“Ben erasmus öğrenciyim ve ikinci dönem yurt dışına bu proğramla gidecektim”
fakat; ulusal ajans bize göndereceğini taahüt ettiği hibeleri gönderemeyeceğini devletin bu parayı başka bir birimine aktardığını bilidirdi. ulusal ajansa bu para avrupa birliğinden erasmus programı için karşılıksız geliyor ve maliye bakanlığı hakkı olmadığı halde bu paraya el koyuyor. uçak biletime vizeme ve bunlar gibi daha pek çok şeye masraf yaptım. benim gibi yüzlerce öğrenci mağdur oldu. devlet eğitim için avrupadan gönderilen parayı nasıl kullanır? avrupa ülkeleriyle yaptığımız anlaşmaları bozarken ”paramız yok gönderdiğiniz para bize verilmiyor biz bu yüzden gelemiyoruz” mu diyeceğiz? düşürüldüğümüz pozisyona bir bakın? Gerekli hukuki mücadelemi de başlatacağım fakat sonuç almam çok uzun sürer ve zaten ordaki eğitim dönemimi çoktan kaçırmış olurum. lütfen bu haberi yayınlayın ses getirsin çünkü öğrencinin parasına bile göz dikilen bir ülkede yaşamak istemiyoruz. hibelerimiz ödenmese bile yaptığmız masraflar bize geri ödensin ki bu masraflar zaten en az hibelerimiz kadar. bu haberi çukurova üniversitesinden bildiriyorum hani şu dünyadaki ilk 500 üniversite arasına giren üniversite… lütfen sesimizi duyurmamızda bize yardım edin… 2500 euroluk hibemi karşılayabilecek hayırsever bir büyüğümüze ulaşmam için yol gösterin, tüm evraklarım hazır, biletim pasoportum, sağlık sigortam ve ben bu yıl gideceğimi düşündüğüm için açıköğretimden de ayrıca okuduğum bölümümü dondurdum şimdi gidemez isem 1.5-2 bin YTL zarara girmiş olacağım.Bana en kısa zamanda cevap verirseniz sevinirim çünkü 12 Şubat a alınmış bir uçak biletim var ve ben bu tarihe kadar çözüm üretemezsem tüm emeklerim boşa gitmiş olacak. lütfen yardım edin…
Özgür düşünce ve ortak akıl
Özgür düşünceye “ortak akıl” ile ulaşılır.
Bilginin kaynağı akıl ve nakil. Nakil bizden öncekilerden bize intikal eden her türlü yazılı ve sözlü bilgi; genetik aktarımı da nakilden sayabiliriz. Akıl, iyiyi kötüden ayırma yeteneği, zekâ ise onun aracı. Akıl, zekâyı kullanarak değerlendirmesini yapar; kâinatı anlamaya çalışır. Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Ne için geldik? Dünya hayatının maksadı nedir? Fayda ve zarar deveranında olmak nasıl bir aksiyon gerektirir? Gibi sorulara cevap arar durur.
