32.GÜN PROGRAMINDA NELER OLDU?
32. Gün
Sevgili seyirciler iyi geceler bu akşam sizlere yine Türkiye’nin en çok konuşulan konusunu getirdik. Fettullah Gülen basına yansıyan raporlar, siyaset meydanı programında yayınlanan kasetler ve ondan sonra haberlerde yayınlanan kasetler Fethullah Gülen imparatorluğunu sarstı . Fettullah Gülen’in son yıllardaki imajı hoşgörü ve diyalogdan yana ılımlı bir din adamı şeklindeydi. Yurt dışındaki okulları herkes tarafından alkışlanıyordu. Cumhurbaşkanı ve Başbakandan gazete sahiplerine, bilim adamlarından sanatçılara kadar çok geniş bir çevrenin saygıyla izlediği bir insandı. Son kasetler ve raporlar bu görüntüyü birden bire allak bullak etti. Çok kişininde kafası karıştı. Fettullah Gülen’in göründüğü gibi olmayan,laik devleti içinden fethedebilmek için takiye yapan bir tarikat lideri imajı ortaya çıkarıldı. Bu gece tartışmamıza katılacak olanları tek tek tanıtmak istiyorum. Önce araştırmacı yazar Fettullah ile ilgili kitapları olan sayın Faik Bulut. Sayın Nevval Sevindi bundan önce çok incelemeleriniz oldu söyleşileri Fettullah Gülen’le kitap haline getirildi ve Samanyolu TV’de program yapıyorsunuz. Necip Haplemitoğlu çok ilginç Fettullah Gülen’in okullarını UNİCEF bursuyla inceleme imkanı buldu. Yani okullar konusunda gayet birikimli bir insansınız.
NECİP H.:Yanlış bilgilendirildiniz herhalde UNDP bursuyla
Okullar için değil benim Cumhuriyet tarihçisi olmam hasebiyle özel ilgi alanım dolayısıyla ilgilendim.
MEHMET ALİ B.: Evet UNİCEF ve UNDP arasında epey bir fark var. UNDP yinede taraf tutuyor. Ethem Mahçupyan Radikal gazetesi köşe yazarı ve aynı zamanda STV yorumcusu programı var. Ankara’da Sn.Fikri Sağlar var CHP eski milletvekili Susurluk Komisyonu üyesi ve hemen yanındada Sn. İsmail Nacar İslami araştırmacı. Ben hemen F. Sağlar sormak istiyorum Fettullah Gülen şeytan mı melek mi ?Devleti ele geçirmek için mi yoksa bilim uğruna mı hareket ediyor siz ne çıkardınız gelişmelerden.
FİKRİ SAĞLAR: Öncelikle iyi akşamlaar diliyorum Sayın Birand. Pek göremiyorum İstanbul’da bulunan arkadaşları ama onlara da iyi akşamlar dilemek istiyorum.Fettullah Gülen ‘le ilgili biz yıllardır biz pek çok şeyler söyledik. Bu söylediklerimiz bazı insanlar tarafından reddedildi. Ancak son günlerde ortaya çıkan kasetler Fettullah Gülen’in gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Gerçek yüzü öyle göründüğü gibi bir yüz değil. Fettullah Gülen TC’nin temel ilkelerine karşı olduğunu açıkça bu bantlarda söylüyor. Aslında Atatürk’e hakaret eden Cumhuriyetin temel ilkelerine devirme doğrultusunda sinsice planlar yaptığını açıklayan bu kasetlerde gerçek müritlerine eğitim amacıyla verdiğinide söylemekten sakınmıyor. Nitekim yine basında öğrendiğimiz kadarıyla bu söylediklerinden dolayıda doğru olduğu için özür dilediğini görüyoruz. Dolayısıyla artık Fettullah Gülen’in bu yüzünü tartışmamız gerekiyor. Fettullah Gülen artık TC için tehlikeli birisi olduğunu iyice görmemiz gerekiyor.Elimizdeki belgelere baktığımızda gerek Susurluk Komisyonu’nun yapmış olduğu çalışmalar konusunda gerekse ondan sonra ki çalışmalarda devletin gizli arşivlerinde Fettullah Gülen ile ilgili çok yakın çok doğru bugünkü gerçek yüzünü ortaya koyan çalışmalar yapıldığı açık. Halktan kopmuş bazı köşeleri yakalayan insanlar korumuşlar ama korumayı siyasiler yapmış. Fettullah Gülen de bir sohbetinde söylüyor beni seven insanlara şu partiye oy verin deme hakkına sahibim diyor. Bunu bilen siyasetçilerde Fettullah Gülen’in o tepkisi altında kalan insanların oylarını almak pahasına Cumhuriyetin temel ilkeleri yok etmek için göz yummuş . Bunları bilmeden yaptık demeleri mümkün değil çünkü ellerindeki belgeler bizim elimizdenbulunan belgeler onların da elinde vardı dolayısıyla.
MEHMET ALİ B.: Fikri bey o konuya gelicem bir dakika soruları tek tek gidelim ne olur . Ben Faik Bulut’a dönmek istiyorum.
FİKRİ SAĞLAR: Ben çok iyi duyamıyorum. Galiba teknik bir arıza var.
MEHMET ALİ B.: Evet öyle oluyor. Arkadaşlar şimdi bakıcak.
FAİK BULUT: İyi akşamlar diliyorum ben bu kitabı yazdığım zaman “Kim bu Fettullah Gülen “2-3 senelik var. 2 sene önce yazdım kimse pek aldırmıyordu. Melek yüzlümü şeytan yüzlümü medyatik bir sözden ziyade amacının ne olduğu hedefinin ne olduğu kafasındaki sistemin ne olduğu çok tartışlması gereken bir konuydu. Benim dikkatimi çeken şey şu oldu 95 özellikle bakın bir gazete başlığı gösteriyorum Fettullah Hoca devlet başkanı gibi siyaset Fettullah Hoca rüzgarı bu gözlemler bilimsel açıdan tahlil yapan bir insanın dikkatini çeker. Ayrıca klasörlere baktığım zaman en önemli konulardan birisi belki islami, belki kürt meselesiydi ama 15 klasör olduğu zaman dikkatimi çekti ve bunun üzerinede yoğunlaştım yoğunlaştığımda kitaplarıma yoğunlaştım.
