Avrupa’nın göbeğinde ve 20.yüzyılın son yarısında Sırp katiller Boşnak ve Müslüman bir halka soykırım uyguladı. AB ve bütün çifte standart uzmanı Avrupalılar seyirci oldu. Binlerce Boşnak kesen,işkence eden ve kızlarına kadınlarına tecavüz eden bu soykırımcılar saygıyla karşılandı. HAtta o kadar rahat ettirildi ki Karadziç kendi vatanında sakal uzatıp mis gibi yaşamaya devam etti. AB’ye girme uğruna lütfedip kasabın yerini söylediler. AB ve üyeleri için yüzleşme zamanı değilse bugün ne zaman? Ermeninileri iç unutmayanlar her eyini kaybeerek,tecavüze uğramış kadınların bugün nasıl yaşadığını merak etmiyor mu? Ne yazık ki…. Ne İslamcı, ne Batıcı, ne havalı, ne rüzgarlı numune niyetine bir tek haber kanalı bile akıl etmedi 13 yıl sonra dünyanın ilk kez göreceği Bosna Kasabı’nı Türk izleyecisine göstermeyi… Tarafgir medya beğenmediği ABD kadar, Holrooke kadar olamadı.
Holbrooke da mesajında Karadziç’in tutuklanmasını “büyük haber” diye niteledi. Holbrooke, “Bu Avrupa’da en çok aranan adam, Avrupa’nın Usame Bin Ladin’i. Kendisi etnik temizliğin en önemli entellektüel mimarı. Karadziç benim gözümde (eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan) Miloseviç’ten de kötüydü ve Bosnalı Sırplar için bir çeşit Robin Hood haline gelmişti. Karadziç’in yakalanması tarihi bir olaydır” dedi. Tilki” lakplı Sırp siyasetçi Karadziç, Bosna savaşında işlediği soykırım suçlarından dolayı Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesinde hakkında açılmış davadan dolayı aranıyordu. ABD tarafından başına 5 milyon dolar ödül konmuştu. RADOVAN KARADZİÇ KİMDİR? Uluslararası savaş suçları mahkemesince aranan, bazi ciddi iddialara gore Avrupa’nin çeşitli yerlerindeki manastırlara rahip olarak sığınan, 1992-1995 yılları arasındaki Kosova’daki iç savaş sırasında Kosova’daki Sırpların lideri olan, dönemin Yugoslavya başkanı Miloseviç’ten de açık açıkk silah desteği alan Sırp kasabı… Katliamın başlangıcı Nisan 1992’de Srebrenica’nın hemen dışında bulunan Bratunac köyünde, 350 Bosnalı Müslüman, Sırp paramiliter ve özel polis güçleri tarafından ölümcül işkenceye tabi tutularak katledildi. Burada yaşananlar hakkındaki bilgiler, ancak aylar sonra katliam sırasında çekilen görüntülerin yayınlanması ile anlaşıldı. Sırpların bu vahşet siyasetinin dünyada duyulması, düşünülenin aksine Bosnalı Boşnakların kurtulma ümitlerini arttırmadı. Aksine, BM ve NATO desteğinde özellikle Sırplar hedef alınarak bir ambargo başlatıldı. Fakat hem Sırpların eski müttefikleri olan Rus’ların yardımı, hem de coğrafi olarak daha iç kesimlerde bulunan Bosnalı Müslümanlar’a göre daha avantajlı olmaları sebebiyle, bu ambargodan Bosnalı Sırplar neredeyse hiç etkilenmediler. Olan zaten silah ve lojistik olarak çok zayıf olan Müslümanlara oldu. Dünyanın en büyük ordularından birine sahip Yugoslavya’nın, bu gücünü Sırplar neredeyse sonuna kadar kullanmışlardır. Zamanla dünyada yükselen tepkiler ve özellikle bazı destekçilerinin durumun vehametini anlamaya başlamaları ile Müslümanlara yönelik bazı yardımlar ulaştırılmaya başlanmıştır. Birçok ülkede Bosna’ya yardım kampanyaları düzenlenmiştir. Bosnalıların şanssızlığı burada da devam etmiş, güvendikleri müslüman ülkelerde kampanya paraları kendilerine ulaştırılmak şöyle dursun, başka politik amaçlar için kullanılmış ve büyük bölümü