Mayıs 25, 2008

Türkler başarılıdır

Mayıs 25 2008Yorum Yok Kategori: Güncel

“Biz Türkler başaramayız,benciliz” diye başlayan daha bir çok kötülemeyi her gün ve de yıllardır okumaktan ve dinlemekten yorgun düştük. Bugün iki değerli yazar bunun tersi örnekleri veriyor bize. Başarısız olanlar bu asil milleti yönetmeyi bilmeyen hırs kumkumalarıdır. Lidersiz Türkiye yönünü kaybetti. Hiç bulamayacağı anlamı çıkmaz buradan. Sorun:Kaybedecek zamanımız yok!

Ömer Lütfi Kahraman’ın Çörtak köyünde yaptırdığı okulla ilgili haberleri gazetelerde okumuştum. Ama kendini tanıdıktan ve hayat hikâyesini dinledikten sonra hayranlığım arttı. Forum İstanbul’un yıllık toplantılarını düzenleyen grubun başında bulunan Yavuz Canevi ve Şeref Özgencil’in temsil ettiği düzenleme heyeti bu yılki eğitim ödüllerinden birinin Kahraman’a verilmesini uygun görmüş. Kahraman, İstanbul’a davet edilmiş. Üç gün süren toplantıların son oturumunda IBM Başkan Yardımcısı Nicholas Donofrio konuşmasını yapmadan önce Kahraman sahneye davet edildi. Alkışlandı. Ömer Lütfi Kahraman (1939) Manisa’nın Selendi ilçesinin Çortak köyünden. Çortak, Manisa’ya 181 km, Selendi’ye 14 km uzaklıkta. 150 hanelik köyün şimdilerde 100 kadar hanesinde 400-500 kişi yaşıyor. Köy halkı hayvancılık ve kuru tarımla geçiniyor. Kahraman ailesinin (ailenin) 300 dönüm kadar arazisi var. Arpa ve buğday yetiştiriyorlar. Kahraman, bütün birikimiyle yaptırdığı okulun bahçesindeki ağaçları kendisi dikti. Almanya’da zor para kazandı Kahraman, ilkokul 3’üncü sınıftan ayrılmış. Köyde rençperlik yaparken İş ve İşçi Bulma Kurumu’na başvurmuş. Sırası gelince 1970 yılında Almanya’ya işçi olarak gönderilmiş. Münih şehrinde Jawa motosiklet fabrikasında işçi olarak çalışmış. İki yıllık kontratı bitince işten çıkarmışlar. O yurda dönecek yerde Münih Belediyesi’ne başvurmuş. Belediye onu temizlik işleri kadrosuna almış. İşi, çöp kamyonuyla mahalleleri dolaşmak, evlerden çöp torbalarını toplayarak kamyona yığmak. “2000 yılında yurda kesin dönüş yapıncaya kadar yıllarca aynı işi yaptım” diyor. Ve anlatıyor: “Ayda 1.500 euro dolayında para alıyordum. Karımı ve çocuklarımı Almanya’ya götürmedim. Yıllarca 16 m2’lik bir odada yaşadım. Kira, aydınlatma ve ısıtma olarak ayda 500 euro ödüyordum .” Kahraman’ın iki kız biri erkek üç çocuğu var. Kızlar köydeki ilkokulu bitirmiş. Evlenmiş. Oğlan ortaokulda okumuş. Köyde çiftçilik yapıyor. Bütün birikimiyle okul yaptırdı Yurda dönüşte Kahraman, bütün birikimleriyle köye bir ilköğretim okulu yaptırmak istemiş. “Eski ilkokul 7 derslikli ve harap bir okul” imiş. Almanya’daki birikimini, 550 bin YTL’yi ödeyerek 3 katlı, 12 derslikli modern bir ilköğretim okulu binası yaptırmış. Bu yıl okulun anasınıflarında ve ilk sınıflarında az sayıda öğrenci öğrenim görüyor. Gelecek yıl öğretmen kadrosu tamamlanacak. İlçede öğrenim gören 6-7-8’incı sınıf öğrencileri ile çevre köylerden “taşımalı sistemle” getirilecek 250 öğrenci, Ömer Nimet Kahraman İlköğretim Okulu’nda öğrenim görecek. Okulun müdürü Muammer Çelik’le de tanıştım. Müdür, “Dört bilgisayarımız var. Yakında internete bağlanacağız. Ama kütüphanemizde kitap yok. Hayırseverlerin ilgisini bekliyoruz” diyor. Kahraman’a, “Almanya’da 30 yıl çöp toplayarak dişinden tırnağından artırdığın, biriktirdiğin paraları kendin ve ailen için harcayacak yerde okul yaptırmana ailen ne dedi?” diye sordum. Karısı ve çocukları onu teşvik etmiş. “Okul binasının karşısına geçip bakınca, okula girip çıkan çocukları gördükçe o kadar mutlu oluyorum ki… Bu mutluluğu bana başka ne verebilir?” diyor. Miliyet Güngör Uras Doğada bulunmayan ve ışığın ters yönde kırılmasını sağlayan “meta malzeme”yi üreterek, cep telefonu, bilgisayar çipleri ve mikroskopların etkinliğinin artırılmasına katkı sağladığı için, Londra’daki Kraliyet Bilim Topluluğu’nda düzenlenen törenle Descartes Ödülü’nü alan tek Türk, saygın Fizik Profesörü Ekmel Özbay’ın danışmanlığında, TÜBİTAK tarafından desteklenen Nanoteknoloji Araştırma Merkezi’nde, Avrupa Birliği Çerçeve Programı kapsamında çalışmalarını sürdüren Bilkent Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü doktora öğrencisi Bayram Tütün’ün, organik kimya ve sentetik polimerler kullanarak ürettiği organik lazer teknolojisiyle, yara iyileştirme, böbrek taşı tedavisi, göz ve diş hekimliği teşhislerindeki yüksek çözünürlüklü projeksiyon ve hologram ekranlarına sahip görüntüleme cihazlarını, milyonlarca renk, yüksek kalite ve çok daha ucuza elde edilebilir hale getirip, dünya yeni nesil optoelektronik teknolojisinde çığır açtığı gün… Sağlık Bakanı, “keneye karşı pantolon paçalarını çorabın içine sokun, ishal olanlar da, ellerini sabunlasın” dedi. * Daha fazla devam edemeyeceğim. Yılmaz özdil Hürriyet

Sayfa 1 / 11