SKYTÜRK TV
Gürkan Hacır’la Şimdiki Zaman
Gürkan Hacır’la Şimdiki Zaman
Araştırmacı yazar Nevval Sevindi bu yılın başında yapılan kongrede başkanlığa adaylığını koymuş ama sonra ittifakla adaylıktan çekilmiş ve birinci sıradan listeye girerek başkan adayı olmuştu. Sevindi, 15-16 Kasım’da yapılacak Demokrat Parti kongresinde yeniden başkan adayı. Kazansın ya da kazanmasın Nevval Sevindi gibi inançlı, kararlı ve kendine güvenli kadınlara ihtiyacımız var siyasal hayatta, değişimi yakalamak ve politikaya kadın duyarlılığını kazandırmak için. İşte Nevval Sevindi’ye sorduklarım ve cevapları… * * *
Zor bir işe soyunuyorsun, siyasette kadının hala adı yokken yeniden neden aday oldun? Çok doğru, herkes bana politika yapmamam için telkinde bulunmaya çalışıyor. Bu kadar zor bir iş sana mı kaldı, diyorlar. Ben de “İETT’de geçici memur olanlara kalıyor da neden bana kalmıyor” diye merak ediyorum. Politika Türkiye’de Türk vatandaşı olan herkesin yapması gereken bir şey. Aslında ben gerek entelektüel birikimim, gerek geçmişim, gerek aileme baktığımda niye bu kadar geciktiğime şaşırıyorum. Daha önce partimizi beş buçuk gibi tarihi bir yenilgiye uğratmış olan Mehmet Ağar ve ekibinin gitmesi gerektiğini söyledim. Üç dört ay tek başıma genel başkan adaylığı yaptım. Partide yok olmuş heyecanı ayağa kaldırmaya çalıştım.Sonra sistemi zorlayarak bir kongre süreci başlattık. Sonuçta iptal edilebilir de olsa olağan üstü bir kongre yapmayı başardık. Orada da sayın Çiller’in de telkiniyle ve genç bir ekiple partiyi yeniden yapılandırabiliriz düşüncesiyle Süleymen Soylu’yu destekledim. Ama genel başkanla birlikte çalışmamızda gördüm ki son derece antidemokratik bakıyor meselelere. Bitlis il kongresinde genel başkanın ve genel merkezin ağır baskısından dolayı il başkanını biz seçeceğiz diye zorlama yapmışlar, ama onlar da buna isyan etmişler kendi yaptıkları listelerle kendi istedikleri adayları seçmişler. Adaylığın nasıl karşılandı? Adaylığımı koymamam için bana çok büyük bir baskı yapıldı. Yasal haklarım, engellendi. Dolayısıyla bir baskı zorlama içerisinde kaldım. Parti içi küçük ayak oyunlarını politika zannetmenin en küçük örneklerini yaşadık. Ben böyle bir politika yapmak istemiyorum. Türkiye’de var olan bu tutum ve davranışların Türkiye’yi AKP’ye teslim ettiğini düşünüyorum. 21. Yüzyıl Türkiye’sinde tek parti tek adam anlayışına karşı olduğum için genel başkanlığa aday oldum. Her şeye rağmen mücadele edip kendi idealim doğrultusunda bir tavır sergiliyorum. Partide seni destekleyen kadınlar var mı? Partide fazla bir kadın olmadığı için destek de söz konusu değil. Parti on ay içerisinde ne gençlik ne de kadın kongrelerini yapabildi. Kadın ve gençlik şu an partimizin en derin sorunlarından biri. Kadınlar ancak parti merkezi aday gösterirse aday olabiliyor, genel olarak tüm partilerde kadının gücü yok diyebilir miyiz? Kadının gücü yok fakat içinde olduğun zaman aslında erkeklerin de gücünün olmadığını görülüyor. Herkes genel başkan denen otoriter yapıya boyun eğerse, biat ederse onlara gerekli yerler verilebilir. Ve var olabilirler. En ufak bir muhalefette hemen kara listeye alınıyorsun. Böylesine totaliter bir yapı içerisinde zaten ne politika üretilebilir . Kadınlar zaten politikadan nasibini alamasın diye daraltılmış alanda tutulmaktalar. AKP yüzde 47 aldığı için kadın yüzdesi onlara yükselebildi. Biz Kader’i kurduğumuzdan bu yana 4.4′de takılmış kalmıştı. Bu sayının artmamasının tek nedeni otoriter ve totaliter bakış açısıdır siyasette. Politik yaşamda gerçekleştirmek istediğin hayallerin var mı? Siyasette elime bir yetki geçerse siyasette politika yapmanın önündeki bütün engelleri kaldıracağım. Öğrenciler, memurlar, askerler yapamaz diye olan bütün yasaları kaldıracağım. Sokaktaki