32.GÜN DEŞİFRESİ

Ağustos 17 2002Yorum Yok Kategori: 32.Gün, Arşiv, Basında

NECİP H.:Ben asla konuşurken saldırmıyorum.
NEVVAL SEVİNDİ:Tabi söylediniz konuşurken saldırmassanız,saldırmam
NECİP H.: Bakın Nakşibendiler, rufailer,,kaplancılar, dediğimiz iccb’ciler, mücahideciler, süleymancılar, nurcular ve bunların yurt dışı bağlantıları üzerine çalışıyorum. Her bir cemaate siz bir sosyal fenoman olgu diyerek kabul ettiğinizde ve bunlara yasal dokunulmazlık getirdiğinizde Türkiye’de hukuk devleti olmaz. Bunların hepsi çıkar,aynı görüşte olan insanlar bu devleti yıkma hakkına sahiptir.O açıdan ben şunu söylemek istiyorum
MEHMET ALİ B.: Fettullah’ın bir dokunulmazlığı var diyorsunuz. Fettullah Gülen’in bir dokunulmazlığı mı var?
FAİK BULUT: Var var
NECİP H.:Ben şunu söylemek istiyorum Nevval Hanım bilmediği başka şey var.
NEVVAL SEVİNDİ: siz nerden biliyorsunuz. Siz benim nereden ne bildiğimi bilmeden nasıl hakkımda böyle dersiniz.
NECİP H:Ben 20 yıldır üniversitede ışık evleri ile ilgili bütün öğrencilerle. Bakın ben çok basit bir örnek vereyim eğitim bültenleri, broşürler var bunu çok rahatlıkla gösterebilir. Mesala Nevval Hanım gibi son derece şık bir hanımefendi, bunların istediği düzen geldiğinde karşılaşabileceği bir olay aynen şöyle söylüyor önce tekdir edin, uyarın sonra yatağınızı ayırın, sonra da yatağınızı ayırın sonrada dövün ama döverseniz kemiğini kırmayın, teninde yara açmayın şimdi düşünebiliyormusun bu eğitim bültenlerine broşürlerine inemeden bu eğitimleri görmeden Nevval Hanım bu şıklığı ile bu zerafeti ile aramızda oturabiliyor. Tıpkı Cumhuriyet sayesinde ama böyle bir İslam Devleti geldiğinde bunların istekleri gerçekleştiğinde burada yan yana oturup konuşmamız asla mümkün değil.

NEVVAL SEVİNDİ:Beyefendinin söylediklerine karşı çıkıyorum herhalde çünkü ben onun avukatı değilim onu savunmuyorum benim savunduğum sosyal bir fenomeni olduğu bir sivil hareket olduğu, bir sivil toplum hareketi olarak önemli olduğu ve bu Amerikada 1991’de bir tane olan Carter okul gibi dünya’da ona doğru bir tür trend kayması olduğu 2002 yılında Amerika’da 1 milyon öğrenci Carter okullarda okuyacak ve Carter okullar bugün Amerika tarafından destekleniyor, fakat Türkiyedeki gibi herkes zeki değil. Amerika’da o yüzden Amerikan kongresi bu konuda rapor hazırlıyor ve 1997’de hazırladığı raporda peki insanlar niçin çocuklarını kamu okullarından alıp özel eğitime çok özel eğitime tabi okullara yolluyor. Sorunun cevabını bir kişinin aklıyla değil kendi bilimsel çabayla yapıyor ve Amerikan kongresinin araştırma sonucu çok ilginç mevcut eğitim sistemi günümüz hayatını öğretemeyecek kadar hantal bürokrasi eskimiş standartlara aykırı müfredat, çocuklarada daha yetkin eğitim sağlama güdüsü bütün dünyada sivil toplum ayaklanmış, uyanmış devletin yapısını değiştirmeye çalışıyor organizör devlet diye rolünü değiştirmeye çalışıyor. Totoliter zihniyeti yıkmaya çalışıyor


