Anadolu Kültür Hazinesi: Alevilik
Elmalı’nın Tekke köyünde bir telaştır gidiyor. Abdal Musa şenliklerine Türkiye’nin dört bir yanından Aleviler, Bektaşiler akıyor. Abdal Musa’nın türbesine yüz sürüp şenlik tutacaklar. Hem ibadet edecekler hem muhabbbet. Muhabbet Alevi ve Bektaşi ceminin canı ciğeridir. Dem ve muhabbet sırrı söyletendir.
Malatya’dan,Yalova’dan, Erzincan’dan, Sivas’dan,Çorum’dan, Tarsus’dan, Antalya’dan, Burdur’dan, Yozgat’tan, İstanbul’dan gelen binlerce insan kadın, erkek, çoluk çocuk, yaşlı genç renkli bir kalabalık. Horasan ellerinden sökün etmişler gibi fizyonomileri. İnsan kendini Türkmenistan’da bir pazar yerinde sanabilir rahat rahat.
Köyün meydanında bir cami var.Devlet Alevi köylerine cami yapmayı kendine görev
edinmiş,köyün bir de cemevi var.
Meydan kahvesinde kadın erkek karışık oturakomuşlar. Yaşları 70 ya da 80 olan
yaşlılar çoğunlukta.Onların başlarına gelmiş gördükleri düşler gayri sözleri
yok,başka bir dünyanın sessizliğini taşıyorlar.Ama yanlarına oturunca başlıyor
muhabbet.kadını erkeği içten sevgi dolu.Nerelisin diye sorup
anlatıyorlar.Sofraları ve yürekleri açık insanlar.
Abdal Musalılar dini bir panayır olan bu kutlamadan para kazanma
peşinde.Kadınlar gözleme yapıyorlar ateşin karşısında, erkekler pazarda.Köyün
içine pazar kuruldu üç gün üç gece boyunca. Kaynamış mısırdan kebaba,meyvadan
sebzeye,giysiden kasete her şey satışta.Özellikle kitap tezgahları ilgi çekici
ve çok sayıda. Aleviler ilme,okumaya çok önem veriyor. Bu arada köyün içindeki
anfiteatrdan sazın sesi yükseliyor: “cahilliği sevmeyiz ezeriz başını”.
Yanda adaklık horozlar kafeslerin içinde bıcır bıcır.Kurbanlık koyunlar yol
kenarında büzülmüş bekleşiyor.Kurban bu törenlerin en önemli bölümü.Kurbansız
“lokma” olmaz ki.
Meydandan Abdal Musa türbesine kadar uzanan yol tam bir panayır havasında.Renk
renk giysiler satan tezgahlara kebab kokuları karışıyor,buhar içinde gülümseyen
aşçı sizi davet ediyor.
Başlarında “Ya medet Ali” yazılı kırmızı bantlar ya da yeşil bantlar taşıyan
gençler boyunlarına Hz.Ali kılıcı beğeniyorlar.Altın,gümüş ve metal kolyelerin
yanısıra Hz.Ali’nin resmi olan anahtarlıklar, tişörtler satılıyor,eve asmak için
tahtadan yapılmış zülfikar kılıçlarının üstü yazılı.Dini motiflerle süslü ev
eşyası ve giysilerin yanısıra elektronik eşya ve gözlükler var.Köylü çocukların
gözlerinde mavi aynalı gözlükler pek bi afilli dolanıyorlar. Modern giyimli
kızlar malatya ağzıyla konuşup şakalaşıyorlar.Kadın erkek tokalaşıp
sohbetteler.Yaşlı bir adam bir kadını yanaklarından üç kez öpüyor “ya
Allah,Muhammed ya Ali” kız sen ne kocamışsın diyor 60lık teyzeye.Kiminin başı
açık kiminin yemenisi arkadan bağlı.Koca kalçalı kısa boylu kadınlar hep cana
yakın.Üşüdüğümü gören biri çıkarıp hırkasını veriyor sakınmadan.Hep
paylaşıyorlar.
