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/srebrenica-soykirimi/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/srebrenica-soykirimi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2011 17:20:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4298</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.on5yirmi5.com/genc/haber.69496/4-ulke-8-gun-yollar-bize-memleket-3.html"><img class="alignleft size-medium wp-image-4299" title="217026" src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/wp-content/uploads/2011/12/217026-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a></p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4298&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/srebrenica-soykirimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bugün 10 Kasım</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/bugun-10-kasim/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/bugun-10-kasim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Nov 2011 13:23:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=4286</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk’ün 73. ölüm yıldönümü. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunu bir kez daha saygıyla ve sevgiyle anıyoruz. Türkiye, bugün dünyada ve bölgesinde güçlü ve saygın bir ülke durumunda ise bunu kuşkusuz öncelikle Atatürk’e borçluyuz. Çünkü Kurtuluş Savaşı’nın zorlu günlerinde gelecek parlak ve mutlu günlere bir tek o inandı. Ve sadece Mustafa Kemal’in ardından gidenler geleceğin Türkiye’sini kurdular. Bugünlerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk’ün 73. ölüm yıldönümü.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunu bir kez daha saygıyla ve sevgiyle anıyoruz.</p>
<p>Türkiye, bugün dünyada ve bölgesinde güçlü ve saygın bir ülke durumunda ise bunu kuşkusuz öncelikle Atatürk’e borçluyuz.</p>
<p><span id="more-4286"></span></p>
<p>Çünkü Kurtuluş Savaşı’nın zorlu günlerinde gelecek parlak ve mutlu günlere bir tek o inandı. Ve sadece Mustafa Kemal’in ardından gidenler geleceğin Türkiye’sini kurdular.</p>
<p>Bugünlerde okumayanlar varsa Halide Edip’in ünlü kitabı “Türk’ün Ateşle İmtihanı”nı okumalarını herkese şiddetle tavsiye edebilirim.</p>
<p>Çünkü ne yazık ki günümüzde, Atatürk’ü ve onun tam olarak neler yaptığını bilmeden, günün modasına uyarak ona saldırmayı marifet sayanlar var.    </p>
<p>Gerçi Mustafa Kemal’e saldırmak yeni bir şey değildir.</p>
<p>Kurtuluş Savaşı’nın en zorlu günlerinde de Meclis’te çok sayıda Mustafa Kemal karşıtı vardı.</p>
<p>Padişah’ı savunanlar Mustafa Kemal’e karşıydı.</p>
<p>Halife’yi savunanlar Mustafa Kemal’e karşıydı.</p>
<p>Eski İttihatçılar Mustafa Kemal’e karşıydı.</p>
<p>İngilizler Mustafa Kemal’e karşıydı.</p>
<p>Fransızlar karşıydı, İtalyanlar karşıydı.</p>
<p>Yunanlılar zaten Türkleri ve Mustafa Kemal’i tümüyle yok etmek için Anadolu’yu işgal etmişlerdi.</p>
<p>Amerikan mandasını savunanlar Mustafa Kemal’e karşıydı.</p>
<p>Yani bugün olduğu gibi geçmişte de düşmanı çok, dostu azdı.</p>
<p>Çevresinde yalnızca ona güvenen bir avuç subay ve eski arkadaşı vardı.</p>
<p>Ama o milletin gücüne ve kendisini destekleyeceğine inanıyordu.</p>
<p>Geleceğe dair hayalleri vardı.</p>
<p>Falih Rıfkı Atay eşsiz  eseri “Çankaya” kitabında, Mustafa Kemal’in en büyük hayalinin, “Kurduğu genç Türkiye Cumhuriyeti’nin diğer milletlerle beraber dünya sahnesinde eşit şartlarda saygın bir yer alması” olduğunu anlatır.</p>
<p>Atatürk bu düşünü gerçekleştirdi ve işte onun için bugün Türkiye dünyada ve bölgesinde saygın ve örnek alınan bir ülke.</p>
<p>Bugün Arap baharını ve diktatörlerin düşüşünü izlerken Araplar ve Batı dünyası Türkiye’yi Müslüman dünyaya örnek “Model ülke” olarak kabul ediyor.</p>
<p>Günümüzde bir çok araştırmacı  “Türkiye nasıl model ülke oldu?” sorusunun yanıtını arıyor.</p>
<p>Tarihe önyargısız ve ideolojik takıntılardan uzak bakanlar bunun nedenini dönüp dönüp Atatürk’te ve onun “çağdaşlaşma ve modernleşme” vizyonunda buluyor.</p>
