RANT toplamak kimin işi?
“AKP’li Fatih Belediyesi’nin Sulukule’de kentsel dönüşüm çerçevesinde kamulaştırma ve yıkım kararı alınması sonrası, iki mahalledeki konutların yüzde 50’si el değiştirdi. ’Romanlar’ borçlandırılıp TOKİ’nin yaptığı dairelere taşınırken, başkan danışmanı ve bazı aracılar, değerleri katlanacak daireleri, belediyenin gösterdiği emsal fiyatın biraz üzerinden, üçüncü kişiler adına toplamaya başladı.” Hürriyet’e bugün manşet olan konu İstanbul için bir yüzkarasıdır.”Bundan bizde çok var ne olacak ki “diye dayılananlar da her iki dünyada lanetleneceklerdir.
İnsanları buralar kamulaştırılacak diye korkutup ellerindeki yerleri kapatanlar ahlaksızdır.UNESCO heyeti bile geldi Sulukule’yi ziyaret etti.İstanbul belki tarihi miraslar listesinden çıabilir dedi böyyük Başkan’a vız geldi tırıs gitti. Büyük mimar kulağı tıkalı olandır. Bu nedenle şehirlerimizin halinden,perişanlığından mimarlar sorumludur derim 20yıldır. GEÇEN ay AKP’den istifa eden Fatih Belediye meclis üyesi Yakup Karoğlu, meclis tutanaklarına da geçen konuşmasında Sulukule projesiyle ilgili şunları söyledi: “Fatih’te pek çok proje baştan sona gizli yapıldı. Sulukule bunlardan biri. Hiçbirimizin haberi olmadı. Belediye başkanı Sulukule ile ilgili bir sunum yaptı; işte yüzde 1’i çalgıcı, zurnacı, yüzde 47’si ilkokul mezunu bile değil dediler. Cahil insanlar demek istiyor. Doğrudur o insanlar sizin nezrinizde cahil ama siz de çok kurnazsınız. Kentsel dönüşümün seyrine baktığımızda, bölgedeki hak sahiplerinin yüzde 50’si el değiştirmiş, Sulukule rant kapısı olmuştur. Endişem şu; yarın oralarda meskenler yapılacak, kimler oturacak, beddualar alacığız. Başkaları da diyecek ki ’falan şahıs da bakın orada oturuyor, Allah belasını versin’ diyecek.” Haramzade olmayan da gerçeği söylüyor. Başbakan ne diyor?Sadece oylarımızı nereye vereceğiz? Hizmete. İdeolojiye değil. Kimden devraldık biz hükümeti? MHP-DSP-ANAP. Benim vatandaşım kaç yıllığına bunlara iktidarı vermişti? 5 yıllığına. Niye bırakıp gittiler? Kaçtılar yahu kaçtılar. Bu vatandaşa ihanettir. Onların yaptığı modern hırsızlıktır.” DEMEK HIRSIZLIĞIN MODERN OLANI İŞLİYOR TIKIR TIKIR. Beypazarı’nı örnek bir belediye haline getiren Mansur Yavaş ve ekibidir.İdeolojik olsa 400′e yakın eski evi restore edeceğine yıkar geçerdi ve arkadaşlarıyla otururdu o evlerde değil mi ama…Nedense akıllı değilmiş Mensur bey yavaş kalmış yavaş…. ŞİMDİİİ…BU İKİYÜZLÜLÜKLE AHMET ALTAN’IN YAZISINDAKİLERİ BİRLEŞTİRİN BAKALIM SONUÇ NE? Ahmet Altan’dan ”Ben ikiyüzlülükten sıkılırım. Kurnazlıklar bunaltır beni. Onun için açık konuşalım. Ve, bütün AKP lilere ve dindar kardeşlerimize net bir şekilde soralım: Gazzede Müslüman çocukların öldürülmesi mi sizi o kadar öfkelendirdi yoksa.. o çocukları öldürenlerin Yahudi olması mı? Ya da, Müslüman, Hıristiyan, Ermeni, Yahudi, Mecuzi, Budist hiç fark etmez.. ben çocukların öldürülmesine karşıyım mı diyorsunuz? Gerçekten siz ne diyorsunuz? Ne dediğiniz pek anlaşılmıyor çünkü. Gazzede küçücük çocukların öldürülmesine bu ülkede gösterilen tepki, bu toplumun bir vicdanı olduğunun işaretiydi. Başbakan, o çocuklar için Davosta bütün diplomatik kuralları altüst eden bir çıkış yaptı ve hem dünyadan hem Türkiyeden büyük bir destek buldu. Haklı bir çıkıştı ve hak