Ocak 1, 2009

Politikada Kadın Eli

Ocak 1 2009bir Yorum Kategori: Kitap

politikada

 

Daha Fazla Özgürlük

Ocak 1 2009Yorum Yok Kategori: Kitap

ozgurluk

 

Aşk Kapıyı Her Zaman Çalar

Ocak 1 2009Yorum Yok Kategori: Kitap

askkapiyi

 

Kent ve Kültür

Ocak 1 2009Yorum Yok Kategori: Kitap

kentvekultur

 

Girişimci Amazonlar

Ocak 1 2009Yorum Yok Kategori: Kitap

amazonlar

 

Ne Kadar Sevgi, O Kadar Çözüm

Ocak 1 2009Yorum Yok Kategori: Kitap

nekadarsevgi

 

Ne Kadar İlgi, O Kadar Sevgi

Ocak 1 2009bir Yorum Kategori: Kitap

ilgisevgi

 

Fethullah Gülen ile Global Hoşgörü ve New York Sohbeti

Ocak 1 2009bir Yorum Kategori: Kitap

hosgoru

 

Kanserle Yaşıyorum

Ocak 1 20096 Yorum Kategori: Kitap

kanser

 

Ateşkes yeniden tesis edilmeli

Ocak 1 2009Yorum Yok Kategori: Güncel

İsrail Başbakanı’nı yeni ağırlayan Başbakan İsrail’i ağır dille suçladı. Peki, arabuluculuk ne oldu?Arabuluculuğa bomba düştü! Başbakan açıklamaları ile Ortadoğu ülkeleriyle ayni çizgiyi tutturdu. HAmas terörizmi ile İsrail devlet terörizmi ayırt edilemez hale geldi. Ortadoğu’daki fanatik teröörist gruplar, onları destekleyenler İsrail terörizmini de tetikleyicileri.Türkiye bölgede daha büyük bir politika uygulayıcısı olmalıdır. Ne BAtılı bir tarafgirlik,ne Doğulu bir duygusallık! Bölge halkı huzur arıyor.