<p>Atatürk Yeni Türkiye’de “Padişah mülkünden” bağımsız bir vatan, Padişah kullarından “eşit hakkı olan vatandaşlar” yarattı.</p>
<p>Bu zorlu bir mücadeleydi, hiç kolay değildi ve gerçekten “vatandaş” olmak meselesi bugün de hala tüm boyutlarıyla önümüzde duruyor.</p>
<p>Ama unutmayın Atatürk’ün “Köylü milletin efendisidir” diye ifade ettiği vizyon, köylüyü emek sahibi olarak ülkede yükseltmek ve kalkındırmak içindi.</p>
<p>Ziraat Bankası gibi kuruluşlarla ekonomik kalkınmanın temellerini de elinden geldiğince atmaya çalıştı Atatürk.</p>
<p>Burada Atatürk’ün yaptığı devrimleri ve bunların bugünkü Türkiye’ye katkısını tek tek ele almaya kalksak, buna ne zaman ne de program yeter.</p>
<p>Zaten Türkiye 73 yıldır bunu tartışıyor.</p>
<p>Ama bazı ana noktaları vurgulamakta yarar var:</p>
<p>-Türkiye Cumhuriyeti bugün 100. yılında dünyanın ilk 10 ülkesi arasında girmeyi kendine hedef olarak görüyorsa, bu atılımı Atatürk’e borçluyuz.</p>
<p>-Onun için bu konuda Atatürk’e bugün yapılan siyasi hücumlar sadece kendi geçmişine saygısızlık değil, aynı zamanda bilgisizliği ve derin bir cehaleti gösteriyor.</p>
<p>-Mustafa Kemal Kurtuluş savaşı gibi çok yönlü ve uluslararası bir mücadeleyi, aynı zamanda  o günün şartlarında ileri bir parlamenter zeminde, Meclis kurarak ve Meclis’i çalıştırarak yürütmeyi başarmış ender bir liderdir.</p>
<p>-Mustafa Kemal arkasında dünyada başka bazı liderlerin yaptığı gibi donuk ve katı bir ideoloji bırakmamıştır.</p>
<p>-Atatürk bütün hareketleri ve atılımlarında sonuna kadar halka güvenmeyi, bilime ve akla güvenmeyi öğütlemiştir. Çoğulculuk ve demokratik cumhuriyetçilik her zaman ana prensibi olmuştur. Bunun dışında bir Kemalizm yoktur.</p>
<p>-Atatürk’ün ilkeleri arasında ‘tek parti rejimi’ yoktur.</p>
<p>-Atatürk’ün ilkeleri arasında askerin ve ordunun siyasete karışması yoktur. Bütün hayatı boyunca buna karşı çıkmıştır.  </p>
<p>-Laiklik Atatürk’ün koyu din bağnazlığı ortamından, ülkesini aydınlık ve gerçekçi bir devlet idaresine taşıma çabasıdır.</p>
<p>-Bugün Başbakanımız Sayın Tayyip Erdoğan “Mısır, Tunus ve tüm Arap ülkelerine” “Laik modeli” almalarını tavsiye ediyorsa, bu kuşkusuz Atatürk’ün mirasının Arap baharına  taşınması hareketidir. Tüm Türkiye bundan gurur duymaktadır ve duyacaktır.</p>
<p>-Bugün çok partili bir parlamenter rejimi, çeşitli askeri darbelere rağmen hala başarıyla sürdürüyorsak, bunun temelinde de Atatürk’ün Meclis’in duvarına daha ilk günden yazdığı “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” ilkesi vardır.</p>
<p>-Egemenlik milletindir ve Mustafa Kemal’in bu ilkesi hala geçerlidir.</p>
<p>Kimse kendini onun üstüne koymaya cesaret edememiştir ve edemeyecektir.</p>
<p>-20. Yüzyılda dünyada Atatürk kadar çağını aşan ve ülkesini ileri taşıyan bir lider yoktur.</p>
<p>-Bugün “İleri demokrasi” sözlerini dile getiriyorsak bu Atatürk sayesindedir.</p>
<p>-Bu yüzden özellikle genç kuşaklara Atatürk’ü çok daha iyi anlatmak ve tanıtmak gerekir.</p>
<p>-Ben ayrıca bir kadın olarak Atütürk’ün Türkiyesi’nde dünyaya gelmenin nasıl bir şans olduğunu geçen seneler içinde çok daha iyi anladım.</p>
<p>-Bu yüzden bu 10 kasım’da Atatürk’ü  büyük bir sevgiyle anıyorum ve onun Türkiyesi’nde doğmuş olmaktan gurur duyuyorum.</p>
<p>-<a href="http://www.hakimiyetimilliye.org/index.php/hm-yazarlari/1080718-bir-entelektuel-olarak-ataturk-nilgun-cerrahoglu.html">http://www.hakimiyetimilliye.org/index.php/hm-yazarlari/1080718-bir-entelektuel-olarak-ataturk-nilgun-cerrahoglu.html</a></p>
<h1>Bir Entelektüel Olarak Atatürk &#8211; Nilgün CERRAHOĞLU</h1>
<div>12/11/2011 12:06:00 Cumhuriyet</div>
<div>bu yazının 2.si de yayınlandı mutlaka okuyun derim.</div>
<div><a href="http://www.aksam.com.tr/asla-tanrilastirilmak-istemedi--78535h.html">http://www.aksam.com.tr/asla-tanrilastirilmak-istemedi&#8211;78535h.html</a></div>
