Anket
Loading ...Çok Okunanlar
- 17% Yeniden Kanser
- 15% Kanserle Yaşıyorum
- 14% Fethullah Gülen ile Global Hoşgörü ve New York Sohbeti
- 13% Kanser olmamda medyanın rolü var!
- 10% Aşk Kapıyı Her Zaman Çalar
- 10% Ne Kadar İlgi, O Kadar Sevgi
- 10% Politikada Kadın Eli
- 10% Ne Kadar Sevgi, O Kadar Çözüm
- 9% Sonsuz bahar da, hazan da, kış da biliriz
- 9% 32.GÜN PROGRAMINDA NELER OLDU?
-
- Hülya AYIN: Neval Hanım Merhaba, 2009 Yılında ...
- Zeynep Kılıç: Evet ne diyebilirimki.....bir yanım...
- duran kahraman: NEVVAL HANIM,İMAR VE İSKAN BAKANLIĞ...
- Nevval Sevindi: Merhaba, Çok teşekkür ederim.Okuduk...
- Nevval Sevindi: pembe Hanım Derneğinin tel:05325150...
- Nevval Sevindi: merhaba Çok teşekkür ederim.Kanserl...
- selvihan çelik: EVET KADIN SADECE MEME DEĞİLDİR.FAK...
- selvihan çelik: sevgili nevval hanım;ben kasım 2010...
- Şubat 2012
- Ocak 2012
- Aralık 2011
- Kasım 2011
- Ekim 2011
- Eylül 2011
- Ağustos 2011
- Temmuz 2011
- Haziran 2011
- Mayıs 2011
- Nisan 2011
- Mart 2011
- Şubat 2011
- Ocak 2011
- Aralık 2010
- Kasım 2010
- Ekim 2010
- Eylül 2010
- Ağustos 2010
- Temmuz 2010
- Haziran 2010
- Mayıs 2010
- Nisan 2010
- Mart 2010
- Şubat 2010
- Ocak 2010
- Aralık 2009
- Kasım 2009
- Ekim 2009
- Eylül 2009
- Ağustos 2009
- Temmuz 2009
- Haziran 2009
- Mayıs 2009
- Nisan 2009
- Mart 2009
- Şubat 2009
- Ocak 2009
- Aralık 2008
- Kasım 2008
- Ekim 2008
- Eylül 2008
- Ağustos 2008
- Temmuz 2008
- Haziran 2008
- Mayıs 2008
- Nisan 2008
- Mart 2008
- Şubat 2008
- Ocak 2008
- Aralık 2007
- Kasım 2007
- Ekim 2007
- Eylül 2007
- Ağustos 2007
- Temmuz 2007
- Haziran 2007
- Mayıs 2007
- Nisan 2007
- Mart 2007
- Şubat 2007
- Ocak 2007
- Aralık 2006
- Kasım 2006
- Ekim 2006
- Eylül 2006
- Ağustos 2006
- Temmuz 2006
- Haziran 2006
- Mayıs 2006
- Nisan 2006
- Mart 2006
- Şubat 2006
- Ocak 2006
- Aralık 2005
- Kasım 2005
- Ekim 2005
- Eylül 2005
- Ağustos 2005
- Temmuz 2005
- Haziran 2005
- Mayıs 2005
- Nisan 2005
- Mart 2005
- Şubat 2005
- Ocak 2005
- Aralık 2004
- Kasım 2004
- Ekim 2004
- Eylül 2004
- Ağustos 2004
- Temmuz 2004
- Haziran 2004
- Mayıs 2004
- Nisan 2004
- Mart 2004
- Şubat 2004
- Ocak 2004
- Aralık 2003
- Kasım 2003
- Ekim 2003
- Eylül 2003
- Ağustos 2003
- Temmuz 2003
- Haziran 2003
- Mayıs 2003
- Nisan 2003
- Mart 2003
- Şubat 2003
- Ocak 2003
- Aralık 2002
- Kasım 2002
- Ekim 2002
- Eylül 2002
- Ağustos 2002
- Temmuz 2002
- Haziran 2002
- Nisan 2002
- Şubat 2002
Kategoriler
Özgürlük çıkar çevre koruma Şehir 32.Gün Aşk Amazon Arşiv Demokrasi Güncel Girişim Kültür Kadın Kanser Kent liyakat Politika Sevgi tabiat yalnızlık Zaman Zaman Turkuaz 32.Gün (3)
Analiz (59)
Arşiv (7)
Basında (113)
EN (82)
Güncel (299)
Haberler (89)
Kadın (34)
Kitap (11)
Kültür-Antropoloji (79)
Okuduklarım (77)
Politika (139)
Yeni Yüzyıl (31)
Zaman (2)
Zaman (233)
Zaman CumaErtesi (59)
Zaman Turkuaz (128)
WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck and Luke Morton requires Flash Player 9 or better.