MEHMET ALİ B.:Ama burda bambaşka bir şey var değil mi?
NEVVAL SEVİNDİ:Burda başka bir motor var ve bu motorun değiştirilmesini istiyor insanlar ve önümüzdeki bilgi çağı dediğimiz 2000’li yıllar zaten 19.yüzyıla ait olan fikirlerin yok olması gerektiğini çünkü araçlar değişiyor, bilgi yeni araçlar getiriyor ve bunun sonucunda tabiki davranış biçimleri de değişicek
MEHMET ALİ B.: Bir cümle
NECİP H.: Sayın Birant bakın büyük bir kavram karmaşası yaşanıyor burda. Sivil toplum örgütü olabilmesi asgeri koşulları var uluslararası düzeyde.
ETHEM M.: Ne onlar?
NECİP H.:Ben hanfendinin bahsettiği sivil toplum kuruluşlarının örgütlerin hukuksal yapısı ile ilgili ABD’de 2 senelik çalışma yaptım orada 5 bin büyük tarikat var. Sivil toplum örgütü olabilmeniz için herşeyden önce örgüt içi demokrasinin olabilmesi gerekiyor. Bizdeki cemaatlerde böyle bir demokrasiden söz edemeyiz
NEVVAL SEVİNDİ: Yani şimdi Amerika’da Carter sivil toplum mu değil mi.
NECİP H.:Ama lütfen
NEVAL SEVİNDİ: Cevap ver canım gargara yapma.
NECİP H.: Kesinlikle değil.
NEVVAL SEVİNDİ: Nasıl olmuyor Amerika’da sivil toplum
NECİP H.: Hukuksal açıdan söylüyorum legal olması gerekiyor. Sivil toplum olabilmesi için Türkiye’deki cemaat ise böyle bir legaliteye sahip değil. Artı bir başka olay var ABD’de dinsel bir yapılanmayada dayanana örgütler var ama bunlar legal yasal olarak da varlar okullarıda var bunların sayısıda 5bin civarında ancak Türkiye ile ABD’yi kıyaslayamassınız. Türkiye’deki cemaatler ve tarikatların tümü birden Türkiye’de rejim sistemi değiştirmek istiyor ama ABD ‘de bir tek tarikatı örnek gösteremessiniz çünkü Amerika’da rejime
NEVVAL SEVİNDİ:Bu işler Batı’dada böyle olmuştur sırf Amerika’da değil. Peki Saint Josef, saint corc var ve niye insanlar çocuklarını vermek için yırtınıyor insanlar. Türkiye’de Saint Josef’e .
MEHMET ALİ B.:Fikri Sağlar’a dönmek istiyorum kendiside bu konuyu epey inceledi. Fettullah Gülen bu noktaya gelen, ekonomik güç nerden geliyor. Birazdan dönücez Ankaraya Faik Bey bir şey eklemek istiyordu aynı konuda.
MEHMET ALİ B.:Necip Bey
NECİP H:.Şimdi Sayın konuşmacılar patronlarını savunuyorlar. Samanyolu Televizyon’unda izliyoruz kendilerini.Ama ben Cumhuriyeti savunuyorum
NEVVAL SEVİNDİ: Bu hakaret, ağır hakarettir derhal kendisine iade ediyorum. Ben gazeteciyim Mehmet Ali Birant’ta patronunmu o zaman nedeniylemi burda.
NECİP H.: Ben de aydınım.
NEVVAL SEVİNDİ: Ben aydın namusunu savunuyorum, sizin gibi ahlaksız değilim siz ahlaksızsınız, bunu söylediğiniz için.
ETHEM M.:Maalesef haklı
NEVVAL SEVİNDİ:Ahlaksızsınız
NECİP H.:Ben bir aydın olmanın sorumluluğunu yerine getirdim
NEVVAL SEVİNDİ: Siz bu sorumluluksa siz aydın falan değilsiniz. Asla, ahlaksızsınız.
NECİP H.: Bakın ben şöyle çok kısa bir örnek vermek istiyorum dün 2 üniversite mensubu aydın
NEVVAL SEVİNDİ: Ahlaksızlığın örneğini verin
NECİP H.:Olması gereken bir karı kocanın çocuğu 16-17 yaşlarında evinde bomba patladı. Ben tarih araştırmacısıyım ve tarih boyunca …….(bundan sonra da N.H. oğlu siz patronunuzun köpekliğini yapıyorsunuz dedi ve buna karşılık ben de köpek sensin dedim. konuşmada hep ilk hakareti eden taraf kendisi oldu.Belgeler bunu söylüyor.)

SABAH GAZETESI 06/27/99
Gulay Gokturk

Kadin olmak (1)
Ben yazilarimin genelde “cinsiyetsiz” oldugunu düsünürüm. Bu yüzden
de “kadin gazeteci” ya da “kadin köse yazari” gibi nitelendirmelere
hep soguk bakarim.

Ama bugün bir kadin köse yazari olarak yaziyorum. Ve yapacagim
elestiriyi erkek okurlarimin çogunun anlayip hak vermesini de pek
ummuyorum. Çünkü anlayabilecek olsalardi, zaten yapmazlardi.