Türkiye’de birkaç gündür tartışılıyor; Başbakan Erdoğan, Davos’a neden gelmiyor? Neden gelmediğini kendi algılamama göre sizlere aktaracağım… Bunun yapmadan önce içeriye de göz atalım. Türkiye’de bu seneki toplantı algılatılırken; “zirveye damgasını vuracak ülke” iddiası ortaya atılıyor ama maalesef gerçek biraz farklı… İşin özü; Türkiye “konu dahi” edilmiyor…
Bir gala yemeği düzenlenecek, ona da Türkiye’den gelenler katılacak, kısacası toplantının adı: “Kendin pişir, kendin ye!” Her neyse, uçan kuşun kanadı kırılmaz, büyüklerimiz ne diyor; Davos’a, Türkiye damgasını vuracak!! Başbakan’ın neden gelmediğine gelince… 2006 yılındaki konuşmasını hatırlayalım Sayın Erdoğan’ın… Ne demişti; “Türkiye’de ekonomik mucize yarattık, bakın borsa endeksi bile nerelere geldi, 46.000’i de gördük” … O zaman itiraz etmiştim; bu yükselişin iktidarla alakası yok, yüksek petrol fiyatının sağladığı marjinal faydayla dünya piyasaları genleşiyor, Türkiye’de bundan bir miktar nemalanıyor! Aradan 24 ay geçti, Dünya piyasaları Kasım 2007’ye kadar genleşti. Kasım başından itibaren “yüksek petrol fiyatı piyasalara marjinal fayda sağlamaz” oldu ve genleşemeyen sistem; “büzüşmeye” başladı… Bir baktık “bizim ekonomik mucize de” uçtu, gitti! Dünya borsaları zirvelerine göre % 10-15 geri çekilirken, İstanbul Borsası gördüğü zirve olan 58.000-60.000 bandından 42.000’e kadar geri çekildi. 16.000 puan üstünde “sert ve çok hızlı” düşüşle şirket değerleri “dörtte birden fazla eridi”… Dünya durdu, Türk sermaye piyasası durmadı, uçurumdan yuvarlandı… Bu noktada soralım; bütün dünya borsalarının şaha kalktığı, dünyanın en ücra köşesine bile para yağdığı bir dönemde “borsayı 46.000 yaptık” diyen Başbakanımız, şimdi Davos’a gelip ne diyecek! Adama “ne oldu mucize” demezler mi? Yiğit Bulut Vatan gaz. 25Ocak Sevgili dostlar, dünya piyasalarında “büzüşme” geldiği tezini “Kasım 2007’den beri net olarak sizlere” aktarmaya çalışan bir “can” olarak, uzun süredir hatta 2003’ten beri aynı cümleyi tekrarlıyorum; Türkiye’nin kendine özgü, yarattığı bir mucize yok! Dünya çalarsa biz “oynarız.” İşte yaşananlar “takke düştü, kel göründü”. Sonuç 1: 16.000 puanlık bir düşüş, şirket değerlerinin dörtte birden fazlasının “erimesi”… Anlayana aslında nasıl bir kaygan zemin üzerinde durduğumuzu “gösteren”, korkunç bir gelişme. “Ne olmuş, borsa düşmüş, kaç kişinin kağıdı var ki” demeyin. Şöyle düşünün; 100 birim değerden kendi hisselerinin rehin vererek borçlanmış bir şirketimiz, piyasa değeri 70 birime gerileyince, teminat açığına düşecek. Böyle bir yapı içinde “krediyi” geri çağırmak artık tamamen borçlandığı yabancı bankanın insafına kalmış… Onun kredisi geri çağrıldığında “içeride yaratabileceği” zincirleme reaksiyon da “işin ikincil” kısmı… Bu noktada “ama dolara” bir şey olmuyor demek ki; ekonomi sağlam diyenlerin tezine gelelim. Dünyanın en yüksek faizini ödediğiniz için “dolar kurunda olayları” fazla hissetmiyoruz. Dolara bir şey olmuyor ama “bunun karşılığını” Türk Devleti ve Türk Halkı, milyar dolarlık faturayla ödüyor. Bu noktada “yönetim işi bilse” kura bir şey olsun tercihini yapıp, “faturayı düşürmeyi” dahi düşünebilir. Olayın nasıl akacağı “tercih meselesidir”… Sonuç 2: Bir dağ düşünün, tepesinde bir adam var. Uzaktan bakınca orada sağlam duruyor görünüyor. Aslında “kemikleri eriyor”. Kemikler yok olana kadar uzaktan hep “iyi” görünecek. “Döviz piyasamızda” dalga boyunun küçük olması da bu mantık… Dışarıdan “sağlam” duruyoruz ama “ödediğimiz maliyet“ eriyen kemiklerimizi temsil ediyor… Son söz: 2006’da dünya piyasalarındaki konjonktür ile “Davos’a gelip hava yapanları” şimdi de bekliyorum…Gelin “borsayı 42.000 yaptık” deyiverin… Veya hiç bir şey demeyin ve susarak şunu kabullenin; artıştan sizden değildi, düşüş de sizden değil… Konjonktürel yapı “içinde sizler etkisiz” elemansınız…