<div>PROF.DR.TALAT HALMAN SÖYLEŞİSİ</div>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=4286&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/bugun-10-kasim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Batı&#8217;da bir köy</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/batida-bir-koy/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/batida-bir-koy/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Jul 2010 12:59:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?p=3597</guid>
		<description><![CDATA[Doğu&#8217;ya yatırım yapılmadı,o yüzden terör var diyenler hiç Ege köylerinin durumuna değinmezler. Ege&#8217;deki yoksulluk,göç,eğitim sorunları açılmaz. İşte, Manisa&#8217;nın Selendi ilçesine bağlı Kazıklı köyü 60 yıl sonra elektriğe kavuşmuş! Ne elektronik eşya biliyorlar, ne cep telefonu &#8230;. Türkiye&#8217;nin sorunlarını bir bütün olarak görmeyen ve göstermeyenler yalanı ideoloji haline getirenlerdir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğu&#8217;ya yatırım yapılmadı,o yüzden terör var diyenler hiç</p>
<p>Ege köylerinin durumuna değinmezler.</p>
<p>Ege&#8217;deki yoksulluk,göç,eğitim sorunları açılmaz.</p>
<p>İşte, Manisa&#8217;nın Selendi ilçesine bağlı Kazıklı köyü 60 yıl sonra elektriğe kavuşmuş!</p>
<p>Ne elektronik eşya biliyorlar, ne cep telefonu &#8230;.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin sorunlarını bir bütün olarak görmeyen</p>
<p>ve göstermeyenler yalanı ideoloji haline getirenlerdir.</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=3597&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/batida-bir-koy/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ey Vatanım Güzel Kırım</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/ey-vatanim-guzel-kirim/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/ey-vatanim-guzel-kirim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nevval Sevindi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[66]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Yıl 1944… 18 Mayıs gecesi saatler 23.00’ı vururken Kırım Tatarlarının evlerinin kapısı da vuruluyordu. Uyku şaşkını açılan kapılardan içeri silahlı askerler giriyordu. Evdekilere sadece on dakika veya onbeş dakika veriliyordu. Emir büyük yerdendi; Stalin emretmişti. &#8221; www.gazeteport.com<span id="more-2693"></span></p>
<p>İlgili Haberler Ey vatanım&#8230; Güzel Kırım&#8230; NEVVAL SEVİNDİ &#8211; Bütün Kırım Türkleri evlerinden atılacak, topraklarından sürülecekti. Beş yaşında bir kızın eli bebeğine gitti, asker dipçikle vurdu kırdı bileğini. O gün 12 yaşındaydı. Bugün 72 yaşında o günü anlatan Kırımlı, ağlıyor çaresizlikten. Bir kadının çocuğu yuvada kalmış, almasına izin yok. İkinci Dünya Savaşı sonunda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB) Devlet Başkanı Stalin, iki saat içerisinde, evlerinden hiçbir eşyayı almaksızın, bulundukları köyün &#8211; kasabanın &#8211; şehrin meydanında toplanmalarını istiyordu. Evini terk etmek istemeyenler zorla götürüldü. Direnenler, dipçik darbeleriyle hemen oracıkta öldürüldü. Hayvan taşıyan vagonlara doldurulan Kırım Türklerinin 57 bini 5 yaş altı çocuk, 68 bini ise 60 yaş üstü yaşlılardı. Hiç hava almadan bir ay vagonlardan indirilmediler. Orada çocuklar doğdu, çocukların üstlerini örtecek tek bir mendil bile olmadığından herkes elbisesinden bir parça kesti verdi. O yamalı kundağa sarıldılar. Orada 13 kardeşten 11’i öldü, çocuk cesetleri vagonlardan atıldı, çünkü ölüleri gömmeye izin yoktu. Tren Özbekistan’a gidiyordu. Durmuyordu. Kabartay, Sibirya, Kırgızistan, Kazakistan’a gidiyordu, durmadan&#8230; Tuzlu balık yedirilen insanlara su verilmiyordu, çoğu da susuzluktan öldü. Açlıktan öldü. Tren gıcırtısı cenaze marşıydı kulaklarda, dinmeyen. Nereye gittiği bilinmeyen. Mayıs’ın 18’inde Kırım’daydım. Kırım Türklerine yapılan soykırımın 65.yılı nedeniyle. İstanbul Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin davetlisiydim. Başkan Celal İçten, TRT’den Zafer Karatay ile birlikte Türkiye’nin her yerinden gelen Kırım Türkleri derneklerini temsil ediyordu. 