Gazze’de soykırım
Batı dünyası Honduras’ta,Sierra Leone’de, Eritre’de,Kamboçya’da, Çeçenistan’da ve Bosna’da sesini çıkardı mı? İnsan Hakları konusunda devamlı bizi topa tutanlar neredeler? GAzze’de de yoklar! Hiç şaşırmadım. Onlar sadece kendi çıkarlarıyla barışıklar. Bu İnsan olma onuruyla,ahlakıyla ilgili bir mesele. İnsanlık masumiyet,hak ve adaletten yana olmalıdır. Adaletin olmadığı yerde, çocuk ve kadınların öldürüldüğü yerde barış olmaz! Sırplar da barış yapmadı,soykırım sonrası durduruldu. Türklere “soykırm” dayatması yapanlar bunlar olurken neredeydiler?Nerede?
Mevlana’nın dediği gibi ;dil ku?dil ku?(kalp nerede ?kalp nerede?) nevval sevindi Suçluyorum! ABD Kongresine Açık Mektup Sarah Shields http://www.juancole.com/2009/01/shields-i-accuse-open-letter-to.html Amerikan Kongresi: 34 numaralı kararı kabul eden “390 kabul, 5 red” sonucuyla ortaya çıkan oylamanız sebebiyle sizi suçluyorum. İsrail’in güvenliğini temin için alındığı iddia edilen bu karar; aslında bir kaç şiddet olayından bütün bir halkı sorumlu tutmak “hakkını” İsrail’e vermektedir. 34 numaralı kararınız, geçtiğimiz iki hafta içindeki İsrail’in yaptıklarına nefs-i müdafaadır, diyerek göz yumup, bir buçuk milyon Gazze’liyi işlemedikleri suçlardan yargılamaya dahi tabi tutmadan idama mahkum etmektir. İsrail’in yaptıklarını açıkça onaylayarak ve kabul ederek şimdi ortaya çıkan sonuçların sorumluluğunu kabul etmiş oluyorsunuz. Yüzlerce masum çocuğun kanına ellerinizi bulamakla sizi suçluyorum. Sizi Gazze’de cesedi bir enkazda feci halde yanmış olarak bulunan 18 aylık bebek Şehid Ebu Halime’nin ölümünden sorumlu tutuyor ve suçluyorum. Sizi Selhe ailesinin dört çocuğunun ölümlerinden sorumlu tutuyorum, Rola (1), Baha (4), Rana (12) ve Dyia (14), İsrail’in evlerinin üzerine attığı roketle öldüler. İsrail’in aralıksız yağan bombardımanından korunmak için barınak arayan insanların sığındıkları Birleşmiş Milletlerin okulunda öldürdüklerinin ölümlerinden sizi sorumlu tutuyor ve suçluyorum. Birleşmiş Milletlerin çok açıkça belli olan işaret ve flamalarına rağmen, İsrail bu sığınağa saldırdı, 30 kişi öldü ve 50 kişi yaralandı. Sizi Gazze’deki İsrail saldırısının ilk on altı gününde ölen diğer 252 çocuğun ölümlerinden ve sizin teşvikleriniz sayesinde hayatlarını kaybedenlerin ölümlerinden sorumlu tutuyorum, suçluyorum. Sizi Birleşik Amerika Devletleri Kongresinin yaptığı, Amerikan yapımı silahların sivil nüfusa karşı kullanılamayacağında ısrar eden 1976’daki Silahların Dışa Satımının Kontrolü yasası gibi kanunları ihlal ile suçluyorum. Sizi insan haklarına alçakça tecavüzü desteklemekle suçluyorum. Oylarınızla desteklediğiniz savaşçıların, uluslararası hukuka göre savaşın sivil kurbanlarına itina etmeleri gereklidir. Ancak, İsrail hükûmeti dört gün boyunca bombaladıkları yerlere Uluslararası Kızıl Haç Örgütünün erişimini reddetmiştir. Ortaya çıkan kâbuslar tasavvur edilemeyecek kadar dehşettir. Sonunda, nihayet