Contemporary Islamic Conversations: M. Fethullah Gulen on Turkey, Islam, and the West by Nevval Sevindi (Author), Ibrahim M. Abu-rabi’ (Editor), Abdullh T. Antepli (Translator) From the publisher: Contemporary Islamic Conversations discusses the ideas of Turkey’s most significant Muslim figure, M. Fethullah Gülen. Originally published in Turkish by Nevval Sevindi, one of Turkey’s top journalists, this edited translation makes Gülen’s work and ideas accessible to the English-speaking world for the first time. It includes interviews conducted by the author with Gülen, who has been living in self-imposed exile in the United States since 1999. The book explores his ideas regarding Islam and the West, Islam and violence, and religion and the future of the nation-state in Turkey and the Muslim world. Gülen has worked hard to revive the religious tradition of the Turkish theologian Bediuzzaman Said Nursi (1877-1960), and while his debt to Nursi’s ideas is clear, he has a passionate interest in Islamic theology and Arabic and Turkish literature, and is also deeply interested in poetry, philosophy, sociology, and the classics in general. Gülen offers a moderate perspective on Islam, is open to interfaith and intercivilizational dialogue, and defends a notion of Islam in which Muslims are able to fully engage the world without any fear or prejudice. His community of followers has opened 500 high schools around the world, including the United States, and also owns seven universities in Central Asia and Turkey. “This compelling book provides an important analysis by a Turkish journalist with high respect for Gülen, and is edited by an excellent scholar of twentieth-century Islam who is highly regarded by disciples of Nursi and Gülen. Thus we get to hear Gülen speak for himself but with the benefit of Sevindi’s contextualizing and commentary, and Abu-Rabi’s editorial hand and judicious footnoting.” — Lucinda Mosher, author of Praying: The Rituals of Faith Labels: 2008 Newer Post Older Post Home About this blog Posting dates represent book publication dates. We try to list all titles published relevant to the Long War in the order they appear and on the day that they appear in the marketplace. Contact editor Dimitri Rotov via drotov at gmail d*t c*m. Sister Sites Civil War Book News Related Sites American Heroes Memorial Armed Forces Journal Belmont Club Chet Richards Counterterrorism Blog CTC West Point Danger Room Defense and the National Interest Fabius Maximus Intel Dump Jamestown Analysis John Robb Kent’s Imperative Loftus report Long War Journal Military Transformation Uplink NEFA Proj. on Def. Alternatives Secrecy News Small Wars Journal Spook86 Thomas Barnett US Dept. of State Blog Blog Archive ▼ 2008 (17) ▼ January (17) A Window of Opportunity: Europe, Gulf Security and… Condi: The Life of a Steel Magnolia Cities Under Siege: The War on Terror as Anti-Urba… Prisoners: A Story of Friendship and Terror Islam and Muslims in Germany Contemporary Islamic Conversations: M. Fethullah G… Ronin: A Marine Scout/Sniper Platoon in Iraq Because They Hate: A Survivor of Islamic Terror Wa… War and Ethics: A New Just War Theory The Iran Threat: President Ahmadinejad and the Com… Why Democracy? All the Shah’s Men: An American Coup and the Roots… The Long Road Home: A Story of War and Family Heroes Among Us: Firsthand Accounts of Combat from… How Just Is the War on Terror?: A Question of Mora… Chechen Jihad: Al Qaeda’s Training Ground and the … Iran: Open Hearts in a Closed Land ► 2007 (185) ► December (28) Accountability of Armed Opposition Groups in Inter… My Life as a Traitor Hybrid Sovereignty in the Arab Middle East: The Ca… Reforming Nuclear Export Controls: What Future for… The Iraq War and International Law The