35 dernek temsilciydi. 1989’da perestroyka politikasıyla birlikte Tatarlar ülkelerine kaçak veya resmi dönmeye başladılar. Beklenen izin ,1990 yılının Temmuz ayında çıktı. Kırım Türklerinden bir grup, 2-3 ay süren çileli yolculuktan sonra ata yurduna döndü. Sürgünden dönenlerin sayısı 260.000 civarında. Daha bir o kadarı dönüş izni bekliyor, imkân arıyor. KIRIM&#8217;DA MATEM GÜNÜ 18 Mayıs günü Kırım Özerk Cumhuriyeti başkenti Simferopol (Akmescit)’deydi herkes. Tüm dünyaya dağılmış Kırım Türkleri ilk kez gelmişti vatanlarına. Kırım genel matemi 18 Mayıs’ta Lenin heykelinin bulunduğu merkez meydana kadar yürüyüşle başladı. “Bütün Dünya Kırım Tatar Kongresi”nin ilki gerçekleşti Akmescit’te. 16 ülkeden gelmiş Kırım Tatarları tarihi Han sarayda toplandılar. Davulların sesine heyecanla çarpan kalpler eşlik etti. Kırım halk kahramanı ve bugün Kırım Tatar Milli Meclis başkanı Mustafa A. Kırımoğlu misafirlerle 800 kişinin geldiğini söyledi. Bu konuda yıllardır çalışan Kırımoğlu, soykırımı Batıya kısmen anlatabildiklerinin altını çiziyor. Türkiye dışındaki Müslüman ülkelerin hiç bilmediğini , yeni yeni öğrenmeye başladıklarını anlatıyor hüzünle. Sürgüne gönderilenlerin çoğu hayatta değil, şimdi çocukları da 50-60 yaşına gelmişler. Üçüncü kuşak dillerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. &#8220;Sürgünün amacı özvarlığımızı, kültürümüzü yok etmekti&#8221; diyor Mustafa Kırımoğlu.1956’a kadar dillerini konuşmak, kültürlerini yaşamak yasaktı bu halka. Stalin öldükten sonra nefes almalarına izin çıktı. Kültür eserleri yok edilmişti. Elyazmaları ve yazılı belgeler yakılmıştı. Mezarlıklar yok edilmişti. 50 yıl anadilde okul yasaktı. Bugün çocukların sadece onda biri Tatarca öğreniyor. Çoğu mecburen Rus okullarına gidiyor. DOLANDIM KIRIM’IN DAĞINI TAŞINI/KAYGI, HASRET SARMIŞ GARİP BAŞIMI &#8220;Birlik beraberlik pazardan alınan bir şey değildir. Ancak birlikte yapabiliriz. Halkımız bölündü bize birlik gerek&#8221; diyor mikrofondaki ses. Bir pankart uzanmış göğe: &#8220;Evlatlarınıza vatan sevgisi aşılayın.” Mavi Kırım Tatar Milli bayrağı dalgalanıyor her yerde. Binlerce insanın geldiği miting meydanında mavi bayraklar arasında bir tane kırmızı-siyah büyük bir bayrak var. &#8220;Bu ne?&#8221; diye sordum. Ukrayna milliyetçilerinin bayrağıymış ,&#8221;Biz de buradayız” demek için gelmişler! Binlerce soykırıma uğramış Tatar Türkü arasında özgürce bayraklarını sallıyorlar. Kırım Tatarcası dünyada kaybolma tehlikesi altındaki dillerden diyor bir kadın yanımda. Kırım Tatarı babası Romanya’da doğmuş, halası Romanya’da kalmış, babası Türkiye’ye yerleşmiş, oğlu ve torunu Türkiye doğumlu Fikri Bey&#8217;in. Kanada’da, ABD’de, Almanya’da akrabaları var. Bir avuç leblebi gibi dağılıp gidivermiş aileler. Eski Tatar mahallelerine gidiyorum. Evler duruyor. Mahallede ve evlerde Tatar yok! Hepsi Rus veya Ukraynalı artık. Baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatar Milli Meclisi kaç kez bombalanmış kaç kez saldırıya uğramış! Bugün Kırım Türklerinin soykırımına kulak tıkayan dünyada bir tek Romanya parlamentosu 1944 soykırımını tanıyan yasa çıkarmış. Köstence’de yaşayan Tatarlar &#8216;Tatar Medeniyet Enstitüsü&#8217; kurulsun diye yasa da çıkarmışlar. Sürülen Kırım Tatarları’na ne evleri, ne toprakları geri veriliyor. Yoksulluk içinde yaşayan bu insanlar buldukları topraklara bayrakları dikip burası bizim diyorlar. Gecekondularını dikiyorlar. Buna da &#8216;Basıp alma topraklar&#8217; deniyor. Buralarda dört beş yıldır elektrik, su, gaz ve hiçbir altyapı olmadan yaşıyor aileler. İçler acısı bir ölüm kalım savaşı…. İz kalmasın diye köyleri bile yakan Ruslar Sivastopol&#8217;de ki müzede yapılmış panoramada Kırım savaşı’nın asli unsuru olan Osmanlı askerleri bile silinmiş! Yoklar! Mağlup Ruslar ise galip gibi savaşı anlatıyor! Tarih dünyada böyle yazılıyor. Biz seyirciyiz zaten. Kırım Tatar Türklerinin soykırımı çok uzun bir hikaye. Dinledikçe ağladığınız, ağladıkça şaşırdığınız ve insanlığınızdan