asla yerine ulaştırılmamıştır. Srebrenitsa Soykırımı Katledilen 505 Bosnalı Müslümanın defnedilişiZamanla gücünü toparlayan Nasır Oriç liderliğindeki Müslüman direniş örgütü Sırplara karşı koymaya ve bazı başarılar elde etmeye başladılar. Bu duruma artık bir son vermenin zamanının geldiğini düşünen BM, Dayton görüşmelerini başlattı. Sırplar, görüşmelerde avantaj elde etmek için iki stratejik kent olan Gorajde ve Srebrenitza’yı ele geçirmek maksadıyla bütün güçleriyle bu iki kente saldırdılar. Tarihin gördüğü en büyük katliamlardan birini tüm dünyanın seyirci bakışları arasında sergilediler. BM tarafından güvenli bölge olarak ilan edildikten iki yıl sonra Srebrenitza, 1995 yılının yaz ayında II. Dünya Savaşı’ndan sonra meydana gelen en büyük toplu soykırıma uğradılar . Sırplar topladıkları ve günlerce sistematik işkenceden geçirdikleri Bosnalı müslümanları, evlatlarının kardeşlerinin gözleri önünde öldürdükten sonra, cesetlerini yine onlara gömdürdüler. Bosna Savaşı’nın bu en kanlı olayı Srebrenica Katliamı olarak adlandırılmıştır. Srebrenitza Katliamında öldürülenlenlerin kesin sayısı bilinmemekle birlikte BM’nin eski Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi savcısı, 7 ila 8 bin kişinin öldürüldüğünü belirtmiştir. Bosna Sırplarının hükümetinin hazırladığı bir raporda ölü sayısı 7 bin 779, Boşnak hükümetinin raporunda ise 8 bin 374′den fazla olarak gösterilmektedir. Şimdiye kadar Srebrenitza etrafında 42 toplu mezar bulunmuş ve uzmanlara göre 22 bölgede daha toplu mezar olduğunu tahmin edilmektedir. Şimdiye kadar 2 bin 70 kurbanın kesin kimlik tespiti yapılırken, 7 binden fazla ceset torbasında ise parçalanmış ceset parçaları kesin kimlik tespiti için bekletilmektedir. Cesetler toplu mezarlara atılırken parçalandığı için kimlik tespiti güçlükle yürütülmektedir. Ayrıca Sırplar katliamı gizlemek için bazı cesetleri ilk gömüldükleri toplu mezarlardan çıkarıp, başka yerlere tekrar gömdüklerinden katliamla ilgili deliller bozulmuş ya da yok olmuştur. 1992-1995 arasında Uluslararası Kızılhaç Örgütü verilerine göre Bosna-Hersek’te 312.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu kayıpların 200.000 kadarı Boşnak halkına ait olup Bosnalılar dünyanın gözü önünde ve Avrupa’nın göbeğinde sistematik bir soykırıma tabi tutulmuştur. Sadece Srebrenica’da olanlar hakkında elle tutulur delillerin varlığı söz konusu olsa da, çok yakın tarihte gerçekleşen soykırımı aydınlatmaya yetmemektedir. Katliamın sorumluları Radovan Karadziç – Katliamın firari sorumlusu.Lahey’deki Savaş Suçları Mahkemesi’nde görülen davada Sırp Partisi Lideri Radovan Karadzic, Sırp Ordu Komutanı Radko Mladiç, Vujadin Popoviç (Bosnalı Sırp komutan), Ljubisa Beara (Genelkurmay Başkanı), Drago Nikoliç (Güvenlik şefi), Ljubomir Borovcanin (Özel polis müdürü), Radivoje Miletiç (Genelkurmay Başkan Yardımcısı), Milan Gvero (Komutan yardımcısı, Vinko Pandureviç (Tugay komutanı) Bosna Savaşı sırasında Srebrenitsa’da sekiz binden fazla sivilin katledilmesinden sorumlu oldukları iddiasıyla haklarında dava açılmıştır. Ancak Karadzic ve Mladiç tüm çabalara ve aramalara karşın adalet önüne çıkarılamamıştır. Bosna’da meydana gelen iç savaş sırasında Sırp ordusunun yapmış olduğu katliamın arkasındaki itici güç Sırbistan Demokratik Partisi ve lideri Radovan Karadziç’tir. Parti