Aralık 28, 2007

Girit Mübadili

Aralık 28 2007Yorum Yok Kategori: Güncel

Gitmek mi kalmak mı diye tartışmalar almış başını gitmiş ülkemde.Ben de anneannemin beş kardeşle evlerini, memleketlerini bırakarak yollara düşmelerinin hikayesini hatırlıyorum.Babaannemin son kez Rodos’a dönüp bakışını ve kucağındaki bebeğe(babam) sarılışını hayal ediyorum.Yollara düşmüş ellerinde geçmişlerinden hiç bir şey olmadan yollara düşen kağnılar, insanlar ve ölenler…Onlarla hep bırakıp gitmenin hüznünü yaşadım.Kalbini, evini ve dostları bırakmak geride….. İşte Girit’ten gelen bir ailenin son anıları:”Sene 1924. Mübadele başlamış. Herkeste bir telaş. ”

Hem bir Türkiye’ye gelişi hakediş var, hem de vatanın olarak bildiğin topraklardan ayrılışın hüzünü birarada yaşayış var.Komşuluklar, dostluklar hepsi biranda değerini yitirmiş. Çünkü ya gidiceksin ya kalıcaksın.Kendi derdine düşmüş insanlar. Malını mülkünü esasında gelecek için çabaladığın herşeyini terkediş. Üzülmeli mi? sevinmeli mi?. Benim ailem alabileceği şahsi eşyalarını toparlamış,ve gereken işlemleri çok büyük zorluklar içinde tamamlamış.BüyükDedem çokta yırtık birisi olmadığı için işlemleri tamamlamakta oldukça gecikmiş.Belkide vatanını terketmemek adına son bir umutla antlaşmadan geri dönüş olur mu? beklentisiydi Onun bukadar yavaş ve ağır olmasının sebebi.Tümbu beklenti ve karmaşa içnde Bizimkiler ancak enson mübadele gemisiyle Türkiye’ye gidiş yapabileceklermiş.Tüm hazırlıklar tamamlanmış gemiye binmek üzere limanda toplanılmış.Herkes son bir defa geriye bakıyor. Ve gemi yolcularını almağa başlamış. Ozaman anneannem 5 yaşlarında. Haminnem anneanneme AMCALARININ NERDE OLDUĞUNA BAKMASINI SÖYLÜYOR. Anneannem amcalarını ararken yolu kaybetmiş.Büyükdedem anneannemi aramaya çıkmış. Gemi kalkmak üzere ve Türkiye’ye giden son gemi.Kaçırırlarsa mal varlıklarından vazgeçtikleri için içbir haklarıda kalmamış. Ve herkes Anneannemi arıyor.Neyseki büyükdedem son anda anneannemi bulmuş ve gemiye ailece binebilmişler. Anneannem buhikayeyi anlatırken hep gözleri dolar acaba gemiyi kaçırsak daha mı iyi olurdu diye sorardı.Sonrada ozaman sen olmazdın güzel kızım.Neolursa olsun kimse beni TÜRK olmaktan vazgeçiremez derdi. Büyük Anneannemin Adı Hüsniye Viyolaki(Hanya) Büyük Dedemin Adı Hüseyin Palikaraki(Kandia) imiş..Türkiyede İzmir’e gelince Özyiğit soyadını almışlar.Anneannemin Adı Nevber’di. Nur içinde yatsın. Anlattığı hikayelerden en net aklımda kalan ve beni en çok etkileyeni şudur: Sanırım sene 1922.Rahmetli büyük dedemle haminnem korku içindeymişler.Çokbüyük bir dedikodu yayılmış. Ve bu dedikodu bütün Türklerde korku, endişe ve hüzün yaratmış. Dedikodu ise KEMAL öldü diye bir laf durmadan ortalıkta dolaşıyormuş.Rumlar’ın hal ve tavırları daha bir rahat, pervasızmış. Türkler’e daha bir ters ve kötü bakılır olmuş.Rahmetli büyük dedem bakmış olucak gibi değil, haminnemle konuşup işn gerçeğini öğrenmek üzere dışarıda dolaşıp bir sorup soruşturma kararı almış.Büyük Dedem tüccar yadabenzeri bir iş yapıyormuş. Ancak korkudan uzun süre dışarı çıkamamış.Fesini ceketinin içine saklayıp çok güvendiği bir Rum arkadaşının yanına gitmiş.Büyük Dedemin çekingen ve korku dolu halini arkadaşı hemen anlamış. Hayırdır Hüseyin Efendi nedir bu halin evdekilere bişeymi oldu demiş. Dedemde hayır heryerde KEMAL öldü diye konuşuluyor , korkuyoruz, senden işin doğruluğunu öğrenmeye geldim demiş.Saçmalama Hüseyin Efendi KEMAL ölür mü hiç, ölse bu Rumlar hiç böyle durur mu? Sizlere etmediklerini bırakmazlar. KEMAL’İN öldüğü falan yok, Bu laflar bizimkilerin uydurması, sizleri korkutup rahatsız etmek için yayılmış dedikodular. Boşver sen git işlerine bak, bir şey olursa ben sana haber yollarım demiş. Böylece Büyük Dedem eve dönüp herşeyi haminneme anlatmış.Ve biraz rahatlamışlar. Haminnem Girit’te kız meslek lisesi öğretmeniymiş. Çok marifetli bir kadın olduğu şuan hepsi bende olan Girit’ten gelen haminnemin yaptığı elişlerinden belli.Mümkün olduğunca özenle saklıyorum. Benim Ailem son Girit Mübadilidir Ailemin çektiği zorluklar; yaşadıklarım benim daha fazla Tük olmama sebep oldu.Bu konuya verdiğiniz önem için teşekkür ederim.
Gönderim Zamanı: 24-12-2007 12:37:22
hülya güney