Her yerde bayrak ve Atatürk var.sazlarında sözlerinde başlarına gelenleri
Atatürk’e şikayet ediyorlar.”Atatürk’ün düzenini yıkanlara lanet olsun” Sivas
olayları Alevileri derinden etkilemiş.
“37 canı niye yaktılar yakanın başına vur Abdal Musa”
Artık sola inançları yok.Yaşlısı gençi sola oy vermeyiz diyorlar.Açılışa Deniz
Baykal geldi ve konuştu.Ne dediğini kimse anlamadı,güya sol güçleniyormuş.Halk
onun şov yaptığını ama inandırıcı olmadığını söyledi hep ardından.
Abdal Musa’nın türbesine ulaşınca yüce dağların ortasında yeşil bir bahçe
içinden su akar.Türbenin önünde kocaman temsili bir resim ve Abdal Musa’nın
geyik olarak gezdiğini temsil ediyor.Bahçede eski mezarlar,derviş mezarları yan
yana dizili.İnsanlar yataklarını yorganlarını sermişler duvar
kenarlarına,mezarların üstünde oturmuş sohbet ediyorlar,yemek
yiyorlar.Çocuklarını uyutuyorlar. bir dizi mezarın başında da insanlar dilek
mumların yakıyor ve dua ediyorlar. Ortalama seksen yaşında altı yedi yaşlı eski
günleri yadediyor ve elleri öpülüyor.Biraz küskün görünüyorlar kanalette suyla
oynayan çocuklara inat.Türbenin yeşil parmaklıklı pencere içleri mumlarla
dolu.Çoğu dilekler yanmış kül olmuş.
İnsan burasının mezarlık olduğuna zor inanır ama Türk töresi böyledir, ölümle
yaşam içiçe ve yaşam ölüme sığmaz taşar.Bahçedeki ulu ağaçlar insanları çıplak
yamaçlardan gelen sıcağa karşı koruyor.Çok sıcak ortalık.Ağacın kutsallığı Türk
kültüründe çok önemli bunu yediyüz yıllık çınarların altında semah yapılırken
anlıyor insan.Hep korunan yaşlı ağaçlar kutsal. Horasan erenlerinden Abdal
Musa’nın şenliği bahçede dönen semahla ululanıyor.Saz çalan aşık nefese
başlayınca çimlerin etrafında halka olmuş binlerce insan ağlayarak onu dinliyor
sonra birden kalkıp insanlar yıldızlı gökyüzünün altında semah dönüyorlar bu tam
bir şaman ayini.Deyişleri bitince aşık sazını dede makamına çevrip yere koyuyor
,secde edip üç kere yeri öpüyor,alırken ve verirken yine sazı
öpüyorlar.Şamanların kutsal kamı ve kopuzu vardır.
Semah ekipleri kırmızılı giysileriyle yöresel farkları da belirtiyorlar.Semahın
hızlanan temposuna “Allah Allah” eşlik ediyor.Ellerinden bir beyaz güvercin
uçuruyorlar.Hacı Bektaş Veli’yi temsil eden güvercin gidip çınara
konuyor.Kardeşliğe,barışa bir gül sunmaya geldik diyen semah ekibi kırmızı
gülleri seyircilerin üstüne atıyorlar.”nazar eyledim özüme Ali göründü gözüme”
diyen ozanlar Aleviliğin insana olan inancını ve ona atfettiği kutsallığı
anlatıyor.Şaman geleneğinde de ayinde önce kuş ruhları çağrılır.Aleviliktede “
don değiştirmek” ölümden sonra bir başka şekle girmeyi söyler bize.Bunlar kutsal
hayvanlardır.Alevilik,Bektaşilik, Tahtacılar Anadolu’nun renkli bahçesinin
Horasandan gelen renkli gülleri.İnsana ve adalete verilen değer öylesine yüce ki
onu aşmak olmaz.Onu Hz.Muhammed bile aşamaz Kırklar Meclisinde.Kapıyı vurup
girmek ister meclise,kimsin diye sorarlar.Ben peygamberim deyince
almazlar.Tekrar vurur.Sen kimsin sorusuna ben Muhammedim der ve yine
giremez,üçüncü de cebrail sorar ve yanıtını ben de bir sade kulum diye alınca
kapıyı açarlar muhammed’e.Çünkü önce insan olmak,kamil olmak önemlidir
Alevilikte.O nedenle şiarı bellidir: Eline beline,diline sahip
olacaksın.Gelenlerin dileği;Anadolu renkli çiçeklerden bir bahçe,insan Hakkın
suretidir.Bu bahçedeki hiç bir çiçek kurutulmasın.Ama devlet kurutmaya
çalışmış.Bu devlet dinini doğuruyor.Halkı bilmeyen hakkı bilmez derler.