Deserter’s Tale: The Story of an Ordinary Sold… Young and Defiant in Tehran The Evil of Terrorism: Diagnosis and Countermeasur… The International Struggle Over Iraq: Politics in … The Routledge Handbook to the U.S. Wars in Afghani… Middle Eastern Terrorism: From Black September to … Architects of Delusion: Europe, America, and the I… The Impact of USA Patriot Act on American Society:… Globalization and WMD Proliferation: Terrorism, Tr… Pakistan Strategic Culture and Foreign Policy Maki… Protecting Human Security in a Post 9/11 World: Cr… The Mind of the Terrorist: The Psychology of Terro… Television and Terror: Conflicting Times and the C… Invitation to Terror: The Expanding Empire of the … Contemporary Security and Strategy The Kurds Ascending: The Evolving Solution to the … Tabloid Terror: War, Culture and Geopolitics Hogs in the Shadows: Combat Stories from Marine Sn… The Nuclear Jihadist: The True Story of the Man Wh… Security and the War on Terror: Civil-Military Coo… Islamism and Modernism: The Changing Discourse in … The CIA World Factbook 2008 Chechen Jihad: Al Qaeda’s Training Ground and the … ► November (38) The Cult of Osama: Psychoanalyzing Bin Laden and H… The Terrorism Ahead: Confronting Transnational Vio… Female Terrorism and Militancy: Agency, Utility, a… Iran and Its Place among Nations Battlebabble: The Selling of War in America ► October (63) ► September (56) Administrivia Technorati Profile
sunypress.edu Questo libro ha diritto alla spedizione gratuita. Leggi i dettagli. Titolo: Contemporary Islamic Conversations: M. Fethullah Gulen on Turkey, Islam, and the West Autore: Nevval Sevindi Redattore: Ibrahim M. Abu-Rabi’ Editore: State University of New York Press Data di Pubblicazione: January 2008 ISBN: 0791473538 ISBN-13: 9780791473535 Reparto: Islam – General amazon.co.uk
‘Batı’nın ilmini değil ahlaksızlığını aldık’ diyen Başbakan “velev ki geçmiş otuz yıldadediklerini özlemiş olsun”yani sırtındaki Milli Görüş gömleğinin şifrelerini ortaya dökmeye devam etsin. “velev ki dediği doğru olsun” o zaman adama sormazlar mı 6 yıldır Yimpaş dahil hangi yolsuzluklar ortaya çıkarıldı?
Başbakan, ahlaksızlık derken cinsellik ve kadın erkek ilişkisine dair serbestliği işaret ediyor Yoksa islam dininde en büyük günah olan ve ahlaksızlık sınıfında sayılan yalan söylemek, insanları aldatmak, kul hakkı yemek, insanları ayırmak ve ötelemek gibi durumlardan söz etmiyor. Bunları Avrupa’dan mı ithal ettik? Ünivarsitelrde tam özerk bir bilimsel yapı olmamasına hiç aldırış etmeden onalrı yüksek lise düzeyine indirgemek (orada tutmak)ahlaksızlık değil mi?Üniversitenin tek sorunu türbandır,Anayasa nın tek sorunu türbandır demek nedir ki? Anayasa’da tam ve yetkin düşünce özgürlüğünü savunmayan AKP neden sadece kendi tavizlerine takık acaba? KAdınalrın sadece türban sorunu mu var?Aile içi şiddet,ikinci sınıf muamele, taciz, işsizlik,eğitimden pay alamama gibi dünya kadar sorunu ne olacak?Medeni yasa çıkarken onlar değil mi malları eşleriyle paylaşmak istemeyenler? Yasayı kuşa çevirenler? Ahlaksızlığı sadece cinsellikle ilişkilendirenlerin ahlak kavramı ve felsefesinden bihaber olduğu aşikar başka bir gerçek ise bu seviyenin Türkiye’de yönetime el koymasının bizi muasır seviyeye taşıma şansı olmadığı. AKP merkez sağ olmadı ve değildir. Bunu ilk günden devamlı vurgulamamın nedeni şimdi Başbakanın ağzından anlatılıyor. merkez sağ modernizmin yüzüdür ve ilk gündne beri DP modern Batı değrlerini benimsemiş,Türkiye Cumhuriyetine sahip çıkmış ve manevi değerlerimizi savunmuştur.Türk kültürünün bin yıllık geleneğinin temsilcisidir. AKP topluma nifak sokarak “bizden olanlar ve olmayanlar” yaratmıştır.Kavga üretmiştir. Merkez sağ ise birleştiricidir.Ülkenin ve kültürün çimentosuna sahip çıkar. Siz hala AKP merkez sağ diyenlerden misiniz?
