Herkesin Aşkı Kendine Varır
Çocukken varolan yaşam enerjim yaşımın gereği olarak görülürdü.Genç bir kız olduğumda aşka dönük yüzümün pembe iyimserliği gençliğime verilirdi.Büyüyünce isyankar,aşık yanlarımın törpüleneceği ve herkes gibi olacağım söylenirdi.Sonra evlenince değişeceğim söylendi.Sonra çocuğum olunca değişeceğim konusunda ısrar edildi.Evlenmelerden ve boşanmalardan sonra , rahat yaşamları ve sıcak yuvaları düşkünlere bırakıp özgür rüzgarlara bırakınca kendimi yeniden.
Sonunda kocaman bir kadın olarak benim değişmeyeceğim anlaşıldı buruk sözcüklerle.Sevgisiz yaşamaya hep itiraz ederek dışarıya karşı görüntü veren evliliklerde benliğimi ve ruhumu kemirmedim.Aşk ile bakmayan erkeklerle ve kadınlarla dostluklar kurmadım.Sevgiye ne feda ettiysem bana aşkla yaşanan ayrıcalıklı bir yaşam olarak döndü.Aşkı olumsuzluyanların sevgi yoksunu olduğunu düşünmem bu yüzdendir.
Onlar aşkı “ vahşi,şiddetli,huzursuz,kuşkucu,şeytani,güvenden uzak, çocuksu olmayan” bir şey diye tanımlarken cinsellikle yoğurup aşkı terör aracı gibi yaşama sokuyorlar.Patlamaya hazır bir tabanca ki karşısındakini öldürmeye dönük.Aşkı karmaşık anlatma merakında olanın öldürme eylemine yakın olduğunu düşünüyorum.Bir şey çok karmaşık anlatılıyorsa mutlaka altında çok net bir tehlike vardır.Bu aşk tanımları maço erkekliğin gizlenme telaşıdır. Orada aşk diye tanımlanan yatak odasının karmaşık dalgalanmalarının durulmayan şiddeti.Mitolojide de yunusların üstüne binmiş deniz perileri Doritler kurtardıkları gemicileri kendileri için iyi koca olarak yetiştirirler ve onlarda sonsuz aşk yoktur.Doritlerin babası deniz tanrısı Nereus sonsuz aşkı onlara verme yetkisinin ancak tanrı Zeus’ta saklı olduğunu söyler. ve der ki:”Sizi sallayıp,çalkalayan dalga devamlı bir aşka olanak bırakmaz.Meyliniz gevşeyince sizi usulca sahile bırakıverir.”
Usulca ya da şiddetle çarparak sahile bırakılan kadın ya da erkek aşkın sevincin kendisi olduğunu hiç kavrayamaz.Onun için aşk umutsuzdur.Acı verendir.Çünkü aşk içinizdeki zengin sevgi selinde hiç bir art niyet kurtarıcısına sarılmadan benliğinizi aşıp geçendir.Egosu herşeyin üstüne oturmuş kralcıklar aşk tanımında karışmış yün yumaklarına dolanıp sıkılırlar.Hangi kralcık bir başkasının karışıklığını çözmek ister ki?Herkes onlarınkini çözmekle yükümlü zavallı ölümlülerdir.Bir çok dünyaca ünlü yazar,bilim adamının hizmetçisi, bakıcısı ya da sekreteriyle evlenmesi tesadüf değildir.Kendisini iyi tanıyan, ne istediğini gözünden anlayıp hizmet edecek kadın erkek için idealdir.Çünkü diğer kadınlar başbelasıdır.O nedenle topluma yafta hazırdır;aşka hazır olmayan bir topluluk.Asla doğru değil.Toplum bir aşk toplumu olamaz zaten ama toplum aşkın yanındadır.Sağduyusu onu hep aşka götürür.Aşkın çok satmasının nedeni bu.Aşkın çok seyredilmesinin,okunmasınını,konuşulmasının ardında ona ulaşma isteği yatar.Diğer anlayış baskı ve terörün elele aşkı boğduğu erkekçe solunan dumanlı havalardır.Aşk cesaret ve içtenliğin aynasıdır gizliliğin değil.Maço anlayış kadını zaptürap altına alan “ben bilirimci” zihniyettir.Beden ruh ve zihin tarafından terk edilmiş mekanik programlamada bir araçtır ki çok canı sıkılır.Her eşini yenileyişte bu sıkıntıdan kurtulma umudu arar,o aradıkça umut yolunu yitirmiş bir beyaz güvercin olur.O asla yuvaya dönmeyecektir.Sıkıntıyla köşeye sıkışmış sevgi ihtiyacı bir sevgi arsızlığına dönüşür ki elekle su taşır gibi taşıdığınız sevgi asla ona ulaşmaz.”Putunu kendi yapar,kendi tapar”demiş Tevfik Fikret.
