Bayburt Üniversitesi’nde konferans

Ocak 18 20107 Yorum Kategori: Güncel

Bayburt Üniversitesi’nde konuşmacıydım. Erzurum’a indiğimde yılın ilk karına ayak basmış oldum.Eski Erzurum kışlarını hatırlatan bir kar görüntüsü yoksa da, İstanbul’un yanında karla örtülü bir beyaz kış kentiydi. Dağların başındaki beyaz tülbentler şahaneydi.

Üniversiteden beni iki harika insan karşıladı:Yrd.Doç. Esen Taşğın ve Doç. Mehmet Yalçın. Üniversiteye doğru yola çıktık. Dağların inanılmaz güzelliği büyüleyiciliği içinde yol alırken Kop geçidine yaklaştık. Kar her yeri  beyaz bir masa örtüsü gibi örtmüş bizi bekliyordu sanki. 3000 m.’ye yakın yüksekliğiyle kışların korkulan rüyası Kop Geçidi sakin sakin yol verdi bize. Bayburt görününce ne kar kaldı,ne rüzgar…. Bakınca avuç içi gibi he rşey görünüyor. Eski Bayburt taşı kalsa da maalesef  eski Bayburt evlerinden bir sokak dahi kalmamış kültür mirası olarak. Bir iki tane eski ev varmış sadece. Bu nedenle Bayburt Üniversitesi rektörü Çaykaralı Rektör Prof.Dr. Murat Mollamahmutoğlu’nun üniversite giriş kapılarını Bayburt taşından yaptırması  içime biraz su serptti. Meslek lisesinde taş işçiliği bölümü var. Bayburt taşını bir marka yapmayı planlayan rektör  Murat bey çok iddialı.

Çünkü mekan insanı belirleyendir. Kimliksiz evler dağlara bile gölge düşürmüştü. 2500 üniversite öğrencisinin  okuduğu ve kendine “kent” olmayı layık görenler  için kentli olma ve kent kültürü de gerekir. Gümüşhane çok eski bir kentti,Bayburt ise çok yeni. Bu nedenle sosyalleşmeye ihtiyacı var. Üniversite olan ve adı “kent” olan bir yerde sinema, tiyatro ve benzeri sosyal alanlar mutlaka bulunur. Bulunmalıdır.

Oysa sineması bile yok! Öğretim görevlilerinin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanması ne olacak?Onlar yüksek lise öğretmeni mi?

YÖK bunları neden düşünmez?

Ama tüm bunların yanı sıra şahane bir şey olmuş kurucu rektör Murat bey  Bayburt Üniversitesi görevini kabul etmekle bir buçuk yılda   büyük bir iş başaracağının vizyonunu vermiş. Bilim adamlığı,vizyonerliği  konuşmamız sırasında da dikkatimi çekiyor. Bugün az rastlanan idealist bir bilim adamıyla sohbet etmek bir zevk. Bu kısa sürede Bayburt Üniversitesi 15 Eylül 2008’den ugüne  kadar boş durmamış 44 bilimsel yayın sahibi,hem de 12 tanesi öenmli bilimsel dergilerde yayınlanmış.  Demek ki, mazaretler değil marifetler iltifata tabii lafı doğru .

Eğitim fakültesine Adana, ist  den gelenler var. Mühendislik fakültesine İst.Ank.İzm.; eğitim meslek lisesi ise bölgeye hitap ediyor. Öğrenciler  ev bulma sıkıntısı ekiyor. Talep çok,arz az ve bu öğrenci aleyhine kullanılıyor. Yerli halk bunu kazanç sanıyor.

Bayburt en fazla göç veren  yerlerden biri ülkemizde. Türküsü bile var: “giydim çarıkları terk ediyorum Bayburt’un dağlarını”.

Rektörün konuşması önemliydi: “21.yüzyılın üniversitesinin temelidir bu üniversite. Bilgi işlem merk. Minyatür bir ODTÜ donanımıdır. 650m2 kütüphane ve e-kütüphane devrede.