utandığınız bir hikaye. KIRIM HAKKINDA BİLGİ&#8230; Ukrayna Cumhuriyetine bağlı, 30.000 kilometrekarelik alana sahip Kırım Muhtar Cumhuriyeti&#8217;nde 2.600.000 insan yaşıyor. Etnik dağılım şöyle: Ruslar % 67, Ukraynalılar % 22, Kırım Türkleri % 10 orana sahip. Yarımadada 30 bin Yahudi, 5 bin Ermeni, 2 bin 500 Alman, bin 500 Bulgar, 800 Karaim (Yahudi dinine mensup Türk) ve 500 Kırımçak (İsrail Yahudi&#8217;si) yaşıyor. PORTRELER SAFİYE NEZETLİ (1918-2002) Kırım davasının bir neferi olan Safiye hanım İstanbul Kırım Türkleri Derneğinin de harcında var. Zengin ve asil bir aileden olan Safiye hanımın babası şehit edilmiş. Kendisi de uzun,renkli bir hayat yaşamış. 6-7 dil bilen ,çok entelektüel bir hanımefendi Safiye hanım. 1920&#8242;de Bolşevikler yüksek Mirza olan babasını öldürmüş.Aistokrat diye&#8230;.Tam bir sivil toplumcu olan Safiye hanım 2.dünya savaşında Almanya&#8217;da götürüldüğü kamplarda bir Türkle tanışıp Brezilya ya bile gidiyor.Büyük macera sonunda vatanı Kırım&#8217;a dönerek ve 1.5 yıl sonra ölüp toprağına gömülmesiyle bitiyor. Bir abide kadın. Lütfü Osman: 2.Dünya savaşı sırasınd aköylerini partizanlara yardım ediyorsunuz diye Almanlar yakıyor. Sonra ALmanlara yardım ettiniz diye Ruslar Kırım&#8217;dan sürüyor onları. şu anda Kırım el sanatları öğrettiği bir merkezi var Bahçesaray&#8217;da. Kıırm davasının sessiz bekçisi mektup: İyi günler, Hayırlı Cumalar Nevval Hanım. Dün Kırım Tatarlaraı hakkındaki yazınızı okudum. Bittim&#8230; Ah, Ah&#8230; Ne zulumler görmüş insanlar. Kırım: Soy &#8220;kırım&#8221; milleti kırmak&#8230; Ezelden isimlerine takılmış sanki bu akibet&#8230;O dönemde ölen binlerce masum insanlar inşallah şehiddir. biz öyle inanıyoruz. Şehidlerin yeri ise cenneti aladır. Rabbim bu dünyadakie evlatlarına nesillerine gün yüzü göstersin. Yüzlerini güldürsün. Bizlere de ders çıkarmayı nasip etsin. Vatan sevgisini toprak sevgisini, milli manevi kültürü evlatlarımıza aktarmanın ne kadar zaruret ve ihtiyaç görev ve sorumluluk olduğunu vicdanlara duyursun Rabbim. Bu hususta millet olarak çok lakaytız. Sözde vatan sevgisi var millet sevgisi var, kahramanlık hisleri var ama bunlar çok sığ ve içi boş. Farkında olmadan kendimizi başka kültürlerin kucağında bulmuşuz. Ziya Paşa&#8217;nın enfes ifadesiyle &#8220;Yaktı nice canlar o nezaketli tebessüm. Şirin dahi kasdetmesi cana gülerektir.&#8221; Evet hep o nezaketli tebessüme kandık&#8230; Fatih</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2693&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/ey-vatanim-guzel-kirim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cengiz Aytmatov</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov -0001 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[66]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük yıkılışların ortasında yaşamış ve halkının, insanlığın ruhunu yazmış büyük bir yazarı kaybettik. Issık Göl&#8217;de gezen ruhu şad olsun.</p>
<p>rahmetli AYtmatov&#8217;la sayısız kez birlikte olmaktan,onun ağzından 1940&#8242;lı yıllarda postacılık yaptığını,at sırtında aldığı yolda korktğunu dinledim. Onunla birlikte Issık Göl&#8217;de ve Kırgızistan&#8217;da birlikte oldum.Avrasya coğrafyasında Ruslar dahil herkesin Aytmatov&#8217;a nasıl hayranlık beslediğini,onun kitaplarıyla büyüdüklerini sevinçle söylediğine tanıklık ettim. Büyük yazar kendi kültürünün ve ülkesinin ruhunu aktaran,arayan,yazan yazardır.</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2692&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dr. Osman Nuri ARAS</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov -0001 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[66]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hocalı Katliamı’nın 16. Yılında Dağlık Karabağ Sorunu Azerbaycan, Ermenistan ve İran arasında yerleşen Dağlık (Yukarı) Karabağ; Kafkaslarda önemli bir geçit noktasında bulunmaktadır.</p>