ettiği alkışı aldı. Peki, ne oldu Davos fatihi kahraman başbakana? Niye Darfur konusunda suspus şimdi? Darfurda üç yüz bin insan öldü. Binlerce çocuk var ölenlerin arasında. Üstelik o çocukları sadece öldürmediler. Aşağılıkça bir de ırzına geçmişler çocukların. Nerde peki….. sizin o gökgürültüsü gibi patlayan vicdanınız? Darfurda Müslüman çocukların ırzına geçip öldürenlerin de Müslüman olması mı sizi böylesine suskun kılıyor? Müslümanları Müslümanlar öldürürse ses çıkarmayacak mıyız? Bir an durun. Ve, kendinize bir sorun. Eğer Darfurda o çocukların ırzına geçip öldürenler Müslüman değil de Yahudi olsaydı böyle sessiz mi kalacaktınız gene? Bunun cevabını kendinize verin. Kendinize verin bunun cevabını. Gerçek cevabın ne olduğunu hepimiz biliyoruz, değil mi? Biliyoruz ki o Müslüman çocukları öldürenler Müslüman olmasaydı yeri göğü inletirdik. Bu, ikiyüzlülük değil mi peki? İkiyüzlü bir vicdan olabilir mi? Başbakan da, Meclis başkanı da, başbakanı destekleyen partidaşları da, Gazze için ayağa kalkan dindarlar da aslında ölen çocuklar için üzülmemiş miydi yoksa? Çocukları bahane mi etmişlerdi? Meclis Başkanı Köksal Toptan, Sudan devlet başkanı, seçilmiş biri diyor. Eeee, ne olacak? Seçilmiş birisi, silahlı milis örgütleri kurup onları ordu desteğinde, köy baskınlarına göndererek yüz binlerce insanı öldürtebilir mi? Seçilmek, insanlara cinayet serbestîsi mi veriyor? Seçildikten sonra istediğini öldürtebilir misin? Çocukların ırzına geçmek serbest mi seçilmişlere? Bu nasıl bir savunma? Bir söyleyin bana ne olur, Gazzede “mazlum”u tutanlar, neden Darfurda “zalim”i tutuyor? Sudanda Arap Müslümanlar, Afrikalı Müslümanları öldürüyor. Bunun için “Cancavit” denilen milis örgütleri kuruyorlar, bu milisler Afrikalıların köylerini basıyor, kadınlarla çocukların ırzına geçiyor, öldürüyor, evleri yakıyor. Desteklediğimiz insanın yaptırdıkları bunlar. Bütün bu yapılanları destekliyor musunuz gerçekten? Çocukların ırzına geçsinler mi? İnsanları öldürsünler mi? Köyleri yaksınlar mı? Bu yapılanların aynısını Yahudiler yapsaydı destekleyecek miydiniz? Vicdanımızın verdiği hüküm, zalimin dinine göre değişiyor mu? Zalim Yahudileri lanetliyor ve zalim Müslümanları alkışlıyor muyuz? Peki, ya ölen çocuklar? Gazzedeki çocukların yardıma ihtiyacı var. Darfurdaki çocukların da yardıma ihtiyacı var. Sudan Devlet Başkanı El Beşiri savunmak, onun yargılanmasını önlemeye çalışmak, Darfurda daha fazla çocuğun ölmesi demek. Gazzedeki çocukları kurtarmak için ayağa kalkan başbakan, neden Darfurdaki çocukları ölüme gönderen bir adamı savunuyor? Bunun mantıklı bir cevabı var mı? Yoksa bunun, utandıracak kadar mantıklı bir cevabı mı bulunuyor? Sudanda çıkarları olan Çin de El Beşiri çok mantıklı bir hesapla destekliyor. Bu mantık biraz içinizi bulandırmıyor mu? Gazzede çocukları savunanlar, Darfurda çocukları öldürenleri savunuyorlarsa, o zaman “vicdan”dan değil “hesap”tan söz etmemiz gerekiyor. Çocukları “hesap”larımıza alet mi ediyoruz? Niye yapıyoruz bunu? Vicdanlı ve dürüst olmak, “hesaplı” olmaktan iyidir bence. “Hesap” insanı makam sahibi yapar da, “vicdan” daha önemli bir işe yarar, insanı insan yapar.” ——————– Kültürel kimliği olmayan şehirleri ruhu kaybolmuş insanlar,politikacılar yapılandırır.Ranta teslim eder.N.S