MEHMET ALİ B.: Ne çıktı ortaya
FAİK BULUT: Ortaya kendi kafasına kendi düşüncesine göre yada şu yada bu şekilde dini bir devlet isteyen
MEHMET ALİ B.: Din devleti mi?
FAİK BULUT: Evet din devleti. Ama bunun şekli tartışılır. Arabistanmı Cezayir mi önemli değil tartışılır. Ayağı şu belli medrese tarafında medrese ortodoks islamı temsil eden medrese bir taraftan Tekke yani tekke ve zaviye dediğimiz şey tasavvuf tarikatları temsil eden medrese 3 tarafıda kışla başındada yüce bu Padişah olur, halife olur önemli değil.
MEHMET ALİ B:. Amaç din devleti kurmak.
FAİK BULUT: Kafasında sistem bu vardığım nokta budur benim.
MEHMET ALİ B.:Nevval Sevindiye dönmek istiyorum.Siz ne diyorsunuz, benim kafam karıştı sizinde kafanız karıştımı veyahut siz bu kasetleri dinledikten sonra aldatılmış gibi hissettinizmi
NEVVAL SEVİNDİ: Efendim valla Bilimselliğin lastik gibi uzadığı don lastiği durumuna geldiği ülkede herkesin eline Asabi gazetesini ispat diye alıp koyduğu bir ülkede kafasının karışması insanlara çok değil .MGK da konuşulan bir konuda konuşmak o kadar kolay değil tabiki 28 şubatta aslında konuşulması gereken bir konuydu. 2 yıl sonra niye patladı. Bence çok enterasan hükümet kanadındada devletin içindede irticacı olduğu veya olmadığı konusunda farklı görüşler var ona irticacı olduğunu din devleti kurmak istediğini düşünenler ellerindeki kasetleri medyaya vererek medya aracılığıyla bir yargısız infaz gerçekleştirdiler.
MEHMET ALİ B: Ama Nevval Hanım bir şey söyleyeceğim o soruyu devam ettirelim yani dendiki hem Fikri Sağlar hem Faik Bulut amacı son hedefi din devletidir. Sizce nedir siz en yakın insanlardan birisiniz.
NEVVAL SEVİNDİ: Vallaha şimdi ben Şeriat konusunda söyleyebilirim. şeriat konusunuda kandırılacak bir insan değilim. Ben İran’da şeriat’ı görmüş biriyim İran’da yaşamış biriyim ve İran’da Hatemi döneminde de gidip hem çalışma yaptım hem Hateminin kazandığı dönemde Türkiye’ye röportajlar gönderdim. Hateminin kazandığı dönemi inceledim. O zaman Türkiye’de bir tek ben şeriat polisi kavramını ortaya çıkardım ve bunu yazan tek ben oldum. Daha önce hiç kimse söylememişti o yüzdende ben şeriatı tanıyan bir insanım bu konuda kandırılması kolay biri olduğumu düşünmüyorum ve bu nedenle de bu yargıya intikal etmiş bölümünü ayrı bırakıyorum. Yargıya intikal etmiş bölümü çünkü tabiki beni ilgilendirmez. İlgilendirmemesi gerekir kimseyi de ama maalesef öyle bir ortalık karıştırılıp yargısız infaz sunuluyor ki eğer farklı bir görüş ortaya sunarsanız bu görüş sizi hemen sizi hain diye damgalıyor.
MEHMET ALİ B:.Peki
NEVVAL SEVİNDİ:O yüzden farklı birşey söylememizi engelliyor
MEHMET ALİ B.: Sonuç yani diyorsunuzki söz konusu değil öyle din devleti ben biliyorum bu işi .
NEVVAL SEVİNDİ: Ben sosyolojik olarak yani sosyal yapı olarak tam onun nerde olduğunu düşünülmesi gerektiğini kendisinin sosyal bir fenomani olduğunu cemaatinde sosyal Türkiyede’ki yapısını nerde oturulduğunu düşünülmesi gerektiği ve araştırılması gerektiğini düşünüyorum.
MEHMET ALİ B.:Ona geliyorum Necip Bey.
NEVVAL SEVİNDİ: Ama bir dakika ben şunu söyliyim ozaman bu farklı görüşün hemen nasıl damgalandığı konusu da bence çok önemli çünkü bu totoliter bir zihniyet.
MEHMET ALİ B.: Ona gelicem
NEVVAL SEVİNDİ: Bu totoliter zihniyet bugün Cumhuriyet gazetesinde Hikmet Çetinkaya tarafından çok ahlaksız bir yazar tarafından ahlaksızca dile getirildi ben hem kendisini hem Cumhuriyeti mahkemeye vereceğim gerçi. Ama yalanların bu kadar kolay söylenmeyeceği bir Türkiye arzu ediyorum.(Cumhuriyet gazetesi o gün bu yazarın imzası olan köşede tarafıma ağır hakaret ve yalan dolu bir yazı yayınladı.bu yazıda M.ali Birand ve Ethen Mahcupyan’a da ağır hakaretler vardı. O güne kadar yazar olarak,gazeteci görevimde bir tek defa bile hakkımda şikayet olmadı,mahkemelik olmadım.çok temiz bir geçmişim var.Oysa bu yazarın boyunun iki katı hakaret davası açılmış kendisine ve gazete onun tazminatlarını ödemekten bıktığını bana söyledi avukatları aracılığıyla.bu yalan yazıya medyadan bir tepki gelmedi ve beni koruması gereken meslek kuruluşları korumadı.Medyada Gülay Göktürk ve Can Dündar sadece gerçeğe parmak basarak konuyu yazdı. Bu yalan yazı makale adıyla yayınlandı ev içeriği neydi?Dedikodu yapan ilkel bir dergi formatında yazan Çetinkaya benim Fethullahçı sevgilim olduğunu söyleyerek özel hayatımı çamurlamaya ve oradan villa alduığımı yazarak mesleki hayatımı bitirmeye çalışan en alçak yalanları rahatça yazmıştı.Basın Konseyi dahil kimse kadın gazeteci ve de iyi bir gazeteci olarak bana sahip çıkmadı. Bilgimle başa çıkamayanlar kadınlığıma saldırarak çözüm bulma dedine düşmüştü. Cumhuriyet Gazetesi 24.Haziran 1999 tarihli gaztede H.Çetinkaya makalesi. Tamamı iftira olan yazıyla ilgili Cumhuriyet gazetesi en ufak bir şey yapmadığı gibi gönderdiğim yazıyı ve tekzibi yayınlamayı red etti.)