Ocak 1, 2009
Ateşkes yeniden tesis edilmeli
İsrail Başbakanı’nı yeni ağırlayan Başbakan İsrail’i ağır dille suçladı. Peki, arabuluculuk ne oldu?Arabuluculuğa bomba düştü! Başbakan açıklamaları ile Ortadoğu ülkeleriyle ayni çizgiyi tutturdu. HAmas terörizmi ile İsrail devlet terörizmi ayırt edilemez hale geldi. Ortadoğu’daki fanatik teröörist gruplar, onları destekleyenler İsrail terörizmini de tetikleyicileri.Türkiye bölgede daha büyük bir politika uygulayıcısı olmalıdır. Ne BAtılı bir tarafgirlik,ne Doğulu bir duygusallık! Bölge halkı huzur arıyor.
” Aşağıdaki konu kurumlaşma,devlet olma,demokratik yapılar için önemli.Türkiye Ortadoğu’nun aşiret yapısında bir ülke hiç olmadı ve olmamalı.700 yıllık tarihimize saygısızlık derim buna. Türkiye hukuk devleti mi? Türkiye hızla demokratik kurum ve reflekslerden uzaklaşmaktadır. Anayasa Mahkemesi Başkanı(hukukçu olmaması başlı başına ayrı bir konu) dün yaptığı abes açıklama ile demokratik bir Batı ülkesinde acilen istifa etmesi gerekirdi. Sadece Haşim Kılıç’ın istifası yetmez bu durum hükümeti de düşürürdü. Türkiye hukuk ve adaletten uzaklaşmaktadır. Adaleti mumla arar hale düşen insanların yabancılaşması, psikolojik travma içinde olmaları kaçınılmaz.Bir çok insanın ortak düşüncesi :”Türkiye açık hava tımarhanesine döndü.Genel bir terapi ihtiyacı var”. Vahşet,şiddet, yabancılaşma ve kimliksizleşme sıradan durumda artık. Son 18 yıl içinde hızla meyveleri toplanan bu durum sadece politikacıların suçu değil. Aydın sınıfın demokrat reflekslerinin olması. Dayanışma duygusunun, aydınların toplumun önünü açıcı fikir tabanlı bir yapının elemanı olmaması. Aydın sınıfın da diğer toplumsal katmanlar gibi ideolojik takıntılarla yabancılaşması ülkeyi hızla AKP’leştirdi. Devlet düşmanlığı aşırı sağ ile solu birleştirdi. Bugün AB’ye girmek bir yana Batı demokrasilerinin özgürlüklerini bize sağlayan Atatürk devrimlerinden bile uzak düşmekteyiz. Türkiye hızla siyasi İslam’ın cenderesinde bir Ortadoğu ülkesine görüntüsü edinmektedir. İş görüntü ile sınırlı olduğu 7-8 yılı geride bırakmıştır. Türkiye siyasi,kültürel yapısıyla bir Ortadoğu ülkesi durumuna düşmektedir. Bazı cahiller Anadolu hep bağnazdı,taşralıydı o nedenle bugün değişen ne ki diyor!!Anadolu’da yaşanan hayatı 1950-60lardaki fotoğraflarla izlediğim için çok iyi biliyorum ki, Anadolu bugünkü bağnazlıkta değildi. Yaptığım saha çalışmalarında, konuştuğum insanların anlattığı hayatların 1980 sonrası hızlanan bağnazlıkla ilgisi yok. 1980 sonrası İran İslam devriminin ihracına seyirci kalanlar, Milli Görüş gibi hayran olanlar bugün iktidarda zaten. Türkiye ağır bir travmaya doğru gitmektedir. Buna aydınlar, politikacılar, devlet adamları seyircidir. Bunu anlatmaya çalışan,elini taşın altına koyanlar tek başına kalmaktadır bu ülke. Kişisel hırslar, kıskançlıklar,nefretler üzerinden yapılanan fikirsiz hayatlar ülkenin boğulmasında taraftırlar. Yardakçılık yapmaktadırlar. Kendinize sorun kim bunlar?vatandaşın hukuka saygısı yok oluyorsa ne yapacağız? Türkiye hukuk devleti olmaktan kayıyorsa vatandaş olmak imkansız hale gelir. Ortadoğu’nun kabile devletleri model mi? T.C. tüm Asya’da ve Ortadoğu’da model oldu yıllarca. Bu gün onları model alanlar mı var? Soruları sorun ve cevap arayın. Kendimiz olmaktan başka çaremiz yoktur. NEVVAL SEVİNDİ *************************************** DEVLET ELİYLE KIYI İŞGALİ İşin kötüsü, herkes seyirci. Biz zaten seyretmeyi oldum olası severiz. Güya