insan politika yaparsa politika şeffaf ve temiz hale gelir. Şu anda politika Türkiye’de ölü durumda, AKP’nin tekeline teslim edilmiş vaziyette. Canlılığı, yeniliği yok. Başbakan çevrecilik yapmaya kalkanlara “ben çevrecinin daniskasıyım gerekirse ben yaparım” demiş. Solculuk yapılacaksa gerekirse kendi yapar. Başkasına ihtiyaç yoksa, bizim birer sandalyemiz yoksa o masada nasıl bir demokrasi olacak. Zorlu bir seçim olacak iki aday mı var? Evet, Süleyman Soylu ve benden başka aday yok. Zorlu olacak tabii. Bir yanda partinin imkanları, kasası, tüm kadroları, bir tarafta da benim kişisel çabam ve bana inanmış olanlar var. Toplam kaç delege var? 1200 delege var. En fazla dokuz yüz civarında da gelen olur diye düşünüyorum. Hem televizyon programların hem de Kader’deki çalışmalarından dolayı özellikle Anadolu’da çok tanınan, sevilen ve sayılan bir isimsin neden bundan yararlanmıyor parti? Çünkü birbirine eşit denklemde insanların uzmanların birbirinden farklı alanlarda çalışan insanların bir araya geldiği bir topluluk değil parti içi kadrolar. Sadece partinin içinde teşkilattan olarak dolaşan, ama dışarıyı, dünyayı, sosyolojiyi psikolojiyi bilen kadrolar değiller. O yüzden de politika oluşturamıyorlar. Parti içi çekişme zaten yok olma noktasına getirdi. Türkiye’de zaten bütün partiler politika üretemedikleri için AKP’nin altında ezilmiş durumdalar. Tekrar kadınlara dönecek olursak politika dünyasında kadınlara görev verildiğinde yerine getirsin anlayışı var. Kadınların inisiyatif almasını kimse istemiyor değil mi? Evet, karar mekanizmasında olması istenmiyor. Benim böylesine inisiyatif almam karar vermem, mücadele etmem bir çok insanı kızdırıyor. Nasıl tepki veriyorlar? Çok ilginç internet sitelerinde “elinin hamuruyla niçin erkek işine karışıyorsun, sen git evinde otur, yemeğinin altı yanıyordur, sen ona baksana” gibi tepkiler bunlar. Sen Tayyip Erdoğan gibi olağan üstü bir liderin karşısında nasıl durabilirsin. Erkeklik liderlikle eşdeğerdir, kadınlar için geçerli değil. Ancak multi milyarder bir kocam olsaydı onu geçerli görebilirlerdi. Güç problemi var. Bunların güç tanımında silah, mafya, para , kayırmacılık var. Benim güç tanımımda ise entelektüel sermaye, dürüst olmak, iyi iş yapmak, uzmanlık alanlarında başarılı olmak var. Uluslararası ilişkileri bilmek var. Uluslararası arenada tanınmış olmak var. İyi bir insan olmak var. Benim için güç bunlar. Farklı iki güç tanımından kaynaklanan bir problem yaşıyoruz. Ben sevmediğim bir insanın zaaflarını bulup o zaaflarla tehdit ederek ondan kurtulmaya filan çalışmam. Ben eşit şartlarda medenice herkesin kendi yeteneğini göstermesini, hakkıysa kazanmasını yoksa da kaybetmesini istiyorum. Ama Türkiye’de medeni değil. Çünkü sadece kadınlar medeniyet getirir. 1933 Okuma Kitabında “annemizi neden severiz” diye bir soru vardır. Orada cevap “annemiz bize medeniyeti öğretir” der. Bu bin yıllık Türk kültürünün cevabıydı. Ama 1950′lerde değiştirilmiş kitap soru aynı fakat cevap “Saçları beyaz olduğu için, yemek yaptığı için ve yama yaptığı için severiz” olmuş. Araştırmanın yapıldığı 2006′ya kadar da değişmemişti. Böyle bir anlayışla yetişen erkek çok iyi eğitim alsa da bir rol model kalıbıyla yetişiyor. Kadın benim egemenliğim altında olmalı, birey olamaz, ben ne emredersem onu yapar eve kapanır, çalışsa bile eviyle işi arasında gider gelir. Peki ailenin üyeleri kocan ve kızın nasıl bakıyor politika dünyasının yükünü omuzlarında taşıyışına? Kerem’le idealist dönemin çocuklarıyız biz. O nedenle de bir ideale böylesine inanmış, maddi manevi zor koşullarda bir çaba harcamamı takdir ediyor. O benim kadar sonuçtan emin değil ama hiç olmazsa bu yolda gitmemi de destekliyor. Kızım, ne yaparsan yap bizi bu AKP’den