<p>Dağlık Karabağ Sorunu’nun Tarihi Geçmişi Dağlık Karabağ, jeopolitik ve jeostratejik öneme sahip coğrafi konumu dolayısıyla bölgedeki güçlerin, ele geçirmek için tarihin hemen her devrinde sürekli mücadele verdiği, savaşlar yaptığı bir bölge olmuştur. Tarihi süreçte elde edilmesi veya elde tutulması uğruna savaşların yaşandığı Dağlık Karabağ’da verilen mücadele, 19. yüzyılda Ermeni nüfusunun bölgeye yerleştirilmesi şekline dönüşmüştür. Rusya’nın Kafkasya’da izlediği politikanın bir parçası olarak 19. yüzyıl başlarından itibaren bölgeye, hem İran hem de Anadolu’dan getirilen Ermeniler yerleştirilmiştir. Rusya’nın bölgeye ilişkin uyguladığı politika sonucunda bölgede Ermeni nüfusu artmıştır. Ermenilerin nüfus yoğunluğunun artmasıyla birlikte bölgedeki nüfus dengesi de değişmiştir. Bir yandan nüfus yoğunluğu lehlerine dönen, diğer yandan Rusların desteğini arkasına alan Ermeniler adım adım bölgeye hâkim olmaya ve Dağlık Karabağ toprakları üzerinde hak iddia etmeye başlamıştır. Ermeniler, Dağlık Karabağ’da mutlak hâkimiyeti elde etmek amacıyla 1830’lardan itibaren Türk yerleşim alanlarına karşı çeşitli saldırılarda bulunmaya başlamıştır. Göçlerle kademeli olarak Ermeni nüfusu artırılan Dağlık Karabağ, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) döneminde &#8220;özerk bölge&#8221; statüsüne kavuşturulmuştur. 1918 yılında kurulan Ermenistan, Dağlık Karabağ’ı da topraklarına katmak ve böylece “Büyük Ermenistan” hayallerine ulaşma adına bir adım daha atmak amacıyla, SSCB döneminde de mücadelesine devam etmiştir. Öte yandan 19. yüzyılda Ermeni nüfusunun Karabağ’a yerleştirilmesi şekline dönüşen mücadele, 20. yüzyılın başlarından itibaren bölgede yaşayan Azerbaycan Türklerinin anavatanlarından sürgün edilmesi şeklinde yeni bir boyut da kazanmıştır. Karabağ Savaşı, Hocalı Katliamı Her iki ülkenin henüz Sovyet ittifakında yer aldığı dönemde Ermenistan, Azerbaycan’a askeri müdahalede bulunmuştur. SSCB’nin dağılma sürecine girdiği 80’li yıllarda ise Ermenistan’ın bölgedeki hak iddiası yeni bir ivme kazanmıştır. Ermenilerin 1988’de Karabağ’ı Ermenistan’a bağlamak üzere başlayan müdahalesi 1992’de Ermenistan ve Azerbaycan arasında genel savaşa dönüşmüştür. Sürgünler ve savaş sürecinde hile, baskı ve Rus desteğinden yararlanarak Karabağ’da yaşayan Türk halkını soykırıma tabi tutan Ermeniler, planlarını gerçekleştirme, emellerine varma adına bölgede birçok katliam yapmıştır. Savaşta Ermeniler tarafından bölgede işlenen en acımasız uluslararası suçlardan biri, 16 yıl önce bugün (25-26 Şubat 1992 gecesi) Hocalı şehrinde gerçekleştirilen katliamdır. Hocalı katliamında Ermenistan silahlı güçleri, Rus birliklerinin yardımıyla Hocalı’ya saldırarak şehri terk edememiş suçsuz ve silahsız masum insanları acımasız şekilde katletmiştir. O gece esir alınan sivil halkın çeşitli işkencelerle öldürüldüğü, bölgede daha sonra yapılan tetkikatlardan anlaşılmıştır. Canlı şahitlerin ifadeleri ve basın organlarında yayımlanan film ve resimlerde görünen insanlık dışı cinayetler, Ermenilerin soykırım amacıyla bu operasyonu gerçekleştirdiğini göstermektedir. Savaşın Faturası Ermenilerin gerçekleştirdiği katliamlarla, işkencelerle, birçok insan hakkını ihlallerle dolu Karabağ Savaşı’na, 12 Mayıs 1994’te Azerbaycan ve Ermenistan arasında yapılan bir ateşkesle virgül konuldu. Ancak, 1988 yılında başlayan savaş sonucunda, Rusya’nın aktif desteği ve katılımı ile Azerbaycan topraklarının beşte biri Ermenistan tarafından işgal edilmiştir. İşgal edilen topraklar Dağlık Karabağ ve çevresindeki şehirlerden oluşmaktadır. Savaşta, 20 bin insan ölmüş, 50 bin insan yaralanmış, 5 binden fazla insan esir düşmüş ve bir milyon insan da anavatanlarından sürgün edilmiş ya da göç etmek mecburiyetinde kalmıştır. İşgalden Günümüze Sorunun Etkileri İmzalanan ateşkesten sonra sorunu diplomatik yollarla ve barışçıl bir ortamda çözmeye çalışan Azerbaycan’ın ve problemin doğrudan taraflarından olan Ermenistan’ın yanı sıra bölge ülkeleri ve uluslararası etkinliğe sahip olan önemli ülkelerin problemin