Sahillerimiz temizlenecekti, Devletin kıyı talan eden Tesisleri kalkacaktı, kimisi özelleşecekti, hani ne oldu? Kıyı Talanının ibret verici bir şekilde devam ettiğinin altını çizmek istiyorum. Kıyılarımız talan ediliyor ve yetkili yetkisiz herkes de seyirci kalıyor. Kurumlar arası diyalogsuzluk ve bürokratik engellemeler yüzünden kaçak yapılaşmaların, izinsiz tesislerin ve talanın önüne geçilemiyor. Bu günkü Hükümet göreve geldiği günlerde tüm yaygın medyaya brifing vermiş ve ‘Devlet Arpalık olmaktan kurtarılacak’ denmişti. Ve demişlerdi ki, sahiller halka açılacak, devlete ait kamplar satılacak ya da kanunsuz ise yıkılacak. Ama görüyoruz ki halen talan ve kıyı işgali devam ediyor. Antalya, Bodrum, Marmaris, Fethiye, İskenderun, Çeşme, Mersin başta olmak üzere bir ok yerleşim yerinde halen kıyı talanı dehşet boyut da devam ediyor. Ben güzel bir sahil kenti olan Mersin’i ele alıyorum. Mersin sahillerinde kanunsuz ve usulsüz olarak yapılmış onlarca devlet tesisi var. Kasaba olan Mezitli’de de var, ilçe olan Erdemli, Atakent , Silifke ve Anamur da da var. Geçen seneler buralarda bulunan kaçak yapıların ruhsatsız inşaatların birçoğu yıkılmış. Bir ikisinin hakkında mahkeme kesinleşmemiş diye bekletilmiş ve yıkılmamış. Şimdi ise bu yıkılmayan yerler için mahkeme kararları kesinleşmiş ve bir kısmının da devletle olan kira müddetleri de bu arada bitmiş. Kıyı kenar çizgisine uygun olmayan ruhsatsız, hakkında yıkım kararı olan birçok yer halen duruyor. Ayrıca devlete ait eğitim ve dinlenme kampı olanlar ‘eğitim tesisi’, diye adı değiştirilip aynı kurumlara hizmet etmesi sürdürülüyor. Bu tesislerin etrafı halen telle çevrili. Denizler halkın malı. Halka kapalı. Bu tesislerden kim faydalanıyor? Üç beş üst düzey idareci. Sudan ucuz paralar ile keyif yapıyorlar. Halkın ödediği vergiler ile gel keyfim gel. Olmaz, olmamalı. Bu işi durduracağız diyerek iş başına gelmiş olan hükümetimiz olaylara seyirci kalmamalıdır. Haklarında yıkım kararı kesinleşmiş yerlerin yıkımı bir an evvel gerçekleşmelidir. Devlet tesislerinde bir gariplik de, bomboş olan ve inşaatı tamamlanmamış olan bekleyen tesisler. Çürümeye yüz tutmuş ve hırsızlar tarafından talan edilen, bekçisi bekleyeni olmayan tesisler var. Mersin ili Atakent de örnekleri mevcut. Bu devlet mallarına neden sahip çıkılmıyor ve neden korumaya alınmıyor? Yıkılacaksa yıkılsın, satılacaksa satılsın. Milletin verdiği vergiler böyle heba edilmesin. Mersin Mezitli de ki içişleri tesisleri ve denizin dibinde inşat edilmiş yıllardır yıkım bekleyen diğer devlet malları, Atakent deki Maliye tesisleri, Köy hizmetleri kampı, içişleri tesisleri, Silifke de Karayolları tesisleri ve onlarca tesis halen halka kapalı ve bu denizler işgal altında. Buralara sahip çıkacak bir Allah’ın kulu yok mu? El vicdan kardeşim, el vicdan. From: Korgun MAVÝ
Google her yıl “Zeitgeist”araştırması yapar. “Zamanın ruhu” kelimelerde açığa çıkar çünkü.Türkiye’de aramada öne çıkan sözcükler burada:İş, Kariyer, Kredi, Altın, Para, Finans, Euro, Borç, Dolar, Banka……. İslamcı hükümetin bize hediye ettiği ruh bu! Genel popülerite sıralamasında hangi sözcükler var bakalım: Facebook, Mynet, Youtube, Oyunlar, MSN, İndir, TV, Hürriyet hemen ardından haber geliyor zaten…… İslamcı hükümet ve belediyelrin insanı yalnızlaştırdığı ve hayali bir dünyaya kapttığı kültürel dünya ortada. Bu ruh ve bu bu kültürel dünya ile “zamanın ruhu ” nu bizi nasıl temsil ediyor siz düşünün.