Hepsi Türkçe dua edip erenlerin, Türkçeyi severler gönülden.Arapça
okumazlar.Hacca gitmezler asla.
Uçarsu kutsal pınarı Abdal Musa’nın. Otobüsler pınara on kilometre kala duruyor
ve size bir kilometre var diyorlar.
Şahkulu’ndan,Garipdede türbesinden,Karacaahmet dergahından, Hacı Bektaş Veli
tanıtma derneğinden,Çorumlu Aşık Arap’dan gelen otobüsler daracık dağ yolunu
tıkamışlar.Döne döne çıkan dağ yolunun kenarından gürül gürül çağlayan Uçarsu
insana ferahlık veriyor.Su kenarına dev kazanlar kurulmuş kurban lokması
hazırlanacak.On kilometre boyunca dönerek çıkıyoruz.Yaşlılar,çocuklar şikayet
etmeden yürüyor.Dönenlerin ellerinde su dolu bidonlar var.Onlara “Allah kabul
etsin” diyorlar.Yol uzun mu sorusuna ise “Allah kolaylık veriyor” diye
yanıtlıyorlar.Önümdeki kadın mırıldanarak yürüyor:Ya Abdal Musa sen benim
dileklerimi ver,dizlerime derman ver.Tüm dertlerimi al ya seyyit”Allah kabul
etsin dede diye sesleniyorlar seksen yaşındaki Malatyalı iki elinde su dolu
bidonuyla giden dedeye.Bu yolda iyi söz söyle iyi olsun deniyor.Eski Türklerde
çok yaygın olan yer ve su kültü var bu ziyarette.Dağ kültü ve ağaç da seremoniye
dahil kültler.Her insan yer ve suya olan teşekkür ve hürmetini ifade eden dualar
ve kurbanlarla hediye vermiş oluyor doğadaki ruhlara. Burada yörüklerin
çadırlarını da gördük.Yörükler ve Türkmenler için kutsaldır dağlar.tepeyi aşınca
önümüzde bir göl uzanıyor.Kışın bile donmazmış bu göl.Kaynak her Mayıs’ın
altısında patlarmış. Öyküsü var pınarın:Abdal Musa buralara gelince bakmış ne
ekmek var ne su.Asasını sokmuş bu gölü çıkarmış,bu kurda kuşa demiş.Sonra kutsal
kaynağı hediye etmiş insanlara.Abdal Musa’nın kerametleri çoktur.Her yıl Ekim’de
pınarda su bitermiş.Göl kenarında dev kazanlar kuruldu.Kurbanlar kesildi ve
kadınlar bulgur ayıklıyor.Lokma için hazırlık yapılıyor.Yaşlılar bir muhabbet
cemi kurmuşlar.Yemek yiyen insanlar,koşturan çocuklar,göle elini ayağını
sokanlar.Göle düşmüş gölgesi cemin; Lailahe illallah illallah Şah illallah
Şahım eyvallah güzel şahım eyvallah
Allah Allah ve Ya Ali diye tempo tutuluyor.Her Ali’den sonra ellerini
dudaklarına dokundurup kalplerine götürüyorlar.Cem sonunda secdeye varıyor
çember.Sonra lokma yeniyor.
Kaynağın başına tırmandım buz gibi su,gürül gürül akıyor.Bazı kadınlar
çocuklarının başını kutsal suyla ıslatıyor.Sularını içip sohbet
ediyorlar.Dönerken ağaçlara dilek parçaları bağlıyorlar.Büyük bir kayanın
kovuklarına da dilek taşları tutturuyur gençler.İbadet ve yaşam renkliliğini
içiçe yaşıyor. Kadınlar kekik ve ot topluyorlar.Adaçayı dedikleri bu ota dilek
çayı da deniyor. Ali’nin sırları çoktur diyor yaşlı bir teyze. Cennette cehennem
de burası işte.