Üniversitenin misyonu nedir? Ne olmalıdır? Bunları anlattığım konuşmam çok beğenildi.Yeniden bahar şenliklerinde buluşmaya söz verdik. Yola çıktığımızda Kop geçidinde tipi vardı. Göz gözü görmüyor ve kar beyaz bir şal gibi araçları sarıyordu. Bu şaldan sıyırıp elimizi ayağımızı Erzurum’a attık kendimizi. Hafif yağan kara şükredip uçağa koştuk. Yine mi rötar…Yine mi….

MEDYADAN…………….

NEVVAL SEVİNDİ BAYBURT’TA

18 Ocak 2010 PazartesiGAZETECİ YAZAR NEVVAL SEVİNDİ, BAYBURT  

ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİ İLE SÖYLEŞİ YAPTI 

Gazeteci Yazar Nevval Sevindi, Bayburt Üniversitesi öğrencileri ile ‘Sosyal Dayanışma ve Birlik Projesi’ kapsamında söyleşi yaptı. 

            Sevindi, Bayburt’un sürekli göç veren bir il olduğuna dikkat çekerek, “Göç veren bir yer olarak bir buçuk yıl gibi inanılmaz bir sürede üniversiteyi bu seviyeye getirmek çok büyük başarı. Çünkü Bayburtlular alışkındırlar hani ‘Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi’ ile ünlüdür ya Bayburt. Herhalde buraya binaları yaparlar üç beş yıl sonra da üniversiteyi kurarlar diye düşünmüşlerdir Bayburtlular. Ama herhalde Bayburt Bayburt olalı böyle bir hız görmedi” dedi. 

Nevval Sevindi, “Rektörümüz yaptığı açılış konuşmasında ’21. yüzyılın üniversitesinin temelini attım’ derken bu bir buçuk yıl işte bu sözün teminatıdır. Çünkü 21. yüzyıl bir hız çağıdır. 20. yüzyıla kadar değişmeyen şey nedir biliyor musunuz?  21. yüzyılı 21. yüzyıl yapan hız kavramının değişimidir. Ben bugün burada bir bilgisayarın tuşlarına basarak Çin’le ithalat ihracat yapabilirim, Amerika’daki arkadaşımla konuşabilir, birçok işi burada oturduğum yerde ve çok kısa saniyeler, saliseler içerisinde yapabilirim. İşte değişen budur” diye konuştu. 

Üniversiteyi dört duvar dört kapı olarak hala düşünen kafaların 20 yüzyıldır değişmeyen zihniyetin devamını gösterdiğini ifade eden Sevindi, “Bir buçuk yılda bir hayal gerçekleşmiş. Yine Rektörümüz konuşmasında toplum üniversitesi dedi, buda çok önemli bir kavram. Günümüzde üniversitelerin değişmesinde üniversitelerin yeni konsept konulmasında toplumla, yani üniversite bulunduğu alanla izole bir yer değildir. Toplumla bütünleşen, topluma fayda sağlayan ve kültür alışverişinde bulunan, hem veren hem alan bir mekan olarak tasavvur olur. Buda 21. yüzyılla uyumlu bir kavram. Sivil toplumlarla bağ kurmak yine öyle, içe kapalı, yüksek lise düzeyinde öğrenim görülen yere üniversite denilmez. Sivil toplumla iç içe geçmiş ve bunun sorunlarıyla da uğraşan veya onun ihtiyaçlarına cevap veren bir ilişki kurmalı” dedi. 