Türbanlı hákim savunuldu SHOW TV’de Ali Kırca’nın ’Siyaset Meydanı’nda dün sabah 04.00’e kadar gündemin sıcak konusu türban tartışıldı.
Ancak tartışmanın artık laikliği delme noktasına gelip dayandığı görüldü. Yazar Nuray Mert ve AKP’li Ayşe Böhürler, türbanın üniversiteye girmesi halinde mezun olanların devlette görev almasını açıkça savundular. “Neden türbanlı kadın hákim olmasın” dediler. AKP’li Prof. Burhan Kuzu ise bunun daha sonra ikinci aşamada gündeme gelebileceğini söyledi. İlk kez DP Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla ’Siyaset Meydanı’na katılan Nevval Sevindi ise Başbakan Erdoğan’ın gerçekten tek cümle ile ’AKP’nin bütün şifrelerini çözdüğünü’ söyledi. Böylece AKP’nin merkez sağ olmayıp, ’siyasal İslam’ı savunduğunun açıkça ortaya çıktığını iddia etti. Sevindi, türbanın siyasi simge olmasının 1982’de ’Humeyni Hareketi’ ve İran’a dayandığını vurguladı ve “O zaman o hareketi savunan Erbakan’ın talebelerinden Erdoğan’ın şimdi aynı görüşleri yeniden ortaya attığını” öne sürdü. Prof. Semih Gemalmaz ise, türbanın Anayasa’ya konması halinde bunun çok ’vahim sonuçlar’ doğuracağını ve türban karşıtlarının AİHM’ye gidebileceğini söyledi. Yalçın Bayer Konu: Başarılarınız Daimi Olsun…
Mesaj: Hayırlı Görevler Saygıdeğer Büyüğüm, Uzun bir çalışmanın ardından genel başakanlığın belirlenmesi,genel başkan lehine gösterdiğiniz pozisyon,üst düzey göreve layıkıyla sahip olma ve son başkanlık divanında icra edeceğiniz görevin hayırlara vesile olmasını dilerim. Demokrat Partinin kritik dönemlerinde boşluk doldurma çalışmalarınız ve bu boşluğu diğer muadilleriyle sürekli kılmanız,bu ve benzeri çalışmalarınızı büyük çabalar sarfederek en optimal düzeye ulaştırma hedefleriniz partinin ana yerleşimlerini oluşturmanızı sağladı. Sizi sonsuzlarca kez tebrik ederim,İnşallah sonsuz güvenimizle partiyi ayakta tutma çalışmalarınız daimi olur ve Basın Propaganda görevinin size ait olması ise bence Demokrat Parti adına çok büyük bir şans.Çünkü kamu oyunda bilinen ve bu bilinirliliği pozitif yönde ilerlemeye götürecek bir isimsiniz.Genel seçimlere kadar yapacağınız çalışmalarda her daim partinin adını en şerefli yönleriyle gerek kurultaylarıyla,gerek icraatlarıyla,gereksede güçlü hitabi tarzı ve kalite damgasını insanlara aşılatma tekniğiyle önemli sonuçlar çıkaracağınız inancındayım. Asıl görevinizde size ve tüm parti tam üyelerinize kuvvet,istikrar ve sonsuz başarılar dilerim.Kendinize iyi bakın.Hoşça kalın. Burak Mavili
