Kasım, 2008

Birsen Ayvaz yazdı

Kasım 3 2008Yorum Yok Kategori: Basında

Aşkın e- Hali Dergisi’nin 12. sayısında, kimlik sorununu halletmiş, kendi olmayı başarmış, markalaşmış bir isimle yaptığımız söyleşi yayınlandı. Nevval Sevindi sosyolog, yazar, edebiyatçı ve aktivist bir aydın gözüyle sorularımızı içtenlikli yanıtlar verdi.

KÜLTÜREL FETİH VE EKONOMİK KRİZ Dünya ekonomik krizle çalkalanırken, ülkemizdeki gerginlik hem ekonomide hem de siyasi konjonktürde giderek tırmanıyor. Güncel yaşamın içinde vatandaş doğal gaza, elektriğe yapılan zamları düşünüyor. Siyasilerimiz ve ekonominin kimi yazarları “bize bir şey olmaz” iyimserliğiyle ortalığı yumuşatmaya çalışıyorlar. Geçtiğimiz günlerde Türkiye’de olan Newsweek dergisi yorumcusu Daniel Grosss; “Bir ülkede ne kadar çok Starbucks varsa, o ülkenin o kadar mali sorunu var. İnanmıyorsanız, İstanbul`daki Starbucks`lara bir bakın… Sayısı 67 olmuş” diye yazdı… Peki, bu neyi mi gösterir? Bu teoriye göre, önemli sayıda Starbucks dükkânına sahip olmak, “yüksek kafeinli, serbest kapitalizmin göstergesidir” diyor. Bunun anlamı; ABD yaşam tarzının pazarlama halkalarından biri olan kahve mağazalar inciri olan Starbucks’ların çokluğu kendimize uygun ekonomik çizgiden uzaklaştığımızın göstergesidir. Bunun anlamı; her kültür ve ülke her alanda kendi modellerini kendilerine göre oluşturmalıdır. Aksi durumda domino taşı gibi yıkılmaya ve dünyanın öbür ucundaki krizlerden etkilenmeye mahkûmdur. Sana iyi gelen ilaç bana da iyi gelir anlayışından vaz geçilmesi konusunda bizi başkaları uyarıyor. Birileri kendi yaşam tarzını dünyaya pazarlıyor, markalaşıyor, düşüyor ya da kalkıyor. Türkiye kendi sentezini yaparak, kendi farklılıklarıyla barışıp markalaşma yoluna gitmelidir. Moda, sanat ve kültürel fetih bize uzak değildir.* İyimser olmak devekuşu misali başını kuma gömmek olabilir mi? Aşkın e- Hali Dergisi’nin 12. sayısında, kimlik sorununu halletmiş, kendi olmayı başarmış, markalaşmış bir isimle yaptığımız söyleşi yayınlandı. Nevval Sevindi sosyolog, yazar, edebiyatçı ve aktivist bir aydın gözüyle sorularımızı içtenlikli yanıtlar verdi. ***** Sn. Nevval Sevindi ile Türk kadınının kendilik sorunundan tutun da, “jakoben aydın” kimliğine dek pek çok konuyu etraflıca konuştuk. Sonraki yazımızda bu söyleşinin detaylarına ineceğiz. * Daha Fazla Özgürlük (Nevval Sevindi- Alfa ) Çorum Hakimiyet gazetesi

DP teşkilatı isyan etti

Kasım 3 2008Yorum Yok Kategori: Haberler

TEK LİSTE HALİNDE GİDİLEN KONGREDE MERKEZ YÖNETİMİ PROTESTO EDİLDİ.

ZİYA YOLDAŞ: “SÖZ MİLLETİNDİR DİYORSAK, BİZ İPİMİZİ DE CEBİMİZDE TAŞIYORUZ. DARAĞACINA GİDECEĞİMİZİ DE BİLSEK ASLA İNANDIĞIMIZ DAVADAN GERİ ADIM ATMAYIZ”

 

HÜSEYİN ÜZMEZ CEZALANDIRILMALI

Kasım 2 2008Yorum Yok Kategori: Güncel

Hiyerarşik ve otoriter toplumcu bakış kendinden küçük ,zayıf,güçsüz olanı ezmeyi mubah sayar. Bunu benimseyen nefsinin köpeği insanlar da her durumdan yararlanmayı,ceza almamayı bir akıl olarak yorumlar. Güç diye görür.