MEHMET ALİ B.:Ben hemen Necip Bey’e dönmek istiyorum Hablemitoğlu ben onu karıştırdım. Onun için ben size Necip Bey diyeceğim bir sakıncası varmı
NECİP H.: Yok.
MEHMET ALİ B.: Hemen aynı soruyu sormak istiyorum amaç hedef yani bu noktada
NECİP H.: Ben izin verirseniz son toplantılarınızı hayranlıkla izledim. Korkunç bir hoşgörünüz var o yüzden bu toplantıdada blütfen bana özel bir hoşgörü göstermenizi istiyorum. 20 küsür yıldan beri üniversitedeyim Cumhuriyet tarihçisiyim ve bu alanlarda daha doğrusu şeriaatçi örgütlenme ve yapılanmalar konusunda Türkiyede bir kaç kişiden biriyim hiç mütavazi değilim bu konuda.
MEHMET ALİ B.: Zaten o yüzden burdasınız
NECİP H.: Çok teşekkür ederim. Programın formatı ile ilgili rahatsız olduğum bir konu var onu da belirtmet istiyorum da. Her ne kadar bir bilim adamı olsamda buruda Fettullah Gülen’i savunan yada Fettullah Gülen’e karşı iki kesimi farklı iki görüşü temsil eden iki kesim pozisyonuna düşmekten son derece sıkıldım. Onu belirteyim nedeni şu: MGK’da
NEVVAL SEVİNDİ:Ben Fettullah Gülen’i savunan biri değildim.
NECİP H.: Lütfen MGK’da görüşülmüş bir konuda burada devlete ve üniversitelerde Fettullah Gülen Cemaati ile ilgili olarak ışık okulları yurt dışı ve Amerika ile ilgili olarak çok önemli miktarda döküman getirdim. Ancak çok kısa süre içinde
MEHMET ALİ B.: Ben de onu soruyorum.
NECİP H.:Çok kısa süre içinde bunları anlatmama olanak yok.
MEHMET ALİ B.:Ama şimdiden vakit harcıyorsunuz. Onun için bize söyleyin
NECİP H.:Evet ozaman benim eleştirim şu vahim bir hata yapıyorsunuz siz lütfen beni sabırla ve hoşgörü ile dinlemenizi istiyorum. Posta gazetesindeki yazınızda siz aynen şunu söylüyorsunuz programın formatını çok rahatsız edici olduğunu vurgulamak açısından söylüyorum diyorsunuz ki:Anadolu’da bir fısıltı fırtınası estirilmeye başlandı buna göre cenk cunta ayaklandı ve müslümanlara son darbeyi indirmek için harekete geçti.
MEHMET ALİ B.: E bunlar bana söylenen şeyler.
NECİP H.: Hayır hayır .
MEHMET ALİ B.:Bunlar bana
NECİP H.: Size söylenen şeyler ama diyorsunuz ki hele bu fısıltının dinci basın tarafından körüklenmesi size ait değil size nakledilen olay ama siz kamu oyuna naklediyorsunuz bunu ve diyorsunuz ki dinsizler en ılımlı dindara dahi tahammül edemiyorlar şekline dönüştürmesi beni korkuttu. Dinsiz dindar cepheleşmesi herhalde en son istenecek bir şey korktum zaten Fettullah Gülen ciler konuyu getirmek istedikleri şey bu tüm savunmaları Fettullahçıların konuşmasına baktığımızda.
MEHMET ALİ B.: Posta daki yazıyı hemen şöyle şey yapayım bu izlenimdir ve bu izlenimi bana yansıtanlar devletin Gaziantep bölgesindeki valisi savcısı bu birkaçtane Fettullahçının benim kulağıma fısıldadığı şey değil
NECİP H.:Sayın Birant onun dışında esas söylemek istediğim konu şu vurgulumak istedikleri karşısında Fettullah Gülen cilerin bir zan ifadesi.
MEHMET ALİ B.:Yani diyorsunuz ki cepheleşmeyi onlar çıkardı
NECİP H.:Bizzat çabası bu zaten ülke içinde diyorki bana karşı olan kesim bildiğiniz gibi bölücü kominist açıkça söylüyor ataist kesim diyo şimdi.
FAİK BULUT:Faik Bulut ataisttir
NECİP H.:Sayın Birant ben Demirel’in yanında Adalet Partisi döneminde eğitim müşavirliği yapmış biriyim ve hayatım boyunca hiç bir sol örgütle ilişkim olmadı ve Türk kimliğiyle Türk bilincini savunan bir insanım dolayısıyla benim Marksist örgütlerle hiç bir ilgim olmadı. Dolayısıyla bu toplumda benim gibi Türk milliyetçisi ama Atatürkçü anlamda Türk milliyetçisi olan milyonlarca insan Fettullah Gülen’in yargılanmasını istiyor.