kurtar, diyor. Siyaseti kadınlarla gençlerle yeniden inşa edeceğim. Partide ikisine de kapıları açmak istiyorum. Herkes özgürce siyaset yapacak. Ve merkez sağı birleştireceğim. Kadınsız ve gençsiz siyaset gayri medenidir. Eğer kazanırsam genel idare kurulunu yüzde elli kadın yapmayı düşünüyorum. Ama bütün parti teşkilatında da kotaları yükseltmek gerek. Kotasız siyasetin kadınlara kapalı olduğuna inanıyorum. AKP siyasetin önünü tıkıyor. Siyasetin önünün tıkanması bireysel özgürlüklerimizden haklarımızdan da taviz vermemizi gerektiriyor. Yavaş yavaş bireysel haklarımızı kaybediyoruz. Bireysel haklarımızı kaybettiğimiz zaman Avrupa Birliğine nasıl gireceğiz. Politikanın geleceği kadınlarda ve gençlerde. Kadın dernekleri, sivil toplum örgütleri ile bir bağlantın var mı? Onlar destekliyor mu, onlarla bir bağlantı kurdun mu? Elbette hep bağım oldu. Ama henüz organik bir bağlar kurmadık henüz. Partiye karşı bir önyargı var. Partiye inanmıyorlar. Bu önyargıları kırmak şu an benim birinci işim. Çünkü bu önyargıları kırmadan, organik bağı kurmadan siyaset yapamam.İnanılmaz bir karamsarlık ve atalet var bugün ülkede bunu kırmak istiyorum. Bir idealim ve bunun peşinden gitme cesaretim var. Korkakların yapamadığı işi cesurlar yapar. Desteklensem bu cesaret büyük bir güce kadın dinamizmine dönüşür. Ben toplumda bulunan enerjiyi cesaretle politikaya katabilmeye uğraşıyorum. Toplum bir atalet ve korkaklığa kapılmış durumda. “Böyle gelmiş böyle gider, bir şey değiştiremezsin senin gücün yetmez, devlet kasası var karşında sen kim oluyorsun” bana söylenenler bunlar. Devlet kimsenin babasının malı değil. Partiler de kimsenin malı değil, Bizler pekala da birey olarak bunlarla mücadele edebiliriz. Şeyh Galip yüzyıllar öncesinde “Altın çağ yoktur, altın çağ senin yaşadığın çağdır” demiş. Onun için ben ne geçmişte ne gelecekte yaşıyorum. Ben şu anı değiştirmek istiyorum. Değiştirmenin yolu da içinde olmak.Yaptığın işte sonuna kadar mücadele etmek gerektiğine inanıyorum. Kaybede kaybede kazanacaksın. Amerikan Başkanı Washington bile sekiz kez mi ne kaybetti sonra başkan oldu. Tabii ben o kadar beklemek istemiyorum ama yaptığın işin sonuna dek direnmen lazım. Ben kanserle bile mücadele etmiş bir insanım, kim oluyor bu adamlar… Nevval Sevindi Kimdir? İzmir Türk Koleji’ni bitirdi. Ankara Üniversitesi’nde antropoloji okudu. Ardından klasik arkeoloji ve Antik Yunan üzerine mastır yaptı. Bir dönem İran’da yaşadı. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nda araştırmacı ve bakan danışmanı olarak çalıştı. 1989 yılından beri gazeteci ve serbest yazar olarak Yeni Yüzyıl, Zaman, TRT, Samanyolu TV gibi çeşitli gazete, dergilerde ve televizyon kanallarında program yaptı. Aşkın Ölümcül Etkileri, “Kırık Kalpli Kadınlar Ülkesi, Kent ve Kültür, Girişimci Amazonlar, Daha Fazla Özgürlük’ün de aralarında olduğu onun üzerinde kitap yayımladı. 2007′de DYP’den politikaya adım attı. Araştırmacı yazar Nevval Sevindi bu yılın başında yapılan kongrede başkanlığa adaylığını koymuş ama sonra ittifakla adaylıktan çekilmiş ve birinci sır… ( KB)
Bir ulus devlet inşa eden, yüzyılın dehaları arasında olan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu M.Kemal Atatürk 70 yıl önce aramızdan ayrıldı. Bugün onun ideallerini günümüzün şartlarıyla sentezlemeliyiz. Üreteceğimiz yeni çözümler Türk Rönesansını dünya sahnesine gururla taşıyacaktır.
“Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünün önemi kimliğimiz ve varlığımızla T.C. içinde olmamızın gururunu taşımaktır. Bütün renkleriyle Türkiye önemli bir kültür hazinesidir.Bunu anlamak,araştırmak ve çalışmak görevimizdir. Türkiye bir milletin iradesinin nelere kadir olduğunu lideri M.kemal Atatürk’le dünyaya göstermiştir. Ruhu şad olsun. Nevval Sevindi