Buna yardakçılık eden anlayış; bizim sapığımız iyidir,bizim iftiracımız deşifre edilmemeli,bizim hırsızımız korunmalı şeklinde hayata geçer. Yetkisini ve makamını kullanarak ezen,soyan, tüm haklara tecavüz eden ne çok insan tanıdınız değil mi? Evde oturan da tanıdı,sokakta gezen de! Kurtulmak mümkün değil bu yapışkan , egoist insanlardan. Utanma ve arlanma duyguları yoktur. Gözünüzün içine bakarak her türlü yalanı söylerler. Sizi telefonda tehdit ederler. Sindirmeye çalışırlar. “Sen bir hiçsin bana inanırlar” diyerek her türlü ahlaksızlığa teşnedirler. Ülkemizde ahlaksızlık genelde belden aşağı konularda geçerli sayılır. Eğer bir liste yapılsaydı ,cinsellik ahlaksızlık sıralamasında çok altlarda yer alırdı. Çocuk istismarı, kadına dönük şiddet,kendinden daha düşük gelir seviyesindekini tehdit gibi şiddetin binbir yüzü ahlaksızlığın altın harflerle yazılan durumudur. Kendinden olana taviz verme de ,görmezlikten gelme de şiddet türüdür. Kasklı operacı tecavüz sanığı da babasının iktidarına sığınarak küçük kızlara saldırmıştı. Hep korunarak var olmuş ve canı isteği kadar tecavüz edebilmişti. Zihnen tecavüze uğrayan bizim gibi entelektüeller de var. Buna destek verenler de faşist zihniyetin evlatlarıdır. Onlar tek doğru benim hezeyanları içinde olup saldırganlıklarını gizlemezler. Ancak küfürbazlıklarını, çirkin saldırılarını “aykırı” yorganı altına saklarlar. Oysa bal gibi adi bir küfürbaz,kıskanç ve ego manyaktırlar. Korundukça azarlar. Bozuk olan ayarları hepten raydan çıkar. Toplumsal ruh sağlığımız için bunları yeniden düşünmeliyiz. Kaba bir tarafgirlik yerine insani değerleri koymalıyız. Haşin ve kaba saba tavırlar,sözler yerine unutulan nezaketi teşvik etmeliyiz. İkiyüzlülük yerine şeffaf olanları toplumda öne çıkarmalıyız. Yoksa çocuklarımıza “rol model” haberlerden çıkacaksa geleceğimizi kara bulutlar sardı demektir. Herkes yapılan haksızlığın cezalandırılmasını ister. Buna izin vermezsek daha sonra bizim başımıza gelecekten de kendimiz sorumlu oluruz. Bunun sayısız örneği vardır. Hüseyin Üzmez , kamu vicdanında derin bir yara açmıştır.Bu konudaki tüm sorumlular cezalandırılmalıdır. Adaletin olmadığı yerde millet olmaz. İnsanlık olmaz. Gelecek olmaz. Mevlana kendi yüzüne bak der: “Acaba ben kendi yüzümü nasıl görebilirim? Acaba benim nasıl bir rengim var? Ben lekesiz yüzlü, ak yüzlü biri miyim? Yoksa kirli, günahkar yüzlü bir kişi miyim? Bu hali nasıl görebilirim? Böylece ben, iç yüzümü, can suretimi görmek için çırpınıp duruyordum, araştırmalar yapıyordum. Fakat siretim, iç yüzüm kimseden görünmüyordu, hiçbir şey beni bana göstermiyordu. Kendi kendime dedim ki, ayna neden icad edilmiştir, ne işe yarar? Herkes aynaya bakarak kendisinin kim olduğunu, nasıl olduğunu görsün, bilsin diye bulunmuş mudur? Fakat bildiğimiz aynalar, insanların dış yüzlerini, suretlerini göstermek için yapılmıştır. Can yüzümüzün aynası nasıldır, nerededir? Can aynası çok pahalı, çok değerlidir. Can aynası, ancak sevgilinin yüzüdür. Bizim iç yüzümüzü, can yüzümüzü gösteren sevgilinin yüzü bu diyarda yoktur. O, mana diyarındadır.” (Divan-ı Kebir, c.I, nr.441) “Dün şeyh eline bir fener almış. Şeytanlardan, canavarlardan bıktım, usandım; ben gerçek insan istiyorum, gerçek insan istiyorum.”

DP için adayım

Kasım 1 2008Yorum Yok Kategori: Basında

DP Genel Başkan Yardımcısı Nevval Sevindi, 15-16 Kasım tarihlerinde yapılacak olan Olağan Kongre’de Genel Başkan adayı olduğunu açıkladı. HÜRRİYET (26 EKİM 2008)

Vatan Gazetesi’nde

Kasım 1 2008Yorum Yok Kategori: Basında

Erdoğan’ın alternatifi ben olacağım DP Genel Başkanlığı için adaylığını açıklayan gazeteci-yazar Nevval Sevindi Vatan’a konuştu Hilal ÖZTÜRK / VATAN