çözümünde müdahil oldukları görülmektedir. Ancak, işgalden günümüze geçen süre içerisinde devamlı gündemde olmakla birlikte, Karabağ sorunu siyasi ve ekonomik nedenlerden dolayı henüz çözüme kavuşturulamamıştır. AGİK Minsk Grubu, Rusya, ABD ve Türkiye bu bölge için yeni bir barış planı yapmışlarsa da sorunla ilgili kesin bir anlaşmaya varılamamıştır. Karabağ’ın işgalinin, hem Karabağ’ın ekonomik yapısına, hem Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından serbest piyasa şartlarına göre yeniden yapılanma sürecinde olan Azerbaycan ve Ermenistan’a, hem de bölgenin işgali nedeniyle Ermenistan ile sınırını kapayan Türkiye’ye ekonomik açıdan etkisi olmuştur. Ermenistan bağımsızlığını kazandığı günden itibaren, Kafkasya’daki bölgesel istikrarsızlığın bir parçası olmuştur. Rusya’nın askeri imkânlarından önemli derecede faydalanan Ermenistan, sadece bölge ülkeleri için değil, bütün Doğu-Batı küresel ilişkileri için tehlike kaynağı olmaya devam etmektedir. Dağlık Karabağ Savaşı’nın ve savaş sonrası işgalin bölgeye birçok etkisi olmuştur. Savaş sona ermekle birlikte işgal sürecinin birçok olumsuz yansıması bulunmaktadır. Savaş ve işgalin siyasi, hukuki, insan hakları ve ekonomik boyutları bölgeye tesir eden temel faktörlerdir. Bölgede siyasi istikrarın en büyük tehdidi olan bu anlaşmazlık beraberinde birçok insan hakları ihlalini getirmiştir. Söz konusu hak ihlalleri arasında şunlar yer almaktadır: Yaşam hakkı ihlali, işkence, sivil halkın haklarının ihlali, yaralı ve hasta insanların haklarının ihlali ve esir haklarının ihlali. İki ülke arasında ateşkesin imzalanmasının üzerinden ondört yıl geçmesine rağmen Ermenistan, Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sinin işgalini yasadışı olarak hala sürdürmekte ve savaş dolayısıyla vatanlarından sürgün edilmiş yaklaşık bir milyon sivil halk, Azerbaycan geneline dağılmış geçici mülteci kamplarında yaşamaya devam etmektedir. Azerbaycan yönetiminin özveriyle yürüttüğü bazı sosyo-ekonomik kalkınma programlarına rağmen, ülkede mülteci durumuna düşmüş bir milyondan fazla insan halen birçok haktan mahrum olarak yaşamaktadır. Uluslararası hukuk açısından bakıldığında ise Ermenilerce birçok sözleşme ve protokolün ihlal edildiğini görmek mümkündür. Dağlık Karabağ sorunu ve sorunun çözüme kavuşturulmaması, ekonomik açıdan başta savaşa taraf ülkeler olmak üzere, bölge ülkelerini ve bölge ile işbirliği yapan birçok ülkeyi olumsuz şekilde etkilemektedir. Sorunun varlığı, aynı zamanda ülkelerinin bölgesel ve uluslararası ekonomik entegrasyonunu da engellemektedir. Kısaca Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını işgali, Güney Kafkasya’da ekonomik gelişmenin, bölgesel ve uluslararası ekonomik işbirliğinin ve siyasi istikrarın önündeki en önemli engel olmuştur. Karabağ’ın işgali, genel olarak değerlendirildiğinde; yeniden yapılanma, dünya piyasaları ile entegre olma, yabancı yatırımları ülkeye çekme gibi ekonomik hedefler bakımından Ermenistan için de iyi bir netice vermemiştir. Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını işgali devam ettiği, dolayısıyla sınırları kapalı kaldığı sürece ekonomik açıdan söz konusu hedeflerine ulaşması imkânsız gözükmektedir. Mevcut durum, aynı zamanda Ermenistan’da karaborsa ve kaçakçılık temelli bir ekonomi ve mafya ağı kuran ticaret baronları denilen bir zümrenin oluşmasına da yol açmıştır. Öte yandan Bakü-Ceyhan petrol boru hattı, Bakü-Erzurum doğal gaz boru hattı ve Bakü-Kars demiryolu projelerinin Tiflis geçişli belirlenmesi ile Ermenistan, bölgedeki uluslararası öneme sahip projelerden de dışlanmıştır. Sorunun Çözüm Yolu ve Çözümün Muhtemel Etkileri Batı, doğu ve güney istikametindeki uluslararası öneme sahip yolların kavşağında yerleşen ve üç deniz arasında stratejik bir öneme sahip olan Kafkas-Hazar bölgesi bu özelliklerinin yanı sıra önemli petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip olması nedeniyle, geçmişte olduğu gibi, çağdaş dünyanın da güçlü devletlerinin çatışma