NECİP H.: Ve bu yapılanların dağıtılmasını istiyor. Bunların çekmek istedikleri konu bu.Programdada buna alet olmaktan korkuyorum
MEHMET ALİ B.: Yo hiç niye alet oluyorsun
NECİP H.: Sadece sol yada ateist kesim değil milyonlarca benim gibi laik devlete inanmış olan Türk toplumu devlet ve ülke bütünlüğüne inanmış milyonlarca insanın ben Fettullahçılara karşı olduğunun bilinmesi ve bu cephelenme oyununa bu şekilde sonuçlarla düşünülmemesi öneriliyor.
MEHMET ALİ B.:Bir şey söyliyeceğim siz bu programı şey olduğunumu düşünüyorsonuz Fettullah Gülen’i şey yapmak, savunmak.
NECİP H.: Hayır bakın hiç ilgisi yok ama şu var
MEHMET ALİ B.:Birincisi Fettullah Gülen’le benim hiç bir ilgim yok ben gazeteciyim beyefendi ben günün konusunu alır günün konusunu işlerim.Bu program güncel bir program bu gün Türkiye en fazla Fettullah Gülen konuşuluyorsa onu getiririm bakın siz dört kişisiniz.
NEVVAL SEVİNDİ:Ama işte çifte standart Türkiye’yi mahvediyor gazeteci olarak ben röportaj yapıyorum Fettullahçı oluyorum Oral Çalışlar yapıyor niye Apo’cu diyorsunuz adama diyorlar. Yani çifte standart var maalesef.
MEHMET ALİ B.:İsterseniz ben bu tartışmayı
NECİP H.: Bundan sonra açıklamamı bitiriyim ondan sonra
MEHMET ALİ B.:Oldu hemen geçeyim
NECİP H.: Sizin şahsınıza yönelik olarak söylenen temel neden şu esasta rahatsızlığımı ifade etmemin temel nedeni geçtiğimiz yıl Fettullahçı okulları gösteren bir program yaptınız inanın sıkıntıdan burnumdan kan geldi neden bir insan ancak bu kadar
MEHMET ALİ B.:Anlatsanıza
NECİP H.:Ancak bu kadar gerçeklerden yani sadece size gösterilenleri yansıttığınızı gördüm. Yada yansıttırdığınızı gördüm. Bakın lütfen beni nasıl bulmuşsanız o zaman da bulabilirdiniz ve ben bu okulları 8 ay boyunca incelemiş biri olarak sizin gibi Türkiye’nin en popüler IQ’su en yüksek, cin gibi tabir edilen halk deyimiyle bir gazetecisiniz. Bu duruma nasıl düştünüz çok merak ediyorum.
MEHMET ALİ B.: Duruma düşülmüş bir şey yok.O okullardan çok bahsediliyordu okullara en top adamımı gönderdim. İncelemesini yaptı ve bütün metni okuduğunuz zaman ortaya çıkan manzarada sorulan soruları en ince detayına kadar benim o konuda benim üstünde durduğum bir nokta var. Burası da Mehmet Ali Birant’ın programı değil bunu şey yapalım ben herşeyin tartışılmasından yanayım tartışmak yoksa o bunu söyledi şu bunu söyledi diye eğer böyle herkesi birbirimizi suçlarsak hapı yutarız. Şimdi sizden bir ricam var o soruyu ne olurcevap verin. Hakkaten din devletimi var temelinde Fethullah Gülen’in yoksa bambaşka bir yaklaşımmı var?
NECİP H.: Kesinlikle din devleti vardünya imamı mesafesine kendisini koyan bir kişinin altında kıta imamı sonra ülke imamı var şimdi bizim içine sindiremeyen sindirim zorluğu çeken Sayın Başbakanımız bu konuda bu hiyerarşiye baktığımızda bu yapılanma içinde oldukça aşşağılarda. bilmesi gerekiyor bu yapılanma bu hiyerarşik yapılanmaya baktığımızda resmen bir din devleti amacına yönelik bir yapılanma olduğunu görüyoruz.
MEHMET ALİ B.:Ben bakın bir şey daha ekliyeceğim ben sizin bu fikirlerinizi biliyordum özellikle sizi buraya davet ettim.
NECİP H.:Teşekkür ederim
MEHMET ALİ B.:Yani o programdan hoşnut olmadığınızı şey yapmadığınızı aklama olsaydı aklımızda her halde davet etmezdim .Ethem
ETHEM M.:Aynı soru?Çok kolaylıkla bir takım sonuçlara varmak mümkün ve eğer hakkaten anlamak gibi bir çabamız yoksa o zaman da kendimizden çıkarak kendi belki cemaatsal kimliğimizden çıkarak başkalarını tanımlamak mümkün. Böyle baktığımız zaman din devleti demek din devleti istiyor demek mümkün ama bir şey söyleyemiyorum bence kesinlikle din devleti istemiyor fakat kesinlikle daha dindar bir devlet istiyor Fettullah Hoca
MEHMET ALİ B.: O farkı nasıl koyabiliyorsun
ETHEM M.:Şimdi şöyle tabi Fettullah Hoca anlayışında din bireylede somutlaşmış olan bir olay. Çokdaha fazla kültürel çok daha fazla ahlaki bir boyut.Dolayısıyla burdaki olay devletin değişmesi veya devletin ele geçirilmesinden ziyade devletin kendine benzemesi .Burda Osmanlı’dan bugüne gelen çok derin bir damar var. Osmanlı sünni hanefi cemaat nasıl devletle bir kan bağı bir tür tırnak içinde oluşturmuşsa bugün aynı talebi tekrar çıkartan bir cemaatolayı var. Yani insanlar bir tek Fettullah Hoca’nın bir konuşma yapması ile yada 10 yıl konuşma yapmasıyla bu kadar milyonlarca insanın ona kapılmasını veya peşinden gitmesini açıklayamazlar. Onun altında bir bambaşka sosyolojik dinamik var. Beyefendi nasıl bir toplumsal tabana oturuyorsa onlarda yine milyonlarca ve bu ülkeyi paylayştığımız başka bir taban
MEHMET ALİ B.:Ben isterseniz İsmail Nacar’a dönmek istiyorum. Kendisi islami araştımacı. Aynı soruya F Gülen’in kafasının arkasında Din devleti mi var?