BAŞKANLIK DİVANI DP Başkanlık Divanı şekillendi. Daha önce 17 olan genel başkan yardımcılığı 10’a düşürüldü. Başkanlık Divanı şu isimlerden oluştu: Siyasi İşler Başkanı Turhan Güven, Teşkilat Başkanı Nevzat Ceylan, Basın Propaganda ve Yurtdışı İlişkiler Başkanı Nevval Sevindi, Seçim İşleri Başkanı Erdoğan Sezgin, Ekonomi ve Mali İşler Strateji ve Arge Başkanı Prof. Dr. Sabri Erdil, Sosyal İşler Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, Yerel Yönetimler Başkanı Salim Ensarioğlu, Kadın ve Gençlik Başkanı Harun Akın, Genel Sekreter Fevzi Yalçın, Genel Muhasip Necati Yöndar.
Gönderen: Erhan Özdemir
E-Posta: erhanozdemir1981@yahoo.com.tr
Konu: Tebrik
Mesaj: Merhaba, DP Genel Başkan Yardımcısı seçilmenizden dolayı tebrik eder, görevinizde başarılar dilerim. siyaset
Mesaj: ilk önce seçilmenizi tebrik ediyor ve CENAB-I ALLAH tan hayırlara vesile olmasını diliyorum yeni şekillenen başkanlık divanınızı çok beğeniyorum ayrıca şunu demek istiyorum nevval hanım ben tansu hanım başbakan iken gelin şu türk telekomu satalım 45 milyar dolara yabancılara dediğinde bu basın bu medya vatan haini ilan ettiler tansu hanımı o zaman yine dedi tansu hanım liradan 6 sıfır atalım diye ama hayal geldi bu millete terörü bitirdi am a yine yaranamadı ama malesef oğlu hayırsever bir işadamınjın yardımlarıyla okuyan başbakanın oğlu nasıl oluyorda gemicik alıyor bunu anlamış değilim yaaa demekki diyorum tansu hanım bu olaylara baktıkça 15 yıl ilersini görüyormuş bu memleketin biz dava adamıyız nevval hanım ve bu kadroyu destekliyorum mehmet nuri hocamı sizi ve kadronuzu destekliyoruz hocam ben ismim hasan afyonluyum ve iscehisar ilçesindenim dp iscehisar gençlik kolları başkan yardımcısıyım ve inşallah yerel seçimlerde başarıyı yakalayacağız lütfen sizden ricam halka ve tabana rağmen siyaset yapmayın ha unutmadan bakın yine başörtüsü meselesi gündeme oturdu neden biliyormusunuz yaklaşan yerel seçimler var yaaa
))) bu millet neden tayyipin oyunlarına ve galeyanlarına gelir anlamadım hala daha aydın doğana demediğini bırakmadı 2002 seçim mitinglerinde ama şimdi maşallah bozmasın maliye bakanı ve sayın başbakan kan kardeş oldular aydın doğanla sizi tekrar tebrik ediyor ve inşallah brdahaki seçimlerde iktidar olacağız inşallah
< TANIŞMAK VE TAKDİR
Mesaj: MERHABA NEVVAL HANIM BEN SİZİ ZAMAN GAZETESİNDEN TAKİP EDİYORUM ÖNCELİKLE BU KADAR KÜLTÜRLÜ ARAŞTIRMACI MÜCADELECİ YÖNÜNÜZDEN DOLAYI TEBRİK EDERİM.BİR DE DP ADAYLIĞINIZDAN SONRA DAHA BİR SEMPATİ DUYMAYA BAŞLADIM BEN KENDİMDE DEMOKRAT PARTİYE YAKINIM.BİR ARA KALBİMDE OLAN BU DUYGUYU HAREKETE GEÇİRMEK İSTEDİM AMA YAŞIM HENÜZ GENÇ OLDUĞU İÇİN VAZGEÇMİŞTİM.ÇOK UZATTIM DEĞERLİ VAKTİNİZİ AYIRIP CEVAP VERİRSENİZ SEVİNİRİM.BEN FIRSAT BULDUKÇA SİZE YAZACAĞIM.BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLERİM SAYGILARIMLA/İbrahim br>Gönderim Zamanı: 18-01-2008 17:15:49
“Kurultayda son anda adaylıktan Soylu lehine çekilen ve üst yönetime giren gazeteci yazar Nevval Sevindi D(Y)P adına büyük kazançtır. ” Merhaba Gebze gazetesinde İdris Çelebi yazdı.