DUYGU YOLSUZLUĞU “Ağabeyim imamdı Almanya’da” diyordu Tokatlı yaşlı bey. Ölürken bana dedi ki; “hayatta yaptığım en büyük hata Yimpaş’a para toplamak ve para kaptırmak”.Bana da çok ısrar etti ben para vermedim derken gözlerinde hüzün vardı. Almanya ağırlıklı olmak üzere Avrupa’daki işçilerimizin alın terini, geleceğini çalan insanların dini, camiyi,imamı, duyguları sömürmesi onların acımasızlığı konusunda yeterli kanıttır.Kimseye acımayan kendi şahsi hesapları ve ilişkileriyle dünyayı yöneten ego-merkezli bu faşist ideolojinin elemanları kalpsiz. Nasıl Müslüman sayılır ki kalpsiz biri? İntihar edenler, sokaklara düşenler,delirenler ve de ruh hastası olanlar. Evlerin içini gezdiğimde bu sahipsiz insanları izlemek iman sahibi bir insanı da hasta edecek durumdaydı. Hukuk devletinin olmadığı ve sahip çıkmadığı bir düzende “vermeseydiniz enayiler” demek ne kolay! Bu insanların suçu var mı?Var, yüksek faizin adını değiştirip kar payı yapınca senin 5000 Euro nasıl ayda fazladan 1500 Euro doğurur? Hırs ve tamahkarlık alın teri denen altın yumurtlayan tavuğu kestirdi. Ancak memleketime fabrika yapılsın diyenler de dolandırıldı. Yozgat’ta fabrika için para yatıran Adanalı İbrahim İnce gibi. Ne oldu? Kalp krizinden öldü. Almanya ekonomik olarak çöküyor. 13 milyon yoksulu var.Bunun 1 milyonu Türk. Türkler bu aşağı tabakada olmayacaklardı.Çünkü onlar yemediler içmediler para biriktirdiler. Şirketlerin içini boşalttıklarını rahatça söyleyen(neden söylemesin bugüne kadar hop ne oluyor diyen olmamış , hala da yok)Yazısız çizisiz para vermedim diye de sevinemediler çünkü şirketlere kar ortağı yap sonra içini boşalt hava alsın millet. Utanmadan adam diyor ki:”14 ülkede yatırım yaptık paralar boşa gitmedi”. Sürünen insanların gözüne baka baka söylüyor bunu Müslüman! Sonra ne diyor:”Savcılardan şimdiye kadar ifade talebi olmadı”. Ne güzel! Kimi tebrik etmeli savcıları mı, adamı mı,onu koruyanları mı? Eğer Hanefi Avcı olmasaydı İsviçre savcısından da haberimiz olmayabilirdi. İsviçre’den 14 klasör dosya geldi de ne oldu? Tercüme etsin diye bir memura verilip on yıl kadar sen çalış zamanaşımına girince haber veririz demişler herhal!Çünkü almancalar tercüme edilmiş yıllar içinde sağ olsunlar Fransızcalar kalmış. İçişleri Bakanı diye bir koltuk var mıydı bu ülkede? Toplanan paraları bavulların üstüne oturarak kapatanlar (o günlerde bedava yeyip içerek şişmanlamışlar muhtemelen) özel kuryelerle (imamlar dahil) paraları her yere sokmuşlar. İsviçre’ye de böyle aktarılmış paralar. Milyarlarca euroluk dövizin yüzde 10’u Almanya’daki kişisel hesaplara, %50si Yimpaş ‘ın Türkiye’deki firmalarına!Yüzde 40 en güzel,manzaralı yere kurulmuş ;Yimpaş yöneticilerinin Türkiye’deki yakınlarının özel hesaplarına.breh ,breh! Yimpaş’ın bir çok yöneticisi, eli kanlı paralara ahlı insanların dövizlerine bulaşmış bu insanlar bugün politika yapıyor. Avrupa’da olsa hükümet istifa etmek zorunda bırakılırdı. Nerde o günler….Dedikodu olsa üstüne atlayacak bin yazardan bu konuda on yazar kalıyor. Nedense… Hürriyet dünya çapında bir habercilik ve gazetecilik yaparak Türkiye’nin menfaatlerini korumuştur. Türkiye hukuk devleti ise bir haftadan fazladır yapılan yayını,bulguları mahkemede değerlendirir. Zaten uzun bir zaman aşımı olmuş ama hak yerini bulmadan bu konu burada kalırsa Allah bütün eli o paraya değmişleri gazabıyla yakacaktır. Onların buna inanmadığını biliyorum yalan söyleyenden Müslüman olmaz zaten de,insan da olmaz. Gelin bunu temizleyin.vebalin ağırlığı kucakladığınız altınlardan fazladır emin olun. Geçen yıl görevini bırakana kadar holdingin “kara kutusu” olarak bilinen Kadir Şöhret, Yimpaş’ın patronu Dursun Uyar’a, “Dursun Bey, ahiretini düşün” diye mektup yazdığını ancak bunun etkili olmadığını söyledi. Bu habere göre pek umut yok yani. Dursun Uyar’ın af kapsamında ertelenen davası bir göz yummayı aşina kılmıyor mu? Türkiye’de sık rastlanan egosundan başka kuş tanımayan yönetici bolluğu Yimpaş’ta da