bağımsızlık ilanı ile birlikte hükümetten de çekilerek yasadışı bir örgüt gibi çalışmalarını yürüterek, müslüman bölgelerinde katliamları yapmışlardır. Sırp denetimindeki Ilıca bölgesinde Bosna Otelinde faaliyet gösteren parti lideri Radovan Karadziç ve arkadaşlarını korumakla görevli Sırp militanların uniformalarında Sırbistan bayrağı ve Çetnik adlı teröristlerin kullandığı madeni bir para büyüklüğündeki siyah renkli bir arma bulunmaktaydı. Bütün bu katliamları gerçekleştirmek için gereken ekonomik ve askeri güç temelde Federal Yugoslavya Ordusu’nda bulunuyordu. Ancak bu gücü yönetebilecek yetki ise Sırbistan’daydı. Dolayısıyla katliamları gerçekleştiren Sırp milislerin Sırbistan ile bağlantılı olmamalarına imkan yoktu. Sırp militanları ve Sırbistan Federal Ordusu arasındaki bu işbirliği kanıtlanamamıştır. Unutulmaması gereken en önemli hususlardan birisi de, SDS’nin bu faaliyetlerine bir çok Sırp ordu ve hükümet yetkilisi muhalefet etmiş, ve o zor koşullara rağmen görevlerini bırakmışlardır. O dönemde yapılan bazı Türk gazetecilerinin bölgedekilerle yaptıkları röpörtajlarda, Bosna’da yaşayan 1,3 milyon Sırp nufusun sadece yüzde 10′u yani 130 bin kişinin Sırbistan ile birleşmek istedikleri düşündükleri rapor edilmiştir. Kaynak: Vikipedia nevval@nevvalsevindi.com ChineseChinese-HKDutchEnglishFrenchGermanHebrewItalianJapaneseKoreanPolishPortugueseRussianSpanishSwedishTurkish Reply – Reply All – Forward – View Source – Previous – Next – Message: 6 / 6 From: Aliaða Ticaret Odasý On Behalf Of ap-press@googlegroups.com Reply To: bilgi@alto.org.tr To: Aliağa Ticaret Odası Subject: BOÞNAKLAR, ALÝAÐA ÇAKMAKLI KÖYÜ PÝTA GECESÝ’NDE BULUÞTU. Date: Tue, 29 Jul 2008 10:30:00 +0300 BOŞNAKLAR, ALİAĞA ÇAKMAKLI KÖYÜ PİTA GECESİ’NDE BULUŞTU. TÜRKİYE BOSNA HERSEK KÜLTÜR FEDERASYONU VE ÇAKMAKLI KÖYÜ BOSNA-HERSEK DERNEĞİ TARAFINDAN ALİAĞA ÇAKMAKLI’DA DÜZENLENEN 2. PİTA (BÖREK) GÜNÜNDE BOŞNAK ASILLI VATANDAŞLARIMIZ GÖNÜLLERİNCE EĞLENDİ. FOTOĞRAFLI ALİAĞA TİCARET ODASI ALİAĞA (29.07.2008)- Türkiye Bosna Hersek Kültür Federasyonu ve Çakmaklı Köyü Bosna-Hersek Derneği tarafından Aliağa Çakmaklı’da düzenlenen 2. Pita (börek) gününde Boşnak asıllı vatandaşlarımız gönüllerince eğlendi. İzmir Çakmaklı Köyü Bosna-Hersek Derneği organizasyonunda düzenlenen şenliğe yurdun değişik yerlerinden Boşnak asıllı vatandaşlar akın ederken, sanatçılar Grup Liljan, Arif Şentürk ve Cenk Bosnalı katılanlara keyifli saatler yaşattı. Şenliğe Aliağa Ticaret Odası Başkanı Adnan Saka, Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağ, yeni Foça Belediye Başkanı Osman Yurtseven ve Türkiye Bosna Hersek Kültür Federasyonu Kurucusu ve Onursal Başkanı A. Kemal Baysak da katıldı. Türkiye-Bosna Hersek Kültür Dernekleri Federasyonu Başkanı Fehmi Arazlı, Sırp Kasabı olarak adlandırılan Radovan Karadziç’in yakalanmasına değinerek, “Bir insanlık düşmanı, bir canavar yakalandı geçen hafta. Ama bu katil yakalandı diye 312 bin şehidimiz geri mi geldi. 