İsrail bombalamalarının kurbanlarına yardım götürmelerine izin verilen Uluslararası Kızıl Haç Örgütünün ne bulduğuna dair belki siz bir tahmin yapabilirsiniz: açlıktan ayağa kalkmaya dahi takati kalmamış dört çocuk annelerinin ölü bedenine sokulmuş, birbirlerine sarılmış halde bulundular. Gazze’ye çok, daha çok roket atıldıkça yiyecek ve su kıtlaşmakta, tıbbî yardıma ihtiyaç arttıkça ilaç bulmak güçleşmektedir. İsrail sadece bir Birleşmiş Milletler okulunu değil aynı zamanda çaresizce beklenen, çok muhtaç olunan malzemeyi getiren bir Birleşmiş Milletler konvoyunu da hedef seçmiştir. Uluslararası Kızıl Haç örgütünün çalışmalarının yöneticisine göre sonuç felâkettir: “Artık hiç şüphem yok; biz insanî terimlerle tam anlamıyla çok büyük bir krizle karşı karşıyayız. Gazze’lilerin durumu on gündür ara vermeyen yaylım ateşinin olağanüstü ve travmatik bir sonucudur. Bu anlamda artık kesinlikle dayanılmaz bir haldedirler.” demiştir. Sizi uluslararası hukuku çiğnemekle suçluyorum. Birleşik Amerika; Dördüncü Cenevre Sözleşmesini imzalayan taraflardan birisi olduğu için, savaşta sivilleri korumak ve onları hedef alan herkese hesap sormakla mükelleftir. Sizi, müttefikimiz İsrail’i bugünün yetimleri gelecekte intikam peşinde olacakları için her zamankinden daha emniyetsiz bir hale getirmekten sorumlu tutuyor ve suçluyorum. Karşılıklı emniyet ve refahı temin eden gerçek bir barış için uğraşmak yerine, siz bu mücadelede sadece bir tarafı desteklemeyi tercih edip diğerini korkunç bir ızdıraba mahkûm ettiniz. Sizleri politikayı insaniyetin önüne geçirmekle, masumların toplu kıyımına göz yummakla, en temel insan hakkı olan ani ölümün dehşetli korkusundan uzak yaşamak hakkı için ayağa kalkmak yerine savaş suçlarını desteklemekle itham ederek suçluyorum. Amerika’nın 111. Kongre’sinin 390 üyesinin her birini sorumlu biliyorum, tutuyorum. İnsanların yapabileceği en ciddi ihlallerde sizi suç ortaklığı yapmakla itham ediyorum. Doç. Dr. Sarah Shields Kuzey Karolayna Üniversitesi Tarih Bölümü Amerikan Kongresinden çıkan 34 numaralı karara şu aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz: http://thomas.loc.gov/cgi-bin/bdquery/z?d111:HE00034:@@@P http://clerk.house.gov/evs/2009/roll010.xml İsrail’den Davutoğlu’na ret” Gazze nedeniyle Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerde patlak veren “kriz”in giderek kötüleştiği, İsrail Savunma Bakanlığı Siyasi Güvenlik Bürosu Başkanı Amos Gilad’ın, kendisine Hamas’ın bir mesajını iletmek isteyen Başbakan Erdoğan’ın dış politika Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu ile görüşmeyi reddettiği öne sürüldü. Haaretz gazetesi, İsrail’in Davutoğlu ile görüşmeyi kabul etmemesinde Başbakan Recep Tayyip Eredoğan’ın “ağır eleştirileri”nin etkili olduğunu savunduğu haberinde ayrıca Mısır’ın da, “Türkiye’nin ateşkes görüşmelerine katılmasına ilişkin çekincelerini dile getirdiğini, Kahire’de üst düzey Hamas yetkilileriyle görüşmelere