Lokmaya oturduğum aile 35 yıldır Avustralyada yaşıyormuş.Orala rı gördüğüme çok
seviniyorlar.Biz gerçek müslüman gerçek Türküz diyor.Burada yasakken biz
oralarda cem tutardık eksiksiz diyor. Bu temiz ve içten insanlar yüzlerce yıllık
geleneklerin canlı sembolleri gerçekten.Onlar kadın erkek bir göl kıyısında
Abdal Musa’ya dertlerini dökerler:Urum abdalları gelir post deyi,
eğnimizde aba,hırka,post deyi,
hastaları gelir derman isteyi,
Sağlar gelir “Şahım Abdal Musa’ya”.
Abdal Musa derneği şenlik için bir program hazırlamış.Tüm dernek ve vakıf
yöneticilerini konuşmacı olarak yazmış.Sonra ne hikmetse bu iptal edildi ve
ikilik çıktı.Şenlik bölündü.Bir kısmı tiyatroda gösteriyi sürdürürken bir kısmı
türbede alternatif etkinlik koydu.İki Türk biraraya gelince iktidar kavgası
yapıyor,bundan da halka hiç danışmıyor ne istersin diye.Halkın dediği biz buraya
beş yıldızlı otel parası ödüyoruz,herşeyi de bize pahalı satıyorlar zaten. Alevi
dernekleri toplandı ve Selahattin Özel’i temsilen konuşmacı seçtiler.Abdal Musa
muhtarı tek başına karar alıp onu da engelleyince huzursuzluk arttı.Denilen Cem
Vakfının baskısıyla bunların olduğu.Cem Vakfı etkin olmak istiyor ama bunu
tepeden inme yapmaya çalışıyor.Şenlik komitesinde iyi niyetli arkadaşlar olmakla
beraber,muhtar gibi Cem Vakfının tarafını tutan da oldu. Cem Vakfına ve İzzettin
Doğan’a tepki gösterenlerin suçlaması devletten yana olmak.Buna karşı suçlama da
fanatik ve PKK destekçisi olmak.Yani bir grup dinsel diğer grup siyasal
ağırlığın öne çıkmasını isterken işler karışıyor.Sonunda Cem Vakfı çekip
gidiyor.Aleviliği yalnız kendi ideolojileri etrafında görmek isteyenler bazı
demokrat olmayan kurumların gölgesine giren tertip komitesinin suçu bu diyor
Antalya Hacı Bektaş Derneği başkanı.
Buradaki ideolojik ayrılık:Bir grup Aleviliği bir tepki hareketi olarak
yorumlarken,bir kısmı da Aleviliğin İslamın özü olduğu savıyla yola
çıkıyor.Metafizik ve metaryelist bakışlar çarpışıyor.
Alevilik liderini arıyor velhasıl kelam.
VARLIĞIMIZA BİRLİĞİMİZE MERHABA CANLAR
Ben şarkıcı değilim saz çalan ozanım diyor aşık sazına secde edip üç kez yeri
öptükten sonra.Biz ne kanal D’ye çıkarız ne Caddebostan’a.Bizim meydanımız
burasıdır ve sizler önemlisiniz deyip başlıyor nefese.Ozanın ayağına kapanıyor
çok yaşlı bir kadın.Birbirlerine sarılıyorlar.
Kasketli amca Tarsuslu olduğunu söyleyip 30 yıldır Berlin’de yaşadığını
anlatınca şaşırıp kalıyorum.Her sene Almanya’dan kalkıp şenliğe
gelirmiş.Tarsus’un üçte biri Alevidir diyor.Almanyada cemevi istedik Ankaradaki
Hacı Bektaş derneğinden hiç ilgilenmediler diye şikayetçi.Halbuki orada bakan
gibi olmalı onlar diyor.Bir liderimiz İzzettin Doğan olur dedik o da olmadı.Bir
faydasını görmedik.Aleviliği seven bir insan,bir lider arıyoruz ama
bulamıyoruz.Elif bacı da 30 yıldır Berlin’de geleneği göreneği devam ettirmiş
hep.