Sevindi, Granada Üniversitesi’nin dört yüzüncü yılı kutlamalarında konferans veren Ortega’nın, ‘Bu üniversiteyi üniversite yapan şey Granada’da olması değil, İspanyol olmasıdır’ dediğini Bayburt Üniversitesi öğrencilerine hatırlatarak şöyle dedi, “Bayburt Üniversitesi’ni de Üniversite yapan şey Bayburt’ta olması değil, Türkiye’de olmasıdır. O yüzden Türkiye’nin bu parçasında da bir üniversitemiz var, Bayburt Üniversitesi var. Bir buçuk yıl gibi kısa sürede sadece fiziksel alanlar yapmakla kalmamış aynı zamanda 44 yayım gerçekleştirmiş. Bu yayımların 12’si yurt dışında bilimsel dergilerde yayımlanmış yayınlar. Bir çök yeni üniversitemiz hiç yayım yapmamış yada çok çok az yayımla hiçbir bilimsel dergiye girmeyen üniversiteler bile var, öğrenime ağırlık veriyorlar. Ama sadece öğrenim değildir eğitimi tamamlayan bu bilimsel farkıdır. Bayburt Üniversitesi entelektüel sermayeye yatırım yapılmış bir sermayedir. Entelektüel sermaye insana yapılan sermaye demektir. Diploma almak okumak değildir, kendin bilmektir. Bayburt taşı olmaktır, Türkiye’nin bayrağı olmaktır, marka olmaktır, farklı olmaktır, kendin olmaktır. Türk olmaktır, kendi varlığından utanmamaktır. Ne zamanki kendiniz olursunuz fark yaratırsınız. Kendi olmayan hiçbir şey uluslar arası marka olmamıştır bugüne kadar. Biz kendimizi bilmek için hem okumak, hem taşın altına elimizi koymaya, kendin olmaya evet diyebilme iradesini göstermek zorundayız.” 

            Programın açılış konuşmasını yapan Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Mollamahmutoğlu, söyleşinin üniversitenin sosyal dayanışma ve birlik projesi kapsamında yapıldığını söyledi. Mollamahmutoğlu, yaptığı konuşmasında “Bayburt Üniversitesi bir 21. yüzyıl üniversitesi temelidir. Üçüncü nesil diye adlandırılan üniversite. Yani eğitim ve öğretimin yanında bilgi üreten, bilgiyi de teknolojik oluşumlar vasıtasıyla toplum yararına sunacak bir üniversite temelidir” dedi.  

            Şair Zihni Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen söyleşi sonunda öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Gazeteci Yazar Nevval Sevindi’ye, Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Mollamahmutoğlu tarafından plaket verildi.

  1. savas alper diyor ki:

    siz tebrik ederim,sayın nevval hanım gittiğiniz her yere umut ve sevinç,neşe götürüyorsunuz.tebrik ederim.allah tazı olsun.

  2. Nevval Sevindi diyor ki:

    “iigecler hocam nasılsınız ben dün size bayburt üniversitesine geldiğinizde çiçek veren ve arabada yanınıza gelip konuşan öğrenciyim.konuşmanıza bayıldım gerçekten çok etkilendim hele ki doğu anadolu ile ilgili yaşadığınız o an çok etkiledi beni ben de bayburtta eğitim fakültesi okuyorum fen bilgisi öğretmenliği ve izmir gibi bi yerde doğup büyümüş biri olarak burda yaşamak çok zor geldi ilk başta ama hayatı öğrendiğimi düşünüyorum.sizinle sohbet etmeyi çok isterim eğer siz de isterseniz şimdiden çok teşekkürederim iigeceler hocam”

  3. eyüp diyor ki:

    Nevval Hanım öncelikle Bayburt Üniversitesindeki konferansınızı http://www.bayburtmedya.com dan kesintisiz izledim.Keşke canlı sizi görmek nasip olsaydı inşallah bir başka zamanda başka yerde yada gene burada.nasip.
    Nevval hanım;Milliyetçilik kavramına dair söylemlerinizi büyük bir iştahla ve inanılmaz derecede zevkle dinledim.Belkide son on yıllardır duyamadıklarımı duymanın ve fikrime sahibi bulmanın heyecanıydı.
    Ve konferansınızda bir cümleniz vardı ki;Biz bir imparatorluğun bu topraklara kaçması ve sığınmasıyla buralara geldik ve o imparatorlıuğu oluşturan etnik zenginlikle buralara sığındık ve Milli Devlet olma çabalarımızdan bahsettiniz.ve;
    ATASINDAN KOPANIN ,ATALARINDAN KOPANIN KÖKÜ OLMAZ , KÖKÜ OLMAYANINDA HİÇ BİR ŞEYİ OLMAZ.ÖNCE KÖK LAZIM..dediniz..ve yapacağımız şey kendimiz olmak,kökümüzü bilmek ve biz varız demek…
    bu cümleleriniz için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum…iyiki bu düşüncenin sahibisiniz ve iyiki varsınız…
    BU CÜMLELERİNİZE İLAVE EDECEĞİM BİR DÖRTLÜĞÜM VAR…UMARIM HER KONFERANSINIZDA KÖK KAVRAMINDA SİZİ DESTEKLEYEN BİR DÖRTLÜK OLARAK DÜŞÜNCE HAZNENİZDE BENDEN BİR ARMAĞAN OLARAK YAŞAR.
    en derin saygılarımla…

    KÖKTEN GELİR..