var. Kara kutu söylüyor:” Bu hale gelmesindeki sebep ise yönetimdekilerin “Yimpaş benim, istediğimi atarım” anlayışıdır. Başkanın etrafına dolan iyi niyetli arkadaşlarımızın dışındakiler, ’size karşı’ deyip o insanlara da başkanı da düşman ettiler. Zarar eden şirketleri büyük kár ediyormuş gibi gösterdiler. Ama biliyoruz ki Yimpaş, yüzde 50’nin üzerinde zararla gidiyor. Zarar her gün biraz daha büyüyor. Geçenlerde yönetimdeki bir arkadaşıma durumu sordum. ’Ortaklar para alamaz’ dedi. Bu ne utanmazlık. Madem öyle sen niye paranı alıyorsun. İçerde neler konuşulur böyle dışarıda Müslümanlık kisvesi (postuyla)gezilir elbette. Herkes bir post bulmuş kendine geziniyor kurt misali.Toplum,millet ne yapsın? DUrsun uyar paralar yabana gitmedi Orta Asya’da demişken kara kutu diyor ki: “Türkmenistan’mış, Avustralya’ymış, paraların nereye gittiğini ben biliyorum. Adam şirketi zarar ettirerek bitirmiş ama kendisi hanedan olmuş. Sonra denilecek ki falanca şirkete şu para verilmiş. Hayır, burada 100 bin insan dolandırılmış. Emanete hıyanet edilmiş. Bu konuları Yönetim Kurulu Başkanımız Uyar’la çok konuştum. Bize bir yıl içinde şirketleri düze çıkarıp kendisinin ayrılacağını söyledi. O zaman şirketlerin zararı 80 trilyon lira ise bugün 100 trilyon lira. İşte bir Türk yöneticilik klasiği: “Krizde bile bazı dalkavuk insanların maaşlarına zam yapıldı. Yumruk yumruğa girecek hale gelmiştik.” Yalaka ol,dalkavuk ol hayatın para içinde yüzsün ….. Herkesi de buna özendir ya da tehdit et ki işler yürüsün….. Bunları uygulayan yöneticiler ebedi başkan oluyor memlekette.Öyle çok tanıdım ki anlatamam. Zavallı bu ülke içeride ve dışarıda sömürülmekte. Sömürenler liyakatsiz ve ehil olmayan şaklabanlar. Şekli yaşayan ve düşünenlerin sonu asli bir boğulma ….. Bunu anlamak ve milletin asılla kopyayı birbirinden ayırma zamanı gelmiştir. Türkiye zihinsel yapılarında,seçimlerinde ve lider tanımında devrim yapmadıkça bu filmi hep görecek. İster Banker Kastelli olacak adı,ister Uyar ….. Kazanın doğurduğuna inanan öldüğüne de inanmak zorunda kalacak. Avrupa’ya bu kadar kızıp köpüren ahlaksızlık yuvası diyenlere duyurulur: Bu ahlaksızlık değil mi? Bu ahlaksızlığı sen ört bas ederken Avrupa mahkeme ve savcıları araştırmadı mı? Kim ahlaksız? Ahlakı sadece cinsellik sananlar veya sanılmasını isteyen taşra zihniyetliler kimleri kandırıyor acaba?Kandırılan farkında mı? Ahlak bir bütün olarak algılanmadıkça ve hayata geçmedikçe Türkiye dünya sahnesinde oynayamaz. Türkleri dünya sahnesine taşıyan asırlarca “Türk asrı” denmesine neden olan Çağlar adaleti uyguladığı dönemlerdir. Değerler kaybolunca insanlık kaybolur.İslamiyet’e de bundan fazla kötülük yapılamaz zaten. Katılan herkesi tebrik ediyorum. Parasını kaptıranlar öykülerini yazsın ve yayınlayacağım. Bir kamuoyu yaratmak gerekir.Kaç yüzbin insansınız…. Deşifre edin kötüleri.hep kötüler ittifakı kazanıyor bir de iyiler ittifakı kazansın. Kötüler kolayca ittifak kuruyor menfaatle iyiler ittifak kuramıyor. İyiliğin ittifakı ebedidir. TARAFSIZ CNN’DE MAĞDURLAR KONUŞAMADI Dursun Uyar ise bol bol konuştu. Devamlı ayni savunmayı yapan Uyar’ı AKPli komisyon Başkanı bile yalanladı. Telat KArapınar dedi ki:Yimpaş dahil bunların hepsi sahtekarlık ve dolandırıcılık yapmıştır.Milleti kandırmıştır.Raporda bunu açıkça yazdık. Nedense bu ne demek?Neden yalan söylüyorsun Uyar diyen çıkmadı!! AMa BAşbakan “son günlerde YİMPAŞ modası çıktı diyor… Yolsuzlk artık moda değil demek ki ona göre. Hiç olmazsa tefecilerle bizi bir araya koyamazsınız diyerek Dursun Uyara tefeci demsine sevinelim yeter sanırım.Bu kadarı adam olana çok bile!!! 4 saati aşan programda açık ve netolarak nitelikli dolandırıcılık yapan Yimpaş ve benzerleridir ve bu Avr.da tespit edilmiş mahkeme ile karara bağlanmış bu nedenle de Dursun uyar kırmızı bültenle aranmaktadır denmedi! Yozgatta herkes Yimpaşsever olabilir de (bal tutan parmak yalar hesabına) diğerlerine ne demeli? Ahlak nedir diye biz soralım o zaman?