Antalyalı gençler pek konuşkan.Önemli olan insan olmak diyorlar.
Biz Alevi olduğumuzu söylüyoruz.Erzincanlı Ali amca Alevide senlik benlik
yoktur,ama şimdilerde bir post kavgasıdır gidiyor.Şimdi herkes saltanat davasına
düşmüş,menfaatine düşmüş.Böyle olunca Alevi felsefesi kayıptır kızım.
Aslı Horasandan Ali Demirel dedenin.40 sene dervişlerin yanında durmuş,yaşı
76.Gençleri uyarmak lazım,her dernek konuşsaydı diye söze girdi.Tarikat demirden
leblebi kolay değil.Burdurlu Ali dede on kişilik ailesiyle gelmiş
şenliğe.Aleviler birbirini tanımıyor,birbirimizi bilmeden yan yana
oturuyoruz.Biz Bektaşilerin cemi farklıdır.Dem olmadan sır söylenmezmiş.Adalet
keskindir bizde.Bak sana bir öykü anlatayım:Dergahına gelen bir sünniye dedebaba
meyva getirin der.Allahın armutunu mu getirelim kulun armudunu mu diye
sorarlar.Allah’ın armudunu der.Armut(ahlat) gelir yenmez bir şey.Bir de kul
armudu getirin der.Bu yenir çünkü aşılı armut.Allah’ın armudu boğaz alır,o
armuda aşı vurunca boğaz almaz.Bektaşilik aşılanan iyi insan olur demiş.
Sünninin sorumluluğu yoktur.Hata işlese de namaz kılar.Bizde ağırdır
sorumluluk.Hata eden ceme giremez.Bu yola eğri sığmaz.
Malatyalı dede Alevilik eskiden iyiydi,insanlık olacak ki alevilik olsun
diyor.Bizim felsefemiz insanlık sevgisidir.Şimdi yalana,harama düştük.İlim irfan
ile olmalı hayat.Araplar müslüman oldular ama mümin olamadılar.
Ankaradan gelen teyze Sivas Divriğiden 40 yıl önce göç etmiş. Bir hastaneden
emekli olmuş.Ankara’ya geldik cem mem unuttuk.Kaybettik cemi.Çocukları
büyüttüm.Çocuklar evlendi. Görgüleri yok.Bazısının inancı var bazısının yok.Ben
şimdi yeniden buldum cemi şükür.Kente göçünce yitirdiklerini anlatıyor Şahvade
teyze.
Elazığlı şair dede Hasan Hüseyin 85 yaşında ve beyaz sakalı göbeğine gelen nur
yüzlü bir Alevi.İnsan sevgisi isimli bir şiir okuyor hemencik bana.İslamiyetin
asıl temeli Aleviliktir.Ehli beyti sevmeden olmaz.Alevilikte biz kadınlara çok
ehemmiyet veririz.Kadın emanet gelmiştir.Hiç bir kız gittiği eve,eğitimine boyun
eğemez.Onu eğitecek ben ve ailem .Biz kadının hatasını affederiz.Kadın
naziktir.Kadın bir güldün,erkek ne kadar onu sever revnaklanırsa kadın o kadar
insan sevgisini sana taşır.
Atatürk zamanına kadar esarette yaşadık kızım.Cenaze namazımız
kılınmazdı,iftiralar atılırdı ve mallarımız yağmaya giderdi.
Eskiden korku vardı.
EY ÖZÜNDEN BİHABER GEL,HAKK’I TANI SENDEDİR
Eski Türk inancının ve geleneklerinin izini taşıyan Alevilik yaşlıların
anlattığına göre Cumhuriyet öncesinde çok eza görüp,1940’larda da sünni köylerin
şikayetiyle kaç kez basılıp cemleri dağıtılmış.Cem yapmaları yasaklanmış.Alevi
olduklarını hiç söyleyememişler.Şimdi hayat çok kolay diyorlar.Köylerde ahırları
temizler orada cem tutarlarmış.Bir gün çocukları ahıra atmışlar büyükler evde
cem tutmuş.Çocuklar da cem tutup Allah Allah sesleriyle görgüsü tamam bir cem
eylemişler ki ahıra nur inmiş.
badetleri engellenen Alevilerin en büyük yaraları “mum söndü” dedikodusu.Cem
gizlilik nedeniyle hep gece yapılırmış sabaha dek sürermiş.Şaman gelenekte de
törenler gecedir.
