Ağustos 10, 2008

Çorum Hakimiyet Pazar gazetesi

Ağustos 10 2008Yorum Yok Kategori: Basında

Nevval Sevindi ile ropörtaj

Ortak değerler üzerinden kavga etmemeliyiz

Çorum Hakimiyet Gazetesi

Ağustos 10 2008Yorum Yok Kategori: Kadın

Ortak değerler üzerinden kavga etmemeliyiz

Ortak değerler üzerinden kavga etmemeliyiz Nevval Sevindi, sosyal bilimler alanında çalışmalara imza atmış, uzun yıllar gazetecilik yapmış, yazılar yazmış bir aktivist. Ankara Üniversitesi Antropoloji bölümü mezunu olan Sevindi, yaklaşık 2 yıl önce aktif siyasete girdi. Sevindi halen Demokrat Parti Genel Başkan yardımcısı olarak görev yapıyor. DP’de, Basın, Propaganda ve Dış İlişkiler alanında çalışan Nevval Sevindi, parti çalışmaları için Çorum’a geldi. Bu hafta Özel Şeyler’de Nevval Sevindi ile sohbet ettik. Birçok değişik uğraştan sonra siyasete girdiniz. Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Kendimi öncelikle bir antropolog olarak tanımlıyorum. Okulda bu bölüme isteyerek girmiş ve ne olduğunu bilen tek kişiydim, zaten fazla kalabalık bir bölüm de değildi. Antropoloji; insan bilimi demek bildiğiniz gibi. İnsanların iç dünyalarını, yaşam biçimlerini, yaşadıkları mekanları merak ederim. Ailemin göçmen olmasının da etkisi var sanırım. Ailem Rumeli göçmeni, anne tarafım Girit’ten, dedelerim de Rodos ve Midilli’den göçmüşler. Ailemin köklerini merak ederim. İnsanın kökleri çok önemli. Böylece tarihe de merak saldım. Dili de çok önemsiyorum, insanların anlaşmalarına yardım eden çok önemli bir araç. O yüzden İran’da 4 yıl yaşadım, Farsça öğrendim. Batı eğitimiyle büyüyünce, Doğu’dan uzak kalıyorsunuz. Osmanlıyı, tarihimizi anlamak çok önemli. Osmanlı sahip olduğu toprakları kültürü ve adaleti ile aldı. O topraklarda yöneticiler zalimdi, halkı köle olarak görüyorlardı. Oralardaki halk Osmanlı’nın adaletinden etkilendi. Mesela Boşnaklar Türk olmadıkları halde o adaletten etkilendikleri için Müslüman oldular. Bu benim hayatımda çok önemlidir. Ben ‘Seyahat Ya Rasulallah’ diyenlerdenim. 17 yaşından beri dolaşıyorum. Gezip görmek, farklı insanlar, farklı kültürler tanımak çok güzel. Uzun bir yolculuk, bitmesi de mümkün değil. Çünkü el yordamıyla yapılan bir yolculuk. Nasıl bir ortamda yetiştiniz? Eğitim süreciniz nasıldı? Çevremde daha çok Rumca konuşulurdu. Farklı diller ve farklı kültürlerin bir arada olduğu bir çevrede büyüdüm. En yakın arkadaşım bir İtalyan’dı. Onlarda kütüphane kültürü daha gelişmiş oluyor. Biz de pek önem verilmez ne yazık ki. Onların kütüphanesinden çok faydalandım. Benim yaşıtlarım kütüphaneye gitmiyorlardı. Daha eğlenceli uğraşları vardı. Benimse müthiş bir okuma ve öğrenme merakım vardı. İnsanın kültürünün kendisine ne kadar etki ettiğini merak ederdim. O zaman okullarda din eğitiminin seçmeli olmasına rağmen iyi bir din eğitimi altım. Daha sonra tasavvufla ilgilenmeye başladım. Bunların hepsi benim düşüncelerimi çok etkiledi. Hep kendim olmaya çalıştım. Bütün hayatım, kendim olmak ve kendimi anlamak üzere kuruludur. Kendin olmak çok zor. Yasalar, aile, çevre, kurallar insanı susturmaya çalışıyor. Bütün bunlara itiraz ettim. Türkiye’nin çalkantılı zamanlarında, 70′li yıllarda sol gruplara girdiğim zaman çok totaliter bir yapı gördüm. Kadın olmak ikinci sınıf olmak gibi görülüyordu. Bütün kadınları ‘bacı’ statüsüne sıkıştırıyorlardı. Okulda hiç pantolon giymedim, tepki olsun diye. Annemin diktiği etekleri giyerdim. Önemli olan pantolon ya da etek giymek değil. İnsanın içindeki mertlik, doğruluk, dürüstlük önemlidir diye düşünüyorum. Tüketim sloganlarına da itiraz ettim. Benim kuşağım büyüklerinden çevreyi bozmadan yaşamayı ö

Sayfa 1 / 11