35 bin çocuk canlandı mı? 50 bin kadınımızın ırzı namusu kurtuldu mu? Bu katilden bir kişi daha var; Radko Mladiç. Onun da yakalanması lazım. Srebrenitsa da 8.650 kişi şehit oldu. Orada 8,650 m2 yer yoktu. Bir kişiye bir m2 yer düşmüyordu. Bu canavarlar böyle bir yerde katlettiler benim Bosnalı halkımı. Katiller, Cezalarını mutlaka çekmeli” Dedi. Aliağa Ticaret Odası Başkanı Adnan Saka, Türkiye ile Bosna-Hersek arasında tarihe dayanan çok yönlü siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkiler olduğunu belirterek Türk ve Boşnak halklarının et ve tırnak gibi, tek bir millet olduğunu söyledi. Saka, “Türk halkı ile “Evlad-ı Fatihan” olan Bosna halkı tarih yolculuğundan, iyi günde kötü günde kader birliği yapmış, dünya halkları önünde tam bir kardeşlik ve vefa örneği sergilemişlerdir. Bugün burada Boşnak kökenli yurttaşlarımızın arasında bu kültür zenginliğini doyasıya yaşıyoruz. Bu kültür zenginliğimizi iki ülkenin kalkınması için ekonomik akanda da gerçekleştirmek istiyoruz. Çakmaklı’lı dostlarımıza gösterdikleri misafirperverlikten dolayı minnettarım” dedi. Pita gecesinde konuşan Türkiye Bosna Hersek Kültür Federasyonu Kurucusu ve Onursal Başkanı, Bosna Hersek Cumhuriyeti Fahri Konsolosu A. Kemal Baysak da, Türkiye’de yaşayan Boşnaklar’ın, 1992 yılından itibaren dernekleşerek bir araya gelebildiğini kaydetti. Baysak, Türkiye’deki Boşnakların, Ata topraklarına giderek ziyaret etmesi gerektiğini söyleyerek, “Biz bu ülkenin asli vatandaşıyız. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin yılmaz bekçileri ve koruyucularıyız” dedi. İzmir Çakmaklı Köyü Bosna-Hersek Derneği başkanı Ömer Barış ile Çakmaklı köyü Muhtarı Ahmet Kahraman da yaptıkları konuşmalarla pita gecesine katılanlara teşekkür etti. Çevre köylerden ve illerden büyük katılımın olduğu şölen; oyunlar, yarışmalar ve çekilişlerle renklendi. Çakmaklı Köyü’nde düzenlenen şenlikte ünlü isimler yer aldı. Cenk Bosnalı, Arif Şentürk ve Boşnak gençlerinin kurduğu gelecek vaadeden müzik topluluğu Grup Ljiljan dakikalarca ayakta alkışlandı. Şenlikte, köy halkı tarafından tepsilerle hazırlanan börek ve ayranlar misafirlere ikram edildi. Gençler yöresel müzik eşliğinde halay çekip oynarken, küçüklerde folklor oyunlarından figürler sergiledi. Büyük bir Türk bayrağının da açıldığı şenlikte Aliağa Ticaret Odası Başkanı Adnan Saka da Boşnak kökenli vatandaşlarımızı yalnız bırakmadı. Boşnaklara ait bir börek olan Meşhur pita böreği içerisine ıspanak, patates gibi malzemeler konularak kol böreği şeklinde hazırlanıp ikram ediliyor. HABER DOKUMANLARİ İCİN LİNKLERE TİKLAYİNİZ TEXT: http://www.alto.org.tr/bultenfoto/2008/29072008/pita.doc Foto 1: http://www.alto.org.tr/bultenfoto/2008/29072008/pita.JPG Foto 2: http://www.alto.org.tr/bultenfoto/2008/29072008/pita1.JPG Foto 3: http://www.alto.org.tr/bultenfoto/2008/29072008/pita2.JPG Foto 4: http://www.alto.org.tr/bultenfoto/2008/29072008/pita3.JPG Foto 5: http://www.alto.org.tr/bultenfoto/2008/29072008/pita4.JPG Foto 6: http://www.alto.org.tr/bultenfoto/2008/29072008/pita5.JPG Foto 7: http://www.alto.org.tr/bultenfoto/2008/29072008/fethi-arazli.JPG Lakabı “Tilki”… Ya da “Bosna Kasabı”… Yaşadığımız kürenin en fazla merak ettiği adam… 8 bin 106 Müslüman Boşnak erkek ve çocuğun öldürülmesi, 11 bin insanın katledilmesinden doğrudan sorumlu olarak soykırım ve insanlığa karşı suç işlemekten 1 numaralı sorumlu olarak aranıyordu… 13 yıl sonra saç sakal birbirine karışmış halde Belgrad’da otobüste yakalandı… Tilki’nin ya da Bosna Kasabı’nın veya esas ismiyle Karadziç’in dün Lahey’de ilk duruşması vardı… 13 yıl sonra ilk kez canlı görüntülenecek, saçlı mı sakallı