Davutoğlu’nun da katılmasına izin vermeyi reddettiği” iddiasında da bulundu. İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz, “Gazze çatışmalarının bitmesine karşın, İsrail ile Türkiye arasındaki diplomatik atışma kötüleşiyor” başlıklı haberinde “Gazze operasyonu üç hafta önce başladığında İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerde ortaya çıkan kriz giderek kötüleşiyor” diye yazdı. Gazete şöyle devam etti: “Kudüs’teki bir siyasi kaynak, Savunma Bakanlığı Siyasi Güvenlik Bürosu Başkanı Amos Gilad’ın, geçen hafta ikisi Kahire’de iken Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üst düzeydeki dış politika danışmanı Davutoğlu ile görüşmeyi reddettiğini söyledi.“ ERDOĞAN’IN DAVUTOĞLU’NA “TALİMATLARI” Gilad’ın geçen Perşembe günü bir ateşkes anlaşmasını görüşmek üzere Kaire’yi ziyaret ettiğini anımsatan gazete, “O tarihte, İstanbul’da İsrail’in Suriye ile görüşmelerinde arabulucu olarak görev yapan Davutoğlu, Şam’da faaliyet gösteren Hamas Politburo Şefi Halit Meşal ile temas içerisinde idi” diye yazdı. İsrailli gazete, Gazze operasyonunun başında Erdoğan’ın Davutoğlu’na “Hamas ile Batı arasında bir kanal olarak görev yapması ve Türkiye’yi ateşkes görüşmelerine dahil etmeye çalışması için talimat verdiğiöni savunduğu haberinde “Mısır, Türkiye’nin dahil olmasına çekincelerini dile getirdi ve Davutoğlu’nun Kaire’deki üst düzey Hamas yetkilileriyle görüşmelere oturmasını bile reddettiö iddiasında bulundu. KAHİRE’DEKİ TÜRK BÜYÜKELÇİSİ’NİN “GİRİŞİMLERİ” Ancak Davutoğlu ile görüş alışverişinde bulunmayı reddedenin sadece Mısır olmadığının ortaya çıktığını kaydeden gazete, “Gilad Kaire’de iken Mısır nezdindeki Türk Büyükelçisi, İsrail’in mevkidaşını Şalom Cohen’i aradı. Türk Büyükelçisi, Hamas’ın bir mesajını iletmek üzere Gilad ile Davutoğlu arasında bir görüşme talep etti. Siyasi kaynak, Türkler, ‘beş dakikalık olsa da bir görüşme”yi istediğini, büyükelçinin birkaç defa aradığını söyledi” diye yazdı. Gazete şöyle devam etti: “REDDİN NEDENİ ERDOĞAN’IN AĞIR ELEŞTİRİLERİ” “Türk talebi, İsrail Büyükelçisi tarafından Gilad’a iletildi; ancak Gilad, Davutoğlu ile görüşmeyi reddetti. İsrailli siyasi kaynak da, reddin nedeninin, Erdoğan’ın İsrail’e yönelik görülmemiş sözlü saldırılarından kaynaklanan, Kudüs-Ankara ilişkilerindeki bozulma olduğunu söyledi.“ Haaretz’e göre, söz konusu kaynak, Davutoğlu’nun talebinin reddedilmesinde ayrıca, Türklerin ateşkes görüşmelerine katılmasının istenmemesi ve bu konuda sadece Mısır kanalına dayanma arzusunun da etkili olduğunu ifade etti. Başbakan Erdoğan’ın son haftalarda İsrail’e yönelik “saldırıların bilhassa sert olduğu”nu öne süren gazete, Erdoğan’ın özellikle İsrail Başbakanı Ehud Olmert’i hedef aldığını yazdı. Haaretz, “Türkiye’deki iktidardaki İslamcı parti AKP lideri’nin sözleri, çatlağın, İsrail ile stratejik bağlara zarar vermesi kaygılarının olduğu Türk ordusunda öfke kaynağı oldu” iddiasında bulundu. HABER MİLLİYET