Namusun çok önemli olduğu Alevi topluluğu bunun cezasını katilden fazla
tutuyor.Kadın erkek birlikte ibadete devlet hep kötü bakmış.Oysa Osmanlının
kuruluşunda İmparatorluğun yeniçerisi Hacı Bektaş köçekleridir.Kara posta el
vermiş,Ali’ye iman etmiş,hak yoluna can baş koymuş erenlerdir. Bu nedenle hala
dualarında dedeler,babalar kılıcın keskin olmasına duacı.Orduya, millete zeval
olmasın diye duacı.
Birlik cemi tutuyor Karacaahmet Dergahı bahçede.12 hizmetli cem üç saat
sürüyor.Oniki post serilmiş meydana kırmızı cübbe giymiş, kırmızı taçlı(başlık)
dede postuna oturuyor.Burada Horasan postuna niyaz var.
Gerçeğe hü mümine ya Ali.
Dede:Ben herşeyi Türkçe söyleyeceğim burası Türkiye Arabistan değil.
Yeşil cübbe giymiş meydancı asasını öperek alıyor,niyazlaş denince herkes
birbirine sarılıp üç kez öpüyor.Küsler barışıyor.
Dört kapıdan on iki hizmetten geçen cem temizlenmenin ve g görgünün temelidir.
Arada zakir saz çalıp nefes okuyor.Arada semahlar dönüyor.
Bugün bize pir geldi gülleri tazelendi.
Tüm oturanlar zikre katılıyor Önce sağ ellerini sonra sol ellerini çaprazlama
göğüslerine vurarak sallanıyorlar.
TOPLUM ALEVİLİĞİN GENİŞ FELSEFE BOYUTUNDAN BİHABER.
Toplumu bilgilendirmek için araştırmalara kaynak ayırmak ve yayın yapmak,Alevi
inancıyla sünni kültürü arasında bocalayan toplumu kültürünü öğretmek
gerekmekte.Alevilikte asimilasyon doruk noktada.Kırdan kente göçenler
cemevlerini terketmekte şehrin varoşlarında kısa bir süre Alevi sonra inançsız
yaşamakta, sonra da sünni olmakta. Semahlar ister istemez semah olmaktan çıkıp
halk danslarına dönüşmüş.Oysa semah ibadettir.
Anadolu Türk kültürünün devamlılığı Alevilerin inançlarını özgürce
sürdürmelerine bağlı bence. Sünni inanışında olmayan saz,söz
(muhabbet),dem,ibadette kadın beraberliği,açık başlı kadın,resim geleneği,kadın
evliyalar Alevi kültüründe ve eski Türk töresinde var.Abbas Genç; teknoloji
çağında Aleviliğin ne şekil alacağı önemli artık diye önemli bir noktayı
işaretliyor.Bugün ve gelecek felsefesi nasıl kurgulanacak sorusuna yanıt aramak
gerek.Belki bugünlerde kısır politik Türkiye’ye sığmayan zengin Anadolu bir
sentez üretir.
Bu sentez için her şey var yeter ki helva karılsın.Çünkü buradaki bir çok
kültürel ve zikr öğesi sünni tarikatlarda da var.Cerrahilerde,Mevlevilerde
olduğu gibi zikr,devran ve zakir var.
Dünya,ay ve güneş gibi dönmek var. Gerçeğe Hu!
Alevilerde “gerçeğe Hü,yezide lanet”.Ama iki yolda da çoşku var, sevgi
var.Toplumsal proje kurgusu bunları bilmeden,halkı bilmeden nutukla olmuyor.Bu
zengin sözlü kültür bitmeden incelenmeli ve özü,sözü kaydımıza geçmeli.