mı, saçını sakalını kesmiş mi, ne yapacak, ne diyecek diye tüm dünya “human interest bu insan öyküsüne ya da kasap öyküsüne” kilitlenmişti… *** Lahey’deki mahkeme heyeti, Bosna Kasabı’nı dünya kamuoyu izleyebilsin diye salondan canlı yayın yapılabileceğini duyurmuştu… Bütün dünya Kasab’ı izleyemeye kitlendi… BBC, CNN International, El Cezire herkes, Bosna Kasabı’nın duruşma salonundaki halini, tavırlarını, laflarını aktardılar canlı yayında… Türkiye’deki haber kanalları ya da kanalların haber merkezleri ise o sırada uyuyorlardı… Müzik yayını vardı bazı haber kanallarında, Bosna Kasabı Lahey’de mahkemenin karşısına çıktığında… Ne İslamcı, ne Batıcı, ne havalı, ne rüzgarlı numune niyetine bir tek haber kanalı bile akıl etmedi 13 yıl sonra dünyanın ilk kez göreceği Bosna Kasabı’nı Türk izleyecisine göstermeyi… *** Oysa bir haber için, canlı yayın için her şey vardı bu öyküde… 8 bin Müslüman’ı 11 bin insanı katleden bir Kasap… 13 yıldır kaçak yaşayan ve psikiyatristlik yaparak saklanan bir soykırım müsebbebi… Uğruna Amerika’nın 5 milyon dolar ödül koyduğu insanlık suçlusu eski bir lider… Amerikalıların human interest dedikleri insana dair olan her şey vardı bu öyküde… Katliam yönü, soykırım yönü, savaş suçlusu durumu, siyasi yönü, küresel boyutu… Dünyanın en fazla merak ettiği adamın ilk duruşmasını, bir haber kanalı Lahey’den canlı yayınlamayı akıl etmiyorsa, Bosna Kasabı’nın yeni halini izleyicilerine aktarmıyorsa, kendini pencereden aşağı atsın daha iyi… Habercilik ukalalık yaparak etik ve tetik zırvalamalar yaparak olmaz… Bu nokta haberciliğin bittiği noktadır ve trajik bir zavallılık söz konusudur… Siz en iyisi haber kanalı olarak müzik yayınıza devam edin… Mümkünse Mozart yayınlayın… Requim’i çalın… Siz bu kafayla Requim’i de bilmezsiniz… Ölüm Marşı ya da Cenaze Marşı oluyor sizin Türkçenizle… Hani kendi ölümü için besteledi de bitiremeden öldü Mozart, öğrencisi tamamladı o marş işte… Onun eşliğinde “haberciliğin cenazesini de kaldırıverirsiniz…” Yakışır sizlere!.. Reha Muhtar BM savaş suçları mahkemesine çıkarılan Bosna Sırp savaş suçlusu Radovan Karadziç’in (Karaciç okunur), Amerikalı diplomat Richard Holbrooke’un kendisine “mahkemeye çıkarılmayacaksın” sözü verdiği iddiasına yalanlama geldi. Savaşı sona erdirmeyi amaçlayan barış görüşmelerini ABD adına yürüten Holbrooke, yaptığı açıklamada, “Karadziç’in sözlerindeki doğruluk payının sıfır olduğunu” söyledi. Holbrooke, “kendisiyle böyle bir anlaşma yapmam ahlak dışı olurdu, etik olmazdı. Kesinlikle böyle bir şey yok” dedi. Sırp savaş suçlusu Radovan Karadziç’in tutuklanması, Bosna Savaşı sırasında 43 ay kuşatma altında kalan ve yaklaşık 12 bin kişinin öldüğü Saraybosna’da halkı sokaklara döktü. Uluslararası toplum da Karadziç’in tutuklanmasını memnuniyetle karşıladı. Saraybosna’nın 43 ay süren kuşatması sırasında ölen 11 bin Saraybosnalı nedeniyle soykırım suçu işlemekle suçlanan Karadziç’in tutuklanması üzerine, halk akşam saatlerinde Saraybosna caddelerinde kutlama yaptı. Ajanslar, Saraybosnalıların konu hakkındaki duygularını, “Bu olabilecek en iyi şey. Gördüğünüz gibi insanlar her yerde bunu kutluyor” şeklinde aktardı. Saraybosna radyolarında, Belgrad hükümetince desteklenerek Müslümanlar ve Hırvatlara karşı üstün bir ateş gücüne kavuşan Karadziç’in 1992-1995 savaşı sırasında