” Aşağıdaki konu kurumlaşma,devlet olma,demokratik yapılar için önemli.Türkiye Ortadoğu’nun aşiret yapısında bir ülke hiç olmadı ve olmamalı.700 yıllık tarihimize saygısızlık derim buna. Türkiye hukuk devleti mi? Türkiye hızla demokratik kurum ve reflekslerden uzaklaşmaktadır. Anayasa Mahkemesi Başkanı(hukukçu olmaması başlı başına ayrı bir konu) dün yaptığı abes açıklama ile demokratik bir Batı ülkesinde acilen istifa etmesi gerekirdi. Sadece Haşim Kılıç’ın istifası yetmez bu durum hükümeti de düşürürdü. Türkiye hukuk ve adaletten uzaklaşmaktadır. Adaleti mumla arar hale düşen insanların yabancılaşması, psikolojik travma içinde olmaları kaçınılmaz.Bir çok insanın ortak düşüncesi :”Türkiye açık hava tımarhanesine döndü.Genel bir terapi ihtiyacı var”. Vahşet,şiddet, yabancılaşma ve kimliksizleşme sıradan durumda artık. Son 18 yıl içinde hızla meyveleri toplanan bu durum sadece politikacıların suçu değil. Aydın sınıfın demokrat reflekslerinin olması. Dayanışma duygusunun, aydınların toplumun önünü açıcı fikir tabanlı bir yapının elemanı olmaması. Aydın sınıfın da diğer toplumsal katmanlar gibi ideolojik takıntılarla yabancılaşması ülkeyi hızla AKP’leştirdi. Devlet düşmanlığı aşırı sağ ile solu birleştirdi. Bugün AB’ye girmek bir yana Batı demokrasilerinin özgürlüklerini bize sağlayan Atatürk devrimlerinden bile uzak düşmekteyiz. Türkiye hızla siyasi İslam’ın cenderesinde bir Ortadoğu ülkesine görüntüsü edinmektedir. İş görüntü ile sınırlı olduğu 7-8 yılı geride bırakmıştır. Türkiye siyasi,kültürel yapısıyla bir Ortadoğu ülkesi durumuna düşmektedir. Bazı cahiller Anadolu hep bağnazdı,taşralıydı o nedenle bugün değişen ne ki diyor!!Anadolu’da yaşanan hayatı 1950-60lardaki fotoğraflarla izlediğim için çok iyi biliyorum ki, Anadolu bugünkü bağnazlıkta değildi. Yaptığım saha çalışmalarında, konuştuğum insanların anlattığı hayatların 1980 sonrası hızlanan bağnazlıkla ilgisi yok. 1980 sonrası İran İslam devriminin ihracına seyirci kalanlar, Milli Görüş gibi hayran olanlar bugün iktidarda zaten. Türkiye ağır bir travmaya doğru gitmektedir. Buna aydınlar, politikacılar, devlet adamları seyircidir. Bunu anlatmaya çalışan,elini taşın altına koyanlar tek başına kalmaktadır bu ülke. Kişisel hırslar, kıskançlıklar,nefretler üzerinden yapılanan fikirsiz hayatlar ülkenin boğulmasında taraftırlar. Yardakçılık yapmaktadırlar. Kendinize sorun kim bunlar?vatandaşın hukuka saygısı yok oluyorsa ne yapacağız? Türkiye hukuk devleti olmaktan kayıyorsa vatandaş olmak imkansız hale gelir. Ortadoğu’nun kabile devletleri model mi? T.C. tüm Asya’da ve Ortadoğu’da model oldu yıllarca. Bu gün onları model alanlar mı var? Soruları sorun ve cevap arayın. Kendimiz olmaktan başka çaremiz yoktur. NEVVAL SEVİNDİ *************************************** DEVLET ELİYLE KIYI İŞGALİ İşin kötüsü, herkes seyirci. Biz zaten seyretmeyi oldum olası severiz. Güya Sahillerimiz temizlenecekti, Devletin kıyı talan eden Tesisleri kalkacaktı, kimisi özelleşecekti, hani ne oldu? Kıyı Talanının ibret verici bir şekilde devam ettiğinin altını çizmek istiyorum. Kıyılarımız talan ediliyor ve yetkili yetkisiz herkes de seyirci kalıyor. Kurumlar arası diyalogsuzluk ve bürokratik engellemeler yüzünden kaçak yapılaşmaların, izinsiz tesislerin ve talanın önüne geçilemiyor. Bu günkü Hükümet göreve geldiği günlerde tüm yaygın medyaya brifing vermiş ve ‘Devlet Arpalık olmaktan kurtarılacak’ denmişti. Ve demişlerdi ki, sahiller halka açılacak, devlete ait kamplar satılacak ya da kanunsuz ise yıkılacak. Ama görüyoruz ki halen talan ve kıyı işgali devam ediyor. Antalya, Bodrum, Marmaris, Fethiye, İskenderun, Çeşme, Mersin başta olmak üzere bir ok yerleşim yerinde halen kıyı talanı dehşet boyut da devam ediyor. Ben güzel bir sahil kenti olan Mersin’i ele alıyorum. Mersin sahillerinde kanunsuz ve usulsüz olarak yapılmış onlarca devlet tesisi var. Kasaba olan Mezitli’de de var, ilçe olan Erdemli, Atakent , Silifke ve Anamur da da var. Geçen seneler buralarda bulunan kaçak yapıların ruhsatsız inşaatların birçoğu yıkılmış. Bir ikisinin hakkında mahkeme kesinleşmemiş diye bekletilmiş ve yıkılmamış. Şimdi ise bu yıkılmayan yerler için mahkeme kararları kesinleşmiş ve bir kısmının da devletle olan kira müddetleri de bu arada bitmiş. Kıyı kenar çizgisine uygun olmayan ruhsatsız, hakkında yıkım kararı olan birçok yer halen duruyor. Ayrıca devlete ait eğitim ve dinlenme kampı olanlar ‘eğitim tesisi’, diye adı değiştirilip aynı kurumlara hizmet etmesi sürdürülüyor. Bu tesislerin etrafı halen telle çevrili. Denizler halkın malı. Halka kapalı. Bu tesislerden kim faydalanıyor? Üç beş üst düzey idareci. Sudan ucuz paralar ile keyif yapıyorlar. Halkın ödediği vergiler ile gel keyfim gel. Olmaz, olmamalı. Bu işi durduracağız diyerek iş başına gelmiş olan hükümetimiz olaylara seyirci kalmamalıdır. Haklarında yıkım kararı kesinleşmiş yerlerin yıkımı bir an evvel gerçekleşmelidir. Devlet tesislerinde bir gariplik de, bomboş olan ve inşaatı tamamlanmamış olan bekleyen tesisler. Çürümeye yüz tutmuş ve hırsızlar tarafından talan edilen, bekçisi bekleyeni olmayan tesisler var. Mersin ili Atakent de örnekleri mevcut. Bu devlet mallarına neden sahip çıkılmıyor ve neden korumaya alınmıyor? Yıkılacaksa yıkılsın, satılacaksa satılsın. Milletin verdiği vergiler böyle heba edilmesin. Mersin Mezitli de ki içişleri tesisleri ve denizin dibinde inşat edilmiş yıllardır yıkım bekleyen diğer devlet malları, Atakent deki Maliye tesisleri, Köy hizmetleri kampı, içişleri tesisleri, Silifke de Karayolları tesisleri ve onlarca tesis halen halka kapalı ve bu denizler işgal altında. Buralara sahip çıkacak bir Allah’ın kulu yok mu? El vicdan kardeşim, el vicdan. From: Korgun MAVÝ

Google her yıl “Zeitgeist”araştırması yapar. “Zamanın ruhu” kelimelerde açığa çıkar çünkü.Türkiye’de aramada öne çıkan sözcükler burada:İş, Kariyer, Kredi, Altın, Para, Finans, Euro, Borç, Dolar, Banka……. İslamcı hükümetin bize hediye ettiği ruh bu! Genel popülerite sıralamasında hangi sözcükler var bakalım: Facebook, Mynet, Youtube, Oyunlar, MSN, İndir, TV, Hürriyet hemen ardından haber geliyor zaten…… İslamcı hükümet ve belediyelrin insanı yalnızlaştırdığı ve hayali bir dünyaya kapttığı kültürel dünya ortada. Bu ruh ve bu bu kültürel dünya ile “zamanın ruhu ” nu bizi nasıl temsil ediyor siz düşünün.

Sayfa 1 / 11