    GÜL DALINDA YAPRAĞA
    KOKUSU KÖKTEN GELİR
    ENDAMINA ALDANMA
    ADAMLIK KÖKTEN GELİR

    Eyüp GÖRGÜLÜ

    Bayburt Şairler ve Yazarlar Derneği Başkanı

  4. Şahin GÖKÇENOĞLU diyor ki:

    DÜZELTME ve ÖZÜR …
    Nevval Hanım yazınızı zevkle okudum (*). Tasvirleniz beni çok etkiledi. Teşekkür ederim. Yazınızın bir bölümünde (? Meslek lisesinde taş işçiliği bölümü var. Bayburt taşını bir marka yapmayı planlayan rektör Murat bey çok iddialı/eğitim meslek lisesi ise bölgeye hitap ediyor.(*)) demişsiniz. Meslek Lisesi değil Baybur Melek Yüksekokulu) Olarak düzeltilmesi gerkmektedir.

    Üniversitemize, Bayburtumuza gösterdiğiniz İlgiye çok teşekkür eder bu ilginin devamını dilerim.

    Hergününüz ve günümüz bugünkünden daha iyi olsun.
    Saygılarımla iyi çalışmalar dilerim.

    Şahin GÖKÇENOĞLU/BAYBURT ÜNİVERSİTESİ-BAYBURT
    (*) düzeltilen ksım)

  5. Şahin diyor ki:

    DÜZELTME ve ÖZÜR …
    Nevval Hanım yazınızı zevkle okudum (*). Tasvirleniz beni çok etkiledi. Teşekkür ederim. Yazınızın bir bölümünde (? Meslek lisesinde taş işçiliği bölümü var. Bayburt taşını bir marka yapmayı planlayan rektör Murat bey çok iddialı/eğitim meslek lisesi ise bölgeye hitap ediyor.(*)) demişsiniz. Meslek Lisesi değil Baybur Melek Yüksekokulu) Olarak düzeltilmesi gerkmektedir.

    Üniversitemize, Bayburtumuza gösterdiğiniz İlgiye çok teşekkür eder bu ilginin devamını dilerim.

    Hergününüz ve günümüz bugünkünden daha iyi olsun.
    Saygılarımla iyi çalışmalar dilerim.

    Şahin GÖKÇENOĞLU/BAYBURT ÜNİVERSİTESİ-BAYBURT

    (*) düzeltilen ksım)

  6. Burak Mavili diyor ki:

    Sayın Nevval Ablacım,üniversiteye yaptığınız konferanınız çok kapsamlı,çok amaçlı bir biçimde gerçekleşmiş.Söyleşinizle beraber. Üzüldüğüm tek nokta şu oldu,bunu size hangi fırsatla söyleyebilirim,nasıl mail yazarım ya da telefon açıp o saygıdeğer insana ne derim acaba derken,bu yazınız maruzatımı size sunmak adına beni kamçıladı.Bende geçen yıl bahar sezonu için sizi konferansa davet etmiştim ve tüm nezaketinizle bana olur demiştiniz bu benim için unutulmaz,onore edici bir cevaptı.Daha önce Nevval Hanım’la görüş organizasyonu yapalım diyen hocam,Ona yeniden döndüğüm vakit’nevval sevindi aile,sosyal psikoloji,kadın,kent ve benzeri konuları ele alan bir konferans verir.Üniversiteye yönelik bir sunum olamayabilir demişti bana alenen ve tüm rahat tavrıyla.Ben de o an karşı koydum kendisine ve ekledim’O insan sosyal yaşamı irdelemekle beraber,sosyal yaşamı etnik,kültürel,ekonomik,eğitim ve benzeri bir çok konuda da ele alır çünkü kendisini iyi tanıyorum diyerek karşı durmuştum’.O günden sonra size karşı inanılmaz bir mahcubiyet duygusu taşıdım.Bir akademisyen herşeyden önce çok yönlü düşünebilen ve araştırma azmini ve kabiliyetini geliştirmesi gereken kişidir.Böyle olmalıdır ki üniversiteden mezun olanlarda kendilerini piyasaya sundukları vakit iş hayatı bu insanları tabiri caizse’boş teneke’olarak algılamamalıdır.Sizi daha ben 14-15 yaşımda iskele sancakta siyaset tartışırken,gündüz sosyal içerikli program sunarken,başka birgün asker ailelerinin annesiyle görüşürken,bir başka yıl siyasi kimliğin kendisi olarak görmüş bir insanım.Ve daha neler neler.Allah insanlara,insanları anlamayı nasip etsin,empati kurabilmeyi nasip etsin,önce aşk versin,araştırma aşkı,ilim edinebilme aşkı,insan aşkı versin.Bir üniversiteye gitmiş olmanız beni hem çok memnun etti ve de bu anlamda çok hüzünlendirdi.Hemde çok güzel bir konuyu ele almışsınız.Zihninize,emeklerinize,ayakları
    nıza sağlık.Keşke aynı konuyu ele alan bir konferansı geçen yıl bizim okuldada vermiş olsaydınızda birilerine katkıda bulunurken, kulak paslanmışlığı yaşayanlarada bir fikir sahibi olurdunuz.
    Saygı ve Sevgiler

