Aşkta Durmadan Akmak

Temmuz 24 2009Yorum Yok Kategori: Güncel

İletişim yolları kesilen geçen yüzyılın insanı sevgisiz bir labirentte kayboldu gitti. Yeni yüzyıla vasıl olanlar ellerindeki yumağı bırakmadan çıkış yolunu arayan sevginin ve aşkın çocukları.

Yeni yüzyılın kadını ve erkeği; iletişim becerisini gönül zenginliği, anlayış, sevgi ve empati üstüne kurgulayacak modeldir.
Geçen yüzyılın birbirine tahammül eden kadın ve erkeği nefret kartını gizli tutma alışkanlığını sürdürerek yaşadılar. Yaşamakta ısrar edenler ilişkinin kafa ve gönül beraberliğine dayanmak yerine mekan beraberliğine dayanmasını doğru model olarak savundular.
Uzaklığı yenen ve sevgiyle birbirine sarılan yeni ortaklık ise, kadın ve erkeğin koparılmak istenen gönül bağlarını ilmek ilmek dokumakta.
Bir erkek kendine mecbur bir kadının evinde yaşamasını sağlamak yerine kendisini seven bir kadınla birlikte olmayı “ilişki” olarak değerlendirecek. Erkeklik onuru sevgi dolu bir kadının onurlu yüreğinin yanında durmaktır. Sadece aşk ile birlikte oluş.
Yeni yüzyılda kadın ve erkeğin iletişim yolları birbiriyle sarmallanıp basmakalıp ilişkileri yaban otu gibi ayıklayarak yol alacak.
İşte, birbirinden kopmuş başıboş evrende dolaşan iki gezegen durumdaki kadın ve erkek kimliği karşılaştılar. Eski dünyada çok kesin çizgilerle ayrılmış roller ruhsuz çizgilerle sınırları kapatmıştı. Yeni dünyada roller yer değiştirmekte ya da rollerin geçirgenliğini yaşamakta sakınca görmemekte kimse. Hücre zarının geçirğenliğini taşıyan bu şeffaf ilişki biçimi birbiriyle sürekli alış verişte kalarak zenginleşecektir.
Çünkü aşk karşımızdakine göç etme halidir ki onun dünyasında gezinerek tüm merakımızı gideririz. Açık kapılarından süzülüp camından dışarıyı seyredebiliriz. Çarpan kalbinin bilgiyle taçlanmış evreninde kendimize yer ararız. Kendi yerimizi bulunca sevginin dayanılmaz cazibesi içimizi aydınlatır. Çoşku bir sel olur sevgiliye doğru koşar.
Aradığımız yaşamaya değecek bir hayattır. O hayat korkuyu sevmez. Tıpkı aşk gibi ona hoyratlık, korku ve hinlik sızarsa aslı zayi olur.
Kadın ve erkek iki iç dünya zenginliğinin değiş tokuşudur. Oradaki birikintiler berrak, içimli sulardır ki insanı kamil eyler. İç dünyanın revlaknanan raksında insan kendini yeniden bulmanın çoşkusuyla kibrini sırtından atar. Ne akıldan, ne duygudan vazgeçer bu gönüller…
Aşkın mantık dışı bir heyecan olduğunu bize yutturmaya çalışan 20. yüzyıl sevgisiz bekleyişine nokta koydu. Sevgisiz ruhlar birlikte gömülecekleri toprakları zapt ettiler.
Sonsuzluğun kollarında pinekleyen yaşama cesaretimizin elinden tutup; seni seviyorum demeyi öğretebilir insanlığa. Aşkın gül cemalinde bulacağımız ruhumuzu külleriyle ovup parlatacağız.
Çünkü aşk bir bekleyişin çocuğudur ki kavuşması bahar şenliğinin zilleridir. Yeni bir insan modeliyle birlikte yeni bir kadın erkek iletişim modeli bulabilir miyiz yoksa varolanlara teslim olalım mı? Çünkü ilişkiler sistemi değişiyor (muş gibi) yeryüzünde. Değişim nedir? Sizce kadın erkek hikayesi hiç değişmez mi?Öyle diyorsanız son 100 yüzyılda nelerin değiştiğini araştırın.Şaşıracaksınız. Demek imkansız kolaylık değişimin sloganı. Değişim;karşındakini sevmek denen değimez bir kuraldan geçiyor. Sevme biçimleri değişse de,sevmek fiili karşılıksız ve şartsız şurtsuz kendini verme(teslim olma)halidir. sakın bunu yuları ver,kurtul diye tercüme etmeyin.(İşin kolayı o)Zora talip misiniz onu bir düşünün ama aynanın karşısında.
“Şu akıp giden kum seline bak,
ne durması var,ne dinlenmesi,
bak birdenbire bir dünya nasıl bozulur,
nasıl atar bir başka dünyanın temelini.”
Mevlana yıkılıp gidenin yeniyi kurmak için olduğunu söylerken bize söz kalmaz artık.
Bize durmak yerine akmak lazımdır.
NEVVAL SEVİNDİ

“Gelin tanış olalım

İşi kolay kılalım

Sevelim sevilelim

Dünya kimseye kalmaz.” Yunus Emre

İşi kolay etmek için aşk ve cinselliğe ayrı bakmalıyız. İkisinin ortak bulunduğu hal ise muhteşem olur… Bazen en iyiyi ararken iyi olanı da kaybeder insan. “En iyi” ye ulaşmanın yolu “iyi” den geçer. İnsanın başarısı hedefi kadardır. Ama basamaklara dikkat etmeliyiz! Adımını en üst basamağa atan geri düşer. “Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden” Ahmet Haşim

Hasan Basri hazretlerinin Rabia Hatuna evlenme teklifi çok manidardır. Rabia Hatun evlenmek istemediği için bu teklifi geri çevirir. Ama dostlukları ebedi devam eder. Günümüz insanlarından bunu başarabilen kaç kişi çıkar? Burada dikkat çekmek istediğim husus; teklif ve teklifin reddedilmesindeki asil tavırdır. Bu yüzden teklifin öncesi de sonrası da aynı değerde yaşanabilmiştir.

İnsanda aslen iki yön var. Mana (ruh), madde (beden) boyutu. Yani mana alemindeki ruh (eskimez) maddi alemde (eskimeye mahkum) beden ile somutlaşır. Asıl olan soyut ruhun terakkisidir. Çünkü ruha yüklenen bilgi bakidir, beden ise fani. Bu terakki en kestirme aşk sayesinde olabilir. Aşkın asıl kaynağı ise ilahidir. İnsan sadece aynadır. Aşk maşukta yansır. Karşılıklı yansımalar ile mükemmele ulaşılır.

Aşkı gerçek manasından ilişki boyutuna indirgeyen insanlık aşkı inkar etmek zorunda kalacaktır! Ya da maddi boyuta hapsederek bunun acısını daima çekecektir.

Peki ne yapmalıyız?

Aşkın tek kişilik olduğunu kabul etmeliyiz. Her birey kendi aşkını en asil şekliyle, özgürce yaşamalıdır. Birbirinden bağımsız gelişen iki aşkın birbirine uyum gösterdiğinin fark edilmesi başta “en iyi” olarak belirlediğimiz durumun elde edilmesidir.

Cinsel manadaki her birliktelikte aşkın mevcut olmadığı gayet açık gözlemlenebilir. Hepsinde aşk varmış gibi göstermeye çalışmak sadece olumlu bir çaba ve sadakatin göstergesi olabilir. Sadakat her iki durumda da gerekli.

Aşk var olsun.

Saygılar

Ahmet Bektaş

Yorumunuzu Paylaşın