Uzun süre görmediğiniz birini unutursunuz,bir tadı anımsamakta güçlük çekersiniz ya aşkla tutuşan ruhu uzaklaşmış insanlar da günlük yaşamın sınırları içinde sevgiyi hatırlamazlar.Şiddet,ölüm ve acımasızlık her yana saçılır.Kıskançlık duygusu kadın erkek demeden her yerde ayağınıza çelme takar,toplum çetelerden oluşmuş topluluklar olarak yaşamanın kolaycılığında boğulur.Goethe “herkes neresinden acı çekiyorsa onunla iyileştirilmelidir.Ayağı ayak şifalandırır.Her organ için böyledir”der. Yüreği de yürek iyileştirir,acısını dindirir.Ama yüreği yoksa ?
Aşkın mantık dışı bir heyecan olduğu uydurmacası düzene uyum sağlama merakı olan ideolojilerin telaşıdır.Mantık sadece düzenin önermesidir burada.Buna uymayan aşık,uyan ise sevgi dolu evlilik!Bu bir yalan.Aşk bir duygular senfonisi olduğu kadar iç mantığımızın en görkemli noktasıdır.Aşkın isyankar başı şefkatli elleriyle korur kendini tüm tehditlerden.Aşkı sevgisizlik kurşuna dizer, bencillik üstünde tepinir.Çünkü bir başka insanın sıcaklığına dokunmadan sevişmek mümkün.
“Herkes ,/gönlünce bir yol arıyor kendine.Kimi/arayışı sürdürmekte,kimi bulduğundan/emin.Ama bir gün,bir ses haykıracak/göklerden:”Herkesin yolu kendine varır!/Arama başka yerde!”*
Soylu bir şövalye gibi aşk tutkunun peşinde sessiz bir gölgedir,korugandır.Onurlu herkes gibi aşk sevilmediği yere konuk olmaz. Herkesin aşkı kendine varır her şafakta tazelenerek.
*Bir çöl rüzğarı ömrümüz, Ömer Hayyam İyişeyler Yay.
NEVVAL SEVİNDİ
(1998de YeniYüzyıl gazetesinde yayınlandı)
Saygıdeğer büyüğüm,ağzınıza ve o kocaman,adeta okyanuslar gibi taşkın yüreğinize sağlık,içtenliğinize,gerçekliliğinize,samimiyetini
ze sağlık.Bir aşkın ideal olanı ancak bu kadar güzel anlatılır.
Öyle inanıyorum ki aşktan nasiplenmiş insanlar,yaşamında aşkın kimler için,hangi düzeyde,hangi mantıkla yaşanmasının gerekliliğini tecrübe etmiş olanlar,anlattıklarınızla aşkı daha da korumaları altına alarak,aşkın savunucusu olarak bakıcaklardır yaşama.
Ve gerçekten aşktan nasiplenmemiş,dünyayı maddeden ibaret algılayalar çok yalnız ve yaşamdan zevk alamamış ya da en fazla anlık zevklerin sahibi insanlar olabilmişlerdir.
Saygı ve Sevgiler.