Benazir Butto

Aralık 28 2007Yorum Yok Kategori: Politika

Pakistan’ı çok seven ilk Müslüman kadın Başbakan Benazir Butto’ya Allahtan rahmet diliyorum.Politikada babasını, kardeşlerini kaybeden Butto mücadeleden yılmayan kadın önderlerdendi.Fanatizmin düşmanı ve demokrat bir kimliği olan Butto fanatizmin terörüne kurban oldu.Politikada demokratikleşenin,demokratik yapının ve kuralların önemini anlamak istemeyenlere Butto’nun ölümü bir şamardır.

Sistemi tıkayan,demokrasi sürecini işletmeyenler fanatizmi besler. radikalleştirir olduğu noktayı.Demokrasinin tüm kurallarıyla yaşaması için onu işletmek ve uygulamada örnek olmak gerekir. Anladın sen… askeri darbeler demokratik sürece indirilmiş keskin darbelerdir. Gitmeyen,koltuklara yapışmış liderler de fanatizmin yoldaşıdır. 1993′de yayınlanan Türkiye-İran kitabımın arka kapağında şunlar yazıyordu:”İran Devrimi gündelik haber değerinden daha fazla bir anlam taşımaktadır. Çünkü zamanı donduran ve önemli kılan “o günün” bakış açısıdır. Amacım, yaşadığım çok ilginç üç dönemi anlatmak: Şah, devrim ve devrim sonrası bir yıl. Bu son dönem tüm Humeyni yönetiminden farklı bir sosyal görüntü sunmaktadır. İran Devrimi, bu yüzyılda Rus ve Çin devriminden sonra bir toplum tasarımı olarak ortaya çıkan son devrimdir. İran’ı ve İran’da olanları anlamak Türkiye için bir zorunluluktur. Türkiye aşiret gücüne ulaşmak yerine demokrasiye, açgözlülüğün politikası yerine politikalar üreten kurumlara ulaşmayı hedeflerse Ortadoğu’daki ve dünyadaki yerini belirleyebilecek ve bunu bir güce dönüştürebilecek. Kendi kültürümüzü tanımak ve “öteki” kültürleri anlamaya, bilmeye çalışmak bunun temelidir.

Sayfa 1 / 11