AB Türkiye’ye karşı

Mayıs 11 2009Yorum Yok Kategori: Güncel

AB’nin ana ekseni olan iki ülke; Almanya ve Fransa ele ele verdi. Türkiye’ye karşı olduklarını bir kez daha haykırdı. “Avrupa’nın ortak değerlerine sahip olmayan Türkiye’nin burada yeri yok “dediler. AKP hükümeti ise AB yolunda tam gaz gittiklerini iddia ediyor! Acaba yolu mu şaşırdılar?Ortadoğu üzerinden Avrupa otobüsüne mi bindiler?Kimse cevap vermiyor bile.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduklarını ve ”imtiyazlı ortaklık”tan yana olduklarını yineledi. Merkel, ”Almanya-Fransa Buluşması” adı altında başkent Berlin’deki Potsdamer Platz meydanında düzenlenen bir etkinliğe Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Hans-Gert Pöttering ile birlikte katıldı. Agela Merkel, başkanlığını yaptığı Hristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) gençlik kolu olan ”Genç Birlik” tarafından düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, Almanya ve Fransa’nın güçlü bir Avrupa için birlikte çalıştıklarına vurgu yaparak, ”Türkiye’yle imtiyazlı ortaklığa ‘evet’, AB üyeliğine ‘hayır’ diyoruz” dedi. Merkel, AB’nin sürekli bir şekilde genişlemesinin ancak bu arada hareket kabiliyetini yitirmesinin anlamsız olduğunu söyledi. Merkel, Avrupa ülkelerinin günümüzdeki sorunları ve krizleri tek başlarına aşacak durumda olmadıklarını, bu nedenle AB içinde birlikte çalışmak zorunda olduklarını ve bunu da istediklerini belirterek, AB’nin komşularıyla olan ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla da Akdeniz Birliği’ni desteklediklerini kaydetti. AB’nin bir yandan nasıl geliştirilmesi, diğer yandan da nasıl yenilenmesi gerektiğini düşünmek durumunda olduklarını belirten Merkel, bunu da ancak Hristiyan Demokratların gerçekleştirilebileceğini savundu. Bu nedenle halktan da da Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanmalarını isteyen Merkel, bunun Avrupa’nın geleceği açısından çok önemli olduğunu sözlerine ekledi. ”Genç Birlik” Başkanı Philipp Messfelder, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’ye yönelik sert ifadeler kullanarak, ”Avrupa’nın ortak değerler temelinde kurulmasını istiyoruz. Türkiye’nin burada yeri yok” şeklinde konuştu. Messfelder, Sarkozy’ye de bu konudaki ortak tutumundan dolayı teşekkür etti. Sarkozy ise, Merkel’i överek Fransa ve Almanya arasındaki iş birliğinin tüm AB için çok önemli olduğunu ve güçlü bir Avrupa istediklerini söyledi. Pöttering de, kısa bir selamlama konuşması yaparak, ortak Avrupa’nın önemine vurgu yaptı. Etkinliğe katılan ”Genç Birlik” üyelerinden biri de ”Türkiye’yle ortaklığa evet, üyeliğe hayır” yazılı bir pankart taşıdı. ———————————- HOMURDANAN YAŞLI AVRUPA/2005 Şimdi her kafadan bir ses çıkıyor. Le Parisien; “’Hayır’ kökleniyor” diye başlık atmış. “Bu hırçınlıktan doğan bir hayır değil, kanaatler üstünde yükselen bir hayır.” diyor. İspanya’da yayımlanan El Mundo, Avrupa’nın geçmişe döneceği öngörüsünde bulunuyor. Gazetede yer alan yorum, “Bütün gelişmeler, uzlaşma ve dayanışma yerine, ulusal bencillik ve çıkarların savunulması dönemine dönmekte olduğumuza işaret ediyor.” şeklinde. Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Elmar Brok, söz konusu ortak projeyi tanımlarken Türkiye’ye değiniyor ve “Avrupa’nın Avrupalı kalmasını istiyoruz ve Türkiye ve diğer Avrupalı olmayan ülkelere üyelik yerine özel ortaklık opsiyonunu öneriyoruz.” diye bencil politik çıkarların kıskacında olduğunu net ifade ediyor. Fransa Dışişleri Bakanı Michel Barnier; “AB Anayasası olmadan Avrupa projesinin siyasi olarak aksayacağını”, “küreselleşme karşısında Fransa ve Avrupa’nın güçsüz kalacağını” savunuyor. Barnier, “ABD ve Çin bizi beklemeyecek.” derken haklı, ekonomik merkez Asya’ya kayıyor ve zaten bu görünür bir hedef. Avusturya koalisyon hükümetinin ortağı aşırı sağcı Özgürlükçüler Partisi (FPÖ) lideri Heinz Christian Strache ise referandum sonucunu “memnunlukla” karşıladı: “Bugün Avrupa ve halkları için güzel bir gün.” derken tarafgirliğin doruğunu yaşıyor. İsviçre Maliye Bakanı Hans-Rudolf Merz, ülkesinin Avrupa’nın entegrasyonuna dikkatli yaklaşımını doğrulaması bakımından Fransızların AB’nin ilk anayasasına “hayır” demesini memnuniyetle karşıladığını belirtti. AB’yi kurmak isteyenler sanki bu devletler değildi! Şimdi bu memnuniyet niye? Yaşlılar yurduna dönen Avrupa ve onun huysuz yaşlıları homurdanıyor. Polonyalı kasaplar gelince işsiz kalan Alman kasaplar, Polonyalı parke döşemecileri gelince işsiz kalan Fransız işçiler, ucuz Slovaklardan, Lehlerden ve de tüm yabancılardan nefret ediyorlar. Yaşlılar emekli maaşlarının verilmemesinden, yabancılardan, kara kafalılardan ve kapkaçtan korkuyor. Eski yaşlı üyeler, yaşlılar sitesi AB içinde izole kalmak istiyor. Dünyaya entegrasyon falan istemiyorlar. İçlerine aldıkları şımarık Yunanistan da bize AB değerleri diye bir şeyin olmadığını gösteriyor. Son Eurovision yarışması sonuçlanınca yarışmayı kazanan Yunanlı şarkıcı kadın ve ekibi, çok ayıp bir el işaretini bizim şarkıcıya yapacak kadar Avrupalı! Hem de bütün dünyadan ırkçı örgütlere yaz kampları açtığını bütün dünya biliyor. Avrupa kültürü bencillik üstüne kurulu, birbirlerini kesmiş ve ırkçı bakış açılarını yaşam biçimi haline getirmiş bir yer. Dün Hollanda’dan gelen bir akademisyen “Hollanda ve Fransa’da Türk lafını duyanın tüyleri diken diken oluyor.” dedi. Bu ne hoşgörü yoksunluğu! 40 yıl Türk işçilerini göçmen olarak kabul etmeyen Alman zihniyeti daha 2005 Ocak ayında göçmen yasasını kabul edebildi. Etti de ne oldu, ırkçılık ve ırkçı tavır yükseldi. Merkel, Nazi gruplarıyla, dazlaklarla ‘Türkler AB’ye girmesin’ diye ortak imza kampanyaları yaptı. Avrupa’da ülkelerin siyasi, sosyal ve kültürel modelleri çarpışıyor. Milliyetçilik sınırlarına sahip çıkıyor ve halk içine kapanmayı tercih ediyor. Pinti Almanlar, kimseye bir kuruş vermeyelim derdinde. Yoksulluğu, eşitsizliği, işsizliği çözemeyen liderlere tepki AB’ye “hayır” olarak hayata geçiyor. Eski moda bürokrasi ve devlet anlayışı çöken Avrupa’nın yaşlıları direniyor. NEVVAL SEVİNDİ

Yorumunuzu Paylaşın