Kurultayda son anda adaylıktan Soylu lehine çekilen ve üst yönetime giren gazeteci yazar Nevval Sevindi D(Y)P adına büyük kazançtır. Birkaç ay önce İzmit’te tanışma imkânı bulduğum Sevindi, zekâsı, donanımı ve cesaretli tavırları ile etkileyici bir isim. Hatırlıyorum da; İzmit’e gelip görüşmeler yapmasından rahatsız olan ve tuhaf yaklaşımlarla onu küçümseyen partililer vardı. ERKEKLER ÖZGÜR KADINI ÇEKEMEZ D(Y)P’nin genç ismi Cemalettin İnce tepkilere aldırmayarak kendisinin en büyük destekçisi oldu, parti üst yönetimine girince onu küçümseyenler şok oldu. Sevindi Genel Başkan yardımcısı konumunda Soylu’nun en yakınında yer alan isim olacaktır. Sevindi’nin eğer geri dönerse Tansu Çiller’le de iyi anlaşacağına, köylü partisi unvanına sahip D(Y)P’nin önemli isimleri arasında yerini alacağına da inanıyorum. Bir zamanlar Tansu Çiller’e en yakın isimler arasında yer alan, şimdilerde MHP’nin İstanbul Milletvekili konumunda olan, ilimizde de çok geniş bir kesim tarafından tanınan İçişleri eski bakanı Meral Akşener gibi Sevindi’yi de ileride daha da üst düzey görev alırken görmek de benim için hiç sürpriz olmaz. D(Y)P ve CHP gibi gruplaşmaların ve kişisel menfaatlerin öne çıktığı partilerde siyaset yapmak zordur. Bir ağabeyimin de dediği gibi sıradan vatandaşlar bu iki partideki entrikaların farkına varsa; değil oy vermek, parti binası önünden bile geçmez. D(Y)P ve CHP’de kadın olmak kimi zaman çirkin iftiralarla karşı karşıya kalmak demektir. Siyasette kadın olmak zordur. Barınmak için güçlü olmak, ayakta kalabilmek içinde doğru insanlarla hareket etmek gerekir. Kuşkusuz herkesi kapsamaz ama genellikle erkekler rakip olarak gördüğü için özgür kadını çekemez. Kendine güvenen, ne istediğini bilen güçlü kadınları takdir etmek, Nevval Sevindi gibi isimleri de cesaretlerinden ötürü kutlamak gerekiyor. www.merhabagebze.com
Gazetede kahvaltıya “2 konuğumuz” geldi.
Demokrat Parti’nin çiçeği burnunda genel başkanı Süleyman Soylu ile Nevval Sevindi.
“Öğleye kadar” oturduk.