İ. NACAR- Ben bu sorunuzu yanıtlamadan önce müsaade ederseniz birkaç gündür söylüyorum gazetede tv lerde söylüyorum: kesinlikle ben bu hareketin İslamla özdeştirilmemesi lazım. Islamla bir alakası da yoktur. Tarihte meşhur bir Batıni hareketi var. Onun bir devamıdır. Şimdi İslamla alakasının olmadığını bugünkü gazetelerine baksak yani Zaman gazetesi benimle ilgili bir iftira yazısı yayınladı. Şimdi o yazıyı müsaade ederseniz bir dakika içerisinde şey yapayım.
M ALİ BİRAND- Ay n’olur o yazıyı okumayın da
İ NACAR- müsade ederseniz yazıyı okumayacağım. Şimdi mesela Cumhuriyet Gazetesi korkunç bir tehdit. Malatyada Nurcuların düzenlediği komplo. Öğretmen olayının iç yüzü. Şimdi 12 ocak 1970 tarihli Cumhuriyet. 3-4 gün bu devam etti. Olay şu: biri öğretmen Saidi Nursiye homoseksüel demiş. Bu Nurculara mensup birisi de tutmuş yani bu Kenan Çırak diye bir çocuk- bunun uzvunu kesmiş, komplo düzenlemiş. Tabi bir sürü insanların ismi geçiyor orada bir de İsmail Nacar Şıroğlu diye bir adamın ismi geçiyor. Ismail Nacar Şıroğlu yani diyor ki bugünkü Zaman Gazetesi adı bu Kemal Abbasın olayına karıştı. Halbuki bu benimle hiçbir ilgisi yoktur. Hüseyin Üzmez’in Malatya olayıyla ile ilgili Ahmet Emin Yarma olayıyla birlikte ismim geçiyor. Ismail Yılmaz diye bir gazetecinin ismi geçiyor. Hiç bunun alakası yok. Bu olayla benim ilgim varmış gibi tahakküm diliyor. Şimdi ben bunları mahkemeye vereceğim. Ikincisi ben hatırlarsanız
M ALİ BİRAND: Anladım İsterseniz İsmail bey o soruya gelelim. Çünkü programın konusu şu veya bu değil. Sorduğum soru: Fethullah Gülen’in kafasının arkasında Din Devleti mi var? Dn devleti kurmak yok mu? Buna net olarak cevap verirseniz çok memnun olurum.
İ NACAR: Şimdi müsaade ederseniz bir cümle daha söyleyeyim. Ben kaç gündür biliyorsunuz F Gülen ile ilgili aslında yıllar önce söylemiştim. Gazetelere Tv’de defalarca söylemişim; Batıni hareketlerini irtibatlandırıken bir mezuniyet töreninden de söz etmiştim. Şimdi benim aslında Dil Coğrafya Fak. Mezunu olmadığımı, diplama kaydımın olmadığını bugünkü Zaman Gazetesi söylüyor. Şimdi benim diplomam bu. 1979’da Prof. Dr. Türkan Akyol.
M ALİ BİRAND – İsmail bey,
İ NACAR /- Prof Dr Yaşar Yücel -Dekan. Benim diplomam bu. Yani benim diplomamın olmadığını söylüyor. Bunlar gibisini Sayın Birand analar sarmamış. Insanlara durdukları yerlerde iftira yaparlar. Mesela 82 de benim bir gazete -dergi çıkardığımı söylüyorlar.
M ALİ BİRAND- N’olur İsmail bey,
İ NACAR- Yeni Atılım Dergisini 82’de çıkardığımı söylüyorlar. Yeni Atılım Dergisinin çıkımı 1973’te çıkartmışım. Yine bir şey söyleyeceğim müsaade ederseniz?
M ALİ BİRAND- Konumuza gelelim İsmail Bey,
İ NACAR – Abdullah Öcalan’la telefon görüşmesi yapmışım. Sayın Birand şunu da söyleyeyim müsaade ederseniz A Öcalan PKK’nın 1965 sonunda ilan ettiği ateşkes öncesinde Apo ile tel görüşmesi yapmışım. Halbuki bu gizli bir olay değil. Benim bir barış girişimim vardı. Bu da açık bir şekilde gazetelerde çıktı.
M ALİ BİRAND- Çok iyi anladım İsmail bey.
İ NACAR- Mesela 13 Ekim 95 tarihinde Türkiş Dally Nevs Gazetesinde çıktı. Bu gibi başka şeyler var.
M ALİ BİRAND-Oldu İ Nacar.
İ NACAR – Ben yarın HBB programında bununla ilgili detaylı bilgiler vereceğim.
M ALİ BİRAND- O programda şey yapın ne olur. Bizim programı aldınız tamamen başka bir yere götürdünüz.
İ NACAR- yani müsaade ederseniz bugün bu olayla birlikte nasıl büyük bir iftira yaptıklarını belgelerle ortaya koyacağım.
M ALİ BİRAND- Tamam onu yarın
İ NACAR – Arkadaşlar sizin programın müsait olmadığını söylediler. Ben bilseydim tabi programınıza bu şekilde katılmayı istemezdim.
M ALİ BİRAND- İsmail bey, ben hemen Faik Bulut’a dönmek istiyorum. Faik Bulut’a size sorduğum soruyu tekrar sormak istiyorum. Ekleyeceğiniz bir şey var mı?