Gazeteci-yazar Nevval Sevindi, Demokrat Parti’nin 15-16 Kasım tarihlerinde yapılacak kongresinde genel başkanlığa aday olduğunu açıkladı. 6 Ocak 2008’de yapılan kongrede de başkanlığa aday olan Sevindi, ittifak sağlamak için adaylıktan çekilmişti. Sevindi ikinci kez genel başkan adayı ve bu kez çekilme niyetinde değil. DP’ye önce itibar sonra oy kazandıracağını söyleyen Sevindi “Türküm, Müslümanım, modernim. Varolan kimliğim Türkiye sentezi ve bu beni ideal bir lider yapıyor” diyor. Sevindi VATAN’ın sorularını şöyle yanıtladı: * İkinci kez neden aday olmaya karar verdiniz? DP’de anti demokratik uygulamalar var. İl kongrelerine müdahale ediliyor. Manisa kongresi iptal oldu, İzmir kongresi de mahkemelik, iptali isteniyor. Genel Başkan Süleyman Soylu, parti içindeki anti demokratik uygulamaları değiştireceğini söylediği için ittifak yapmıştım ama hiçbir şey değişmedi. İkincisi ise Türkiye’deki konjonktür değişti. Türkiye tek parti tarafından yönetiliyor oysa alternatif olacak bir partiye ihtiyaç var. * Alternatif olmayı nasıl başaracaksınız? Türkiye’de tek bir lider var o da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. Ancak o da otoriter lider tipi. Ben yeni bir lider tipi, rol model olmak istiyorum. Kendimi “Türküm, Müslümanım, modernim” olarak tanımlıyorum. Var olan kimliğim tam bir Türkiye sentezi. Ayrıca siyasete nezaketi, insana değer veren bir anlayış getirmek istiyorum. Sivil toplumculuktan, entellektüel camiadan geliyorum, siyaseti kıyasıya eleştirdim ve eleştirmeye devam edeceğim. Kararsızların, kararsızlar içinde de kadınlar ve gençlerin oylarını hedefleyeceğim. Kadınlar ve gençlerle ilgili politikalar üreteceğim. Türkiye’de politika üreten tek parti AKP. AKP’nin politikasına karşı çıkmayı politika üretmek zannediyorlar. Konjonktür değişirse AKP biter * Genel Başkan olursanız AKP’den oy çalabileceğinize inanıyor musunuz? Konjonktür çok önemli ve belirleyici olacak. Bir ekonomik kriz olur ve AKP falan kalmaz ortada. AKP’nin ekonomik istikrar sağladığı yok. Sadece insanların korkmamasını sağlıyor, böylece ani infial yaşanmıyor. Oysa ekonomik istikrar falan yok. İnsanların psikolojisini iyi yönetiyorlar. Bize bir şey olmaz dedikçe, insanlar korkmuyor. Bu da iyi bir politika ama nereye kadar etkili olacak. Kadın olmak avantajım *DP’nin şimdiki genel başkanı kamuoyunun tanımadığı bir isim. Oysa siz tanınıyorsunuz. Ayrıca kadın olmanız da sizin için bir avantaj mı? Elbette. Marka değeri olan bir ismim var. Bunun avantaj olacağını düşünüyorum. Şu anda DP’nin itibarı yok, politika üretmiyor, kimsenin tanımadığı bir genel başkanı var. Niye insanlar sana oy versin. Ayrıca DP kadın genel başkana en yatkın parti. Tansu Çiller’in sağladığı bir kadın eğilimi de var. Sırf teşkilattan geliyor diye kimsenin tanımadığı bir genel başkanla başarı sağlanamadığı ortada. Önce itibar vaadediyorum * DP’lilere ne vaadediyorsunuz? İtibar. Ben yüzde 10 oy getiririm diyemem, inandırıcı olmaz. Ancak inandığım değerleri savunarak partinin kaybettiği itibarı kazanmasını sağlayabilirim. Zaten öncelikle itibarını geri kazanması gerekiyor, ondan sonra insanların oy vermesi mümkün olur. “Fethullah Gülen’e sempatim var…” * Fethullah Gülen’le yakınlığınız çok konuşuluyor? Fethullah Gülen’e sempatim var. Özellikle okullarında yaptıklarının çok önemli ve doğru olduğuna inanıyorum. Ancak benim durumum müritlik değil, ben birey olmakla kafayı bozmuş birisiyim. Birinin müridi olmam mümkün değil. * Genel başkanlığınız ve seçilirseniz seçimlerde cematten destek alacağınıza inanıyor musunuz? 28 Şubat sürecinde bana yapılan saldırılar karşısında, özellikle cemaatin kadınları bana çok destek oldu. Saçların sarı, tırnakların kırmızı ojeli diye beni dışlamadılar. Aksine çok destek verdiler, üzülme dediler. Elbette özellikle kadınlarından destek alabileceğimi düşünüyorum. Ben dindar bir insanım.

Bugün Habetürk

Kasım 1 2008Yorum Yok Kategori: Haberler

Burası Haftasonu programındayım

1.Kasım.08′de Vatan’da yayınlandı

Kasım 1 2008Yorum Yok Kategori: Haberler

Erdoğan’ın alternatifi ben olacağım

DP Genel Başkanlığı için adaylığını açıklayan gazeteci-yazar Nevval Sevindi Vatan’a konuştu

 

Sayfa 3 / 3«123