DP liderliği için 10 adayın katıldığı yarışı, üçüncü turda 529 oy alan Süleyman Soylu kazandı. Ağar’ın desteklediği Erhan 271 oyda kaldı. İlk konuşmayı yapan Nevval Sevindi, Soylu lehine adaylıktan çekildiğini açıkladı. (Milliyet 07.01.2008)
DP Genel Başkanlığı’na, eski Başbakan Tansu Çiller’in desteklediği eski DYP İstanbul İl Başkanı Süleyman Soylu seçildi. DP’nin 4. olağünüstü büyük kongresi, dün Selim Sırrı Tarcan Spor Salonu’nda yapıldı. Kongre salonunu, genel başkan adaylarından Çağrı Erhan ile Soylu taraftarları doldurdu. 16 adayın çıktığı kongrede, yapılan oylama sonucu adaylara 10 dakika konuşma süresi tanınması kararı alındı. Nevval Sevindi çekildi İlk konuşmayı yapan Nevval Sevindi, Soylu lehine adaylıktan çekildiğini açıkladı. İkinci konuşmayı yapan Aytun Çıray da, eski DP lideri Mehmet Ağar ile eski Başbakan Tansu Çiller’in “dublörlerinin” yarıştığı bir kongre yaşandığını belirterek, siyasi açıdan kongreyi meşru görmediği için genel başkanlıktan çekildiğini açıkladı. Çekilmeler nedeniyle başkanlık yarışına 10 adayın girdiği ilk turda; Soylu 477, Ağar’ın desteklediği Erhan ise 428 oy aldı. İlk iki turda salt çoğunluk olan 606 oy gerektiği için ikinci tur oylamaya geçildi. İkinci tur oylama öncesinde Soylu’yu destekleyen Ağar’ın eski kurmayı Serhan Yücel, saf değiştirerek, Erhan’ın yanına oturdu. Bu sırada, partinin etkili isimleri kendi destekledikleri adaylar lehine delegeler üzerinde kulis yaparak baskı kurmaya çalıştı. İkinci tur oylamada Soylu 472 oy alırken, Erhan’ın oyları 397′ye düştü. Salt çoğunluğun gerekmediği üçüncü turda, Soylu 529 oy alarak, genel başkan seçildi. Erhan’ın oyları ise bu turda 271′e düştü. KONGREDEN NOTLAR Genel başkan adaylarından Çağrı Erhan ile Süleyman Soylu taraftarlarının karşılıklı sloganları, kongre salonunda zaman zaman stadyum atmosferi oluşturdu. Soylu, salon turu sırasında Erhan’ın yanına gelerek elini sıktı. İki adayın birbirine sarılması salondaki gerilimi azalttı. 16 adayla başlayan kongrede, yapılan oylama sonucu adaylara 10 dakika konuşma süresi tanındı. İlk konuşmayı yapan Nevval Sevindi, Süleyman Soylu lehine adaylıktan çekildi. Erhan, televizyon muhabiri olan eşi Melek Erhan ile birlikte kürsüye çıktı. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu kongreye telgraf gönderdi. Parti yöneticilerinin çoğunun katılmadığı kongrenin protokol bölümünde Necmettin Cevheri, Hasan Ekinci, Nahit Menteşe ve Saffet Arıkan Bedük gibi partinin eski ağır topları yer aldı. Kongre salonuna, Atatürk’ün yanı sıra DP – AP – DYP çizgisi içinde Celal Bayar’dan bu yana görev yapmış bütün genel başkanların posterleri asıldı. e-muhtıraya Ağar tepkisi Ağar, kongrede 15 dakika süren bir konuşma yaptı. Seçim sonuçlarından dolayı mahcubiyet içinde olduğunu belirten Ağar, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecindeki Genelkurmay bildirisine atıfta bulunarak şunları söyledi: “Ortaya konulan e-muhtıra siyasetin zeminini altüst etti, böylece AKP ve CHP’ye gün doğdu. Durduğumuz yer net iken, muhtıra ile tablo değişti. Türkiye’nin siyasi yapısı altüst oldu. Seçimler AKP’ye hediye edilmiştir.” Ağar konuşmasının ardından, partililerin gözyaşlarıyla uğurlandı.