FAİK BULUT- şimdi bunun bir tabanı var. Zaten tabanı olduğu için böyle bir yani, sosyal fenomen tamam bu da tamam. Yani Fethullahçılık olayının F Gülen olayının başlıbaşına bir fenomen olduğu sosyal bir fenomen olduğunu, Türkiye gerçeklerinden koparılmaması gerektiğini dikkat çekerim. Yani bu çok önemli. Düşünün şöyle bir şey: zaten fenomen olarak -bugün ansiklopediye özellikle baktım- Fransızca ansiklopediye- diyorki: ferso orjinal yani “özgün insan”. Bir de “faaliyet ve sözleri ve davranışlarıyla yetenekleriyle ön plana çıkan hareket veya insan”. Dikkat edin burda başlığı verdim. Devlet başkanı gibi konuşuyor. Şimdi siyasetçi değilim diyor; bakın konuştuğu – Zaman Gazetesi eki 6 Nisan 97’de konuştuğu konulara bakın. Ben sadece Din adamıyım diyor. Konuştuğu, tartıştığı, öğüt verdiği şeylere bakın. Sadece başlıklarıyla okuyorum: MGK’nın Kararları, Laiklik, Cumhuriyet, Dine Olan İhtiyaç, İslamiyet ve Siyasal İslam, Cumhurbaşkanı’nın Görevleri, Asker, Darbe, Medya, İmam Hatip Liseleri, 8 Yıllık Eğitim, Susurluk Skandalı, Parti Liderlerine Öneriler, Küreselleşme, Başkanlık Sistemi, Siyaset ve Partiler, Seçim Sistemi ve Ordu… şimdi bir vatandaş bunu konuşur ama bir din adamı bunu özellikle
M ALİ BİRAND- Onu şey yapma,
FAİK BULUT- Hayır çok önemlidir. Bence en kıritik nokta budur. Bakınız Adliye’dan bahsediyor, mülkiyeden bahsediyor, maariften yani eğitimden bahsediliyor ve bunun köklü bir mutaasyona yani kendi değimiyle değişime uğramasını istiyor ve
M ALİ BİRAND – Ha devlete içeriden hakim olmak.
F BULUT – Hayır yetiştirdiği öğrencilerin burada yazıya yetiştirdiği öğrencilerin 10 yaşında 40 larda yetiştirilen öğrencilerin bugün 60-65 yaşında olması gerektiğini, bunun da Başbakan ve Cumhurbaşkanı, yani zirveye tırmanması gerektiğini zirveyi işgal etmesi gerektiğini şimdi
M ALİ BİRAND – böylece bir kuşatma şeyine giriliyo
F BULUT – Bakın bir insan Adliyeden Mülkiyeden ve eğitimden bahseder ve bunun da değiştirilmesi gerektiğini söylüyorsa bu basit bir din devleti istemektir. Bu devletin dindar olmasını istemek değildir.
M ALİ BİRAND- Nevval Hanım sabırla bekliyordu. Nevval Hanım, siz ne diyorsunuz?
N SEVİNDİ – Şimdi ben evet, Fethullah Gülen olayının perde arkasını konuşmaya çalışıyoruz. Ama tabi bütün konuşulanlara -Mahçupyanınki hariç olarak- baktığım zaman tam öyle olmadığını görüyorum. O nedenle de kamuoyunun bu kadar sindirilip, korkutulup bir sindirme hareketi halinde yapılan işlemi çok önemli buluyorum ve bunun iklimi değiştirdiği, fikir özgürlüğünü yok ettiğini, farklı konuşana hemen vatan haini damgası vurulduğunun da göz önüne alınması gerektiği ve avukatı pozisyonuna düşürülmesinin iğrenç bir şey olduğunu düşünüyorum. Çünkü burada benim savunduğum veya bir aydının savunacağı kendi aydın namusudur. Ben de kendi aydın namusumu savunuyorum. Bu çerçevede F Gülen ile röp yapım, hem onunla görüştüm, hem de 27 belki ilde cemaatle ilgili araştırma yaptım. Hem Orta Asya’ya gittim hem okullarla ilgili bir dizi çalışma yaptım. Burada gördüğüm 30 yıllık süreç içerisinde yavaş yavaş toplumla entegre olmaya çalışan, temelinde Sayın Mahçupyan’ın da söylediği sosyal dinamitler olan ve tabiiki bizim kültürel dinamiğimizden de gelen ve o tarihi dinamiği de mutlaka gözardı etmeden almalıyız. Özellikle de Orta Aslya’ya açılmasını çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu kaseti çeteler, şunlar bunlar devletin içinden niye bir yerlere veriyor diye düşünüyorum. Şu anda çünkü
M ALİ BİRAND – Okullara ağırlık veriyorsunuz?
N SEVİNDİ – F Gülen hareketi bir kültürel harekettir. Orta Asya’da Türk kültürünü şu anda yayan 140 tane okul ile F Gülen okullarıdır. Ve bu okullar aynı zamanda sadece Türk Kültürünün temsilcisi ve yayıcısı değil Türk Ekonomisine de katkıda bulunuyor. Bir de köprü konuyor ve iş adamları bu köprüyle oraya ulaşıyodr. Ama ben ayrıca
M ALİ BİRAND-Necip Bey,çünkü aynı fikirde kendisi.
NEVVAL SEVİNDİ:Bir şey daha söyleyeceğim batının da son iki yıldır gerek Almanya olsun Doçeverlisinden bütün kültürel kurumlarına kadar gerek Amerika olsun Fransa tarihinin hepsinin bütün kültürel kurumlarıyla oraya girdiğini gördüm. Birlikte oldum , onlarlada konuştum. Orda bir kültür savaşıda sürmektedir.
MEHMET ALİ B.:Yani siz bir yerde
NEVVAL SEVİNDİ: Ve Türkiye sadece bu okullarla orda Türk kültürünü Türk dilini yaymakta eğer Türkiye olmassa İran Tacekistan’ı da ele geçirecekti. Batıyı’da ele geçirecekti. Ve bütün Orta Asya’da damgasını vuracaktı çünkü oraya devlet herşeyiyle yardım ediyor.
MEHMET ALİ B.:Ben Necip Bey’e şunu sormak istiyorum
FAİK BULUT: Sıram geldiğinde ben kendime göre yorum yapıcam
NEVVAL SEVİNDİ:Orta Asya’da Ilımlı İslamın misyonu olarak mı görüyorsunuz.
