Ocak 20, 2009

BİR AMERİKAN RÜYASI

Ocak 20 2009Yorum Yok Kategori: Güncel

“We Are One” diyen Amerikalı sanatçılar, aydınlar, siyasetçiler ve millet, bizim bölünmüşlüğümüzü gözümüze sokmak için yapılmış bir gösterinin parçası gibiydi.

İlk siyah Amerikan Başkanı Obama’nın töreninde kurucu Abraham Lincoln’a övgüden başlayarak siyasi tarihlerinde önemli her an’ı, dönemi ve başkanı gocunmadan anabilen bir millet Amerikalılar. Birbirlerini eleştiren ama çamur atmayı en milli olan anda bile yapmaya cesaret edenleri de dışlayan aydınlarıyla özgüveni sağlam bir Amerika. “Kurucu Lincoln’u sevmiyorum “ demeyi bırakın, bunu aklına bile getirmeyen Amerika. “Biz Biriz” demenin millet olmanın,ortak tarihi yapanların kaderine sahip çıkmanın bir anlamı vardır diyen Amerika. Politizasyonla kirlenmekle(kirletmekle) siyaseti birbirinden ayırmanın devlet adamlığı olduğuna örnek bir devir töreni. 1950’de, 70’de,90’da yapılanlara kan davası güden eleştirileri aydın makalesi diye yutturamama mekanı Amerika. Kıyasıya eleştirilere açık, ama hakaretlere kapalı basın yayın sorumluluğu Amerika. Bilimsel çalışma ile yalakalığı kesin çizgilerle ayıran Amerika. Aydın ve akademik sorumluluğu taşıyan insanların “bir”liğe katkısını hissederek göz yaşlarınıza hakim olamadığınız yer Amerika. Nefreti körükleyerek siyaset yapmanın anlamsızlığını bir siyah Amerikalıyı Başkan seçerek anlatan Amerika. Her şeyi birbirine karıştıran Türkiye, Amerikan/Yahudi düşmanlığını körükleyen hükümet politikasıyla Batı’dan kopmakta. İsrail politikasını eleştirmekle Yahudilerden nefret etmenin hiç ilgisi olmadığını anlatmayanların yeri olan ülkeme yazık. Bin yıllık Türk kültürünün sosyal genlerini deforme eden siyasiler,aydınlar ve akademik dünyada politizasyona teslim olanlar gözümün önünden gelip geçiyor sırayla. 1922’de yazıyor Yakup Kadri: “Bu günkü Türk gençliğinin kalbine milliyet hissini bir çeşit atalar özlentisi şeklinde sokmak isteyenler milliyet hissiyle emperyalizm fikrini birbirine karıştırıyorlar ve gözlerimizle gördüğümüz,kulaklarımızla işittiğimiz,hatta içinde yaşadığımız,hatta belki kendi arzularımız arasında bulduğumuz canlı destanın değer ve önemini küçültüyorlar. Yeni nesil bilmelidir ki, Türk tarihinin en şanlı sayfalarını bu günkü fevkalade vakalar teşkil etmektedir. Fakat yazık ki, bu günün büyüklüğü, yüksek dağların yüceliği gibi ancak uzak bir mesafeden görülebilir. Bu bakımdan, bize öyle geliyor ki, bugün oynadığımız rolün heybetini de bütün değer ve ehemmiyetiyle ancak yarın ki nesil görecektir. Lakin,o nesil için, dilerim ki, bu devrin hatırası bir geçmişe hasret haline girmesin.Çünkü biz bu hastalığın ne demek olduğunu biliyoruz. Doğduğumuz günden beri onun acılarıyla kıvranmakta,onun hummalarıyla yanıp kavrulmaktayız. Biz, iki de bir arkamıza dönüp bakmaya o kadar alıştık ki, önümüzü görmeye vakit bulamadık ve belki onun içindir öne doğru attığımız her adımda ya bir batağa saplanmak,ya bir uçuruma yuvarlanmak tehlikesiyle karşılaştık.” 28 Nisan 1922 Önüne bakmak için neyi bekliyor Türkler dersiniz? NEVVAL SEVİNDİ Bilgi ve bilinç Sık tekrar ettiğim şu güzel söz çok manidar. “İlim bir noktadır, cahiller onu çoğaltmıştır.” Hz.Ali “Big bang” bilirsiniz bir noktadan açılıyor, genişliyor… Çiçek gibi, ağaç gibi bir nokta, çekirdekten açılıyor. Kainat bilgi,ilim üzerine kurulmuş. Sonsuz kudret ve ilim sahibi kim ise kainatın sahibi ve idarecisi de O’ dur Günümüzde bilgiye ulaşmak o kadar zor değil.Bilgi çağındayız, kitapçılarda sayısız bilimsel, kültürel eser mevcut. Bilgisayarın olağanüstü kolaylıkları, internet bağlantısı ile muazzam bir bilgi, dataya ulaşmak mümkün… Bilgi tek başına yeterli mi? Burada bilinç devreye giriyor, bilginin bilinçli kullanımı ile şuurlu fikirler ortaya çıkar. Bilinçsiz, şuursuzca kullanılan bilgi, Dünya’yı içinden çıkılamaz bir hale soktu! Bilgi savaş, katliam, soy kavgaları için kullanıldı.Bütün insanlığa yetecek kaynaklar bilgiyi tekelinde tutan şuursuz kişilerce bilinçsizce kullanıldı. İnsanlar bilgiyi tekelinde tutanların zulmü altında çaresizlik içinde duygusallaştı… Çözüm üretmekten aciz olduğu için yakınıyorlar… İlim denince din geliyor akla. Neden insanlar dini ilimlerle ideal konuma gelemedi? insanların çabalarıyla ulaştığı ilimi vahiy yoluyla gelen ilimden ayrı düşünebilir miyiz? Çok dikkatli incelenirse aynı noktaya çıktıkları görülür. “Aklın yolu birdir.” Zahirde çelişki varsa ya insan o noktaya gelmemiştir yada anlayamama, yanlış anlama vardır.Tahrif edilen kutsal kitapları göz ardı edemeyiz. Son tahlilde ister dini, ister insan kaynaklı ilim ; bilinçli, şuurlu olarak insanların mutlu ve huzurlu yaşaması için kullanılabilir. İnsanlar, kendi aralarındaki (sinsice yaptıkları) ırk, din, menfaat kavgalarını en aza indirdiklerinde ilim insanlığın saadetine sevk edilmiş olacaktır. Saygılar. Ahmet Bektaş

Sayfa 1 / 11