yaptığı çeşitli konuşmalardan bölümler yayınlanırken, araçlarıyla caddelere akın eden Saraybosnalılar, araçlarının klaksonlarını çalarak duydukları mutluluğu dile getirdi. Sırp Bakan: “AB’nin tam üyesi olacağız” Karadziç’in dün akşam yakalanması üzerine Sırbistan Dışişleri Bakanı Vuk Jeremiç, AB’nin tam üyesi olacaklarını söyledi. Jeremiç, dünya devletler hukuku sistemiyle ve Lahey savaş suçları mahkemesiyle işbirliği yaptıklarını belirterek, Sırbistan’ın mutlaka Avrupa Birliği’nin (AB) tam üyesi olacağını bildirdi. Jeremiç, Karaciç’in yakalanması üzerine yaptığı açıklamada, “AB’nin temel taşı olacağız” dedi. Uluslararası toplum da memnuniyetle karşıladı AB ve NATO, Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra işlenmiş en büyük savaş suçlarının elebaşısı olarak görülen Bosnalı Sırp lider Radovan Karaciç’i başkent Belgrad’da tutuklayan Sırbistan’ı kutladı. AB ortak dış politika ve güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana, Balkanlar için “güzel bir gün” yaşandığını kaydederek, Belgrad yönetiminin uluslararası savaş suçları mahkemesiyle tam işbirliği yaptığına inandığını belirtti. Solana, “İkinci Dünya Savaşı’ndan beri, en büyük savaş suçlusunun yakalanmasının çok önemli olduğunu” bildirdi. AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, bunun Sırbistan’ın uluslararası mahkemeyle işbirliği ve AB üyeliği yolunda kararlılığını gösterdiğini vurguladı. AB, Sırbistan’la aday ülke statüsünün ilk adımını oluşturan İstikrar ve Ortaklık Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi için uluslararası mahkemeyle tam işbirliği ön koşulunun yerine getirilmesini istiyor. AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Oli Rehn, “Bu, kesinlikle Sırbistan’ın, eski Yugoslavya’daki savaş suçlularını yargılamak amacıyla kurulan özel uluslararası mahkeme ile işbirliğinde bir mihenk taşıdır” dedi. Rehn, Karadziç’in tutuklanmasını “Sırbistan’ın Avrupa ile bütünleşme arzusu açısından çok önemli” diye niteledi. NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, Sırp yetkilileri kutladı. Karadziç’in bir an önce Lahey kentindeki Savaş Suçları Mahkemesi’ne gönderilmesini isteyen Scheffer, Sırbistan’ın ve diğer Balkan ülkelerinin, hala serbestçe dolaşan, aralarında Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından aranan, 1995′teki Srebrenitsa katliamından sorumlu tutulan ve soykırımla suçlanan eski Sırp General Ratko Mladiç’in de bulunduğu diğer savaş suçlularının yakalanmasına ilişkin çabalarını desteklediğini bildirdi. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Karadziç’in tutuklanmasını Sırbistan ile AB arasındaki ilişkilerde bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Steinmeier, Karadziç’in bir an önce Hollanda’nın Lahey kentindeki Savaş Suçları Mahkemesi’ne gönderilmesini ve Sırbistan’ın, hala serbestçe dolaşan diğer savaş suçlularını da aramasını ümit ettiklerini kaydetti. Belçika Dışişleri Bakanı Karel De Gucht, Karadziç’in yakalanmasının, savaş suçlularının uluslararası adaletten kurtulamayacaklarını kanıtladığını, sanığın bağımsız ve adil bir şekilde yargılanmasının, Avrupa’nın yakın tarihinin trajik bir sayfasının kapatılmasına yardımcı olacağını söyledi. Macaristan da Karaciç’in yakalanmasını memnuniyetle karşıladı. Macaristan Dışişleri Bakanı Kinga Göncz, Sırbistan