NECİP H.:Bence kesin değil ABD ön gördüğü bir öngörünün sadece izleyicisi. Bu çok net.
MEHMET ALİ B.:Amerikancı İslam diyebilirmiyiz?
NECİP H.:Kesinlikle diyebilirim. Çünkü benim gözümde KGB mensubu olmak ne kadar aşşağılık bir olaysa, Amerikan ajanı olmak o kadar aşşağılık bir olay ve ben bunu bir Türk olarak çok içime sindiremiyorum. Olayın başka bir boyutu var. Esas biz onu görmüyoruz şimdi düşünebiliyormusunuz 600 tirilyonluk yıllık bir harcama kalemini içinde tutan korkunç bir imparatorluk yurt dışındaki okullarıyla yurt içindeki okullarıyla dersaneleriyle holdingleriyle akıl almaz bir oluşum bu yapılanma ve bunların çalışan memurlarına, çalışanlara bunlara yapılan akışı artı yurtdışı siyasal temasa bakıyorsunuz işte papa görüşmesi dahil olmak üzere son derece önemli başarılar kazandılar. Bakıyorsunuz olağan üstü bir kadro var ve bu kadronun acaba yöneticisi ilkokul mezunu bir emekli vaiz mi? Şimdi esas konu bunun adını koymak sayın konuşmacıya
NEVVAL SEVİNDİ: Ben bir şeye daha burda parmak basmak istiyorum. Biz radikal İslamı istemiyoruz ılımlı islamı istemiyoruz. Acaba İslamı mı istemiyoruz acaba islamı mı yüreğimizden sökemiyoruz.
FAİK B.: Bizim İslamı isteme gibi bir şartımız yokki
NEVVAL SEVİNDİ.:Kültürümüzden çıkartalım mı onu
MEHMET ALİ B.: Hemen lafı Fikri Sağlar’a getirmek istiyorum.
FAİK BULUT: Şimdi bakın Türkiye Nurcuların
NECİP H.: Şimdi bakın Sayın Nevval Hanım’ın gözden kaçırdığı bir konu var araştırmak ayrı. Sanıyorum sayın 2 konuşmacıda profesyonel anlamda bağlantılılar çünkü programlarını izliyorum STV’de .Bakın bunların istedikleri özlemi olduğu özlem çektikleri sistem geldiğinde o zaman sayın Türkiye vatandaşı olarak ben Atatürk milliyetçisi olarak Türkiye’de hiç bir şekilde mezhepsel yada etnik bir ayrımcılığa taraftar değilim. Hukuk önünde hepimiz eşitiz ama bu sistem geldiğine kesinlikle ve kesinlikle Sayın Mahçupyan kafir hukukuna mensup olucak yine bilinmesi gerekiyor ki Sayın Nevval Hanım’ın gözden kaçırdığı bir konu ben kendine verebilirim eğitim bültenlerini
MEHMET ALİ B.: Böyle bir kuşku varmı
ETHEM M.: Hayır tabiki bir kaç noktayı vurgulamak istiyorum. Ben şimdi bir tanesi şu Fettullah Hoca’nın kendisi bir şahıs bu şahıs ele aldığımız zaman en azında asgari bir saygıyla söz etmemiz gerekir. Herhangi bir şahıstan söz eder gibi dolayısıylada şu veya bu ajan vesaire denmesi herhangi birisi için hakketten tanımadığım herhangi birisi için ne kadar kendi başıma.
MEHMET ALİ B.:Ajan demiyor
ETHEM M.:Yani
NEVVAL SEVİNDİ.:Dedi bal gibi.
ETHEM M.:Yani bunlara gerek yok .
NECİP H.:Atatürk için bu kadar rahat hakaret edebilen orduya bu kadar rahat dil uzutabilen devletin sistemini çökertmeye çalışan bir insana ben saygı duymak zorunda değilim.
ETHEM M.:Müsade edermisiniz karşımızda bir insan var şimdi bu insanla cemaat aynı şeyler değil bir kere insan suç işleyebilir eğer suçsa cezasını görebilir. Cemaat ayrı bir olgu ve cemaat, insanlar ne kadar peşinden gitsede o insanı ne kadar rehber adletse bile MEHMET ALİ B.: Şimdi çok kısa Ankara’ya geçiyorum Fikri Bey
NECİP H.:Türkiye Cumhuriyeti hukuk devleti bu hukuk devletinde cemaatlerle bu tür dinsel yapılamalarla hiç kimsenin dokunulmazlık kazanmaya hakkı yok. Bir yasa bu devletin, hukuk devleti asla değil sadece
ETHEM M.:Sadece kağıt üzerinde olabilir. Bugün laiklerde bir cemaat siz bir cemaat değilsiniz
NEVVAL SEVİNDİ: Türkiye’nin kültürel yapısını bilmiyorsunuz o zaman bu bir cehalet
MEHMET ALİ B.:Faik Bey tamamlasın.
FAİK B.:Ben bir noktaya deyinicem önemli değil. Devletin yönetimini avamca diyorum ama yani, bu çok avamca söylersek bugünkü tabirle devletin yönetimini ele geçirmek için muhakkak sistem karşıtı ve muhakkak devlet karşıtı olmanız gerekmiyor . Bunun örnekleri yaşanmıştır. Devleti ebed müddet dersiniz devleti çok seversiniz bu sistem muhakkak olmalı dersiniz, ama yine yönetimin ele geçirirsiniz. Kaçırılan nokta bir bu, bir şey daha söyliyeceğim.
MEHMET ALİ B.:Bu şekilde yine ele geçer diyorsunuz.
FAİK B.:Bakın şimdi istiklal marşı söyletiliyor yurt dışında Orta Asya’da onların kültürleri yok mu? Allah aşkına beyaz adam muamelesi yapıyorsunuz onlarında kendine göre kültürü vardır.
NEVVAL S.: O kültürü de alıyor zaten. Onu da öğreniyor.