merkezlerinden biridir. Bölgeyi önemli ve vazgeçilmez yapan unsurlar öncelikle; jeopolitik konumu ve önemi, sahip olduğu enerji kaynakları ve yeraltı zenginlikleri, tarihî, çok kültürlülüğü, etnik ve dil çeşitliliğidir. Hazar Havzası ve Orta Asya’nın kavşak noktasında olan Azerbaycan ise, konumu itibariyle bölgedeki en önemli ülkedir. Bölgedeki çatışma noktalarından en önemlisi ise Karabağ’dır. Karabağ sorunu başta olmak üzere bölgedeki problemlerin temelinde, bölgenin stratejik öneme sahip zengin petrol ve doğal gaz rezervleri ve söz konusu enerji rezervlerinin dünya piyasalarına ihracı ile ilgili güzergâhların tespiti de yer almaktadır. Elbette sorun, bünyesinde Rusya’nın bölgede varlığını ve etkinliğini devam ettirme mücadelesini de kapsamaktadır. Ermenistan, komşu ülkelerin topraklarını işgal ve bölgede etnik sorunları alevlendiren bir tutum ile yeni toprak iddialarında bulunduğu sürece, ne kendi ekonomik ve sosyal sorunlarını çözebilecek ne de bölge istikrarının sağlanmasına yardımcı olabilecektir. TASAM</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2691&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muz Cumhuriyeti ve Marco vakası</title>
		<link>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/</link>
		<comments>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov -0001 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator></dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[63]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Tatil için geldiği Türkiye&#8217;de, 13 yaşındaki bir İngiliz kıza cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla yargılanan 17 yaşındaki Alman M.W.&#8217;nun cuma günü tutuksuz yargılanmasına karar verildikten sonra ülkesine dönmesi, Almanya&#8217;da bayram havası estirdi. &#8221; Doğru, İngiliz ailenin tecavüz şikayeti üzerine yakalanan Marco Almanya&#8217;da şenlikle karşılandı! İngiliz kızın ailesi de karara tepkili elbette. Ancak SPD milletvekili Vural Öğer &#8220;Türkiye muz Cumhuriyeti değildir&#8221; demiş. Çok garip bir yorum.Yine de bu yorum üzerinden Almanya bir muz cumhuriyetidir diyebiliriz. Neden mi? Almanya yeni bir yasa çıkarmaya hazırlanıyor.O yasada Marco (onlar büyük ihtimal Türk çocukları olacak) girdiği hapisten yıllarca kurtulmayacak da ondan.İşte yasa:</p>
<p>Almanya&#8217;da &#8220;gençleri korumak&#8221; kapsamında düzenlenen bir yasa, tartışmaları beraberinde getirince son dakikada geri çekildi. Alman yetkililerin &#8220;Pazartesi yürürlüğe girecek&#8221; demesinin ardından muhalefet partileri, AB ve İngiliz basınının tepkileri üzerine geri çekilen yasa şu çılgın teklifleri içeriyordu: * 14-17 yaş arasında bir çift, sokakta öpüşürse, yakınlaşırsa para cezasına çarptırılacak. * Suçun tekrarında hapis cezası öngörülecek. * Ebeveynler çocuklarını banyo yaparken ya da havuzda fotoğraflarını çıplak olarak çekip internete verirse, çocuk pornografisini yaymaktan ceza alacak. KIZIN EVİNE GİDEN HAPSE GİRER * 18 yaşın altındaki gençlerin aşkını, beyazperdeye yansıtan yönetmenler üç ay hapis cezası alacak. * Genç çift sinemada öpüşürse, &#8220;Sinema bileti alıp suça hazırlık yapan&#8221; erkek hapis cezası alacak. * Doğum günü partisi sonrası erkek çocuğun kız arkadaşını evde ziyaret etmesi de kendisine cezaevinin yolu gösteriyor. İşte çelişkiler ülkesi Almanya ve muz cumhuriyeti arayan Öğer&#8217;e hedef olacak yasa&#8230;.. Öte yandan Marco&#8217;nun Noel Babası Öğer ne demişti:M.W.&#8217;nun 8 aydır tutuklu yargılanması nedeniyle birçok olumsuz eleştiri alan Türkiye&#8217;ye destek, Öger Turizm&#8217;in sahibi ve Alman Sosyal Demokrat Partisi&#8217;nin (SPD) milletvekili Vural Öger&#8217;den geldi. Öger, Alman Berliner Morgenpost gazetesine yaptığı açıklamada &#8220;Türkiye muz cumhuriyeti</p>
<img src="http://www.nevvalsevindi.com/yeni/?ak_action=api_record_view&id=2668&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nevvalsevindi.com/yeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