hükümetinin Karaciç’i tutuklayarak, AB üyesi olma yönünde önemli bir adım attığını söyledi. Eski ABD başkanı Bill Clinton’ın Balkanlar özel temsilcisi James O’Brien ile ABD eski dışişleri bakan yardımcısı Richard Holbrooke da Karadziç’in tutuklanmasına ilişkin birer bildiri yayımladı. Bildirisinde, insanların, Karadziç’i yargılanırken görmeyi hakkettiklerini vurgulayan O’Brien “Bu, ayrıca saklanabilseniz bile sonsuza dek kaçamayacağınızın bir işaretidir” ifadesini kullandı. O’Brien, açıklamasını, “Eğer Karadziç’i, Lahey’e gönderirlerse, bu Sırbistan’ın Batı ile birleşme arzusunu göstermek amacıyla son aylarda attığı en önemli ikinci adım olacaktır” diye tamamladı. Holbrooke da mesajında Karadziç’in tutuklanmasını “büyük haber” diye niteledi. Holbrooke, “Bu Avrupa’da en çok aranan adam, Avrupa’nın Usame Bin Ladin’i. Kendisi etnik temizliğin en önemli entellektüel mimarı. Karadziç benim gözümde (eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan) Miloseviç’ten de kötüydü ve Bosnalı Sırplar için bir çeşit Robin Hood haline gelmişti. Karadziç’in yakalanması tarihi bir olaydır” dedi. Bu gelişmenin, Sırbistantan’ın Batı ile birleşmesi arzusuna yönelik atılmış büyük bir adım olduğunu vurgulayan Holbrooke, “Tabii ki (Karadziç’in askeri komutanı) Orgeneral (Ratko) Mladiş hala dışarlarda bir yerde. Ama Karadziç bu ikili arasında en önemli olanıydı. Bu adam toplu cinayetin tam anlamıyla gerçek mimarıdır” şeklinde görüş belirtti. Bosnalı Müslümanların lideri Haris Sılaciç de Karadziç’in yakalanması nedeniyle yayımladığı mesajında, “Bu, en azından katliam kurbanlarının aileleri için bir çeşit tatmindir. Adalet Karadziç ve Mladiç tutuklanmadan tam anlamıyla yerine gelemez. Ancak Miloseviç’in ölmesine, Karaciç tutuklanmasına karşın, onların etnik temizlik projeleri ne yazık ki Bosna Hersek’te halen devam ediyor olması bir hakikat olarak halen önümüzde duruyor” ifadelerine yer verdi. Sılaciç, buna karşın yine de Karadziç’in tutuklanmasının Bosna’da olumlu etkisi olacağını belirtti. İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt de Bosnalı Sırpların eski siyasi lideri baş savaş suçlusu Karaciç’in yakalanmasının “son derece önemli, iyi haber” olduğunu söyledi. Bosna Savaşı’nda (Nisan 1992-Kasım 1995) BM’nin ve AB’nin eski özel Balkan elçisi olan Bildt, Bosna Savaşı ABD’nin Ohio eyaletinde Dayton Barış Anlaşması ile 21 Kasım 1995′te bitirildikten hemen sonra Karadziç’in yakalanamamasından büyük kaygı ve hayal kırıklığı duyduğunu söyledi. Bildt, Lahey’de 1992′de ABD’nin girişimiyle kurulan Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi’nin (YSSM) kısa sürede Karadziç’in hak ettiği yargılamayı yapacağını ümit ettiğini belirtti. 27 ülkeden oluşan AB’nin 6 aylık dönem başkanı Fransa’nın Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, “Peşin hüküm vermeyelim” dedi ve Bosna savaş suçlarının ikinci baş sorumlusu Karaciç’in komutanı General Ratko Mladiç’in hala serbest olduğunu ve “yakalanamadığını” hatırlattı. Belgrad’ın ve Sırbistan Devlet Başkanı Boris Tadiç’in tam destekçisi Slovenya Dışişleri Bakanı Dimitriy Rupel de Ratko Mladiç’in halen yakalanmadığını ima ederek, “Yolun yarısındayız” dedi. Finlandiya Dışişleri Bakanı Alexander Stubb da “Avrupa Birliği, Belgrad’ın savaş suçlarında devamlı işbirliğine bakacaktır” dedi.