FAİK B.:Hayır bakın Fettullah Gülen diyor ki .
NEVVAL SEVİNDİ: Onlar Şikayetçi değilse size ne?
FAİK B.:Türkler ancak müslüman olduktan sonra ahlaklı hale geldiler ondan önce ahlaksızmıydılar?
MEHMET ALİ B.:Fikri sağlar’a ben dönmek istiyorum. Fikri Sağlar siyasiler Fettullah Gülen’e ılımlı bir tutumu var. Ardında ne yatıyor, siyasi etkinliğimi yoksa kaç oya hükmediyor ki politikacılar ya dur ben bununla iyi geçiniyim diyor, yoksa bu doğru değil mi? Böyle bir yaklaşım.
FİKRİ SAĞLAR: Sayın Birant öncelikle hislerimi belirtmek istiyorum. Biz sizi izleyemiyoruz, sadece dinliyoruz ama İstanbul her zaman Ankara’dan daha büyük galiba orda siz tartışmalarınızı sürdürüyorsunuz bize çok az vakit kalıcak . Ve ben izlediğim kadarıyla zorlama bazı insanların korumaya çalıştıklarını, Fettullah Gülen’i aklamaya çalıştıklarını da duydum. Ve bu çok fazla belki iyi dinleyemedim din devleti istemiyor dindar devlet istiyor deniliyor, aradaki farkı ne demek olduğunu anlatmakda çok zor
NEVVAL SEVİNDİ:Ben buna kesinlikle itiraz ediyorum. Ne demek ben kendi fikrimi söylerken birinin avukatı olmak zorunda değilim ki. Ne kadar ahlaksızca saçma bir laf. Farklı fikire hemen damga.
FİKRİ SAĞLAR: Nevval Hanım eğer susarsa ben dertlerimi anlatmaya çalışırım.
NEVVAL SEVİNDİ: Hakaret etmeden konuşun o zaman ben sizi hedef alarak konuşmuyorum. Sizde hakaret ederek konuşma hakkına sahip değilsiniz.
FİKRİ SAĞLAR: Ben önce Nevval Hanım’a sormak istiyorum siz laik Türkiye’ye sahip çıkıyormusunuz , .çıkmıyormusunuz. Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkma doğrultusunda kendi beyanatları olan bir kişi sadece Orta Asya’da Türk kültürü’nü yaymak adına okul açtı diye korumanın ne anlamı olduğunu sorarım ben size.
NEVVAL SEVİNDİ: Farklı bir fikirle, koruma arasındaki farkı göremeyecek kadar cahilseniz sizin için yapılabilecek hiç bir şey yok cahilsiniz.
FİKRİ SAĞLAR:Kendi ağzından diyor ki Fettullah Gülen biz İran’da gerçekleşen devrimin Türkiye’de de gerçekleşmesini arzulamaktayız.
NEVVAL SEVİNDİ: Siz cahilsiniz diyecek hiç bir şey yok.
FİKRİ SAĞLAR: Türkiye’de İslami bir devrim için yurt çapında teşkilatlanmaya önem vereceğiz diyor. Bu ne demektir bu orta Asya’da açtığı okulla kendisini aklamak demektir. Bu ne demek dindar devlet istiyor demek Anayasanın24.maddesini yok etmek demektir. Şimdi bir çok tanımlarla , terimlerle, Türkiye Cumhuriyetini yok etmeye karar vermiş olan insanın, bunuda ikra etmiş bantlarla yaymış olan bir insanın ne şekilde korumaya çalıştığını, ne amaçla korunmaya çalıştığını sormak gerekiyor. Üstelikte bunu yapanlar aydın olan insanlar siyasetçiler haydi haydi yapacaklardır.
MEHMET ALİ B.:Niye siyasetçiler
FİKRİ SAĞLAR:Zaten bütün meselede siyasetçilerin zayıflığından kaynaklanıyor. Aydınlarında halkla ve siyasetçiyle olan ilişkisinden kaynaklanıyor.
MEHMET ALİ B.:Neden siyasetçiler neden şey yapıyor.
FİKRİ SAĞLAR: Devam edeyim Fettullah Gülen diyor ki biz bir huruc harekatı başlatacağız. Bunun için hemen hemen her ilde liderleri tesbit
32.GÜN PROGRAMININ BİREBİR ÇÖZÜMÜDÜR.
1999 yılının 24.09 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde hakkımda yayınlanan ilk ve son iftira ve yalanı okuyunca tüm meslektaşlarıma gönderdiğim mektubun metni aşağıdadır:
Sevgili Meslektaşım,
bir yazar ve aydın olarak sizi göreve çağırıyorum.
Cumhuriyet gazetesi’nde yazan Hikmet Çetinkaya isimli şahıs
her türlü etik kuralı, insani ahlak çerçevesini ve meslek ahlakını çiğneyerek şahsıma iftirada bulunmuştur.
Bilgiye bilgi ile karşılık vermek onun standardını zorladığı için “iftira” atarak kişilik haklarıma ve gazetecilik namusuma hakaret etmiştir.
Bu fikri tecavüzü siz de kınayın. Yoksa aksini ispat etmedikçe kendisinin aleni “ahlaksız”lığını ilan ediyorum.
Türkiye’nin önünü tıkayan totaliter zihniyetin temsilcisi olan H.Ç. onun gibi düşünmeyen herkesi yargılama ve iftira etme hakkını kendinde görmektedir. İnsanların özel yaşamından giyimine ve düşüncesine kadar “onun istediği gibi” olma koşuluna uymayanları “yalan gaz fırınlarına” gönderilmesini istemektedir.
Hem kendisini, hem yalan yazıya icazet verdiği için Cumhuriyet gazetesini mahkemeye vereceğimi duyururum.
Türkiye sadece güçlü ve şirret olanların değildir. Düşünenlerindir aynı zamanda.
Saygılarımla
NEVVAL SEVİNDİ
Gazeteci/ Yazar