Sözünü edecegim hatayi o kadar “kendiliginden” o kadar “dogal” o
kadar refleksif bir biçimde yapiyorlar ki; yaptiklarinin o kadar
farkinda degiller ki; zihinlerinin en köse bucak köselerine kadar
sinmis olan bu defoyu oralardan çekip çikartmak ve gözlerinin içine
sokmak neredeyse imkânsiz gibi…

Bu yüzden de bu yazi, daha çok, kadin okurlarimla yaptigim “kadin
kadina” bir dertlesme gibi algilanmali.

Sabah gazeteleri elime alip da Nevval Sevindi’nin birkaç yil önce
Aktüel kapaginda yer alan dekolte resimlerini görünce hiç
sasirmadim. Bekliyordum, “Iste yine” diye geçirdim içimden
sadece…

“Erkek” basinimiz, yine erkekligini ortaya koymustu. Muarrizi kadin
olunca hep yaptigi gibi, fikirlerine saldiracagina bedenine
saldiriyor, fikirlerini o dekolte resimlerle çürütmeye çalisiyordu.
Karsisindaki kadini her zaman en zayif noktasi olarak gördügü
cinselliginden “vuruyor”du yine. Açikça “Suna bakin”, diyordu
kamuoyuna; “böyle pozlar veren bir kadinin fikrinden hayir mi
gelir!”

Evet, Nevval Sevindi o tartismada kontrolünü kaybetti, art arda
ettigi hakaretlerle fikri hakliligini zedeledi.

Ama merak ediyorum; o haberleri yapanlar, Sevindi’nin Hikmet
Çetinkaya’ya daha toplantinin basinda neden “serefsiz” dedigini
niçin hiç sormuyorlar?

Çekinkaya bir gün önceki yazisinda, Sevindi’nin fikirleriyle
polemik yapmak yerine yine kaçak gürese girmis Sevindi’nin “ayda
bir asik olmakla ünlü” oldugunu söyleyerek üstü kapali bir biçimde
“orospu” demeye getirmisti. Elinde hiçbir delil, hiçbir tanik
olmadan, Nurcu bir ögretmenle tanistiktan sonra Fethullahçi
oldugunu ve “köseyi döndügünü” yazmisti.

Dünkü haberleri yazanlar; Sevindi’yi “bir kadinin agzina
yakismayacak” seyler söylemekle suçlarken, bir erkegin bir kadina
hiç desteksiz neredeyse “orospu” diye saldirmasinin erkek agzina
çok yakistigini mi düsünüyorlar?

Yine o haberleri yazanlar, Sevindi’nin diger tartismaciya neden
“köpek” dedigini de es geçiyorlar. Daha bir cümle önce, onun
Sevindi’ye açikça “patron köpegi” diyerek hakaret edisini duymazdan
geliyor ama Sevindi’nin “sensin köpek” demesinin “kadina hiç
yakismadiginda” hemen hemfikir oluveriyorlar.

Dogrudur, Nevval Sevindi bu sözden sonra zivanadan çikti,
kontrolünü kaybetti ve art arda yeniledigi hakaretlerle haksiz bir
zemine düstü. Ama yine de, sinirlenip hakaret etmesiyle, iki yil
önce dekolte fotograf çektirmesinin bir ilgisi yoktu.

Gazeteci olmak, aydin olmak, fikir üretmek zordur bu ülkede… Ama
hem kadin olup hem de gazeteci, yazar ya da aydin olmak ve fikir
tartismasina girmeye kalkmak daha da zordur.

Fikir mücadelesine giren, siyaset yapan, kamu hayatinda varlik
göstermeye çalisan kadinin zayif noktasidir cinsiyeti.
Muarizlariniz, fikirlerinizle basedemedikleri her noktada
bedeninize saldirir. Cinsiyetinizi her türlü provokasyona açik bir
alan olarak yaninizda tasirsiniz hep. Eliniz yüreginizde, kimin ne
zaman bu alana saldiracagini beklersiniz. Saldirilar kimi zaman
biyik alti gülümsemelerle, kimi zaman seviyesiz imalarla, kimi
zaman açik düsmanlik biçiminde gelir.

Bu bekleyis içinde bazen o kadar gerilirsiniz ki, köpegin saldirip
isirmasindan korkan adamin durumuna düser, siz köpegi isirirsiniz.
Iste o anda “altin firsat” dogmustur. Biri düdügü çalar ve saldiri
baslar.

Bu deşifrenin gösterdiği ilk hakaretin karşı taraf tarfından yapıldığı.Göstermediği zaten iftira atan bir yazar Cumhuriyetten (Hikmet Çetinkaya) ve tezgah kuranlar vardı.Bunların hepsini kullanarak Nevval Sevindi’nin imajını yerle bir etmekti amaç.
İt ürüdü kervan yürüdü ve benim evladan-ı fatihan genlerim sapaglam şükürler olsun.

Yorumunuzu Paylaşın