  7. nevval diyor ki:

    Sayın Nevval Ablacım,üniversiteye yaptığınız konferanınız çok kapsamlı,çok amaçlı bir biçimde gerçekleşmiş.Söyleşinizle beraber. Üzüldüğüm tek nokta şu oldu,bunu size hangi fırsatla söyleyebilirim,nasıl mail yazarım ya da telefon açıp o saygıdeğer insana ne derim acaba derken,bu yazınız maruzatımı size sunmak adına beni kamçıladı.Bende geçen yıl bahar sezonu için sizi konferansa davet etmiştim ve tüm nezaketinizle bana olur demiştiniz bu benim için unutulmaz,onore edici bir cevaptı.Daha önce Nevval Hanım’la görüş organizasyonu yapalım diyen hocam,Ona yeniden döndüğüm vakit’nevval sevindi aile,sosyal psikoloji,kadın,kent ve benzeri konuları ele alan bir konferans verir.Üniversiteye yönelik bir sunum olamayabilir demişti bana alenen ve tüm rahat tavrıyla.Ben de o an karşı koydum kendisine ve ekledim’O insan sosyal yaşamı irdelemekle beraber,sosyal yaşamı etnik,kültürel,ekonomik,eğitim ve benzeri bir çok konuda da ele alır çünkü kendisini iyi tanıyorum diyerek karşı durmuştum’.O günden sonra size karşı inanılmaz bir mahcubiyet duygusu taşıdım.Bir akademisyen herşeyden önce çok yönlü düşünebilen ve araştırma azmini ve kabiliyetini geliştirmesi gereken kişidir.Böyle olmalıdır ki üniversiteden mezun olanlarda kendilerini piyasaya sundukları vakit iş hayatı bu insanları tabiri caizse’boş teneke’olarak algılamamalıdır.Sizi daha ben 14-15 yaşımda iskele sancakta siyaset tartışırken,gündüz sosyal içerikli program sunarken,başka birgün asker ailelerinin annesiyle görüşürken,bir başka yıl siyasi kimliğin kendisi olarak görmüş bir insanım.Ve daha neler neler.Allah insanlara,insanları anlamayı nasip etsin,empati kurabilmeyi nasip etsin,önce aşk versin,araştırma aşkı,ilim edinebilme aşkı,insan aşkı versin.Bir üniversiteye gitmiş olmanız beni hem çok memnun etti ve de bu anlamda çok hüzünlendirdi.Hemde çok güzel bir konuyu ele almışsınız.Zihninize,emeklerinize,ayakları
    nıza sağlık.Keşke aynı konuyu ele alan bir konferansı geçen yıl bizim okuldada vermiş olsaydınızda birilerine katkıda bulunurken, kulak paslanmışlığı yaşayanlarada bir fikir sahibi olurdunuz.
    Saygı ve Sevgiler

Yorumunuzu Paylaşın